mavzermete 1
mavzermete
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Hikaye Ekle

I. Murat

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Berkay Karsli
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 351

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

I. Murad, Murad Hüdavendigâr veya Gazi Hünkar ( : اول مراد, Murad Bey, 29 Haziran 1326, – 28 Haziran 1389, ), ’nin üçüncü . Babası , annesi 'dur.[SUP] [/SUP][SUP] [/SUP] Babası döneminde 95.000 km² olan devlet toprakları onun döneminde yaklaşık 500.000 km² kadar genişlemiştir.
"Hükümdar", "bey" anlamına gelen hüdavendigâr ( : خداوندگار) unvanı verilmiştir. Sultan Murad bin Orhan olarak istiflenmiştir. Bazı kitabelerde Melikû'l-Âdil İl Gazi es-Sultan Giyâsû'd-Dünya ve'd-Din sanı ile anılmıştır. Adına kesilmiş olan gümüş ve bakır ve bazı diğer kitabelerde Murad bin Orhan el-Melik, el-Adil, es Sultanü'l Gaalib ad ve unvanları kullanılmıştır. Bazı kaynaklara göre, bu Osmanlıların olan bağımlılığının sona erdiğini göstermektedir. Böylece Sultan unvanı ilk kez I. Murad zamanında kullanılmıştır. Batı kaynaklarında Amourad I olarak anılmaktadır.
'yi alarak geçmiştir ve Balkanlar'da fetihler yapmaya başlayarak Osmanlı Devleti'nin sınırlarını genişletmiştir. 40'ın üzerinde savaşı yönettiği ve hiç yenilmediği çeşitli kaynaklarda söylenmektedir. 'ndan sonra savaş alanını gezerken bir askeri olan tarafından hançerlenerek öldürülmüştür.

[h=2]Padişahlık öncesi[/h] yılları hakkında elimizde hiç bilgi bulunmamaktadır. Annesi Rum asıllı kızı olduğu için, bundan ne kadar etkilendiği, örneğin Rumca bilip bilmediği, meçhuldur. Çocukluğu ve gençliğinde ve 'da açıldığı bilinmekle beraber I. Murad'ın bu kurumlarda veya bunlarda bulunan değerli hocalardan eğitim görüp görmediği; yahutta babası ve dedesi gibi geleneksel Türkmen eğitimi mi gördüğü bilinmemektedir.
Babası Bursa'yı aldığı zaman (1326'da veya bazı kaynaklara göre 1324'te), tarihine göre bu şehir "Bey Sancağı" olarak örgütlenmiş ve Şehzade Murad olarak atanmıştır.[SUP] [/SUP] Diğer kaynaklara göre ise Bursa doğrudan doğruya devlet merkezi yapılmıştır.
I. Murad'a Hüdavendigar unvanı verildiği bilindiği; bu unvanın daha çok Bursa Sancağı'nda kullanıldığı; sonradan 'a da verildiği göz önüne alınırsa, Bursa Sancak beyi olarak görev yaptığı çok olasıdır.
Olasılıkla Bursa Sancak Beyi iken, ağabeyi 'nın maiyetinde fetihlerine katılmıştır. Süleyman Paşa'nın 'da bir sürek avı sırasına 1359'da ölümünden sonra üç yıl kadar (1359-1362) olarak Rumeli fetihlerine devam etmiştir. Ancak bazı kaynaklar oğlu Süleyman Paşa'nın beklenmedik ölümüne çok üzülen ve çok yaşlı olan Orhan Bey'in son günlerini inzivaya çekilip sessiz geçirdiğini, devlet idaresini oğlu Murad Bey'e bıraktığını yazarlar.[SUP] [/SUP] Aşıkpaşazade ise Orhan Bey'in Süleyman Paşa ile aynı yılda öldüğünü bildirmektedir.[SUP] [/SUP]
[h=2]Saltanatı[/h]1362'de Orhan Bey ölünce, kendisi Rumeli'de bir muharebe ortamında iken, kararıyla, hükümdar ilan edilmiş ve Bursa'ya çağrılmıştır.
Murad Bey tahtına geçtikten hemen sonra 'nin deyişiyle [SUP] [/SUP]
kendi vilayetinden ve 'den eyi leşker cem edip
hemen Rumeli'ye dönme hazırlığı yapmaya başlamıştır. Fakat komşu devletler ve diğer düşmanlar bu hükümdar değişikliğinden faydalanmak için hemen harekete geçmişlerdir. , ve 'yı geri almışlardır. Kısa bir zaman önce Osmanlılara katılmış olan 'nın Ahileri şehirlerinden Osmanlı kale muhafızlarını kovmuşlardır. Büyük İbrahim ayaklanmıştır. Bizanslılar, anne tarafından 'un torunu olan ve imparator 'un kızıyla nişanlı olan küçük şehzade Halil'i kışkırtarak ağabeyinin hükümdarlığını kabul etmemesine neden olmuşlardır.
da Osmanlılara hücum için ordusunu hazırlamaktaydı.
Murad Bey önce deneyimli komutanlar, mensupları ve diğer ileri gelenler ile bir görüşme yapmış ve bu sorunların hepsine o yıl çare bulmuştur. Önce 'ya hücum edip kaleyi ve şehri eline geçirmiş ve bozguncuları elimine etmiştir. Sonra Sultan Höyüğü (Eskişehir) almış ve Bursa'ya dönüp biraz daha savaş hazırlığı yapıp yapamadan Karamanoğulları üzerine yönelmiştir. Tarihçi 'ın deyimiyle[SUP] [/SUP]
Karaman Beyi de ileri gelip iki ordu karşılaştılar... Kargılar kırıldı, kılıçlar çentik çentik, kalkanlar paramparça oldu. Kişiler güz yaprağı gibi döküldü... Karamanlılar çerisinden Varsak, ve Türkmenden sayısız kişiler toprağa düştü... Karaman Beyi takımlarını, ağırlıklarını bırakıp kaçtı.
Bu sırada Eskişehir ve taraflarında ayaklanma hazırlıkları içinde bulunan kardeşleri İbrahim ve Halil'i yakalattırdı ve boğdurdu.
O zamana kadar devlet göreneğine göre beylerbeylikleri ve sancak beylikleri hükümdarın kardeşlerine veya oğullarına verilmekteydi. Fakat Murad Bey kardeşlerini boğdurduğu ve çocukları da çok küçük yaşda olduğu için hanedan dışı atamalar yapmak zorunda kaldı: unvanı ile ordu komutanı; Bursa 'i de "kadı-asker" olarak atadı.

Sultan I. Murad​

'da durumu dengeli hale soktuktan sonra I. Murad 'ye hemen 1361'de dönüp Bizanslıların tekrar ellerine geçirdikleri ve 'yu yeniden eline geçirdi. I. Murad 'da bir savaş meclisi topladı ve burada 'nin alınması kararlaştırıldı. ve idaresi altında kolları , , ve doğrusu üzerinde ilerleyip hem buraları ele geçirip hem de Balkanlardan yardım gelmesini önlediler. komutasında Osmanlı birlikleri bir karmaşık - ordusuna karşı 'nda galibiyet kazanıp; Edirne'nin fethine yol açtı. Böylece I. Murad Bizans'in 'daki merkezi ve imparatorlukta üçüncü büyük şehir olan Edirne'yi (Adrianople) 1362'de ele geçirdi.[SUP] [/SUP]
Balkanlar'da genişleme startejisi uygulamak ve bunun daha kolay başarılmasını sağlamak için Edirne'yi devletin ikinci başkenti olarak seçti. Edirne, ile Tuna yalıları arasındaki yolda en güçlü kaleydi; Bizans başkenti ve Balkan Dağlarından giden yolun önemli menzili olarak bu yolu kontrol etmekteydi ve Bizans'ın Balkanlardaki ordu ve idari merkezi idi. Edirne yeni kurulan 'nin de merkezi oldu.
Bu stratejik avantajını kullanan I. Murad 1363'te (Philippolis/Plovdiv)'i ve 'yi de eline geçirip İstanbul'a hem çok önemli vergi geliri, hem de , gibi yiyecek maddeleri sağlayan ana yolların geçtiği vadisini idaresine aldı. Bu aynı zamanda Bulgar Çarı 'a Bizans aleyhinde Osmanlılara destek sağlaması için bir baskı yolu oldu.[SUP] [/SUP]
Artık hedef Bizans değil Balkanlar olmuştu. Bu yeni stratejik durum Bulgar, , , ve devletlerini etkiledi ve 'ın teşvikiyle yeni bir bağdaşıklık kuruldu. devletlerin birliklerinden oluşan ve Kıralı komutanlığında bir Haçlı ordusu toplandı ve 1364 yazında bu ordu Balkanlar üzerinden Meriç vadisine inip kenarından ilerlemeye başladı. Bu sırada I. Murad Anadolu'da Bursa'da devlet reformları ile uğraşmakta idi.
Lala Şahin Paşa Edirne'yi korumak niyetiyle orada kalıp Hacı İl-Beyi komutasında bir süvari birliğini keşfe gönderdi. Haçlılar zaferlerinden emin olup Meriç kıyısında rahatlık içinde kampta bulunmaktaydılar. 26 Eylül 1364'te Hacı İl-bey'in birliği gün ağarırken aniden bir baskın hücumuna geçip bu Haçlı kuvvetini paniğe kaptırdı ve binlerce Bulgar, Sırp, Boşnak, Macar ve Eflaklı Haçlı asker öldürüldü veya Meriç'te boğuldu. Osmanlı tarihçileri bu müthiş baskını olarak anmaktadırlar.[SUP] [/SUP]
1366'da Kontu olan Amedeus, yakın akrabası olan Bizans İmparatoru 'a destek sağlamak için denizden küçük bir Haçlı seferine girişti. 'ten 15 ile ayrılıp 'e gitmekte iken ağzında bulunan ve 12 yıl önce Osmanlılar tarafından Trakya'da ele geçirilip yerleşke kurulan ilk kent olan 'ya hücum edip I. Murad kale garnizonuna zamanında yardım sağlayamadığı için bu şehri eline geçirdi. Bu stratejik kale böylece 10 yıl Latin-Bizans idaresinde kalıp ancak 1377 sonunda yine Osmanlılar tarafından geri alındı.[SUP] [/SUP]
I. Murad Bursa'dan Katalan Paralı Askerler Birliği kalıntıları elinde bulunan 'yı kuşatıp aldıktan sonra Rumeli'ye geçerek bir müddet ve Edirne'de oturdu ve bu kentlerin imarı ile uğraşıp buralarda birer saray ve camii yaptırdı. 1366-1368'de Bulgarların elinde olan , , , , ve kentleri ve Bizans idaresinde olan , , ve Osmanlılar eline geçti. Bulgar Kıralı ülkesinin önemli bir kısmını kaybetmiş oluyordu. 1368'de kız kardeşi Prenses Mara'yı I. Murad'la evlendirdi ve Bulgaristan'in Osmanlıların yüksek egemenliği altında bulunan bir vasal ülke olma statüsünü kabul etti.
