Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Dera Kuşatması

Crypted

Level 15
Fahri Üye
Katılım
30 Haz 2015
Konular
7,605
Mesajlar
10,203
Online süresi
41911s
Reaksiyon Skoru
400
Altın Konu
0
Başarım Puanı
424
TM Yaşı
10 Yıl 9 Ay 27 Gün
MmoLira
195
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!


Dera Kuşatması

Nisan-Mayıs 2011 Dera Kuşatması, Arap Baharı'nın bir parçası olan 2011-2012 Suriye ayaklanması'nın savaşlarından olup, yaklaşık 1,5 hafta süren ve Suriye Ayaklanması'nın başlamasını sağlayan ilk olaylardandır. 25 Nisan 2011 tarihinde, Deyrizor ve Halep Kuşatmaları'nın hemen ardından, Dera'da protestoların iyice artması ve üçüncü büyük protesto olması sebebiyle, Suriye Silahlı Kuvvetleri'nin şehirde oldukça geniş çaplı bir operasyona koyulması sonucu başlamış, Mahir Esad ve 4 ayrı general önderliğindeki birliklerin, şehirdeki büyümeye başlayan protesto ve isyankar eylemleri bastırmasıyla 5 Mayıs 2011'de son bulmuştur. Ancak, protestolar kısa bir süre sonra büyüyerek tekrar alevlenmiş ve 2011 yılının, sonbaharında, Dera İli çapında yayılarak, Suriye Hükümeti ile başta Özgür Suriye Ordusu olmak üzere, Suriyeli muhaliflerin, ana çatışma noktalarından biri haline gelmiştir ve 2011-2012 Dera İli çatışmaları olarak adlandırılan 6 ay süreli çatışmaların başlamasına sebep olmuştur.

Suriye Hükûmeti , muhalifleri terörist olarak tanımlayarak, Dera Kuşatması'nın "teröristlere karşın bir operasyon" olduğunu iddia etmiş ancak Suriyeli muhalifler, bunun demokrasiye karşı sıkı bir önlem olduğunu söylemişlerdir. 5 Mayıs 2011'e kadar süren çatışmalarda, muhaliflerin kayıpları 81 şüpheli asker, 50 ila 220 ölü protestocu veya gösterici vatandaş, 600 tutuklu ve 80-90 civarında yaralı olmuştur. Suriye Silahlı Kuvvetleri'nde ise 25 asker hayatını kaybetmiş, 177 asker ise ağır ve hafif olmak üzere yaralanmıştır.

15 Mart 2011'de, Suriye Hükümeti'ne karşı bir protesto harekatı kızışmaya başlamış ve Suriye'nin büyük şehirlerinde eşzamanlı Esad karşıtı gösteriler düzenlenmiştir.[8] Bu protestoları kıvılcımlayan ve ayaklanmaya dönüşmesini sağlayan etken, Dera'da bir duvara, rejim karşıtı graffiti yapan birkaç gencin, polisler tarafından derhal tutuklanması olmuştur.[9] Bu haberin yayılmasıyla binlerce kişi Hasiçi, Dera, Deyrizor, Halep, Humus ve Hama'da sokaklara dökülerek, Esad karşıtı protestoların şiddetlenmesini sağlayarak 2011-2012 Suriye Ayaklanması'nı başlatmıştır. Bazı muhalif kaynaklara göre, bu şehirlerden bazılarında, gösteriler sırasında, hükümet güçleriyle, muhalifler arasında çatışmalarda yaşanmıştır. 18 Mart 2011 tarihinde, Suriye, on yıllardır görmediği bir hükümet-halk çatışmas ve kaosa sahne olmuştur. Tutuklanma olayları sonrasında, internet üzerinden yapılan bir Şeref Cuması çağrısıyla, 18 Mart Cuma günü, Cuma namazı'ndan sonra, Suriye genelindeki neredeyse tüm şehirlerde halk, on binlerce kişiyle sokaklara dökülerek, hükümet içerisindeki yozlaşma ve yolsuzluk yanında rüşvet iddialarının açıklığa kavuşması ve halka özgürlüğün tanınarak, demokrasinin sağlanması talebiyle, isyan başlatmış ve rejim karşıtı sloganlar atarak, gösteriler yapmıştır.[11] Bölge vatandaşları, gösteriler sırasında, bölge polisleri tarafından, şiddet dolu bir karşı çıkışla karşılaşmıştır. Bunların üstüne protestocuların durmayıp "Allah, Suriye, Özgürlük !" ve başka hükümet ile yolsuzluk karşıtı sloganlar atmasıyla ortalık iyice kızışmış ve birkaç kişi hayatını kaybetmiş, aynı zamanda çok fazla kişi yaralanmıştır.
Gün geçtikçe, Dera Şehri, artarak ayaklanmanın odak noktası haline gelmiştir. 20 Mart günü halk, hükümetin yıllardır süren olağanüstü hal yasasını protesto etmek ve gösterilerle dolu üçüncü bir günü daha geride bırakarak mücadelenin kalıcılaşması için tekrar Dera sokaklarına dökülmüştür. Güvenlik güçlerinin, protestoculara ateş açmasıyla, bir sivil muhalif ölmüş, çok sayıda kişi de çeşitli şekillerde yaralanmıştır. Dera Adliye sarayı, şehirdeki Baas Partisi merkez binası ve Esad ailesine yakınlığıyla bilinen Rami Makhlouf'un Syriatel isimli telekomünikasyon firmasının şehirdeki binası ateşe verilerek, yakılmıştır. Ertesi gün, 21 Mart tarihinde, Dera İli'nin başka bir önemli merkezi Jassem'de de yüzlerce kişi sokağa dökülerek rejim karşıtı gösterilere başlamıştır. Ayrıca yine aynı gün, Baniyas, Humus ve Hama'da da gösterilerin başladığı ve başlayan yerlerde daha da şiddetlendiği bildirilmiştir. Protestoların yayılıp, şiddetlendiğini gören Beşar Esad, durumun kontrolden çıkmaması için uzlaşmacı kararlar almış ve girişimlerde bulunmuşsada, halk taleplerini kabul ettirmek için sokaklarda gösterilerine devam etmiştir. Dera'daki Omari Camii'sinde toplanan şehir halkı, sırasıyla taleplerini söyleyerek sloganlarına devam etmiştir. Bu talepler;

Tüm politik tutukluların serbest bırakılması,
Protestocuları vuran ya da yaralayan herkesin yargılanarak, gerekli cezalara çarptırılması,
Ülkede 48 yıldır devam eden, olağanüstü hâl yasasının kaldırılarak, bu durumun bitirilmesi,
Halka daha fazla özgürlüklerin tanınması ve daha demokratik bir yönetim,
Hükümette ve küçük yönetim birimlerinde yolsuzlukların sona ermesi.. olmuştur.

25 Nisan 2011'de, Dera'daki gösterilerin çığrından çıkması sonucu, Esad'in emriyle, Suriye hükümeti, şehre en az 25 kişinin ölmesini sağlayacak tankları göndermiştir. Tanklara toplam yüzlercesinden, 6,000'e kadar ulaşan askerler ve keskin çatı nişancıları eşlik etmiştir. Ayrıca su, elektrik ve telefon hatları tamamen kesilmiştir. Şehrin bir sakini, muhaliflerin bir askeri arabayı yakarak, bir hükümet askerini rehin aldıklarını söylemiştir. Katliam olarak nitelendirilebilecek saldırının başının, Beşar Esad'in öz kardeşi, Mahir Esad'in kumandanlığını yaptığı, 4.Zırhlı Tümen (Mekanize) tarafından çekildiği yönünde, doğruluğu tam olarak kanıtlanmamış iddialar da bulunmaktadır. Hükümet ayrıca kaçışı engellemek için, operasyon sırasında, Dera yakınlarındaki, Ürdün sınır kapısını da kapatmıştır. En azından, bir yüksek rütbeli Suriye askeri komutanı saldırılara katılmayı reddetmiştir.
"Obama'nın gelmesine ve Suriye'yi almasına izin verin. İsrail'in, ülkeyi işgal etmesine ve yönetimi ele geçirmesine izin verin. Yahudilerin kontrolü almasına izin verin. Herhangi bir şey bile Esed'ten çok daha iyidir. "
—Bir Dera sakininin, muhabirlerle yaptığı telefon konuşmasından.
Muhalifler, tüm kuşatma boyunca, çatılardaki keskin nişancıların, sürekli gözlem halinde olduğunu, sokağa çıkmaya çalışan her erkeği ve erkek çocuğunu anında vurduklarını, sadece önceden belirlenmiş saatlerde kadınların ve kız çocukların, fırın gibi belirli yerlere gitmelerine izin verdiklerini ve bu yolla da birçok kişinin hayatını kaybettiğini belirtmişlerdir. Ayrıca, Suriye Ordusu'nun şehrin büyük bir kısmını çeşitli silahlarla bombaladığını ve halkın üzerine ağır makineli silahlarla ateş açtığı, Dünya'ya sunulan haberler arasındadır. Suriye Ordusu, kendi çıkarı için yaptığı açıklamada, halkı terörist olarak nitelendirerek, bu operasyonun terörist gruplarla mücadele için yapıldığını ve operasyon boyunca birçoğuyla karşılaşarak, düzinelercesini öldürmeyi veya yakalamayı başararak, silahlarına ve içerisinde yabancı SİM kartları bulunan telefonlarına el koyduklarını söylemiştir. Ayrıca yine Suriye askeriyesinin yaptığı başka bir açıklamada, kimliği ve mensup oldukları kuruluş veya örgüt belirlenemeyen, silahlı vatandaşların, hükümetin şehirdeki kontrol noktalarına ve şehirdeki subay ve askerlerin evlerine saldırması sırasında, çeşitli olaylar yaşandığını ve bunun sonucunda bazı yaralanmalar ve ölümler olduğunu da belirtmiştir.

Bu şiddet ve kan dolu olarak tanımlanan olaylardan sonra, ABD başbakanı Barrack Obama, çirkin ve fazla kuvvet kullanımını sert bir şekilde kınamış ve Suriyeli hükümet yetkililerinin, ABD mülklerini dondurma kararı aldıklarıyla beraber bazı çeşitli yaptırım kararlarını açıklamıştır. Avrupa'da ise, kalıcı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleri, Fransa ve Birleşik Krallık, uluslararası yaptırım kararları alması için, BM'yi devreye koymuş, ancak, diğer kalıcı BM Güvenlik Konseyi üyeleri olan, Rusya ve Çin'in bu öneriyi destekleyip, desteklemeyceği belirsiz kalmıştır.
Suriye Hükümeti, bunlardan sonra, gösteri ve protestoların İslamcı bir ayaklanmadan örnek alındığını ileri sürmüştür.

28 Nisan 2011 tarihinde, El Cezire (Al-Jazeera), yaralı hükümet askerlerine, muhalifler tarafından, yaraları için yardım edildiğini gösteren ve aynı askerlerin protestoculara ateş etme emrini reddederek, Esad'e sadık hükümet güçleri tarafından, ateş açılarak öldürüldüğünü gösteren görüntüleri yayınlamıştır. Bu 81 asker, muhalif olarak sınıflandırılmışlardır. Ağ, bu bağımsız görüntülerin, gerçekliği konusunda, hemen inanılması gerektiğini söyleyerek uyarmış ancak daha sonra bu görüntülerin "güvenilir bir kaynaktan" geldiği kanıtlanmıştır.

29 Nisan da ise, yine El Cezire, şehre ulaşımı sağlayan yol boyunca, bölgede, en az 50 kişinin ölüsünün yerde olduğunu bildirmiş ve bunun güvenlik güçlerinin, Cuma namazından sonra başlayan tüm protestolara bir cevabı olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca bu 50 kişiden, 15'inin, kuşatılmış şehre girmeye çalışırken, güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu öldürüldüğü de duyurulan haberlerdendir.

30 Nisan'da, Suriye hükümet güçleri, her Cuma, muhalif protestoların planlandığı, Omari Camiisi'ne karşı bir operasyon yürütmüştür. Bir şehir sakinine göre, cami bir tank tarafından bombalamış, askerlerce ateş açılmış ve en az 3 helikopter operasyona katılarak, cami çatısına paraşütçü askerler indirilmesini sağlamıştır. Binaya yapılan saldırı boyunca, caminin imamının oğlununda içinde bulunduğu 6 kişi öldürülmüş ve imamında içlerinde bulunduğu onlarca kişi tutuklanmıştır. Omari Camiisi'de büyük ölçüde hasar görmüştür. Operasyondan sonra, muhaliflerce aynı bölgede, tekrar protestolar planlanamaması için, cami çatısına ve çevresine, dikkatlice, keskin nişancılar konuşlandırılmıştır. Gün içerisinde, anonim bir muhalif, şehrin Şeyh Mesken (Sheik Meskeen) denen bölgesinde, Suriye Silahlı Kuvvetleri güçlerinin, cephanesiz protestoculara saldırıp, öldürdüğü video internete sızmıştır.
5 Mayıs tarihinde, ordu, operasyonu sonuçlandırmış ve yaklaşık 5 aylık bir süre boyunca, Dera ve çevresindeki, ilk kez bu kadar ciddi bir hal almaya başlayan protestolardan bölgedekini bastırmayı başarmıştır. Ancak, bazı tank ve askerler, bölgeyi kontrol altında tutmak amacıyla, Dera'da kalmışlardır. Aynı sırada ise başka birçok birliğin, diğer bir önemli muhalefet merkezi olan, Baniyas civarında toplanarak, hazırlıklarını ilerleterek, harekete geçmeye başladıkları bildirilmiştir.

Protestolar 5 ila 5,5 aylık bir süreliğine (5 Mayıs-13 Ekim) bastırılmıştır. Ancak daha sonra, 2011 yılının, sonbaharında, protestolar yavaşça tekrar artarak ve sonrasında şiddetlenerek, Esed yönetimi karşısında duran halkın yarı askeri bir hâl alarak, kendilerine Özgür Suriye Ordusu adını vermeleriyle, bu paramiliter ordu ve Suriye hükümeti mensupları ile Suriye Silahlı Kuvvetleri birliklerinin arasında 6 aylık bir sıcak çatışma süreci başlamıştır.

Bu süreç, BM tarafından uygulanması istenen barış planı sonucu, ülkede ateşkes kararı alınmasıyla, 14 Nisan 2012'de sona ermiştir. Ancak daha sonrasında, 20 Nisan 2012 tarihinde, 20 Nisan 2012 Dera İli saldırıları denen olayların ve 14 Mayıs 2012'de Üçüncü Rastan Muharebesi'nin patlak vermesi sonucu, yurt genelinde bir buçuk hafta ila bir ay dayanabilen ateşkes bozulmuş, çatışmalar başta Dera İli ve 20 Nisan saldırıları olmak üzere Suriye genelinde yeniden başlayarak, alevlenmiştir.

 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Geri
Üst