- Katılım
- 31 Tem 2014
- Konular
- 77
- Mesajlar
- 113
- Reaksiyon Skoru
- 9
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 11 Yıl 10 Ay 19 Gün
- Başarım Puanı
- 62
- MmoLira
- 0
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Bölgesinde söz sahibi olmaya başlayan ve güç toplayan Hazarlar, 665 yılında Büyük Bulgarya Hanlığının yıkılması ve Bulgar Hanı Batbayanın tabi olmasıyla hem ordularını hem de sınırlarını büyütmüş oldular. Hazar Devleti, Büyük Bulgaryanın tabi olmasıyla sınırlarını Diyenpere kadar genişlettiler. Zamanla daha da güçlenen Hazarlar, 690 lı yıllarda Kırımı ele geçirip Azak denizi çevresinde hâkimiyet sağladılar. 700e gelindiğinde hakimiyet alanlarını Hazar Denizinden Dinyestere, Kafkasların güney eteklerinden Oka nehrine kadar olan bölgeye ve Kırımın tamamına hâkim hale geldiler.
İslam Ordularının Kafkaslar üzerindeki ilerleyişi Hz. Alinin 661 yılında şehit edilmesiyle Arap topluluklarını yönetimi altına alan Muaviye döneminde tekrar hız kazanır. Hazarlar Muaviye yönetimindeki Emeviler ile uzun süreli mücadelelere girişecektir.
Bizansda 695 yılında tahttan indirilen 2. Justinianos, kırımdaki Gotların yanına kaçmıştı. Gotlar onu Kırım Hanı Busire teslim ettiler. Busir, 10 yıl kadar kendisine sığınan Justinianosu 704 yılında kız kardeşi ile evlendirir. Ancak 705 yılında, Bizans İmparatoru 2. Tiberius, Justinianosu ölü yada diri getirene büyük armağanlar vaad etmesiyle Justinianosun ölüm emrini verir. Hakkında ölüm emri çıkartılan Justinianos, karısının da yardımıyla Hazarlardan kaçarak, Bizansa komşu olan bir başka Türk Devleti olan Tuna Bulgar Devleti Hanı Tervele sığınır ve Tervel Hanın yardımıyla Bizans Tahtına geçer.
Busir Han, 710 yılında Bizansın kontrolünde olan Chersonu ele geçirir. Bunun üzerine Justinianos da Busirin üzerine yürür ve Chersonu geri alır. Ancak Chersonlu isyancılar Busir Hanın desteğiyle Kırımı geri aldılar. Busir Justinianos ihtilafı ile Bizans Hazar ilişkileri daha da kötüye giderek düşmanlık hat safhaya çıkmıştır.
Hazarlar üzerinde sürekli baskı kurma politikası yürüten Bizans, Emevilerin (Arapların) 717 yılındaki İstanbul kuşatması nedeniyle Hazarlar üzerindeki baskılarını geri çekmek zorunda kaldılar. Hazar Devleti, Bizans baskısının azalmasıyla, aynı yıl Şirvana girip bugünkü Azerbeycan topraklarının büyük bölümünü kontrolü altına aldı. Bu dönemden sonra Emeviler ve Hazarların Kafkaslar üzerindeki mücadeleleri süreklilik kazandı. Mücadelenin gerçekleştiği güney Kafkaslardaki bölgenin kontrolü Hazarlar ve Emeviler arasında el değiştirmiş ancak Kafkaslara ilerleyememişlerdir. Hazar Devleti, 731 yılında gücünü toplayarak Emevilerin üzerine yoğun bir akın düzenledi. Bu saldırıyla Emevileri ağır bir yenilgiye uğratarak Musul önlerine kadar ilerlediler ancak akabinde tekrar güç toplayan Emeviler, Sait El Haraşi önderliğinde tekrar Hazarlara saldırarak Azerbaycan önlerine kadar olan bölgeyi tekrar hakimiyetleri altına aldılar.
Emeviler, 732 yılından sonra halife olacak olan Mervanı, Hazar sınırı olan Azerbeycan Ermenistan bölgesine vali tayin ettiler. Mervan döneminde Emeviler büyük başarılar elde ederek hâkimiyetlerini güçlendirdiler ve Hazarları baskı altına tutmaya başladılar. Hazar Devleti üzerinde kesin hâkimiyet kurmayı amaçlayan Emeviler, Hazarların üzerine yürüyerek birkaç şehri ele geçirip çok sayıda esir aldılar. Hazar Devleti, Emevi hakimiyetini ve İslamı kabul etmeleri şartı ile bir anlaşma imzalamak zorunda kaldı. Ancak Emevilerin bölgeden çekilmesinden sonra Hazarlar eski inanışlarına geri dönmüşlerdir. Hazarların Emeviler üzerine son akınları Harun Reşit döneminde gerçekleşti. Bu mücadelede kazanan Emeviler, güney kafkasyaya hakim hale geldiler. Bu tarihten sonra Hazar Devleti ile Emeviler arasında savaşlar meydana gelmemiş, barış hâkim olmuştur.
Hazar Devleti hem Bizansla hem Emevilerle mücadele halindeydi. Ancak Emevilere karşı Bizans ile iş birliği içerisindeydi. Emevilere karşı ortak mücadele dönemi Hazarlar ile Bizans arasında iyi ilişkiler oluşturmaya başladı. Bizans İmparatoru 3. Leon zamanında da devam eden bu iyi ilişkiler, 3. Leonun oğlu 4. Konstantinin Hazar Hanı Biharın kızıyla evlenmesiyle akrabalık bağı haline geldi. Bu evlilikten doğan Leon, 775 yılında Bizans tahtına çıktı. Bu akrabalık bağı ile başlayan ili ilişkiler neticesinde Hazar Devleti ile Bizans arasında ticaret gelişti.
Hazarlar için Kırım önemli bir bölgeydi. Kimi zaman Kırımı yönetimi altına alsa da tekrar kaybeden Hazar Devleti, 787 yılında Güney Kırımdaki Doros (Mangup) kalesini ele geçirerek Kırımda hakimiyet sağlayan Gotların hakimiyetine son vererek kendi bünyesine kattı.
Bölgedeki hâkimiyetini iyice güçlendiren Hazar Devleti, 8. Ve 9. YYlarda sınırlarını Batı ve Kuzey bölgelerine doğru genişlettiler. Bu güçle Doğu Avrupadaki hemen her kavimden vergi alır, ticareti yönetir ve bölgesel politikaları kontrol altında tutar duruma geldiler.
859 yılına gelindiğinde Hazarlar, Kafkaslara sonradan gelen Slav boylarıyla da ilişki içerisindeydiler. Bugünkü Doğu Rusya topraklarındaki bölgeye yerleşen Slav kabileleri, Polyan, Severyan, Radimic ve Vyatiçden ev başına 1 sincap kürkü ve gümüş para vergi alınmaktaydı. Slavların lideri olan Runikden sonra yerine geçen Novrogod Knezi Oleg, bu duruma son vermek için 884 yılında Slav kabilelerinden Severyanlara baskı kurarak Hazar Devletine vergi vermemelerini istedi. Olegin bu girişimi Hazar Devletini zor durumda bıraktı. Güç birliği yapan Slav kabileleri de güç toplamaya başladılar.
892 yılına, daha da güçlenen Slav kabileleri, 55 gemiyle Hazar Denizine inerek Müslüman toplulukların bulunduğu Taberistan ve Abiskon bölgelerine asker indirerek yağma hareketleriyle ganimetler topladılar. Hazar Hanının izniyle yaptıkları bu sefer dönüşünde elde ettikleri ganimetlerden Hazarlara vergilerini de ödemişlerdir ancak Hazar Devletinin askerleri içerisinde Müslüman olanlar hakandan izin alarak Müslüman bölgelerini yağmalayan Slavların üzerine saldırdılar. Daha çok intikam amacı güden bu saldırı neticesinde Slavlar yenilgiye uğratılarak Slavların Müslüman bölgeler üzerindeki etkileri de o dönem için engellenmiş oldu.
Bizans ile girilen iyi ilişkiler, Romanos Lekapenos döneminde (932) ,bizansın Yahudiler üzerinde kurduğu baskı nedeniyle bozulmuştur. Bizansın Yahudiler üzerindeki baskısı nedeniyle Hazar Devletine sığınan Yahudiler, Bizans ile Hazar Devletinin arasının açılmasına sebep oldu. Bizansın politikalarına karşılık olarak, Hazarlarda bünyesindeki Hıristiyanlar üzerinde baskı kurmaya başladı. Bunun üzerine Bizans İmparatoru Romanos, Kiev Knezi İgor ile Hazarlara karşı işbirliğine gittiler. İgor, Hazarların üzerine yürümek için diğer Türk toplulukları olan Uz, Peçenek, As ve Alan kabileleri ile anlaşarak kışkırttı ve birlikte Hazarların üzerine saldırdılar. Hazarlar bu saldırıyı püskürtmüş olsalar da Diğer Türk Toplulukları ile ilk mücadelelerine girişmiş oldular. Bu tarihten sonra Hazar bünyesindeki pek çok boy Hazarlara karşı isyan ve mücadele halinde olmuşlardır.
İslam Ordularının Kafkaslar üzerindeki ilerleyişi Hz. Alinin 661 yılında şehit edilmesiyle Arap topluluklarını yönetimi altına alan Muaviye döneminde tekrar hız kazanır. Hazarlar Muaviye yönetimindeki Emeviler ile uzun süreli mücadelelere girişecektir.
Bizansda 695 yılında tahttan indirilen 2. Justinianos, kırımdaki Gotların yanına kaçmıştı. Gotlar onu Kırım Hanı Busire teslim ettiler. Busir, 10 yıl kadar kendisine sığınan Justinianosu 704 yılında kız kardeşi ile evlendirir. Ancak 705 yılında, Bizans İmparatoru 2. Tiberius, Justinianosu ölü yada diri getirene büyük armağanlar vaad etmesiyle Justinianosun ölüm emrini verir. Hakkında ölüm emri çıkartılan Justinianos, karısının da yardımıyla Hazarlardan kaçarak, Bizansa komşu olan bir başka Türk Devleti olan Tuna Bulgar Devleti Hanı Tervele sığınır ve Tervel Hanın yardımıyla Bizans Tahtına geçer.
Busir Han, 710 yılında Bizansın kontrolünde olan Chersonu ele geçirir. Bunun üzerine Justinianos da Busirin üzerine yürür ve Chersonu geri alır. Ancak Chersonlu isyancılar Busir Hanın desteğiyle Kırımı geri aldılar. Busir Justinianos ihtilafı ile Bizans Hazar ilişkileri daha da kötüye giderek düşmanlık hat safhaya çıkmıştır.
Hazarlar üzerinde sürekli baskı kurma politikası yürüten Bizans, Emevilerin (Arapların) 717 yılındaki İstanbul kuşatması nedeniyle Hazarlar üzerindeki baskılarını geri çekmek zorunda kaldılar. Hazar Devleti, Bizans baskısının azalmasıyla, aynı yıl Şirvana girip bugünkü Azerbeycan topraklarının büyük bölümünü kontrolü altına aldı. Bu dönemden sonra Emeviler ve Hazarların Kafkaslar üzerindeki mücadeleleri süreklilik kazandı. Mücadelenin gerçekleştiği güney Kafkaslardaki bölgenin kontrolü Hazarlar ve Emeviler arasında el değiştirmiş ancak Kafkaslara ilerleyememişlerdir. Hazar Devleti, 731 yılında gücünü toplayarak Emevilerin üzerine yoğun bir akın düzenledi. Bu saldırıyla Emevileri ağır bir yenilgiye uğratarak Musul önlerine kadar ilerlediler ancak akabinde tekrar güç toplayan Emeviler, Sait El Haraşi önderliğinde tekrar Hazarlara saldırarak Azerbaycan önlerine kadar olan bölgeyi tekrar hakimiyetleri altına aldılar.
Emeviler, 732 yılından sonra halife olacak olan Mervanı, Hazar sınırı olan Azerbeycan Ermenistan bölgesine vali tayin ettiler. Mervan döneminde Emeviler büyük başarılar elde ederek hâkimiyetlerini güçlendirdiler ve Hazarları baskı altına tutmaya başladılar. Hazar Devleti üzerinde kesin hâkimiyet kurmayı amaçlayan Emeviler, Hazarların üzerine yürüyerek birkaç şehri ele geçirip çok sayıda esir aldılar. Hazar Devleti, Emevi hakimiyetini ve İslamı kabul etmeleri şartı ile bir anlaşma imzalamak zorunda kaldı. Ancak Emevilerin bölgeden çekilmesinden sonra Hazarlar eski inanışlarına geri dönmüşlerdir. Hazarların Emeviler üzerine son akınları Harun Reşit döneminde gerçekleşti. Bu mücadelede kazanan Emeviler, güney kafkasyaya hakim hale geldiler. Bu tarihten sonra Hazar Devleti ile Emeviler arasında savaşlar meydana gelmemiş, barış hâkim olmuştur.
Hazar Devleti hem Bizansla hem Emevilerle mücadele halindeydi. Ancak Emevilere karşı Bizans ile iş birliği içerisindeydi. Emevilere karşı ortak mücadele dönemi Hazarlar ile Bizans arasında iyi ilişkiler oluşturmaya başladı. Bizans İmparatoru 3. Leon zamanında da devam eden bu iyi ilişkiler, 3. Leonun oğlu 4. Konstantinin Hazar Hanı Biharın kızıyla evlenmesiyle akrabalık bağı haline geldi. Bu evlilikten doğan Leon, 775 yılında Bizans tahtına çıktı. Bu akrabalık bağı ile başlayan ili ilişkiler neticesinde Hazar Devleti ile Bizans arasında ticaret gelişti.
Hazarlar için Kırım önemli bir bölgeydi. Kimi zaman Kırımı yönetimi altına alsa da tekrar kaybeden Hazar Devleti, 787 yılında Güney Kırımdaki Doros (Mangup) kalesini ele geçirerek Kırımda hakimiyet sağlayan Gotların hakimiyetine son vererek kendi bünyesine kattı.
Bölgedeki hâkimiyetini iyice güçlendiren Hazar Devleti, 8. Ve 9. YYlarda sınırlarını Batı ve Kuzey bölgelerine doğru genişlettiler. Bu güçle Doğu Avrupadaki hemen her kavimden vergi alır, ticareti yönetir ve bölgesel politikaları kontrol altında tutar duruma geldiler.
859 yılına gelindiğinde Hazarlar, Kafkaslara sonradan gelen Slav boylarıyla da ilişki içerisindeydiler. Bugünkü Doğu Rusya topraklarındaki bölgeye yerleşen Slav kabileleri, Polyan, Severyan, Radimic ve Vyatiçden ev başına 1 sincap kürkü ve gümüş para vergi alınmaktaydı. Slavların lideri olan Runikden sonra yerine geçen Novrogod Knezi Oleg, bu duruma son vermek için 884 yılında Slav kabilelerinden Severyanlara baskı kurarak Hazar Devletine vergi vermemelerini istedi. Olegin bu girişimi Hazar Devletini zor durumda bıraktı. Güç birliği yapan Slav kabileleri de güç toplamaya başladılar.
892 yılına, daha da güçlenen Slav kabileleri, 55 gemiyle Hazar Denizine inerek Müslüman toplulukların bulunduğu Taberistan ve Abiskon bölgelerine asker indirerek yağma hareketleriyle ganimetler topladılar. Hazar Hanının izniyle yaptıkları bu sefer dönüşünde elde ettikleri ganimetlerden Hazarlara vergilerini de ödemişlerdir ancak Hazar Devletinin askerleri içerisinde Müslüman olanlar hakandan izin alarak Müslüman bölgelerini yağmalayan Slavların üzerine saldırdılar. Daha çok intikam amacı güden bu saldırı neticesinde Slavlar yenilgiye uğratılarak Slavların Müslüman bölgeler üzerindeki etkileri de o dönem için engellenmiş oldu.
Bizans ile girilen iyi ilişkiler, Romanos Lekapenos döneminde (932) ,bizansın Yahudiler üzerinde kurduğu baskı nedeniyle bozulmuştur. Bizansın Yahudiler üzerindeki baskısı nedeniyle Hazar Devletine sığınan Yahudiler, Bizans ile Hazar Devletinin arasının açılmasına sebep oldu. Bizansın politikalarına karşılık olarak, Hazarlarda bünyesindeki Hıristiyanlar üzerinde baskı kurmaya başladı. Bunun üzerine Bizans İmparatoru Romanos, Kiev Knezi İgor ile Hazarlara karşı işbirliğine gittiler. İgor, Hazarların üzerine yürümek için diğer Türk toplulukları olan Uz, Peçenek, As ve Alan kabileleri ile anlaşarak kışkırttı ve birlikte Hazarların üzerine saldırdılar. Hazarlar bu saldırıyı püskürtmüş olsalar da Diğer Türk Toplulukları ile ilk mücadelelerine girişmiş oldular. Bu tarihten sonra Hazar bünyesindeki pek çok boy Hazarlara karşı isyan ve mücadele halinde olmuşlardır.

