InfernoShade 1
InfernoShade
farkmt2official 1
farkmt2official
romegames 1
romegames
bikral 1
bikral
PrimeAC 1
PrimeAC
shrpnl 1
shrpnl
Agora Metin2 1
Agora Metin2
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
Hikaye Ekle

Ekonomi Terimi Sözlükleri

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Turkiyemwhat
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 735

Turkiyemwhat

Level 2
Üye
Katılım
28 Ocak 2014
Konular
35
Mesajlar
51
Online süresi
2h 39m
Reaksiyon Skoru
3
Altın Konu
0
TM Yaşı
12 Yıl 4 Ay 21 Gün
Başarım Puanı
63
MmoLira
4
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

AÇIKLAMALI TERİMLER SÖZLÜĞÜ​

A​

Açığa satış işlemleri: Yatırımcının elinde olmayan bir menkul kıymeti, fiyat düşecek beklentisiyle satması; vade geldiğinde piyasadan alıp teslim etmesidir.
Açık piyasa işlemleri (APİ): Merkez bankasının para miktarını ayarlamak için hazine kâğıtlarını kesin alım-satım, repo ve ters repo ile alıp satmasıdır.
Açık pozisyon: Aynı tür varlık ve yükümlülüklerin farkı. Örn. 10 milyon $ borca karşı 5 milyon $ varlık varsa, 5 milyon $ açık pozisyon vardır.
Akreditif: İhracat bedelinin, belirli koşullar sağlanınca banka garantisiyle ödenmesini sağlayan teminat mekanizmasıdır.
Aktarım mekanizması: Para politikası kararlarının beklenti, faiz, varlık fiyatı ve kur kanallarıyla talep-üretim-enflasyonu etkilemesi.
Alım opsiyonu (call): Sahibine, belirlenen fiyattan varlığı alma hakkı verip yükümlülük getirmeyen sözleşme.
Alış (bid): Piyasada alıcıların ödemeye razı olduğu fiyat.
Alış–satış farkı (spread): Bir kıymetin satış ve alış kotasyonları arasındaki fark.
Analitik bilanço (TCMB): Para politikası açısından birleştirilmiş bilanço görünümü; varlıklar “dış/iç varlıklar”, pasifler “döviz yükümlülükleri/MB parası” olarak toplanır.
Arakazanç ticareti (carry trade): Düşük faizli para biriminden borçlanıp yüksek faizli para birimine yatırım yapma.
Arbitraj: Aynı varlığı farklı piyasalarda eşzamanlı al-satla risksiz kâr elde etme; fiyat farklarını azaltır.
Ayı piyasası: Genel fiyat düşüşlerinin görüldüğü piyasa koşulu.


B​

Bankalararası para piyasası: Bankaların kısa vadeli TL fon alış-satışı yaptığı piyasa; TCMB aracı konumdadır.
Banknot: Üzerindeki tutarın ödenmesi garanti edilen, faiz taşımayan yasal ödeme aracıdır.
Basit faiz: Yalnız anaparaya uygulanan faiz.
Baz puan: Faizde 0,01 puanlık değişim (0,0001).
Benchmark (ölçüt): Performans karşılaştırmalarında referans alınan gösterge/portföy/kıymet.
BIS: Merkez bankaları işbirliği kurumu (Basel, 1930).
Bileşik faiz: Faizin de faize eklenmesiyle oluşan getiri.
Birikmiş faiz: Kupon ödeme tarihine kadar işlemeye devam eden faiz tutarı.
Birincil piyasa: Kıymetlerin ilk kez ihraç edilip satıldığı piyasa.
Boğa piyasası: Fiyatların genel olarak yükseldiği dönem.
Bono: Vadesi bir yıldan kısa borçlanma kâğıdı.
Temerrüt (default) riski: Borcun geri ödenmeme olasılığı.
Broker: Komisyon karşılığı aracı olarak işlem yapan kişi/kurum.
Bütçe dengesi: Gelir-gider farkı.


C–Ç​

Cari açık: İhracat ve hizmet gelirlerinin ithalat ve hizmet ödemelerini karşılayamaması.
Cari kur: İşlemin aynı gün valörle gerçekleştiği döviz kuru.
Çapa (nominal anchor): Ekonomik kararlar için referans kabul edilen büyüklük (ör. enflasyon hedefi, kur).
Çapraz kur: İki yabancı para arasındaki kur, üçüncü bir para üzerinden türetilir.
Çekirdek enflasyon: Geçici oynak kalemler (ör. enerji, gıda, vergiler) dışlandığında kalan temel enflasyon göstergesi.


D​

Dalgalı kur sistemi: Kurun serbest piyasa koşullarında belirlenmesi.
Dealer: Kendi nam ve hesabına alım-satım yapan kurum/kişi.
Deflasyon: Fiyatlar genel düzeyinin kalıcı düşüşü.
Deflatör: Nominal değerleri reel değere çeviren fiyat endeksi.
Değişken faizli ihraç: Getirisi enflasyon ya da referans faize endeksli kıymet.
Devalüasyon: Sabit kur rejiminde ulusal paranın yabancı paralar karşısında resmi olarak değer kaybettirilmesi (serbest rejimde “değer kaybı”).
Dezenflasyon: Enflasyon oranının düşüşe geçmesi.
Disponibilite: Bankaların likit varlık bulundurma yükümlülüğü ve buna ilişkin oran.
Dolarizasyon: Yerleşiklerin ulusal para yerine yabancı parayı kullanım/varlık-yükümlülüklerinde tercih etmesi.
Dönemsel faiz: Tutma süresine ait fiilî faiz getirisi.
Döviz kuru: Bir paranın diğer para cinsinden fiyatı.
Döviz kuru rejimleri: Sabit, band içinde, yönetilen dalgalı, serbest gibi uygulamalar.
Dünya Bankası: Gelişmekte olan ülkelere uzun vadeli proje finansmanı sağlayan kuruluş.


E​

Efektif: Banknot/madeni para olarak fiilen elde tutulan para.
Egzotik opsiyonlar: Bariyer, lookback vb. standart dışı, ihtiyaca göre tasarlanan opsiyonlar.
EFT: TCMB sistemiyle TL fonların elektronik aktarımı.
EMKT: Menkul kıymetlerin elektronik ortamda hesaben transferi.
Enflasyon: Fiyatlar genel seviyesindeki artış; TÜFE/ÜFE vb. endekslerle ölçülür.
Enflasyon hedeflemesi: Merkez bankasının ilan ettiği enflasyon hedefine göre politika yürütmesi.
Enflasyon risk primi: Enflasyonun beklenenin üstünde gerçekleşmesi riskine karşı talep edilen ek getiri.
Enflasyon telafisi: Beklenen enflasyon + enflasyon risk priminin toplamı.
Enflasyon vergisi: Enflasyonun para tutanların reel servetini aşındırması yoluyla oluşan dolaylı gelir transferi.
Enflasyona endeksli tahvil: Anapara/kuponu fiyat endeksine bağlı kıymet.
Etkin piyasa: Fiyatların mevcut tüm bilgiyi yansıttığı varsayımı.
Eurobond: İhraççının yerel parası dışındaki para biriminden ihraç ettiği borçlanma aracı.
Eurodollar: ABD dışındaki bankalarda tutulan dolar mevduatları.


F​

Faiz: Sermayenin getirisi; paranın kullanım bedeli.
Faiz dışı denge: Faiz ödemeleri hariç bütçe dengesi.
Faktoring: Vadeli satışlardan doğan alacakların iskonto edilerek nakde çevrilmesi.
Federal funds rate: ABD’de bankaların gecelik borçlanma faizi; para politikasının ana göstergesi.
Finansal bulaşıcılık: Bir ülkedeki şokların benzer ekonomilere sermaye çıkışı yoluyla yayılması.
Finansal derinleşme: Finansal hizmetlerin yaygınlaşması ve fonların reel sektöre aktarım kapasitesinin artması.
Leasing: Malın mülkiyeti kiralayanda, kullanım hakkı kiracıda olacak şekilde orta vadeli finansman.
Fiyat istikrarı: Kararları bozmayacak ölçüde düşük ve öngörülebilir enflasyon.
Forfaiting: Uzun vadeli ihracat alacaklarının iskonto edilip devredilmesi.
Forward: Tarafların vade-fiyatı bugün belirleyip gelecekte teslim ettiği, tezgâhüstü sözleşme.
Forward-forward: Gelecekte başlayıp daha ileride bitecek para piyasası işlemi üzerine bugünden fiyat anlaşması.
Futures: Standart vadeli sözleşmelerin organize borsalarda işlem görmesi.


H​

Hesaben saklama: Kıymetlerin fiziken değil, elektronik hesaplarda tutulması.


İ​

İhale: Mal/kıymet tahsis yöntemleri (tek fiyat/çoklu fiyat, İngiliz/Hollanda tipi).
İkincil piyasa: İhraç sonrası kıymetlerin el değiştirdiği piyasalar.


K​

Kaldıraç oranı: Borcun özkaynağa/toplam sermayeye oranı; finansal yapı göstergesi.
Kesin alış/satış: MB’nin piyasadan kıymet alıp likidite vermesi / satıp likidite çekmesi.
Konsolidasyon: Borcun vade/faiz/tür vd. koşullarının yeniden yapılandırılması.
Konvertibilite: Ulusal paranın serbestçe dövize çevrilebilmesi.
Kredi arzı daralması: Likidite kıtlığı nedeniyle kredilerin hızla kısılması.
Kuponlu ihraç: Dönemsel faiz ödemeli menkul kıymet.
Kur riski: Kur dalgalanmalarının varlık/yükümlülük değerine zarar verme olasılığı.


L​

LIBID/LIBOR: Londra piyasasında bankaların mevduat kabul/borç verme referans faizleri.
Likidite: Varlığın hızlı ve değer kaybetmeden nakde çevrilebilme gücü.
Likidite riski: Nakit ihtiyacının zamanında karşılanamaması riski.
Likidite senetleri: MB’nin kısa vadeli likidite yönetimi aracı.


M​

Maliye politikası: Vergi-harcama kararlarıyla ekonomi yönetimi.
Merkez bankası bağımsızlığı: Para politikası araçlarının siyasetten bağımsız kullanılabilmesi.
MB müdahalesi: Hedeflere ulaşmak için döviz/faiz piyasalarına alım-satım yoluyla müdahale.
Moratoryum: Borçlunun borçlarını ödeyemeyeceğini ilan etmesi.


N​

NASDAQ: Tezgâhüstü menkul kıymetlere ait fiyatların yayımlandığı elektronik ağ.
Net bugünkü değer: Gelecekteki nakit akımlarının bugüne iskonto edilmiş toplamı.
Nominal değer: Kıymetin üzerinde yazan değer (örn. 100 TL).


O–Ö​

Operasyonel bütçe dengesi: Toplam talebi etkileyen reel faiz ödemeleri dikkate alınarak hesaplanan açık.
Opsiyon: Belirli fiyattan alma (call) veya satma (put) hakkı veren, hakkı kullanan tarafa yükümlülük doğurmayan sözleşme.
Oynaklık (volatilite): Fiyat değişkenliğinin ölçüsü (genelde std. sapma).
Ödemeler bilançosu: Bir ülkenin dış ekonomik işlemlerinin dönemsel muhasebesi.
Özel kapsamlı TÜFE göstergeleri: Para politikasının kontrolü dışındaki kalemleri dışlayan alternatif TÜFE endeksleri.


P​

Para kurulu: Paranın tam karşılığı döviz rezervine bağlandığı sabit kur rejimi.
Para piyasası: Kısa vadeli, yüksek likit araçların işlem gördüğü piyasa.
Para politikası: Paranın maliyetini ve miktarını etkileyen kararlar dizisi.
PPK (TCMB): Enflasyon hedefi ve politika çerçevesini belirleyen kurul.
Paranın dolaşım hızı: Para stokunun bir dönemde kaç kez el değiştirdiği (GSMH/Para).
Parasal büyüklükler: M1 (nakit+vadesiz), M2 (M1+vadeli), M3 (M2+repo+likit fonlar) vb.
Parite: Bir para biriminin diğeri karşısındaki değeri.
Petro-dolar: Petrol satışlarından elde edilen dolar gelirleri.
Piyasa faizi: Para arz-talebiyle belirlenen genel faiz oranı.
Piyasa yapıcılığı: Birincil/ikincil piyasalarda sürekli kotasyon verip likidite sağlayan seçilmiş kurum sistemi.
Portföy teorileri: Risk-getiri çerçevesinde optimal portföy oluşturma yaklaşımları.
Pozisyon fazlası (long): Bir varlıkta net fazla sahiplik.


R​

Reel faiz: Nominal faizden beklenen enflasyon çıkarıldıktan sonra kalan getiri.
Reeskont: Daha önce iskonto edilmiş senetlerin MB tarafından yeniden iskonto edilmesi.
Repo/ters repo: Kıymeti geri satım/geri alım vaadiyle alıp satma; likidite yönetimi aracıdır.
Resesyon: Büyümenin belirgin biçimde yavaşlaması ya da negatife dönmesi.
Revalüasyon: Sabit kur rejiminde ulusal paranın değerinin resmen artırılması.
Rezerv para: MB ve uluslararası kurumların elde tuttuğu güvenilir döviz-altın varlıkları.
Risk-getiri: Belirli risk düzeyinde beklenen getiri ilişkisi.
Risk primi: Riskli yatırım ile risksiz yatırım getirisi arasındaki fark.
Riske maruz değer (VaR): Belirli olasılık ve sürede beklenen azami parasal kayıp.
Risk tutumu: Riskten kaçınan/alan/nötr yatırımcı davranışları.
Riskten korunma (hedge): Türev sözleşmelerle istenmeyen fiyat hareketlerini dengeleme.


S–Ş​

Sabit kur sistemi: Paranın değerinin sepet ya da başka paraya sabitlendiği rejim.
Saklama hizmeti: Kıymetlerin aracı kurum/banka nezdinde güvenli saklanması.
Samurai bonds: Japonya’da yabancıların yen cinsinden yaptığı ihraçlar.
Satım opsiyonu (put): Belirlenen fiyattan satma hakkı.
Satın alma gücü paritesi: Aynı mal sepetinin farklı ülkelerdeki fiyatlarını eşitleyen kur.
Satış (ask/offer): Satıcıların istemiş olduğu fiyat.
Senyoraj: Para basma yetkisinden doğan reel gelir.
Sermaye piyasası: Uzun vadeli fonların ihraç ve işlem gördüğü piyasalar.
Son kredi mercii: Finansal sistem tıkandığında MB’nin acil likidite sağlaması.
Spot valör/piyasa: İşlemin T+2 gününde takası.
Stagflasyon: Durgunlukla birlikte yüksek enflasyon.
Sterilizasyon: Döviz müdahalesinin para arzı etkisini APİ ile dengeleme.
STRIP: Kuponlu kıymetin anapara ve kuponlarının ayrı işlem görmesi.
Subprime piyasalar: Kredi skoru zayıf müşterilere yüksek faizli kredi piyasası.
Süre (duration): Sabit getirili kıymetin faiz duyarlılığını gösteren efektif vade.
Swap: Tarafların faiz/döviz nakit akışlarını değiştirdiği sözleşme.
Şirket birleşmesi (merger): İki ya da daha çok şirketin tek çatı altında birleşmesi.


T​

Tahvil: Vadesi bir yıldan uzun borçlanma aracı.
Teknik analiz: Geçmiş fiyat/hacim desenlerinden geleceğe ilişkin al-sat sinyali türetme.
Ters repo: Geri alım vaadiyle satış; MB açısından geçici likidite çekme.
Tezgâhüstü (OTC) piyasalar: Organize borsa dışındaki, taraflar arası sözleşmeli işlemler.
Tutsat (mortgage): İpotek karşılığı uzun vadeli konut finansmanı sistemi.
TÜFE: Tüketicinin satın aldığı mal/hizmetler sepetindeki fiyat değişimleri.
Türev piyasalar/ürünler: Futures, forward, opsiyon, swap gibi dayanak varlığa bağlı sözleşmeler.


U–Ü​

Ulusal risk (sovereign): Yabancı ülkede yatırım yaparken, o ülkenin politik/kur düzenlemelerinden doğan risk.
Üçüncül piyasa: OTC işlemler için kullanılan adlandırma.
ÜFE: Üretim aşamasındaki mal ve girdilerin fiyat endeksi.


V​

Vadeli işlemler/sözleşmeleri/piyasalar: Fiyatı bugünden sabitleyip teslimi ileri tarihte yapan sözleşmeler ve bunların işlem gördüğü piyasalar.
Vadeye kadar getiri: Kıymet vadesine dek tutulursa elde edilecek bileşik getiri.
Valör: İşlemin muhasebeleşeceği/tahsil-tediye yapılacağı tarih.
Varlığa dayalı menkul kıymet: Alacaklara dayandırılarak ihraç edilen menkul kıymet.
Verim eğrisi: Vadeye göre getirinin grafiği; eğimin hareketi beklentileri yansıtır.


Y​

Yatırım fonları: Toplanan paraların profesyonelce yönetilen portföylere dönüştürülmesi.
Yönetilen dalgalı kur: Hedef ilan etmeden, gerektiğinde piyasaya müdahale edilen dalgalı rejim.
Yüksek riskli yatırım fonu (hedge fon): Kısıtları düşük, kaldıraç ve açığa satış gibi teknikleri kullanabilen esnek fon.


Z​

Zorunlu karşılık oranı: Bankaların mevduata karşı MB’de tutmak zorunda olduğu oran; kredi/para arzını etkiler.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst