HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
9. Bölüm
Casey derin bir nefes alıp şömineye yürüdü. Kırdığı odunları aldı ve ateş yakmaya çalıştı. Lilian'ın titremesi şiddetlenirken dişleri birbirine vurup takırdamaya başlamıştı. Genç adam bir küfür savurup genç kadını kolaylıkla kucağına aldı ve yanan ateşin önüne getirdi. Kollarıyla onu sararken ısınması için kollarını ovuşturmaya başladı.
Şimdi nasıl? diye sordu Casey. İnledi Lilian, o kadar iyi gelmişti ki! Gülümseyerek adamı ödüllendirdi.
" Eh işte. " diye sokuldu biraz daha. " Şimdi de uykum geldi. "
Lilian gözlerini yummuş uykuya dalmak üzereyken kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Genç kadın gözlerini açıp etrafa bakarken şaşkındı. Casey ayaklanmış karşısında duran yaklaşık on beş askere bakakalmıştı. Armalarına bakılırsa Lilian'ın babası onu bulmuştu.
Kraliyet askerleri zırhlarla ikiliye bakıyordu. Hale krallığının Prensi Casey, Prenses Lilian'ı bulmuş ve bir kulübeye tıkılmışlardı. En önde duran asker saygı ile eğilerek Casey'e selam verdi.
" Prensim kaçağı buldunuz demek. " Lilian kocaman açılmış kara gözlerle bir askerlere bir de Casey'e bakıyordu.
" Ne? Prens mi? " gözlerine doluşan bulutlar yağmak için beklerken dudakları titremeye başladı. Geriye doğru iki büyük adım atarak Casey'den uzaklaştı. " sen kandırdın beni. "
Casey genç kadına bir adım attı. Böyle olacağını bilmeliydi! Lilian! diye inledi. Her şeye katlanabilirdi, karşısındaki kadının suçlayıcı bakışları dışında her şeye. Askerler ufak kulübeye doluşurken Lilian kapana kısılmış fare gibi hissediyordu kendini. Yutkunarak üzerine gelen askerlerden kaçmaya çalıştı fakat başarılı olamadı. Kollarından sıkıca kavranırken güçlü bir çığlık attı.
" Bırak! Bırakın beni! "
Casey müdahale edemeden tutmuşlardı genç kadını. Lilian'ın suçlayıcı bakışları ağırlık gibi çöktü üzerine. Yutkundu yavaşça.
" Sakin olun. Zarar gelsin istemiyorsanız. " Lilian çırpınmayı bıraktı ve gözlerini doğruca Casey'e dikti.
" Sana güvenmiştim! " diye fısıldadı. Ne diyecekti Casey ki. Zaten amacı belliydi. Zaman kazanıp durumu yoklayacak öylece götürecekti Lilian'ı. Derin bir iç çekerek kaşlarını çattı. Şimdi bir şey dememeliydi yolda yapacaktı yapacağını. Genç asken Lilian'ın kolunu ters bükerek ileri itti. Genç kadın acıyla inlerken Casey araya girerek askere yumruk attı. " Her ne olursa olsun o bir Prenses! Nazik davranmanızı emrediyorum! " gür sesi geceye karışırken keskin bakışları kolunu tutarak ağlayan Lilian'a kaymıştı. Ne kırılgan ve çaresiz duruyordu, bir sızı saplandı o dakika kalbine.
Kendine gelmek için bakışlarını duvara sabitledi. Baş emriyle girdiler prensesin koluna. Lilian kafasını kaldırdı ve genç adam yumruk yemiş gibi oldu. Boş bakıyordu... Bom boş...
Senden nefret ediyorum Casey. dedi ve başını eğdi usulca. Nefes alamadı bir an genç adam. Sanki odadaki tüm oksijeni çekmişlerdi. Genç kadını dışarı çıkarıp ata bindirdiler ve Casey de onlarla bindi. Ama aklında tek cümle dolanıyordu. 'Senden nefret ediyorum Casey.'
Yolculuk olması gereğinden uzun sürmüştü. Ya da Lilian için uzun geçmişti. Gecenin karanlığında ufak birlik peşi sıra ilerlerken bitkin gözleri Casey'i arıyordu. Her gözünü açıp kapayışında ya grubun en arkasında oluyor ya da en önde ilerliyordu. Gözleri kapanıp arka üstü devrilirken güçlü kollar tarafından kavrandığını hissetti. Hiç bir ağırlığı yokmuş gibi atından kavranıp başka ata bindirilmişti. Donuyordu, titriyor bir yandan da ağlıyordu. Gözleri kapanıp huzursuz uykusuna yuvarlanırken Casey buz tutan kadını ısıtmak için pelerinini etrafına sarmış sıkıca göğsüne gömmüştü. ' Üzgünüm Prenses, ' diye geçirdi içinden. ' seni kurtaracağım ama canım pahasına olsa da. '
Sarsıntılar kesilirken saraya yaklaştıklarını anladı Lilian. Kapalı gözlerini hiç açmayarak kokusundan tanıdığı Casey'e daha da sokularak iyice ufalmıştı.
'Attan atlayıp koşsam yakalanır mıyım acaba? ' düşüncesi geçti içinden.
' Aptallığına yan ahmak! Adamın mavi gözlerinde boğulacağına onu boğsaydın ya. ' iç sesi ile çetin bir kavgaya tutuşmuştu.
' Sanki gücüm yeterdi ya. '
'İ şine gelmedi sus sen, sus. ' dişlerini gıcırdatarak tısladı Lilian.
" Kapa çeneni. " Casey genç kadının mırıltılarını duyarak başını eğip kıza sokuldu.
" Ne dedin? " Lilian gözlerini açarak burnunun dibindeki adama kaşlarını çatarak baktı.
" Ha! " Casey kaşlarını çattı. Deliriyor muydu?
Kendi kendine konuşuyorsun Lilian. Neler oluyor? Lilian'ın kaşları önce yay şeklini alıp havaya kalktı. Genç kadın kaşlarını çattı ve sinirle homurdandı.
Seni öldürme isteğimi tartışıyordum kendimle. Kimseye güvenemeyeceğimi anladım da.
Nasıl? " diye sordu şaşırarak Casey.
" Ne demek o şimdi. " Lilian doğrularak adamdan nispeten uzaklaştı.
" Acaba nasıl öleceğim. Kafamı mı keserle? Yok, kesin zehir içerim ya da asar mı ki? Öf ölmek için gencim ama. " dudaklarını büzerek dalgınca ileri baktı. Önlerinde uzanan taş yolun ilerisinde tüm görkemiyle dikilen saraya gözleri kenetlendi. Casey'in kaşları her saniye çatılırken içindeki huzursuzluk büyüyordu. Bunu Lilian'a yapmayacaktı! Genç kadının kulağına eğildi.
Söz veriyorum, ölmene izin vermeyeceğim. Lilian hiddetle adamı itti ve sarsıldı. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
Aptal mısın be adam. Saraya geldik neredeyse. Sen hala neden bahsediyorsun?
Her şey bitmişti işte. Sarayın çevresini saran yıkılmaz duvarlar ürkünç bir görünüm sunuyordu. Demir kapı büyük bir gürültüyle açılırken Lilian korkuyla yutkundu. Geniş bomboş avlu korkusunu tetiklerken geriye doğru yaslandı. Muhafızlar, askerler ve hizmetliler ortalarda yoktu.
" Ben öldüm. " diye inledi korkuyla.
Casey genç kadının belini sıktı yavaşça. Ağzı kulağının hemen arkasındaydı nefesini üfleyerek mırıldandı.
Ölmeyeceksin Lilian kafandan at bunu. Lilian sinirle genç adama döndü, homurdanacağı sırada gözlerini fark etti. Ona güven verircesine parıldayan gözlerini.
Yalan söylüyorsun. dedi zorlukla. Boğazına bir yumru oturmuştu.
Yalan ya da gerçek yakında göreceksin. Casey atının yularını sıkıca kavrayarak topuklarını atın böğrüne gömdü. Gece karası at ileri doğru atılarak uzun mesafeyi kısa sürede kat etmiş geniş merdivenlerin kıyısına yanaşmıştı.
Tanrı yardımcım olsun. diye mırıldandı Lilian, Kralı karşısında sırıtırken bulduğunda.
Evine hoş geldin Prenses.
Lilian işittiği sesle sarsılırken büyük bir tiksintiyle yüzünü buruşturdu. Daldığı düşünce denizinde boğulurken belini kavrayan büyük eli hissettiğinde bir çığlık attı. Etrafta çıt çıkmıyor tüm dikkatler Kral ile yakalanan Lilian'a dikilmişti. Kral'ın gök gürültüsünü andıran sesi gergin ortamda patladı.
" Seni bulmam üç ayımı aldı ufaklık! " öfkeli sesine tezat oluşturan sakin bir görünümü vardı. Casey genç kadını attan indirdi ve ardından kendi de indi. Dik duruşunu bozmadan bir kaç dakika adamı sözdükten sonra içindeki tiksintiyi saklayarak baştan savma bir reverans yaptı.
Lilian korkuyla yerine sinerken bir yere saklanma korkusunu güç bela bastırdı. Ardından cesur maskesini takınarak çenesini gururla havaya kaldırdı. " Annemi görmek istiyorum! " diye gürledi. Ufacık bedeninden çıkan sese kendi de şaşırmış ama bozuntuya vermemişti. Kral büyük bir kibirle gözlerini kıstı.
" Rahatı yerinde fakat hasta, yorulmamalı. " sinirle dişlerini gıcırdatan Lilian elini kavrayan elle tüm dikkati dağıldı. Dalgın bakışları ilk elini kavrayan ele ardından sahibine baktı.
Casey Kral'ın gözlerine baktı ve gülümsedi. Kendinden emin ve güçlü bir gülümsemeydi bu.
Leydi Lilian'a odasına kadar eşlik edebilir miyim efendim? Kral bir an kısacacık bir an kaşlarını çatsa da gülümsedi. Gergindi ama rahatmış gibi davranıyordu. Caseyin ne yaptığını çözememişti.
Tabi ki. diye mırıldandı içine dadanan huzursuzluğu yok sayarak.
Bana olan güveninizi boşa çıkarmayacağım. başını eğerek saygılı bir selam vererek Lilian'ı peşinden sürümeye başladı.
Lilian genç adama şaşkınlıkla bakarken çekiştirilerek uzaklaştığını fark etti. Sinirle dişlerinin arasından tısladı genç adama. Ne yaptığını sanıyorsun? Bırak da bir rahat öleyim be adam. Casey gülerek baktı genç kadına. Bir an durdu ve Lilian dengesini sağlayamayıp kaslı gövdeye çarptı. Boştaki eliyle alnını ovuştururken ciddiyetle kendine bakan mavi gözlere döndü. Lilian, seni rahat bırakmıyorum! Ölmeyeceksin diyorum neden anlamıyorsun?
Sinirle homurdandı. " Bilmem farkında mısın ama adamın avucunun içindeyim. " gözünün ucuyla köşede nöbet tutan muhafıza baktı. Ardından Casey'in kolunu tutarak merdivenin kalan son basamağını da çıkarak saraya giriş yaptı. Büyük adımlarla çok iyi bildiği uzun koridoru arşınlamaya başladılar. Mutfağa açılan kapıdan içeri girerek kilere daldılar.
" Anlama özürlüsü falan mısın sen be adam! Beni öldürecek, bana yakın olduğundan seni de. " Casey ileri atılarak kadının yüzünü avucunun içine aldı. Mavi gözlerinde savaşmaktan yorulduğu büyük bir duygu vardı.
" Kaybetmemeliyim seni. diye inledi Casey. Eğilerek düşünmekten içini kemiren şeyi yaptı. Lilian'ın dudaklarından öptü. eğer Kral'a karşı durmam gerekecekse sonuna kadar yanında olacağımı bilmelisin. " Genç kadın daha fazla dayanamadı. O da adamı aynı duygularla öptü.
" Kaybetmemeliyim seni. " diye inledi Lilian. " eğer biri ölecekse bu da ben olmalıyım... " Casey'in biçimli kaşları çatıldı.
Hayır. diye inledi genç kadının ellerini kavrarken. Senin ölmene izin vermem Lilian. Lilian gözyaşlarının her zamanki gibi akmak üzere olduğunu hissetti. Kendinden nefret ediyordu ve acizliğinden de! Gözünden bir damla yaş düştü ve kavislenerek bir yol çizdi. Casey gözyaşını silerken alnını genç kadının alnına yasladı.
Senin için ölürüm Lilian ama sen, sen ölümden bahsedemezsin bile.
Lilian'ın dolgun dudaklarından bir hıçkırık yükseldi. Casey... Sana zarar gelmesine izin vermem. Teslim olacağım.
Casey derin bir nefes alıp şömineye yürüdü. Kırdığı odunları aldı ve ateş yakmaya çalıştı. Lilian'ın titremesi şiddetlenirken dişleri birbirine vurup takırdamaya başlamıştı. Genç adam bir küfür savurup genç kadını kolaylıkla kucağına aldı ve yanan ateşin önüne getirdi. Kollarıyla onu sararken ısınması için kollarını ovuşturmaya başladı.
Şimdi nasıl? diye sordu Casey. İnledi Lilian, o kadar iyi gelmişti ki! Gülümseyerek adamı ödüllendirdi.
" Eh işte. " diye sokuldu biraz daha. " Şimdi de uykum geldi. "
Lilian gözlerini yummuş uykuya dalmak üzereyken kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Genç kadın gözlerini açıp etrafa bakarken şaşkındı. Casey ayaklanmış karşısında duran yaklaşık on beş askere bakakalmıştı. Armalarına bakılırsa Lilian'ın babası onu bulmuştu.
Kraliyet askerleri zırhlarla ikiliye bakıyordu. Hale krallığının Prensi Casey, Prenses Lilian'ı bulmuş ve bir kulübeye tıkılmışlardı. En önde duran asker saygı ile eğilerek Casey'e selam verdi.
" Prensim kaçağı buldunuz demek. " Lilian kocaman açılmış kara gözlerle bir askerlere bir de Casey'e bakıyordu.
" Ne? Prens mi? " gözlerine doluşan bulutlar yağmak için beklerken dudakları titremeye başladı. Geriye doğru iki büyük adım atarak Casey'den uzaklaştı. " sen kandırdın beni. "
Casey genç kadına bir adım attı. Böyle olacağını bilmeliydi! Lilian! diye inledi. Her şeye katlanabilirdi, karşısındaki kadının suçlayıcı bakışları dışında her şeye. Askerler ufak kulübeye doluşurken Lilian kapana kısılmış fare gibi hissediyordu kendini. Yutkunarak üzerine gelen askerlerden kaçmaya çalıştı fakat başarılı olamadı. Kollarından sıkıca kavranırken güçlü bir çığlık attı.
" Bırak! Bırakın beni! "
Casey müdahale edemeden tutmuşlardı genç kadını. Lilian'ın suçlayıcı bakışları ağırlık gibi çöktü üzerine. Yutkundu yavaşça.
" Sakin olun. Zarar gelsin istemiyorsanız. " Lilian çırpınmayı bıraktı ve gözlerini doğruca Casey'e dikti.
" Sana güvenmiştim! " diye fısıldadı. Ne diyecekti Casey ki. Zaten amacı belliydi. Zaman kazanıp durumu yoklayacak öylece götürecekti Lilian'ı. Derin bir iç çekerek kaşlarını çattı. Şimdi bir şey dememeliydi yolda yapacaktı yapacağını. Genç asken Lilian'ın kolunu ters bükerek ileri itti. Genç kadın acıyla inlerken Casey araya girerek askere yumruk attı. " Her ne olursa olsun o bir Prenses! Nazik davranmanızı emrediyorum! " gür sesi geceye karışırken keskin bakışları kolunu tutarak ağlayan Lilian'a kaymıştı. Ne kırılgan ve çaresiz duruyordu, bir sızı saplandı o dakika kalbine.
Kendine gelmek için bakışlarını duvara sabitledi. Baş emriyle girdiler prensesin koluna. Lilian kafasını kaldırdı ve genç adam yumruk yemiş gibi oldu. Boş bakıyordu... Bom boş...
Senden nefret ediyorum Casey. dedi ve başını eğdi usulca. Nefes alamadı bir an genç adam. Sanki odadaki tüm oksijeni çekmişlerdi. Genç kadını dışarı çıkarıp ata bindirdiler ve Casey de onlarla bindi. Ama aklında tek cümle dolanıyordu. 'Senden nefret ediyorum Casey.'
Yolculuk olması gereğinden uzun sürmüştü. Ya da Lilian için uzun geçmişti. Gecenin karanlığında ufak birlik peşi sıra ilerlerken bitkin gözleri Casey'i arıyordu. Her gözünü açıp kapayışında ya grubun en arkasında oluyor ya da en önde ilerliyordu. Gözleri kapanıp arka üstü devrilirken güçlü kollar tarafından kavrandığını hissetti. Hiç bir ağırlığı yokmuş gibi atından kavranıp başka ata bindirilmişti. Donuyordu, titriyor bir yandan da ağlıyordu. Gözleri kapanıp huzursuz uykusuna yuvarlanırken Casey buz tutan kadını ısıtmak için pelerinini etrafına sarmış sıkıca göğsüne gömmüştü. ' Üzgünüm Prenses, ' diye geçirdi içinden. ' seni kurtaracağım ama canım pahasına olsa da. '
Sarsıntılar kesilirken saraya yaklaştıklarını anladı Lilian. Kapalı gözlerini hiç açmayarak kokusundan tanıdığı Casey'e daha da sokularak iyice ufalmıştı.
'Attan atlayıp koşsam yakalanır mıyım acaba? ' düşüncesi geçti içinden.
' Aptallığına yan ahmak! Adamın mavi gözlerinde boğulacağına onu boğsaydın ya. ' iç sesi ile çetin bir kavgaya tutuşmuştu.
' Sanki gücüm yeterdi ya. '
'İ şine gelmedi sus sen, sus. ' dişlerini gıcırdatarak tısladı Lilian.
" Kapa çeneni. " Casey genç kadının mırıltılarını duyarak başını eğip kıza sokuldu.
" Ne dedin? " Lilian gözlerini açarak burnunun dibindeki adama kaşlarını çatarak baktı.
" Ha! " Casey kaşlarını çattı. Deliriyor muydu?
Kendi kendine konuşuyorsun Lilian. Neler oluyor? Lilian'ın kaşları önce yay şeklini alıp havaya kalktı. Genç kadın kaşlarını çattı ve sinirle homurdandı.
Seni öldürme isteğimi tartışıyordum kendimle. Kimseye güvenemeyeceğimi anladım da.
Nasıl? " diye sordu şaşırarak Casey.
" Ne demek o şimdi. " Lilian doğrularak adamdan nispeten uzaklaştı.
" Acaba nasıl öleceğim. Kafamı mı keserle? Yok, kesin zehir içerim ya da asar mı ki? Öf ölmek için gencim ama. " dudaklarını büzerek dalgınca ileri baktı. Önlerinde uzanan taş yolun ilerisinde tüm görkemiyle dikilen saraya gözleri kenetlendi. Casey'in kaşları her saniye çatılırken içindeki huzursuzluk büyüyordu. Bunu Lilian'a yapmayacaktı! Genç kadının kulağına eğildi.
Söz veriyorum, ölmene izin vermeyeceğim. Lilian hiddetle adamı itti ve sarsıldı. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
Aptal mısın be adam. Saraya geldik neredeyse. Sen hala neden bahsediyorsun?
Her şey bitmişti işte. Sarayın çevresini saran yıkılmaz duvarlar ürkünç bir görünüm sunuyordu. Demir kapı büyük bir gürültüyle açılırken Lilian korkuyla yutkundu. Geniş bomboş avlu korkusunu tetiklerken geriye doğru yaslandı. Muhafızlar, askerler ve hizmetliler ortalarda yoktu.
" Ben öldüm. " diye inledi korkuyla.
Casey genç kadının belini sıktı yavaşça. Ağzı kulağının hemen arkasındaydı nefesini üfleyerek mırıldandı.
Ölmeyeceksin Lilian kafandan at bunu. Lilian sinirle genç adama döndü, homurdanacağı sırada gözlerini fark etti. Ona güven verircesine parıldayan gözlerini.
Yalan söylüyorsun. dedi zorlukla. Boğazına bir yumru oturmuştu.
Yalan ya da gerçek yakında göreceksin. Casey atının yularını sıkıca kavrayarak topuklarını atın böğrüne gömdü. Gece karası at ileri doğru atılarak uzun mesafeyi kısa sürede kat etmiş geniş merdivenlerin kıyısına yanaşmıştı.
Tanrı yardımcım olsun. diye mırıldandı Lilian, Kralı karşısında sırıtırken bulduğunda.
Evine hoş geldin Prenses.
Lilian işittiği sesle sarsılırken büyük bir tiksintiyle yüzünü buruşturdu. Daldığı düşünce denizinde boğulurken belini kavrayan büyük eli hissettiğinde bir çığlık attı. Etrafta çıt çıkmıyor tüm dikkatler Kral ile yakalanan Lilian'a dikilmişti. Kral'ın gök gürültüsünü andıran sesi gergin ortamda patladı.
