Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


En Popüler Mekanlardan Biri Olan Kafeler Nasıl Doğdu ve Yaygınlaştı?

Uruk-Hai

Obey your MASTER !
Telefon Numarası Onaylanmış Üye TC Kimlik Numarası Doğrulanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
8 Nis 2017
Konular
2,249
Mesajlar
4,202
Reaksiyon Skoru
1,255
Online Süresi
27g 8s 43d
Başarım Puanı
320
Madalyalar
0
MmoLira
658
DevLira
0
En İyi Cevap Puanı
1
Takipçiler
18
Bugün, bir arkadaşımızla sözleştiğimizde vakit geçirmek için ilk seçeneklerimizden biri kafeler oluyor. İşte bu kafelerin ortaya çıkış hikayesi.


dini sebeplerden ötürü ilk önce arap yarımadasına yayılan kahvehaneler 17. yy'da avrupa'ya taşınmış ve zamanla tüm dünyaya yayılmıştır.

kahvenin uyarıcı etkisi, ilk kez çıktığı arap dünyasında biliniyordu. bu etki bir düşünceye göre ilk olarak etiyopya'da, başka bir düşünceye göre ise yemen'de tesadüfen keşfedilmişti. içki tüketmek istemeyen araplar o dönem yaşadıkları aydınlanma çağı ile kahveyi düşünce sohbetleri yapmak ve sosyalleşmek, rahatlamak için kullanıyorlardı. zamanla avrupa'nın, kahvenin uyarıcı özelliğinin keşfetmesi ile özellikle entelektüeller tarafından tercih edilen bir içki olmuştu. avrupa'daki bu kafeler bilim insanları, iş adamları, entellektüeller, şairler, edebiyatçılar, politikacılar ve yazarlar tarafından bilgi borsası, yani bir nevî internet ağı olarak kullanılmaya başladı.

ancak ilk kafe londra’da bir iş merkezi veya ticaret merkezinde değil, bir üniversitede açılmıştı. jakob adlı bir lübnanlı ilk kafeyi 1650’de oxford’da açtı (başka kaynaklara göre ise ilk kafe istanbul, galata'da, 1475 yılında açılan kiva han'dır. yani oxford'dan çok daha önce).


yine de oxford'daki kafe ile devam edelim. entelektüellerin ve bilim insanlarının uğrak yeri olan bu kafe bir nevi akademik konferansların yapıldığı yer haline geldi. öğrenciler bir peniye içtiği kahve ile bu doğal oturumlara katılıp dinleyici olabiliyorlardı. zamanla bu kafenin adı akademi camiasında “peni üniversitesi” haline gelmişti. zamanla kafeler önce fransa'ya sonra ise tüm avrupa'ya yayıldı.

akademi camiasında bilim konuşulan kafeler öyle bir hal aldı ki londra'da st. paul katedrali yanındaki marine kafesinde matematik dersleri verilmeye bile başlandı. bazı kafeler birkaç zaman öncesinde hangi konuların tartışılacağını belirten duyurular astılar kapılarına. örneğin bir sonraki hafta gerçekleşecek güneş tutulmasına dair ilgilenenlere özel astronomi dersleri verilecekti.
bu sosyal alanlar giderek buluşların, patentlerin tartışıldığı, ilk kez açıklandığı yerler haline geldi. ünlü bilim adamları hook ve newton’un bazı buluşlarını bu kafelerde yaptığı daha sonra kendi günlüklerinden ortaya çıkmıştı. diderot, d’alembert, franklin bu kafelerin düzenli müşterisiydi. voltaire’nin kendine ait masa sandalyesi bile vardı! düzinelerce kahve içmesiyle ünlüydü. ilk entelektüel faaliyetlerin konuşulduğu bu toplanma yerleri zamanla ticaret, denizcilik gibi konuşmaların da yapıldığı yerlere dönüştü. gazeteler ve broşürler artık kafelerde bir fincan parasına okuyup, üzerine tartıştığın mekanlar haline geldi. şairlerin, yazarların edebiyat yaptığı, eserlerini okuduğu kafeler yayılmaya başladı. tüccarlar artık ticari haberleri buralardan almaya başladı. iş adamları, iş anlaşmalarını kafelerde imzaladılar.


broker'lar borsayı bu mekanlardan takip etmeye başladılar. artık kafeler yeni bir şekle büründü ve tüm ticari dünya ve para borsasına dair son haberleri açıklar hale geldiler. hisse senetlerinin alınıp satıldığı royal exchange ofisleri zamanla çoğalınca devletlerin katı kurallar ve vergiler koymaya başlamasının ardından, bu durumu protesto eden broker'lar kafeleri tercih etmeye başladı. zamanla kafelerin yasa dışı olan bu tarz kullanımı da ortaya çıkmıştı ve hükümetler kafelere de yaptırımlar getirmeye başladılar.

sonrasında kafeler, özellikle paris’te başlayan insan hakları gibi kavramların konuşulduğu siyasi ortamlar halini aldı. artık kafelerde siyasi propaganda bile yapılıyordu. hatta meşhur fransız insan hakları devrimini başlatan bildiri, 12 temmuz 1789’da desmoulins tarafından cafe de foy’un bahçesinde okundu.

işte bu noktadan itibaren devlet de geri durmadı ve muhbirlerini kafelere gönderip, siyasi propaganda yapan, devleti eleştiren herkesi kafelerde yakalayıp tutuklamaya bile başladı. zamanla artık kafeler konularına göre ayrışmaya başladılar. durum öyle bir hal aldı ki hangi konuyu dinlemek isterseniz o kafeye gidiyordunuz. bir kafede yalnızca şiir konuşulurken, bir kafeye yalnızca iş adamları, bazısına ise yalnızca bilim insanları gidiyordu. bazense yan yana açılmış olan bu kafelerde birinden çıkıp diğerine girmek mümkün oluyordu.


günümüze geldiğimizde, bugünkü kafeler tarihsel atalarının yanında sönük kalır. ancak yine de kafeler hala düşünmek, tartışmak, iş toplantıları yapmak için insanların bir araya geldikleri ortamlardır. hatta bazı kafe zincirlerinde kablosuz internet noktaları ile insanların kitap okuduğu ve ödev yaptığı yerler haline gelmişlerdir. ülkemizde ise genelde sosyalleşmek, sohbet etmek ve kahve içmek için kullanılmakta.

son olarak, küçük bir anektod daha vermek istiyorum. 17. yy'dan sonra yaygınlaşan bu kafeler sadece erkeklerin girebildiği, içinde koltukların ve samimi ev ortamının oluşturulduğu yerler haline geldiği için dönemin ev hanımları kocalarının bu kafelerde akşama kadar vakit geçirmesinden, ev ve çocuklarıyla ilgilenmemelerinden şikayet etmeye başladılar.

burada günümüzün meşhur ingiliz twinings çayları devreye girdi. aynı zamanda kahvehane zinciri sahibi olan thomas twining, o zamana kadar yalnızca kraliyette ve bazı ev ortamlarında kullanılan çayı sosyalleştirdi ve ilk çayhaneleri kurdu. artık kadınlar da beş çayını bu çayhanelerde içmeye başladı. günümüz ev hanımlarının “gün”lerine dönüşen bu mekanlar sonrasında çocukların da getirildiği, yalnızca kadınların girebildiği ve sabahtan akşama sohbet edilen yerler haline geldi...
kaynak: altı bardakta dünya tarihi - tom standage
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Üst