Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
YouTube hem ekonomide hem medyada birçok kuralı değiştirdi. Özellikle teknolojiye dair talebin ve kullanımın yüksek olduğu coğrafyalarda YouTube kullanımı, beklenmedik boyutlara ulaşmış durumda. YouTubeun kurallarını kökten değiştirecek gibi göründüğü yeni alan ise siyaset ve siyasal iletişim.
Son bir hafta içinde ABDde birçok medya profesyonelini dinleme fırsatım oldu ve şunu söylemek zor değil: Internet kullanımının yüksek olduğu ülkelerde YouTube seçimlerin kaderi konundaki belirleyici rolünü artırıyor, hattâ kazananı çok önceden belirleyebilecek bir konuma doğru ilerliyor. WPA isimli araştırma şirketinin kurucusu Chris Wilsona göre önümüzdeki başkanlık seçimlerinde Amerikada YouTubeu doğru kullanmak yüzlerce milyon insanın parçası olduğu demokraside ipi göğüslemek için fazlasıyla belirleyici olacak. Wilson daha önceki seçimlerde de YouTube kullanımının çok büyük bir etkisi olduğunu kabul ediyor; ama bu seçimdeki rolün kritikliğine vurgu yapıyor.
Google raporlarına göre YouTubeda şu an en önde giden isim Trump. Trumpın internet kullanımına ilişkin öne çıkan unsurlardan biri içeriğin kral olduğu gerçeğine dair sonsuz inancı ve bu Wilsonın tespitleriyle birlikte düşünüldüğünde oldukça etkili. (Birçok ABDlinin Trumpa eşini güzel buldukları için gibi çok ilginç sebeplerle oy vermek istediğine ilişkin araştırmalar da var, elbette hangisine inanacağınıza dair seçim sizin.)
Trump zaten gazetecilerle sürekli bir şekilde kavga içinde olmaktan yahut hakkında kötü haberler yapan insanları hedef göstermekten geri durmayan bir figür. Buna bağlı olarak kendisiyle ilişkileri malum bazı medya şirketleri dışında (Fox vs.) ekranda süreci istediği gibi yönetebileceği yeteri kadar vakit bulamıyor. ABDdeki seçim trafiği ve herkesin anlatacağını olabildiğince kısa sürede anlatmasına yönelik kültür de onu mutlu etmiyor. Tam da bu sırada YouTube ve diğer yeni medya ağları devreye giriyor. Trump da diğer siyasetçiler de YouTubeda Twitterda olduğu kadar kontrolsüz değiller. Ancak şu da kesin ki çok uzun bir editoryal süreçten geçmiyorlar. Örneğin bir önceki seçimde Romneynin onlarca kişiden oluşan bir ekibin onayı olmadan Tweet atmadığı söyleniyor. Bu seçimlerdeki kontrollü ve kontrolsüz içeriği ayırt etmek Sanders, Clinton, Cruz gibi adaylarda pek belirgin olmasa da Trumpın hesabında oldukça kolay anlaşılabiliyor. Özellikle akşam on birden sonra başlayan, bol bol imla hatası ve argoya yakın dil içeren tweetler çoğunlukla adayların kendilerine ait oluyor. Peki, YouTubeun kontrol dışı olması sadece içeriği üretirken yanınızda kimse olmamasıyla mı ilgili? Elbette hayır. Zira sizle ilgili içerik üreten binlerce insan var ve bunu farklı amaçlarla yapıyorlar. Türkiyedeki örneklerine bakarsak çoğunlukla absürd olan bu videolar, ABD seçimlerinde de benzer nitelik sergiliyor. Örneğin bir kartalın Trumpı inceden korkuttuğu video kendisinin başkanlığa adaylık koyma konuşmasının iki katı kadar izlenmiş. Buradan yola çıkarak YouTubeda neyin izleneceğine ya da neyin izlenmesi gerektiğine karar verememeniz, videolara klik satın alsanız dahi buzz etkisi dediğimiz yayılma etkisini yaratamamanız YouTubeun tıpkı demokrasi gibi çoğu zaman siyasetçilerin moralini de bozabileceğinin işareti olarak görülüyor.
Peki, ne yapmalı? Siyasetçiler için en zor soru ise bu olsa gerek. Anaakım medyayı finansal yollardan ya da başka şekillerle kontrol edebilen ama yeni medya ruhundan anlamayan siyasetçilerin önümüzdeki onyıllarda internet kullanımının daha da yayılacağı düşünüldüğünde geleceği yönetme şansı çok düşük. Özellikle de yanınızda gençlerden oluşan, trendleri bilen, seçmeninizi tanıyan bir kitle olmadıkça sosyal ağları manipüle etmek ve orada kazanan olmak zor. Ya en çok konuşulan olmakta zarar yok diyerek iyi olsun kötü olsun hakkınızdaki tüm içerikleri bir kazanım olarak görecek ve yanıt vermeniz gerekenlere yanıt vereceksiniz ya da sessizce yenilgiyi bekleyeceksiniz. Tabii ki Türkiye bağlamında düşündüğümüzde pek de yakın olmayan bir gelecekten bahsediyoruz; ancak bizim de dünyada en aktif internet kullanan ülkelerden biri olduğumuz düşünüldüğünde trol savaşlarından yeni kamu diplomasisi stratejilerine, bir sonraki seçimlerde de günlük siyasette de son sözü yeni medyanın söyleme ihtimali her geçen gün artıyor. Üstüne milyonluk reklamlar yapılan, geç de olsa ciddi yatırımlarla gelen 4.5Gnin dünyasında sadece Ronaldo yok, biz de varız ve bu gelenekselin konforuna alışmış siyasetçileri tedirgin etmeye yetmeli.
taraf
Son bir hafta içinde ABDde birçok medya profesyonelini dinleme fırsatım oldu ve şunu söylemek zor değil: Internet kullanımının yüksek olduğu ülkelerde YouTube seçimlerin kaderi konundaki belirleyici rolünü artırıyor, hattâ kazananı çok önceden belirleyebilecek bir konuma doğru ilerliyor. WPA isimli araştırma şirketinin kurucusu Chris Wilsona göre önümüzdeki başkanlık seçimlerinde Amerikada YouTubeu doğru kullanmak yüzlerce milyon insanın parçası olduğu demokraside ipi göğüslemek için fazlasıyla belirleyici olacak. Wilson daha önceki seçimlerde de YouTube kullanımının çok büyük bir etkisi olduğunu kabul ediyor; ama bu seçimdeki rolün kritikliğine vurgu yapıyor.
Google raporlarına göre YouTubeda şu an en önde giden isim Trump. Trumpın internet kullanımına ilişkin öne çıkan unsurlardan biri içeriğin kral olduğu gerçeğine dair sonsuz inancı ve bu Wilsonın tespitleriyle birlikte düşünüldüğünde oldukça etkili. (Birçok ABDlinin Trumpa eşini güzel buldukları için gibi çok ilginç sebeplerle oy vermek istediğine ilişkin araştırmalar da var, elbette hangisine inanacağınıza dair seçim sizin.)
Trump zaten gazetecilerle sürekli bir şekilde kavga içinde olmaktan yahut hakkında kötü haberler yapan insanları hedef göstermekten geri durmayan bir figür. Buna bağlı olarak kendisiyle ilişkileri malum bazı medya şirketleri dışında (Fox vs.) ekranda süreci istediği gibi yönetebileceği yeteri kadar vakit bulamıyor. ABDdeki seçim trafiği ve herkesin anlatacağını olabildiğince kısa sürede anlatmasına yönelik kültür de onu mutlu etmiyor. Tam da bu sırada YouTube ve diğer yeni medya ağları devreye giriyor. Trump da diğer siyasetçiler de YouTubeda Twitterda olduğu kadar kontrolsüz değiller. Ancak şu da kesin ki çok uzun bir editoryal süreçten geçmiyorlar. Örneğin bir önceki seçimde Romneynin onlarca kişiden oluşan bir ekibin onayı olmadan Tweet atmadığı söyleniyor. Bu seçimlerdeki kontrollü ve kontrolsüz içeriği ayırt etmek Sanders, Clinton, Cruz gibi adaylarda pek belirgin olmasa da Trumpın hesabında oldukça kolay anlaşılabiliyor. Özellikle akşam on birden sonra başlayan, bol bol imla hatası ve argoya yakın dil içeren tweetler çoğunlukla adayların kendilerine ait oluyor. Peki, YouTubeun kontrol dışı olması sadece içeriği üretirken yanınızda kimse olmamasıyla mı ilgili? Elbette hayır. Zira sizle ilgili içerik üreten binlerce insan var ve bunu farklı amaçlarla yapıyorlar. Türkiyedeki örneklerine bakarsak çoğunlukla absürd olan bu videolar, ABD seçimlerinde de benzer nitelik sergiliyor. Örneğin bir kartalın Trumpı inceden korkuttuğu video kendisinin başkanlığa adaylık koyma konuşmasının iki katı kadar izlenmiş. Buradan yola çıkarak YouTubeda neyin izleneceğine ya da neyin izlenmesi gerektiğine karar verememeniz, videolara klik satın alsanız dahi buzz etkisi dediğimiz yayılma etkisini yaratamamanız YouTubeun tıpkı demokrasi gibi çoğu zaman siyasetçilerin moralini de bozabileceğinin işareti olarak görülüyor.
Peki, ne yapmalı? Siyasetçiler için en zor soru ise bu olsa gerek. Anaakım medyayı finansal yollardan ya da başka şekillerle kontrol edebilen ama yeni medya ruhundan anlamayan siyasetçilerin önümüzdeki onyıllarda internet kullanımının daha da yayılacağı düşünüldüğünde geleceği yönetme şansı çok düşük. Özellikle de yanınızda gençlerden oluşan, trendleri bilen, seçmeninizi tanıyan bir kitle olmadıkça sosyal ağları manipüle etmek ve orada kazanan olmak zor. Ya en çok konuşulan olmakta zarar yok diyerek iyi olsun kötü olsun hakkınızdaki tüm içerikleri bir kazanım olarak görecek ve yanıt vermeniz gerekenlere yanıt vereceksiniz ya da sessizce yenilgiyi bekleyeceksiniz. Tabii ki Türkiye bağlamında düşündüğümüzde pek de yakın olmayan bir gelecekten bahsediyoruz; ancak bizim de dünyada en aktif internet kullanan ülkelerden biri olduğumuz düşünüldüğünde trol savaşlarından yeni kamu diplomasisi stratejilerine, bir sonraki seçimlerde de günlük siyasette de son sözü yeni medyanın söyleme ihtimali her geçen gün artıyor. Üstüne milyonluk reklamlar yapılan, geç de olsa ciddi yatırımlarla gelen 4.5Gnin dünyasında sadece Ronaldo yok, biz de varız ve bu gelenekselin konforuna alışmış siyasetçileri tedirgin etmeye yetmeli.
taraf
