Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Şeker Ahmed Paşa kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1841-1906) Batı resim tekniğinde Pariste eğitim gören ilk Osmanlı ressamlarından. Üsküdarda doğdu. Güzel huylu ve hoşsohbet olduğu için Şeker Ahmed Paşa diye tanınır. Babası Ali Efendidir. İlk ve orta öğrenimini Üsküdarda tamamladı. 1855te Mekteb-i Harbiyyeye girdi. Burada özellikle resim sanatında görülen üstün yeteneği sebebiyle son sınıfta iken resim öğretmeni yardımcılığı ile görevlendirildi. Mekteb-i Harbiyyeden mülâzım olarak mezuniyeti sırasında yaptığı bir resmin Sultan Abdülaziz tarafından çok beğenilmesi üzerine padişahın emriyle, 1861-1862de Pariste başarılı Türk öğrencileri için elçilik bünyesinde kurulan Mekteb-i Osmânîye gönderildi. Öğrenim yıllarında hocalarından Gustave Boulanger ve ardından Jean-Léon Gérômeun atölyesinde çalışarak resim tekniğini geliştirdi. Ayrıca Paris Güzel Sanatlar Akademisinde resim eğitimine devam etti. Bu sırada Cézanne, Renoir, Toulouze, Manet, Courbet gibi empresyonist ressamların açtığı yeni ekol en verimli çağını yaşıyordu. Şeker Ahmed bu akım içinde daha çok ressam Courbetin etkisinde kaldı.1867de Sultan Abdülaziz Avrupa seyahati esnasında, II. Milletlerarası Paris Sanayi Sergisinin açılışında Osmanlı pavyonunda sanat eserlerinin sergilendiği salonda Şeker Ahmedin yaptığı, Ahmed Ali Kulları imzalı büyük boy karakalem portresini gördü ve onunla yakından ilgilendi. Şeker Ahmedin Pariste yaptığı resimler 1869 ve 1870te Parisin milletlerarası sergisinde teşhir edildi. Bir Türk ressamının bu başarısı büyük ilgi gördü ve Paris sanat çevrelerinde önemli bir olay şeklinde değerlendirildi. Paris Güzel Sanatlar Akademisinde eğitimini tamamladıktan sonra akademi tarafından üç ay süreyle İtalyaya gönderilen Şeker Ahmed, Fransa ile Prusya arasında çıkan savaş yüzünden Mekteb-i Osmânî kapanınca arkadaşlarıyla beraber 1870te İstanbula döndü. Kolağası rütbesiyle Mekteb-i Tıbbiyye resim hocalığına tayin edildi. Bu görevinin yanında Beyazıt, Zeyrek, Kaptan İbrâhim Paşa rüşdiyeleriyle Sultan Ahmed Sanat Mektebinde resim ve lisan öğretmenliği yaptı.Türkiyede ilk resim sergisini 1873te Sultan Ahmed Sanat Mektebinde açan Şeker Ahmed Paşa, 1875te Çemberlitaşta Dârülfünun binasında Sultan Abdülazizin desteğiyle yerli ve yabancı ressamların katıldığı ikinci sergisini düzenledi. Serginin büyük ilgi görmesi üzerine bir yıl sonra tekrarlandı. Bu sanat faaliyetlerinin ardından kolağası rütbesiyle Sultan Abdülazizin yaverliğine tayin edildi. Ayrıca Şehzâde Yûsuf İzzeddinin hizmetinde bulundu. 1870-1875 yılları arasında padişahın emriyle Dolmabahçe Sarayında resim koleksiyonunun oluşumunda danışmanlık yaptı. Yabancı ressamların tablolarını satın almakla görevlendirildi. Paristeki sanat galerileriyle ilişki kurarak günümüzde bir kısmı İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde bulunan Yvon, Boulanger, Chaplin, Harpignies, Daubigny, Gérôme gibi Fransız ressamların eserlerini saray resim koleksiyonuna kazandırdı. Saraydaki görevi II. Abdülhamid döneminde devam etti. 1878de kâimmakam, 1880de miralay, 1884te mirlivâ, 1891de ferik oldu. 1896 yılından ölümüne kadar kendisine yabancı misafirlerin teşrifatçılığı görevi verildi. Yıldızdaki fabrika için porselen üzerine resimler yaptı. Padişah adına yabancı devlet adamlarına ve elçilere verilecek hediyelerin seçimi ve saray sanat elçiliği görevini yürüttü. Bunun yanında Mercandaki konağında bulunan atölyesinde natürmort ve peyzaj resimleri yaptı. 18 Mayıs 1906da vefat eden Şeker Ahmed Paşa, Eyüpte Sokullu Mehmed Paşa Türbesi yakınına defnedildi. Şeker Ahmed Paşa altmıştan fazla yerli ve yabancı nişan almıştır: Murassa Osmânî, Birinci Mecîdî nişanları, altın ve gümüş imtiyaz, altın liyakat, sanayi, telhiye, Yunan muharebe madalyaları, kırk sekiz ecnebi nişanı. Bunların dördü murassa olup otuz beşi birinci rütbeden, diğerleri çeşitli rütbelerdendir.Türk resminde XIX. yüzyılın başlarında iptidâîler (primitif) diye adlandırılan asker ressamlardan sonra yüzyılın ortalarında Avrupada büyük üstatların atölyelerinde sanat eğitimi alan Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Hüseyin Zekâi Paşa, Osman Hamdi ve daha sonra Halil Paşa, Hoca Ali Rızâ Bey gibi ressamlar Türk resminde yeni bir dönem açmış ve eserlerini ortaya koyarak Türk resminin temelini atmıştır. Bu ikinci dönem ressamlarının sanatında genelde tabiat sevgisinin samimi ve saf bir ifadesi görülür. Çalışmalarındaki titizlik ve temizlik askerî eğitim ve terbiyenin sanat planına yansıması şeklinde yorumlanır. Ünü Avrupaya yayılan Şeker Ahmed Paşa toplumun değer yargılarına bağlı kalıp daha çok peyzaj ve natürmort eserler yapmıştır. Tabiatı dikkatle izleyerek uzun ve ısrarlı bir çalışmanın sonunda tamamladığı tablolarında ışık-gölge dağılımını ve renklerin âhengini büyük bir ustalıkla gerçekleştirmiştir. Eserlerini, tabiatı bir fotoğraf objektifi gibi aynen kopya etme veya ayrıntıları tuvale geçirme kaygısı gütmeden yeni düzenleme ve yorumlarla yarı empresyonist bir anlayışla ortaya koymuştur. Bunlar arasında Parise gitmeden önce yaptığı Tepe Üzerinde Kale (İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, nr. 45-458) ve Talim Yapan Erler (İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, nr. 49-462) naif bir anlayışla hiçbir sanatçıdan etkilenmeden yaptığı tablolardır. Şeker Ahmed Paşanın Orman (İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, nr. 47-460) ve Ağaçlar Arasında Karaca (İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, nr. 10-423) adlı tuvalleri hocası Courbetyi hatırlatan, şahsiyetini bulmuş en iyi eserlerinden sayılır. İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde Manzara (nr. 54-467), Orman ve Geyik (nr. 459-872), Manzara (nr. 460-873), Ormanda Yol (nr. 1264-6202), Peyzaj (nr. 1935-8220), Ağaçlık (nr. 2086-8378), Kendi Portresi (nr. 473-918); Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Saraylar Dairesi Başkanlığı Saraylar Arşivi Resim Koleksiyonuna ait Dolmabahçe Sarayında Yelkenliler (nr. 12-2732), Yıldız Sarayı Şale Köşkünde Orman (nr. 11-172); Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonunda Ceylan ve Orman adlı tuval üzerine yağlı boya tabloları da onun çok başarılı peyzaj çalışmalarıdır. Şeker Ahmed Paşanın Rönesanstan Chardine kadar süren koyu fon üzerinde açık motif geleneğiyle yaptığı natürmort çiçek ve geniş resimleri Türk ressamlığının en olgun eserleridir. İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde Natürmort (nr. 46-459), Meyveler (nr. 458-871), Manolya ve Meyveler (nr. 461-874), Meyveler (nr. 462-875); Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Saraylar Dairesi Başkanlığı Tablolar Koleksiyonunda Natürmort (Küçüksu Kasrı, nr. 11-204), Natürmort (Beylerbeyi Sarayı, nr. 11-281), Portakallı Natürmort (Dolmabahçe Sarayı, nr. 11-813), Güllü Natürmort (Dolmabahçe Sarayı, nr. 13-88) adlı tuval üzerine yağlı boya tabloları da önemli eserleri arasındadır. Bu eserlerinin dışında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesinde, resim galerilerinde ve özel koleksiyonlarda tabloları bulunmaktadır.