" Seni bulmam üç ayımı aldı ufaklık! " öfkeli sesine tezat oluşturan sakin bir görünümü vardı. Casey genç kadını attan indirdi ve ardından kendi de indi. Dik duruşunu bozmadan bir kaç dakika adamı sözdükten sonra içindeki tiksintiyi saklayarak baştan savma bir reverans yaptı.
Lilian korkuyla yerine sinerken bir yere saklanma korkusunu güç bela bastırdı. Ardından cesur maskesini takınarak çenesini gururla havaya kaldırdı. " Annemi görmek istiyorum! " diye gürledi. Ufacık bedeninden çıkan sese kendi de şaşırmış ama bozuntuya vermemişti. Kral büyük bir kibirle gözlerini kıstı.
" Rahatı yerinde fakat hasta, yorulmamalı. " sinirle dişlerini gıcırdatan Lilian elini kavrayan elle tüm dikkati dağıldı. Dalgın bakışları ilk elini kavrayan ele ardından sahibine baktı.
Casey Kral'ın gözlerine baktı ve gülümsedi. Kendinden emin ve güçlü bir gülümsemeydi bu.
Leydi Lilian'a odasına kadar eşlik edebilir miyim efendim? Kral bir an kısacacık bir an kaşlarını çatsa da gülümsedi. Gergindi ama rahatmış gibi davranıyordu. Caseyin ne yaptığını çözememişti.
Tabi ki. diye mırıldandı içine dadanan huzursuzluğu yok sayarak.
Bana olan güveninizi boşa çıkarmayacağım. başını eğerek saygılı bir selam vererek Lilian'ı peşinden sürümeye başladı.
Lilian genç adama şaşkınlıkla bakarken çekiştirilerek uzaklaştığını fark etti. Sinirle dişlerinin arasından tısladı genç adama. Ne yaptığını sanıyorsun? Bırak da bir rahat öleyim be adam. Casey gülerek baktı genç kadına. Bir an durdu ve Lilian dengesini sağlayamayıp kaslı gövdeye çarptı. Boştaki eliyle alnını ovuştururken ciddiyetle kendine bakan mavi gözlere döndü. Lilian, seni rahat bırakmıyorum! Ölmeyeceksin diyorum neden anlamıyorsun?
Sinirle homurdandı. " Bilmem farkında mısın ama adamın avucunun içindeyim. " gözünün ucuyla köşede nöbet tutan muhafıza baktı. Ardından Casey'in kolunu tutarak merdivenin kalan son basamağını da çıkarak saraya giriş yaptı. Büyük adımlarla çok iyi bildiği uzun koridoru arşınlamaya başladılar. Mutfağa açılan kapıdan içeri girerek kilere daldılar.
" Anlama özürlüsü falan mısın sen be adam! Beni öldürecek, bana yakın olduğundan seni de. " Casey ileri atılarak kadının yüzünü avucunun içine aldı. Mavi gözlerinde savaşmaktan yorulduğu büyük bir duygu vardı.
" Kaybetmemeliyim seni. diye inledi Casey. Eğilerek düşünmekten içini kemiren şeyi yaptı. Lilian'ın dudaklarından öptü. eğer Kral'a karşı durmam gerekecekse sonuna kadar yanında olacağımı bilmelisin. " Genç kadın daha fazla dayanamadı. O da adamı aynı duygularla öptü.
" Kaybetmemeliyim seni. " diye inledi Lilian. " eğer biri ölecekse bu da ben olmalıyım... " Casey'in biçimli kaşları çatıldı.
Hayır. diye inledi genç kadının ellerini kavrarken. Senin ölmene izin vermem Lilian. Lilian gözyaşlarının her zamanki gibi akmak üzere olduğunu hissetti. Kendinden nefret ediyordu ve acizliğinden de! Gözünden bir damla yaş düştü ve kavislenerek bir yol çizdi. Casey gözyaşını silerken alnını genç kadının alnına yasladı.
Senin için ölürüm Lilian ama sen, sen ölümden bahsedemezsin bile.
Lilian'ın dolgun dudaklarından bir hıçkırık yükseldi. Casey... Sana zarar gelmesine izin vermem. Teslim olacağım.
