Psych0SoociaL 1
Psych0SoociaL
onur akbaş 1
onur akbaş
noisiv 1
noisiv
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
D 1
delimuratt
ShadowFon 1
ShadowFon
shrpnl 1
shrpnl
DEVLOPER 1
DEVLOPER
Manwe Work 1
Manwe Work
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Karan2offical 1
Karan2offical
Hikaye Ekle

Şifaiye Medresesi

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Carissa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 237

Carissa

Administrator
Telefon Numarası Onaylanmış Üye TC Kimlik Numarası Doğrulanmış Üye Turkmmo Discord Nitro Booster
Admin
VIP Üye
Katılım
2 Mar 2015
Konular
59,202
Mesajlar
88,478
Çözüm
109
Online süresi
4mo 16d
Reaksiyon Skoru
14,316
Altın Konu
2,411
TM Yaşı
11 Yıl 3 Ay 19 Gün
Başarım Puanı
1,051
MmoLira
696,942
DevLira
234
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Sifaiye_Madrasah_Sivas.jpg


Şifaiye Medresesi (Keykâvus Dârüşşifâsı, Dârü’s-sıhha), 1217 yılında Anadolu Selçuklu Devleti sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından Sivas'ta darüşşifa olarak yaptırılan; Osmanlı devrinde medrese olarak kullanılan yapı.

Dünyanın günümüze kadar gelebilen en eski hastahanelerinden biridir. Kitabesinde “dârü’s-sıhha” olarak tanımlanan yapı, şehir merkezinde Medreseler Sokağı üzerinde (eski Tokat Caddesi), Çifte Minareli Medrese'nin tam karşısındadır. Yaklaşık 3400 metrekarelik alanı ile Türkiye Selçuklu dârü’ş-şifalarının en büyüğüdür. [SUP][2][/SUP] Tuğla işçiliği, çinileri, kitabelerinin çokluğu, süslemeleri ve kabartma figürleri ile birçok yenilik taşıması ve vakfiyesinin bir suretinin günümüze ulaşması sebebiyle, Anadolu Selçuklu sağlık kuruluşları içinde önemli bir konumdadır.

Yapının güney evyanı I. İzzeddin Keykavus’un türbesidir. Şifahane'nin en önemli bölümü çini süslemelerle kaplı türbe cephesidir.

Tarihi


Yapı, devrinin tıp sitesi olarak inşa edilmiştir. Anadolu Selçuklu tarihinin yerli kaynakları, Sivas Darüşşifa'sından ancak İzzeddin Keykâvus'un ölümü dolayısıyla bahseder ve onun, kendi yaptırdığı bu Darüşşifa içindeki türbesinde gömülü olduğunu kaydetmekle yetinirler. Darüşşifaya ilişkin bilgiler, yapının incelenmesine ve vakfiyenin içeriğine dayanır.

Dört eyvanlı medresenin güney eyvanı, binayı yaptıran İzzeddin Keykâvus’a türbe olarak ayrılmış ve 1220’de veremden hayatını kaybeden Sultanın cenazesi getirilmiştir.
Darüşşifa'yı yapan mimarın kim olduğu bilinmemektedir. Vakfiyesinde komşu taşınmazların sahiplerinden Bedreddin Ali'nin mimar olduğu kaydedilmektedir. Bu kayıt, Darüşşifa'nın mimari bu şahıs olabileceği ihtimalini akla getirmektedir.

Şifahanenin kuruluşundan sonraki yıllarda nasıl çalıştığı ve hangi hekimlerin görev aldığı bilinmiyor. 14. yüzyılda yaşamış, tıbbî eser sahibi olmuş Sivaslı Hekim Ali’nin Sivas Dârüssıhhası’nda çalıştığı düşünülür. Bazı araştırmacılar darüşşifanın bitişiğinde bir tıp medresesi bulunduğunu ileri sürmektedir ancak yapılan kazı çalışmaları sonucunda yapının yalnızca darüşşifadan oluştuğu belirlenmiştir[SUP].[/SUP] Bu nedenle Sivas Keykavus Darüşşifası’nda/tıp medresesi- hastane işlevi birlikte yürütülmüştür.

Şehirde büyük tahribata neden olan Kösedağ bozgunu, Anadou Selçuklu Devleti’nin yıkılması, Sivas Sultanı Kadı Burhaneddin’in ölümünden sonra Timur’un Anadolu’yu işgal gibi olaylar sırasında harap edilen şifahane, Sivas’ın Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle beraber, dinî eğitim veren klasik medreseye dönüşmüştür (Kimi kaynaklarda 1768 yılında çıkarılan bir fermanla medreseye çevrildiği belirtililir). 16. yüzyılda yedi öğrenci ile öğrenim yapan medresenin öğrenci sayısının 1912-1913’te 500’e ulaştığı kaydedilmiştir.

Yapı I. Dünya Savaşı sırasında askeriye tarafından eşya ve levazım ambarı kullanıldı. Harap olan şifahane, 1937 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından restore edildi.
4 Eylül 1967 tarihinde, Sivas Darüssıhhası’nın 750. Yılı avlusunda yapılan sade bir törenle kutlanmış; PTT Genel Müdürlüğü de bu günün anısına hatıra pulu ve ilk gün zarfı çıkarmıştır.[SUP][5][/SUP]
Medrese, 1939, 1962, 2008-2011 yıllarında onarım görmüştür.

Vakfiyesi
Keykavus tarafından düzenlenen 1 Muharrem 615 (30 Mart 1218) tarihli Arapça vakfiye, şehir için en eski Selçuklu vakfiyesi olduğu gibi Selçuklular döneminde Anadolu’da inşa edilmiş olan dârü’ş-şifalardan günümüze ulaşan tek vakfiye örneği olması bakımından büyük önem taşır. Vakfiyede özellikle darüşşifanın çevresindeki yapılar, kentin fiziksel dokusu, mütevellinin kimliği, doktorların niteliği ile diğer görevli kişiler hakkında bilgiler verilmiştir.

Vakfiyede mütevelli ve nazır olarak Ferruh bin Abdullah’ın görevlendirildiği, usta, merhamet eden, deneyimli, ahlaklı, şarlatanlıktan uzak göz hekimleri ile darüşşifada kalan/ikamet eden cerrahlardan söz edilmektedir. Darüşşifanın idaresi, görevlileri, bunlara ödenen maaşlar, vâkıfın gelirleri ve dağıtımı konusunda mütevellinin çok yetkin olduğu açıkça belirtilmiştir. Vakfiyede vakıf şartlarının değişmemesi gerektiği, bu konuda kuralları bozan ya da değiştiren kişilerin Allah tarafından cezalandırılacağı vurgulanmaktadır.

Vakfiye beş ayrı kadı tarafından tasdik edilmiştir. Bunun sebebinin vakfiyenin aslı kaybolduğundan şahidlerin şehadetine dayanılarak yeniden çıkarılan suretin vakfın ilgili olduğu bütün yerleşme yerlerinin kadılarınca imzalanması olabilir.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst