melankolıa18 1
melankolıa18
romegames 1
romegames
Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Best Studio 1
Best Studio
D 1
delimuratt
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

II. Bayezid

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Berkay Karsli
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 241

Berkay Karsli

Level 5
TM Üye
Katılım
24 Haz 2014
Konular
172
Mesajlar
704
Reaksiyon Skoru
24
Altın Konu
0
TM Yaşı
11 Yıl 11 Ay 18 Gün
Başarım Puanı
90
MmoLira
0
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

II. Bâyezîd, II. Beyazıt veya Bâyezîd-i Velî, Sofu Bâyezîd, ( :بايزيد ثاني, Bāyezīd-i Sānī) ( 'ndaki müstear adı (mahlas): Adlî) (3 Aralık 1447 – 26 Mayıs 1512) sekizinci . Babası annesi 'dur. 'in de babasıdır. Tahta geçtiğinde 511.000 km²'si 'da, 1.703.000 km²'si 'da olmak üzere toplam 2.214.000 km² olan imparatorluk , ölümünde yaklaşık 2.375.000 km² idi.[SUP] [/SUP]
II. Bayezid'in ismi metinlerde Beyazıt, Beyazıd, Bayezit, Bayezıd gibi değişik imlâlar ile yazılsa da adı; bütün kaynaklarda ve metinlerde Bâyezid (بايزيد) olarak geçmektedir. , günümüzde Beyazıt[SUP] [/SUP], Bayezit[SUP] [/SUP] şeklindeki yazımları benimsemiştir. fetihnamesinde, Emîru'l-Mü'minîn Sultânu'l-Guzât ve'l-Mücâhidîn Nâsiru's-Seriat ve'l-Milleti ve'd-Dîn Giyâsu'l-İslâm ve Mu'înu'l-Müslimîn Sultân Bâyezîd [SUP] [/SUP] diye anılmıştır.

[h=2]Padişahlık öncesi[/h]II. Bayezid bazı kaynaklara göre 1447'de [SUP] [/SUP], bazı kaynaklara göre de 'de [SUP] [/SUP], 3 Aralık'ta bugün sınırları içerisinde kalan, zamanında ise 'ye bağlı bir kaza merkezi olan 'daki 'nda [SUP] [/SUP] dünyaya geldi. Babası ilme karşı büyük bir sevgi beslediği için, oğlu Bayezid'e her şeyden evvel kuvvetli bir tahsil verdirmeyi düşündü. 'nden sonra, 7 yaşlarındayken danışmanlığında valisi [SUP] [/SUP] olan Bayezid, burada o dönemin en ünlü dersler aldı ve olacak şekilde yetiştirildi. O günlerde Amasya kenti bir ve merkeziydi [SUP] [/SUP]. Devrin meşhur âlimlerinden dersler aldı, İslami pek çoğunu öğrendi. İslam ilmi alanında ders aldığı hocalarından birisi de olarak bilinen Bayrami tarikat şeyhi de olan Muhyiddîn Mehmed-i İskilibî olmuştur. İslami ilmin yanı sıra ve tahsili de aldı. Ayrıca 'tan da dersleri aldı. ve 'nın yanı sıra; ve de öğrendi. Dinine bağlılığından dolayı kendisineBayezid-i Veli de denilirdi. Bayezid-i Veli, saraya toplar onlarla sohbet ederdi. ve bestekârdı. Adli [SUP] [/SUP] yazdı. ve sanatkârlar için ayrıca bir fon ayırmıştı.
1473'te 'nda sağ kol kumandanı olarak görev alan Bayezid 'dan gelen tüccarların mallarının yağmalanması üzerine gönderdiği kuvvetler 1479'da ve çevresini Osmanlı topraklarına kattı.[SUP][ ][/SUP]
[h=2]Tahta çıkışı[/h] 'in 4 Mayıs 1481'de yakınlarında vefat etmesi üzerine , Bayezid ve Bayezid'in kardeşi 'a ulaklar (haberci) gönderdi. Ancak Cem Sultan, kendisine gönderilen haberci yolda, tarafından yakalanarak alıkonduğu için babasının ölüm haberini geç öğrendi. Bu arada Bayezid'in tarafını tutan 'da isyan ederek Cem Sultan taraftarı Karamanlı Mehmed Paşa'yı 4 Mayıs 1481'de öldürdüler ve Bayezid'in oğlu 'u babasına vekâleten tahta çıkardılar.[SUP][ ][/SUP]
Babasının vefatını öğrenen ve devlet büyüklerinin, acele başkente gelmesi hakkında gönderdikleri mektupları alan II. Bayezid maiyetinde 4.000 kişi olduğu halde 'dan yola çıkıp 9 günde 'a geldi. Ertesi gün oğlu Şehzade Korkut'tan saltanatı resmen teslim alıp 1481'de Osmanlı tahtına çıktı ve devleti idare etmeye başladı. II. Bayezid ilk olarak kapıkullarına üçer bin akçe dağıttı. Yeniçerileri 5 akçeye çıkarttı.[SUP][ ][/SUP]
[h=2]Cem Sultan meselesi[/h]Ana madde:
abisi II. Bayezid'in padişahlığını kabul etmedi. Böylece Osmanlı devleti II. Bayezid ile Cem Sultan arasında uzun süren ve en sonunda 'nın da içine karıştığı bir taht kavgasına sahne oldu.
II. Bayezid İstanbul'da tahta çıkmış olmasına rağmen Cem Sultan 4.000 askeriyle önlerinde Bayezid'in henüz hazır olmayan Ayas Paşa idaresindeki ordusu ile savaştı. Bu savaşı kazanan Cem Sultan 'da kendi adına okutmak ve bastırmak suretiyle hükümdarlığını ilan etti. Bursa'da 18 gün saltanat süren Cem Sultan civardaki şehir ve kasabalara da hâkimiyetini kabul ettirdi ve II. Bayezid'e İmparatorluğu eşit olarak paylaşma teklifinde bulundu. Buna göre İmparatorluğun Anadolu toprakları Cem Sultan'a verilecekti. Ancak devletin ikiye bölünmesi anlamına gelen bu teklif, sadece Bayezid tarafından değil tüm devlet ileri gelenleri tarafından dehşetle karşılandı. 'nin bölünmesini kendi çıkarlarına uygun gören ve bu konuda Cem Sultan'ı desteklediler.[SUP][ ][/SUP]

Cem Sultan​

Haziranında II. Bayezid'in ordusuyla yaptığı savaşta yenilen Cem Sultan önce 'ya çekildi. Konya'da yeterince destek bulamayan Cem Sultan 'a geçti. Daha sonra da Memluk sultanından aldığı davet üzerine 'ye gitti. Kahire'de büyük ilgi gören Cem Sultan orada kaldığı süre içerisinde 'ye giderek vazifesini yerine getirdi. Bu dönemde, ağabeyi II. Bayezid kendisine padişahlıktan vazgeçmesi hâlinde 1 milyon akçe vermeyi teklif etti. Ama Cem Sultan bu teklifi reddetti. Benzeri teklifler tekrar yapıldıysa da, bunlar da sonuç vermedi.[SUP][ ][/SUP] 'ın ve eski Karaman Beylerinin yardımıyla tekrar bir ordu toplayan Cem Sultan, 27 Mayıs 1482'de 'yı kuşattı. Ancak 'nun Konya'ya hareket etmesi üzerine kuşatma kaldırıldı. İki taraf Akşehir'de karşılaştı. Savaşı kaybeden Cem Sultan 'ya geçti. Ankara'da da kaçışına devam eden Cem Sultan 1482 yazında otuz kadar adamıyla birlikte 'a gitti. Cem Sultan 29 Temmuz 1482'de Büyük Üstadı tarafından büyük bir törenle karşılandı. Cem Sultan'ın amacı Rumeli'ye geçerek mücadelesini sürdürmekti. Ancak bundan sonra bir daha hayatta iken vatanına dönemedi. Artık, Cem Sultan için 'da maceralı bir esaret hayatı başladı.[SUP][ ][/SUP]
Cem Sultan Rodos'a çıkmasından sonra 'in isteği üzerine 'ya gönderildi. Bu gelişmeden sonra önceleri 'nin bir iç meselesi olan taht mücadelesi, böylelikle milletlerarası bir mesele hâline geldi. Bu olaydan çıkar sağlamak isteyen Papa VIII. Innocentius'un, Cem Sultan'a, olması hâlinde onu Osmanlı Devleti'nin başına geçirebileceğini teklif ettiği söylenir.[SUP][ ][/SUP]
Osmanlı Devleti'ne karşı yeni bir gerçekleştirmek için Cem Sultan'ı kullanmayı düşünen Papa VIII. Innocentius 1492'de öldü. Böylece Cem Sultan daha serbest bir hayata kavuştu. Fakat bu defa Fransa Kralı, Cem Sultanı kendi siyasi emelleri için bir koz olarak kullanmak istedi. Bu amaçla hareket eden Fransa Kralı VIII. Charles üzerine yürüyerek 26 Ocak 1495'te Cem Sultan'ı Papa'dan teslim aldı. Fransız Ordusu ile beraber yola çıkan Cem Sultan 25 Şubat 1495'te vefat etti. Bazı kaynaklar, Cem Sultan'ın elindeki kıymetli rehineyi bırakmak zorunda kaldığı için Papa tarafından zehirletildiğini ifade etmektedir.
