- Katılım
- 25 Haz 2013
- Konular
- 4,133
- Mesajlar
- 5,522
- Online süresi
- 767s
- Reaksiyon Skoru
- 315
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 315
- TM Yaşı
- 12 Yıl 10 Ay
- MmoLira
- -566
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
(Daha fazlası için resme tıklayınız.)
KARŞIYAKA`DA SPOR VE KSK TARİHİ
- Bir Karşıyakalı için "spor", her şeyden önce Karşıyaka Spor Kulübü (KSK/Kaf Sin Kaf) demektir. Bu kulüp hakkında yazıp çizmiş bir sosyologun belirttiği üzere, "Karşıyaka ve KSK birbirini bütünleyen, birbirlerinin eski deyişle mütemmim cüzleridir. Birisi olmadan diğerinin olması mümkün değildir. Böyle olduğu için de. Kaf Sin Kaf bir kulüpten daha öte bir şeydir. Karşıyaka ile KSK arasındaki güçlü bağı vurgulayan sayısız açıklama bulmak mümkündür. Kulübün ünlü taraftarlarından Arap Osman (Ateş), Biz KSK için doğduk, onun kucağında ölmek isteriz. Yeşil-Kırmızıdan başka aşkımız olamaz. Benim doğduğum, büyüdüğüm, okuduğum, ecdadımın gömülü olduğu yerdir Karşıyaka. Babamın vatanıdır. Bu yüzden KSK`liyiz. Herkes KSK`li olamaz, KSK`li olmak çok zordur, kalbinin güm güm atması gerek KSK için... İster futbol, ister basketbol, ister su topu veya voleybol, her KSK maçı bizim için yeni zafer beklediğimiz bir düğündür. Bu böyle biline? derken; Karşıyaka Futbol Takımı`nın eski amigolarından Hakan Ortabaş, önce camiaya âşık olduk, sonra takıma... Karşıyaka sevgisinin kökeninde kent sevgisi yatar. Bizi taraftar yapan duygu Karşıyakalılık sevgisidir..." şeklinde konuşmaktadır.
Tarihsel Arka Plan: İzmir`de Sportif Amaçlı İlk Örgütlenmeler
XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren İzmir`de kültürel, ekonomik ve sportif amaçlı bazı sivil toplum örgütlerinin kurulduğunu biliyoruz. Osmanlı Devleti, uyrukları ile yabancılara dernek kurma hakkı vermediğinden olsa gerek, söz konusu örgütlerin "kulüp" tabelası altında çalıştıkları anlaşılmaktadır. Müziksever birkaç Rumun, Aroni Okulu`ndan bazı öğrencileri de yanına alarak, (Rum-Ortodoks) cemaat mensuplannı müzik ve fiziki bakımdan geliştirmek amacıyla 14 Eylül 1890 günü kurduğu "Orievs isimli kulüp, tespit edebildiğimiz kadarıyla İzmir`in (aynı zamanda) sportif amaç güden ilk sivil toplum örgütüydü. İlk kez Aziz Yeorgios Yortusu sırasında, 23 Nisan 1891 `de verdiği bir konserle cemaat karşısına çıkan bu kulüpten sonra, 1891 yılında yine Rumlar tarafından kurulmuş olan Apollon Kulübü de, aynı Orfevs gibi başlangıçta bir müzik topluğuyduİzmir`de takım düzeyinde ilk spor oyunları 1894`te, Apollon Kulübü ile Bornova`nın İngiliz sporseverleri arasında yapılmıştı. Apollon Kulübü`nün, Aydın Valisi Kâmil Paşa`nın himayesinde 23/25 Mayıs 1904 günü gerçekleştirdiği "Atletizm, Jimnastik ve Bisiklet Müsabakasına katılan Bornova Association Spor Kulübü (Bournabat Athletical) olasılıkla 1894 yılındaki spor oyunlarına katılmış Bornovalı İngiliz sporseverlerinin kulübüydü. 1904 müsabakasına katılan üçüncü kulüp, Bornova Spor Kulübü gibi, ne zaman kurulduğunu tam olarak bilemediğimiz İzmir Spor Birliği`dir.
1895 yılında Orfevs`den ayrılan bazı üyeler, "Yumnasio` (İdman) isminde ve sadece sporla meşgul olan yeni bir kulüp kurmuşlarsa da, 1898 Ekimi`nde bu iki İzmir kulübü birleşerek, "Panionios İzmir İdman Birliği" ismini aldı. Bornova`daki: Thsevs (Temmuz 1907); Ermiş İdman Yurdu (Nisan 1908); Rum Futbol Takımı (1908) ve Omiros Onasis`in önerisiyle Karataş`ta hayat bulan Pelops İdman Yurdu (1908) ile "Ereton* isimli kulüp, meşrutiyetin ikinci kez ilanından önce, Rumlarca kurulmuş sportif amaçlı diğer örgütlenmelerdi. İzmir Paradiso`da (Şirinyer) kurulu, Uluslararası Amerikan Koleji öğretmenlerinden Sara Snell ve Margaret Forsyhte tarafından hazırlanmış "Eğlence" başlıklı bir rapora göre, Ermenilerin İzmir, Karşıyaka ve Karataş`ta olmak üç spor kulübü vardı ki, Apollon Kulübü`nün DüzenlediğiKarşıyaka ve Karataş`taki Ermeni kulüpleri kendi sahalarına sahipti.
1909 yılında kişilere dernek kurma hakkı veren anayasa değişikliği (md. 120) ve Cemiyetler Kanunu ile yasallaşan örgütlenme sürecinde Türklerin de[SUB];[/SUB] sportif etkinlikler yapmak ve kulüp kurmak suretiyle İzmir`in spor yaşamına dahil oldukları görülmektedir.
1960 yılında basıldığını sandığımız bir kaynağa göre, Türkler arasında futbol İzmir`de ilk olarak, 1910 yılında İzmir Sultanisi`nde oynanmıştı. Okulun Avrupa`da tahsil görmüş Melekyan (Ermeni olmalı) isimli jimnastik öğretmeni, öğrencilere futbol dersi vermiş ve dolayısıyla uyanan alâka, Türk kulüplerinin doğmalarını sağlamıştı. Bu kulüplerin ilki, 1912`de kurulmuş olup cumhuriyetin ilk yıllarında "Karşıyaka Spor Kulübü" ismini almıştır. İkincisi ise, 1914 yılı başında kurulduğunu bildiğimiz Altay İdman Yurdu idi.
Karşıyaka Spor Kulübü`nün Kuruluşu
1906 yılında, "Karşıyaka İdman ve Müzik Kulübü" isminde bir sivil toplum örgütünün kurulduğunu biliyoruz. Yaşayıp yaşamadığı tespit edilemeyen bu kulüp, Karşıyakalı Rumların sportif amaçla kurduğu tek örgüt değildi. Karşıyakalı (Rum) gençlerin sporla çok ilgili olduklarını yazan Karara, üç kulüpten daha söz ediyor. Bunların ilki, "tokmak" anlamına gelen Kopanos`tur. Rakipler üzerinde psikolojik üstünlük sağlanmak amacıyla özellikle bu ismi alan kulübün sporcuları, Karavokiri`nin tarlasında idman yaparlardı. İkincisi, Alaybey`deki Eas Kulübü olup, atletizm pisti ve futbol sahası olarak Omiros`un tarlasını kullanırdı. Bunlar küçük kulüpler olduğundan, büyük ve ciddi müsabakalarda renklerini nadiren gösterebiliyorlardı. Üçüncü olarak, "yeterince iyi bir Türk futbol takımıydı denilerek "Altay" (?) ismi verilmektedir. Karara`nın Altay Kulübü merkezinin Soğukkuyu`da olduğunu (?) yazması , sonradan KSK ismini alacak bir başka kulüpten söz ettiğini ortaya koymaktadır.
Dağlaroğlu-San İkilisinin, "bütün Ege bölgesinin de ilktirve isminin "Karşıyaka İdman Ocağı" olduğunu (?) yazdığı bu Türk kulübünün , en çok Alaybey Rumları ile (Eas Kulübü olmalı) temas ettiği ve çoğu tornacı, marangoz kalfası ve hizmetkâr olan Rumlara her maçta yenildiğini, geç tarihli bir gazete haberinden biliyoruz. Bir başka gazete haberinde ise, 1914 yılı başlarında Karşıyaka`nın, Altay ve Midilli kulüplerinin de katıldığı bir koşu yarışmasına (100 metre) sporcu verdiği okunmaktadır.
KSK`nün kuruluşu ve Osmanlı döneminde yaptıkları hakkında bildiklerimiz, temelde iki kaynağa dayanmaktadır. Bu kaynaklardan ilki, Cemal Ahmet (Umar) Bey tarafından yazılıp, "Spor Âlemi" dergisinin Ekim 1926 tarihli nüshasında yayımlanmış bir makaledir. "Kaf KafKaf, Sin Sin Sin, KafSin Kaf Sin Kaf` tezahüratının da yaratıcısı olan Bankacı Cemal Ahmet Bey, "İzmir Şampiyonu Karşıyaka Kulübü`nün Mazisi" başlıklı makalesinde şunları yazmaktadır:
"Günün birinde `Karşıyaka Kulübü nasıl teessüs etti (kuruldu)?` diye bir sual karşısında bulunacağımı düşünse idim ve bu suale de benim cevap vermekliğim lazım olduğunu bilseydim, kulübü ilk defa tesis edenlerden küçük yaşımda malumat toplamaya çalışırdım. Fakat o zamanlar ne ben buna ihtimal vermiş ve ne de müessisler (kurucular) bunu düşünebilmişlerdi. İzmir`in eski sporcularıyla Karşıyakalıların pekâlâ hatırlayacakları üzere, Karşıyaka`da `Omiro Tarlası` denilen o zamanın asri (modern) stadyumunun topraklarında, henüz yeni alınan ayakkabılarını topa ve topla beraber toprağa vurarak burnunu beyaz bir nesne şekline getiren futbol meraklılarının akşam eve dönünce işittikleri ağır sözler bile buranın Cuma günleri kalabalık bir meraklı kitlesi toplamasına mani olamazdı. İşte biz o zamanın kale arkası futbolcularındanız. Görüyorsunuz ki, mazimiz ne kadar şereflidir. Kale arkasında büyüklerin top atmasını bekleyip yumrukla topa vurmaya pek meraklı olan kaleciye topu atmak, bizim için pek zevkli idi. Bazen topa verdiğimiz yanlış falso neticesi top kaleciye gitmezse arkamıza yerden alma küçük bir taş da yerdik. İşte bu bizim gibi, kale arkası futbolcularına taş atan ve bize kale direği taşıtan futbolcular 328 (1912) senesi Eylülü`nün on ikisinde `Karşıyaka Kulübü` diye bir spor kulübü yaptılar.
İzmir`de ilk defa ihya edilen (canlandırılan) kulüp yine Karşıyaka`dır. 1 Teşrinievvel 338`de (1 Ekim 1922`de) toplanan elli sekiz genç, Karşıyaka`nın `Gençler Birliği` namı altında ihyasını taht-ı karara aldılar (adı altında canlandırılmasını kararlaştırdılar). Ve faaliyet başladı. Her yerde olduğu gibi evvela işe futboldan başlanıldı. İlk varidat yekûnundan (ilk gelir toplamından) mühim bir kısmı futbol levazımatına terk ed(il)erek (futbol malzemelerine ayrılarak) limandaki Fransız torpidosuyla birinci maç yapıldı. Bu maçı müteakip `Paniyoniyo` kulübünün terk ettiği, şimdiki Alsancak Stadyumu`nda futbol faaliyetini kuran eski Altaylılar da toplanıp Altayı ihya etmeye karar verdiler. Vaziyet yine az çok Karşıyaka-Altay rekabetiyle teferrüt ediyordu (ayrılıyordu). İzmir`de şimdi her halde adedi haddinden (gerekli olandan) fazla olan kulüpler, son iki sene zarfında teşekkül etti... İzmir`de elan rakipsiz bulunduğumuz tenis şubesini, 339`da (1923) ve denizciliği 340`da (1924) teşkil ettik. Tenisçilerimizin adedi her sene tezayüt etmekte (artmakta) ve ecnebilerle yaptıkları temaslarda iyi neticeler almaktadırlar. Denizcilerimiz geçen sene körfez dahilinde bir çok faideli seyahatler yapmıştır... Muhitin İzmir`den ayrılığı, kulübün tarihi ve İzmir`de ilk defa teşekkül etmiş bulunması bize ayrı bir hususiyet bahş etmektedir (özellik kazandırmaktadır)".
Cemal Ahmet Bey`in yazdıkları, bazı değerlendirmeler yapmamızı kaçınılmaz kılmaktadır. Öncelikle bir fotoğrafa bakarak, 16 yıl önce bir kulübün, hangi ay ve günde kurulduğunu söyleyebilmek bizce mümkün değildir. Ayrıca kulüpte mevcut fotoğrafın, hangisi olduğu da bilinmemektedir. Cemal Ahmet Bey kulübü, hem makalesinin başlığı, hem de içinde, "Karşıyaka Kulübü" olarak anmaktadır ki, bu ifadenin kulübün tam ismi olmadığı bellidir.
Bunu elan (şu anda) kulüpte mevcut bir fotoğraftan hatırlıyorum. Çünkü o fotoğraf alınırken, daima bizim de fotoğrafımızın çıkması için kenarlara sokulmaya çalışıp aynı tarzda bir taş yemiştim. Mezkûr (bahsedilen) tarihte teşekkül eden (kurulan) Karşıyaka Kulübü, İzmir`de rakipsiz olduğu için beynelmilel (uluslararası) gibi bir manzara arz ediyordu. İzmirliler Cuma günü bizimkiler ile birlikte egzersiz yapmak için Karşıyaka`ya gelirler ve akşama kadar zedelenip bir kaç defa yamalanan topun arkasından bizleri koştururlardı. Bu beynelmilel vaziyet 330 (1914)senesine kadar devam etti. 330`da İzmir`de Altay İdman Yurdu teşekkül edince[SUB]r[/SUB] Karşıyakalılara bir rakip olması dolayısıyla Altay`ı düşünmeye başlamıştık. Altay`ın siyah-beyaz, Karşıyaka`nın kırmızı-yeşil forması, kâh Karşıyaka`da ve kâh ismi bilahare (daha sonra) Talebe Çayırı olan Kârhane Çayırı`nda görünmeye başladı. Bunlar bir sene faaliyetten sonra, kendilerine İttihat ve Terakki Mektebi ve Spor ÂlemiDergisi`nde Sultani`nin iki kuvvetli takımı da iltihak etti (katıldı)Şimdi mevcut dört kulüp doğal olarak) azami faaliyet ibraz ediyorlardı (gösteriyorlardı).Maahaza(bununla birlikte) bunların dördü için de, zamanın meşhur ve eski Rum kulüpleri olan Paniyoniyo ve Apollon`a rekabet edebilmeleri mümkün değildi . 1332 (1916) senesi nihayetlerinde (sonlarında)askerlik futbol oynayanlara da sirayet edince; ortada ne Sultani ne İttihat ve Terakki ve ne de Karşıyaka ve Altay kaldı. Hepsinin o kuvvetlice takımları dağıldı. Geride kalanlar sistemi bozmamak ve mevcudiyeti idame etmek (varlığı devam ettirmek) için pek ziyade uğraştılarsa da, tecrübesiz bir takım gençlerin kulüpleri yaşatamayacakları tabii idi. Bu hal iki sene, yani mütarekeye kadar devam etti. Mütareke olur olmaz Karşıyaka tekrar toplanmaya ve teşkilat yapmaya başladı. O zaman İzmir`de, Altay`ın yerine de `İdman Yurdu` isminde bir kulüp teşekkül etmişti. Gerek Karşıyaka`nın ve gerek İdman Yurdu`nun faaliyetleri de meşum (uğursuz) işgale kadar devam etti. Ve bu o zaman fasıla içinde -münferiden çalışan bir kaç oyuncumüstesna- hemen hemen inkıtaa uğradı (kesintiye uğradı). İstirdaddan (kurtuluştan) sonra İzmir`de ilk defa ihya edilen (canlandırılan) kulüp yine Karşıyaka`dır. 1 Teşrinievvel 338`de (1 Ekim 1922`de) toplanan elli sekiz genç, Karşıyaka`nın `Gençler Birliği` namı altında ihyasını taht-ı karara aldılar (adı altında canlandırılmasını kararlaştırdılar). Ve faaliyet başladı. Her yerde olduğu gibi evvela işe futboldan başlanıldı. İlk varidat yekûnundan (ilk gelir toplamından) mühim bir kısmı futbol levazımatına terk ed(il)erek (futbol malzemelerine ayrılarak) limandaki Fransız torpidosuyla birinci maç yapıldı. Bu maçı müteakip `Paniyoniyo` kulübünün terk ettiği, şimdiki Alsancak Stadyumu`nda futbol faaliyetini kuran eski Altaylılar da toplanıp Alta/ı ihya etmeye karar verdiler. Vaziyet yine az çok Karşıyaka-Altay rekabetiyle teferrüt ediyordu (ayrılıyordu). İzmir`de şimdi her halde adedi haddinden (gerekli olandan) fazla olan kulüpler, son iki sene zarfında teşekkül etti... İzmir`de elan rakipsiz bulunduğumuz tenis şubesini, 339`da (1923) ve denizciliği 340`da (1924) teşkil ettik. Tenisçilerimizin adedi her sene tezayüt etmekte (artmakta) ve ecnebilerle yaptıkları temaslarda iyi neticeler almaktadırlar. Denizcilerimiz geçen sene körfez dahilinde bir çok faideli seyahatler yapmıştır... Muhitin İzmir`den ayrılığı, kulübün tarihi ve İzmir`de ilk defa teşekkül etmiş bulunması bize ayrı bir hususiyet bahş etmektedir (özellik kazandırmaktadır)".
Cemal Ahmet Bey`in yazdıkları, bazı değerlendirmeler yapmamızı kaçınılmaz kılmaktadır. Öncelikle bir fotoğrafa bakarak, 16 yıl önce bir kulübün, hangi ay ve günde kurulduğunu söyleyebilmek bizce mümkün değildir. Ayrıca kulüpte mevcut fotoğrafın, hangisi olduğu da bilinmemektedir. Cemal Ahmet Bey kulübü, hem makalesinin başlığı, hem de içinde, "Karşıyaka Kulübü" olarak anmaktadır ki, bu ifadenin kulübün tam ismi olmadığı bellidir.
İkinci kaynak, Gazeteci Yaşar Aksoyun 1980`li yıllarda, bazı Karşıyakalılarla yaptığı görüşmelerden aktardıklarıdır. Kadızade Zühtü Bey (Işıl), Aksoyun teybine şöyle konuşmuştur: KafSin Kafin kurulduğu tarih 1912`dir... İzmir`de Rumların Panyanios, Apollon ve birçok kulüpleri vardı. Bornova`da da İngilizlerin kendi aralarında bir toplulukları mevcuttu. O tarihte biz de aramızda para toplayarak top aldık. Kısa pantolonlarla o günün sahası olan Osmanpaşa Camiinin yanındaki ilk mektebin bulunduğu yerin bitişindeki arsada oynamaya başladık. Bu arsa şimdiki çocuk yuvasının bulunduğu köşkle bir tarafı Alaybey`de, diğer tarafı Karşıyaka`da olan geniş bir bahçe idi, sahibi de Omiros isminde Rus asıllı ve eşi İngiliz olan Karşıyakalı bir kişi idi... Aramızda ilk defa bir topluluk kurmaya 5-6 arkadaş o günlerde bu arsada karar verdik. Ağabeyim Kadızade Raşit, Teyzezadem Süreyya İplikçi, ben, Refik Civelek, Osman Nuri, Örnekköylü Hüseyin bir zeytin ağacının altında, hafif yağmurlu bir günde biz de bir kulüp kurmayı tasarlamıştık. İçimizdeki milli heyecan bir yangın gibi ateş almıştı. Bize muhitimizden çığ gibi gençlik katıldı. Kendi aramızda bir takım yapmıştık. 2-3 ay sonra da, bu topluluğumuzu daha çok canlandırmayı düşündük. Bu bizim için bir özlem olmuştu. İttihat-ı Terakki Cemiyeti`ne müracaat ettik, `bizi himayenize alınız bir kulüp teşkil edelim, daha verimli çalışmak arzusundayız` dedik. Olumlu karşıladılar, `size bir oda tahsis edelim burada teşkilatlanın, bu kulübü vilayete müracaat ile tescil edebiliriz` dediler. Bu büyük bir ümit olmuştu. Haftanın birkaç günü de akşamları burada toplanıp, tasarladıklarımızı büyüklerimize iletiyorduk. Onlardan büyük teşvik görmeye başlamıştık. Bir müddet sonra vilayete müracaatla hukuk müşavirliği kanalı ile kulübümüz `Karşıyaka Mümaresei Bedeniye Kulübü` ismi altında teşekkül etmiş oluyordu. KSK artık doğmuştu. Tarih 1 Kasım 1328 yani 1912 idi....
Sadi Bey (İplikçi) ise şunları söylemişti: "Sene 1912, Karşıyakalılar bir spor kulübüne kavuşuyorlar, sevinç içindeler. Büyüklerimiz Omiros`un tarlasını temizlemişler, seyyar kale direklerini dikmişler, üstüne de gaytan ipini çekerek kale kurulmuş aralarında oynuyorlar. Biz küçükler de kalenin arkasına topun kaçmasını bekliyoruz. Yakalayıp ayakla vurup kendilerine gönderelim diye. Rumlar o sırada Karavokiri Tarlası`nda (istasyon civarı) top oynarlardı. Soğukkuyu Caddesi`nde demiryoluna nazır Hacı Ziya Bey`in evlerinden birisini büyüklerimizden Hüsnü Tonak, Tahir Bor, merhum Avukat Fevzi Fikri Altay, Raşit Kadızade, Süreyya İplikçi, Sezai Çullu döşemişler, bir de çaylı toplantı düzenlemişler, sporseverler ile sporcu gençleri davet etmişlerdir. Biz küçüklere de çay, pasta tevzii için vazife vermişlerdi. Küçük, büyük herkes sevinçli idi. Karşıyaka Mümareseyi Bedeniye Kulübü resmen kuruluyordu. Renk seçmek hususunda bir hayli tartışma yaptılar. Nihayet yeşil Müslümanlığı, kırmızı da Türklüğü temsil etsin diye yeşil-kırmızı renkte karar kıldılar... O günkü toplantıda büyüklerimiz aralarında topladıkları paralar ile formalar ısmarlandı. Futbol ayakkabısı çok pahalı idi. Her oyuncu kendi ayakkabısını temin edecekti. Bu da babalarımızca sağlanmıştı. Kulüp yeni top aldı. Yeni formalarla oyuncular kendi temizledikleri sahada, çizgilerini bile çekmeden aralarında maç yapmaya başladılar... O tarihte birinci takımımızı teşkil eden oyunculardan aklımda kalanları sıralıyorum: Hepsi rahmete kavuşmuş olan Raşit Kadızade (kaptan), Suat Karşıyaka, Refik Civelek; kaleci Salih, Çakır Kemal, İtalyan Hanri Barker, Ömekköylü Hüseyin Ağabey, Kemalpaşalı Sarı Ali, Zühtü Işıl, Muharrem, Hüsamettin. Tüzükteki resmi kurucular ise şu isimlerden ibaretti: Raşit Kadızade, Süreyya İplikçi, Haşan Fehmi, Cemal Ahmet Umar, Fikri Altay, Halit Onaran, Tahir Bor, Hüsnü Tonak, Zühtü Işıl, Cemil Erkli, Süleyman Danyal, Sadrettin İşçimenler...".
Dikkat edileceği üzere, kendisine mikrofon tutulan her isim, kuruluş tarihi olarak 1912 yılını vermekte, ancak Ahmet Cemal Bey`den farklı olarak, kulübün isminin "Karşıyaka Mümaresei Bedeniye" olduğunu söylemektedirler. Oldukça yeni bir çalışma, kaynak belirtmeksizin önce"Karşıyaka Terbiye-i Bedeniye (Kulübü)" ismini vermekte; daha sonra, Ahenk gazetesinde çıkmış bir haberden hareketle KSK"nün "Terakki" ismiyle kurulmuş olduğunu ima etmektedir.
"Karşıyaka`da İdman Kulübü Tesisi" başlıklı ve 19 Aralık 1914 tarihli söz konusu haberde şunlar yazılıdır: "Her türlü mümarese-i idmaniyeye (beden eğitimine) hizmet etmek emeliyle Karşıyaka`da (Terakki) namı altında (ismiyle) bir kulüp tesis edilmiştir. Kulüp, Karşıyaka Müdafaa-i Milliye Şubesi dairesindedir. Futbol oynamak, kayıkta kürek çekmek, koşmak, yürümek gibi her birisi menafi-i azimeye mucip olan (önemli yararlara neden olan) enva`i idmanlar (çeşitli beden eğitimleri), sporlar icra etmek isteyen gençlerimizin, bugünkü cuma gününden itibaren muamele-i kaydiyelerine ibtidar edilecektir (kayıt işlemlerine başlanacaktır). Muamele-i kaydiyenin cuma günleri zevali saat (öğleden sonra) ikiden altıya kadar ve eyyam-ı sairede (diğergünlerde) beşten sekize kadar icrası karargir olmuştur". Terakki`nin tamamen yeni ve KSK`yle ilgisiz bir sportif örgütlenme olduğu açıktır. En azından bu haberin yayımlandığı tarihte, Karşıyaka`nın var olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu sebeple "Terakki" ismiyle kurulmuş olması mümkün değildir. İsminden de anlaşılacağı üzere Terakki Kulübü, İttihat ve Terakki Fırkası`nm deyim yerindeyse çocuğudur. Altay İdman Yurdu`nun kurulması ve gelişmesinde, söz konusu fırka ve fırkayla bütünleşmiş bir kültürel kuruluş olan Türk Ocağı İzmir şubesinin oynadığı rol bilinmektedir. Haberde ismi geçen Müdafaa-i Milliye, savaştan kaynaklanan sıkıntıları hafifletmek amacıyla Ittihatçılarca kurulmuş olup, Karşıyaka`da da bir şubesi vardı. Anlaşılan o ki, İttihat ve Terakki İzmir`in kuzeyinde de (güneyinde Altay), spor alanında gayrimüslimlerin üstünlüğünü, hiç değilse dengeleyecek bir girişimde bulunmuştur.
16 Ağustos 1909 tarihli Cemiyetler Kanunu, "cemiyet teşkili evvelce (önceden) ruhsat istihsaline menut (alınmasına bağlı) değildir. Şu kadar ki, teessüsünü müteakip (kuruluşundan sonra), 6 maddeye tevfikan (uygun olarak) behemehal (mutlaka) hükümete ihbar edilmesi (bildirilmesi) lazımdır"demektedir (md. 2). Aynı kanunun 12. maddesi, "herhangi bir cemiyet hükmü bir şahsiyet (tüzel kişilik) iktisap edebilmek (kazanabilmek) için hükümete bir beyanname verme" zorunluluğu getirmektedir. Aksoy`la söyleşen Karşıyakalıların söylediklerinden, İttihat ve Terakki Fırkası`nm da yardımıyla Cemiyetler Kanunu hükümlerinin yerine getirildiği anlaşılıyor. Anlaşılamayan, kulübün kurulduğu sıralar, hatta 1913 yılında, İzmir`de yayımlanmış gazeteler ve Yunanca kaynaklarda bu Türk kulübünden hiç bahsedilmiyor olmasıdır. Bu durumda, kulübün kuruluşuna katkı koyan ve/veya bu sürece tanıklık etmiş Karşıyakalıların söylediklerine itibar etmek gerekiyor: KSK, "Karşıyaka Mümarese-i Bedeniye Kulübü" ismiyle kurulmuştur. Ahenkin"Karşıyaka" demesi olasılıkla "Karşıyaka Mümarese-i Bedeniye Kulübü" isminin tamlama içermesi nedeniyle söylenmesi ve yazılması zor ve uzun olduğu içindi.
Cumhuriyet Döneminde Karşıyaka Spor Kulübü
Birinci Dünya Savaşı, mütareke ve Yunan işgali sırasında Karşıyaka (Mümarese-i Bedeniye Kulübü) hakkında bilinenler, Cemal Ahmet Bey`in yukarıda aktardığımız yazdıklarıyla sınırlıdır. Cumhuriyet ilan edildiği sırada Karşıyaka, kurtuluştan sonra yeniden örgütlenirken benimsediği: "Gençler Birliği" (Karşıyaka Gençler Birliği Kulübü) ismini kullanıyor olmalıdır. Anadolu gazetesinin 3 Kasım 1924 tarihli nüshasında, "Yıldız ve Bayraklı kulüplerinin futbolcuları, şehrimizin en kuvvetli kulüplerinden bulunan Karşıyaka ve Tayyare futbolcularına, sıfıra karşı bir sayı ile mağlup oldular..." yazılmaktadır. Aynı gazetenin 28 Aralık 1924 tarihli nüshasında, bu kez Hilal futbol takımını 4-2 mağlup ettiği yazılan Karşıyaka`nın oyuncuları sayılmaktadır: " Suphi (kaleci), İsmail, Münip, Vahi, Saim, Sezai, Osman, Ali, Necati, Selahattin ve Faik". Bir başka İzmir gazetesi: Sada-yı Hak`ın 1 Şubat 1925 tarihli nüshasında da, Karşıyaka`nın Menemen İdman Ocağı futbol takımını 2-0 mağlup ettiği okunmaktadır. Bu haberlerde sözü edilen Karşıyaka`nın, Karşıyaka Gençler Birliği Kulübü olduğu, Ahenk`in 19 Nisan 1925 tarihli nüshasında mevcut bir haberden anlaşılıyor. Bu haberde, Yıldız ile 2-2 berabere kaldığı belirtilen Karşıyaka Gençler Birliği Kulübü oyuncularının isimleri sayılmaktadır ki, yukarıda Hilal futbol takımını mağlup ettiği yazılan Karşıyaka takımı oyuncuları ile kaleci hariç (Kenan) birebir aynıdır .
İzmir gazeteleri aynı süreçte, bir başka Karşıyaka kulübünden daha söz etmektedir: Karşıyaka İdman Ocağı. Söz konusu kulüp, 1925 Martı başında Altınay futbol takımını 5-1; Nisan ayı başında ise, Menemen İdman Ocağı`nı 1-0 mağlup etmişti. Ahengin 19 Nisan tarihli nüshasından, İstanbul`un tanınmış kulüplerinden Süleymaniye`yi, maç yapmak üzere İzmir`e gelmeye ikna ettiğini öğrendiğimiz Karşıyaka İdman Ocağı, Dağlaroğlu-San İkilisinin dediği gibi "bütün Ege Bölgesi`nin ilk{i)" değil, Cemal Ahmet Bey`in cumhuriyetin ilanından sonraki birkaç yılı kastederek, "...son iki sene zarfında teşekkülettiğini söylediği kulüplerden biriydi.
İzmir gazetelerinin bu tarihten (19 Nisan 1925) sonraki nüshalarında, "Karşıyaka İdman Ocağı" ve "Karşıyaka Gençler Birliği" hakkında hiçbir habere rastlanmazken, "Karşıyaka Spor Kulübü" ile ilgili haberler, deyim yerindeyse sökün etmektedir. 29 Nisan tarihli AhenKte, 1 Mayıs Cuma günü saat 3`te, Punta İdman Sahası`nda (Alsancak Sahası), KSK`nün Altınordu Kulübü`nün futbol takımı ile yapacağı maçı duyuran çerçeveli bir ilan, bu bağlamda tespit edebildiğimiz ilk haberdir.
Görünen o ki, KSK: Karşıyaka Gençler Birliği ile Karşıyaka İdman Ocağı kulüplerinin birleşmesiyle (19-29 Nisan 1925 tarihleri arasında) oluşturulmuştur. Dikkat edilecek olursa, söz konusu kulüplerden biri diğerine katılmış değildir. Karşıyakalı iki kulüp, ismi tamamen yeni (KSK) ve herhalde yönetim yapısı ile takımları karma yapılan bir kulüp çatısı altında birleşmişlerdir. Kaynaşmayı hızlandırması kaçınılmaz olan bu model, birleşmeyi de kolaylaştırmış olmalıdır. KSK`nün oluşumuyla ilgili varsayımımız doğru ise, Cemal Ahmet Bey`in Spor Âlemi dergisinde "Karşıyaka Kulübü" derken, 1925 Nisanı`na kadar "Karşıyaka Gençler Birliği Kulübü"; sonrasında ise, KSK` nü kastettiği ortaya çıkmaktadır.
Mustafa Kemal Paşa, 13 Ekim 1925 günü KSK`nü ziyaret etmişti. Reis-i Cumhur olarak bir spor kulübüne gerçekleştirdiği bu ilk ziyarette M. Kemal, şeref defterine şu notu düşmüştü: "Karşıyaka Spor Kıılübü`nde karşı karşıya bulunduğum gençlik iftihara şayandır (takdire layıktır). Bu gençlik muvacehesinde (karşısında) istikbalin (geleceğin) kuvvetli saadeti (mutluluğu) ne bariz (açık)görünmektedir. 1925-1926 sezonunda, "birlikten güç doğar" özdeyişini doğrularcasına, İzmir bölge ligi (futbol) şampiyonu olan KSK`nün , ilgi odağı haline geldiği anlaşılmaktadır. Mustafa Kemal Paşa, yaklaşık dokuz aylık bir aradan sonra, 24 Haziran 1926 günü, Karşıyaka Spor Kulübü`nü bir kez daha ziyaret etmiş ve şeref defterine bu kez: "Bu defaki ziyaretimde geçen aylar da masraf-ı mesai (harcanan emek) ve hizmetin kıymetli asarını (eserlerini) gördüm. Teşekkür ve tebrik ederim" diye yazmıştı. Aynı yıl Sakızlı Yunanlılardan maç teklifi alan KSK, bir körfez vapuru kiralayarak, taraftarlarıyla birlikte oraya gitti. Sadi İplikçi, sportif amaçlı ancak hava muhalefetinden ötürü maçsız biten bu ada ziyaretini şöyle anlatıyor: "Sakız İskelesinde papazlar bizi törenle karşıladılar. Her yer Türk bayraklarıyla donanmıştı. Çıktık sahaya... O esnada bir yağmur başladı ki, müthiş bir şey. Tufan gibi üzerimize çullandı. Yalnızca bir seremoni yaptık ve dağıldık. Maç yapmak kısmet olmadı. Gece belediye başkanı şerefimize bir ziyafet verdi. Ve bir nutuk patlattı. Rumca bilen Giritliler tercüme ettiler. Ben de KSK adına cevap verip, iki milletin dost olduğunu, mutfağı, musikisi ve sevgisi ile bir bütün olduğunu söyledim. Masalarda alkış tufanı koptu. Tek tek beni masalara çağırdılar, sabaha kadar Sakız rakıları içildi
Karşıyaka Spor Kulübü`nün, bu şampiyonluktan önce, üzerinde durulmaya değer bir girişiminden söz etmek gerekir: Fenerbahçe`nin misafir edilişi. Sadi İplikçi şunları söylüyor:"Bütün masrafları bize ait olmak üzere Fenerbahçe`yi misafir ettik. Maçımız Perşembe günü olacaktı (1924). Aynı gün benim de düğünüm vardı. Böylece düğün hazırlığı ile maç hazırlığı pür telaş içinde yan yana yürüdü. Takımla beraber camiye girip, Allahtan yüzümüzü ak çıkarmasını istedik. Maç sonunda Fenerbahçe ile berabere kaldık ve 3.000 TL hâsılat topladık. Fenerbahçe`nin bize maliyeti de 3.000 TL idi. Böylece hem Fenerbahçe`ye yenilmemiş, hem de borcumuzu ödemiş olduk. Hepimiz sevincimizden uçtuk. Akşama da benim düğünüm oldu. O günü tabii ki, hayatımda hiç unutamam".
Cumhuriyetin ilk yıllarında, deyim yerindeyse İzmir`de, bir kulüp patlaması yaşanmıştı. Karşıyaka Nahiyesi`nin, bu gelişmenin dışında kalmadığını gösteren yeterince işaret vardır. Bu bağlamda Altınordu Spor Kulübü Başkanlığı`na gönderdiği, 1928 tarihli bazı yazılardan varlığını öğrendiğimiz: Karşıyaka Sebat İdman Kulübü (KSİK) ile Artezyen (Spor) Kulübü`nden söz etmek isteriz
Söz konusu yazılara vurulan mühürler, KSİK`nün 1922 yılında (kurtuluştan hemen sonra olmalı) kurulmuş olduğunu ortaya koymaktadır. İsmini "Ke Se Ke" olarak kısaltan bu kulüp, anlaşılan o ki, 1928 yılına kadar sesini pek duyurabilmiş değildi. Sebat`ın umumi katibi olan Aslan Tufan Yazman anılarında, (1930`da) Karşıyaka`da iki spor kulübü olduğunu belirtmekte; birinin KSK, diğerinin, adı sonradan Türkspora çevrilen Sebat olduğunu yazmakta ve şu sözleri eklemektedir: "Öğrenciler yoğunlukla bu ikinci kulübü tutuyorduk. Başkanımız Arif Erzeybek`ti. Sonradan iki kulübün genel kurulları bir arada toplanarak birleşme kararı vermiştik.
Müzik Hocası Halit beyin 1925 yılında bestelediği Piyanist Cemilin çalarak tanıttığı, Umumi Kaptan Cemal Ahmet Umarın sözlerini yazdığı, KSK camiasının yıllardır dilinden düşürmediği Karşıyaka Marşı şöyledir :
Kaf-Kaf-Kaf, Sin-Sin-Sin, Kaf-Sin-Kaf (Nakarat)
Çok yaşa şanlı Kaf-Sin-Kaf çok yaşa
Taç ettik gençlikte biz seni başa (Nakarat)
Gençliği yaşatmaktır gayemiz
Kaf-Sin-Kaf gençleriyiz
Kalmasın kalbinde acı bir sızı
Ufkunda sallansın yeşil-kırmızı (Nakarat)
Gençliği yaşatmaktır gayemiz
Kaf-Sin-Kaf gençleriyiz
Kaf-Kaf-Kaf, Sin-Sin-Sin, Kaf-Sin-Kaf (Nakarat)
KSİK`nün, Altınordu Spor Kulübü`nü (ve herhalde İzmir`deki diğer kulüpleri), deniz sporları ve bisiklet dalında düzenlediği madalyalı yarışmalardan haberdar eden bir yazısında, Karşıyaka Vapur İskelesi`nin bitişiğindeki "Artezyen" isimli bir kulüpten daha söz edilmektedir. Keza KSK`nün eski futbolcularından İbrahim (Tusder), futbola 1928 yılında, (Karşıyaka`daki) "Raşit" isimli takımda başladığını söylemektedir. KSK 1930 yılında, Yunan futbol takımı Aris ile oynamak için Midilli`ye de gitmişti. 1927-33 yılları arasında KSK formasını giymiş olan (lap lap unvanlı) Lütfü Bey (Aksoy), bu sportif amaçlı ziyareti şöyle anlatıyor: "... Kara yolu ile takım ve taraftarlar,Ayvalık`ın Bademli İskelesi`ne gittik. Motorla Midilli`ye geçecektik. Motorun kaptanı `gemi bozuk gitmem` diye tutturdu. Ünlü futbolcumuz Bayraklı Hamdi motordan iyi anlardı. Makine dairesini kontrol etti ve motorun sapasağlam olduğunu gördü. Meğer kaptan fırtına var diye korkarmış. Gerçekten Midilli açıklarında tufan patlamış ve birçok gemi batmış. Bizim kaptan korkak olmasa idi hepimiz boğulacaktık. Midilli`de ünlü Yunan takımı Aris`i 5-1 yendik (28 Aralık 1930),gazeteler bizi göklere çıkardı.. ."
KSK Midilli`de 28 Aralık 1930
İzmir`deki spor kulüplerinin birleştirilmesi, bu kent ölçeğinde, 1930`lu yıllara damgasını vuracak, en önemli sportif gelişmeydi. Kemalist seçkinlerin sporu, zevk için yapılan bir bedensel etkinlikten ziyade, "memleket davası" ve yurttaşlık ödevi görmesinden kaynaklanan bu gelişme öncesinde, cumhuriyetin ilanından beri süregelen kurumsal yapı değiştirilmişti. 1936 yılında, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı lağvedilerek oluşturulan Türk Spor Kurumu`nun (1938`de ismi, "Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü" olacaktı) ilk işi, spor kulüpleri için örnek bir iç nizamname hazırlayarak uygulanmasını tavsiye etmek olmuştu. İzmir Valisi ve CHP İl Başkanı Fazlı Güleç, İstanbul ve Ankara`nın güçlü takımları ile Milli Küme`de layıkıyla mücadele edebilmek, güçlerin bölünmesini önlemek ve İzmir`de sporun gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla 1937 Martı`nda: Altay, Buca, Altınordu takımlarını siyah-sarı renkli Üçokspor; Göztepe, İzmirspor, Egespor takımlarını kırmızı-beyaz renkli Doğanspor ve Karşıyaka ile Bornova takımlarını ise, siyah-kırmızı renkli Yamanlarspor ismi altında birleştirmişti. Devlet Demiryolları İşletmesi çalışanlarının takımı olan Demirspor, gerekli disiplini sergilediği için, diğer kulüplerle birleştirilmeyerek olduğu gibi bırakılmıştı.
Yamanlarspor`un merkezi CHP`nin Karşıyaka, diğer iki kulübün merkezi CHP İzmir binası olacak ve kulüplerin daha önce kullandıkları mekânlar semt lokallerine dönüştürülecekti. Bu kararın verilmesinden bir hafta sonra, Yamanlarspor`un yönetim kurulu için seçim yapılmış: CHP Karşıyaka İlçe Başkanı Süleyman Bey başkanlığa, Sümerbank Yerli Mallar Pazarı Muhasebecisi Cevdet Bey Genel Sekreterliğe, Emlak Bankası`nda memur Esat Bey muhasebeciliğe, Komisyoncu Arif Bey Umumi Kaptanlığa ve Belediye Reisi Muavini Suat Yurdkoru üyeliğe seçilmişlerdi.
KSK Karar Defteri`ne Kulüplerin Birleştirilmesi İşlemine İlişkin 21 Mart 1937 Tarihinde Düşülen Kayıt İzmir`de mevcut federe ve gayri-federe spor kulüplerinin feshedilip bunların yerine Altay, Altınordu, Buca kulüplerinin birleşmesinden doğma (ÖÇÖK); Göztepe, İzmirspor, Egespor kulüplerinin birleşmesinden doğma (Doğanspor); Karşıyaka, Bornovaspor kulüplerinden doğma (Yamanlarspor) kulüpleri ismi ile yeniden üç kulüp kurulması ve Demirspor kulübünün de aynen ipka edilmesi spor bölgesi heyetinin teklifi mucibince İzmir Valive Parti Başkanı tarafından kabul edilerek bu karan mevcut spor kulüpleri idare heyetlerine tebliğ etmek üzere halkevinde günü akşam yapılan toplantıya Valive Parti Başkanı tarafından davet edilmesi üzerine Kulübümüz Umumi Katibi Cemal Umarve Muhasebeci Suat Yurtkoru gitmişlerdir. Toplantıda heyet aynen yukarıda yazılan çerçeve içinde Vali ve Parti Başkanı tarafından hazır olanlara tebliğ edilmiş ve bu kararın kat i olduğu kabul edilmesi icap ettiği bildirilmiştir. Bunun üzerine Suat Yurtkoruve Cemal Umar İzmir sporunun yeni bir hız ile İlerlemesi için alınan bu kararı esas itibariyle teşekkür ile karşıladıklarını ancak bu kararın ittihazından evvel çağrılarak fikirleri alınmamış olduğundan işin İzmir sporculuğunun ilerlemesine daha elverişli bir şekilde halli bakımından faideli gördükleri fikirlerini söylemişlerdir. Ezcümle İzmir Kulüplerinin birleşmesi hakkında meydana getirilen projenin bugünkü ve yarınki ihtiyaca tamamen karşılık vermediğini, İzmir için üç kulübün az olduğunu bir dördüncüsünün de meydana getirilmesi gerek İzmir`in coğrafi vaziyeti ve nüfusu ve gerekse bu nüfusun memleket iskân mıntıkalarına taksimi noktasından daha iyi olacağını ve kezalik teklif veçhile kulüplere verilen renklerin de daha muvafık şekilde intihabı imkânı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu mütalaa Vali ve Parti Başkanı`nca tasvip ve teşekkür ile karşılanmakla beraber şimdilik ileri sürülen projeden bir fedakârlık yapılmasına imkân olmadığı, İzmir`in ilerideki spor ihtiyacına göre bilahare de değişiklik yapılması kabil olduğu ve binaenaleyh ileri sürülen projenin kabul edilmesi ve bu hususta gereken formalitenin hemen bitirilmesi emredilmiştir. İzah edilen sebeplerden dolayı Karşıyaka Spor Kulübü`nün faaliyetinin tahdit edildiğini ve bittabi idare heyetinin de vazifesinin nihayet bulduğunu gören heyetimiz, kulübün bilcümle evrak, defatir, nakit ve demirbaş eşyasını üç nüsha olarak tanzim edilen ve bir nüshası da karar defterinin bu sayfasına iliştirilen ve diğer iki nüshası da Karşıyaka Parti Kamun Başkanı Bay Süleyman ile KSK Umumi Kâtibi Cemal Umar arasında teati edilen zabıt varakası mucibince Karşıyaka Parti Komün Başkanı Bay Süleyman`a devirve teslim etmeyi kararlaştırmıştır.
İzmir basınınca alkışlanan kulüplerin birleştirilmesi işlemine, bazı kulüpler itiraz etmişlerdir. Güleç`in 10 Mart 1937 akşamı, söz konusu işlemi tebliğ etmek üzere, spor kulüplerinin temsilcileriyle Halkevi`nde yaptığı toplantıda, KSK adına konuşan temsilcilerden: Suat (Yurtkoru) Bey (kulübün muhasebecisi), kurulan kulüp sayısının şehrin mıntıkaları ve nüfusuna oranla az olduğu; Cemal Ahmet (Umar) Bey (kulübün umumi kâtibi) ise, forma renkleri değiştirildiği için itiraz etmişti. Valinin cevabı çok sert olmuştu: "... Ben bir taassup (taraflı olma hali) seziyorum. Bu taassup dini ve milli değildir, kulüp taasubudur. Bu ise şimdiye kadar İzmir sporuna zarar vermiştir. Bu yaklaşımın itirazları ortadan kaldırmadığı, Altay ve KSK`nün Ankara`daki temsilcileri vasıtasıyla Türk Spor Kurumu`na, İzmir`de: Altay, Altınordu, İzmirspor ve KSK`nün bırakılması ve diğer kulüplerin bunlara katılması talebiyle başvurmalarından anlaşılıyor. Aynı süreçte, birleştirilmiş İzmir takımlarının Milli Küme maçlarında aldığı kötü sonuçlar, itirazları kamuoyu gündeminin demirbaşı haline getirmiştir. 1937 Temmuzu`nda Güleç`in, İzmir`deki her iskân mıntıkası için bir tane olmak üzere, altı yeni kulübün oluşturulduğunu açıklaması, iflas ettiği ortada olan birleştirme işlemini ıslah etmeyi amaçlayan beyhude bir. çabaydı. Bu altı kulüp, büyük ölçüde eski kulüplerle eşleşmekte, eski renkleri ve lokale dönüştürülmüş eski binalarını kullanmaktaydılar: Altay "Alsancak", İzmirspor "Ateş", Altınordu "Üçok", KSK "Yamanlarspor" ve Göztepe "Doğanspor" olmuştu.
Bir meslektaşımın, kulübün karar defterine dayanarak verdiği bilgilere göre, Fazlı Güleç`in İzmir Valiliği yaptığı dönemde, "Karşıyaka Yamanlarspor" ismini kullanan KSK, birleştirme işleminden önceki ismini (KSK), 4 Temmuz 1939 günü toplanan kongresinde aldığı bir karardan sonra kullanmaya başlamıştı. Atatürk`ün direktifleriyle hazırlanıp, 28 Haziran 1938 günü kabul edilen, 3530 sayılı "Beden Terbiyesi Kanunu", ülkedeki tüm kulüplerin ismindeki "spor kulübü" ibaresinin, "gençlik kulübü" ibaresiyle değiştirilmesini zorunlu kılmıştı. Böyle olması kanunun, "Gençler için kulüplere girmek ve boş zamanlarda beden terbiyesine devam etmek mecburidirdiyen dördüncü maddesiyle ilgiliydi.
KSK`nün, "Karşıyaka Gençlik Kulübü" ismini alması, 8 Temmuz 1940 günü, Karşıyaka Halkevi`nde gerçekleştirilen olağanüstü kongrede ittifakla kabul edilmişti . Dolayısıyla kulübün, 4 Temmuz 1939 tarihli kongresinde, kanun gerektirdiği halde neden "Karşıyaka Gençlik Kulübü" değil, KSK ismini kullanmaya başladığı anlaşılamamaktadır.
1926 ile 1946 arası bir tarihte dernekleşen KSK, İkinci Dünya Savaşı`ndan sonra aldığı bir davetle maç yapmak üzere bir kez daha Yunanistan`a gidecekti. Çocuk doktoru ve bir dönem KSK`nün başkanlığını da yapmış olan Orhan Alpyörük, bu (üçüncü) ziyaretle ilgili şunları anlatmaktadır: "1947 yılıydı. Yunanistan`a göç etmiş olan eski İzmirli Karabatis isimli bir Rum, KSK`ne bir mektup yazarak takımı Yunanistan`a davet etti. Karabatis Atina`da büyük bir spor malzemesi şirketinin sahibiydi. Nüfuzlu bir kişiydi. Yunan Hükümeti`ni bu seyahat için ikna etti. Resmen Yunan Hükümeti`nden davet aldık. İkinci Dünya Savaşı`hdan sonra Yunanistan`a giden ilk Türk takımı KSK oluyordu. Göztepe`den Adnan Süvari`yi, Altay`dan Ahmet`i takviye aldık. Ben takımın doktoru ve yöneticisi olarak seyahatin sorumluluğunu taşıyordum. Önce Sakız`a geçtik. Büyük bir misafirperverlikle karşılaştık... Sonra vapurla Pire`ye geçtik. Rıhtımda bizi Karabatis ile eşi törenle karşıladı. Biz Göbek Hidayet`in komutasında üç kez `sağol" diye onları selamladık. Pire`den Atina`ya otobüsle ve `Kaf Sin Kaf" çekerek gittik. Minevra Oteli`ne yerleştik. Ne kadar Türkiye`den Atina`ya gitmiş Rum varsa, hepsi gelip bizi bağırlarına bastı. İlk maçımıza yorgun çıktık ve Panionos (Panionios) ile kapıştık. Lemi`nin attığı gol ile birinci yarıyı galip bitirmemize rağmen, maçı 4-2 kaybettik. Ancak centilmenliğimizden dolayı tribünler ayakta bizi alkışladı... İki gün sonra Panatinakos (Panantiaikos) maçına çıktık. Tribünler Türkçe olarak `yaşa` nidalarıyla inliyordu. Birinci devreyi 2-0 mağlup bitirdik. İkinci devre ilk golümüzü Sencar attı. Maçın bitimine beş dakika kala Sencar`ın kornerinde Adnan, Fazıl, Ali, Mustafa topla birlikte kaleye girdiler. Ve maç 2-2 bitti. Tabii yer yerinden oynadı. Daha sonra Olimpiyakos maçında ise, ilk golü uzaktan nefis şekilde Suat attı. Sonra Sencar ikinci golümüzü zımbaladı. Bir gol yedik ve maçın bitimine yakın, çok tartışmalı bir şekilde Yunanlıların ikinci golü geldi. Maç 2-2 bitince saha Rumca olarak `Karşıyaka` diye inliyordu... Nihayet 23 Aralık 1947günü büyük bir törenle Pire Limanı`ndan Sakız`a doğru ayrıldık...
KSK 1947 Yunanistan-Atina seyahati
KSK`nün sempatik ve acar kişiliği ile Yunanistan`ı teslim alması, bizi gururdan havalara uçurtmuştu. Yunanistan seferimizden sonra, Arap âleminde de top koşturduk. Yunanistan`a gidişimizden bir buçuk yılsonra yaptığımız gezide, Suriye`nin Halep ve Şam kentleri ile Lübnan`ın Beyrut kentinde Arap takımları ile başarılı maçlar yaptık" .
KSK Suriye-Şam, Lübnan-Beyrut seyahati
Başbakan Adnan Menderes`in KSK`nü ziyaret ettiği 1951 yılında, futbol takımı İzmir sonuncusu olmuş ve ikinci kümeye düşmekten güç bela kurtulmuştu. Bu durum sporcu ve idarecileri ateşlemiş olmalı ki, 1952`de KSK, futbol dahil tam sekiz dalda (hentbol, voleybol, basketbol, boks, yüzme, yelken ve sutopunda) İzmir şampiyonu olmuştu. O sırada KSK`nün tüm dallarda Genel Kaptanlığını yapmakta olan Tahir Türetken, Aksoy`un uzattığı mikrofona şöyle konuşmuştu: "Yirmi altı yıl sonra gelen büyük zaferler, camiayı sevince boğdu. O günleri hayal bile edemeyiz. Vapurlar salkım saçak taraftarlarla doluyor, düdükler çılgınca çalıyor ve sahile gelen taraftarları binlerce Karşıyakalı karşılayıp, bağrına basıyordu. Soğukkuyu`da, Alaybey`de, Bostanlı`da, Hacı Hüseyinler de, davullar `güm güm` çalıyor ve herkes oynayıp zıplıyordu,..".
1954 yılında spor kulüplerine, profesyonel futbol çalışmaları yapma izin verildiğinde, İzmir`den: Altay, Altınordu, Göztepe, İzmirspor, Ülküspor, Demirspor, Yün-Pamuk Mensucat (sonradan: Yeşilova), Kültürspor ve Egespor ile birlikte KSK de profesyonel olmuştu . KSK, bu takımlar arasında oynanan İzmir Profesyonel Futbol Ligi`nin son senesi olan 1957-58 sezonunda şampiyon olarak Milli Lig`e çıkmıştı . O zamanlar, "Asım Ligleri" diye bilinen turnuvalarda mücadele eden semt takımlarından kazanılmış sporcular, KSK`nün başarısında önemli bir rol oynamışlardır. Sonradan Türk Milli Takımı`na kadar yükselen bazı gençler futbola, Karşıyaka`nın: Yıldızspor, Aksoy, Şafakspor, Alaybey, Soğukkuyu Atletik, Serinkuyu, Doğanspor, Kurtuluşspor, Bostanlı, Osmanpaşa, Bayramspor, Karşıyaka Lisesi, Yıldırımspor ve Kasırga gibi semt takımlarında başlamışlardı.
1963-64 sezonunda, Kasımpaşa ile oynadığı son maçında, şike yaptığı iddiasıyla Futbol Federasyonu tarafından İkinci Lig`e düşürülen KSK, Danıştay kararıyla 1966-67 sezonunda çıktığı Milli Lig`i (yeni ismiyle: Birinci Lig) sonuncu tamamlayarak İkinci Lig`e düşmüştü. 1969-70 sezonunda, kırmızı grupta şampiyon olarak, yeniden Birinci Lig`e yükselen KSK, 1971-72 sezonunda bir kez daha ikinci lige düşecekti. Sonraki sezonda Üçüncü Lig`e düşen Yeşil-Kırmızılı takım, 1979-80 sezonunda ise Mahalli Küme`ye düşecektir. 1970`li yıllar, KSK için gerçekten çok zor geçmişti. Bazı eski yöneticilerin, 1975 Haziranı`nda yapılan bir KSK Kongresi`nden önce, yıllık 750.000 lira tutan futbol harcamalarına karşılık, stadyum gelirlerinin 60.000 lirayı geçmediğini söylemeleri, durumun vahametini ortaya koymaya yeter. Futbol Federasyonu`nun, yürümediğini düşündüğü Üçüncü Lig`i kaldırmasıyla Mahalli Küme`de hiç oynamadan İkinci Lig`e dönen KSK, 1980-81 sezonuna milyonluk transfer yaparak girdi. O sezon Göztepe`nin ardından ikinci olan KSK, dördüncü olduğu 1985-1986 sezonu hariç, şampiyon olduğu 1986-87 sezonuna kadar ikinciliğe adeta abone olmuştu.
Kulübün 75. kuruluş yıldönümüne tesadüf eden şampiyonluk, bir gazete haberinden de anlaşılacağı üzere Karşıyaka`yı bayram yerine çevirmişti: "15 yıllık bir aradan sonra Birinci Lig`e çıkan KSK`nün, dün büyük bir coşkuyla kutlanan bayramı, saat 11 `de kulüp önünden görkemli bir yürüyüşle başladı ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü. Karşıyaka`da çoluk çocuk binlerce kişilik bir kortejin, yeşil-kırmızılı bayraklar, flamalar ve Code Cengiz`in (Cengiz Kocatoros) dev bir posterini, büyük bir tezahürat eşliğinde taşımasıyla başlayan gösteriler, daha sonra Alsancak Stadı `nda, Adanaspor maçından önce tam üç saat süren muhteşem bir kutlama organizasyonuna dönüştü. 1-1 biten maçtan sonra taraftarlarının korkunç tezahüratı altında şampiyonluk turu atan yeşil-kırmızılı onbir, Teknik Direktör Tamer Kaptan`ı omuzlarda taşıdı...`.
1980`li yıllarda, KSK`nü fiziki anlamda geliştirecek (tesisleşme) girişimlerin(in) yapılıp, sporu çocuklar ve gençlere yaygınlaştırmayı hedefleyen (altyapı) adımların(ın) atıldığına tanık oluyoruz. 1981 yılında açılıp, 420 minikle çalışmalarına başlayan Karşıyaka Temel Spor Okulu, 1982 yılında 100 minik sporcuyu daha kabul etmiş olup, "yönlendirme" adı verilen ikinci döneme 160 öğrencisiyle devam etmekteydi. 1985 başında, kulübün futbol okulunun Karşıyaka Belediyesi`yle ortaklaşa düzenlediği minikler futbol turnuvasına ilgi ve katılım büyük olmuştu . KSK, tarihinde beşinci şampiyonluğuna ulaştığı 1987 Şubatı`nda kamuoyuna, Türkiye`de ilk defa bir futbol okulu kurulacağını duyurmuştu..
