HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Sabuniye Höyüğü
Sabuniye Höyüğü, Antakya il merkezinin 20 km. güneyinde Samandağ İlçesi Sutaşı Beldesi'nde, Asi Nehri Deltası'nın kuzeyinde, ırmağın 1 km. batısında, kıyı şeridinden 5 km. içeride yer alan bir höyüktür. Saman Dağı'nın batı uzantısı olan Hisallıtepe üzerindedir. Tepe, ova seviyesinden 30 metre yükseklikte olup, 120 x 80 metre boyutlarındadır.
Höyük ilk kez 1936 yılında bölgede British Museum adına faaliyet gösteren İngiliz arkeolog Sir Leonard Woolley tarafından saptanmıştır. Woolley, Al Mina kazısı sırasında höyükte deneme amaçlı üç sondaj çalışması gerçekleştirmiştir. Bu çalışmalar sonucunda höyüğün Orta Tunç Çağı'nda, Al Mina'da faaliyet gösteren Yunan yerleşimciler ve tüccarlar tarafından iskan edildiği ileri sürülmüştür. Ancak günümüzde bu tespitler tartışmalı durumdadır. Daha sonra Antioch Projesi çerçevesinde 1999, 2001-2004 yıllarında höyükte yüzey toplamaları yapılmış, değerlendirilmiş ve topografyası çıkarılmıştır. Höyük ve civarında yapılan yüzey çalışmalarının yanı sıra, delta ovasında Hatice Pamir başkanlığında 2002 Eylül ayına kadar 12 sondaj çalışmasıyla ovanın alüvyal jeomorfolojisi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kazı çalışmaları ise yine Hatice Pamir başkanlığında 2008 yılında başlatılmıştır.
Höyükte 2004 yılında güneydoğu ve güneybatı kesitlerinde yapılan çalışmalar sonucunda Geç Tunç Çağı II, Demir Çağı I - II, Akamenid Dönemi ve Helenistik Dönem içine giren çeşitli tabakalar tanımlanmıştır. Höyükte 2004 yılında yapılan yüzey çalışmalarında beyaz, yumuşak kireçtaşından bir silindir mühür bulunmuştur. MÖ 14. yüzyıla tarihlenen ve bir Mitanni mühürü olduğu ileri sürülmektedir. Diğer buluntular da önemli miktarda Geç Tunç Çağı II'ye tarihlenen Kıbrıs beyaz astarlıları ve Geç Miken seramiğidir. Tüm bu buluntular yerleşmenin Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Kazılarda ortaya çıkan mühürlerden biri ise yerleşimin dış dünyayla ilişkilerini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Kireçtaşı skarab mühür üzerine, kanatlarını açmış bir skrabble ve bir kartuş içinde III. Tuthmosis'in ilk adı olan Mn-hpr-r kazınmıştır.
Sabuniye, Hatay ve civarında Miken buluntusu veren Tell Tayinat Höyüğü ile birlikte iki yerleşmeden biridir. Miken seramiklerinin LH III C dönemine ait mallar olduğu belirtilmektedir. Kilikya Bölgesi'ndeki birçok höyükte olduğu gibi burada da WS II ve Miken malları birlikte bulunmuştur. Bu durum, Miken mallarının Kıbrıs çıkışlı olduğunu göstermektedir.
Yukarı Asi Vadisi, Amik Ovası ile Asi Nehri Deltası arasındaki doğal bağlantıdır. Asi Deltası ise Amik Ovası'nın Doğu Akdeniz'e açılan geçididir. Diğer deyişle Amik Ovası ile Ege ve Akdeniz kültürleri arasında bir bağlantı noktası olarak görülmektedir. Derinleştirilen çalışmalar yerleşmenin, Akdeniz ve Ege kültürleriyle Amik Ovası ve Batı Suriye'nin iç kesimlerdeki yerleşmeler arasında, nehir taşımacılığına da dayanan ilişkilerde bir antrepo görevi taşıdığını göstermektedir. Ovada yapılan sondajlardan 15 metre derine inen üç sondajdan, eski ova düzeyinin bugünkü deniz seviyesinden 10 metre kadar daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Sondaj profillerinde denizsel organik buluntuya rastlanmamıştır. Dolayısıyla kıyının bu noktalara kadar uzanmamış olduğu, yerleşmenin bir kıyı yerleşimi olmadığı, bununla birlikte günümüze göre kıyıya daha yakın bulunduğu anlaşılmaktadır.