Cem Sultan'ın ölümünü öğrenen II. Bayezid Osmanlı ülkesinde 3 gün yas ilan etti. Ülkedeki Cem Sultan için gıyabi kılındı. Ayrıca II. Bayezid kardeşinin bağışlanması için fakirlere 100 bin akçe sadaka dağıttı.
'da toprağa verilen Cem Sultan'ın cenazesi de pazarlık konusu oldu. Uzun süren bir mücadelenin ardından Cem Sultan'ın cenazesi, vefatından 4 sene sonra 1499'da Osmanlı topraklarına getirildi. 'da karaya çıkarılan cenaze 'da Muradiye Camii'nin kardeşi Şehzade Mustafa'nın da mezarının içinde bulunduğu 'ye gömüldü.
Cem Sultan 'da iken, karşısında yenilgiye uğrayan 'teki 'nden yardım istediler. II. Bayezid kardeşi Cem Sultan'ın esir olması sebebiyle gerekli yardımı tam anlamıyla yapamadıysa da 'i 'ya gönderdi. Kemal Reis İspanya'daki Müslümanları , de de ve 'a taşıdı. 1492 yılında Müslümanların yanı sıra 150 bin kadar Yahudi de Osmanlı yerleştirildi [SUP] [/SUP] .
[h=2]İtalya'dan geri çekilme[/h]1480 yılında hayatta iken Osmanlılar 'nın ele geçirilmesi için ilk adım teşkil etmek üzere yarımadanın güneydoğusunda (çizmenin topuğu) yer alan Otranto kalesini ele geçirmişlerdi. Fatih'in ölümü ve 'le II. Bayezid arasındaki taht mücadelesi, 'nın fethi projesinin bir müddet daha ele alınmamasına neden oldu. Bir sene sonra hâkimiyetindeki kalesi elden çıktı.


, elindeki kuvvetlerle ile başedemeyeceğinin farkındaydı. Ayrıca Osmanlıların İtalya'da bulunmasının krallığın geleceği için iyi olmadığını da biliyordu. O nedenle Napoli Kralı, damadı Kralı 'tan ve aynı hanedana mensup bulunduğu, o zamanlar olarak adlandırılan Kuzey kralından acele yardım istedi. Macaristan kralının gönderdiği 2.000 atlı ve diğer İtalyan devletlerinden aldığı yardımcı kuvvetlerle Otranto kalesi önlerine geldi. Bu orduyu Napoli, ve İspanya gemilerinden müteşekkil bir donanma destekliyordu. Fatih Sultan Mehmet'in ölüm haberi buraya da ulaşmış ve Osmanlı askerleri arasında büyük bir isteksizlik ortaya çıkmıştı. Tam bu sırada komutan , yanına aldığı bir miktar asker ve donanma ile ani bir şekilde Otranto'yu terk etti. Bir göre bunu kendi kararıyla, bir diğerine göre ise Sultan Bayezid'in isteği ile gerçekleştirmiştir. Gedik Ahmet Paşa Otranto'da 8.000 kadar asker ve asker için 1,5 senelik mühimmat bıraktı. Bu kadar kuvvet ile büyük bir orduya karşı konulması da mümkün değildi. Mukavemet edip 8.000 askeri heba etmek yerine kalenin teslim edilmesine karar verildi. Osmanlı kuvvetleri, askerlerin tüm silah ve cephanelerini yanlarına alarak çekilmesine izin verilmesi hâlinde, kaleyi teslim edeceklerini taahhüt ettiler. Kaleye yardım gelmesinden korkan Napoli Kralı bu anlaşmayı kabul etti. Böylece 8.000 Osmanlı askeri tüm mühimmatları ile gemilere binip, 'nı geçerek 'ta Osmanlı topraklarına çıktı.
Napoli Kralı, yeniden 'ya çıkmaması için II. Bayezid'in elçisi ile görüştü ve Türklerin İtalya'ya bir daha sefer düzenlememesi vaadine karşılık Napoli, götürülemeyen Türk toplarını, Napoli Krallığı içerisindeki bütün Türk ve esirleri Osmanlı Devletine geri verdi. Ayrıca dostça olmak şartıyla 'a (Osmanlı Donanması), ve 'nde serbestçe dolaşma hakkı tanıdı.
Nihayetinde Osmanlı Devletinin, İtalya'daki tek kalesi olan Otranto ele geçirilmesinden 13 ay sonra, 10 Eylül 1481'de kaybedildi. Böylece, Fatih Sultan Mehmet tarafından başlatılan İtalya seferi Osmanlı Devletinin iç problemleri sebebiyle durduruldu.
[h=2]Yaptığı savaşlar[/h]Cem Sultan Olayı ve bu olay sebebiyle Avrupalıların 'u geri alma ümitleri yeniden gündeme gelince II. Bayezid çok dikkatli ve barışçı bir dış siyaset takip etmek mecburiyetinde kaldı. Bununla birlikte kendisi gerektiğinde savaştan çekinmedi ve Osmanlı Devleti'nin sınırlarını genişletti. II. Bayezid'in tahtta kaldığı süre, hemen hemen babası ile eşitti (yaklaşık 30 yıl). Fatih bazen iki senede bir sefere çıktığı halde, oğlu Bayezid yalnız 5 kere sefere çıktı. Padişahların bizzat başkumandanlık ettiği bu seferlere tarafından Sefer-i Hümayun adı verilmiştir.
[h=3]Birinci Sefer-i Hümayun[/h]Sultan Bayezid baharında , , ve üzerinden 'a geldi. kıyılarında yol alan padişah, yakınlarına kadar sokuldu. Bu çevredeki tüm kaleleri onarttı. Kasım 1483'te 'a döndü. Bu ilk sefer yaklaşık 7 ay sürdü. Padişahın bu seferi, 'ı telaşlandırdı. Osmanlı ile bir savaşı göze alamayan kral , 1483 sonlarında Osmanlı Devleti ile bir barış imzaladı.
Sefer sonucunda da ilhak edilerek 'ne katıldı [SUP] [/SUP]
[h=3]İkinci Sefer-i Hümayun (Boğdan seferi)[/h] Voyvodasının yıllık ödememesi, Boğdan'ın daha sıkı bir şekilde Osmanlı devletine bağlanması ve kıyısındaki topraklarının alınıp, bu beyliğin denizle olan bağlantısını kesme gibi amaçlarla, II. Bayezid, birinci sefer-i hümayunundan bir yıl sonra tekrar sefere çıktı. 'te 'dan ayrıldı. Boğdan üzerine giden Sultan Bayezid, babasının aynı ülkeye yapmış olduğu seferden 8 yıl sonra tekrar Boğdan'a sefere çıkmış oluyordu. da 20.000 askerle Osmanlıların tarafında katıldığı bu seferin sonunda Osmanlı devleti bütün hedeflerine ulaştı ve Karadeniz bir Türk gölü hâline geldi. Ayrıca 'a karadan bağlantı sağlandı.