Bir ay sonra kulüp, semt gençliğinin eğitsel, sportif ve kültürel faaliyetlerine katkıda bulunmak amacıyla iki yıl önce kurmayı kararlaştırdığı bir sivil toplum örgütü olan Karşıyaka Spor ve Kültür Vakfı`nı yeniden ele almıştı. Karşıyaka Belediyesi ile işbirliği yapılarak kurulacak vakfın amacının, sporun her dalında yetenekli çocuk ve gençleri belirlemek sportif eğitimlerine destek sağlamak olduğu; kurucu üyelerin: Nevzat Çobanoğlu, Sedat Kahraman, Seracettin Hakyemez ve Metin Karadayı olacağı açıklanmıştı. KSK, o zamanki adıyla Birinci Lig`de kalıcı olamadı. Orta sıralarda yer bulduğu birkaç yılın ardından, 1990-91 sezonunda hızla dibe indi. Bir İzmir gazetesi, KSK`nün Türkiye liglerinde mücadele eden 230 takım arasında rekora doğru gittiği ve yeşil-kırmızıların 11 haftadan beri ne kendi sahasında, ne de yabancı sahada üç puan alamadığını yazıyordu. Teknik Direktör Tamer Kaptan`ın, "Karşıyaka kesinlikle küme düşmeyecektir. Bu gerçeği Galatasa*ray maçında bir kez daha gördüm. Futbolcularımın en büyük sıkıntısı gol atamamak değil, gol kaçırmaktan korkmak. Bu nedenle haftalardır galip gelemiyoruz" şeklindeki sözleri gidişatı değiştirmeyince, takım ikinci lige düştü. Bazı siyasetçilerin hazırladığı bir yasa önerisiyle Karşıyaka ile birlikte küme düşen: Zeytinburnu ve Adanasporun affedilerek Birinci Lig`de kalacakları söylentileri gerçeğe dönüşmedi. İkinci Lig B Grubu`nda mücadele eden KSK, Alsancak Sahası`nda 4 Mayıs 1992 günü Altmordu ile oynadığı maçı 8-2 kazanınca, matema*tiksel olarak şampiyonluğu garantilemiş, 10 Mayıs günü aynı sahada şampiyonluk turu atmıştı . 1994-95 sezonunda bir kez daha şampiyonluk sevinci yaşayan KSK, ertesi yıl yeniden küme düşmekten kurtulamadı.
KSK`nün iki kez Birinci Lig`e yükselip kalıcı olamadığı 1990`lı yıllar, 1960`lı yılların ortalarından beri ayak bağı olan maddi sıkıntıların aşılmaya çalışılmasıyla tüketilmişti. Kulüp Başkanı Önder Baysoy, 15.000`den fazla seyircinin kaçak olarak maç izlediği Galatasaray maçının ardından şunları söylemişti:
"Bizler maç hâsılatları, naklen yayınlar ve Spor-Toto, Loto gelirleriyle ayakta duruyoruz. Bunlara da engellemeler olursa sonumuz ne olacak? Biz(Gençlik ve Spor) İl Müdürü Sayın Bahri Vreskala`ya bir öneride bulunacağız. Kapılara konulacak turnikelerin maddi tutarı neyse, biz kulüp olarak payımıza düşeni öderiz . 1992 Şubatı`nda, kaynak sıkıntısını çözmek için KSK Vakfı ile birlikte çalışılacağını açıklayan kulübün mallarına, eski futbolculardan Talat Üzüm, 59.000 marklık alacağına karşılık haciz koydurmuştu.
Birinci Lig`e yükseldiği günlerde, kuracağı bir inşaat şirketi ve benzin istasyonu ile gelir sağlama planları yapan KSK`nü, SATEL/atv ile yapılan: Dört büyüklerle oynanacak maçların naklen yayımlanmasını içeren anlaşma da düze çıkaramadı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`i, 1993 Sonbaharı`nda gerçekleştirdiği bir ziyaret sırasında şeref üyesi yapan KSK, 1997 Sonbaharı`nda çareyi şirketleşmekte buldu. Kulübün Onur Kurulu Başkanı Selçuk Yaşar, bir İzmir gazetesine şunları söylüyordu: Şirketleşmenin tamamıyla yanındayım. Yeni Asır`ın Göztepe için aldığı karan alkışlıyorum. Yılbaşına kadar Karşıyaka da şirketleşecek. Bu konuda dört aydır çalışma içerisindeydim. Biz de Karşıyaka için Galatasaray modelini benimsedik...". Bu konuşmanın yapılmasından yaklaşık üç ay sonra KSK, şirketleşerek Yaşar Topluluğu`na katıldı. Başkanlığını halen Fatih Diniz`in yaptığı KSK`nün Futbol Takımı şu an, Türkcell Süper Lig`e çıkabilmek amacıyla PTT 1. liginde mücadele ediyor.
KSK: "Gerçek Bir Spor Kulübü"
Yeni Asırgazetesi, 28 Temmuz 1982 tarihli nüshasında, 1982-83 sezonunu açan KSK`nün, profesyonel futbol takımı yanında, 14 amatör şubesi ile sadece bir futbol kulübü değil, gerçek bir spor kulübü olduğunu yazmıştı. Aynı gazete, bir ay önce yayımlamaya başladığı "KSK Olayı" başlıklı bir dizi yazıda, Karşıyakalıların kulübü neden bu denli sevip sahiplendiklerini masaya yatırmıştı. Söz konusu dizinin ilk yazısında, 18 şube ve kadınlar kolu , 94`ü milli olmak üzere 1970 faal sporcu, 65 teknik adam, 117 milyon 200 bin liralık bütçe, 8 spor okulu ve gönüllü hizmetlerle birlikte spora yılda 200 milyon lira civarında katkı yapan KSK, tüm spor kulüplerine model olarak öneriliyordu. Dizinin ikinci yazısında, Türkiye`de sözde devlet desteğinde olan sporun, gerçekte politik oyunlar ve bürokrasi marifetiyle öldürülüpkösteklendiği belirtiliyor,KSK`nün başarısı şubeler uygulamasına bağlandıktan sonra,sportif gelişmenin kişisel yaratıcılıktan beslendiği, şubeler uygulamasının kulüpteki yaratıcı kişilerin sayısını artırdığı vurgulanıyordu. Yazı dizisine göre, KSK Olayı`nı yaratan bir diğer etken, "Karşıyaka!ılık ruhu" idi.Karşıyakalılar ve sonradan gelipburaya yerleşenlerce sahiplenilen kulüp, halka destekvermekten geri kalmamıştı. Karşıyaka Festivali`nin düzenlenmesi, iki okula spor salonu yapılması bu durumun kanıtıydı. Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi, akademisyenlerinden Dr. Nuri Bilgin, konuyla ilgi şunları söylemişti: "KSK Olayı, küçük bir grup hareketi(nin) kitle olayı haline getirilmesi, dolayısıyla övgüyle anılacak bir harekettir. Bir araya gelen 3-4 kişi kulüp kurabilir, ama bir kulüp faaliyetinin kitle hareketi haline gelmesi, sosyal hareketler açısından çok büyük bir başarıdır. Çünkü hareket kitleye yayılmış, tabana inmiş, katılım artmıştır. Spor aracılığıyla bütünleşme ve dayanışma sağlanmıştır. KSK Olayı`nda, sadece spora değil, toplumsal diğer faaliyetlere de örnek gösterilebilecek bir hareketle karşı karşıyayız" .
Dünyanın her yanında olduğu gibi, Karşıyaka`da da en çok ilgi duyulan spor futbol olduğundan, KSK`nün (profesyonel) futbol şubesi öne çıkmaktadır. KSK`nü gerçek bir spor kulübü yapan amatör şubelerin tamamı veyabirkaçını ayrıntılı olarak ele almaya ne yerimiz, ne de gerek var. Çünkü başta yelken ve basketbol olmak üzere, su topu, voleybol, atletizm ve tenis dalında, uluslararası ve ulusal ölçekte başarılı sporcular çıkarmış bu şubelerin her biri için, ayrı çalışma yapmaya yetecek kadar bol malzeme vardır.2012 yılında 100. yılını kutlamaya hazırlanan KSK, kendi geçmişi ve Türk Spor Tarihi içindeki yerini ortaya koyacak çalışmaların üretilmesini teşvik etmelidir.
- Katılım
- 29 Eyl 2012
- Konular
- 6,428
- Mesajlar
- 13,741
- Reaksiyon Skoru
- 502
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 340
- Yaş
- 29
- TM Yaşı
- 13 Yıl 6 Ay 24 Gün
- MmoLira
- -382
- DevLira
- 0
Paylaşımınız için teşekkürler.
- Katılım
- 25 Haz 2013
- Konular
- 4,133
- Mesajlar
- 5,522
- Online süresi
- 767s
- Reaksiyon Skoru
- 315
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 315
- TM Yaşı
- 12 Yıl 10 Ay
- MmoLira
- -566
- DevLira
- 0
Rica ederim. 
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19




