HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
[FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica,Sans-serif,sans-serif][SIZE=-1]Eski çağlarda Espiye adı, bölgede yaşayan halk tarafından bilinmiyordu. Daha doğrusu Yağlıdere Suyu ve Gelevera Deresi arasındaki geniş düzlüğün adı henüz konulmamıştı. Bu yöreye ad verilmesi Müslüman Türklerin gelmesi ile birlikte olacaktı. O günlerde (M.Ö.626) Espiye düzlüğünün hemen yanı başında yükselen Andoz Kalesi vardı. Andoz Kalesi Tirebolu Merkez Kalesi ile Harşit Yolu üzerinde kurulmuş olan Bedrama (Bedrum da denir) Kalelerin kardeşi sayılıyordu. Tirevbolu (Tri-Polis= Üç Şehir) adına temek teşkil ettiği tarihçelerde söylenir. Antik çağlarda Tireboluyu kuran halkın Miletoslular olduğu, dolayısıyla da Espiye arazisine bu halkın hakim olduğu belirtilmektedir. Tireboluyu Miletosluların kurduğu, M.S. 1. Yüzyılda Pliniusun yazdığı Natural History adlı eserden anlıyoruz.
Yine aynı eserden Miletosluların Karadenizde 90 kadar şehir kurdukları yazılmaktadır..[/SIZE][/FONT]
[FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica,Sans-serif,sans-serif][SIZE=-1]Atinalı Ksnepton (M.Ö. 430-355) Anabasis adlı eserde, M.Ö. 401de Doğu Karadeniz Bölgesinde Kohlların, Drillerin, Habiblerin, Tibarenlerin yaşadıklarını yazmaktadır. Burada bir noktaya işaret etmekte fayda görüyoruz. Yukarıda adı geçen kavimlerden Drillerin Türk asıllı olduğu iddia edilmektedir.[/SIZE][/FONT]
[FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica,Sans-serif,sans-serif][SIZE=-1]Prof. Dr. Fahrettin Kızıloğlu, Kıpçaklar adlı eserde, Drillerin Kıpçak Türklerinin ataları olan Kimmlerlerin bir boyu olduğu bilinmektedir. Hatta Tirebolu adının Dırıbolu biçiminde buradan geldiği iddia edilmektedir. O günlerde Tireboluya bağlı olan Espiyenin eski sakinlerinden birinin de Driller olabileceğini bu açıklamalar ışığında söyleyebiliriz.
Espiye daha sonraları, Pontus Krallığı, Roma ve Bizans hakimiyeti altında kalmıştır.
1204 ylında haçlı Ordularının İstanbulu işgal etmeleri ile İstanbuldan kaçan Aleksiosun Trabzona gelerek burada Trabzon Rum İmparatorluğunu kurması üzerine bu devletin sınırları içinde yer almıştır.
Espiyenin Türk yurdu olması Oğuz Türklerinin bir kolu olan Çepnilerin bölgeye gelmesiyle başlar. Oğuz Hanın üç oğlundan biri olan Gün Hanın; Bayındır, Peçenek ve Çavuldur boyları ile kardeş olan Çepniler XII ve XIV. Yüzyılda Kürtün bölgesine gelmesi ile Karadeniz kıyıları Türkleşmeye başlamıştır. Çepniler Ordu-Mesudiye bölgesinde Hacı Emirli Beyliğini kurmuşlardır. On binden fazla atlı birliğe sahip olan Emirli Beyliği, Doğu Karadeniz bölgesinde hakim olan Trabzon Rum İmparatorluğuna pek çok akınlar düzenleyerek, imparatorluğa sıkıntılı günler yaşattılar. O tarihte tüm Karadeniz sahillerine Rumlar hakim, dağlık kesime de Türkler hakim idiler. Bir müddet sonra Hacı Emirli Beyliğinin başına, Hacı Emir Beyin oğlu Süleyman Bey geçti. Süleyman Bey ilk iş olarak uzun süredir zapt etmeyi düşündüğü Giresuna 1397 yılında bir sefer düzenledi. Zorlu mücadelelerden sonra Giresun şehrini zapt etti. Bu sebeple ona Giresun Fatihi ünvanı verildi. Ancak, Giresunun zaptı ile Espiye Türklerin eline geçmemiş, Trabzon Rum Devleti sınırları içinde yer alıyordu. Giresunun fethi ile Keşap, Dereli ve Giresun Merkez Türk halkının hakimiyetine girmişti.
Aradan geçen 64 yıl sonra Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında Trabzonu alarak Trabzon Rum İmparatorluğuna son verecekti. Bu zaferle birlikte Espiye ve tüm Karadeniz ebedi Türk yurdu oldu..
Osmanlı Hakimiyetinin ve Karadenizde o güne kadar var olan Rum hakimiyetinin devamında Çepniler çok büyük rol oynamıştır. Fatih Sultan Mehmetin Trabzon Rum İmparatorluğuna son vermek üzere düzenlediği sefere çok önceden bölgeye yerleştikleri ve bildikleri için yardım etmişlerdir. Bu sebeple ki Osmanlılar, Çepnileri pek çok vergiden muaf tutmuşlardır.
Espiye adına ilk defa Esbiyelü şeklinde Osmanlı tahrir defterlerinde rastlıyoruz. 1515 tarihli defterde Çepni Eli olarak belirtilen Espiye Eşter Oğlu Mustafa Bey Zeameti olarak kayıt edilmiştir. Bu nedenle Espiye adının menşeini burada arıyoruz. Espiye kelimesi Farsça Esb kelimesinde türetilmiştir. Büyük Türkçe sözlükte Esb kelimesi at, beygir anlamına gelmektedir. Bu kelimeye eklenen i-yelü eki, iki anlamda ifade edilebilir. Birincisi atlık, atların bol olduğu yer anlamında müteala edilebilir. İkincisi Yelü sözcüğünün yalu-yalı biçiminde ses ve çekil değiştirmesinde yola çıkarak Yalı atı şeklinde olabileceğidir. Her iki durumda da Espiye kelimesi Türklerin tanımlamasıdır. Çünkü Türk Töresinde at, avrat, silah kutsallık derecesinde önemli kavramlardır. Eski Türkler At üzerinde uyur, at üzerinde yer içerdi. Bu durumda Espiye ister Yalı atı isterse atlık anlamına gelsin, Türklerce çok kıymetli bir isimle anılmıştır.
1515 tarihli kayıtlarda analadığıma göre o günlerde Espiyelünün 16 haneden, Andozun ise 6 haneden oluştuğunu anlıyoruz. Bunun anlamı Espiyenin o günkü nüfusunun yaklaşık 80-90 kişi olduğudur. Buda gösteriyor ki Espiye, 480-500 yıllık bir toplu yerleşim yeridir. Andoz Kalesi ise, Espiyeye göre çok daha eskidir. Ancak Andoz Kalesi yerleşim yeri değildir. Prof. Dr. Faruk Sümerin Tirebolu Tarihi adlı eserinden anladığımıza göre bu kalede halk yaşamıyordu. Hocanın verdiği bilgiye göre, Andoz kalesinin uzunluğu 90 adım, genişliği ise 20 adımdır. Böyle bir kalede elbette ki halk yaşamaz. Olsa olsa denizi ve yolları gözetleme yeri olabilir..
Espiye gerek Osmanlılar, gerekse Trabzon Rum İmparatorluğu dönemlerinde idari bakımdan İl olarak Trabzona, ilçe olarak ta Tireboluya bağlı kalmıştır.
Espiye Cumhuriyetin kurulmasından sonra 1957 yılında Tireboludan ayrılarak İlçe olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm Anadolu gibi, sıkıntılı günler geçiren Espiye, Rusların Harşit Çayına gelmesi ile düşmana karşı Osman Ağa komutasında gönüllüleri ile katılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında devam eden Kurtuluş Savaşına da, bir taraftan Askerlik Şubesi kanalı ile diğer taraftanda Osman ağanın Giresunda kurduğu gönüllü birlikler vasıtası ile katılmıştır. Öte yanda aynı zamanda Espiyeli olan o günlerin Giresun Askerlik Şubesi Reisi Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslanın gönüllü birliklerine yazılmıştır. Bugün Espiyenin Kurugeriş Köyünde doğan Hüseyin Avni Alpaslan, Birinci Dünya Savaşına Şarkta katılmıştır. Aynı zamanda bir fikir adamı olan Hüseyin Avni Alpaslan, Türk Yurdu dergisinde Milliyetçi yazılar yazmış otçu göçü ve Çepni boyunu inceleyen makaleleri kaleme almıştır. Giresunda kurulan iki gönüllü alaydan 42. Piyade Alayının teşekkülünü sağlamış, Sakarya Dumlupınar savaşlarına çağrılarak cepheye gitmiş, 30 Ağustos 1921 günü Mangaltepe sırtlarında şehir olmuştur[/SIZE][/FONT]
__________________
Yine aynı eserden Miletosluların Karadenizde 90 kadar şehir kurdukları yazılmaktadır..[/SIZE][/FONT]
[FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica,Sans-serif,sans-serif][SIZE=-1]Atinalı Ksnepton (M.Ö. 430-355) Anabasis adlı eserde, M.Ö. 401de Doğu Karadeniz Bölgesinde Kohlların, Drillerin, Habiblerin, Tibarenlerin yaşadıklarını yazmaktadır. Burada bir noktaya işaret etmekte fayda görüyoruz. Yukarıda adı geçen kavimlerden Drillerin Türk asıllı olduğu iddia edilmektedir.[/SIZE][/FONT]
[FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica,Sans-serif,sans-serif][SIZE=-1]Prof. Dr. Fahrettin Kızıloğlu, Kıpçaklar adlı eserde, Drillerin Kıpçak Türklerinin ataları olan Kimmlerlerin bir boyu olduğu bilinmektedir. Hatta Tirebolu adının Dırıbolu biçiminde buradan geldiği iddia edilmektedir. O günlerde Tireboluya bağlı olan Espiyenin eski sakinlerinden birinin de Driller olabileceğini bu açıklamalar ışığında söyleyebiliriz.
Espiye daha sonraları, Pontus Krallığı, Roma ve Bizans hakimiyeti altında kalmıştır.
1204 ylında haçlı Ordularının İstanbulu işgal etmeleri ile İstanbuldan kaçan Aleksiosun Trabzona gelerek burada Trabzon Rum İmparatorluğunu kurması üzerine bu devletin sınırları içinde yer almıştır.
Espiyenin Türk yurdu olması Oğuz Türklerinin bir kolu olan Çepnilerin bölgeye gelmesiyle başlar. Oğuz Hanın üç oğlundan biri olan Gün Hanın; Bayındır, Peçenek ve Çavuldur boyları ile kardeş olan Çepniler XII ve XIV. Yüzyılda Kürtün bölgesine gelmesi ile Karadeniz kıyıları Türkleşmeye başlamıştır. Çepniler Ordu-Mesudiye bölgesinde Hacı Emirli Beyliğini kurmuşlardır. On binden fazla atlı birliğe sahip olan Emirli Beyliği, Doğu Karadeniz bölgesinde hakim olan Trabzon Rum İmparatorluğuna pek çok akınlar düzenleyerek, imparatorluğa sıkıntılı günler yaşattılar. O tarihte tüm Karadeniz sahillerine Rumlar hakim, dağlık kesime de Türkler hakim idiler. Bir müddet sonra Hacı Emirli Beyliğinin başına, Hacı Emir Beyin oğlu Süleyman Bey geçti. Süleyman Bey ilk iş olarak uzun süredir zapt etmeyi düşündüğü Giresuna 1397 yılında bir sefer düzenledi. Zorlu mücadelelerden sonra Giresun şehrini zapt etti. Bu sebeple ona Giresun Fatihi ünvanı verildi. Ancak, Giresunun zaptı ile Espiye Türklerin eline geçmemiş, Trabzon Rum Devleti sınırları içinde yer alıyordu. Giresunun fethi ile Keşap, Dereli ve Giresun Merkez Türk halkının hakimiyetine girmişti.
Aradan geçen 64 yıl sonra Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında Trabzonu alarak Trabzon Rum İmparatorluğuna son verecekti. Bu zaferle birlikte Espiye ve tüm Karadeniz ebedi Türk yurdu oldu..
Osmanlı Hakimiyetinin ve Karadenizde o güne kadar var olan Rum hakimiyetinin devamında Çepniler çok büyük rol oynamıştır. Fatih Sultan Mehmetin Trabzon Rum İmparatorluğuna son vermek üzere düzenlediği sefere çok önceden bölgeye yerleştikleri ve bildikleri için yardım etmişlerdir. Bu sebeple ki Osmanlılar, Çepnileri pek çok vergiden muaf tutmuşlardır.
Espiye adına ilk defa Esbiyelü şeklinde Osmanlı tahrir defterlerinde rastlıyoruz. 1515 tarihli defterde Çepni Eli olarak belirtilen Espiye Eşter Oğlu Mustafa Bey Zeameti olarak kayıt edilmiştir. Bu nedenle Espiye adının menşeini burada arıyoruz. Espiye kelimesi Farsça Esb kelimesinde türetilmiştir. Büyük Türkçe sözlükte Esb kelimesi at, beygir anlamına gelmektedir. Bu kelimeye eklenen i-yelü eki, iki anlamda ifade edilebilir. Birincisi atlık, atların bol olduğu yer anlamında müteala edilebilir. İkincisi Yelü sözcüğünün yalu-yalı biçiminde ses ve çekil değiştirmesinde yola çıkarak Yalı atı şeklinde olabileceğidir. Her iki durumda da Espiye kelimesi Türklerin tanımlamasıdır. Çünkü Türk Töresinde at, avrat, silah kutsallık derecesinde önemli kavramlardır. Eski Türkler At üzerinde uyur, at üzerinde yer içerdi. Bu durumda Espiye ister Yalı atı isterse atlık anlamına gelsin, Türklerce çok kıymetli bir isimle anılmıştır.
1515 tarihli kayıtlarda analadığıma göre o günlerde Espiyelünün 16 haneden, Andozun ise 6 haneden oluştuğunu anlıyoruz. Bunun anlamı Espiyenin o günkü nüfusunun yaklaşık 80-90 kişi olduğudur. Buda gösteriyor ki Espiye, 480-500 yıllık bir toplu yerleşim yeridir. Andoz Kalesi ise, Espiyeye göre çok daha eskidir. Ancak Andoz Kalesi yerleşim yeri değildir. Prof. Dr. Faruk Sümerin Tirebolu Tarihi adlı eserinden anladığımıza göre bu kalede halk yaşamıyordu. Hocanın verdiği bilgiye göre, Andoz kalesinin uzunluğu 90 adım, genişliği ise 20 adımdır. Böyle bir kalede elbette ki halk yaşamaz. Olsa olsa denizi ve yolları gözetleme yeri olabilir..
Espiye gerek Osmanlılar, gerekse Trabzon Rum İmparatorluğu dönemlerinde idari bakımdan İl olarak Trabzona, ilçe olarak ta Tireboluya bağlı kalmıştır.
Espiye Cumhuriyetin kurulmasından sonra 1957 yılında Tireboludan ayrılarak İlçe olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm Anadolu gibi, sıkıntılı günler geçiren Espiye, Rusların Harşit Çayına gelmesi ile düşmana karşı Osman Ağa komutasında gönüllüleri ile katılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında devam eden Kurtuluş Savaşına da, bir taraftan Askerlik Şubesi kanalı ile diğer taraftanda Osman ağanın Giresunda kurduğu gönüllü birlikler vasıtası ile katılmıştır. Öte yanda aynı zamanda Espiyeli olan o günlerin Giresun Askerlik Şubesi Reisi Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslanın gönüllü birliklerine yazılmıştır. Bugün Espiyenin Kurugeriş Köyünde doğan Hüseyin Avni Alpaslan, Birinci Dünya Savaşına Şarkta katılmıştır. Aynı zamanda bir fikir adamı olan Hüseyin Avni Alpaslan, Türk Yurdu dergisinde Milliyetçi yazılar yazmış otçu göçü ve Çepni boyunu inceleyen makaleleri kaleme almıştır. Giresunda kurulan iki gönüllü alaydan 42. Piyade Alayının teşekkülünü sağlamış, Sakarya Dumlupınar savaşlarına çağrılarak cepheye gitmiş, 30 Ağustos 1921 günü Mangaltepe sırtlarında şehir olmuştur[/SIZE][/FONT]
__________________