İstanbul'a yola çıkışından 2 ay sonra 'da (Osmanlı Ordusu), 'nin kuzey sahilinde önüne geldi. 9 gün içerisinde kale Osmanlıların eline geçti ve (Kili) teslim oldu. 24 Temmuz'da 'in 'e döküldüğü koyun güneyinde bulunan kuşatma altına alındı ve 16 gün sonra 'ta ele geçirildi[SUP] [/SUP]. Bu kuşatmaya Hanı da ordusuyla katıldı. Böylece ilk defa bir Kırım Hanı 'nda görev almış oluyordu. , , yıllarında devrin padişahları ve tarafından 3 kez kuşatılıp da alınamayan bu kalenin fethi üzerine 'ın oğlu hükümdarı , Sultanı, hatta Kralı gibi birçok hükümdarlar elçilerini göndererek II. Bayezid'i tebrik ettiler. Necati Bey'in
[TABLE="class: cquote, align: center"]
[TR]
[TD]“[/TD]
[TD]Hoş aldı Hazret-i Han Bâyezîd-i Osmânî
Kilî ile Kara-Boğdan'dan Âkkermân'î
[/TD]
[TD="width: 20, align: right"]”[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="colspan: 3"][/TD]
[/TR]
[/TABLE]
diye başlayan bir kasidesi bulunmaktadır.
Böylece Boğdan'ın Karadeniz'e kıyısı kalmadı. Doğrudan 'dan yönetilen ile Kırım Hanlığı'na ait topraklar birleşti. II. Bayezid bu seferden sonra İstanbul'a dönmedi. Kışı 'de geçirdi. Yazın 'ye kadar gitti (1485) ve bu çevreyi kontrol etti. Ertesi kış yine Edirne'deydi. 1486 yılının başında Macar Kralının elçilerini burada kabul etti. İstanbul'a ancak 1486 senesinde döndü.
[h=4]İkinci Bayezid Külliyesi'nin inşaatı[/h]Boğdan seferine çıkarken Edirne'ye gelen Bayezid, kenarında adın taşıyacak temelini attı[SUP] [/SUP]. Seferden aldığı ganimet malını külliyenin yapımı için harcadı. İnşaat, 1488'de tamamlandı.
[h=3]Osmanlı-Memlük savaşları[/h]Ana madde:
'nun iki büyük Türk devleti olan ile arasındaki sınırı nehri ve belirliyordu. Bir zamanlar 'ya kadar varan Memluk nüfuzu, artık Toroslar'ın gerisine itilmişti. 'nun bir kısmı ve 'yı elinde tutan Memlukluların hâkimiyetinde, buna karşılık ise Osmanlılar'ın hâkimiyetinde idi. Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı. Osmanlı Devleti'nin 'daki zaferleri Memluk başkenti 'de resmî şenliklerle kutlanıyordu. Ama Memluklular Osmanlıların Çukurova bölgesindeki varlıklarından hoşnut değillerdi. Osmanlıların bölgeye yaptığı akınlar iki ülkenin arasını bozdu. Türkler tarafından yönetilen bu iki ülkenin aralarının bozulmasındaki bir başka sebep ise prestij meselesiydi. Devrin en büyük devleti konumunda olan Osmanlı İmparatorluğu aynı zamanda da devrin en büyük ülkesiydi. , 'in ve mukaddes şehirlerin 'nin elinde olması Osmanlı'nın kabul edemeyeceği bir durumdu. 'in Yolları ve hacılar için bazı düzenlemeler yapmak istemesini Memluklular iç işlerine müdahale saydı ve reddetti. Memluklular coğrafi koşullara çok güveniyor ve hiçbir ordunun 'a giremeyeceğini düşünüyorlardı.
İlk Osmanlı-Memluk savaşı 1485'te patlak verdi ve 6 yıl sürdü. Savaşın görünürdeki sebebi 1485 yılında Osmanlı ülkesinden giden hacılara saldırılması ve 'a gönderilen hediyelerine geçici olarak el konulmasıydı. 2 Mart 1482'de Güney Hindistan Türk İmparatorluğu tahtına babasının yerine oturan , Sultan Bayezid'e içlerinde değerli mücevherler bulunan hediyeler göndermişti. Mısır gümrük idaresi, sonradan göndermelerine rağmen ilk önce bu hediyelere el koydu. Armağanlar 'a gönderilmek üzere yola çıktığında Osmanlı Devleti Memluklular'a savaş açmıştı bile. Savaşın diğer sebebi ise, her yıl Osmanlı topraklarından Hicaz'a giden hacıların, tarafından saldırıya ve yağmaya uğramaları idi. İstanbul, Kahire'ye, yollarının güvenliğini sağlaması için notalar göndermiş, fakat Memluklular geçim kaynağı yağma olan Bedevilere bir türlü ciddi bir şekilde engel olmamışlardı. Bu sebeplere II. Bayezid'in o zamanlar 'da bulunan kardeşi Cem Sultan'ın Kahire'de kalan ailesinin iadesini istemesi ve bu talebin Memluklar tarafından reddedilmesi de eklenebilir [SUP] [/SUP].
Savaş 1485 senesinin ayında başladı. Fatih'in vefatından 4 yıl sonra başlayan savaş hiçbir zaman topyekûn bir muharebe şeklinde gerçekleşmedi. İki imparatorluk hiçbir zaman tüm ordularıyla karşı karşıya gelmedi. Ne Osmanlılar ne de Memluklular birbirlerinin topraklarını ilhak etme niyetinde değildiler. Harp iki ülke toprakları arasında tampon bölge mahiyetindeki ve 'nın toprakları üzerinde gerçekleşen vuruşmalar seviyesinde kaldı.
Savaş komutasındaki 'nun taarruzu ile fiilen başladı. Karagöz Mehmet Paşa 'nı geçerek Çukurova'ya girdi. Böylece ilk defa 'yı işgal etmiş oldular. Karagöz Mehmet Paşa güneye yönelerek 'u da aldı. sahiline kadar inince Çukurova'nın da hâkimiyetine geçtiği sanıldı. Zaten burası Memluklular'ın kendilerine ait topraklar değildi. Onların idaresindeki 'ne bağlıydı. Sonra Karagöz Mehmet Paşa 'a döndü ve sancak beyi oldu. Bu arada Memluk ordusu Çukurova'ya doğru yola çıkmıştı.
Memluklular önce Osmanlılara tabi Dulkadir Beyliği'nin topraklarına girdi. II. Bayezid'in kayınpederi olan damadından acil yardım istedi. Sancak beyi Yakup Bey ordusu ile yardıma geldi ve Memluk ordusunu yendi. O dönemlerde Memluk idaresinde bulunan önlerine kadar gelen Yakup Bey'i Memluk Başkumandanı pusuya düşürdü ve Osmanlı birliğini imha etti. Karşı koyacak bir ordu olmaması nedeniyle Özbek Bey rahatlıkla Çukurova'ya girdi. Adana ve sancak beylerinin öldürülünceye kadar mukavemet göstermelerine rağmen Memluklular Osmanlılar'ı Toroslar'ın gerisine atmayı başardı.
1486 yılı Ocak ayında , Çukurova'yı tekrar almak için 'nı geçerek Memluklular'ın önüne çıktı. Fakat yenilerek esir düştü. Bir yıllık esaret hayatından sonra serbest bırakılan paşa İstanbul'a döndü. Memluk sultanı savaşın sona ermesi için barış teklifi yapsa da kaybetmeye alışık olmayan Osmanlı devlet adamları barışa razı olmadılar.
'de bu sefer bizzat Çukurova için Memlukluların üzerine yürüdü. Kendisi 'e geçerken 'yı 'un üzerine gönderdi.
Denge savaşı böyle devam ederken II. Bayezid Memluklarla olan savaş döneminde 'e Osmanlı donanmasının o zamanlar Venedik'e bağlı olan 'ın limanında demirleme isteğini bildirdi. Memluklarla savaşı göze alamayan Venedik bu isteği nazikçe geri çevirdi.
yazının müthiş sıcağında Vezir kumandasında yine Çukurova'daydı. , , başta olmak üzere Çukurova'yı ele geçirdi. Memluk başkumandanı yine yetişti ve 16 Ağustos 1488'de 'nde Osmanlı'yı yendi. Yine Çukurova'yı Osmanlılar'dan temizlemeye çalışan Özbek Bey 7 aylık kuşatma neticesinde Adana'ya girdi. Bu savaşa katılan Paşalar bozgundaki mesuliyetleri nedeni ile azledildiler.
Bu olaylar olurken Osmanlılardan ümidini kesen II. Bayezid'in kayınpederi Memluklara yanaştı. Bunun üzerine azledilen Bozkurt Bey'in yerine kardeşi tayin edildi. yakınlarında ağabeyi ile yaptığı savaşı kaybeden Şah Budak Bey esir düştü. 'ye gönderilerek idam edildi.
'da 'yi kuşatan ve 'a kadar toprakları içinde ilerleyen Özbek Bey'in üzerine yine Hersekzade Ahmet Paşa gönderildi. Kayseri yakınlarında Osmanlı Ordusu'nu bir kere daha yenen Özbek Bey, Ahmet Paşa'yı yine esir alarak Kahire'ye gönderdi.
Savaşlar daha çok Memluklar'ın lehine geçse de, iki devlet de tam bir sonuç alamamıştı. Memluk komutanı Özbek Bey büyük ün kazanmış ve adı Kahire'deki Özbekiye semtine verilmiştir.
Bu son yenilgi üzerine Sultan Bayezid bir sefer-i hümayun başlatmayı düşündü ve bu 'ı çok endişelendirdi. Zira o zamana kadar topyekûn bir savaşta Osmanlı Devleti'ni sadece yenebilmişti. Bunun üzerine barışa razı oldu. Fakat bizzat barış istemeyi gururuna yediremeyen ve böyle bir barışın imzalanması halinde 'nın aşırı isteklerinden korkan Memlük Sultanı başka bir Müslüman ülke olan hükümdarını araya soktu ve iki ülke savaşın başındaki hâle dönülmeyi kabul ettiler. İki ülke de aldıkları toprakları iade ettiler. Böylece 6 sene boyunca birkaç kez ele geçirdiği halde Çukurova'yı elde edemeyen Osmanlı Devleti yılında Memluklularla barış imzaladı.[SUP] [/SUP] Bir süre sonra II. Bayezid kardeşi Cem Sultan'ın kızı ile yeni Memluk sultanı 'i evlendirmek suretiyle barışı güçlendirdi. Ancak bu savaş sonucu yıllardır dost, dindaş ve soydaş olarak barış içinde yaşamış bu iki ülke arasında bir çatışma süreci başlamıştı.
[h=3]Üçüncü Sefer-i Hümayun[/h]Sultan II. Bayezid 10 Mart 1492'de 'ın fethi amacıyla 'dan sefere çıktı. Sultan 'ya kadar geldi. Burada karar değiştiren Bayezid bu görevi 'ya bırakıp, kendisi üzerine gitti. Güneybatı yönünde hareket ederek üzerinden Arnavut topraklarına geldi ve 'de durdu. sonlarında bu güzergâhta ilerlerken bir fedai tarafından yapılan girişiminden kurtulan Sultan, 1492'nin son günlerinde İstanbul'a döndü. Takriben 9,5 ay süren bu seferde Osmanlı topraklarından çıkılmadığı için herhangi bir vuruşma olmadı.
Belgrad'a ulaşarak kaleyi kuşatan Süleyman Paşa Osmanlı tarihinde ve Fatih'ten sonra kaleyi kuşatan üçüncü kişi olmuştur. Kuşatma devam ederken Macarları yıldırmak amacıyla 'e giren Süleyman Paşa burada yenilmiştir. Bu yenilgi ile başarı ihtimali kalmadığını düşünerek kuşatma kaldırıldı ve 'a kadar bu şehir alınamadı.
[h=3]Adbina zaferi[/h] Sancak beyi ve aynı zamanda komutanı olan şair , Sultan Bayezid 'da şehzade iken babası Fatih'in temsilcisi olarak Sultan'ın yanında bulunmuştu. Bayezid tahta geçince Yakup Paşa'yı, önce oğlu 'a , sonra da beyliğine tayin etti.
Akıncıların 1492'de 'nın kapısı konumunda olan 'nın şehrini kuşatmaları, Macarlar kadar 'ı da endişelendirmişti. 1493'te Yakup Paşa, 8.000 akıncı ile 'ya girdi. Fakat geri dönüşünde önüne çıkan düzenli Macar ordusu tarafından 'da yolu kesildi. Her akıncıya 5 asker düşmesine rağmen, üstün bir gayretle Macarlar bozguna uğratıldı. Sonunda 5.700 ölü, 25.000 esir veren Macarlardan bazı asiller de Osmanlılara esir düştü.
Bu zaferden sonra Yakup Paşa 'ne getirildi. Aynı zamanda da şair olan Yakup Paşa uzun manzumesinin sonunda şöyle demiştir
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst