- Katılım
- 29 Kas 2009
- Konular
- 1,781
- Mesajlar
- 3,429
- Reaksiyon Skoru
- 79
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 6 Ay 12 Gün
- Başarım Puanı
- 160
- MmoLira
- 1
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
1 Ağustos 1955 tarihinde Sivasın Hafik ilçesinde doğdu. 1958de ailesinin göç ettiği İstanbulda, Fatih İlkokulunu bitirdi. Daha sonra sırasıyla; Düzce İmam Hatip Okulu, İstanbul İmam Hatip Okulu ve Zeytinburnu Akşam Lisesinde okudu. Yüksek öğrenimini, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümünde tamamladı. Gazeteciliğe profesyonel olarak 1978de Yenidevir gazetesinde başladı. Cemre, Beyazsanat ve "Sarmaşık Kültür" isimli dergileri yayınladı. Bulvar gazetesinde 3 yıl çalıştı. Zaman gazetesinde; haber müdürü, kültür sanat sayfası sorumlusu, spor sayfası şefi olarak çalıştı, köşe yazarlığı yaptı. Ortadoğu gazetesinde kısa bir süre çalıştı. 23 Aralık 1993/ 23 Aralık 2003 tarihleri arasında tam 10 yıl Yeniasya gazetesinde Cemre başlığı altında kültür sanat ağırlıklı olarak günlük köşe yazarlığı yaptı. Şimdilerde aynı gazetede haftada bir gün yazılarını sürdürüyor. Beyoğlu Belediyesinde 1995 Haziran ayından, 2004 Aralık sonuna kadar kültür sanat konularında başkan danışmanlığı yaptı. Bu süre zarfında, birçoğu ilk olma özelliği taşıyan çeşitli etkinliklere imza attı.
TC Kültür Bakanlığının, Türk Kültürüne Hizmet Özel Ödülünü aldı (1995). Evli ve bir çocuk babası. Çeşitli kültür kuruluşlarında; kurucu başkanlık, başkanlık ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. Ağustos 2004de, doğduğu ilçe olan Hafikte bir kütüphane oluşturulması için 3500 kitabını bağışladı. Yıl içerisinde yapılan kültür merkezi ve içindeki kitaplık, 5 Eylül 2005 tarihinde yapılan bir törenle hizmete sokuldu.
ESERLERİ:
Cemre- (1990)
Hilali Beklerken-(1992)
Renk Renk Sinema-(1996)/ genişletilmiş 2. baskı(2001)
Son Sultanüş Şuara Necip Fazıl (2005)
İstiklâl Marşı Ve Mehmet Âkif Ersoy (2006-derleme)
xxx
SARMAŞIK SAYI 10, SOOON!
Abdurrahman Şen
Gazetecilikte 2-3 yılı geride bırakmış, fakültede 4. sınıfa gelmiştim ki Bir dergi yayınlama heyecanı sardı beni Aslında heyecandan da öte, dergi alanında o yıllarda ideolojik açıdan yaşanan dengesizliğe içerliyordum ve bu açığın mutlak surette kapanması gerektiğine inanıyordum
O yıllarda yayınlanan edebiyat dergilerine de genel anlamda sağ ve sol olarak bakınca görüyorduk ki yayınlanan dergilerin sayfaları açısından 2000 sayfaya 150-200 sayfalık bir fark vardı. Solun lehine! Üstelik o sayfa sayısının dışında, hayatın içinde olma farkı ve gazetecilik yapılmasının getirdiği sevimlilik de ekleniyordu
İyi de Bunca geniş bir kitleye sahip olan sağ niye daha çok ve daha kaliteli dergiler çıkaramıyordu?
Sancılar çekiyor, şikâyetler ediyordum yakın çevreme Fakültedeki arkadaşlarım da fakülte dışından kimi görüştüklerim de bana hak verenler kervanına katıldı giderek O günlerin heyecanını yaşayanlardan sevgili Seyfi Şirin kardeşim, Türkiyat koridorundaki sohbetleri hatırlayacaktır. Özellikle Mehmet Aydınla üçlü olarak attığımız voltalarla
İlk olarak, neler yapabiliriz? sorusuna cevaplar aradık Bir komite bile kurduk bu sebeple Marmara Kıraathanesinde Ve sonunda 3 kişilik temsilci grubu kurup, -merhum- Kemal Ilıcak ile konuşma kararı aldık Nazlı Ilıcak ile konuşup randevuyu aldım. Komitemizin aldığı karar gereği Kemal Ilıcaka dedik ki; Mesela Milliyet, Milliyet Sanatı yeniden yayınlıyor da siz niye Tercüman Sanatı yayınlamıyorsunuz? Bu sizin boynunuzun borcudur. Gerekirse biz buna tâlibiz!
Bu hatırlatmamız üzerine Kemal Ilıcakın yaptığı savunmayı, bizimle paylaştıklarını, o gün için anladığımızı söyleyemeyeceğim Ancak meslekte ilerledikten ve o gün geçen isimleri biraz daha yakından tanıdıktan sonra Kemal Ilıcakın aslında haksız da olmadığını anladım Ve işin başa düştüğüne karar verdim!
O görüşmeden sonra bizim komitede de sağ içi çatlaklar oluştu ve dağıldık.
Ben hariç!
Abdurrahman Görünen o ki bu işi senden başka yapan olmayacak Bu senin boynunun borcu Biz de elimizden geleni yapacağız, sana destek olacağız. diyenlerin manevî ittirmeleriyle bir de baktım ki ben Lâlelide bir büro tutmuşum bile Yeşil Tulumba Sokakta Yanımda sadece, yazmaya da okumaya da uzak, Murat Şimşekten başka kimse yok O derginin sahibi oluverdi ben de yayın sorumlusu
Devir sıkıyönetim devri Başvurumuz üzerine valiliğin 19 Mart 1982de sıkıyönetim komutanlığına yaptığı havaleye; İlgili yazıda konu edilen Kültüre, Sanata ve Edebiyata CEMRE isimli derginin basımı ve yayınına, sıkıyönetim yasaklama ve sınırlamalarının ihlal edilmemesine özen gösterilmesi koşulu ile izin verilmiştir cevabını aldık 1 Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı namına sıkıyönetim kurmay yarbaşkanı Tuğgeneral Celal Demirtel imzalı bu izin yazısı valiliğe 26 Nisan 1982de gitti ve valilikten de 3 Mayıs 1982 günü resmî müsaadeyi almış olduk.
Kültüre, Sanata ve Edebiyata CEMREnin ilk sayısını yayınladığımızda edebiyat dünyasındaki büyüklerimizden çok ciddî eleştiriler aldık. Destekler gördük Fakültedeki birçok hocamız da çok ciddî övgüler yönelttiler Özellikle merhum Mehmet Çavuşoğlu hocamı başa yazarak ifade etmeliyim ki; değerli hocalarımız Mehmet Kaplan, Faruk Timurtaş ve Abdülkadir Karahandan, Mertol Tulumdan, Kemal Eraslandan büyük destekler gördük. Dergiyi elime alınca sanki eski Hisarımızı canlanmış gördüm. diyerek heyecanımızı paylaşan hocalarımızın yanında; Öğrenciler sanki bize nazire yapıyorlar da dergi yayınlıyorlar. Size mi kaldı dergi çıkarmak? diyen hocalarımız da olmadı değil ama O kadar da olsundu!
Dergiye manevî moral verenler yanında kimse maddî destek vermeyince, biz de daha geniş çevreye ulaştıralım diye dergiyi bedava dağıtınca, Cemre 2. sayıdan sonra düştü! Sonra 1991deki ikinci deneme geldi Daha tecrübeli daha geniş çevreliydik ya
Dergicilik alanındaki eksikliğimiz, edebî ve kültürel alandaki zayıflığımızdan dert yanmayı sürdüren herkes; Bak Abdurrahman kardeş Sen niye kolları sıvamıyorsun? diyorlardı Ben de görevden kaçan konumunda olmamak için bir kere daha sıvadım kolları Özellikle Hasan Aycın dostumun ciddi katkılarıyla birkaç sayı çıkarabildim ama Arkasını getiremedim yine. Sonunda biriken borçları ödemek için işçi emeklisi babamın 30 yıllık birikimi olan bir arsayı sattırıp borçları ödedim. Duyan herkes Helal olsun sana! dediler
O günlerden bir-iki anımı burada paylaşmak isterim İmam hatip okulundan sınıf arkadaşım olan biri müteahhitliğe başlamıştı ve işleri oldukça iyiydi. Dergiyi çıkarınca yanına gittim Dergiler çantada Çayımızı içerken muhabbeti kültür sanat ortamına getirdim ve arkadaşıma şu sözü bile söylettim; Kardeşim Yıllardır gazetecisin Daha önce acemiyken bile dergi yayınladın. Şimdi bu tecrübeyle uçurursun. Niye oturuyorsun kollarını sıvamıyorsun Bak solcular nasıl çalışıyor
O son kelimelerini söylerken çantamı açtım, dergiyi çıkardım, masasına koydum ve dedim ki; Hah Bak kardeşim Ben üzerime düşeni yaptım ve aynen söylediğin gibi kolları sıvadım. Hamallık, amelelik benden, benzini sizlerden!
Önce bir ne yapabileceğini sordu dostum, kısılmış sesiyle Reklâm verebileceğini, toplu dergi alabileceğini ve abone olabileceğini söyledim Elcevap; Ya Abdurrahmanım Noldu biliyor musun? Geçen yıl umreye gittiydim. Gelirken de çocuklara bir şeyler getirdim ama evden hiçbirini beğenmediler Bu yıl başımın etini yediler Hanımı da alıp çocuklarla birlikte umreye niyetlendik. Şimdi fazla açılmamam lâzım. İleride inşallah!
Dergiyi masanın üzerinde bıraktım, o ileri dediğin zaman geldiğinde bakalım dergiyi bulabilecek misin? deyip çıktım.
Sosyal ve kültürel alanlarda ön saflarda olmayı seven, holding sahibi bir ağabeyim de üniversiteye giden kızına, güvenliği açısından yeni bir Mercedes aldığı için elinin dar olduğunu söyleyip, 90 liraya dergiye abone olamamıştı! Kısmet işte
Tam da o kapıyı kapatmanın kısa bir süre sonrasında bir başka kapı açıldı ve Beyazsanat Şirketini kurarak Beyazsanat Dergisini çıkardık 2 arkadaşla O da yapılanmadaki aksaklıklardan kısa ömürlü oldu Ayrıldım.
Ve meslekte 28 yılı geride bırakırken; Beyoğlu Gençlik Tiyatrosunun gençleriyle Sarmaşık Kültürü yayınlamak üzere kolları sıvadık. Nisan 2005de ilk sayısını yayınladığımızda, tahminimizin çok çok üzerinde methiyeler aldık Taraflı tarafsız herkes hiçbir olumsuzluktan yılmamamızı, birkaç sayı direnmemiz halinde Sarmaşıkın tutacağını, kök salacağını söylüyorlardı Biz de direndik Özellikle Mehmet Yavuz kardeşimin işin matbaa tarafını üstlenmesiyle süren bu direnmemiz bir yere kadardı bu ekonomik belirsizlik ortamında Zaman zaman bizim için çok ciddi sayılacak boyutlarda borçlandık yine Sonrasında başka işler yaparak kapatabildik borcun kabasını Ve aradan geçen 21 ayın sonunda ancak 10. sayıya ulaşabildik
Kitap gibi hacimli ve dolu dolu bu 10. sayımızdan sonrasını getirebilmem ise mümkün gö-rün-mü-yooooooor!
Buraya kadarmış dostlar.
Sarmaşıkı edebiyatımızın tozlu tarihine bırakıyorum 10. sayıyla
Bundan sonrasındaki çabalarım arasında ben niyetlenmeyeceğim, başkası da dergisinin yönetimini bana vermeyeceği için- kolay kolay dergi olmayacak
İlk Cemreden Sarmaşıka kadar gelen dergicilik seyrinde her zaman desteğini gördüğüm ağabeylerime, arkadaşlarıma ve kardeşlerime buradan yürek dolusu teşekkürler
Her yıl umre yapan, Mercedes değiştiren dostlar gibi düşünenlere de kısmetlerinde varsa- kültürlü günler diliyorum.
Arefe günü yazdığım bu yazıyla kültür dostlarını üzdüğüm için haklarını helal etmelerini diliyorum.
Bundan sonrasında sanatalemi.netteki yazılar, Yeni Asyadaki haftalık Cemreler ve yönelmeyi düşündüğüm kitap çalışmalarıyla devam Allahın verdiği nasip kadarıyla.
Yazarıyla ve okurlarıyla, bütün sanatalemi ailesinin Kurban Bayramını kutluyor, sağlıklı ve kültürle süslenmiş nice mutlu yıllar diliyorum efendim
Dergicilik seyrimiz içerisinde her ne kadar sürç-i lisan etmişsek affola
Adımız Hıdır, elimizden gelen budur!
Omuzlarım çürüdü dostlar!
Buraya kadar
Şimdi farklı alanlarda yeni şeyler söylemek zamanı bence
TC Kültür Bakanlığının, Türk Kültürüne Hizmet Özel Ödülünü aldı (1995). Evli ve bir çocuk babası. Çeşitli kültür kuruluşlarında; kurucu başkanlık, başkanlık ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. Ağustos 2004de, doğduğu ilçe olan Hafikte bir kütüphane oluşturulması için 3500 kitabını bağışladı. Yıl içerisinde yapılan kültür merkezi ve içindeki kitaplık, 5 Eylül 2005 tarihinde yapılan bir törenle hizmete sokuldu.
ESERLERİ:
Cemre- (1990)
Hilali Beklerken-(1992)
Renk Renk Sinema-(1996)/ genişletilmiş 2. baskı(2001)
Son Sultanüş Şuara Necip Fazıl (2005)
İstiklâl Marşı Ve Mehmet Âkif Ersoy (2006-derleme)
xxx
SARMAŞIK SAYI 10, SOOON!
Abdurrahman Şen
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
Gazetecilikte 2-3 yılı geride bırakmış, fakültede 4. sınıfa gelmiştim ki Bir dergi yayınlama heyecanı sardı beni Aslında heyecandan da öte, dergi alanında o yıllarda ideolojik açıdan yaşanan dengesizliğe içerliyordum ve bu açığın mutlak surette kapanması gerektiğine inanıyordum
O yıllarda yayınlanan edebiyat dergilerine de genel anlamda sağ ve sol olarak bakınca görüyorduk ki yayınlanan dergilerin sayfaları açısından 2000 sayfaya 150-200 sayfalık bir fark vardı. Solun lehine! Üstelik o sayfa sayısının dışında, hayatın içinde olma farkı ve gazetecilik yapılmasının getirdiği sevimlilik de ekleniyordu
İyi de Bunca geniş bir kitleye sahip olan sağ niye daha çok ve daha kaliteli dergiler çıkaramıyordu?
Sancılar çekiyor, şikâyetler ediyordum yakın çevreme Fakültedeki arkadaşlarım da fakülte dışından kimi görüştüklerim de bana hak verenler kervanına katıldı giderek O günlerin heyecanını yaşayanlardan sevgili Seyfi Şirin kardeşim, Türkiyat koridorundaki sohbetleri hatırlayacaktır. Özellikle Mehmet Aydınla üçlü olarak attığımız voltalarla
İlk olarak, neler yapabiliriz? sorusuna cevaplar aradık Bir komite bile kurduk bu sebeple Marmara Kıraathanesinde Ve sonunda 3 kişilik temsilci grubu kurup, -merhum- Kemal Ilıcak ile konuşma kararı aldık Nazlı Ilıcak ile konuşup randevuyu aldım. Komitemizin aldığı karar gereği Kemal Ilıcaka dedik ki; Mesela Milliyet, Milliyet Sanatı yeniden yayınlıyor da siz niye Tercüman Sanatı yayınlamıyorsunuz? Bu sizin boynunuzun borcudur. Gerekirse biz buna tâlibiz!
Bu hatırlatmamız üzerine Kemal Ilıcakın yaptığı savunmayı, bizimle paylaştıklarını, o gün için anladığımızı söyleyemeyeceğim Ancak meslekte ilerledikten ve o gün geçen isimleri biraz daha yakından tanıdıktan sonra Kemal Ilıcakın aslında haksız da olmadığını anladım Ve işin başa düştüğüne karar verdim!
O görüşmeden sonra bizim komitede de sağ içi çatlaklar oluştu ve dağıldık.
Ben hariç!
Abdurrahman Görünen o ki bu işi senden başka yapan olmayacak Bu senin boynunun borcu Biz de elimizden geleni yapacağız, sana destek olacağız. diyenlerin manevî ittirmeleriyle bir de baktım ki ben Lâlelide bir büro tutmuşum bile Yeşil Tulumba Sokakta Yanımda sadece, yazmaya da okumaya da uzak, Murat Şimşekten başka kimse yok O derginin sahibi oluverdi ben de yayın sorumlusu
Devir sıkıyönetim devri Başvurumuz üzerine valiliğin 19 Mart 1982de sıkıyönetim komutanlığına yaptığı havaleye; İlgili yazıda konu edilen Kültüre, Sanata ve Edebiyata CEMRE isimli derginin basımı ve yayınına, sıkıyönetim yasaklama ve sınırlamalarının ihlal edilmemesine özen gösterilmesi koşulu ile izin verilmiştir cevabını aldık 1 Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı namına sıkıyönetim kurmay yarbaşkanı Tuğgeneral Celal Demirtel imzalı bu izin yazısı valiliğe 26 Nisan 1982de gitti ve valilikten de 3 Mayıs 1982 günü resmî müsaadeyi almış olduk.
Kültüre, Sanata ve Edebiyata CEMREnin ilk sayısını yayınladığımızda edebiyat dünyasındaki büyüklerimizden çok ciddî eleştiriler aldık. Destekler gördük Fakültedeki birçok hocamız da çok ciddî övgüler yönelttiler Özellikle merhum Mehmet Çavuşoğlu hocamı başa yazarak ifade etmeliyim ki; değerli hocalarımız Mehmet Kaplan, Faruk Timurtaş ve Abdülkadir Karahandan, Mertol Tulumdan, Kemal Eraslandan büyük destekler gördük. Dergiyi elime alınca sanki eski Hisarımızı canlanmış gördüm. diyerek heyecanımızı paylaşan hocalarımızın yanında; Öğrenciler sanki bize nazire yapıyorlar da dergi yayınlıyorlar. Size mi kaldı dergi çıkarmak? diyen hocalarımız da olmadı değil ama O kadar da olsundu!
Dergiye manevî moral verenler yanında kimse maddî destek vermeyince, biz de daha geniş çevreye ulaştıralım diye dergiyi bedava dağıtınca, Cemre 2. sayıdan sonra düştü! Sonra 1991deki ikinci deneme geldi Daha tecrübeli daha geniş çevreliydik ya
Dergicilik alanındaki eksikliğimiz, edebî ve kültürel alandaki zayıflığımızdan dert yanmayı sürdüren herkes; Bak Abdurrahman kardeş Sen niye kolları sıvamıyorsun? diyorlardı Ben de görevden kaçan konumunda olmamak için bir kere daha sıvadım kolları Özellikle Hasan Aycın dostumun ciddi katkılarıyla birkaç sayı çıkarabildim ama Arkasını getiremedim yine. Sonunda biriken borçları ödemek için işçi emeklisi babamın 30 yıllık birikimi olan bir arsayı sattırıp borçları ödedim. Duyan herkes Helal olsun sana! dediler
O günlerden bir-iki anımı burada paylaşmak isterim İmam hatip okulundan sınıf arkadaşım olan biri müteahhitliğe başlamıştı ve işleri oldukça iyiydi. Dergiyi çıkarınca yanına gittim Dergiler çantada Çayımızı içerken muhabbeti kültür sanat ortamına getirdim ve arkadaşıma şu sözü bile söylettim; Kardeşim Yıllardır gazetecisin Daha önce acemiyken bile dergi yayınladın. Şimdi bu tecrübeyle uçurursun. Niye oturuyorsun kollarını sıvamıyorsun Bak solcular nasıl çalışıyor
O son kelimelerini söylerken çantamı açtım, dergiyi çıkardım, masasına koydum ve dedim ki; Hah Bak kardeşim Ben üzerime düşeni yaptım ve aynen söylediğin gibi kolları sıvadım. Hamallık, amelelik benden, benzini sizlerden!
