Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Piri reisin kullandığı izdüşüm yöntemleri

Hakan811

Level 6
TM Üye
Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
3 Şub 2009
Konular
926
Mesajlar
1,426
Beğeniler
31
MmoLira
0
DevLira
0
#1
Piri Reis’in yararlandığını söylediği haritalar çeşitli ülkelere ait olup, bunların çeşitli ölçekleri ve birçoğu aynı izdüşüm sistemli olsa dahi bazılarının daha başka izdüşümlü olması olasılığı vardır. Bunların bazıları çok yeni, bazıları da yüzyıllara aittir. Bu haritalarda kullanılan deniz mili ölçü sistemi de değişiktir. Piri Reis bir kartograf (haritacı) olmayıp, mesleğinin gereği harita ve pusula ile ilgisi olup, pergel kullanan bir denizcidir. Birçok haritanın ölçekleri ve izdüşümlerini haritasının izdüşümüne çevirerek ve mil ölçeklerini kıyaslayarak, her ne kadar “matematiksel bir temele dayanmadığı” şeklinde yanlış olarak yapılan anlamsız iddianın aksine; matematiksel olarak düzlem trigonometri prensiplerine göre yapılmış olduğu kanıtlanmıştır. Bu prensibe dayanan izdüşüm sistemi haritanın tamamlandığı 1513 yılından 56 yıl sonra Gerard Mercator tarafından bulunacak; Ekvatora teğet silindirik izdüşüm, denizcilerin kullanacağı tipteki haritaların çizilmesinde, enlem aralıklarının ortalamaları için o zamanlar bilinmeyen logaritmanın 1614’de bulunup kullanılır hale geldiği 1624 yılına kadar 55 yıl daha geçmesi veya beklemesi gerekecekti.

Harita yapımında, iki türlü projeksiyon (izdüşüm) yöntemi kullanılmaktadır.Bunlardan birincisi yukarıda bahsedilen Mercator’un bulduğu ve kendi adıyla anılan projeksiyon yöntemidir.Bu yöntemde şeffaf bir küre üzerine çizilmiş ve ortasında bir ışık kaynağı bulunan dünya haritası yarı saydam bir obje ile, örneğin yarı saydam bir kağıt (mulaj kağıdı ) ile kaplanmış bir silindirin içine koyulur.Işık kaynağından gelen ışık küre üzerindeki dünya haritasının izdüşümünü, silindirin üzerindeki kağıda düşürür bu kağıt açıldığında – ki bu bir dikdörtgendir – harita, düzlem üzerine geçmiş olur. Günümüzde haritalar uydu ve bilgisayar yardımı ile yapılmakla birlikte temel yöntem hala aynıdır.

Kutuplara yakın bölgelerde ise kürenin üst kısmının silindirin kenarlarına olan mesafesi arttığından şekiller (izdüşümler) bozulur. Bu nedenle kutuplara yakın bölgelerde ve kutuplarda silindir yerine koni kullanılır ve bu projeksiyon yöntemine nomonik projeksiyon adı verilir.









Haritanın çiziminde kullanılacak olan izdüşüm sistem hesaplarının Arap aleminde 1030 yılında bilinmekte olduğunu Biruni’nin eserinde yapılmış olan açıklamalardan öğreniyoruz. İzdüşüm geodezi’de “…yer elipsoidini harita düzlemi üzerinde matematik olarak gösterme metodudur…” diye tarif edilir. Piri Reis yerkürenin eğik bir yüzeye sahip olduğunu açık denizlerde gezmesinden dolayı karada yaşayan bir kimseden daha iyi bilmektedir. Mesleği gereği hep ufuk arkasından görünecek gemileri kollamıştır.

Marinus’tan kopyalanmış, Arap’lardan öğrenilmiş demek boş sözlerdir. Harita matematiksel bir temele sahip olmasaydı hesaplanan koordinatların birçoğunun sıfır hataya sahip mevkiler haritaya nasıl markalanmış olacaktı? Bu mevkilere birkaç örnek olarak; Karayip Denizinizdeki rüzgar üstü adaları, Arjantin’deki Negro Nehri, Cape Verde Adaları, Azor Adaları, Amazon nehri gösterilir

Haritanın en büyük özelliği kıtaların ekvatora doğru genişleyip ,şişkinleştiği ; kutuplara doğru ise uzayıp , inceldiğinin görülmesidir.Bu normalde klasik harita yapma yöntemlerinde kullanılan ne merkator projeksiyon yöntemi ne de kutuplara yakın bölgeler için kullanılan nomonik projeksiyon yöntemlerinin biri veya beraber kullanımı ile elde dilemez.Bu ancak atmosferin 80-90 km üzerine çıkılıp uzaydan dünyaya bakış sonucu elde edilebilecek bir görüntüdür.Çok ufak hatalara ve farklılıklara rağmen uzaydan dünyanın ve kıtaların görünümü ile Piri Reis’in haritaları çakışmaktadır.
 
Üst