Agora Metin2 1
Agora Metin2
raderde 1
raderde
Cannn6161 1
Cannn6161
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
melankolıa18 1
melankolıa18
romegames 1
romegames
Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

II. Mehmed

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Berkay Karsli
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 393

Berkay Karsli

Level 5
TM Üye
Katılım
24 Haz 2014
Konular
172
Mesajlar
704
Reaksiyon Skoru
24
Altın Konu
0
TM Yaşı
11 Yıl 11 Ay 18 Gün
Başarım Puanı
90
MmoLira
0
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

II. Mehmed veya Fatih Sultan Mehmed, ( : محمد بن مراد خان, Meḥemmed b. Murād Ḫān) (30 Mart 1432[SUP] [/SUP] – 3 Mayıs 1481[SUP] [/SUP]) yedinci padişahı. Avnî kullanmıştır. Sultan ve ’un oğludur.
'u fethetmesinden sonra Ebû ʾl-Feth (‏ابو الفتح, Fethin Babası) ve daha sonraki asırlarda[SUP] [/SUP] Fâtih (‏فاتح) lakabıyla anılmıştır. Ayrıca döneminde Avrupa'da Büyük Türk (Grand Turco) olarak da zikredilmiştir.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP] , ’ın sonu 'ın başlangıcı olmuştur.[SUP] [/SUP] Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır. İstanbul'un fethinden sonra (‏قیصر روم, Roma İmparatoru[SUP] [/SUP]) unvanını da kullanmaya başlamıştır. İstanbul'un fethiyle 1000 yıllık son bulmuştur. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir.

[h=2]Şehzadeliği[/h]

İstanbul'un limanı, haritası ve onun surları.​

27 Receb 835 (30 Mart 1432) Pazar günü şafak vaktinde, devletin başkenti olan 'de, 'ın dördüncü[SUP] [/SUP] oğlu olarak dünyaya geldi. Annesi , tarihçi ve yazar ’a göre bir . Yine Babinger'e göre, ölümünden sonra efsanelerindeki cennetkuşu esinlenilerek Hüma Hatun olarak adlandırılmıştır.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP].
Mehmed iki yaşına kadar Edirne'de kaldıktan sonra 1434’te sütninesi ve küçük ağabeyi Alâeddin Ali ile birlikte 14 yaşındaki büyük ağabeyi Ahmed’in sancakbeyi olduğu 'ya gönderildi. Burada ağabeyi Ahmed'in erken yaşta ölmesi üzerine Mehmed altı yaşında Rum sancakbeyi oldu (İnalcık'a göre şüpheli). Diğer ağabeyi Alâeddin Ali ise 'da sancakbeyi oldu. İki yıl sonra babaları 'ın talimatıyla iki kardeş yer değiştirdiler ve Mehmed sancakbeyi oldu[SUP] [/SUP].
Mehmed’in eğitimi için babası çeşitli hocalar görevlendirdi. Ancak zeki olduğu kadar hırçın bir çocuk olan Mehmed’in eğitilmesi kolay olmadı. Sonunda babası heybetli ve otoriter bir alim olan ’yi görevlendirdi. Anlatılana göre Murad, Gürani'ye bir değnek vermiş ve Mehmed itaatsizlik ederse kullanmasını söylemişti. Mehmed’e, dersini dikkate almayan bir öğrencinin hocası tarafından dövülmesiile ilgili edebi bir cümleyi inceletmiş, Mehmed durumun ciddiyetini kavrayarak eğitimine önem vermeye başlamıştır.
Şehzade Mehmed'in medrese kökenli hocalarının yanı sıra bilgi edindiği Batılı şahsiyetler de bulunmaktaydı. Saruhan (Manisa) sarayında İtalyan hümanisti Anconalı Ciriaco ve saraydaki başka İtalyanlar onun Avrupa tarihi ile Antik Yunan filozoflarının hayatlarıyla ilgili kitaplar okumasına önayak olmuştu. Bu durum Şehzade Mehmed'e çok-kültürlülük kazandırmıştır. Topkapı Sarayı arşivinde bulunan II. Mehmed'in şehzadelik yıllarına ait olan karalama defterinde Latin harfleri, Arap harfleri, Roma büstlerini andıran insan çizimleri ve Osmanlı figürleri bulunmaktadır.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP] Ayrıca Fatih Sultan Mehmed'in Arapça ve Farsça'nın yanı sıra Latince, Yunanca ve İtalyanca bilmesi bu dönemdeki münasebetlerine dayandırılmaktadır.[SUP] [/SUP]
[h=2]Tahta birinci çıkışı[/h]

Mehmed II'in Edirne 1451'de tahta çıkışı.​

Ayrıca bakınız:
1443 yazında İbrahim'i ’da yenilgiye uğrattıktan sonra Ekim ayında Edirne'ye döndüğünde , Ladislas ve Yorgo Brankoviç önderliğinde bir Hristiyan ordusunun ’nın güneyindeki Osmanlı topraklarını istila etmeye başladığı haberini aldı. Aynı dönemde Amasya’dan Şehzade Ali’nin öldüğü haberi geldi.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP] İki ağabeyinin erken yaştaki ölümleri sonucu Mehmed tahtın vârisi oldu. Murat Hıristiyan ordusunun 25 Aralık’ta İzladi'de durdurulmasının ardından başlayan müzakereler sırasında Mehmed’i Manisa’dan ’ye getirtti. 12 Haziran 1444’te Edirne’de Macarlarla yaptıktan bir ay sonra oğlu Mehmed’i Edirne'de denetiminde "kaymakam" olarak bırakarak işgal eden Karamanlıların üzerine yürümek üzere Anadolu’ya geçti ve ’la 'de bir anlaşma yaptı.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP] Yenişehir’den ayrıldıkran sonra Ağustos ayında ’te yeniçeri ağası Hızır Ağa ve diğer beylere tahttan oğlundan yana resmen çekildiğini duyurdu ve ordusu ’ye dönerken kendisi ’da kaldı.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP][SUP] [/SUP]
Ayrıca bakınız:
II. Murad'ın 1444 yazında doğuda ve batıda barışı sağladığını düşünerek tahttan çekilmesi ’de bir otorite boşluğu yaratarak devleti buhrana sürükledi. Dış siyasette ihtiyatlı davranmayı tercih eden Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile Mehmed’in etrafında toplanmış olan Şahabeddin, , paşalar arasında rekabet baş gösterdi.[SUP] [/SUP] Bu rekabet 1444-1453 yılları arasında ’nde yaşanan başlıca politik gelişmelerin belirleyici etmenlerinden biri olmuştur.[SUP] [/SUP] Ağustos başında Kral Ladislas’ın Osmanlılarla yapılan barışı geçersiz sayarak yeni bir Haçlı Seferine çıkacağını ilan etmesi başkent Edirne'de paniğe yol açtı ve halk şehri terk etmeye başladı. ’te Rumların himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden de bu dönemde yakınlarinda İnceğiz’e ve ’ya geçerek bir isyan girişiminde bulundu. Bu girişim Şahabeddin Paşa tarafından önlendi ve Orhan Çelebi Konstantinopolis’e kaçtı.[SUP] [/SUP] Aynı dönemde başkentte kendini taraftarlarının elçisi olarak tanıtan bir İranlı halktan epey yandaş toplamıştı. Mehmed de İranlının öğretisine ilgi duymuş ve koruması altına almıştı. Ancak Müfti Fahreddin ve Sadrazam Halil Paşa’nın bu duruma tepki göstermesi üzerine Mehmed çok geçmeden desteğini çekmek zorunda kalmış ve sonunda başkentte bir Hurufi katliamı yaşanmıştı. tarafından "kâfir oldukları" gerekçesiyle Hurufiler'in canlarının alınması gerektiği yolunda bir fetva çıkartılması üzerine Hurufiler diri diri yakılarak öldürülür.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP] Bu sırada şehirde çıkan yangında ile birlikte 7.000 ev kül olmuştu.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP]
Ayrıca bakınız:

'nı betimleyen bir minyatür​

Eylül ayı sonlarında Kral Ladislas önderliğindeki Hıristiyan ordusu ’yı aşarak ’ye doğru yürürken bir filosu da ’nı kapattı.
Sadrazam Halil Paşa’nın çağrısıyla II. Murat ’nın bulunduğu noktadan ’ye geçerek Edirne'ye geldi ve 10 Kasım 1444’te hıristiyan ordusunu ’da ağır bir yenilgiye uğrattı.[SUP] [/SUP] Varna Savaşı sırasında ve sonrasında Mehmed tahttan çekilmemişse de fiilen padişah ’tı. Zağanos ve Şahabeddin paşalar genç padişahın otoritesini güçlendirmek için Mehmed’i ’na götürmek istemişler ama Sadrazam Halil Paşa buna mani olmuş ve onlara karşı ’a gerçek padişah muamelesi yapmıştı. Ancak savaştan sonra oğlunun konumunu Konstantinopolis’teki ’ye karşı zayıflatmamak için fiilî durumu hakiki bir cülus haline getirmeden Manisa’ya çekildi.[SUP] [/SUP]
Murat 1446’nın ayında Sadrazam Halil Paşa’nın çağrısıyla bir kere daha Edirne’ye tahtına döndü. Bunun sebebi Mehmed’in ’e saldırma planları yapıyor olmasıydı. Halil Paşa kendi gücünü zayıflatacağı düşüncesiyle bu saldırıya karşı gelirken Mehmed’in yandaşı olan Zağanos ve Şahabeddin bu planı destekliyordu. Sonunda Halil Paşa bir yeniçeri isyanı düzenleyerek Mehmed ve yandaşlarını iktidardan uzaklaştırdı.[SUP] [/SUP] Murat’ın yeniden tahta geçmesi üzerine Mehmed Manisa’ya çekildi, Zağanos Paşa da ’e sürgüne gönderildi.[SUP] [/SUP]
[h=2]Manisa dönemi[/h]Mehmed’in ’daki ilk yıllarında neler yaptığına dair çok fazla bilgi yoktur. Babasının 1446’da ’ya düzenlediği sefere katılmamıştı. 1447 sonlarında ya da 1448 başlarında Arnavut kökenli bir hıristiyan köle olan ’dan ileride padişah olacak adında bir oğlu oldu.[SUP] [/SUP] 1448’de Macarlar ile yapılan ’nda babasına Anadolu birliklerinin önderliğinde eşlik ederek ilk defa bir savaşta yer aldı.[SUP] [/SUP] 17 yaşına geldiğinde Gülbahar Hatun ile birlikteliğini tasvip etmeyen babası tarafından Süleyman Bey'in kızı ile evlendirildi.[SUP] [/SUP]
Mehmed ’da bulunduğu sıralarda oldukça başına buyruk bir biçimde hareket etmişti. Onun rızasıyla Türk korsanları ’deki Venediklilere saldırıyordu. 852 (1448/1449) yılında ’ta kendi adına paralar bastırmıştı.[SUP] [/SUP] 1449’un Ağustos veya Eylül ayında annesi vefat etti.[SUP] [/SUP] 1450 yılında babasının üzerine yaptığı Arnavutluk seferine ve başarısızlıkla sonuçlanan Akçahisar Kuşatması'na katıldı.[SUP] [/SUP]
[h=2]Tahta ikinci çıkışı[/h]II. Murat 1451’in 3 Şubat günü öldü. Mehmed babasının ölüm haberini Sadrazam ’nın özel Manisa’ya gönderdiği mektupla aldı. Anlatılana göre "Beni seven ardımdan gelsin!" diyerek atına atlayıp, kuzeye doğru yola çıkmıştı. Mehmed 19 Şubat 1451’de Edirne’de ikinci kez tahta çıktı.[SUP] [/SUP] ’yı sadrazamlık makamında tuttu, ’yı da olarak atadı ve babasının cenazesine eşlik etmek üzere ’ya gönderdi. Daha sonra babasının beyinin kızından olan sekiz aylık oğlu Küçük Ahmed’i boğdurttu. Bu şekilde kardeş katli yasası da uygulamaya konmuş oldu. Ahmet Çelebi'nin cenazesi de babası Murat'ınkiyle birlikte Bursa'ya gönderildi.[SUP] [/SUP]

Fatih tarafından yaptırılan

Mehmed her ne kadar ’yı görevinde bıraktıysa da artık gerçek iktidar kendisiyle birlikte Şahabeddin Paşa ve paşaların başını çektiği savaşçı kesimin eline geçmişti. Mehmed’in amacı ’nın güneyindeki toprakları ile 'ın batısındaki topraklarını alarak büyük dedesi ’in oluşturmaya çalıştığı merkeziyetçi imparatorluğu kurmaktı. Ancak Bayezid'in aksine bunu yapmak için önce ’i alması gerektiğini düşünüyordu.[SUP] [/SUP]Öte yandan gerek batıda ve gerekse de 'da yeni padişah genç yaşı ve tecrübesizliği dolayısıyla ilk başta önemli bir tehdit olarak algılanmamıştı. Bu görüş Mehmed’in 1451’de , , ve ile babasının yapmış olduğu anlaşmaları yenilemesiyle pekişmişti.[SUP] [/SUP] Mehmed Doğu Roma’ya da babası dönemindeki dostane ilişkileri devam ettireceğini ve ’nin Konstantinopolis'teki oğlu Orhan için yıllık 300 bin ayırdığını bildirmişti.[SUP] [/SUP]
Mehmed’in yetersiz bir hükümdar olduğunu düşünen yalnızca hıristiyanlar değildi. Tahta geçmesinin ardından yeniden diriltmek üzere ayaklandılar ve ile ’i ele geçirdiler. Bunun üzerine 1451’in yazında Mehmed Anadolu'ya geçti ve kısa sürede bu isyanı bastırdı. Bu sırada Mehmed’in Anadolu’da bulunmasını fırsat bilen Doğu Roma İmparatoru ulakları vasıtasıyla ’nin torunu ’ın ödeneğinin yapılmadığını, ödeneğin ikiye katlanmaması halinde Orhan’ın Osmanlı tahtında hak iddia etmesine izin vereceği tehdidinde bulundu. Mehmed sorunu çözeceğini söyleyerek elçileri gönderdi ancak Edirne'ye döndükten sonra Orhan için ayrılmış olan gelirlere el koydu ve Konstantinopolis’in ablukaya alınmasını emretti.[SUP] [/SUP]
[h=2]İstanbul’un fethi[/h]Ana madde:

Fatih'in donanmaya emri ve gemilerin karadan yürütülmesi. 'nun eseri​

Mehmed kuşatma hazırlıklarına 1451 sonlarında başladı. ’ın Anadolu yakasında büyük dedesi ’in yaptırmış olduğu 'nın karşısına o dönemde Boğazkesen adı verilen ’nın inşa emrini verdi. İmparator Mehmed’e hisarın yapımı için kendisinden izin alması gerektiğini bildirmek için elçiler gönderdi ancak Mehmed elçileri kabul etmedi. İmparator en son ’nin Haziran ayında barış görüşmeleri için bir kere daha elçilerini gönderdi ancak Mehmed elçileri yine reddetti. Bunun anlamı savaştı. Hisar 1452’nin ayında tamamlandı. Böylece boğazın kontrolü Osmanlıların eline geçmiş oldu. Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı. Aksi takdirde gemiler top atışıyla batırılacaktı. 1452 sonlarında ödeme yapmayı reddeden bir Venedik gemisi batırılmış, kaptanı ve tayfası tutuklanmıştı. Söz konusu toplar Urban adında bir top dökümcüsü tarafından yapılmıştı. Mehmed kendisinden ’in surlarını yıkabilecek güçte bir top yapıp yapamayacağını sormuş Urban da "Ne Konstantinopolis, ne de ’in surlarının karşı koyabileceği bir top yapabileceğini" söylemişti[SUP] [/SUP].
Öte yandan bu gelişmeler karşısında İmparator Konstantinos Papa ve İtalyan şehirlerinden umutsuzca yardım talebinde bulundu ama bunlar sonuçsuz kaldı. Yalnızca 1452’nin Kasım ayında yardım göndermeye karar verdi ve komutasında 700 asker taşıyan Ceneviz kadırgaları 26 Ocak 1453’te ’e vardı. İmparator Konstantinos, Giovanni Giustiniani’yi kara kuvvetlerinin başkumadan yaptı.[SUP] [/SUP] Kostantinopolis’teki asker sayısı 8.000 civarındaydı, limanda 26 savaş gemisi bulunuyordu. Daha evvel 700 İtalyanı taşıyan yedi Girit ve Venedik gemisi Şubat ayında şehirden kaçmıştı. Osmanlı ordusundaki asker sayısı ise en az 50.000 idi. Ayrıca Mehmed yalnızca karadan kuşatmanın yeterli olmayacağını düşünerek bir donanma hazırlatmıştı. Bu donanma bahar aylarında boğazın girişine vardı[SUP] [/SUP].
Osmanlı ordusu 23 Mart’ta ’den hareket etti ve 2 Nisan’da ’e vardı. Aynı gün ’in girişi zincirle kapatıldı. Karargâhını karşısına ’ye kuran Mehmed son kez teslim çağrısında bulundu ama imparator reddetti.

Fatih’in ’u fethederken kullandığı kılıcı, Topkapı Müzesi'nde sergilenmektedir.​


Benjamin Constant'ın II. Mehmed'in Constantinople'a Girişi İsimli Tablosu 'ın eseri​


Fatih'in İstanbul'a girişi. 'nun eseri​

6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. İmparator Konstantinos, Giustinani ile birlikte Romanus kapısını savunuyordu. Şehzade Orhan da Marmara kıyısındaki kıtalardan birini yönetiyordu. 20 Nisan günü Papa’nın gönderdiği üç Ceneviz gemisi ve ’dan gelen bir Rum yük gemisi şehrin açıklarında belirdi. Marmara denizinde yapılan savaşın sonunda akşam saatlerinde dört gemi ’e girmeyi başardı. Donanmasını bir şekilde ’e indirmesi gerektiğini anlayan Mehmed gemilerini karadan geçirmeye karar verdi. Bugünkü ’den ’ya uzanan güzergaha kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi silindirler üstünde sabahında ’e indirildi. Böylece ’in kontrolü Osmanlıların eline geçti. Öte yandan kuşatmanın yedinci haftasında Osmanlılar hâlâ kesin bir sonuç alamamıştı. Bu noktada son bir kez Mehmed’i teslim çağrısı yapmaya ikna etti ancak imparator teklifi yine reddetti. Bunun üzerine Mehmed 24 Mayıs’ta ayın 29’unda karadan ve denizden büyük bir saldırı yapacağını duyurdu.[SUP] [/SUP]
Son saldırı hazırlıklarını düzenledi.[SUP] [/SUP] Osmanlı ordusu 29 Mayıs’ın ilk saatlerinde taaruza başladı. Osmanlılar son taaruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. İlk iki saat boyunca başıbozuklar surlara saldırdılar, ardından Anadolu birlikleri onların yerini aldı. Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi. Bu sırada yaralanan Giustiniani'nin savaş alanından ayrılması şehri savunanların arasında büyük moral bozukluğuna neden oldu. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri "Kerkoporta" adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca diktiler.[SUP] [/SUP] Mehmed fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. ’ya giderek namaz kıldı ve min-baʿd (bundan sonra) tahtım İstanbul'dur[SUP] [/SUP] diye buyurdu.[SUP] [/SUP]
Şehir zorla alınmıştı, bu yüzden dinî hukuka göre yağmalanabilirdi.[SUP][ ][/SUP] Yağma üç gün sürdü. [SUP][ ][/SUP]İmparator Konstantinos'un akıbeti meçhuldür. Kimi kaynaklar cesedinin bulunamadığını söylerken, gibi bazı tarihçiler imparatorun cesedinin mor ayakkabılarından teşhis edildiğini yazar. eserinde imparatorun cesedinin bulunduğunu ve Fatih'in Konstantin için Hristiyan usulü cenaze töreni düzenlediğini belirtir.[SUP] [/SUP] ise kılığında şehri terketmeye çalışırken yakalanıp idam edildi.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP]
Fatih şehrin ticaret merkezi olan ’dan kaçmış olan ve dönmesini sağladı. ’nin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir ile bir kurdurdu. II. Mehmed ’u, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı.
[h=2]Yeni başkentin kurulması[/h]

Fatih’in İstanbul Ortodoks Patrikhanesi lideri ile görüşmesini betimleyen bir tablo, 1454​

Fethin hemen ardından Mehmed şehrin onarımına başladı. Amacı Doğu Roma’yı yıkmak değil onu Osmanlı yapısı içinde diriltmekti. Kuracağı imparatorluk bir İslâm devleti olmakla birlikte Doğu Roma gibi bir yapıya sahip olacaktı.
Fatih, , ve bulunmasına izin verdi. 6 Ocak 1454’te 'i yeni Ortodoks patriği olarak atadı. camiye çevrildiğinden Patrikliğe resmî makam yeri olarak verildi. Şehirdeki Yahudilerin hahambaşı olarak Moşe Kapsali atadı. 1461 yılında ise Bursa Psikoposu Hovakim İstanbul Ermeni Patriği olarak atandı.
Mehmed Theodosius Forumu’nun olduğu yerde ilk sarayının inşasını başlattı. Daha sonraki yıllarda ise ’nda ’nı inşa ettirdi.
[h=2]Çandarlı Halil Paşa’nın idamı[/h]Ana madde:
Fatih, ilk tahta geçtiğinde ve ’un fethi sırasında sergilediği tutumlar nedeniyle, ’yı 10 Temmuz 1453 tarihinde Edirne'de idam ettirdi. Bazı kaynaklara göre Çandarlı Fatih'i sabırsız ve deneyimsiz buluyordu. Bu olay ile Fatih otoritesini pekiştirmiş oldu ve herkes genç hakana boyun eğdi.[SUP] [/SUP]
fetihten sonra idamına giden süreçte Yedikule’de Altın Kapı’da kırk gün hapis edildi. 10 Temmuz’da gözlerine mil çekildi ve daha sonra idam edildi. Boyun eğeceği yerde Hakan’a dik baktığı iddia edilir. Daha sonra oğlu İbrahim Paşa tarafından İznik’e götürülüp türbesine gömüldü. , idam edilen ilk Osmanlı sadrazamıdır.
[h=2]Yeni fetihler[/h]

(Macaristan'da: Nándorfehérvár) 1456. Hünername 1584​

sonra Osmanlılara bağlılığını bildiren ve ele geçirdiği bazı kaleleri geri veren Sırplar, Macarlar ile iş birliği yaparak yeniden düşmanlıklarını göstermeye başlamışlardı. Bunun üzerine 1454 -1457 arasında üç kez peşpeşe Sırbistan’a sefer düzenlendi. Belgrad dışındaki bütün Sırp toprakları ele geçirildi.
Sırp Kralı Bronkoviç’in ölümüyle başlayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlılar, Sırpları vergiye bağladılar. Taht kavgalarının yeniden alevlenmesi üzerine, Mora seferinde bulunan Fatih, Sırp meselesine son verilmesini emretti. Mahmut Paşa, 1459’da başkentleri Semendire’yi ele geçirilerek ’ni oluşturdu. Böylece Sırbistan’da 350 yıl sürecek Osmanlı hâkimiyeti başlamış oldu.
İstanbul’un fethinden sonra Bizans İmparatoru XII. Konstantin’in oğulları, rakipleri Kantakuzen ailesine karşı Mora’da, Osmanlıların yardımını istemişlerdi. Turahanoğlu Ömer Bey, akıncıları ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Fakat bu sefer iki kardeş arasında mücadele başlamıştı. Bölge ülkelerinin Mora'yı istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458’de harekete geçti. Korent’i ele geçiren Fatih, Mora’nın bir kısmını merkeze bağlayarak, burada bir sancak oluşturdu. Atina ve diğer bölgeler ise Osmanlı yönetimini kabul etti. Kardeşi Dimitrios’a karşı Arnavutların desteğini alan Tomas'ın Osmanlılarla yapılan anlaşmayı bozması üzerine 2.kez Mora’ya sefer düzenlendi. Tomas, Papa’nın yanına kaçmak zorunda kaldı. Bölgeye çok sayıda Türk yerleştirildi. Venedikliler bölge halkını Osmanlılara karşı ayaklandırmaya çalışıyorlardı. Ancak bunda başarı kazanamayan Venedik, Osmanlı kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı (1465).
Fatih Sultan Mehmed 1477’de ’nı ’nin egemenliği altına aldı. ’nın elindeki ’u aldı.
önemli üslerinden ’yı aldı. 1479’da bir antlaşma yaparak Venedik'le 16 yıllık savaşa sona verdi. Venedik ’taki kaleleri Osmanlılara bıraktı, karşılığında Mora’daki bazı iskelelerden yararlanma hakkı elde etti. Fatih Venedik’le anlaşmaya varınca, ’nın öteki önemli kent devletlerine savaş açtı. 1480’de ’nın güneyindeki limanını ele geçirdi. Otranto, Roma’ya giden yolda bir köprübaşı olduğu için bu olay Avrupa’da büyük yankı uyandırdı.
[h=3]Bosna-Hersek seferleri ve Bosnalıların Müslüman oluşu[/h]Osmanlılara vergi yoluyla bağlı olan Bosna Kralının, anlaşmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp’ten harekete geçen Fatih, Sadrazam Mahmut Paşa ve Turahanoğlu Ömer Bey’e Bosna’nın tamamen fethedilmesi emrini vermişti. 1463 yılındaki seferle Bosna Kralı Osmanlı hâkimiyetini yeniden tanıdı. Ancak şeyhülislamın da fetvasıyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Sancakbeyliği oluşturuldu. Fakat ordunun İstanbul'a dönmesi üzerine aynı yıl, Macar kralı Bosna’ya girdi.
İkinci kez düzenlenen seferle Osmanlılar, Yayçe dışındaki bütün kale ve şehirleri yeniden ele geçirdiler. Bosna seferleri esnasında Hersek Kralı Stefan da ülkesinin bir kısım toprağının Osmanlılara doğrudan bağlanması şartıyla tahtında bırakılmıştı. Ancak 1483 yılında Hersek tamamen Osmanlı toprağı hâline gelecektir. Fatih, Bosna'yı Osmanlı topraklarına kattığı zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalılara çok iyi davranmıştı. Hem Katolik hem de Ortadoksların kendi kiliselerine almak için baskı yaptıkları Bogomiller bu sebeple Osmanlı yönetimine sıcak bakmışlar ve kendilerine sağlanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuşlardı. Bu Müslüman Bosnalılara "Boşnak" denilmektedir.
Fatih devrinde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi Macarlar, denizde ise Venedik idi. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılarla baş edemeyeceklerini bildiğinden, doğrudan bir savaşı göze alamamış, Fatih de tabiî sınır olan Tuna’yı geçmeyi düşünmemiştir. Ancak akıncılar vasıtasıyla, Macaristan’a güvenliğin sağlanmasına yönelik yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlılarla doğrudan karşılaşmaktansa Balkanlardaki diğer devletleri kışkırtmayı yeğ tutmuştur. Güçlü donanmasıyla Mora ve Ege’deki adalara sahip olmak isteyen Venedik, Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış, aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir. Fatih’in Bosna Fransiskanları’nın özgürlüğü ile ilgili fermanı:

Fatih Sultan Mehmet'i gül koklarken tasvir eden minyatür. 'in eseridir.[SUP] [/SUP]​

"Ben, Sultan II. Mehmet Han,
bundan böyle bütün Dünya'ya ilân ediyorum ki,
Bosna Fransiskanları bu ferman ile benim korumam altındadır. Ve emrediyorum ki:
Kimse bu insanlara veya kiliselerine zarar vermeyecek!
Devletimde barış içinde yaşayacaklar. Göçmen haline gelmiş bu insanlar, güvende ve özgür olacaklar.
Devletim sınırları içerisinde olan manastırlarına geri dönebilirler.​
Devletimden hiçbir önemli kimse, , kâtipler veya hizmetkârlar onların izzetlerini kıracak ya da onlara zarar verecek bir şey yapmayacaklar!
Kimse onlara hakaret etmeyecek, tehlikeye atmayacak ya da kendilerine veya mallarına veya kiliselerine saldırmayacak!
Ayrıca, bu insanların kendi memleketlerinden getirdikleri şeyler ve kimseler de aynı haklara sahiptir...
Bu fermanı buyurarak, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın ve onun Resûlünün ve ondan önceki 124,000 peygamberlerin adına kılıcım üzerine yemin ederim ki; hiçbir vatandaşım bu fermanın aksine hareket etmeyecek!"
[h=3]Eflak ve Boğdan seferleri[/h]Ana madde:

Fatih Sultan Mehmet'i tasvir eden minyatür.​

zamanında vergiye bağlanan Eflâk Prensliği’nin başına Fatih tarafından getirilmişti.(1456) Osmanlılara bağlı görünen Vlad aslında gizliden gizliye düşmanlık ediyordu. Vlad’ın Fatih’in elçilerini kazığa oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yılında Fatih, Eflak’a bir sefer düzenledi. Boğdan’dan da yardım alan Osmanlı kuvvetleri Voyvoda'yı uzun süre takip etti. Neticede, sığındığı Macarların, Osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vlad’ı esir etmeleri ile mesele çözüldü. Fatih voyvodalığa Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanlı eyaleti hâline geldi.
1455’ten itibaren Osmanlı Hâkimiyetini tanıyan Boğdan Prensliği’nin Kefe'nin fethinden sonra izlediği düşmanca siyaset üzerine Osmanlı kuvvetleri 1475 yılında yenilmesine rağmen 1476'da Boğdan'a girdi. Fatih'in bizzat başında olduğu Osmanlı kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Böylece Boğdan da yeniden Osmanlı hâkimiyetini tanımış oldu. Kesik başı Fatih Sultan Mehmet'e teslim edilen Kazıklı Voyvoda'nın mezarının yeri bilinmemektedir.
[h=3]Arnavutluk seferleri[/h]Ana maddeler: ve
Papalık ve desteği ile harekete geçen Arnavutluk hâkimi , vurkaç taktiği ile Osmanlı kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih, bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen I. seferde, İlbasan Kalesi’ni yaptırıp, içine asker yerleştiren Fatih, 'yı bölge için görevlendirerek, geri döndü. Ancak, Papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey, Balaban Paşa’yı şehit etti ve İlbasan kalesi’ni kuşattı. Bunun üzerine Fatih II. Arnavutluk Seferine çıktı (1467). Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar oluşturuldu. Bu sırada İskender Bey ölmüş ve yerine oğlu geçmişti. Fatih başlattığı 3. Arnavutluk seferinde Arnavutların elinde kalmış olan Kroya ve İşkodra kuşatıldı. 1479’da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti durumuna geldi.
[h=3]Trabzon Rum Devleti’nin yıkılışı[/h]1461’de 'nin (Trabzon İmparatorluğu) başkenti ’u ele geçirdi ve bu devletin varlığına son verdi. 1462’de yeniden seferine çıktı. ’ı Osmanlı Devleti'ne bağladı ve 1463'te 'yı tamamen ele geçirdi. Aynı yıl Ege Denizi’ndeki Adası'nı alınca ’le arası açıldı. Bu olay, 1479’a kadar sürecek olan savaşın da başlangıcı oldu. Fatih'in Ege'de fethettiği adalar; , , , , , ve ’dur. 1465’te ’in büyük bölümünü, 1466'da da ’taki bazı kaleleri fethetti.
[h=3]Fatih’e karşı Karamanoğulları ve Akkoyunlular ittifakı[/h]Osmanlı Devleti'nin gelişen bu gücü karşısında , Doğu Anadolu'daki ’la ittifak kurdu.
Fatih, 1466’da yeni bir Anadolu seferine çıktı. Karamanoğullarının başkenti ’yı ele geçirdi. Ama İstanbul'a dönünce Karamanoğulları, Osmanlılara geçen yerleri geri aldılar. Sonradan olacak olan 1471’de Karamanoğullarını bir kez daha yenilgiye uğrattı. Akkoyunlular, Karamanoğullarını desteklemeye devam ettiler. ’te ’nda Akkoyunlu hükümdarı ’ı ağır bir yenilgiye uğrattı. Ertesi yıl da Karamanoğulları Beyliği'ni tamamen ortadan kaldırdı.
[h=2]Yenilikleri ve kanunnameleri[/h]

Fatih Sultan Mehmet'in Bertoldo di Giovanni tarafından yapılmış bir madolyonu, 1480.​

Fatih, askeri başarılarla ’ni büyük bir imparatorluğa dönüştürdü. Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. Türkçeden başka Arapça, Farsça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. takma adıyla şiirler yazdı. Şiirleri Fatih Divanı (1944), Fatih’in Şiirleri (1946), Fatih ve Şiirleri (1959) gibi adlar altında basıldı. Bilim adamlarını ve edebiyatçıları destekleyen Fatih, nesir ustası ile şair ’yı kadar yükseltti. Ünlü matematikçi ve astronomi bilgini ’nun İstanbul’da kalmasını sağladı. Fatih, İtalyan ressam ’yi 1479’da İstanbul’a getirterek resimlerini yaptırdı.
Fatih, Osmanlı Devleti’ne düzenli ve sürekli bir yapı kazandırmak için önemli düzenlemeler yaptı. Yönetim, maliye ve hukuk alanında koyduğu kuralları içeren , sonraki dönemde de yürürlükte kaldı. Bu kanunname, tahta çıkan padişaha devletin geleceği (nizâm-ı âlem) için kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu.[SUP] [/SUP] Fatih’in Osmanlı devlet düzenine ilişkin temel ilkelerin pek çoğu, dönemine kadar geçerliliğini korudu. Fatih’in saltanatı döneminde Osmanlı ülkesinde 500'den fazla mimari yapı yapıldı. Onun adına yapılan en önemli yapı, İstanbul'da bir cami ile medrese, kitaplık, imarethane (aşevi), darüşşifa (hastane), hamam, gibi birimleri kapsayan ’dir.
[h=2]Eğitim ve kültür[/h]Fatih Sultan Mehmed'in tarihteki en önemli yanlarından birisi de eğitime verdiği önem olmuştur. Üniversite anlamında Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde bilinen en eski eğitim kurumlarından olan kurmuştur. Sahn-i Seman İstanbul’un ilk Türk yükseköğretim kurumudur. Sahn-ı Seman medreseleri Fatih Külliyesi içindeki en yüksek düzeyli medreseler idiler. Sahn-ı Semân’ın eğitim müfredatının hazırlayıcılarından biri çağın önemli bilim adamı ’dur. Medreselerde Ali Kuşçu tarafından düzenlenen bir okutma planının olduğu, hattâ bunun “Kânûnnâme” şeklinde yapıldığı bilinmekle birlikte, bugüne kadar incelemesi yapılan Osmanlı arşiv belgeleri arasında ele geçirilememiştir. Bu kanunnamenin aslının 1918 yılında çıkan yangınla yok olması da olasıdır. Sahn-ı Semân, Kanuni tarafından açılan Süleymaniye Medresleri zamanına kadar nakli ve akli bilimlerde öğrenci yetiştirmekteydi. Kanuni devrinde bu medreseler şer’î ilimler ihtisası yapılan medreseler olmuşlar, Süleymaniye Medreseleri de aklî ilimlerin ihtisas yeri olmuştur.
, Fatih tarafından astronomi eğitimi için 'a gönderilmiş ve daha sonra 1570’te tarafından ’de kurulacak gözlemevinin ilk çalışmalarını yapmıştır.
[h=2]Ölümü[/h]Fatih ’de, Anadolu’ya doğru yeni bir sefere çıktı. Ama daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481’de Gebze yakınlarınndaki Hünkar Çayırı'ndaki ordugâhında öldü. öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de söylenir. Ölümünden sonra oğlu tahta çıktı. ’ndeki türbesinde yatmaktadır. Seferi nereye düzenlediği tam olarak bilinmemektedir. Zira Fatih bu bilgiyi seferin güvenliği açısından çok gizli tutuyor ve kimseye söylemiyordu. Ancak tarihçiler seferin Mısır’a ya da Roma’ya (Papalık)olacağı yönünde tahminler yürütmektedir. Ama başka kitaplar ve tarihçiler ise farklı yerlere fetih düzenleyeceği görüşündeydi. Birlikleri Üsküdar’da topladığı ve hazırlıkları başlattığı için seferin İtalya’ya olma olasılığı günümüz tarihçileri tarafından makul bulunmamaktadır.
[h=2]Eğitim Hayatı[/h]

1000 Türk Lirası banknotun arka yüzü (1986-1992)​

Fatih Sultan Mehmed çocukluğundan itibaren yoğun bir İslami ve ilmi eğitim aldı. Kendisinden önceki altı padişah gibi o da askeri hususlarda bilgi ve tekniğe sahipti. Fatih Sultan Mehmed, birçok tarihçi tarafından bir Rönesans hükümdarı olarak tanımlanmaktadır.[SUP] [/SUP] Fatih, İtalya ve İtalyan kültürünü tanıyan nadir bir Doğu hükümdarıydı.[SUP] [/SUP] Sultan Mehmed'in yanında bulundurduğu Rum tarihçi Kritvulos, onun kendi anadili olan dışında Arapça, Farsça, İbranice, Keldanice, Slavca, İtalyanca, Yunanca ve Latince bildiğini ifade etmektedir.[SUP] [/SUP] Fatih'in özellikle İstanbul'un fethinden sonra zengin bir kütüphanesi vardı ve binlerce ciltlik kitaba sahipti. Antik tarihe meraklı olan padişah, Pulutarque'nin Geographia isimli eserini Yunanca'dan Türkçeye çevirerek coğrafi bilimlere olan ilgisini göstermiştir. Fatih'in sarayında Yunanca ve İtalyanca bilen iki katip bulunuyor ve padişaha eskiçağ tarihiyle ilgili bilgiler veriyordu. Mitolojiyle ilgilenen Fatih, 'un meşhur 'nın kopyasını hazırlatmıştı.[SUP] [/SUP] Fatih'in yanında bulunan İtalyan nedimesi ona Antik Yunanistan'daki düşünürlerin ve Romalı tarihçilerin eserlerini okutmuştu. Fatih papaların, imparatorların, Fransa krallarının, Büyük İskender'in Lombardların vekayinamelerini okumuştu.[SUP] [/SUP] Bizanslı aydın Gregorios Phrantezes, Fatih'in , Roma imparatoru , Bizans imparatoru ve gibi şahsiyetlere karşı hayranlık beslediğini söyler.[SUP] [/SUP] Ayrıca Fatih ateşli silahlara karşı yoğun ilgi göstermiş, tarihteki ilk havan topu olduğu bilinen çizimlerini bizzat kendisi yapmıştır. Fatih Sultan Mehmed, Avni mahlasıyla şiirler yazmıştır. Yine padişah, huzurunda felsefi tartışmalar yaptırıyordu. , ve gibi devrin büyük zekalarını korumuş, Hristiyan bilim adamları ve sanatkarları sarayına davet etmiş, onlara iltifat ve ikramlarda bulunmuştur. Fatih ayrıca İtalyan ressam 'ye kendi hususi resmi olmak üzere çeşitli portreler ve heykeller yaptırmıştır. Hristiyanlığı yakından tanımak isteyen Fatih, patrik olarak atadığı ile Hristiyanlık akaidi üzerine müzakereye girişmiş ve bu müzakerenin yazılmasını istemişti. (Gennadios İtikadnamesi) Hatta bu durum Avrupa'da Fatih'in Hristiyanlığa meylettiği şeklinde yorumlanmış ve padişahı Hristiyanlığa davet eden bir mektup kaleme almıştı.[SUP] [/SUP] Tarihçi bu konuyla ilgili olarak Fatih'in şüphesiz itikadı olduğunu fakat sofu derecesinde koyu bir Müslüman olmadığını belirtmiştir.[SUP] [/SUP]
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst