ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Apateizm (apati ve teizm/ateizm kelimelerinin birleşimi), tanrıumursamazlık, pragmatik ateizm veya (eleştirel olarak) pratik ateizm; herhangi bir deiteye olan inanca veya inançsızlığa karşı ilgisizliktir. Apateizm tanrı(lar)ın varlığına veya yokluğuna yönelik bir tutumu tanımladığından hem teizmde, hem ateizmde görülebilir. Apateistler aynı zamanda tanrı(lar)ın var olup olmadık(lar)ına dair herhangi bir yargıya katılıp katılmamakla ilgilenmemektedirler. Diğer bir deyişle bir apateist, tanrı(lar)ın varlığı ile ilgili soru sormanın anlamsız ve hayatıyla ilgisiz olduğu görüşündedir.
Apatetik agnostisizm veya pragmatik agnostisizm, herhangi bir tartışmanın tanrı(lar)ın varlığını destekleyen veya desteklemeyen kanıtlar sunamayacağını ve bir tanrının var olması durumunda insanların kaderi ile ilişkisi olmadığını, dolayısıyla varlık veya yokluğunun insan hayatı üzerinde etkisi olmayacağını savunur.
Tanrı varlığının/yokluğu hakkında kesin bir bilgi edinilebilmesi ihtimalinde dahi apateistlerin bu tutumu değişmez.
Geçmişten bu yana, pragmatik ateizm bazı kişiler tarafından ahlaksızlık, bilinçli cahillik veya sorumsuzluk olarak görülmüş, apateist olduğu çıkarımında bulunulan insanların "tanrı, etik değerler, sosyal sorumluluklar yokmuş gibi davrandıkları, görevlerinden kaytararak hedonizmi benimsedikleri" iddia edilmiştir. Fransız Katolik filozof Étienne Borne'a göre "pratik ateizm Tanrı'nın varlığının reddi değil, tümüyle tanrısız yaşamak demektir; ahlyasalarının mutlak geçerliliğinin reddi değil, bu yasalara isyan eden kötü ahlaktır".
XXI. yüzyılda apateizme daha olumlu bakmaya başlanmıştır. Gazeteci Jonathan Rauch bu konuda "Apateizm büyük bir sivil ilerleme olduğu için kutlanmalıdır. Tanrı adına sergilenmiş birçok vahşetten oluşan din hafife alınmıştır, sosyal güçlerin en bölücüsü ve en havaisi olarak varlığını sürdürmektedir. Bu yüzden apateizmin tembellik olduğu önyargısında bulunulmamalıdır. Tam aksine, dînî zihniyeti disipline etmeye çalışan kararlı bir kültürel çabanın ürünüdür ve genelde spiritüel tutkusunda uzmanlaşma yönündeki kararlı bir kişisel çabayı da içerir. Bu bir sapkınlık değil, bir kazanımdır" demiştir.