Çorlu Trakyanın merkezinde, plato yüzeyinin üzerindeki düzlükte yer alır. İlk Çağ insanlarının aradığı bütün coğrafi özelliklere sahip olan bu yerleşim yerine, Trak göçleriyle birlikte yerleşmeye ve tarıma açıldığı şüphesizdir. Nitekim yakın çevrede Prehistorik döneme inen yerleşme merkezlerinin ortaya çıkarılması, bu görüşü doğrulamaktadır. Bununla birlikte yeterince araştırma yapılmadığı için, Çorlu şehrinin kuruluş tarihi hakkında kesin bilgi verilememektedir. Çorlunun adı ile ilgili çok değişik ifadelerde mevcuttur.
Eski atlaslarda şehrin adı Tzarylus, Tzurulum, Tzurulus, Tzurule, Tschurla, Tziraltum şeklinde geçmektedir. Bizans döneminde peyniri meşhur olduğu için, Peynir Kasabası anlamında Tribiton adı verilmekte, bazı eserlerde de Sirello şeklinde kayıtlara rastlanmaktadır. Halk arasında Çorlu adının çorak işe yaramaz anlamındaki Çor veya Çur dan kaynaklandığı, şehrin Türkler tarafından alınışı sırasında zorluklarla karşılaşıldığından zor kelimesine benzetme yapılarak Çor dan geldiği ifade edilmektedir. Roma zamanında Trakya da Cohors III. Lucensum adını taşıyan bir askeri birliğin bulunduğu ve bu birliğin tamamen Trak savaşçılarından oluştuğu bilinmektedir. Romalılar savaşlarda Traklardan yararlanıyor ve onlara Cohors Kıtalarında görev veriyorlardı. Buradaki Cohors kelimesi Çorlu Şehrinin adına son derece benzemektedir. Marmaraereğlisi nin hemen doğusundaki Kamaradere de ortaya çıkarılan tarihi belge, Çorlu hakkında en eski ve kesin bilgileri vermektedir. Kamaradere de ele geçen bir mezar kitabesinde Burada iki defa Çorlu-Tzoulos idarecisi olan Sisinis gömülüdür şeklinde kayıt mevcuttur. Sisinis in (814) yılında öldüğü göz önüne alınırsa, belgenin Bizans dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. Sisinis Çorlu Kasabasında Curator Civitatis ünvanı ile idarecilik yapmış, başarılı olduğu için iki defa bu görevi üstlenmiştir. Çorlu nun adı ile yakından ilgisi olan Curator kelimesinin anlamı gerek Latin gerekse Grek alfabesinde özen gösteren, dikkat eden şeklinde verilmektedir. Curator, belediye büyüklüğüne gelen yerleşmelerde özel işlerle görevli kişilerin, diğer deyişle Belediye Başkanlarının ünvanıdır. Bu unvan 2. Yüzyılın sonunda Roma eyaletlerindeki şehirlerde Belediye Başkanları içinde kullanılmaktaydı.
Geniş sahaya yayılan Bizans İmparatorluğunda sınırları korumak için devamlı hudut muhafızları mevcuttu. Sınırdaki kuvvetler, özellikle cesur ve savaşçı uluslardan seçiliyordu. Kamaraderede mezarı bulunan Sisinis in yaşadığı yıllarda Trakya, Bulgar Kralı Kurumun ordularının tehdidi altındaydı. Giderek artan Bulgar baskısına karşı, bunları sınırdaki savunma noktalarına yerleştirmesi gayet doğaldı.
Çorlu Şehrinin adının da bu sırada 9. Yüzyılın başında şekillenmesi kuvvetle muhtemeldir. Çor veya Çur terimi eski Türk boylarında yüksek rütbe veya unvan olarak kullanılmaktaydı. Aynı şekilde Sisinis kelimesinin de Bizans ordusunda yardımcı kuvvetler olarak bulunan Hunların veya Alanların kumandanlarına unvan olarak verildiği bilinmektedir. Gerek Sisinis, gerekse Çor Bizans kültürünün etkisi altında değişerek,Sisinis görevli memurun, Çor ise görevin yapıldığı sınır kalesinin adı olarak kullanılmaya başlamıştır. Böylece Çor veya Çur dan, Çorlu şehrinin adı çıkmıştır. Yeni araştırmalarla ele geçirilecek belgeler, Çorlu şehrinin kuruluş tarihinin Roma ve Bizanstan çok daha eskilere gittiğini kesin olarak gözler önüne sermektedir.
Bölgede tarih öncesi döneme ait buluntuların elde edilmiş olması, bölge tarihini ilk Tunç Çağına kadar götürmektedir. Bilinen en eski adı Tzirallum olan Çorlu, M.Ö. 1000 yıllarında Trako-Frigler in kurduğu koloni kentlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinde Frig-Yunan-İskit-Pers-Makedonya-Roma ve Bizans istilalarına uğramıştır. Zaman, zaman Hun, Avar ve Peçenek akınlarına da maruz kalmıştır. Ayrıca İstanbul üzerine çeşitli seferler düzenleyen Arap ordularının istilasına da uğramıştır. Kısaca; Trakyanın yaşadığı her istiladan Çorlu etkilenmiştir.
Orta çağda burada Bizansı korumak için kullanılan Tzirallum kale kentinin bulunması İstanbul yolu üzerinde yer alan Çorluya askeri bir önem kazandırmıştır. Osmanlılar döneminde ise Anadoludan Rumeli sınır boylarına kadar uzanan ana yol üzerinde konaklama yeri olmasından dolayı da önemli tarihi olaylara sahne olmuştur. Çorlu 1357 tarihinde I. Murat tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. Süleyman Paşa ve Orhan Gazi nin ölümleri üzerine tekrar Bizans egemenliğine geçen Çorlu, 1361 tarihinde kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmiştir. I. Murat ın emriyle Trakya daki öteki Bizans şehirlerine ibret olması maksadıyla burayı savunan Bizanslılar ağır şekilde cezalandırılarak kale duvarları yıkılmıştır. Böylece Tzirallum un askeri önemi de ortadan kaldırılmıştır. Bu sert davranış hemen etkisini göstermiş ve Trakya nın fethi kolayca tamamlanmıştır.
Çorlu, İmparatorluk döneminde ilk defa II. Beyazıt ile oğlu şehzade Selim, (Yavuz) arasında geçen baba-oğul savaşında yer almıştır. Şehzade Selim ile II. Beyazıt Çorlu yakınlarındaki Uğraşdere de karşılaşmış ve Şehzade Selim babasının kuvvetleri önünde yenilmiştir. 1512 de tahtını oğluna bırakan II. Beyazıt, Dimetoka Sarayına giderken Çorlu Konağında ölmüştür. Daha sonra Yavuz Sultan Selim de İstanbul dan Edirne ye giderken 21 Eylül 1520 tarihinde aynı topraklarda ölmüştür. Bu suretle II. Bayezıt Dimetoka ya, Yuvuz Sultan Selim de Edirne ye varamamıştır. Eylül 1676 da ise Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Çorlu ile Karıştıran arasındaki Karabiber Çiftliğinde vefat etmiştir. Çorlu 18. Yüzyılda Kırım dan uzaklaştırılan hanzadelerin ve girayların sürgün yerlerinden biri olmuştur. 1830 yılında Rumeli Beylerbeyliği kaldırılıp Edirne vilayeti kurulunca, Çorlu bu vilayetin Tekirdağ Sancağına bağlı bir kazası haline getirildi. 1870 de vilayetler örgütünün ıslahı sırasında durumunu olduğu gibi korudu. 1876 da geçici olarak Rus ların eline düştü. 1912-1913 Balkan Savaşlarının birinci devresinde Osmanlı Doğu Ordusu Kumandanlığı Karargahı Çorluda idi. 5-6 Aralık 1912 savaşlarından sonra Bulgarların eline geçti.
Balkan Savaşlarının ikinci devresinde Edirneye doğru ilerleyen Türk Ordusu tarafından 15 Temmuz 1913 de kurtarıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında ise Çorlu, 25 Temmuz 1920 de Yunan işgaline uğradı. 1918 yılından beri faaliyet gösteren ve Trakya nın kurtuluş savaşını yöneten Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurduğu çeteler büyük zafere kadar faaliyetlerine devam ettiler. 15 Ekim 1922 de Türk Jandarma Kuvvetleri tarafından kesin olarak kurtarıldı. Çorlu halen, II. Dünya Harbinden beri savunma bakımından önemli bir garnizon olma özelliğini devam ettirmektedir.
Eski atlaslarda şehrin adı Tzarylus, Tzurulum, Tzurulus, Tzurule, Tschurla, Tziraltum şeklinde geçmektedir. Bizans döneminde peyniri meşhur olduğu için, Peynir Kasabası anlamında Tribiton adı verilmekte, bazı eserlerde de Sirello şeklinde kayıtlara rastlanmaktadır. Halk arasında Çorlu adının çorak işe yaramaz anlamındaki Çor veya Çur dan kaynaklandığı, şehrin Türkler tarafından alınışı sırasında zorluklarla karşılaşıldığından zor kelimesine benzetme yapılarak Çor dan geldiği ifade edilmektedir. Roma zamanında Trakya da Cohors III. Lucensum adını taşıyan bir askeri birliğin bulunduğu ve bu birliğin tamamen Trak savaşçılarından oluştuğu bilinmektedir. Romalılar savaşlarda Traklardan yararlanıyor ve onlara Cohors Kıtalarında görev veriyorlardı. Buradaki Cohors kelimesi Çorlu Şehrinin adına son derece benzemektedir. Marmaraereğlisi nin hemen doğusundaki Kamaradere de ortaya çıkarılan tarihi belge, Çorlu hakkında en eski ve kesin bilgileri vermektedir. Kamaradere de ele geçen bir mezar kitabesinde Burada iki defa Çorlu-Tzoulos idarecisi olan Sisinis gömülüdür şeklinde kayıt mevcuttur. Sisinis in (814) yılında öldüğü göz önüne alınırsa, belgenin Bizans dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. Sisinis Çorlu Kasabasında Curator Civitatis ünvanı ile idarecilik yapmış, başarılı olduğu için iki defa bu görevi üstlenmiştir. Çorlu nun adı ile yakından ilgisi olan Curator kelimesinin anlamı gerek Latin gerekse Grek alfabesinde özen gösteren, dikkat eden şeklinde verilmektedir. Curator, belediye büyüklüğüne gelen yerleşmelerde özel işlerle görevli kişilerin, diğer deyişle Belediye Başkanlarının ünvanıdır. Bu unvan 2. Yüzyılın sonunda Roma eyaletlerindeki şehirlerde Belediye Başkanları içinde kullanılmaktaydı.
Geniş sahaya yayılan Bizans İmparatorluğunda sınırları korumak için devamlı hudut muhafızları mevcuttu. Sınırdaki kuvvetler, özellikle cesur ve savaşçı uluslardan seçiliyordu. Kamaraderede mezarı bulunan Sisinis in yaşadığı yıllarda Trakya, Bulgar Kralı Kurumun ordularının tehdidi altındaydı. Giderek artan Bulgar baskısına karşı, bunları sınırdaki savunma noktalarına yerleştirmesi gayet doğaldı.
Çorlu Şehrinin adının da bu sırada 9. Yüzyılın başında şekillenmesi kuvvetle muhtemeldir. Çor veya Çur terimi eski Türk boylarında yüksek rütbe veya unvan olarak kullanılmaktaydı. Aynı şekilde Sisinis kelimesinin de Bizans ordusunda yardımcı kuvvetler olarak bulunan Hunların veya Alanların kumandanlarına unvan olarak verildiği bilinmektedir. Gerek Sisinis, gerekse Çor Bizans kültürünün etkisi altında değişerek,Sisinis görevli memurun, Çor ise görevin yapıldığı sınır kalesinin adı olarak kullanılmaya başlamıştır. Böylece Çor veya Çur dan, Çorlu şehrinin adı çıkmıştır. Yeni araştırmalarla ele geçirilecek belgeler, Çorlu şehrinin kuruluş tarihinin Roma ve Bizanstan çok daha eskilere gittiğini kesin olarak gözler önüne sermektedir.
Bölgede tarih öncesi döneme ait buluntuların elde edilmiş olması, bölge tarihini ilk Tunç Çağına kadar götürmektedir. Bilinen en eski adı Tzirallum olan Çorlu, M.Ö. 1000 yıllarında Trako-Frigler in kurduğu koloni kentlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinde Frig-Yunan-İskit-Pers-Makedonya-Roma ve Bizans istilalarına uğramıştır. Zaman, zaman Hun, Avar ve Peçenek akınlarına da maruz kalmıştır. Ayrıca İstanbul üzerine çeşitli seferler düzenleyen Arap ordularının istilasına da uğramıştır. Kısaca; Trakyanın yaşadığı her istiladan Çorlu etkilenmiştir.
Orta çağda burada Bizansı korumak için kullanılan Tzirallum kale kentinin bulunması İstanbul yolu üzerinde yer alan Çorluya askeri bir önem kazandırmıştır. Osmanlılar döneminde ise Anadoludan Rumeli sınır boylarına kadar uzanan ana yol üzerinde konaklama yeri olmasından dolayı da önemli tarihi olaylara sahne olmuştur. Çorlu 1357 tarihinde I. Murat tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. Süleyman Paşa ve Orhan Gazi nin ölümleri üzerine tekrar Bizans egemenliğine geçen Çorlu, 1361 tarihinde kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmiştir. I. Murat ın emriyle Trakya daki öteki Bizans şehirlerine ibret olması maksadıyla burayı savunan Bizanslılar ağır şekilde cezalandırılarak kale duvarları yıkılmıştır. Böylece Tzirallum un askeri önemi de ortadan kaldırılmıştır. Bu sert davranış hemen etkisini göstermiş ve Trakya nın fethi kolayca tamamlanmıştır.
Çorlu, İmparatorluk döneminde ilk defa II. Beyazıt ile oğlu şehzade Selim, (Yavuz) arasında geçen baba-oğul savaşında yer almıştır. Şehzade Selim ile II. Beyazıt Çorlu yakınlarındaki Uğraşdere de karşılaşmış ve Şehzade Selim babasının kuvvetleri önünde yenilmiştir. 1512 de tahtını oğluna bırakan II. Beyazıt, Dimetoka Sarayına giderken Çorlu Konağında ölmüştür. Daha sonra Yavuz Sultan Selim de İstanbul dan Edirne ye giderken 21 Eylül 1520 tarihinde aynı topraklarda ölmüştür. Bu suretle II. Bayezıt Dimetoka ya, Yuvuz Sultan Selim de Edirne ye varamamıştır. Eylül 1676 da ise Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Çorlu ile Karıştıran arasındaki Karabiber Çiftliğinde vefat etmiştir. Çorlu 18. Yüzyılda Kırım dan uzaklaştırılan hanzadelerin ve girayların sürgün yerlerinden biri olmuştur. 1830 yılında Rumeli Beylerbeyliği kaldırılıp Edirne vilayeti kurulunca, Çorlu bu vilayetin Tekirdağ Sancağına bağlı bir kazası haline getirildi. 1870 de vilayetler örgütünün ıslahı sırasında durumunu olduğu gibi korudu. 1876 da geçici olarak Rus ların eline düştü. 1912-1913 Balkan Savaşlarının birinci devresinde Osmanlı Doğu Ordusu Kumandanlığı Karargahı Çorluda idi. 5-6 Aralık 1912 savaşlarından sonra Bulgarların eline geçti.
Balkan Savaşlarının ikinci devresinde Edirneye doğru ilerleyen Türk Ordusu tarafından 15 Temmuz 1913 de kurtarıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında ise Çorlu, 25 Temmuz 1920 de Yunan işgaline uğradı. 1918 yılından beri faaliyet gösteren ve Trakya nın kurtuluş savaşını yöneten Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurduğu çeteler büyük zafere kadar faaliyetlerine devam ettiler. 15 Ekim 1922 de Türk Jandarma Kuvvetleri tarafından kesin olarak kurtarıldı. Çorlu halen, II. Dünya Harbinden beri savunma bakımından önemli bir garnizon olma özelliğini devam ettirmektedir.
Tarihi Fotoğraflar