Yapılan çalışmalarda kullanılan uydular, doğal gaz taşımacılığında kullanılan boruların metan gazı sızdırdığını ortaya çıkardı. Avrupa Uzay Ajansı uyduları Sibirya’dan Avrupa’ya gaz taşıyan Yamal Boru Hattı'nda sızıntı olduğunu tespit etti.
Metan gazının gezegenimize verdiği zararları artık neredeyse herkes biliyor. Uzmanlar tarafından yapılan araştırma, Sibirya / Avrupa arasında doğal gaz taşıyan Yamal Boru Hattı'nda bazı sızıntılar olduğunu ortaya çıkardı. Enerji danışmanlığı görevindeki Kayrros isimli firma, bahsi geçen sızıntının her saat başı
93 ton metan gazı yaydığını tahmin ettiğini ve bu miktardan kaynaklı günlük emisyonun Amerika Birleşik Devletleri’nde
15.000 otomobilin bir senede yaydığı karbondioksit miktarına eşit olduğunu söyledi. Uydu verilerinin analizini yapan şirket, hattın yakınındaki başka bir sızıntının da saatte
17 ton olduğunu dile getirerek durumun önemini vurguladı.
Yamal Boru Hattı'nın operatörü olarak bilinen
Gazprom ise henüz bu söylenenlere herhangi bir yanıt vermedi. Günümüze kadar yapılan sera gazı emisyon tahminlerinin çoğunlukla çeşitli hesaplamalar yardımıyla yapıldığı biliniyordu ancak uydu teknolojisinin gelişmesiyle birlikte bu durum farklı bir boyut almış oldu. Artık daha kolay yapılan kontroller ve bu tarz sızıntıların hemen ortaya çıkması yüzünden zaten gözetim altında olan
enerji şirketlerinin üzerindeki kamuoyu baskısının da arttığı söylendi.
Uydu keşifleri sayesinde ortaya çıkarılan yeni ve yüklü miktardaki
metan gazı sızıntılarının hükûmetlerin son senelerde yürüttüğü iklim değişikliğiyle mücadele politikaları çerçevesinde kontrol edilebileceği de gündeme geldi. Hatta bu durumun bir zamanlar temiz yakıt olarak kabul edilen doğal gaz üzerinde daha sıkı düzenleyici kurallar uygulanmasına neden olabileceği belirtildi. Bu kararlarda beklenmedik sızıntılara eğilimli olan metan gazının güvenilir olmamasının etkisi oldukça büyük gibi görünüyor.
Atmosferde bulunduğu ilk 20 seneye kıyasla şu an
80 kat daha güçlü olduğu tespit edilen metan gazı, bilim insanlarının aktardığına göre kaynakların belirsiz olması sebebiyle bu denli korkutucu bir hâl almış durumda. Özellikle iklimsel felaketlerin sıkça konuşulduğu günümüzde bilim insanları bu konuya kalıcı bir çözüm bulabilmek adına araştırmalar yapmaya devam ediyor.