Önce bir ne yapabileceğini sordu dostum, kısılmış sesiyle Reklâm verebileceğini, toplu dergi alabileceğini ve abone olabileceğini söyledim Elcevap; Ya Abdurrahmanım Noldu biliyor musun? Geçen yıl umreye gittiydim. Gelirken de çocuklara bir şeyler getirdim ama evden hiçbirini beğenmediler Bu yıl başımın etini yediler Hanımı da alıp çocuklarla birlikte umreye niyetlendik. Şimdi fazla açılmamam lâzım. İleride inşallah!
Dergiyi masanın üzerinde bıraktım, o ileri dediğin zaman geldiğinde bakalım dergiyi bulabilecek misin? deyip çıktım.
Sosyal ve kültürel alanlarda ön saflarda olmayı seven, holding sahibi bir ağabeyim de üniversiteye giden kızına, güvenliği açısından yeni bir Mercedes aldığı için elinin dar olduğunu söyleyip, 90 liraya dergiye abone olamamıştı! Kısmet işte
Tam da o kapıyı kapatmanın kısa bir süre sonrasında bir başka kapı açıldı ve Beyazsanat Şirketini kurarak Beyazsanat Dergisini çıkardık 2 arkadaşla O da yapılanmadaki aksaklıklardan kısa ömürlü oldu Ayrıldım.
Ve meslekte 28 yılı geride bırakırken; Beyoğlu Gençlik Tiyatrosunun gençleriyle Sarmaşık Kültürü yayınlamak üzere kolları sıvadık. Nisan 2005de ilk sayısını yayınladığımızda, tahminimizin çok çok üzerinde methiyeler aldık Taraflı tarafsız herkes hiçbir olumsuzluktan yılmamamızı, birkaç sayı direnmemiz halinde Sarmaşıkın tutacağını, kök salacağını söylüyorlardı Biz de direndik Özellikle Mehmet Yavuz kardeşimin işin matbaa tarafını üstlenmesiyle süren bu direnmemiz bir yere kadardı bu ekonomik belirsizlik ortamında Zaman zaman bizim için çok ciddi sayılacak boyutlarda borçlandık yine Sonrasında başka işler yaparak kapatabildik borcun kabasını Ve aradan geçen 21 ayın sonunda ancak 10. sayıya ulaşabildik
Kitap gibi hacimli ve dolu dolu bu 10. sayımızdan sonrasını getirebilmem ise mümkün gö-rün-mü-yooooooor!
Buraya kadarmış dostlar.
Sarmaşıkı edebiyatımızın tozlu tarihine bırakıyorum 10. sayıyla
Bundan sonrasındaki çabalarım arasında ben niyetlenmeyeceğim, başkası da dergisinin yönetimini bana vermeyeceği için- kolay kolay dergi olmayacak
İlk Cemreden Sarmaşıka kadar gelen dergicilik seyrinde her zaman desteğini gördüğüm ağabeylerime, arkadaşlarıma ve kardeşlerime buradan yürek dolusu teşekkürler
Her yıl umre yapan, Mercedes değiştiren dostlar gibi düşünenlere de kısmetlerinde varsa- kültürlü günler diliyorum.
Arefe günü yazdığım bu yazıyla kültür dostlarını üzdüğüm için haklarını helal etmelerini diliyorum.
Bundan sonrasında sanatalemi.netteki yazılar, Yeni Asyadaki haftalık Cemreler ve yönelmeyi düşündüğüm kitap çalışmalarıyla devam Allahın verdiği nasip kadarıyla.
Yazarıyla ve okurlarıyla, bütün sanatalemi ailesinin Kurban Bayramını kutluyor, sağlıklı ve kültürle süslenmiş nice mutlu yıllar diliyorum efendim
Dergicilik seyrimiz içerisinde her ne kadar sürç-i lisan etmişsek affola
Adımız Hıdır, elimizden gelen budur!
Omuzlarım çürüdü dostlar!
Buraya kadar
Şimdi farklı alanlarda yeni şeyler söylemek zamanı bence
