- Katılım
- 6 Kas 2012
- Konular
- 2,235
- Mesajlar
- 4,824
- Online süresi
- 9g 51569s
- Reaksiyon Skoru
- 343
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 289
- TM Yaşı
- 13 Yıl 5 Ay 18 Gün
- MmoLira
- 1,096
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Gılgamış Destanı, Mezopotamyada ortaya çıkan tarihteki ilk yazılı destandır. Ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsüdür.Destana konu olan kral Gılgamış gerçekten yaşamış ve M.Ö. 28.yüzyılda Mezopotamyadaki Uruk kentinde hüküm sürmüştür. Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamışın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmıştır ve günümüze kadar gelebilmiştir.Gılgamış Destanı, Akat ve Sümer mitolojilerinde geçer ve Akat dilinde yazılmış tabletlerden oluşur. Bunlardan günümüzde 12 tablet bulunabilmiştir. Ama bu tabletler eksik olduğu için destan metninin bütünü elde edilememiştir. Aslında bir tablet daha bulunmuştur ancak olayların sırasına uymamaktadır ve bu yüzden ayrı bir versiyon olduğu düşünülmektedir. 1855te Ninovada yapılan kazılarda, Asur Kralı Asurbanipalin M.Ö. 7. yüzyılda derlettirdiği tabletler bulunmuş, daha sonra Türkiye-İran sınırında ve Iraktaki Nippur antik kenti kazılarında bulunan tabletler de eklenmiştir. Ayrıca Türkiyede Sultan Tepe ve Boğazköyde yapılan kazılarda da destanın izi bulunmuşsa da henüz tümü gün ışığına çıkarılmamıştır.Tabletlerdeki metne göre destan, Gılgamışın özelliklerini övgüyle anlatarak başlar. Yarı insan, yarı tanrı olan Gılgamış karada ve denizde olan biten her şeyi bilen başarılı bir yapı ustası ve yenilmez bir savaşçıdır. Destanının, öbür bölümlerinde Gılgamışın başından geçen serüvenler anlatılır. Derinlemesine hikaye türünün en olağan üstü biçimde anlatıldığı Gılgamış akılların tamamen özgür ve doğaçlama melekesini gözler önüne sermektedir.
İlk serüven Gılgamış ile Gök tanrısı Anu arasında geçer. Halkına acımasız davrandığı için Gılgamışa öfkelenen Anu, onu öldürmek için vahşi bir hayvan olan Enkiduyu üzerine salar. Enkidu ile Gılgamış arasındaki savaşta Gılgamış üstün gelir. Daha sonra Enkidu Gılgamışın en yakın dostu ve yardımcısı olur.Bunun ardından gelen serüven Gılgamış ile aşk tanrıçası İştar arasında yaşanır. İştar Gılgamışa evlenme önerisinde bulunur. Gılgamış bunu red eder. Onuru kırılan İştar Gılgamışı öldürmek için yeryüzüne bir boğa gönderir. Gılgamış, Enkidunun da yardımıyla boğayı öldürür. Enkidu rüyasında, boğayı öldürdüğü için tanrılar tarafından ölüme mahkum edildiğini görür.Destanın bundan sonraki bölümüyle ilgili tabletler bulunamamıştır. Ama, destanın devamının yer aldığı Gılgamışın Enkidu için yaktığı ağıtı, düzenlediği görkemli cenaze törenini, sonunda Enkidunun ölüler dünyasına göçtüğünü anlatan tabletler bulunabilmiştir.Enkidunun ölümünü Tufan öyküsü izler. Tufan, yeryüzünün sularla dolup taşmasının öyküsüdür. Gılgamış destanında Tufanı tanrıça İştar ve Belin başlattığı anlatılır. Gılgamış, Tufandan kurtularak sağ kaldığını öğrendiği Utnapiştimi bulmak üzere yola çıkar. Utnapiştim ölümsüzlüğün sırrını bilen bir bilgedir.Utnapiştimi bulan Gılgamış, onun verdiği ölümsüzlük otuyla gençliğine yeniden dönecek ve ölümsüzlüğe kavuşacaktır. Ama, destanının insanlar için en üzücü bölümü burada başlar. Çünkü Gılgamış ölümsüzlük otunu yemeye fırsat bulamadan onu bir yılana kaptırır ve Uruka eli boş döner. Bazı kaynaklar, Gılgamışın ölümsüzlük otunu halkıyla birlikte yemek istediğini belirtir. Destan, Gılgamışın ölüm karşısında yenilgisiyle biter.
Gılgamış destanı Nuh Tufanının anlatıldığı ilk yazılı eserdir. Uruk kentinin kralı Gılgamışın yaşamını anlatan destan, kimilerine göre kutsal kitapların da kaynağıdır.Çoğu tarihçi, tarihin, çivi yazısını bulan Sümerlilerle başladığını söyler. M.Ö. 4 bininci yılın ikinci yarısında Aşağı Mezopotomyada yaşayan; Ur, Uruk, Kiş, Eridu, Lagaş ve Nippu gibi önemli kentler kuran Sümerlerden geriye, o dönemi yansıtan pek çok eser kalmıştır. Bunlardan belki de en önemlisi, içinde Nuh Tufanının da anlatıldığı Gılgamış Destanıdır. Sümer diliyle Sha Nagba İmuru yani Her şeyi görmüş olan Gılgamış, bugün Gaziantepin Suriyeye sınır ilçesi Karkamışın o dönemki adıyla, Uruk kentinin kralıdır.İlk yazılış tarihi M.Ö. 2500-3000 yılları arasında olduğu tahmin edilen destan, Sümerce 12 tane kil tablete yazılmıştır. İlk yazılımın dışında destan, daha sonra Babil döneminde iki kez daha yazılmıştır. Toplam 2 bin 900 satır olduğu tahmin edilen destanın en önemli bölümleri eksiktir. Sadece yüzde 60ı tam olarak bulunan şiir formatında yazılmış destanın bazı dizelerinin başı ve sonu yoktur. Destanın Sümerce yazımının anlaşılması oldukça zordur. M.Ö. 1800 yıllarında Babil kralı Hammurabi (M.Ö 1792-1750)zamanında tekrar yazılan Gılgamış Destanının üç tableti bulunamamıştır. Destanın son yazılım tarihi tam olarak bilinemese de, son ozanının, Kassitler çağında yaşamış Sin Lekke Unnini adında bir sanatçı olduğu kabul edilmektedir.Destanın kahramanı Uruk Kralı Gılgamış, dörtte üçü tanrı, dörtte biri insan olan bir varlıktır. Gılgamış halk tarafından çok sevilir ama, kral aynı zamanda sert, güçlü ve mağrurdur. Halk bu öfkeli kralın burnu biraz sürtülsün düşüncesiyle tanrılardan yardım ister. Dualar boşa gitmez ve tanrıça Aruru, yarı vahşi bir yaratık olan Enkiduyu yeryüzüne gönderir. Enkidu destanın ikinci önemli karakteridir. Fakat Enkidunun kırlarda yaptığı kıyımlar Gılgamıştan çok dilekte bulunan Uruk halkının başına bela olur. Gılgamış, Enkiduyu yola getirmek için güzel bir fahişe (Şahmat) yollar ve ehlileşmesini sağlar. Kadının peşinden kente gelen Enkidu krallar gibi ağırlanır, güzel kokularla yıkanır, kentlilere özgün elbiseler giyer, oturup kalkma dersleri alır. Tanrının isteğinin aksine Gılgamışla Enkidu çok iyi arkadaş olurlar.
Güçlerini sınamak için yola koyulan ikili, kendilerine hasım olarak, korkunç sesiyle bile insanları öldürebilen Sedir ormanının korucusu dev Huvavayı seçer. Ancak devin gürleyişi karşısında Enkidu korkudan dona kalır. Gılgamış ise etkilenmez ve devi öldürür. Bunu gören tanrıça İştar, Gılgamışa aşık olur. Fakat Gılgamış tanrıça İştarı, fahişe gibi davranıp her önüne gelenle hatta hayvanlarla bile birlikte olduğu için aşağılar ve reddeder. Tanrıçanın intikam almak için Uruk kentine yaptığı saldırılar ise iki kahraman tarafından bertaraf edilir.
Günün birinde Enkidu ölüme yenik düşer. Dostunu yitirdiği için çılgına dönen Gılgamış, kendisinin de bir gün öleceği gerçeği ile karşılaştığından paniğe kapılır. Ölümsüzlüğün sırrını öğrenmek için tufanı yaşamış ve ölümsüzlüğe ermiş olan Utnapiştimi görmeye gider. Utnapiştim, binbir zorlukla Mutlular Adasındaki evine gelen Gılgamışı geri çevirmez ve ona tufanı anlatır. Tanrılar bir tufan ile insanları yok etme kararı alırlar. Ancak Utnapiştim, tanrı Eanın uyarısı üzerine ailesini, çeşitli zenaat erbabını, hayvan ve bitki türlerini içine alacak yedi bölümden oluşan bir gemi inşa eder. Yedi gün, yedi gece süren ve yeryüzünün sularla kaplandığı tufan sonunda Utnapiştimin gemisi Nisir Dağının tepesinde karaya oturur.
Utnapiştim, Gılgamıştan, genç kalmanın sırrının, denizin diplerinde bulunan bir bitkide olduğunu saklamaz. Kral sevinçle denizin diplerine dalar ve otu bulur. Ancak Gılgamışın yorgunluktan uykuya dalmasından yararlanan bir yılan, otu yutuverir. Destan, yılanların her bahar deri değiştirmesini bu olaya bağlamıştır. Ebediyen varolma şansını yitiren Gılgamış deliye döner. Çaresiz bir biçimde geldiği Urukta artık Enkidunun ruhuyla kurduğu ilişkiden başka avuntusu kalmamıştır. Gılgamış, Enkiduya ölümden sonraki hayata dair yönelttiği sorularla biraz olsun teselli bulurken bilgeliğin dünyanın nimetlerinden yararlanmak anlamına geldiğini kavrar ve destan da sona ererDestan, tarihte bilinen en eski medeniyetlerden olan Sümerlerin yaşayışları hakkında bilgi verir ve kendisi de ilk yazılı destan olma özelliğini taşır.Gılgamış Destanının en önemli özelliklerinden biri de, anlattığı Tufan öyküsü , üç büyük dinin Kutsal Kitaplarıda yer almasıdır. Ölümsüzlük Otu öyküsü, Türk-İslam dünyasının Lokman Hekim söylemine benzer.


