Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Kitabın Adı:Ankara Mahpusu
Kitabın Yazarı:Suat Derviş
Kitabın Özeti:
Vasfi on iki yıllık cezasını doldurarak özgürlüğe kavuşur. Ama sevinçli değildir. Uzun yılların verdiği alışkanlıkları birden atması güçtür. Şaşkın ve yalnız, şehirde dolaşır. Ankaranın merkezine doğru ilerler. Yüreği burkularak geçmişini düşünür. O zamanlar tıbbiyenin ikinci sınıfındaydı. Annesi doktor olmasını istiyordu. Bunun için her gün evlerde hizmetçiliğe gidiyordu. Ama şikayetçi değildi. Oğlunun adam olacağını, sıkıntılarının bir gün sona ereceğini umuyordu
Vasfi birden kendine gelir. Katil olduğunu hatırlayarak utanır. Şehri iyi tanımadığından epey yol teper. Sonunda yorulur, elindeki otel adresini birine sorar. Otelde şimdi ne yapacağını düşünür. Fakat kafası bomboştur, bir şeye karar veremez. Gidecek yeri ve yapacak işi yoktur. Arkadaşsızdır. Annesi, o içeri girdikten üç yıl sonra ölmüştür.
Annesi aklına gelince irkilir. İstanbuldaki evlerini hatırlar. Zeynepin hayali canlanır gözünde
Zeynep karşıki evde otururdu. Şen, giyinmeyi ve eğlenmeyi seven bir kızdı. İnce, uzun bir boyu, kara gözleri ve beyaz dişleri vardı. Vasfi bir gün sokakta onu izlemiş, tanışmışlardı. Fakat kız çok sıkıydı, ona elini dokundurtmuyordu. Ciddi davranıyordu, ama ilişkisini de kesmiyordu. Bu yüzden Vasfinin sevgisi gitgide artıyordu. Artık derslerini ihmal etmeye başlamıştı.
Bir sabah annesi kahvaltı tepsisiyle odasına girer. Yaşlı kadın oğlundaki değişikliği sezmiştir. Vasfiden, işini bitirince, hasta yengesini gidip görmesini ister. Vasfi yengesini sever, ama amcasından hoşlanmaz. Çünkü amcası kibirli, bilgiç ve cimri bir adamdır. Geçim sıkıntısı çektiklerini bildiği halde, onlara bir kuruşluk yardımda bulunmaz.
Annesini gücendirmemek için Vasfi yengesine gider. İçeri girince şaşırır. Zeynep de oradadır Annesi Şüküre ile birlikte gelmiştir. Sade bir giyinişi vardır. Sessiz ve utangaç durmaktadır.
Şüküre Hanım, amcasının ev işlerini görmeye, yengesine yardım etmeğe gelmektedir. Bir süre sonra yenge ölür. Şüküre Hanım kızını amcayla evlendirmek niyetindedir. Şakir Efendi dinç ve gönlü genç bir kişidir. Zeyneple nişanlanır. Vasfi bunu duyunca beyninden vurulmuşa döner. Zeynepi ıssız bir yerde sıkıştırır. Kız ona daha da şaşıracağı bir haber verir. Duldur ve bir de oğlu vardır! Vasfiyle evlenmesi imkansızdır!
Vasfi üzüntüsünden günlerce kendine gelemez. Çevresindekiler bunu onun mirasa konamadığına yorarlar. Bahtsız varislerden biri de Nuridir. Şakir Efendinin yakın akrabasıdır. Vasfi onunla arkadaştır. Meyhaneye birlikte giderler. Bir gün Nuri, Zeynepin kahveci Hasandan gebe olduğunu söyler. Ayrıca, bir arkadaşını Zeynepin başına bela ettiğini açıklar. Vasfi dayanamaz. Nuriyle kavgaya tutuşur. Kaptığı bir şişeyi Nurinin kafasına indirir. Nuri kanlar içinde yere serilir. Vasfi katil olmuştur. Ardından polisler, mahkemeler ve on iki yıllık mahpusluk hayatı
Vasfi Ankarada iş bulamayınca İstanbula gelir. Karaköyde bir otele yerleşir. İş arar, fakat hükümlü olduğu için bir yere giremez. Parası tükenir. Elbiselerini, çamaşırlarını satarak karnını doyurmaya çabalar. Otelden ayrılır, köprü altlarında, sabahçı kahvelerinde, sur içlerinde yatıp kalkar. Bir ara Zeynepi aramayı düşünür. Eski mahallesine yollanır. Ahşap evler şimdi apartman olmuştur. Saka Asımdan Zeynepin serüvenini öğrenir. Şakir amca ölünce, Zeynep kocasının işlerine ve mallarına el koymuştur. Haldeki dükkanın başına geçmiş, yanında çalıştırdığı katiple evlenmiştir
Vasfi koşarak Hale gider. Köşede gizlenerek dükkanı gözetler. Eski güzel Zeynep şişman, iri, at gibi bir kadın olmuştur. Hamalla tartışmakta, parasını eksik ödemeye çalışmaktadır. Çevresine cimriliği ve şirretliğiyle ün salmıştır
Vasfi hızla oradan uzaklaşır. Sirkeci garına gider, bir köşeye sığınır. Karlı havalarda burası iyi bir barınaktır. Bir gün yaşlı bir kadının işçi aradığını görür. Birlikte giderler. Yıkılan bahçe duvarını onarır. Kadın Vasfiyi kaybolan oğluna benzetir. Ona sevgi duyar. Vasfi de onu sevmiştir. Kadının isteği üzerine o gece orada kalır. İkisi de yalnızdır. Aralarında bir çeşit dostluk kurulur.
Vasfi ufak tefek işler bulur. Artırdığı parayla kadına küçük bir hediye götürür. Kadın duygulanır ve onun evinde kalmasını, oğlunun odasında yatmasını ister. Vasfi sevinçle kabul eder. Kendine güven gelir, toplumda yalnız olmadığını anlar. İş ararken sokakta hapishane arkadaşı Samiye rastlar. Saminin inşaatçı bir dostu vardır. Onun yanında işçilik etmektedir. Vasfiyi de oraya katip olarak sokar.
Vasfi iş bulduktan sonra yaşlı kadının evine yerleşir.
Kitap Hakkında Yorumlar ve Yargı
«Bize en sade bir hikayeyi en sade bir dille anlatan bu usluptan daha az süslü, daha az (DOĞULU) bir uslup bulunamaz. Bu kitabı okurken biz sık sık Gorkiyi, zaman zaman Steinbecki, bir Caldwel yahut bir Vittoriniyi düşünüyoruz, kitap bize bin bir gece masallarını hatırlatmıyor. Duygu itibariyle büyük Rus edebiyatına çok yakın olan Suat Derviş hep bu saydıklarımız gibi kahramanlarına yanaşıyor, onları tetkik ediyor, onların düşüncelerini özlü ve büyük bir doğrulukla veriyor. Lüzumsuz tafsilata geçmeden en sade, en mütevazi kelimelerle onların sözlerini ve davranışlarını çiziyor.» (Janine Bouissouneuse).
« Evet bu roman hakikaten çok güzel bir eser. Gayet sade, aynı zamanda büyük bir ustalıkla yazılmış bir eser Ankara Mahpusu en evvel kusursuz ve tam klasik bir aşk ve ihtiras romanıdır.» (Andre Wurmser).
«Suat Dervişin uslubu duru ve takdire şayan bir sadelikte ve vekarda. Önsözünde denildiği gibi Fransızcada çıkan bu ilk Türk romanı, bizde daha başkalarını okumak isteğini uyandırmıştır.» (Rene Andrien).