- Katılım
- 30 Eyl 2010
- Konular
- 1,961
- Mesajlar
- 11,049
- Online süresi
- 18g 32176s
- Reaksiyon Skoru
- 1,615
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 359
- TM Yaşı
- 15 Yıl 6 Ay 26 Gün
- MmoLira
- 9,687
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Tuşlu çalgılar sınıfına giren piyano, ilk olarak 1711 yılında Bartolomeo Cristofori tarafından Floransa kentinde yapıldı. Çalgının adı İtalyanca hafif ve güçlü anlamlarına gelen piano e forte nin önce birleştirilmesinden (pianoforte) sonra da kısaltılmasından (piano) ortaya çıktı. Çalgıya bu adın verilmesinin nedeni, daha önce kullanılan tuşlu çalgıların gürlük değişimlerine olanak sağlamaması, piyanoda ise bu değişimlerin gerçekleştirilebilmesiydi. Piyanonun atası, mekanizmasıyla ve ses özellikleriyle çalgının ilkeli sayılabilecek klavikorddur.
Piyano için ilk kez 1770 yılında Muzio Clementi eser yazdı. Besteci aynı zamanda piyanonun teknik olanaklarını inceleyerek çalma ve yorumlama üzerine çalışmalar yaptı. Eğitim amaçlı alıştırmalar yazarak piyanonun çalma tekniğini ilerletti. Clementiden sonra birçok besteci piyanonun olanaklarını geliştirici çalışmalar yapmaya devam etti.
Yedi buçuk oktava yakın ses aralığı ile teknik ve yorum açısından tek kişilik bir orkestrayı andıran çalgının icadı müziğe önemli bir katkı sağlamıştır.
Floransalı Bartolomeo Cristofori 1711 yılında Piyano e forte hem hafif hem kuvvetli çalınabilir adlı yeni bir müzik aleti icat etti.Bu çalgı üzerinde hem hafif seslerin hem de kuvvetli seslerin çıkartılması olanaklıydı.Bunun için adına İtalyanca hafif ve kuvvetli anlamına gelen Piyano e forte dendi. Yeni bir icat sayılan piyanonun sesleri meşin kaplı küçük seslerin tuşlar aracılığıyla harekete geçirilerek tellere vurması ile elde ediliyordu.Aletin mekanizması sesler sayısında küçük çekiçler ,o çekiçleri harekete geçiren manivelalar ve bir de tellerin titremesini durduran susturucu çuha bölümü bulunuyordu. Piyanonun temelini oluşturan çekiç mekanizmasını Cristoforiden önce iki kişi tarafından icat edildiği öne sürülmüştür.Biri Marius adındaki Fransız klavsen yapımcısıydı.1716 yılında clavecin a maillet (çekiçli klavsen)adını taktığı dört mekanizma modelini Paris akademesinde sunmuştu.Mariusun klavsen aletine çekiçli mekanizmalı koymaktan amacı klavsende mızrap olarak kullanılan ve çabuk eskiyen tüy uçlarının değiştirilme zorluğunu ortadan kaldırmaktı. Schroter adındaki Alman müzikçi ise yeni mekanizmanın mucidinin kendisi olduğunu söylemiştir.1721de Dresten Sarayına gönderdiği iki piyano mekanizması modelinin pratikte değeri olmamakla birlikte tarihsel önemi vardır. Almanya da Freiburg kentinde Silbermann adında birisi 1726da iki piyano yaparak Cristoforinin icat ettiği mekanizmayı kullanmaya başlamıştı. Silbermann her iki piyanoyu J.S.Basha gösterdiyse de Bach bunların ince seslerinin zayıfladığından ve tuşların sertliğinden şikayet etmiştir. Silbermann bu yolda ki çalışmalarını sürdürerek Bacnın övgülerini kazanmayı başarmıştı.
İlk piyanolar,biçim bakımından o zamanın klavikordlarına benzediğinden kuyrukluydu.Ünlü org yapımcısı Frederici,dört köşe piyanoyu icat etti.Zumpe adını taşıyan Alman klavikord yapımcısı Londra da dört köşe piyanoyu çok sayıda imal ederek İngiltereye yaydı.En eski Zumpe piyanosunun yapılış tarihi 1766dır.
1762 yılında büyük Bachın oğlu Cristian Bach Londraya geldi.Klavsenci ustalar artık piyano yapmaya başlamışlardı.Bunların Backers adındaki Hollandalı usta ,özellikle Cristoforinin mekanizmasını geliştirerek(tuşun sonuna ayarlanabilen bir vida ekiyle)ingiliz mekanizmasını icat etti.Broadwood adında bir ingiliz ustası da bu mekanizmanın oluşmasında Backerse yardım etmiş ve sonradan aynı sistemi Broadwood piyanolarında kullanmıştır.
1770 yılına kadar piyano için eser yazılmamasının nedeni piyano sesinin klavsene göre cılız ve tuşesinin sert oluşudur.Piyano için eser veren ilk besteci Muzio CELEMENTİdir.1773 de henüz on sekiz yaşındayken piyano için üç sonat yazmıştır. Böylelikle piyano çalma tekniğinin temelleri atılmış oldu.
Londra o tarihlerde piyano ve klavsen yapımında çok ileri düzeydeydi.Zumpenin dört köşe piyanolarından sonra Backersin ve Broadwoodun piyanoları yayılmaya başlamıştı.Bir yandan da başkentte Kirkman ve Shudi klavseni en gelişkin durumuna getirmeyi başarmışlardı.Piyano ile bu soylu çalgı arasındaki rekabet C.Bach,Schroter ve Celementinin klavsen yerine piyanoyu kullanmaları,bu aletin yapımcılarını yüreklendirmişti.
Broadwood, tuşlar ve mekanizmaya bazı yenilikler getirerek, 1783te piyano için iki pedal kullanılmaya başlanmış oldu.Pedallardan biri basıldığı zaman, teller üzerindeki ses söndürücü çuhalar tümüyle kalkıyor,öteki pedal kullanılırsa teller üzerine titremeyi azaltan bir kumaş parçası yapışıyordu. Öte yandan Viyana da Stein adında bir yapımcı yeni bir mekanizma kullanarak piyano üretmeye başladı.1777de Mozart bu piyanolardan birini görmüş ve öteki piyanolara olan üstünlüğünü babasına yazdığı mektupta belirtmişti.Sonun da Stainin damadı Andreas Steicher mekanizmayı geliştirerek 1794te Viyana piyanolarını yapmaya başladı. Mozart, Anton Walterin piyanolarını yeğliyordu.Haydn,Schanz piyanolarında çalışıyordu.Bu iki piyano yapımcısı hem Steinın kopyalarını yapmışlar hem de İngiliz dört köşe piyanolarına öykünmüşlerdir.
Pariste İngiliz piyanoları piyasaya egemendi. 1777 de Erard ilk köşe Fransız piyanosunu yapmayı başardı.Fıransız Devrimi yüzünden Erard Londraya kaçmıştı.1796 da yeniden Fransaya döndü.İcat ettiği mekanizmanın beratını 1794te Londra da almıştı.Mekanizması,Stainin geliştirdiği Alman mekanizmasını andırıyordu.Fakat Erard,daha çok çifte mekanizmalı arp aleti ile ilgilendiğinden piyano yapımına pek önem vermemiş ve xvııı. Yüzyıl İngiliz ve Viyana piyanolarının tekeli altında kapanmıştır.
