kralhakan2009 1
kralhakan2009
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
B 1
berione65
sen272 1
sen272
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
C 1
chengdu
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Kurban

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Carissa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 341

Carissa

Administrator
Telefon Numarası Onaylanmış Üye TC Kimlik Numarası Doğrulanmış Üye Turkmmo Discord Nitro Booster
Admin
VIP Üye
Katılım
2 Mar 2015
Konular
59,189
Mesajlar
88,442
Çözüm
109
Online süresi
4mo 16d
Reaksiyon Skoru
14,280
Altın Konu
2,398
TM Yaşı
11 Yıl 3 Ay 9 Gün
Başarım Puanı
1,051
MmoLira
695,207
DevLira
234
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

55.jpg



Kurban, ilah olarak kabul edilen ya da yüceltilmiş bir varlığa sunulmak üzere kesilen canlı hayvan. Bir dileğin gerçekleşmesi için sunulan kurbana ise adak denir. Antik çağlardan beri tanrıları veya yüce kabul edilen varlıkları memnun etmek, felaketlerden korunma ve benzeri amaçlar doğrultusunda insanlar ve hayvanlar kurban edilmiştir. Ancak kurbanın, bazı dönem ve uygarlıklarda sadece tapılan ilaha değil aynı zamanda libasyon yani sıvı adağı ile ölülere de sunulduğu bilinmektedir. Bu libasyon törenlerinde şarap ve çeşitli bira gibi sıvıların kullanılmasının yanı sıra taze insan kanı da kullanılmıştır.

Etimoloji

Türk Dili'nin en eski ve değerli sözlüklerinden Divânu Lügati't-Türk'te kurban karşılığı olarak "yagış" kelimesi geçmektedir. "يغش Yagış, İslam'dan evvel Türkler'in adak için, yahut tanrılara yakınlık elde etmek için kestikleri kurban"[SUP][3][/SUP] olarak tanımlanır.
Yine aynı eserde ıdhuk (ıduk) kelimesi geçmektedir. "اذق Idhuk: Kutlu ve mübarek olan her nesne. Bırakılan her hayvana bu ad verilir. Bu hayvana yük vurulmaz, sütü sağılmaz, yünü kırkılmaz; sahibinin yaptığı bir adak için saklanır."[SUP][4][/SUP] şeklinde tanımlanmıştır.
Kurban kelimesinin, Türkçe'ye Farsça'dan, Farsça'ya ise Arapçadan dan geçtiği[SUP][5][/SUP] ve Arapça krb (yakın olma)dan türediği düşünülse de Arapçada -an eki olmayışı sebebiyle, kurban sözcüğünün İbranicedeki korban (קרבן) sözcüğünden alındığı düşünülebilir.[SUP][6][/SUP]
Arapçada kurban için hedy (hediye)sözcüğü kullanılır.

Antik İsrail’de kurban

İnsanların Molek'e çocuklarını kurban olarak sunmasını yasaklayan Tanrı Musa’ya şöyle der: İsrail halkına de ki, İsrailliler’den ya da aranızda yaşayan yabancılardan kim çocuklarından birini ilah Molek’e sunarsa, kesinlikle öldürülecek. Ülke halkı onu taşlayacak.


Antik Yahudilerin komşuları olan Ammonilerin korkunç ilahları Molek kullarından canlı kurbanlar istemektedir. Bu kurbanlar Molek’e yakılarak sunulur. Kurban törenleri Geben Hinnom (cehennem ya da Hinnom vadisi) da yapılır. Daha sonra Geben Hinnom cehennem’e, Molek ise Malik’ ve melek’e dönüşür.

Antik Mısır'da Kurban

Herodot'a göre, Antik Mısır'da domuzun kötü kokması, hasatlara saldırması nedeniyle ne domuzlar ne de domuz çobanları sevilirdi. Nitekim, Antik Mısır'da domuz da kurban edilen hayvanlar arasındaydı. Antik Mısır'da en göze çarpan kurban etme eylemlerinden biri de insanların kurban edilmesiydi. Öyle ki, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere insanlar kurban edilmekteydi. Nil Nehri'ne bırakılan insanlar da aranan ortak özellik masumluktu; bu nedenle özellikle kadın ve çocuklar Nil Nehri'ne bırakılarak kurban edilirdi. Kurban edilecekler arasında bakirelik bir öncelik olarak sayılıyordu. Bakireliğin, saflık ve masumluk anlamı taşıması kurban olarak özellikle bakirelerin seçilmesine önemli bir etkendi.

Antik Yunan'da Kurban

Eski Çağ'da ölen kişinin eşyalarının yanı sıra eşi ve köleleri de kurban edilir ve onlarla birlikte gömülürdü. Antik Yunanistan'da ölülerin mezarlarında hâlâ yaşadıklarına inanılır ve onlara düzenli olarak sunu takdim edilirdi. Örneğin; bir kap içinde kan sunulurdu. Kan, hayat demek olduğu için ruhun kanı içince geçici bir canlılığa kavuşacağı fikri hakim idi. Eğer bu ihmal edilir ise, ölülerin çevreye ölüm ve çeşitli hastalıklar salarak intikam alacağı düşünülürdü.
Euripides'in İphigenia Tauris'te adlı tragedyasında rahibe, kralın kurban etmek istediği iki yabancının kanla lekeli olduklarını ve arınmaları gerektiğini söyler. Çeşme suyundan mı, yoksa okyanus dalgalarından mı? diye sorar kral. "Tuzlu deniz" diye cevap verir rahibe, bütün pislikleri temizler. Sadece kurban olunanın değil, kurban edenin de temizlenmesi gerekir. Eğer yakarıcı, tanrıdan bir şey elde etmek istiyorsa yere kapanarak ya da ellerini göğe doğru kaldırarak ona, törelere uygun biçimde yakarır, belli kelimeler kullanırdı; çünkü büyüden pek az farkı olan duanın, büyülü bir gücü vardı. Genel olarak büyüyle birlikte adak adanırdı; çünkü her şeye rağmen insan olan tanrıların gönülleri armağanlarla alınabilirdi. Zeus İlyada'da "Hektor bana, çok kıvrımlı İda tepelerinde ve büyük kentte birçok yanık öküz armağan etti; bu yüzden yüreğim ona acıyor" diyerek, Hektor'u yaklaşmakta olan ölümden kurtarmayı düşünür. Dolayısıyla, karşılaştığında lütuflar elde etmeyi uman insanlar tanrılara yiyecek ve içecek ya da kurbanın hoş kokusunu sunmak durumundaydılar.


Mikenlerde Kurban

Mikenlerin günlük yaşamlarında kullandıkları gıda maddeleri ve hayvanları kurban sunusu olarak kullandığı bilinmektedir. Metinsel veri niteliğindeki Pylos'ta ele geçen tabletler neticesinde, denizlerin hakimi tanrı Poseidon'a yapılan sunuların listesi bunu göstermektedir. Kurban olarak sunulan boğa ve keçinin yanı sıra libasyon sunuları sırasında un, şarap ve bal gibi gıdalarında kullanıldığı bilinmektedir. Özellikle ritüeller arasında önemli bir yer tutan libasyon törenlerinde bir kap içindeki kan ya da sıvı yere doğru akıtılmaktadır. Bu sunular arasında koyun postları da göze çarpmaktadır. Diğer tabletlerden anlaşıldığı üzere kurbanlar arasında inek, dişi evcil domuz ve yaban domuzları bulunmaktadır; özellikle dişi hayvanlar kurban olarak seçilmişlerdir. Lineer B metinlerinde sunulan sıvılar altın kapların içerisindedir. Bu törenler sırasında elinde altın kaplarla tanrıya yaklaşan insanlar da kurban olarak tanrılara sunulmuştur. Mikenlerdeki cenaze törenlerinde ise günümüzde bazı toplumlardaki cenaze sonrası kurban kesme adetine benzer bir biçimde gerçekleştirilmiş sunularda çok sayıda hayvan da kurban edilmiştir. Kült merkezlerinde bulunan sunak ve hayvan kemikleri kurban törenlerinin yaygınlığını açıkça ortaya koymaktadır. Hagia Triada lahdinin üzerindeki sahneler, özellikle kadınların ön planda olduğu libasyon törenlerinde ellerinde kan dolu bir kapı tutan kadının sıvıyı akıtışını göstermektedir.

Orta Amerika'da Kurban İnancı


Aztekler ve Mayalar için Venüs, tehlikeli bir göksel güçtü. Aztekler onu, sabah yıldızı olarak yeniden belirdiği günlerde kurban edilen tutsakların kanıyla besliyorlardı. 1200 yıl önce Maya ve Toltek unsurlarının karışımıyla oluşan melez kültürün gaddar törenlere olan düşkünlüğü, bölgede bir istisna değildir. Meksika’da yeşeren bütün büyük uygarlıkların insan kurbanını törenleştirdikleri biliniyor. Ayrıca bu törenlerin yüzyıllar boyunca şiddetini artırarak varlığını sürdürmesi şaşırtıcıdır. “Göksel korku” altında yapılan bu törenlerde tapınakların çoğu fiili olarak birer mezbahaya dönüşmüş, rahiplerin ellerindeki taş bıçaklarla kalpler canlı canlı yerinden sökülmüş; kimi zaman da sunak (Orta Amerika piramitleri) larda kafalar kesilmiştir.

Eski Mezopotamya'da Kurban

Eski Mezopotamya'da kurban ritüelinin sıklıkla yapıldığı bilinmektedir. İnsanların, başlarına bir uğursuzluk gelme ihtimaline karşı tedbir olarak hayvanları adak olarak adadıkları bilinmektedir. Kimi zamansa kestikleri kurban sayesinde günahlarının temizleneceğine dair olan inanışları sebebiyle çeşitli hayvanları kurban etmişlerdir. Mezopotamya'da gerek tanrının azabından korkma, gerekse hayvanların tanrının birer besini olarak algılanması dolayısıyla, tanrıyı doyurmak amaçlı kurban kesilmiştir. Bu ve benzeri korkular Mezopotamya'daki kurban kesme ritüelinin daha ciddi bir hâl almasına neden olmuştur.


Sümerlerde Kurban

Sümerlerde en değerli kurban olarak görülen kuzunun yanı sıra yabani ve evcil domuz dahil olmak üzere diğer hayvanlar da kurban edilirdi. Ancak yabani ve evcil domuz daha çok, bir hastanın iyileşebilmesi maksadıyla kurban edilirdi.
Sümerlerde günümüze benzer bir şekilde kurban kesiminden hemen önce kesilecek hayvanın kulağına doğru yaklaşılıp dua okunurdu. Uruk'taki Anu tapınağında bir tabletteki kayıtlar, Sümerlerde bazı hayvanların bazı tanrıların sofrasında yer almasının yasak olduğunu göstermektedir.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst