Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
İskender Kebapçısı, Mehmet oğlu İskender Efendi tarafından ilk olarak 1860 yılında Bursa Kayhan Çarşısında açılan, günümüzün lokantalar zinciridir. İskender döneri ile ünlüdür.
İskender Kebabın Tarihi
1850 yıllarında Mehmet Efendi Lokantası ile işe başlayan aile, o dönemlerde Bursada yaygın olan kuzu çevirme ve tandırcılık işi yapmaktadır. Pişirilen etin (tandır veya kuzu çevirme) sabit mekânda olduğu kadar, baş üstündeki tablalarda satıldığı böyle bir Osmanlı döneminde oğul İskender arayışlara girerek İşi nasıl farklılaştırabiliriz? ve Daha iyisini nasıl yapabiliriz? gibi düşünceleri Amcası Sabit Dededen aldığı destekle hayata geçirmeye çalışır. Babasının Başımıza icad çıkartma sözleri üzerine önce konuyu annesine anlatır, sonra da babasını ikna eder. Sonuçta Yüzyıllardır yerdeki ateşe paralel olarak pişirilen kuzuyu, dik mangalda ayağa kaldırma! teklifinde bulunur babasına. Böylece dikey kebap fikrini Bursada denerler ve babası Mehmet Efendiye desteğiyle iş gelişmeye devam eder.
Bu amaçla yola çıkan İskender Efendi zamanla kemikli eti; kemik ve sinirlerinden arındırır, bir şişe takar ve bunu ateş karşısında döndürerek pişirdikten sonra ince-ince keserek sunumunu yapar. Bu farklı sunum Bursada çok dikkat çeker ve İskender Efendinin dönen kebabı olarak anılmaya başlar. Çünkü et kemiksizdir, dikey bir ocakta pişmektedir, farklı bir şekilde kesilmektedir. Ancak bugünkü kebap şeklinde değil; daha basit, çatal ve bıçak kullanılmayan, o günkü adıyla alaturka denen pide üzerine konan etlerin kenarına konan yoğurt, salça ve tereyağı ile desteklenmiş, bir lezzet tabağı haline gelmiştir. Artık Bursada İskender denilince o tabak akla gelmektedir. Bu yıllarda Bursanın nüfusu çok azdır. Kayhan-Tahtakale-Reyhan üçgeni ve Maksem, Tophane gibi semtlerden ibarettir. İnsanlar birbirlerini tanımaktadır. O dönemde Mehmet oğlu İskender Efendi ile tanınmaya başlayan İskender Döner Kebapın sunulduğu mekân 2030 metrekarelik bir dükkândır. 1926 yılında Harf İnkılâbı ile levhası olan ilk dükkâna taşınılır.
Gel zaman git zaman önceleri halk dilinde döner kebap, döner şeklinde anılmaya başlanmış ve lakap; Mehmet oğlu İskender Efendi şeklinde önce tabelaya ve günümüz ticari ortamında da bir ticari unvana dönüşmüştür. Ticari unvanın uzun zamandır kullanılmasıyla birlikte İskender Efendi; Bursa ile özdeşleşmiş ve adeta bir simgesi olmuş kişiliğiyle yemeğini bütünleştirerek bir ünlenme sürecine girmiştir.
Üç erkek evlat babası olan dede Mehmet oğlu İskender Efendi, sahip olduğu bu işi çocuklarına öğretmiştir. İskender Efendinin ortanca oğlu olan Yavuz İskenderoğlunun babası Süleyman İskenderoğlu da (19091965), bu zanaatın inceliklerini çocuklarına öğretmiştir. Yavuz İskenderoğlu da bu bayrağı oğulları Oğuzhan ve İskender Kayhan İskenderoğluna her platformda eğiterek taşımaktadır.
İskender Kebabın Tarihi
1850 yıllarında Mehmet Efendi Lokantası ile işe başlayan aile, o dönemlerde Bursada yaygın olan kuzu çevirme ve tandırcılık işi yapmaktadır. Pişirilen etin (tandır veya kuzu çevirme) sabit mekânda olduğu kadar, baş üstündeki tablalarda satıldığı böyle bir Osmanlı döneminde oğul İskender arayışlara girerek İşi nasıl farklılaştırabiliriz? ve Daha iyisini nasıl yapabiliriz? gibi düşünceleri Amcası Sabit Dededen aldığı destekle hayata geçirmeye çalışır. Babasının Başımıza icad çıkartma sözleri üzerine önce konuyu annesine anlatır, sonra da babasını ikna eder. Sonuçta Yüzyıllardır yerdeki ateşe paralel olarak pişirilen kuzuyu, dik mangalda ayağa kaldırma! teklifinde bulunur babasına. Böylece dikey kebap fikrini Bursada denerler ve babası Mehmet Efendiye desteğiyle iş gelişmeye devam eder.
Bu amaçla yola çıkan İskender Efendi zamanla kemikli eti; kemik ve sinirlerinden arındırır, bir şişe takar ve bunu ateş karşısında döndürerek pişirdikten sonra ince-ince keserek sunumunu yapar. Bu farklı sunum Bursada çok dikkat çeker ve İskender Efendinin dönen kebabı olarak anılmaya başlar. Çünkü et kemiksizdir, dikey bir ocakta pişmektedir, farklı bir şekilde kesilmektedir. Ancak bugünkü kebap şeklinde değil; daha basit, çatal ve bıçak kullanılmayan, o günkü adıyla alaturka denen pide üzerine konan etlerin kenarına konan yoğurt, salça ve tereyağı ile desteklenmiş, bir lezzet tabağı haline gelmiştir. Artık Bursada İskender denilince o tabak akla gelmektedir. Bu yıllarda Bursanın nüfusu çok azdır. Kayhan-Tahtakale-Reyhan üçgeni ve Maksem, Tophane gibi semtlerden ibarettir. İnsanlar birbirlerini tanımaktadır. O dönemde Mehmet oğlu İskender Efendi ile tanınmaya başlayan İskender Döner Kebapın sunulduğu mekân 2030 metrekarelik bir dükkândır. 1926 yılında Harf İnkılâbı ile levhası olan ilk dükkâna taşınılır.
Gel zaman git zaman önceleri halk dilinde döner kebap, döner şeklinde anılmaya başlanmış ve lakap; Mehmet oğlu İskender Efendi şeklinde önce tabelaya ve günümüz ticari ortamında da bir ticari unvana dönüşmüştür. Ticari unvanın uzun zamandır kullanılmasıyla birlikte İskender Efendi; Bursa ile özdeşleşmiş ve adeta bir simgesi olmuş kişiliğiyle yemeğini bütünleştirerek bir ünlenme sürecine girmiştir.
Üç erkek evlat babası olan dede Mehmet oğlu İskender Efendi, sahip olduğu bu işi çocuklarına öğretmiştir. İskender Efendinin ortanca oğlu olan Yavuz İskenderoğlunun babası Süleyman İskenderoğlu da (19091965), bu zanaatın inceliklerini çocuklarına öğretmiştir. Yavuz İskenderoğlu da bu bayrağı oğulları Oğuzhan ve İskender Kayhan İskenderoğluna her platformda eğiterek taşımaktadır.