HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
ADIYAMAN ULU CAMİCaminin ilk yapısının Durak Bey'in idare ettiği zamanlarda yapıldığı tahmin edilmektedir. Şah İsmail'in 1505 tarihinden önce yapılan yapıların büyük ölçüde yakılıp yıkıldığı bilinmektedir. Bu tarihten sonra ve 1506 1515 tarihleri arasında yaptırılmış olması mümkündür.İlk yapının ne zaman tahrip olduğu ya da yıkıldığı bilinmemektedir. Bugünkü yapının beden duvarları ve üst örtüsü bakımından geç 19. yy. yapısı olduğu anlaşılmakta, minarenin de orijinal olduğuzannedilmektedir.Caminin bugünkü şekliyle 1279/1863 tarihinde yaptırıldığını bildiren bir kitabe, minare kaidesinin doğuya bakan üst yüzeyinde bulunmaktadır. Aynı yerde altta kemer içerisinde 1318/1902 tarihindeki onarımı belgeleyen bir kitabe daha vardır. İki satırlık bu onarım kitabesinin altında, ortadaki kabara motifinin iki yanında daha küçük iki kitabeden birisi 1213/1798, diğeri 1271/1854 tarihlerini taşımaktadır. Bu durum, 1863 tarihinde yenilenmeden önce caminin 1798 ve 1854 yıllarında iki kez onarım geçirdiğini göstermektedir. Bu onarımları belgeleyen kitabelerin de orijinalliğini korumakta olan minarenin kaidesine yerleştirildiği anlaşılmaktadır. İlk yapıma ait kitabenin ise orijinalinde son cemaat yeri giriş kapısı üzerinde olması gerekmektedir.1863 yılındaki yenilemeden 30-40 yıl sonra caminin 1318/1902 yılında Mehmed Feyzi adlı bir şahıs tarafından onarıldığı, üstteki kitabede belirtilmiştir.Mimari Özellikleri: Minaresi dışında Adıyaman Ulu Caminin her yanı 19. yüzyılda yenilenmiştir. Bugünkü haliyle cami, 19. yy. batılılaşma dönemi üslubuna uygun özellikler taşımakla birlikte plan yönünden klasik mimariye uygunluk göstermektedir. Merkezi plan şemasına uygun olarak ortada yüksek dört paye üzerine oturan bir merkezi kubbe, 4 eksenden dıştan kırma çatı ile örtülü beşik tonozlarla desteklenmiş, ayrıca 4 köşede de küçük kubbeler yer almıştır. İç mimari kare planlıdır. Yalnız kuzey yönde, beş çapraz tonozla örtülü son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinin doğusu minare kaidesi bulunduğu için kapalı, batı yanı ve kuzey cephe açıktır. Batı uçtaki paye, aynı yöne doğru daha da uzatılmıştır. Adıyaman Ulu Camii'nin bugünkü durumu batılılaşma döneminin son safhası olan Ampir-Rokoko karışımı veya diğer sanatların da çeşitli şekillerde aynı yapıda uygulama alanına konulduğu bir eklektik üslup içerisinde yapılmıştır. Yan cephelerde yapıya iki katlı form veren ve yüzeyden dışa taşkın çatı kornişi üç yan cepheyi dolaşmakta, kornişin alt ve üst kısımlarında yer alan ikişer pencere sırası, yüzeyden içeri ve dışarı taşkın şekilde ve ampir özelliklere uygundur. Yüzeyleri yukarıdan aşağıya doğru bölümleyen payandalar da ampir üslubun özüne uygun şekildedir. İçeride uygulanan merkezi plan şemasının sonucu olarak, orta kubbeyi yanlardan destekleyen ve yarım kubbe yerine kullanılan tonozlar, dışarıya kırma çatılı birer korniş şeklinde aksettirilmiştir. Alttan yukarıya doğru genişleyen silmelerden oluşan bu korniş, orta alanı örten merkezi kubbeyi gölgelemekte, böylece yapıda kubbe hâkimiyeti yerine yüksek beden duvarlarının ortasında hem yukarıya, hem de ileriye taşkın kornişli yüzeyler hâkim olmaktadır.Caminin üç yönünde kapısı bulunmaktadır. Bunlardan kuzeyde ve son cemaat yerinin ortasında olanı, cevizden çift kanatlıdır. Kanatları meydana getiren çeşitli kare ve dikdörtgen levhalar içerisinde kabartma olarak çiçek, yazı ve geometrik şekiller yer almaktadır. Sağ kanattaki kitabenin sonunda 1320/1902 yılında Mehmed Feyzi adlı kişi tarafından yaptırıldığı kaydedilmiştir. Batı yandaki kapı, kuzey kapının biçim ve özelliklerine uygun olup yakın yıllarda kanatları sökülüp, örülmüştür. Doğu kapı, minare kaidesinin yanında, birkaç sıra merdivenle çıkılan revaklı bir giriş şeklindedir. Ampir özellikteki revak, ortada çok geniş ve yüksek, yanlarda dar ve daha alçak, üç kemerli bir giriş halinde olup, güneye ve kuzeye de birer yuvarlak kemerli sahanlık oluşturulmuştur. Kapı formu kuzey ve batıdaki gibidir. Minare, kaide, gövde, şerefe ve petek kısmı bakımından Dulkadirlilerin diğer cami minareleriyle de benzeşmekle birlikte gövdenin üst kısmını onarım görmüştür. Kaidenin doğu yüzeyinde sivri kemer içerisindeki küçük kapıdan minareye girilmektedir. Düz yüzeyler halinde yüksek köşe pahlarıyla sekizgene dönüşen kaide üst kısmında, iri bir kuşak silmesinden sonraki pabuçluk kısmında plastik kabartma çerçeveler bulunmaktadır. Pabuçluktan sonra hafif incelerek yükselen yuvarlak gövde kısa bir şerefe altlığına, ince, kısa petek kısmına ve küt bir külaha sahiptir.Dulkadir Döneminde Alaüddevle Bozkurt Bey tarafından yapılan eski cami çeşitli sebeplerden dolayı 19. yüzyılda yıkılmış ve yeni bir planda, farklı üslupta yeniden inşa edilmiştir. Yapı, Adıyaman'ın en eski camisi olduğundan dolayı Ulu Cami olarak adlandırılmıştır. Mabedin adı birkaç belgede Alaüddevle Camisi şeklinde de geçmektedir. Camide 1832-1902 tarihleri arasında yazılmış sekiz adet kitabe bulunmaktadır. Gerek arşiv kayıtlarında gerekse kitabelerde ilk caminin planı hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir. Günümüzdeki caminin tasarımında merkezi kubbeli plan tercih edilmiştir. Bu makalede yapının ilk banisi ve yapım tarihi hakkındaki bazı yanlışlıklar düzeltilmek istenmiştir. Aynı zamanda kitabelerin okunmasındaki birkaç eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Detaylı bir şekilde incelenen yapının planı üç boyutlu çıkarılmış ve diğer Osmanlı camileri ile karşılaştırılmıştır.Yapıda Osmanlı'nın klasik döneminde kullanılagelen bir plan tercih edilmesine rağmen, süsleme yönünden 19. yüzyıl özelliğini yansıtmaktadır. Bu dönemde mimari akımların birbiri içerisinde olduğu, eklektik üslup dediğimiz bir sanat anlayışı mevcuttur. Camide de barok, rokoko ve ampir süsleme ögeleri karşımıza çıkmaktadır. Caminin dört cephesinde kullanılan üçgen alınlık şeklindeki çatı düzenlemesi neoklasik dönemin etkisinde yapılmıştır. Batı'da XVIII. yüzyıl ortalarında başlayan üslupta eskiye, antik sanata doğru bir yöneliş görülmektedir.Türk sanatında ise XIX. yüzyılın ilk yarısında görülmeye başlanan üslubun en önemli uygulayıcıları İstanbul'da Ermeni asıllı Balyan ailesinden mimarlardır. (Eyice, 1995. 160)Caminin minaresinin döneminden kaldığı belirtilse Dulkadirli de mevcut kitabelerden anlaşıldığı üzere minare de cami gibi tamamen yenilenmiştir. Ancak kaidede yer alan madalyonların ilk yapıdan kalma olduğu ifade edilmektedir
