Fethi Polat 1
Fethi Polat
Bvural41 1
Bvural41
OnurBoyla 1
OnurBoyla
mavzermete 1
mavzermete
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle

"sÖzde bİlİmsel" sÖylenceler

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan azrailkadir27
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 215

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Günlük gazetelerden en popüler
dergilere, televizyondaki
haberlerden eğlence programlarına
kadar her yerde bilimsel bulgular
konuşuluyor. "Bilim insanlarının
yaptığı son araştırmalara göre..."
diye başlayan cümleler tok bir ses
ve derin vurgularla ardı ardına
sıralanırken, okuyucu ya da
izleyicilerin dikkatini çekmesi adına
kimi zaman bulgular bilimsel
olmaktan çıkıp bir halk söylencesi
kıvamına gelebiliyor. Hatta bazen
kendimizi bir bilim kurgunun
içinde bile bulabiliyoruz! Peki ama
yalnızca ilgi çekebilmek adına
gerçekliğinden soyutlaştırılan,
uzaklaştırılan bu araştırmalar her
zaman "eğlencelik" bir haber
olarak mı kalıyor? Ne yazık ki
hayır. Aşağıda alıntısını yaptığımız
bir yazısında Harvard Eğitim
Bilimleri'nden Profesör Kurt Fisher,
bu yanlış yönlendirmelerin ne
kadar da tehlikeli sonuçlar
uyandırabileceğinden bahsediyor:
Sinir bilim ve biliş alanında büyük
atılımların yapıldığı bir çağda
yaşıyoruz. Beynin biyolojisi hakkında
yepyeni bilgiler edinilmeye devam
edildikçe çocukların bilgiyi daha iyi
nasıl özümseyebileceklerinden, onlar
için en uygun öğretim takviminin ne
olduğuna karar vermeye değin tüm
eğitsel alanlarda biyolojiye
başvuruluyor. Beyin bilim oldukça
heyecan uyandırıcı ve dinamik bir
çalışma alanı. Öyle görünüyor ki,
önümüzdeki birkaç on yıl içerisinde
öğretmen ve öğrencilere yeni ipuçları
sunmaya devam edecek.
Heyecan verici bulguları bir yana
eğitimciler bu alanda elde edilen
sonuçlara bir miktar kuşkuyla
yaklaşmalılar. Çünkü biliş bilim, sinir
bilim ve genetik alanındaki
çalışmalar henüz olgunlaşmış değil.
Elde edilen bilgiler ne yazık ki hayli
eksik. Bunun yanı sıra, bulgular
çoğunlukla yanlış anlamlandırılıp
özellikle de medya ve basının
etkisiyle bilimsel abartılara,
söylencelere dönüşebiliyor. Bu
dönüşüm bazen zararsız ve eğlenceli
olabiliyorken, kimi zamanlar tehlikeli
bir hal alabiliyor.
Mozart Etkisi'ni hatırlıyor musunuz?
Basit bir araştırmanın nasıl da yıkıcı
sonuçlar doğurabileceğinin en güzel
örneklerinden biri. 1992 yılında
Kaliforniya Üniversitesi'ndeki
araştırmacıların üniversite
öğrencileriyle yaptıkları bir
çalışmada, öğrenciler sınava
girmeden önce 20 ya da 30 dakika
Mozart'ın senfonilerini
dinlediklerinde problem çözümüne
dayanan testlerde az bir farkla daha
yüksek puanlar almışlardı. Bu
oldukça anlamlıydı. Çünkü bilişsel
bilim ve beyin çalışmaları, beynin
belirli kısımları uyarıldığında kısa
süreler içinde kişilerin
performansının da artacağını ortaya
koyuyordu.
Mozart Etkisi, basit bir
araştırmanın nasıl da yıkıcı
sonuçlar doğurabileceğinin en güzel
örneklerinden biri.
Ancak ne yazık ki bu bulgu basın
tarafından fazlasıyla büyütüldü.
Örneğin, Amerika'daki eyaletlerden
birinde bir müzik firmasıyla
anlaşılarak yeni doğan ailelere klasik