Piyano yapımcılarını uzun uzun düşündürmüş olan bir başka sorunda ,gergin tellere dayanabilecek kasnağın yapılmasıydı.Özellikle kalın tellerin gerginliği, kasnak üzerinde yüksek basınçlar doğurduğundan tahta yerine çelik kullanılması uygun görülmüş ve 1788de ki piyanolardan başlayarak tellerin çelik kasnaklar üzerine gerilmesine geçilmişti. 1808 de Erard çift maşalı (douple echapement)mekanizmayı buldu.Piyano yapımcılığı tarihinde bir devrim sağlayan bu mekanizmayı yeğeni Pierre Erard geliştirerek 1821de tekerrürlü mekanizmayı yaptı.Günümüzde ki kuyruklu piyanolarda kullanılan mekanizma böylelikle Pierre Erard tarafından 1821de icat edilmiş oldu. Tekerrürlü mekanizmanın icadı Hummel ve Lizst de dahil bir çok piyanistin piyanoya daha rağbet etmesine neden oldu.1830 yılında Thalberg özellikle bu piyanoların üstünlüğünü onayladı.Almanyada Blüthner Pariste Pleyel,Kriegelstein ve Herz, Londrada Collard,Hopkinson,Ramsay and Kind ve Southwell,New Yorkda Steinway piyano fabrikaları hep tekerrürlü mekanizmayı bazı değişikliklerle kullanmaya başladılar. Bundan sonra piyanonun değişik parçaları, ayrı ayrı incelenerek ve laboratuar da çalışılarak geliştirilmiş sonunda üstün nitelikli çalgılar yapılmıştır.
Modern piyanonun ses genişliği kalın ladan ince doya kadar olmak üzere yedi oktav ve bir minör üçlüyü kapsamaktadır.Bununla birlikte, klasik piyano edebiyatını çalmaya altı buçuk oktav yetmektedir. Tuşların sertliği sorunu üzerinde piyano fabrikaları çok durmuşlar ve bu sorunun çözülmesi için teknik açıdan çaba göstermişlerdir.Modern bir piyanonun tuşesi, piyanisti yoracak ölçüde sert olmamalı öte yandan parmakları dayanıksız ve zayıf bırakacak kadar da yumuşak olmamalıdır. Özellikle Stainway piyanolarında bulunan ve sesleri uzatmaya yarayan üçüncü bir pedal, ilk olarak 1862 yılında Montal adında bir Fransız tarafından kullanılmıştır.Yararları belli sayıda eserin icrasında görüldüğü için, genelde piyano fabrikaları bu pedal yerine, piyanistlerin fazla gürültü yapmadan çalışabilmeleri amacıyla sesleri hafifleten özel bir üçüncü pedal kullanılmıştır.
Günümüzün gelişkin ve üstün kaliteli çalgıları sayesinde, eserlerin ifadesi açısından piyanist için kaynaklar artmıştır.Büyük konser salonlarının berrak ve dolgun sesli piyanoları fabrika laboratuvarlarında ki teknisyenlerin yıllarca süren çabaları ve deneyimleri sonucudur. Ancak, her endüstri, sanayi ve teknoloji ürününde olduğu gibi piyanoların da üretim sonrası kullanımdan bakımdan ve zaman içindeki metal yorgunluğundan periyodik olarak bakımlarının ve onarımlarının zorunluluğu doğmaktadır. Bir tarafta, bünyeden kaynaklanan bu bakım ve onarım zorunluluğu, diğer taraftan kullanma esnasında kullanıcının karşılaştığı güçlükler ve sorunlar ile kullanımdan dolayı da piyano üzerinde sorunlar oluşmaktadır.Örneğin, piyanistin tuşlara vuruş tekniğine uygun olmayan şekilde hareket etmesi beraberinde bazı sorunların doğmasına neden olmaktadır.Bunla, çekiç başlıkları keçelerinin kısa süre de aşınmasına, mekanizma içinde çok kullanılan çuhaların çabuk yıpranmasına, tuş ucu ayarlarının bozulmasına ve mekanizmanın tümünün aksamasına yol açabilir. Diğer taraftan, periyodik olarak yılda en az bir kez yapılan akort ayarının çok kısa zamanda bozulmasına hatta tellerin kopmasına bile neden olabilir.
Yine piyano için gerekli uygun iklim ortamının kaybolması da beraberinde genel olarak mekanizmanın aksamasına ve özel olarak kullanılan malzemenin sıkışması ya da gevşemesine, dolayısıyla akordu da olumsuz olarak etkileyip piyanonun çalınışı sırasında olumsuzluklara neden olabilmektedir.
Klavsenin gelişmişi , tuşlu bir çalgıdır. Yapım biçimi ile duvar ve kuyruklu (salon) adı verilen çeşitleri vardır. Piyano kelimesi İtalyanca Pes ve güçlü sesli klavsen (harpsikord) gravicembalo col piano e forte dan gelir. Piyano Forte olarak adlandırılması da bundandır. Atası klavsenden en önemli farkı , tuşa basışta uygulanan kuvvete göre çıkan sesin şiddetinin de doğrusal olarak değişken olmasıdır.
İlk Piyano 1700lü yıllarda İtalya Floransada Bartolomeo Cristofori tarafından yapıldı. Cristoforinin en büyük başarısı , piyanonun temel mekanik sorunu olan , çekicin tellere vurması fakat sesin çekicin etkisi ile sönümlenmemesi için çok çabuk bir şekilde tellerden ayrılarak notanın yeniden çalınabimesi için geri dönmesi sorununa ilk çözümü üretmesidir. Öldüğü 1731 yılına dek 20 civarında piyano üretti.
Fransız Mariusun bu çalgıya katkısı, tokmaklı klavseni bulmak oldu. Saksonyalı Silbermann ise, Schröter in çekiç sistemini geliştirdi ve Bachın da değerli öğütlerinden yararlanarak, klavyenin tüm ses genişliğinde eşit bir ötüm elde etmeyi başardı. Augsburg da org yapımcısı Johann Anderas Stein (1728-1792) Alman veya Viyana usülü denen mekanizmalı piyanolar meydana getirdi. 1789da Stein, ayrıntıları belirtmek için kullanılmakta olan dizliklerin yerine pedal koydu. Andreas ve torunu Johann Baptist Streicher (1796-1871), piyanonun yapısını (Beethovenin arzusu üzerine) daha sağlamlaştırdı ve ikinci bir otum kapağı ekleyerek daha dolgun bir ses sağladı. Piyano sanayinin gerçek kurucusu Alman Zumpe dir, kılavuzlu denen mekanik piyanoyu gerçekleştirdi. İlk düz piyanoyu, 1789′ da İrlandalı William Southwell yaptı. Sebastian Erard 1822de piyano yapım tekniğini geniş ölçüde etkileyen bir yenilik getirdi (ikili itme dilleri). Henri Pape, çapraz tel ve keçeli çekici buldu. James Thom , ekleme demir çatıyı kurdu.
Bu çalgı, büyük bestecilerin en yakını olmuştur, dolayısıyla bu çalgı için verilen bestelerin sayısı ciltler tutar. Piyanistler diğer çalgıları çalanlara nazaran, çıkaracakları sesleri Piyano üzerinde hazır bulurlar gerekçesiyle, en küçük yaştan (altı-on) başlayarak, öğrenebilecek çalgılardan birisi, hatta birincisi Piyanodur.
Ünlü Piyanist Sigismund Thalberg: Çalarken, sesleri uzatmayı, iyi bir ses çıkarmayı ve ses çıkarırken gerekli olan değişiklikleri yapabilmek için, zorunlu olan ilk şartlardan biri her türlü sertliklerden uzak bulunmaktır. Kolda, elde ve parmaklarda mahir bir şantörün sesinde malik olduğu incelik ve bükülmeler bulunmalıdır diyor ve şöyle devam ediyor: ihmal edemeyeceğimiz bir tavsiye varsa, o da , çalarken vücudun hareketlerinde büyük bir ölçü olmalı, kolları, elleri büyük bir sükunetle yönetmeli, Piyanoya çok yüksekten vurmamalı, kendi kendini dinlemeli, kendi hakkında sert bulunmalı ve kendi kendine hüküm verebilmelidir. Genellikle, parmaklarla fazla çalışılıyor, fakat kafa ile yeter derecede çalışılmıyor.
Piyano pedallarının kullanılması hakkında, Antoine Marmontel şöyle diyor : Pedalları kullanmağa müsaade olunan öğrencilerin büyük bir kısmı onları usulleri saymak için kullanırlar yahut da ayaklarını pedalın üzerine basarlar ve bir daha çekmezler. Şüphesiz ki, her ikisi de kusur olan bu alışkanlıklara sahip olmamak gerekir. Lavignac: Pedal sanatı ayağın nasıl konulacağını değil, nasıl çekileceğini bilmektir diyerek, gerekli öğüdü vermiş oluyor.