1371'de 'nın intikamını almak isteyen Sırpları 'nda yendi. Aynı yıl İstanbul'un yakınında bulunan ele geçirildi. Osmanlı sınırları 'na dayanmıştı. 1374'te Sırp Despotu ile yapılan bir anlaşma ile yıllık vergi vermek suretiyle Sırbistan 'in Osmanlılar yüksek egemenliği altında bir vasal ülke olması kabul edildi.
Bu gelişmeler Bizans'ı da yakından etkilemişti. Bizans İmparatoru I. Murad ile müzakerelere girerek 1373 başlarında bir anlaşma yapıp Bizans İmparatorluğu'nun yıllık vergi ödeyerek Osmanlılar yüksek egemenliği altında bir vasal ülke olmasını kabul etti.[SUP] [/SUP] Böylece Osmanlıların Rumeli'ye geçip yerleşmelerinden 20 yıl sonra Balkanlar'da bulunan üç devlet de (Bizans, Bulgaristan ve Sırbistan) Osmanlıların yüksek egemenliğini kabul etmiş oluyordu.
Bizanslılarla yapılan anlaşmaya göre Bizans İmparatoru Osmanlı Sultanı istediği zaman imparatora yakın bir komutan altında asker de gönderecekti. Böylece Mayıs 1373'te Bizans İmparatoru Anadolu'da I. Murad'ın 'na karşı açtığı bir savaşa katılmak zorunda kaldı.[SUP] [/SUP]
[h=3]Savcı Bey isyanı[/h]I. Murad bu seferde iken "taht vekili" olan oğlu Savcı Bey bir şehzade ayaklanması başlattı. Gerçekte bu Osmanlı şahzadesinin ayaklanması İstanbul'da Bizans İmparatorluğu için imparator adaylari arasındaki taht kavgalarının bir uzantısı idi. I. Murad 1373de yanına vasal hükümdar olan Bizans İmparatoru ile birlikte bir Anadolu seferine çıkmıştı. Konstantinopolis'deki büyük oğlu Andronikos küçük kardeşi Manuel ile taht için rekabet halinde idi. Babasının başkentten ayrılmasından istifade eden Andronikos bir komplo yapıp imparatorluğunu ilan etti. Bu ayaklanma eylemine her nedense daha 14 yaşında olan Osmanli şehzadesi Savcı Bey de katılıp Rumeli'de babası I. Murad yerine hükümdar olduğunu ilan edip kendi adına hutbe okuttu. I. Murad, komutası altındaki Osmanlı güçleri ile hemen Rumeli'ye geçti. Şehzade Savcı Bey ve Bizanslı gaspçı Andronikos'un komutası altında bulunan birliklerle İstanbul yakınlarında "Apikridium" mevkinde bir çarpışma yapıldı ve I. Murad idaresindeki ordu Savcı Bey ve Andronikos'un ordusunu dağıttı. Savcı Bey 'ya kaçtı ve orada yakalandı. Babası Savcı Bey isyanından çok etkilendiği için, önce onun gözlerine mil çektirme cezası uygulattı. Feridun BeyMünşeati terimiyle Savcı Bey "nur-ı basıradan mechur (görme ışığından yoksun)" edildi.[SUP] [/SUP] Aynı ceza Bizans İmparatoru V. Yannis tarafından asi oğluna da uygulandı. Fakat tarihçiler Bizans İmparatoru'nun bu cezayı daha hafif bir şekilde uygulayıp oğlunun gözlerine kızgın sirke döktürüp yarı kör ettirildiğini bildirirler. I. Murad oğlunu kör ettirdikten sonra öfkesini yenemeyip sonradan Bursa'da bulunan Savcı Bey'i boğdurarak idam ettirdi. Bursa dolaylarında başlayıp orada biten Savcı Bey öyküsü sonradan şiir ve romanlara konu olmuş bir trajik vaka oldu.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst