- Katılım
- 12 Mar 2021
- Konular
- 1,110
- Mesajlar
- 1,291
- Online süresi
- 5g 39126s
- Reaksiyon Skoru
- 741
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 235
- TM Yaşı
- 5 Yıl 1 Ay 9 Gün
- MmoLira
- 414
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Aslında yazılı kaynakların kullanılmaya başlaması, insanlığın yaklaşık 3 milyon yıl önce başladığı düşünülecek olursa, çok daha kısa bir zamana işaret eder. Temelde, “tarih”in yazının kullanılmaya başlamasıyla başladığı düşüncesi hakimdir; bu durumda yazı öncesi dönem, “prehistorik dönem” veya “tarihöncesi dönem” olarak tanımlanır.
Önasya arkeolojisi ile bağlantılı olarak, “Protohistorya” kavramı da öne çıkar. Protohistorya, “ön tarih” anlamına gelmekle birlikte, temelde yazıyı kullanmayan toplumları inceler. Bunu yaparken, söz konusu toplumun çağdaşı olup, yazıyı kullanan halkların verilerini değerlendirir. Örneğin, Assurluların Anadolu’da etkin oldukları dönemde, Anadolu halkları yazıyı kullanmamaktadır; dolayısıyla onlar hakkındaki bilgiyi Assurlulardan öğrenmekteyiz.
En basit şekliyle, “tarihöncesi arkeolojisi/prehistorya, protohistorya ve önasya arkeolojisi ve klasik arkeoloji şeklindeki bu en temel kronolojik ayrımların yanı sıra, örneğin Mısır arkeolojisi gibi, belirli bir uygarlığa veya “sualtı arkeolojisi” gibi farklı bir coğrafyaya yönelik kavramlar da eklenebilir. Sualtı arkeolojisi, 20.yy.ın yarısından sonra ortaya çıkmış, Ayrıca bu kronolojik ayrımların uzmanları birarada, ya da birbirleriyle ilişki içinde çalışırlar. Bu kronolojik ayrımın yanı sıra, yaklaşımlara bağlı olarak değişen başka “arkeoloji”lerden de bahsedebiliriz. Bunların başında “etnoarkeoloji” gelir. Geçmişte yaşamış uygarlıkların maddi kültür ürünlerini nasıl yaptıklarını, başka kelimelerle oluşum süreçlerini izlemek için modern dünyanın ya da takip edilebilen yakın geçmişi irdelemek ve burada elde edilecek verilerle geçmişi yorumlayabilmek mümkün olmaktadır. Avcı-toplayıcılarda et kesiminin nasıl yapıldığı, Alaska’da Nunamiut Eskimoları arasında gözlemlenerek yorumlanabilmiştir (Renfrew-Bahn 2017, 16). Eski yunan’da kullanılan çömlekçi çarkı için, Kıbrıs’ta 1980’li yıllarda yapılan bir etnolojik araştırma yol gösterici olmuştur. Etnoarkeoloji ile etnoloji arasındaki farkı, “etnoğrafya bir kültürü kendi koşullarında belgeleyip anlamay çalışırken, etnoarkeolojinin bir bölgede ya da dünyanın herhangi bir yerindeki arkeolojik bulunutları anlayabilmek amacıyla yaşanan hayatın maddi yönlerini belgeliyor olmasıdır (Renfrew-Bahn 2005, 113). “Biyoarkeoloji”, insan ve çevresindeki canlıların incelenmesi; “jeoarkeoloji”, özellikle taş malzemenin incelenmesiyle bağlantılı bir bilim dalı olarak yeni dallar oluşmaya devam etmektedir.
Yeni ortaya çıkan kavramlar arasında “deneysel arkeoloji”den bahsetmek mümkündür. Deneysel arkeoloji, eski kültürlerin ortaya koyduğu teknolojiyi anlamayı hedefler. Bunun en somut örneklerinden biri, İÜ. Prehistorya Anabilim Dalı’nda yapılan çalışmadır. Bu çalışmada Aksaray ilinde küçük bir tarla kiralanmış, burada ekim yapılmış ve ardından elde edilen buğdaylar, önceden hazırlanmış taş aletler kullanılarak hasat edilmiştir. Bundan sonraki safhada ise taş aletler (eski ve yeni) üzerindeki izler çok büyük boyutlu mikroskoplarda incelenerek karşılaştırmalar yapılmıştır.
“Kuramsal arkeoloji”, felsefeye bağlı olarak gelişen çeşitli düşünce akımlarıyla bağlantılı olarak doğmuştur. Bu bağlamda, “yeni arkeoloji”, “soruna yönelik arkeoloji”, “bağlantısal arkeoloji”, “yorumsal arkeoloji” gibi farklı bakış açıları da arkeolojiye girmiştir
Önasya arkeolojisi ile bağlantılı olarak, “Protohistorya” kavramı da öne çıkar. Protohistorya, “ön tarih” anlamına gelmekle birlikte, temelde yazıyı kullanmayan toplumları inceler. Bunu yaparken, söz konusu toplumun çağdaşı olup, yazıyı kullanan halkların verilerini değerlendirir. Örneğin, Assurluların Anadolu’da etkin oldukları dönemde, Anadolu halkları yazıyı kullanmamaktadır; dolayısıyla onlar hakkındaki bilgiyi Assurlulardan öğrenmekteyiz.
En basit şekliyle, “tarihöncesi arkeolojisi/prehistorya, protohistorya ve önasya arkeolojisi ve klasik arkeoloji şeklindeki bu en temel kronolojik ayrımların yanı sıra, örneğin Mısır arkeolojisi gibi, belirli bir uygarlığa veya “sualtı arkeolojisi” gibi farklı bir coğrafyaya yönelik kavramlar da eklenebilir. Sualtı arkeolojisi, 20.yy.ın yarısından sonra ortaya çıkmış, Ayrıca bu kronolojik ayrımların uzmanları birarada, ya da birbirleriyle ilişki içinde çalışırlar. Bu kronolojik ayrımın yanı sıra, yaklaşımlara bağlı olarak değişen başka “arkeoloji”lerden de bahsedebiliriz. Bunların başında “etnoarkeoloji” gelir. Geçmişte yaşamış uygarlıkların maddi kültür ürünlerini nasıl yaptıklarını, başka kelimelerle oluşum süreçlerini izlemek için modern dünyanın ya da takip edilebilen yakın geçmişi irdelemek ve burada elde edilecek verilerle geçmişi yorumlayabilmek mümkün olmaktadır. Avcı-toplayıcılarda et kesiminin nasıl yapıldığı, Alaska’da Nunamiut Eskimoları arasında gözlemlenerek yorumlanabilmiştir (Renfrew-Bahn 2017, 16). Eski yunan’da kullanılan çömlekçi çarkı için, Kıbrıs’ta 1980’li yıllarda yapılan bir etnolojik araştırma yol gösterici olmuştur. Etnoarkeoloji ile etnoloji arasındaki farkı, “etnoğrafya bir kültürü kendi koşullarında belgeleyip anlamay çalışırken, etnoarkeolojinin bir bölgede ya da dünyanın herhangi bir yerindeki arkeolojik bulunutları anlayabilmek amacıyla yaşanan hayatın maddi yönlerini belgeliyor olmasıdır (Renfrew-Bahn 2005, 113). “Biyoarkeoloji”, insan ve çevresindeki canlıların incelenmesi; “jeoarkeoloji”, özellikle taş malzemenin incelenmesiyle bağlantılı bir bilim dalı olarak yeni dallar oluşmaya devam etmektedir.
Yeni ortaya çıkan kavramlar arasında “deneysel arkeoloji”den bahsetmek mümkündür. Deneysel arkeoloji, eski kültürlerin ortaya koyduğu teknolojiyi anlamayı hedefler. Bunun en somut örneklerinden biri, İÜ. Prehistorya Anabilim Dalı’nda yapılan çalışmadır. Bu çalışmada Aksaray ilinde küçük bir tarla kiralanmış, burada ekim yapılmış ve ardından elde edilen buğdaylar, önceden hazırlanmış taş aletler kullanılarak hasat edilmiştir. Bundan sonraki safhada ise taş aletler (eski ve yeni) üzerindeki izler çok büyük boyutlu mikroskoplarda incelenerek karşılaştırmalar yapılmıştır.
“Kuramsal arkeoloji”, felsefeye bağlı olarak gelişen çeşitli düşünce akımlarıyla bağlantılı olarak doğmuştur. Bu bağlamda, “yeni arkeoloji”, “soruna yönelik arkeoloji”, “bağlantısal arkeoloji”, “yorumsal arkeoloji” gibi farklı bakış açıları da arkeolojiye girmiştir


