Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Halkla İlİŞkİlerle İlgİlİ Temel Bİlgİler

Hakan811

Level 6
TM Üye
Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
3 Şub 2009
Mesajlar
1,426
Beğeniler
31
MmoLira
0
DevLira
0
#1
HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER
1. HALKLA İLİŞKİLERİN NİTELİĞİ
1.1. Halkla ilişkiler Kavramı ve Tanımı
Türk halkla ilişkiler uzmanı ASNA'ya göre halkla ilişkiler, "özel ya da tüzel kişilerin belirtilmiş kitlelerle dürüst ve sağlam bağlar kurup geliştirerek onları olumlu inanç ve eylemlere yöneltmesi, tepkileri değerlendirerek tutumuna yön vermesi, böylece karşılıklı yarar sağlayan ilişkiler sürdürme yolundaki planlı çabaları kapsayan bir yöneticilik sanatıdır" (AŞNA 1993).
Yukarıda sıraladığımız bu tanımlar halkla ilişkilerin ne olduğu konusundaki çeşitli görüşlerin ortak yönlerini ve dolayısıyla halkla ilişkilerin özelliklerini belirtmek olanağı vermektedir. Gerçekten, konu ile ilgili yazarların bu tanımlardan çıkardıkları ortak sonuçları ya da öğeleri aşağıdaki biçimde özetlemek mümkündür (AŞNA 1993; TORTOP 1993; KAZANCI 1997):
a) Halkla ilişkiler iki yönlü bir iletişime dayanır. Bu iletişim ilişki kuran kuruluş ile ilişki kurulan halk arasında gerçekleşir, iki yönlü bu iletişim sonucunda karşılıklı yararlanma söz konusudur.
b) Halkla ilişkilerin iki temel işlevi bulunmaktadır. Biri kuruluşun çalışmaları hakkında halka bilgi vermesi veya halkın aydınlatılması (tanıtma) işlevi, ikincisi ise halkın tepkilerinin ve isteklerinin öğrenilmesi (tanıma) işlevidir.
c) Halkla ilişkilerin genel amacı, halk ile kuruluş ilişkisini iyileştirmek, kuruluş için güven ve destek sağlamaktır. Halkın kuruluşu desteklemesi, onun kendisi için yararlı ve olumlu işler yaptığına inanmasına bağlıdır. Bu da, kuruluşun olumlu işler yapması ve yaptıklarını halka anlatması ile sağlanır.
d) Halkla ilişkiler çağdaş yöneticilik anlayışının temel öğesi olup yönetimin önemli bir etkinliğidir.
1.2. Halkla ilişkilerde Hedef Kitle ve Kamuoyu
Halkla ilişkiler etkinliğini kavrayabilmek ve başarılı bir biçimde yürütebilmek için hedef kitle ve kamuoyu kavramları üzerinde durmak ve anlamlarını belirtmek gerekir.
1.2.1. Hedef kitle
Bir kuruluşun halkla ilişkiler çalışmalarında ilişki kurulacak kişiler ve gruplar hedef kitle olarak isimlendirilmektedir.
iki tip hedef kitle söz konusudur: İç hedef kitle ve dış hedef kitle (SABUNCUOGLU 1998). iç hedef kitle kapsamında kuruluşta çalışanlar, çalışanların üyesi olduğu sendikalar ve çok ortaklı kuruluşlarda ortaklar yer alır. Dış hedef kitle ise, kuruluşun dışındaki kişileri ve grupları kapsar. Bunlar: Tüketiciler, bayiler, kamu kuruluşları, meslek örgütleri, finansal kuruluşlar, eğitim ve araştırma kurumları vb. kitlelerdir. Örneğin, bir üniversitenin hedef kitlesi arasında öğrencileri, onların anne ve babalarını, mezunlarını işlendiren kamu ve özel sektör kuruluşlarını, öğretim üyeleri ve araştırma görevlilerini, üniversitenin çeşitli yönetsel birimlerinde çalışan görevlilerini, üniversiteye gerekli ödenekleri sağlayan hükümet yetkililerini, yasama organı üyelerini, işbirliği yapılan ulusal ve uluslararası bilim ve araştırma kurumlarını, çalışmalarının sonuçlarından yararlanan geniş halk kitlelerini sayabiliriz. Aynı biçimde bir anonim şirket niteliğindeki bir özel endüstri kuruluşunun hedef kitlesini de ortakları, ürettiği malın satıcıları, tüketicileri, ilişkide bulunduğu resmi kuruluşların yöneticileri ve görevlileri ile kuruluşun etkinlikte bulunduğu yerde yaşayan insanlar oluşturmaktadır.(MIHÇIOĞLU 1971a).
Bu kısa açıklamadan da anlaşılacağı gibi, halkla ilişkiler etkinliğinde amaca ulaşabilmek için hedef kitlenin belirlenmesi ve özelliklerinin öğrenilmesi büyük bir önem taşımaktadır.
1.2.2. Kamuoyu
Halkla ilişkiler bir tanıma göre, kamuoyunu etkileme ve ondan etkilenme sürecidir (MIHÇIOĞLU 1971a). Bu bakımdan kamuoyu kavramı ve onun oluşumu üzerinde kısaca durulacaktır.
Kamuoyu kavramı dilimizde İngilizce "public opinion" deyiminin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Public sözcüğü, daha önce de belirtildiği gibi halk ya da kamu anlamında olup ortak çıkarları ya da ilgileri bulunan kişilerin oluşturduğu grup veya grupları ifade etmektedir. Opinion sözcüğü karşılığı olan oy ise, bir eğilim, bir görüş veya bir kanaat anlamındadır. Buna göre kamuoyu, belli bir zamanda belli bir tartışmalı sorun karşısında ilgili gruplara hakim olan kanaattir (KAPANI 1996).

Kamu ve özel sektör kuruluşları başarılı olabilmek için uyguladığı politikalar, yaptığı eylemler, ürettikleri mal ve hizmetler etrafında belli bir kamuoyu oluşturmak zorundadırlar. Bu konuda halkla ilişkiler etkinliği önemli bir role sahiptir (BUDAK ve BUDAK 1995).
Kamuoyunu, meslek kuruluşları, dernekler, sendikalar, gönüllü kuruluşlar, siyasi partiler gibi örgütlenmiş gruplar (çıkar veya baskı grupları) ile basın belirler. Özellikle başta basın olmak üzere kitle iletişim araçlarının hem kamuoyunun sesini duyurma, hem de kamuoyunu oluşturma görevi vardır. Belirtmek gerekir ki, kamuoyu ancak sorunlar üzerinde çeşitli fikirlerin, değişik yorumların, çatışan görüşlerin tartışıldığı bir ortamda gelişebilir.
1.3. Halkla ilişkilerin Kapsamı
Bir kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek için gerek kendi örgütü içerisinde çalışan kimselerle gerekse örgütü dışındaki çevrede yeralan kuruluş ve kişilerle iyi ilişkiler kurmak zorundadır.
Kuruluş ile çalışanları arasındaki ilişkilerin büyük bir kısmı "personel yönetimi" ve onun özel bir araştırma kolu olan "insan ilişkileri" alanına; bir kısmı da endüstri ilişkileri yani, kuruluş ile çalışanların örgütleri olan sendikalar arasındaki ilişkiler alanına girmektedir. Aslında, personel yönetimi ve insan ilişkileri ile endüstri ilişkilerinin (işçi-işveren ilişkileri) temel öğesi geniş anlamda halkla ilişkiler ise de, halkla ilişkiler alanına giren sadece, kuruluş ile çalışanlar arasında daha iyi bir karşılıklı anlayış ve işbirliği geliştirmeye yönelik etkinliklerdir (ORRICK 1967). Halkla ilişkiler kapsamına giren bu etkinlikler sayesinde kuruluşa karşı çalışanların anlayış, güven ve desteğini elde etmek mümkün olabilmektedir.
Kuruluşun dış çevre ile ilişkileri de çeşitli amaçlarla olmaktadır. Genellikle bir kuruluş dış çevreden gereksinme duyduğu işgücü, hammadde, sermaye, enerji vb. gibi üretim öğelerini sağlar ve ürettiği mal ve hizmetleri de çevreye verir. Bu işlemler sırasında kuruluş çevredeki birçok kişi veya gruplar (Örneğin, tüketiciler, tedarikçiler, meslek örgütleri, devlet kuruluşları vb.) ile ilişkiler kurmaktadır. Kuruluşun çevredeki tüm bu kişi ve gruplarla ilişkilerini iyi bir biçimde sürdürebilmesi için çeşitli çabalarda bulunması söz konusudur. Kuruluşun dış çevre ile ilişkileri de başta halkla ilişkiler olmak üzere propaganda, reklamcılık, piyasa araştırması vb. gibi etkinliklerin konusunu oluşturmaktadır. Kuruluşun dış çevrede giriştiği halkla ilişkiler etkinliği ise, ilgi, anlayış, güven ve desteğini kazanmak istediği kişi ve gruplarla olan ilişkileri kapsamaktadır.
Buraya kadarki açıklamalardan anlaşılacağı gibi, kapsam itibariyle halkla ilişkiler etkinliği kuruluş içi ve kuruluş dışı halkla ilişkiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Gerçekte kuruluşta çalışanlar, kuruluşun çevresinde yer alan halkın bir parçasıdır. Bu nedenle, bir kuruluşun çevreyle iyi ilişkiler kurabilmesi için her şeyden önce kendi örgütündeki çalışanlarla iyi ilişkiler kurması gerektiğine ve iyi bir halkla ilişkilerin kuruluşun içinde başladığına işaret edilmektedir.
1.4. Halkla İlişkilerin Amaçları
Halkla ilişkiler genel olarak kuruluş için halkın güven ve desteğini sağlamak amacı güder. Bu genel amacın gerçekleştirilmesine yönelik başkaca amaçlar da vardır. Bu amaçları daha çok kamu kuruluşları yönünden aşağıdaki biçimde özetleyebiliriz (MIHÇIOGLU 1971a):
1. Halkı aydınlatmak, kuruluşu ve izlediği politikayı halka benimsetmek,
2. Halkta yönetime karşı daha olumlu tutumlar yaratmak,
3. Yönetimle olan ilişkilerde halkın işlerini kolaylaştırmak,
4. Kararların isabetli biçimde oluşturulması için halktan bilgi almak,
5. Yasalara uyulmasını sağlamak için yasaklar hakkında halka aydınlatıcı bilgi vermek,
6. Hizmetlerin etkin bir biçimde yürütülebilmesi için halkın işbirliğini sağlamak,
7. Yasal düzenlemelerdeki aksaklıkların giderilmesinde halkın öneri ve şikayetlerinden yararlanmak.
1.5. Halkla İlişkilerin İlkeleri
Halkla ilişkilerin ilkeleri kuruluşun başarılı olmasında iyi bir halkla ilişkiler kaynağı oluşturmaktadır. Bu ilkeleri aşağıdaki biçimde özetlemek mümkündür (GILBERT 1971, AŞNA 1993, SABUNCUOĞLU 1998):
Bireysel ya da grup halinde oluşturulan her ilişki bir etki bırakır. Bu iyi, kötü ya da kayıtsız olabilir. Bu ilke tüm diğerlerinin temelidir. Bireysel ya da grup halinde yapılan her iş ya da ilişki, değişik yollardan ilişki kurulan birey ya da bireyler üzerinde değişik derecelerde etki ya da izlenim oluşturur. Böylece söylenen ya da yapılan her şey kuruluşun hedef kitlesi üzerinde bir imaj (görüntü) yaratır.
- Beyan ve işlemlerde dürüstlük iyi bir halkla ilişkiler için zorunludur.
Her kuruluş, bireylerde olduğu gibi bir ada sahiptir. Bir kuruluşun başarılı olabilmesi iyi bir üne, bir derecede kamu güvenine sahip olduğunun duyulmasına bağlıdır.
Karşılıklı anlayış ile, kuruluş ile halk arasındaki sorunların pek çoğu çözülebilir. Dürüstlük halkla ilişkilerde gözetilmesi gereken en önemli ilkedir. Halkla ilişkilerde gerçeklerin hedef kitleden gizlenmemesi gerekir.
- İyi halkla ilişkiler için yineleme yöntemi uygulanmalıdır. Bu yöntem hedef kitleyi etkilemek ve mesajların kalıcı olmasını sağlamak için gereklidir.
- İyi halkla ilişkiler kamuoyunun lehte düşüncesine (görüşüne) bağlıdır.
Geniş bir tanımlama ile "kamuoyu" halkın ne düşündüğünü ifade eder. Psikologlar ve sosyologlar tarafından kamuoyu düşüncesinin etkisini belirleyen teknikler geliştirilmiştir.
- İyi halkla ilişkiler için uygun iletişim gereklidir.
İyi iletişim, kuruluş için hem gereksinme duyulan hizmetlerin saptanmasında hem de iyi çalışma ortamının sağlanmasında gereklidir. Bu, anlaşılmak ve takdir edilmek için yapılmalıdır. Doğru bilgiler verilmediği ya da alınmadığı zaman çok defa yanlış izlenimlere ve sonuçlara ulaşılacaktır.
- İyi halkla ilişkiler için inandırıcı olmak gerekir.
Halkla ilişkilerde mesajların sunulmasında inandırıcı olmak kuruluş için güven sağlanmasında önemli bir etkendir. Özellikle mesajlarda kullanılan sözcükler, semboller, sloganlar kamuoyunu etkilemede ve inandırıcı olmada büyük bir role sahiptir.
1.6. Halkla İlişkilerin Önemi
Günümüzde kuruluşların etkinlikte bulundukları çevrelerinde çok hızlı ve sürekli ekonomik, sosyal değişiklikler ve gelişmeler olmaktadır. Çevredeki bu değişiklikler karşısında kuruluşların varlıklarını sürdürebilmesi için başarılı ve etkili bir biçimde yönetilmeleri gerekir. Bunu gerçekleştirmenin yollarından biri de çevredeki çıkar ve baskı grupları adı verilen müşteriler, sendikalar, rakip kuruluşlar, devlet ve diğer kamu otoriteleri, meslek kuruluşları, gönüllü kuruluşlar vb. gibi güçlerle iyi ilişkiler kurmaktadır. Kuruluşların başarısı için, sözkonusu toplumsal grupların çıkarlarının, isteklerinin ve tepkilerinin gözetilerek onların güven ve desteklerinin sağlanması gereği gittikçe önem kazanmaktadır.
Gerçekten, kitle iletişim araçlarının (basın, radyo ve televizyon) yaygın ve etkin rol oynadığı, çıkar ve baskı gruplarının güçlü olduğu çağdaş demokratik toplumlarda sağlıklı, bilinçli ve duyarlı bir kamuoyu oluşabilmekte ve halk, kuruluşların yönetimlerini etkilemede ve uyarmada önemli role sahip bulunmaktadır.
Söz konusu baskı grupları içinde özellikle sivil toplum kuruluşları, ya da hükümet dışı gönüllü kuruluşlar, kalkınma program ve projelerinin hazırlanmasında, doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliğin korunmasında, çevre sorunlarının çözümünde büyük katkılar sağlamakta ve bu konularda kamuoyunun bilinçlendirilmesi ve yönlendirilmesi için yoğun çaba göstermektedirler.
Günümüz modern toplumlarında gittikçe güçlenen ve duyarlı hale gelen kamuoyunun artık desteklemediği işleri gerçekleştirmek kolay olamamaktadır. Bu nedenle kamuoyunun her alanda ağırlığını duyurduğu ve duyarlı olduğu ülkelerde kuruluşların etkinlik alanına giren kişiler ve gruplarla etkili bir işbirliği yaptıkları, başka bir deyişle yoğun bir halkla ilişkiler çabası içerisine girdikleri görülmektedir.
Ülkemizde de son yıllarda kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasının yanında, gönüllü kuruluşlar olarak bazı vakıf ve derneklerin, toplum adına kuruluşları denetleyip yönlendirme ve bilinçli bir kamuoyu oluşturma konusunda önemli bir işlev üstlendikleri gözlenmektedir. Buna koşut olarak da birçok kamu ve özel sektör kuruluşu halkla ilişkiler alanında etkinlikte bulunmak gereğini duymuşlardır. Bu nedenle gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşlarının yönetici kadrolarında görev alacak kimselerin de halkla ilişkilerin ne olduğunu, nasıl işlediğini öğrenmesi ve alınan sonuçlardan ne türlü yararlanacağını bilmesi gerekmektedir.
1.7. Halkla ilişkilerin Tarihsel Gelişimi
Halkla ilişkiler çabalarının başlangıcının kesinlikle belirlenememiş olmasına karşın bazı yazarlar, halkın yönetimler üzerindeki etkilerinin çok
2. HALKLA İLİŞKİLER SÜRECİNİN EVRELERİ
Daha önce de belirtildiği gibi bir kuruluştaki halkla ilişkilerin temel amacı, güdülen politikaları ve yapılan işleri halka benimsetmek ve halkın güven ve desteğini kazanmaktır. Bu amaca ulaşabilmek için, bir yandan ilişki kurulacak hedef kitlenin özellikleri, eğilimleri, düşünceleri ve tepkileri hakkında bilgi toplamak (araştırma), öte yandan da toplanan bilgilere dayanarak tanıtma plan ve programları hazırlamak (planlama), bunları uygulamak (iletişim) ve uygulama sonuçlarını denetleme ve değerlendirmek (değerlendirme) gerekmektedir.
Görülüyor ki halkla ilişkiler etkinliği genellikle birbirini izleyen dört evreden oluşan sürekli bir süreçtir. Söz konusu evrelerdeki çalışmaları şöyle özetleyebiliriz (AŞNA 1993, KAZANCI 1997, ONAL 1997, SABUNCUOĞLU 1998):
2.1. Bilgi Toplama (Araştırma)
Halkla ilişkiler çalışmalarında araştırma başlıca iki grupta toplanmaktadır (MIHCIOĞLU 1971 b). Birinci grupta yer alan araştırmalar genel nitelikte olup, bunlar; örneğin çeşitli iletişim araçlarının kamuoyunu etkileme dereceleri nelerdir? Kitle iletişim araçları arasında inandırıcılık derecesi yönünden farklar var mıdır? Kamuoyunun biçimlenmesine yol açan gerçek etkenler hangileridir? vb. gibi soruların yanıtlandırılmasına yönelik araştırmalardır, ikinci grupta toplanan araştırmalar ise kuruluşun karşılaştığı somut sorunlarla ilgilidir. Bunlar da;
a) Bilgi toplama amacına yönelik araştırmalar,
b) Halkla ilişkiler çalışmalarının sonuçlarının değerlendirilmesi amacını güden araştırmalar olarak ikiye ayrılmaktadır.
Bilgi toplama amacına yönelik araştırmalar ilişki kurulacak halkın özelliklerini, kuruluş hakkındaki bilgi ve düşüncelerini ortaya koymayı içermektedir. Bilgi toplama, toplum hakkında yazılmış kitaplar, gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılar, halktan gelen dilekçe ve mektuplar, kamuoyu araştırmaları, toplumu temsil edebilecek kişiler ve kuruluşlarla yapılan görüşmeler, taşradaki görevlilerden alınan raporlar vb. gibi yollardan olabilir. Toplanan bilgilerle kuruluşun ne türlü halkla ilişkiler sorunları ile karşı karşıya bulunduğu ve bu sorunların çözüm yolları ortaya çıkar.
Halkla ilişkiler çalışmalarının sonuçlarının değerlendirilmesi amacını güden araştırmalar ise harcanan çabaların ne derecede etkili olduğunu gösterir.
2.2. Planlama
Halkla ilişkiler çalışmalarının planlanması, halkla ilişkiler sürecinin ikinci evresini oluşturur. Bu evrede, araştırma sonucu elde edilen bilgilerden ve bulgulardan da yararlanarak kuruluşça girişilecek halkla ilişkiler kampanyasının bir planı hazırlanır. Söz konusu planda halkla ilişkiler kampanyası için gerekli para ve personel, halka iletilecek tanıtma mesajları, kullanılacak iletişim araçları ve kampanyanın süresi kararlaştırılır.
Hazırlanan planın mümkün olduğu takdirde, ilişki kurulacak hedef kitlenin tümüne uygulamadan önce, küçük gruplar üzerinde denenmesi ve bu ön denemeden alınan sonuçlara göre planda gerekli düzeltmelerin yapılması yararlı görülmektedir.
2.3. Uygulama
Araştırma evresinde toplanan bilgilere dayanarak hazırlanan çalışma planının uygulamaya konulması, halkla ilişkiler sürecinin üçüncü evresiyle ilgilidir. Bu evre yoğun bir iletişim çalışmasını kaplar. Bu evrede, ilişki kurulacak hedef kitleye kararlaştırılan süre içerisinde hazırlanan tanıtım mesajları çeşitli iletişim araçlarının (gazete, dergi, film, radyo, televizyon, toplantılar, sergiler vb. gibi) kullanılmasıyla iletilmeye çalışılır. Halkla ilişkiler sürecinin bu evresine "iletişim evresi" de denilmektedir.
2.4. Değerlendirme
Halkla ilişkiler kampanyasının dördüncü evresi, uygulama sonuçlarının değerlendirilmesini içerir. Bu evrede, halkla ilişkiler çalışma planının uygulama sonuçlarının ne ölçüde başarılı olduğu, beklenen hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı, ulaşılmadıysa bunun nedenleri saptanır. Bu ise hedef kitlenin tepkisinin (feedback) ölçülmesi ile sağlanır. Bunun için de çeşitli araştırma yöntemlerine (Kamusal anketler, hedef kitleden gelen dilekçe ve mektuplar, ilgili kişi ve kuruluşlar ile görüşmeler vb. gibi) başvurulması gerekir. Böyle bir değerlendirme sonucunda sağlanan bilgiler, halkla ilişkiler çalışma planındaki eksiklik ve aksaklıkları giderme olanağı verir ve ayrıca, bundan sonraki halkla ilişkiler çalışmalarına ışık tutar ve yardımcı olur.
3. HALKLA İLİŞKİLERİN TEKNİĞİ
3.1. Hedef Kitleyi Tanımak Amacıyla Kullanılan Araçlar
Gerek kuruluş içi gerekse kuruluş dışı halkla ilişkilerde hedef kitleyi tanımak etkinliği, hedef kitlenin çeşitli özellikleri, kuruluşa ilişkin düşünceleri hakkında bilgi toplamanın yanı sıra isteklerini öğrenmeyi, çevredeki değişimleri saptamayı kapsamaktadır. Tanımak etkinliğinde söz konusu olan hedef kitle hem kuruluş içi çalışanları hem de kuruluş dışı kişi ve kuruluşları içermektedir.
Hedef kitleyi tanımak amacıyla yararlanılan araçlar ve yöntemler şunlardır (BUDAK 1995, KAZANC11997 ve SABUNCUOĞLU 1998);
Belgesel Kaynaklar:
Bu tür kaynakların başlıcaları, hedef kitle hakkında yazılmış kitaplar, belgeler, raporlar, istatistikler, anılar, hedef kitleden gelen mektuplar, dilekçeler vb. dir.

Anketler:
Hedef kitleye yönelik düzenlenen anketler de hedef kitleyi tanımak, beklentilerini ve tepkilerini öğrenmek için başvurulan yöntemlerden biridir.
Toplantılar:
Gerek kuruluş içi gerekse kuruluş dışı hedef kitle ile ilgili bilgi toplamanın bir aracı da toplantılar yapmaktır. Bu toplantılar yöneticiler ile çalışanlar arasında olabileceği gibi, dış hedef kitlenin temsilcileri (Örneğin, meslek kuruluşları, dernekler, sendikalar, gönüllü kuruluşlar vb. gibi örgütlenmiş grupların temsilcileri) ile danışma toplantıları biçiminde de olabilir.
Basını izleme:
Gerek basının gerekse kuruluş dışı hedef kitlenin düşünce, görüş ve isteklerini öğrenmenin bir yolu da kuruluş hakkında basında çıkan yazıların izlenmesidir.
Halkla Yüz Yüze ilişki:
Gerek kuruluş çalışanlarıyla gerekse halkla yüz yüze ilişkiler kurulması da kuruluş içi ve dışı hedef kitlenin yakınmalarını ve isteklerini öğrenmenin bir başka yöntemidir.
4.2. Hedef Kitleye Kuruluşu Tanıtmak Amacıyla Kullanılan Araçlar:
Gerek kuruluş içi gerekse kuruluş dışı halkla ilişkilerde, hedef kitleye kuruluşu tanıtmak ve kuruluşun çalışmaları hakkında hedef kitleye bilgi aktarmak tanıtma etkinliğini oluşturmaktadır. Halkla ilişkilerde tanıtma amacıyla kullanılan araçlar aşağıdaki başlıklar altında incelenecektir.
4. ORMANCILIK YÖNETİMİNDE HALKLA İLİŞKİLER
4.1. Orman Ve Ormancılık Anlayışı Ve Gelişimi
Bilindiği gibi, ilk çağlardan beri ormanlar insanların çeşitli gereksinmelerini karşılamada önemli bir rol oynamıştır. Gerçekten, ilk insan yaşamaya en uygun ortam olarak ormanı seçmiştir. Yaşamını sürdürebilmek için ormanın kendisine sunduğu olanaklardan yararlanmıştır. Örneğin, yiyeceğini ormandaki çeşitli meyvelerden ve hayvanlardan sağlamış, her türlü araç ve gerecini ağaçlardan yapmıştır, insanların hayvancılık ve tarım ile uğraşmaya başlaması, ormanlarda hayvan otlatmasına ve tarla açmalara neden olmuştur.

İlk zamanlarda ormanlar kolektif bir mülkiyetin konusu olmuş ve herkes bu ortak maldan dilediği biçimde ve özgürce yararlanma olanağına sahip olmuştur. İlk sürekli yerleşmelerin başlaması ile gerek mesken yapımı gerekse çeşitli tarım aletleri imali için odun kullanımı önem kazanmıştır. Daha sonraları uygarlıkların kurulması üzerine ormanlara olan gereksinme eskiye oranla artmıştır.
Hayvan otlatması, açmacılık ve düzensiz ağaç kesimi biçimindeki yararlanmalar nedeniyle ormanlar daha çok tahrip edilmeye başlamıştır. Bu durum karşısında çeşitli ülkelerde ormanlardaki gelişigüzel yararlanmayı bir düzene sokmak amacıyla birtakım hukuksal önlemlere başvurulmuştur. Daha sonraki tarihlerde, hukuksal düzenlemelerin yanı sıra, ormanlarda gençleştirme ve odun üretiminin planlanması gibi ormancılık tekniği ile ilgili bazı etkinliklere de girişilmiştir. Böylece adına ormancılık dediğimiz, ormandan sürekli yararlanmayı öngören planlı ve teknik bir üretim etkinliği ortaya çıkmıştır.
Türkiye'de de genel orman ve ormancılık anlayışı diğer ülkelerdekine benzer bir gelişme göstermiştir. Gerçekten, yurdumuzda ormanlar uzun yıllar boyunca, dağda, kırda, bayırda kendiliğinden bitip büyüyen bir ağaç topluluğu ve hava, sular gibi doğanın bir parçası olarak algılanmış ve herkesin dilediği biçimde yararlanmasına açık tutulmuştur.
Yakın tarihimizde bu anlayışta bazı değişmeler olduğu gözlenmektedir. Bu değişmeler ormanların devlet maliyesi için bir kaynak olarak kabul edilmesi yönünde olmuştur. Ancak, bu anlayış değişikliği olumlu bir gelişme sayılamaz. Zira bu durumda, ormanların herkes tarafından yağma edilmesi yerine, Devlet için istismarı öngörülmüştür. Gerçekten bu dönemde yurt ormanları müteahhit eliyle ağır biçimde kullanılmış ve tahrip edilmiştir.
Ormanları modern bir anlayışla yenilenebilir bir kaynak, topluma çeşitli yararlar sağlayan ulusal bir servet; ormancılığın da ekonomik bir sektör, planlı ve teknik bir üretim etkinliği olarak kabul edilmesi ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Bu dönemde, ormanlardan herkesin gelişigüzel yararlanmasını öngören anlayış terkedilmiş, ormanların toplum yararına planlı ve düzenli bir biçimde ancak yetkili organlarca işletilebileceği öngörülmüştür. Günümüzde Devlet, hemen tüm ormanlarda örgüt kurmuş ve ormanların modern usullerle korunması, işletilmesi ve yenilenmesini güvence altına almıştır.
Bu gelişmelere karşın üzülerek belirtmek gerekir ki, öteden beri insan ruhuna yerleşen yanlış orman anlayışının bugün bile izlerine rastlanmaktadır. Günümüzde ormanı doğanın bir nimeti olarak görenler ve her türlü yararlanmaya açık tutulması gereken bir varlık olarak algılayanlar bulunmaktadır. Öteki etkenlerin yanı sıra yanlış orman anlayışı ve ormancılığın işlevlerinin halk tarafından gerçek anlamı ile algılanamamış olması nedeniyle ormancılık örgütü görevlerini yürütürken halkla mücadele zorunda kalmaktadır.
5. ORMANCILIKTA HALKLA İLİŞKİLERİN GEREĞİ, ÖNEMİ VE KAPSAMI
5.1. Ormancılıkta Halkla ilişkilerin Gereği ve Önemi
Bilindiği gibi ormancılık, toplumun başta odun maddesi olmak üzere, çeşitli orman ürünlerine olan gereksinmelerini, ormanların topluma sağladıkları sosyal ve kültürel (kolektif) hizmetleri de gözetmek suretiyle sürekli bir biçimde karşılamak amacıyla yapılan çalışmaların tümüdür. Genellikle, ormancılık çalışmalarının istenildiği biçimde ve başarılı olarak yürütülmesinin çeşitli sorunlar nedeniyle mümkün olamadığı görülmektedir. Ormancılıkta karşılaşılan genel nitelikteki sorunların başında, ormanla yakın ilgisi bulunan halkın ormanlar ve ormancılık çalışmaları karşısındaki tutum ve davranışları gelmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde, birbirinden farklı derecede olmakla beraber, halkın yanlış orman anlayışından ve ormancılığın işlevleri hakkındaki eksik ve yanlış bilgisinden, ormancının geniş halk kitlelerinin genel yardım ve desteğinden yoksun bulunmasından ve halkla mücadele halinde olmasından şikayet edilmekte; orman kaynaklarının israf edilmesinde ve tahribinde ekonomik ve sosyal nedenler yanında, halkın bilgisizliğinin ve kayıtsızlığının büyük ölçüde payı bulunduğu ileri sürülmektedir (İNAL 1955). Bu bakımdan, orman ve ormancılık konularında geniş halk kitlelerinin aydınlatılması ve ormancılık çalışmalarının yürütülmesi için halkın anlayış ve desteğinin kazanılması zorunluluğu vardır. Ancak, halkın ormancılık konusunda bilgi sahibi kılınması ve aydınlatılması ile bütün ormancılık sorunlarının çözülebileceği düşünülmemelidir. Nitekim, bir bölgedeki halk yaşantısını sürdürebilmek amacıyla hayvanlarını otlatmak, yakacak odun sağlamak vb. gibi nedenlerle ormanlardan yararlanmaya zorunlu bulunuyor ve böylece ormanlarda önemli zararlara yol açıyor ise, halkın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli alternatifler gösterilmeden tek başına halkın aydınlatılmasının yararlı sonuç vermeyeceğine ve belki de halk üzerinde düşmanlık duygularının oluşmasına neden olabileceğine işaret edilmektedir (WARNERYD 1973).
Bununla beraber, halkın desteği olmadan ormancılık çalışmalarının yürütülmesinin mümkün olmayacağına ve bunu sağlamada da halkla ilişkilerin büyük rolü olacağına inanmak gerekir. Kaldı ki, Türkiye gibi, yüzölçümünün 1/4'ünün ormancılık etkinliklerine konu olduğu ve nüfusunun yaklaşık 1/7'inin orman alanlarının içinde ve civarındaki köylerde yaşadığı bu köylerdeki sosyo-ekonomik koşullar nedeniyle ormanlar üzerinde baskı oluşturduğu bir ülkede ormancılık yönetiminin halkla ilişkiler çalışmalarına girişmemesi düşünülemez.


ÖRNEK OLAY
A ilçesi E iline bağlı 17 köyü ile 6100 nüfusludur. Daha önceleri Fırat nehri kollarının mecrasında sebze ve meyvecilik ana geçim kaynağı iken, oluşan Keban Baraj Gölü ile bu verimli arazi ve bahçeler su altında kaldığından halk bu tür tarımdan yoksun kalmıştır. Kalan arazi susuz ve verimsizdir. Halkın bu beldede yaşaması olanakları azaldığından bir kısım aileler yaşam ümidi ile kamulaştırmadan aldıkları para ile büyük kentlerde bir konut sahibi olmaya çalışmakta veya parasını kısa vadede geçimini sağlayacak bir işe yatırmayı düşünmektedir, ilçe Kaymakamı halkın bu sorunlarına yabancı değildir. Bu nedenle ilk önce kendi önderliğinde çok yönlü üç kalkınma kooperatifi kurmuşsa da siyasal, yönetsel ve yerel nedenlerle porjeler başarıya ulaşamamıştır. Bu başarısız denemeden sonra da çabalarını sürdürmeye karar vermiştir. Halkın, elindeki bu atıl paranın israf edilmeden milli ekonomiye katılması ve işsizlik sorununun çözümüne yardımcı olması için çaba göstermektedir.
Halkın bu konudaki eğilimini öğrenmek için ilçede bulunan yerli üç avukata ve diğer ileri gelenlere fikrini açıklamış, ancak bunlar kooperatif çalışmalarının başarısızlığını belirterek olumsuz bir görüşü dile getirmişlerdir. Kaymakam bundan yılmamıştır. Yanında ilköğretim müdürü ve öteki yöneticiler olduğu halde, köyleri teker teker gezerek toplantılar yapmış, sorunun önemini köylülere anlatmıştır. Fikir aydın kesim dışında köy muhtarları ve halk tarafından da benimsenmiştir, ilk aşamada 500.000 lira sermayeli bir şirket kurulmuş, çalışma sahası olarak elektrik malzemesi üretimi belirlenmiştir, ilk parayı yatıran okuma yazması olmayan bir köylü olmuş, diğerleri bunu izlemiştir. Şirketin kuruluşu ile köydeki öğretmen ve imamlar gönüllü olarak halkı bu fikre katılmaya inandırmışlardır. Daha sonra şirket, fazla para ve ortak bulunca uğraşı alanını "deri ve konfeksiyon fabrikası" kurulmasına yöneltmiştir. Halk şirket yönetiminde hiçbir hukuki varlığı olmadığı halde, şirketle ilgili dilek ve yakınmalarını bizzat Kaymakama yapmakta, onu fiilen başkan olarak görmektedirler. Daha sonra Keban Holding ve Sınai Kalkınma Bankası ile ilçe Belediyesi ortak olmuş ve fabrikanın temeli törenle atılmıştır. İnşaat bir süre gelişmiş, ancak bu arada Kaymakamın askere gitmesi nedeniyle inşaat çalışmaları biraz yavaşlamış, bir ay sonra da durmuştur. Ortak olan halk kendilerinin dolandırıldığı kanısına kapılarak kimi yatırdığı parayı geri istemiş, kimi çok az bir bedelle hisselerini ellerinden çıkarmaya çalışmışlardır. On ay sonra ilçeye yeni bir Kaymakam atanmıştır. Yeni kaymakamın gelişi ile halk ilk iş olarak fabrika sorununu kendisine açmış ve ilgisini istemişlerdir. Kısa sürede şirket yöneticileri ile gerekli bağlantıyı sağlayan kaymakam, fabrikayı hızla tamamlamaya çalışmış, tamamlandıktan sonra da makinelerin montajına başlanmıştır.
Daha önce dolandırıldığını söyleyen halk, bu kez yüksek fiyatlarla hisse senetleri almaya çalışmıştır. Fabrikanın kuruluşunda her türlü kötü propagandayı yapanlar bu işte en büyük hissenin kendilerine ait olduğunu çevreye yaymaya başlamışlardır.
Fabrika kısa bir süre sonra üretime geçmiştir. Halen 240 işçinin çalıştığı deri ve konfeksiyon fabrikası, halkla bütünleşmenin başarılı bir örneği olarak yöneticiyi mutlu kılmıştır.





















İÇİNDEKİLER
HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1
1. HALKLA İLİŞKİLERİN NİTELİĞİ 1
1.1. Halkla ilişkiler Kavramı ve Tanımı 1
1.2. Halkla ilişkilerde Hedef Kitle ve Kamuoyu 1
1.2.1. Hedef kitle 2
1.2.2. Kamuoyu 2
1.3. Halkla ilişkilerin Kapsamı 3
1.4. Halkla İlişkilerin Amaçları 4
1.5. Halkla İlişkilerin İlkeleri 4
1.6. Halkla İlişkilerin Önemi 5
1.7. Halkla ilişkilerin Tarihsel Gelişimi 6
2. HALKLA İLİŞKİLER SÜRECİNİN EVRELERİ 6
2.1. Bilgi Toplama (Araştırma) 7
2.2. Planlama 7
2.3. Uygulama 8
2.4. Değerlendirme 8
3. HALKLA İLİŞKİLERİN TEKNİĞİ 8
3.1. Hedef Kitleyi Tanımak Amacıyla Kullanılan Araçlar 8
4. ORMANCILIK YÖNETİMİNDE HALKLA İLİŞKİLER 9
4.1. Orman Ve Ormancılık Anlayışı Ve Gelişimi 9
5. ORMANCILIKTA HALKLA İLİŞKİLERİN GEREĞİ, ÖNEMİ VE KAPSAMI 11
5.1. Ormancılıkta Halkla ilişkilerin Gereği ve Önemi 11
 
Üst