müzik CD'leri dağıtıldı. Benzer
şekilde devlete bağlı bazı kreşlerde
çocukların daha zeki olmaları
beklentisiyle Bach, Vivaldi ve Mozart
çalınmaya başlanmıştı! Bugün, bazı
müzik firmalarının "Bebeğinizin
Beynini Geliştirin" başlığı altında
sattığı klasik müzik serilerine
ailelerin gösterdiği rağbet oldukça
büyük. Hatta hiçbir bilimsel bulguya
dayanmayan söylenceler de ortaya
atılmış durumda: Bach bebek
banyodayken, Beethoven ise süt
şişesinden besleniyorken
dinletilecek...
Ve bambaşka bir söylence daha: Okul
duvarları baştan aşağıya tekrar
boyanmalı. Çünkü beyin çalışmaları
çocukların pastel ortamlarda daha iyi
öğrenebildiklerini gösteriyor. Bu çok
anlamsız!
Kafatası büyüklüğüyle zekâ düzeyi
arasında anlamlı bir ilişki
bulunmuyor.
Böylesi söylenceler yalnızca
günümüze has değil elbette.
1970'lerde Amerika'da bazı biyolog
ve eğitimcilerin şiddetle karşı çıktığı
korkunç bir kuram ortaya atılmıştı.
Çocukların kafataslarının
büyüklüğüyle öğrenme yetileri
arasında bir ilişki olduğu, kafatası
küçük kalan çocukların öğrenme
zorluğu çekeceği söyleniyordu. Bu
elbette ki hiçbir biyolojik dayanağı
olmayan baştan aşağıya yanılgılarla
dolu bir kuramdı. Ergenlik
döneminde kız ve erkek çocukların
kafatası büyüklüğü farklılık
gösteriyordu. Kızlarınki erkeklere
oranla daha küçüktü. Ancak bunun
öğrenme yetileriyle hiçbir bağlantısı
yoktu! Ne yazık ki bu kuramı ortaya
atan bir grup sözde "bilimci"nin
etkisinde kalan bazı okul müdürleri
bu biyolojik farklılıktan ötürü
çocukların öğrenimlerinin birbirlerini
etkilememesi adına sınıfları kız ve
erkekler olarak ayırmayı
düşünmüşlerdi. Bu yaklaşım ülke
genelinde büyük tepkilere yol
açmıştı. En saygın bilim dergileri
konuyu aydınlatabilmek için ardı
ardına makaleler yayınlamış, bilim
insanları bunun yanlış bir düşünce
olduğunu gösterebilmek adına büyük
çaba sarf etmişti.
Eğitimcilerin biyolojik bulgularla
bağlantılar kurarak çocukların
öğrenmelerinde en etkili yolları
saptayabilme çabaları oldukça
anlamlı. Ve öyle görünüyor ki bu aynı
zamanda büyük bir devrim
niteliğinde. Çünkü eğitimciler
yıllarca biyolojiye başvurmaktan
kaçınmışlardı. Biyoloji kökenli bir
model izlendiğinde çocukların
yalnızca biyolojik bir yapı taşıdığının
kabul edilip, öğrenme
mekanizmalarındaki psikolojik ve
sosyal etkilerin göz ardı
edileceğinden korkmuşlardı. Oysa
modern biyoloji de bugün gösteriyor
ki, çocukların içinde yetiştikleri
ortam beyin aktivitelerinde yeni
değişimlere neden olabiliyor. Hatta
beyinsel işleyişlerde rol oynayan gen
ekspresyonunu bile
şekillendirebiliyor. Ancak biyolojiyle
eğitim yöntemleri arasındaki bu
bağlantı sırasında dayanak olarak ele
alınacak bulguların alanında uzman
kişilerce ve pek çok çalışmanın ortak
sonucu olarak kanıtlanmış olması
büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra
bilgilerin bilimsel çerçeveler
ölçüsünde söylencelere
dönüştürülmeden incelenip
uygulamaya konması gerekiyor.
Mozart etkisi, renklerin öğrenmedeki
yeri ya da kafatası büyüklüğü
örneklerindeki yanılgılara tekrar
düşmemek adına...
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst