- Katılım
- 2 Mar 2015
- Konular
- 59,185
- Mesajlar
- 88,383
- Online süresi
- 4ay 14g
- Reaksiyon Skoru
- 14,227
- Altın Konu
- 2,398
- Başarım Puanı
- 1,051
- TM Yaşı
- 11 Yıl 1 Ay 21 Gün
- MmoLira
- 694,336
- DevLira
- 234
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Dede Korkut Kitâbı (Dresden yazmasının adıyla: Kitāb-ı Dedem Ḳorḳud Alā Lisān-ı Tāife-i Oġuzân, Vatikan yazmasının adıyla: Hikâyet-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve Gayrı), Oğuz Türklerinin bilinen en eski epik destansı hikayeleridir.
On iki destansı hikâye ve bir önsözden oluşur. İçerdiği hikayeler tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan birer sözlü gelenek ürünüdür. Hikâyeler kulaktan kulağa aktarıldığından dolayı gerçek hâlinin dışına çıkmıştır. XV. yüzyılın ikinci yarısında yazıya geçirildiği tahmin edilir. Oğuzların yaşam biçimlerinden, ekonomisine, inançlarından, giyinişlerine, beslenmelerinden içinde yaşadıkları doğaya kadar pek çok konuda bilgi sağlayan bir kaynaktır. Günümüze ulaşan iki el yazması nüshadan birisi Dresden Kütüphanesinde, birisi Vatikan Kütüphanesindedir.
[h=2]Eser[/h] Dede Korkut Kitabı, destansı Oğuz hikâyelerinin mecmuasıdır.[SUP][1][/SUP] İçerdiği on iki hikayenin büyük bölümü ilk defa X. -XI. yüzyıllar arasında Oğuzların eski yurdu olan Seyhun nehri boylarında ortaya çıkmış, XI. yüzyılda Oğuzların Kuzey İran, Güney Kafkasya ve Anadoluyu ele geçirmeleri ile Yakındoğuya gelmiştir. Alpamış olarak da bilinen Bamsı Beyrek hikayesi ise V.-VI. yüzyıllara kadar tarihlenmektedir.[SUP][2][/SUP]
Hikayelerin çoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolunun iki büyük nehri Amıt suyu (Diclenehri]) ve Aras nehrinin kollarından Kara Dere, Dereşam Suyu civarında geçer. "Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı Boyu hikayesinde Trabzon çevresi net bir şekilde tasvir edilir.[SUP][2][/SUP]
Hikayelerinin yazıya geçirildiği tarih olarak XV. yüzyılın ikinci yarısı kabul edilmektedir. Kars, Erzurum civarında hüküm süren Akkoyunluların bu destanları yazıya geçirttiği tahmin edilmektedir.[SUP][2][/SUP]
Eserde nazım ve nesir bir arada verilmiştir. Dili Âzerî lehçesinin özelliklerini göstermekle birlikte bugünkü Azerî lehçesiyle karşılaştırıldığında bütün dil özelliklerinin bu lehçeye ait olmadığı görülür. Gereksiz edebiyat süsleri bulunmayan, kısa, yalın ifadelerle örülmüş, yapmacıksız, özentisiz bir üslûp hâkimdir.[SUP][3][/SUP]
[h=2]El yazma nüshaları[/h] Hikayelerinin yazıya geçirildiği tarih olarak XV. yüzyılın ikinci yarısı kabul edilmektedir. Kars, Erzurum civarında hüküm süren Akkoyunluların bu destanları yazıya geçirttiği tahmin edilen eserin günümüze ulaşan iki adet el yazması mevcuttur. Biri 19. yüzyılda Dresdende, diğer 20. yüzyılda Vatikanda bulunmuştur.
Dresden nüshası Kitâb-ı Dedem Korkud Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân (Oğuz boyunun diliyle Dedem Korkud Kitabı) [SUP][4][/SUP] adını taşır; giriş ve 12 hikaye içerir. İlk defa H.O.Fleisch tarafından bulunmuştur. Bilim dünyasına 1815te Heinrich Friedrich von Diezin yayımladığı bir makale ile tanıtılmıştır. von Diez'in Dresden nüshasını kopyalayarak elde ettiği bir kopya, Berlin Kütüphanesindedir ve Berlin nüshası diye adlandırılır.
Vatikan nüshası Hikâyet-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve Gayrı (Oğuzname hikâyesi, Kazan Bey ve diğerleri) adını taşır; giriş ve 6 hikâyeyi içine almaktadır; Vatikan Kütüphanesi Türkçe kısmında 102 numarada kayıtlıdır.[SUP][1][/SUP] [SUP][5][/SUP]
Nüshaların dil özellikleri ve kurguları birbirinden farklıdır. Kimi araştırmacılar iki nüshasının ortak bir dip nüshaya dayandığı görüşündedir; kimileri ise iki nüshanın da farklı anlatıcılardan ayrı ayrı derlenmiş olabileceği ihtimalini dile getirmiştir.[SUP][6][/SUP]
[h=2]Eserin basılması ve çevirileri[/h] Dede Korkut Hikayeleri ilk olarak Berlin nüshasına dayanarak Kilisli Rifat tarafından 1932de Arap harfleriyle Kitâb-ı Dede Korkud alâ Tâife-i Oğuzân adıyla İstanbulda yayımlandı. Orhan Şaik Gökyay, Berlin nüshasını Dresden nüshasının fotoğrafları le karşılaştırarak Dede Korkut adıyla (1938) yayımlamıştır. Ardından Gökyay, Dresden nüshasını esas alarak Vatikan nüshasındaki fazlalıkları da eklemek suretiyle geniş bir incelemeyi Dedem Korkudun Kitabı adıyla yeniden yayımladı (1973). Muharrem Ergin ise Dresden ve Vatikan nüshalarının tıpkı basımlarını vererek eseri Dede Korkut Kitabı I ([Giriş-Metin-Faksimile], Ankara 1958), II ([İndeks-Gramer], Ankara 1963) adıyla neşretmiştir.[SUP][3][/SUP]
Eser Rusçaya (1950 ve 1951), İtalyancaya (1952), Almancaya (1958), İngilizceye (1972 ve 1978), Sırpçaya (1981) çevrilmiştir. Farsçaya İngilizce tercümesinden Bâbâ Korkud adıyla ve Türkçe aslından Hamâse-i Dede Korkud adıyla çevrilmiştir.
[h=2]Dede Korkut'un Yaşamı[/h] Ayrıca bakınız: Korkut Ata
Dede Korkut destanların ilk anlatıcısıdır. Eserin çeşitli yerlerinde dede, giriş bölümünde dört defa ata unvanıyla anılmıştır.[SUP][3][/SUP] Göçebe Türklerin yüceltip kutsallaştırdığı, bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen biridir.
Hayatı hakkında tarihî kaynaklardaki bilgiler farklılıklar gösterir. Kimi kaynaklarda Oğuzların Kayı boyundan, kiminde Bayat boyundan olduğu söylenir. Saltuknamede Dede Korkut Osmanlılarla aynı soydan gösterilir ve Osmanlıların soyu Oğuzlarla birlikte İshak peygamberin oğlu Îse bağlanır. Halk rivayetlerine göre Dede Korkut aydın, berrak gözlü dev kızından dünyaya gelmiştir.
İslâmdan önce yaşamış olmakla birlikte menkıbelerde İslam peygamberinin zamanına da yetişmiş gösterilir 295 yıl yaşadığı rivayet edilir. Oğuz hükümdarlarına vezirlik yapmış olduğundan bahsedilir. Kimi kaynaklara göre Oğuz hanlarının onuncusu olan Kayı İnal Hanın başmüşaviridir; kimine göre on dördüncü han olan Kanlı Yavguyın müşavirlik yapmıştır. Bir menkıbeye göre Kayı İnal Han Muhammed devrine Müslüman olmuş ve Dede Korkutu Peygambere elçi göndermiştir.Eserde genellikle ozan olarak ortaya çıkar
Şamanizm kökenli bir menkıbeye göre Kırgız şamanlarına kopuz çalmayı ve türkü söylemeyi öğretmiş olan bir şamandır.[SUP][3][/SUP] Kazak halkı arasında bir Müslüman Kazak ermişi olarak tanınır. Seyhun nehrinin sol yakasında kurulmuş bir Kazak obasında yaşayıp, ölünce nehrin sağ kıyısına gömüldüğü anlatılır. Dede Korkut'un mezarının Bayburt Masat Köyünde olduğuna dair rivayetler vardır. Her yıl Bayburt'ta "Uluslararası Bayburt Dede Korkut Kültür Sanat Şöleni" düzenlenmektedir.[SUP][/SUP]
On iki destansı hikâye ve bir önsözden oluşur. İçerdiği hikayeler tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan birer sözlü gelenek ürünüdür. Hikâyeler kulaktan kulağa aktarıldığından dolayı gerçek hâlinin dışına çıkmıştır. XV. yüzyılın ikinci yarısında yazıya geçirildiği tahmin edilir. Oğuzların yaşam biçimlerinden, ekonomisine, inançlarından, giyinişlerine, beslenmelerinden içinde yaşadıkları doğaya kadar pek çok konuda bilgi sağlayan bir kaynaktır. Günümüze ulaşan iki el yazması nüshadan birisi Dresden Kütüphanesinde, birisi Vatikan Kütüphanesindedir.
[h=2]Eser[/h] Dede Korkut Kitabı, destansı Oğuz hikâyelerinin mecmuasıdır.[SUP][1][/SUP] İçerdiği on iki hikayenin büyük bölümü ilk defa X. -XI. yüzyıllar arasında Oğuzların eski yurdu olan Seyhun nehri boylarında ortaya çıkmış, XI. yüzyılda Oğuzların Kuzey İran, Güney Kafkasya ve Anadoluyu ele geçirmeleri ile Yakındoğuya gelmiştir. Alpamış olarak da bilinen Bamsı Beyrek hikayesi ise V.-VI. yüzyıllara kadar tarihlenmektedir.[SUP][2][/SUP]
Hikayelerin çoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolunun iki büyük nehri Amıt suyu (Diclenehri]) ve Aras nehrinin kollarından Kara Dere, Dereşam Suyu civarında geçer. "Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı Boyu hikayesinde Trabzon çevresi net bir şekilde tasvir edilir.[SUP][2][/SUP]
Hikayelerinin yazıya geçirildiği tarih olarak XV. yüzyılın ikinci yarısı kabul edilmektedir. Kars, Erzurum civarında hüküm süren Akkoyunluların bu destanları yazıya geçirttiği tahmin edilmektedir.[SUP][2][/SUP]
Eserde nazım ve nesir bir arada verilmiştir. Dili Âzerî lehçesinin özelliklerini göstermekle birlikte bugünkü Azerî lehçesiyle karşılaştırıldığında bütün dil özelliklerinin bu lehçeye ait olmadığı görülür. Gereksiz edebiyat süsleri bulunmayan, kısa, yalın ifadelerle örülmüş, yapmacıksız, özentisiz bir üslûp hâkimdir.[SUP][3][/SUP]
[h=2]El yazma nüshaları[/h] Hikayelerinin yazıya geçirildiği tarih olarak XV. yüzyılın ikinci yarısı kabul edilmektedir. Kars, Erzurum civarında hüküm süren Akkoyunluların bu destanları yazıya geçirttiği tahmin edilen eserin günümüze ulaşan iki adet el yazması mevcuttur. Biri 19. yüzyılda Dresdende, diğer 20. yüzyılda Vatikanda bulunmuştur.
Dresden nüshası Kitâb-ı Dedem Korkud Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân (Oğuz boyunun diliyle Dedem Korkud Kitabı) [SUP][4][/SUP] adını taşır; giriş ve 12 hikaye içerir. İlk defa H.O.Fleisch tarafından bulunmuştur. Bilim dünyasına 1815te Heinrich Friedrich von Diezin yayımladığı bir makale ile tanıtılmıştır. von Diez'in Dresden nüshasını kopyalayarak elde ettiği bir kopya, Berlin Kütüphanesindedir ve Berlin nüshası diye adlandırılır.
Vatikan nüshası Hikâyet-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve Gayrı (Oğuzname hikâyesi, Kazan Bey ve diğerleri) adını taşır; giriş ve 6 hikâyeyi içine almaktadır; Vatikan Kütüphanesi Türkçe kısmında 102 numarada kayıtlıdır.[SUP][1][/SUP] [SUP][5][/SUP]
Nüshaların dil özellikleri ve kurguları birbirinden farklıdır. Kimi araştırmacılar iki nüshasının ortak bir dip nüshaya dayandığı görüşündedir; kimileri ise iki nüshanın da farklı anlatıcılardan ayrı ayrı derlenmiş olabileceği ihtimalini dile getirmiştir.[SUP][6][/SUP]
[h=2]Eserin basılması ve çevirileri[/h] Dede Korkut Hikayeleri ilk olarak Berlin nüshasına dayanarak Kilisli Rifat tarafından 1932de Arap harfleriyle Kitâb-ı Dede Korkud alâ Tâife-i Oğuzân adıyla İstanbulda yayımlandı. Orhan Şaik Gökyay, Berlin nüshasını Dresden nüshasının fotoğrafları le karşılaştırarak Dede Korkut adıyla (1938) yayımlamıştır. Ardından Gökyay, Dresden nüshasını esas alarak Vatikan nüshasındaki fazlalıkları da eklemek suretiyle geniş bir incelemeyi Dedem Korkudun Kitabı adıyla yeniden yayımladı (1973). Muharrem Ergin ise Dresden ve Vatikan nüshalarının tıpkı basımlarını vererek eseri Dede Korkut Kitabı I ([Giriş-Metin-Faksimile], Ankara 1958), II ([İndeks-Gramer], Ankara 1963) adıyla neşretmiştir.[SUP][3][/SUP]
Eser Rusçaya (1950 ve 1951), İtalyancaya (1952), Almancaya (1958), İngilizceye (1972 ve 1978), Sırpçaya (1981) çevrilmiştir. Farsçaya İngilizce tercümesinden Bâbâ Korkud adıyla ve Türkçe aslından Hamâse-i Dede Korkud adıyla çevrilmiştir.
[h=2]Dede Korkut'un Yaşamı[/h] Ayrıca bakınız: Korkut Ata
Dede Korkut destanların ilk anlatıcısıdır. Eserin çeşitli yerlerinde dede, giriş bölümünde dört defa ata unvanıyla anılmıştır.[SUP][3][/SUP] Göçebe Türklerin yüceltip kutsallaştırdığı, bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen biridir.
Hayatı hakkında tarihî kaynaklardaki bilgiler farklılıklar gösterir. Kimi kaynaklarda Oğuzların Kayı boyundan, kiminde Bayat boyundan olduğu söylenir. Saltuknamede Dede Korkut Osmanlılarla aynı soydan gösterilir ve Osmanlıların soyu Oğuzlarla birlikte İshak peygamberin oğlu Îse bağlanır. Halk rivayetlerine göre Dede Korkut aydın, berrak gözlü dev kızından dünyaya gelmiştir.
İslâmdan önce yaşamış olmakla birlikte menkıbelerde İslam peygamberinin zamanına da yetişmiş gösterilir 295 yıl yaşadığı rivayet edilir. Oğuz hükümdarlarına vezirlik yapmış olduğundan bahsedilir. Kimi kaynaklara göre Oğuz hanlarının onuncusu olan Kayı İnal Hanın başmüşaviridir; kimine göre on dördüncü han olan Kanlı Yavguyın müşavirlik yapmıştır. Bir menkıbeye göre Kayı İnal Han Muhammed devrine Müslüman olmuş ve Dede Korkutu Peygambere elçi göndermiştir.Eserde genellikle ozan olarak ortaya çıkar
Şamanizm kökenli bir menkıbeye göre Kırgız şamanlarına kopuz çalmayı ve türkü söylemeyi öğretmiş olan bir şamandır.[SUP][3][/SUP] Kazak halkı arasında bir Müslüman Kazak ermişi olarak tanınır. Seyhun nehrinin sol yakasında kurulmuş bir Kazak obasında yaşayıp, ölünce nehrin sağ kıyısına gömüldüğü anlatılır. Dede Korkut'un mezarının Bayburt Masat Köyünde olduğuna dair rivayetler vardır. Her yıl Bayburt'ta "Uluslararası Bayburt Dede Korkut Kültür Sanat Şöleni" düzenlenmektedir.[SUP][/SUP]

