Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Mahremiyet
Mahremiyet sözcüğü etimolojik kökeninde (Latince inümus) 'en iç' 'en derin iç' anlamına gelmekte ve günlük dilde de 'iç bilinç ya da bir kişinin en gizli gerçekliğinin bilgisi' gibi anlamlar taşımaktadır. Genel olarak mahremiyet bir kişinin en derinliğinde var olan şeylere göndermektedir.
Çeşitli yazarlar mahremiyet tanımlarında 'geri çekilme' (Bates) 'diğerlerinin birey üstündeki gücünün sının' (Kelvin) 'kişisel kontrol' (Johnson) 'kişiler arası etkileşimleri düzenleme süreci' (Altman) gibi farklı kavramlara dayanmaktadırlar. Yapılan anketlere göre Batı toplumlarında mahremiyetin içeriği cinsellik diğerine duyulan sevgi ve angajman rüyalar veya hayaller gibi konuları kapsamaktadır. Bir başkasıyla bu tür konuları paylaşma onunla mahrem özel ilişki kurma anlamına gelmektedir.
Mahremiyeti özgül bir inceleme konusu olarak ele alan araştırmacılar tanımlarında kabaca dört boyut üstünde durmaktadırlar: Birincisi mahremiyetin kişilere göre değişen bir ihtiyaç olarak görülmesidir (McAdams 1988) bu ihtiyaç sıcak ve karşılıklı ilişki arayışı şeklinde kendini göstermektedir.
İkincisi oldukça istikrarlı kişisel bir kapasite olarak görülmesidir; bu kapasite diğer bir kişiye angaje olma ve bu angajman uğruna bir takım özverilerde ve kompromilerde bulunmayı kabul etme şeklinde ifade edilmektedir (Erikson 1963).
Üçüncüsü iki bireyin birbirine yaklaşmaya çalıştıkları bir süreç olarak kavramsallaştırılmasıdır (Hatfıeld 1984); bu süreçte iki kişi birbirlerini en derin hususlarında tanıyabilmekte ve bir karşılıklı bağımlılık (ihtiyaçlarını doyurma bakımından diğerine muhtaç olma durumu) oluşmaktadır.
Dördüncüsü mahrem ilişkilerin belirli karakteristik Öğelere ya da özelliklere göre tanımlanması-dır. Mahrem ilişkiler diğer ilişkilerden bazı bakımlardan farklılık göstermektedir: Bunlar arasında duyguların yoğunluğu kendisi hakkında karşıdakine verilen enformasyonların nicelik ve niteliği; diğerine ve ilişkiye angajman ilişkinin uzun süreli olacağına inanç karşılıklı bağımlılık gibi hususlar sayılmaktadır.
Mahremiyetin anlaşılmasında kültürel boyutlar da önem taşımaktadır. Zira tüm kültürlerde mahremiyeti düzenleyici kurallar bulunmakla birlikte mahremiyetin düzenlenme şekli ve mekanizmaları kültüre özgüdür Hall'in deyişiyle 'her kültürde farklı duyumsal dünyalar (görme koklama duyma dokunma vb.) yüceltilir ve farklı mekanizmalar kullanılır'. Hatta aynı kültür içinde de rol ve statüye bağlı olarak farklı kural ve mekanizmaların işlediği görülür.
Sosyal psikologlar mahrem ilişkilerin gelişmesi konusunda çeşitli teorik yaklaşımlar ortaya koymuşlardır. Literatürde mevcut yaklaşımlar arasında Levinger Modeli (1988) Murstein Modeli (1976 1987) Secord ve Backman Modeli (1974 1981) Scanzoni Modeli (1979) ve çeşitli bağımlılık modelleri (Maslow 1954 1968; Fromm 1956; Berscheid ve ark. 1977 1978) zikredilebilir.
Mahremiyet sözcüğü etimolojik kökeninde (Latince inümus) 'en iç' 'en derin iç' anlamına gelmekte ve günlük dilde de 'iç bilinç ya da bir kişinin en gizli gerçekliğinin bilgisi' gibi anlamlar taşımaktadır. Genel olarak mahremiyet bir kişinin en derinliğinde var olan şeylere göndermektedir.
Çeşitli yazarlar mahremiyet tanımlarında 'geri çekilme' (Bates) 'diğerlerinin birey üstündeki gücünün sının' (Kelvin) 'kişisel kontrol' (Johnson) 'kişiler arası etkileşimleri düzenleme süreci' (Altman) gibi farklı kavramlara dayanmaktadırlar. Yapılan anketlere göre Batı toplumlarında mahremiyetin içeriği cinsellik diğerine duyulan sevgi ve angajman rüyalar veya hayaller gibi konuları kapsamaktadır. Bir başkasıyla bu tür konuları paylaşma onunla mahrem özel ilişki kurma anlamına gelmektedir.
Mahremiyeti özgül bir inceleme konusu olarak ele alan araştırmacılar tanımlarında kabaca dört boyut üstünde durmaktadırlar: Birincisi mahremiyetin kişilere göre değişen bir ihtiyaç olarak görülmesidir (McAdams 1988) bu ihtiyaç sıcak ve karşılıklı ilişki arayışı şeklinde kendini göstermektedir.
İkincisi oldukça istikrarlı kişisel bir kapasite olarak görülmesidir; bu kapasite diğer bir kişiye angaje olma ve bu angajman uğruna bir takım özverilerde ve kompromilerde bulunmayı kabul etme şeklinde ifade edilmektedir (Erikson 1963).
Üçüncüsü iki bireyin birbirine yaklaşmaya çalıştıkları bir süreç olarak kavramsallaştırılmasıdır (Hatfıeld 1984); bu süreçte iki kişi birbirlerini en derin hususlarında tanıyabilmekte ve bir karşılıklı bağımlılık (ihtiyaçlarını doyurma bakımından diğerine muhtaç olma durumu) oluşmaktadır.
Dördüncüsü mahrem ilişkilerin belirli karakteristik Öğelere ya da özelliklere göre tanımlanması-dır. Mahrem ilişkiler diğer ilişkilerden bazı bakımlardan farklılık göstermektedir: Bunlar arasında duyguların yoğunluğu kendisi hakkında karşıdakine verilen enformasyonların nicelik ve niteliği; diğerine ve ilişkiye angajman ilişkinin uzun süreli olacağına inanç karşılıklı bağımlılık gibi hususlar sayılmaktadır.
Mahremiyetin anlaşılmasında kültürel boyutlar da önem taşımaktadır. Zira tüm kültürlerde mahremiyeti düzenleyici kurallar bulunmakla birlikte mahremiyetin düzenlenme şekli ve mekanizmaları kültüre özgüdür Hall'in deyişiyle 'her kültürde farklı duyumsal dünyalar (görme koklama duyma dokunma vb.) yüceltilir ve farklı mekanizmalar kullanılır'. Hatta aynı kültür içinde de rol ve statüye bağlı olarak farklı kural ve mekanizmaların işlediği görülür.
Sosyal psikologlar mahrem ilişkilerin gelişmesi konusunda çeşitli teorik yaklaşımlar ortaya koymuşlardır. Literatürde mevcut yaklaşımlar arasında Levinger Modeli (1988) Murstein Modeli (1976 1987) Secord ve Backman Modeli (1974 1981) Scanzoni Modeli (1979) ve çeşitli bağımlılık modelleri (Maslow 1954 1968; Fromm 1956; Berscheid ve ark. 1977 1978) zikredilebilir.
