- Katılım
- 7 Ağu 2012
- Konular
- 7,451
- Mesajlar
- 16,354
- Reaksiyon Skoru
- 627
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 385
- TM Yaşı
- 13 Yıl 8 Ay 18 Gün
- MmoLira
- -82
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Bilgiler
- İlçe nüfusu: 38.378
- Şehir nüfusu: 20.428
- Köy ve belde nüfusu: 17.950
- Yüzölçümü: 1.187 km²
- Rakım: 720 metre
Genel bilgiler
- Ülke: Türkiye
- İl: Çorum
- Posta kodu: 19400
- Alan kodu: 0364
- Plaka: 19
Osmanlı dönemi Kanuni sonrası batılı kaynaklarında özellikle Fransız kaynaklarında adı Esculape (Eskülap) olarak da anılmıştır.
Tarihi olarak İskilip sözcüğü ilk kez Sümer destanlarından olan Gılgamış Destanında "ikila-bi" biçiminde yer almaktadır.
Tarihçe
İskilip'te gelişen uygarlığı kavrayabilmek için özelde şu maddelerin genel insan uygarlık tarihinde yerini iyice görmek gerekir; tuz, sirke, şarap, pekmez. Tuz, Roma uygarlığının adına yollar inşa ettiği bir vazgeçilmez uygarlık maddesidir. Adına savaşların yapıldığı, askerlerin maaşlarının tuzla ödendiği, devletlerin gelir için tuzdan vergi aldığını görmek bir vakıadır. İskilip bağlamında Roma'ya bakarsak sırf bu nedenle Pontlarla savaşıp onların yerine kendileri İskilip coğrafyasına egemen olmuşlar ve yollar yapıp bu yollara Mil Taşları dikmişlerdir.Burada bahsi geçen "TUZ" İskilip'te yalnızca Yerliköy'de ve Çukurköy'de (İki komşu köy) bulunmaktadır. Yerli Köy'de bulunan tuz işletmesinin geçmişini kimse bilmemektedir. Buradan anlaşıldığına göre Yerliköy Romalılar döneminden beri bir yerleşim yeridir. Nitekim köyün kuzey kesiminde "Ören Yeri" diye bir yer vardır. Burada bina temel izlerine rastlanmaktadır. Ayrıca köyün karşısında Yamaç denilen bir tepede çok sayıda bina temeli vardır. Şu anda bina izleri rahatlıkla gözlemlenebilmektedir. Burada bir uçtan bir ucu 3 km olan büyükçe bir şehir bulunduğu bilinmektedir. Belki de Ören Yeri'ndeki yerleşimle Yamaç'taki yerleşim birleşik, tek bir yerleşimdi. Yamaçta son zamanlara kadar kullanılan, Acı Kuyu denilen bir kuyu da (Sarnıç) vardı. Saray Burun denilen yerde bu şehrin yöneticilerine ait bir saray olduğu söylenmektedir. Tam buradan geçen Tekke Çayı'nın oyduğu çay yatağında harman tuğlasıyla örülmüş duvar kalıntıları vardır. Köyün güneyinde bulunan ve önceleri bağlık olan arazide, İskilip-Çukurköy-mezarlık istikametinden gelip, "Muggatin Bağı" nın oradan geçip Saray Buruna (Batı yönüne) doğru giden taş döşeli bir de yol vardır. Bu yolun İpek Yolu olduğu da söylenmektedir. Yukarıda İskilip tarihinde bahsi geçen yol (veya yollardan biri) bu yol olamaz mı?
Bakır çağında İskilip'te bakır izabe ocağı (dökümhane) olduğu bilinmektedir. Günümüzde elde edilen bulgu ve belgeler bağlamında Hatti döneminin kayıp olduğu sanılan İskila kenti olduğu kabul edilir.
Yazılı kaynaklar bağlamında İskilip; Paflagonlar'ın son kralının krallık merkezi, Galatlar'ın ise Ankara'dan sonraki ikinci krallık merkezidir.
Müslüman Türkler
1074 - İskilip'in Bizans İmparatorluğu'nun elinden Müslüman Türklerce alınması.
1075 - İskilip'in Bizans'tan alındığı yıl yaşanan Danişmend depremi
1080 - Müslüman Türklerin (Danişmentliler Beyliği'nin) yöreye kalıcı olarak yerleşmeleri
1097 - 1101 - Haçlı ordusunun saldırısı
1109 - Danişmendlilerin yöreye tamamen egemen olmaları
1175 İskilip, Anadolu Selçukluları'nın yönetim alanına girdi.
1240 - Cece oğullarınca Ulu camii yapılır.
1240 - Babai ayaklanması
1240+ - Ceceli Aşireti Cece oğullarından Yahya Beyin idaresinde kalan İskilip, Babai ayaklanmalarından uzun süre olumsuz etkilenmez. Sonra Nurettin Cece aşiret beyi olur ve sonrasında Kırşehir Emiri.
1258 - Alibey Mahallesinde Hacebey (Cece Bey) tarafından adıyla anılan kütüphane kuruldu. Bu kütüphane yazılı tarihte İskilip'te belgelenen ilk kütüphanedir.
1272 - İskilipli olan Kırşehir Emiri Cece Nureddin (Nurettin Cece) İskilip'e vakıf olarak medrese, camii ve hamam yaptırdığına dair vakfiyenamesini kaleme alır. İskilip Kütüphanesinin yazılı tarih içinde ikinci kaynağı da bu vakfiyede yer alan medrese kitaplığına dayanır.
1300 - İskilip merkezli olarak bölge Germiyanoğullarının idaresine girdi.
1344 - İskilip'in batısında yer alan dağlık alanlar sınır olmak üzere bölge Eretna Beyliği'ne dahil oldu.
1381 - Kadı Burhanettin Devletine dahil oldu.
1392 - Temmuz ayında Osmanlı Devleti bölgeyi almak istemiş ancak Kırkdilim'de (Çorum - Osmancık arasında yer alan bir geçit) Kadı Burhanettin ile yapılan savaşta Şehzade Ertuğrul öldürülerek Osmanlı Devleti yenildi.
Osmanlı dönemi
1416 - İskilip, Çelebi Mehmed tarafından Osmanlı Devletine kalıcı olarak dahil oldu.
1435 - Akkoyunlu Kara Yülük Osman Beyin iki oğlu Osmanlıya sığınarak önce Mecitözü şimdiki Elvançelebi beldesindeki Elvan Çelebi Dergahına gelirler bunu haber alan devrin padişahı II. Murad, Hasan ve Üveys adlı bu iki kardeşe ve ailelerine İskilipi Tımar olarak verir.
1436 - Yörgüç Paşa; İskilip'e Amasya'da kurulu vakfına irad/gelir edilmek üzere hamam yaptırdı. vakfiye tarihi
1476 - Tabakhane mahallesinde Şeyh Habib tarafından adıyla anılan kütüphane, camii ve medrese kuruldu.
1480 - Meydan Mahallesinde Ebusuud adıyla bilinen kütüphane kuruldu. Asıl kurucusu Şeyh Yavsi ya da onun babası olmalıdır.
1512 - I. Selim'in tahta çıkışı esnasında Çorum yöresinde Alevi kalkışması.
1543 -Yörede deprem olmuş ancak Çorum'da yıkılan 30 kadar ev dışında bilgi yoktur.
1559 - Çorum'da Gülabibey Camisininde yıkıldığı bilinen büyük bir deprem olmuştur.
1560 - İskilip ve Çorum yöresinde medrese talebelerinin kalkışması
1579 Çorum merkezli zarar verici bir deprem olmuştur.
1582 - Yeşilırmak yöresinde yoğunlaşan ayaklanmaların sonucunda güpegündüz İskilip'in silahlı ayaklanmacılarca basılması.
1601 - 1610 - Büyük Kaçgunluk Devri devlet erkinin yörede tümden ortadan kalktığı bu dönemde; İskilip, Merzifon, Osmancık ve Gümüş yerleşimlerine Süleyman, Kara Ahmet ve Musa adındaki kişilerin önderliğinde suhte ve leventlerin baskınlar yaparak insanların mallarını ve erkek çocuklarını kaçırmışlardır. İskilip ovalarında yaşanılamaz olmuş ve boşalmıştır.
1729 - Çorum'da kuşluk vaktinde deprem oldu. Aynı gün altı kere deprem oldu, bir aydan fazla devam etti, İskilip'in bütün evleri harap oldu.
1730 - Dedesli ovasında yer alan Türkmenlerin yöreye ilk kez yerleşmek üzere gelmeleri.
1735 - Ekizoğlu Mahallesinde Hacı Mustafa Efendi tarafından Hocazade adıyla anılan kütüphane kuruldu.
1793 - Deprem olmuş ancak yıkım etkisi dışında bilgi yoktur.
1800 - Büyük bir deprem olmuş ve artçı sarsıntılar uzun süreli olduğu için halkın çoğunluğunun Mısır başta olmak üzere değişik yerlere göçtüğü kayıtlara girmiştir. Bu göç ile ayrılanların Mısıra ulaşıp ulaşmadıkları bilinmemektedir.
1818 - Hacıpiri Mahallesinde Terzi Bekir tarafından adıyla anılan kütüphane kuruldu
1824 - Deprem oldu ve halk uzun süre çadırlarda kalmıştır. Depremde Ulu Cami'de büyük bir zarar görmüştür.
1828 - İskilip içme suyunun bilinen önemli temellerinden olan Hacı Ali çeşmelerinin vakıf olarak kurulması.
1841 - Çarşı da Camii Kebir (Ulu Camii) kütüphanesi Serbestzade tarafından kuruldu.
1866 - İskilip, Amasya Sancağından alınarak Çankırı Sancağına kaza olarak bağlanarak Kastamonu vilayetine dahil edildi.
1866 - Rus Çarlığı tarafından Kafkasyadan sürgün edilen Çerkezlerin bir kısmı İskilip'e geldi.
1872 - İskilip belediye teşkilatı kuruldu.
1875 - İskilip, Kastamonu vilayetine bağlı.
1879 - İskilip ve Sungurlu'da Rüşdiye okulları açıldı.
1890 - İskilip, Amasya sancağına kaza olarak bağlandı.
1894 - ÇORUM, Ankara vilayetine bağlı olarak yeniden sancak merkezi yapıldı ve İskilip, Osmancık ile Sungurlu kazaları 7-8 Hasan Paşa'nın yerinde bir kararı ile ÇORUM Sancağına bağlandı.
1908 - İskilip merkezli büyük yıkıma yol açan deprem; bu depremde İmad ismi verilen mahalle yerleşmesi tümüyle yıkıldı.
1914 - ÇORUM, yeni ve yerinde bir padişah salnamesi ile nüfusu ve gelişmişliği nedeniyle Ankara'ya bağlı sancak merkezi olur ve İskilip, Osmancık, Sungurlu, Mecitözü ile Alaca'da Çorum'a bağlı kılındı.
1918 - Türkocağı kuruldu.
Cumhuriyet dönemi
1924 İskilipe ait olan çok büyük bir alan yapılan Cumhuriyetin ilk iller idaresi düzenlemesi ile Ankara (Ankara + Kırıkkale), Çankırı ve Kastamonu arasında dağıtıldı.
1924 - İskilip Halk Kütüphanesi Cece Bey mescidi yanında ilk düzenli yerinde açılır.
1925 - İskilip'te telefon şebekesinin yapımına başlandı.
1925 - Yazılı tarih boyunca Kızılırmak üzerinde bilinen İskilip - Çorum arası ilk köprü ahşap olarak kullanıma açıldı.
1925 - Cumhuriyetin ilk eğitim kurumları olan Azmi Milli ve Misakı Milli ilkokulları eğitime girdi.
1925 İskilip Muallimler Birliği kuruldu.
1926 1 Nisan, Kurtuluş Yolu isminde İskilip için 15 günlük bir dergi yayına başladı.
1927 - 8 Şubat, Sakarya Zaferi İlk Erkek Mektebi öğretime başladı.
1928 - 1 Haziran;Kurtuluş Yolu dergisi 42. ve son sayısını yayımladı.
1929 - İskilip Kızılören köyü bucak yapıldı.
1933 - İskilip ortaokulu eğitime başladı, 1967 yılında lise bölümü açılana kadar ortaokul düzeyinde eğitim verdi.
1940 - Meteoroloji istasyonu kurularak düzenli ölçüm ve gözlemlere başlandı.
1940 - Ulusal ve uluslarası markaları olan KAVSAN Ayakkabı üretime başladı.
1942 - 21 Kasım saat 16.01'de deprem oldu bu depremde 2 kişi öldü ve 150 ev yıkıldı.
1943 - 27 Kasım Cumartesi gecesi saat 0122' de meydana gelen Çorum merkezli depreme bağlı olarak İskilipte 85 kişi öldü, 156 ev zarar görmüş 867 evde tamamen yıkılmıştır.
1945 - İskilip ilçesine tümü bağlı Dedesli Ovası köylerinin ırmağın doğu yakasında kalanlarının tümü Çorum merkez ilçeye dönemin valisinin yöre halkının taleblerini dikkate alması sonucu ÇORUM iline bağlandı ve halkın ulaşım sorunu çözüldü..
1947 - İskilip isimli bir dergi Çorum Vilayet Matbbasında basılarak yayımlandı.
1950 - İskilip'te kapalı alanda ilk sinema açıldı.
1951 - İskilipten Sesler isimli bir kitap Ankara'da basılarak yayımlandı.
1951 - 28 Ağustos öğle sonu büyük sel felaketi. Meydan Mahalle köprüsü de dahil olmak üzere 11 adet köprü yıkıldı.
1953 - İskilip ekonomisinin önemli kuruluşlarından olan Ganik Şekerleme, Meydan Çayı kenarında üretime başladı.
1954 - Kızılören ismi eteğinde kurulu bulunduğu dağın adı olan Urlu Dağ ismi ile değiştirilerek Uğurludağ oldu.
1956 - Bayat bucağında belediye teşkilatı kuruldu.
1958 - 1 Nisan, İskilip'in nahiyesi olan Alagöz, Bayat adı ile ilçe olarak Çorum iline dahil oldu.
1958 - İskilip Tapulama Müdürlüğü kuruldu ve İskilip dışında Çorum, Osmancık ve Bayat olmak üzere üç bölge de bu müdürlüğün görev ve yetki alanına veriğldi.
1959 - Büyük sel felaketi 8 kişi selde hayatını kaybetti.
1959 - Ankara'da İskilipliler Yardımlaşma Derneği kuruldu.
1964 - Karaviran (Karabörk Divanı) köyü adı Karaören olarak ismi değiştirilerek bucak yapıldı
1965 - Karaören bucağında belediye teşkilatı kuruldu.
1967 - İskilip Ortaokuluna yeni bina yapılarak lise eğitimine de başlandı.
1969 - Toplumbilimci Iris Kapil, ABD Winsconsin Üniversitesinden İskilipe toplumbilim alan araştırması için geldi. Bu alan araştırması 1969, 1970 ve 1971 yıllarında İskilip ve Ankarada sürdü ve sonuçları 1972de kitap olarak yayımlandı.
1969 - Meydan ve Akçay derelerinin su toplama havzalarında ağaçlandırma ve teraslama çalışmaları başladı.
1969 - Uğurludağ belediye teşkilatı kuruldu
1970 - Bizim İskilip isimli gazete Adnan Babuççu ve Ahmet Ertekin tarafından yayınlanmaya başlandı (3 yıl, 59 sayı)
1970 - İskilipin Kızılören kasabası ve Karaören bucağında ortaokul açıldı.
1970 - Endüstri Meslek Lisesi Hacıkarani'de halen kullanımda olan yerleşkesinde eğitime başladı.
1972 - 26 Ağustos saat 15.30; büyük sel felaketi. Meydan ve Akçay kenarında bulunan tüm evler zarar gördü Hanönü köprüsü yıkıldı. Felaketin gündüz olması can kaybını engellemiş ve sel sonrası dere yatakları ıslah edildiği gibi özellikle Kireçderesi ağaçlandırma kapsamına alınmıştır.
1972 - Çocuk Kütüphanesi, Halk Kütüphanesi bünyesinde hizmete başladı.
1975 - İskilip tarihinde ilk kez çok katlı betonarme yapı iş adamı Kemal Çarkacı tarafından yapılarak, kentin betonarme yapılar ile tanışması. (Kütüphane binasının arkasında yer alan beş katlı apartman)
1975 - Kemal Beşikçi tarafından Vurgu isimli gazete yayımlandı. (2 sayı)
1977 - İskilip'te ilk kez TRT yansıtıcısı Bülent Ecevit'in Başbakanlığı sırasında İsmail Cem'in TRT Genel Müdürlüğü döneminde kurularak televizyon yayınları izlenmeye başladı.
1977 - İmam Hatip Lisesi eğitime kasaplar halinde bulunan eski adliye binasının üst katında eğitime başladı.
1977 - Kız Meslek Lisesi, Akşam Kız Sanat Okulunun bir bölümünde olmak üzere eğitime başladı.
1984 - Ali Kemal Genç tarafından İskilip isimli ve üç sayı çıkan gazete yayımlandı.
1987 - İskilip Halk Kütüphanesi yeni hizmet binasına taşındı.
1987 - İskilip'in Sesi Gazetesi A3 boyutunda olmak üzere yayın hayatına başladı.
1987 - İskilip'in bucağı olan Uğurludağ ilçe olarak Çorum iline dahil oldu.
1988 - Yeşil Belde İskilip ismiyle haftalık gazete Belediye Haber Bülteni biçiminde 39 sayı olarak yayımlandı.
1990 - İSKUN yem fabrikası açıldı sonradan adı Yurtben Yem Fabrikası olmuştur.
1990 - 9 Mayıs, İskilip'in kasabası olan Karaören adı değiştirilip Oğuzlar adıyla ilçe olarak Çorum iline dahil oldu.
1990 - Sağlık Meslek Lisesi devlet hastanesinin ilk binasında eğitime başladı.
1991 - 21 Ocak, İSKEV; 1959 yılında kurulan İskilipliler Yardımlaşma Derneğinin devamı olarak Ankara merkezli İskilip Kültür ve Eğitim Vakfı (İSKEV) kuruldu,
1991 - Erenler Un Fabrikası kuruldu.
1994 - İskilip Belediye Haber Bülteni yayımlanmaya başlandı.
1995 - Murat Köşger tarafından İskilip Haber gazetesi yayımlanmaya başlandı ve 7 sayı çıktı.
1994 - İskilip'te Sanayi sitesinde Mahir Göl tarafından yönetilen yol genişletme çalışması sırasında Dinozor fosili bulundu.
1996 - 5.6 ve 5.4 şiddetinde peşpeşe iki deprem oldu, can kaybı olmadı.
1997 - 23 - 25 Mayıs, Türk Kültüründe İz Bırakan İskilipli Âlimler ismiyle bilim insanlarının makale sunum ve bildirileri ile katıldığı iki günlük büyük bir çalıştay yapıldı.
1998 Kaymakampınarı ile Baraj mevkisi arasında küyüntü (heyelan) oldu ve küyünüme bağlı olarak 1.5 km uzunluğu olan bir büğet gölü oluştu.
2009 Türkiyenin ilk Bedri Rahmi Eyüboğlu müzesi İskilip'te açıldı.
Genel tarihi
Hatti - Hitit dönemi Bölgeye yerleşimin Hititlerin Anadoluya gelmesine (M.Ö. 3000) uzandığı çeşitli kaynaklarda yer almakta olup erken dönem Hatti uygarlığının İskila kent yerleşme alanı olduğu düşünülür. Başkent Hattuşaya iki saat yakınlıkta olması bu tahmini güçlendirmektedir.
Yivlik Kayası'ı üzerinde yer alan geometrik figür ve yivlerin bu dönemlerden kalma olabileceği iddia edilmektedir. Yine bu dönemde öne çıkan erken dönem yerleşim alanlarından Roma'lıların verdiği adla Itlus, Osmanlı'nın verdiği adla İmad - Direklibel'de tam olarak Yivlik kayası eteğinden çıkan bir akarsu yatağının oluşturduğu derenin Taybı Ovası'na karıştığı yere kurulmuştu. Elimizde olan bilgilere göre burası 15. ve 16. yüzyıla kadar önemli bir İskilip banliyösüydü. Ebussuud burada doğmuştu. Terkediliş tarihi kesin olmamakla birlikte 1509, 1514 ve 1543 yıllarında bu bölgede Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olan büyük depremlerin birinde tümüyle yıkılmış olabileceğidir. Bunu destekleyen veride Ebussuud'un babası adına yaptırdığı mektep ve caminin yerinin İmad'da (günümüz adı Bağözü) olmayıp Meydan Mahallesine yapılmış olmasıdır.
Frigler, Paflagonlar dönemi
İskilipin tarihi geçmişi yazılı kaynaklar bakımından M.Ö.700e Paphlagonya devletine dayandırılmakla birlikte günümüzde tam olarak çözümlenememiş bir Hatti uygarlığınında merkezi olduğu kabul edilir. Ancak bölgeye yerleşimin Hititlerin Anadoluya gelmesine (M.Ö. 3000) uzandığı çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Hattuşaya iki saat yakınlıkta olması bu tahmini güçlendirmektedir. İlçede yaşadığı, bıraktıkları kalıntılarla resmen ispatlanan en eski millet Paphlogonlardır. Paphlagonlar Anadoluya M.Ö.1000den sonra gelmiş, Hitit imparatorluğunun yıkılışından sonra bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmışlardır. Paflagonya - Demir Atlılar Ülkesi; Kastamonu, Çankırı, Amasya, Samsun hattına hakim olmuş ve bu dönemde Andrapa adıyla anılmıştır.
Eski çağda İskilip, Paflagonya adı verilen bir bölgenin ismi olarak M.Ö. 900-700'lerde anılmaya ve tanınmaya başladı, Homeros'un İlyada destanında ilk defa anılan ve eski Yunanca'da "Askilepiyon - Sağlık Tanrısı" ismiyle de antik çağda önemli bir yer olarak bilinen İskilip; ünlü gezginlerden Herodot ve Skymonos'un da ziyaret ettiği bir bölge olarak bilinir. Yine bu bölgenin eski haritalardaki sınırları kuzeyde Karadeniz, güneyde Aydos dağları, doğuda Kızılırmak ile Kızılrmak vadisinin doğu yamaçları ve batıda da Bartın Çayı ile sınırlanmıştır'".
Paflagonya'nın coğrafi alanında, Karadeniz'e dökülen akarsuları takip eden benzer ve başka antik yerleşme yerleri de bulunmaktadır. Eski Yunan'dan Bizanslılar'a kadar uzanan tarihi dönem içerisinde büyük ticaret yollarının Karadenize ulaşmak için İskilip bölgesinden havalisinden geçmesi, geçerkende dört yol kavşağı olarak bilinen Sinop ve Alaca'nın arasındaki Boyabat ve İskilip'ten geçen önemli bir yol güzergahı üzerinde bulunduğu aşikardır.
M.S 2.yüzyılın sonlarında bölge Pont (Pontus) hakimiyetine girmiş, ancak bu egemenlik uzun sürmemiştir. Paflagonya prenslerinin yardım talebi üzerine Roma 72.Lüks Ordusunu göndererek bölgeyi Pontlardan geri almıştır. Daha sonra bölgeyi esas sahipleriolan Paflagonlara geri vermemiş kendi topraklarına katmıştır. Roma döneminde İskilip önemini korumuş Justinian tarafından Helenepontus eyaletine katılmış ve eyaletin üç önemli yerleşimden biri olmuş, Andrapa ve Neoclaudiopolis adlarıyla anılmıştır. O dönemin en önemli ticaret yollarından biri olan Ankyra-Gangra yolunun önemli bir durağı olup; bu yol 2.Trajan tarafından yaptırılmıştır. İskilip ile birlikte Amasya ve Kalecik'ten de geçmektedir.
Roma ve Bizans dönemi
Roma döneminde de İskilip, jeostratejik ve jeoekonomik önemini korumuş, Roma döneminin de seçkin yerleşim birimlerinden biri olarak bu medeniyet ile de kültür alışverişinde bulunarak 1000 yıla yakın ev sahipliği yapmıştır. İskilipte Roma dönemine ait üç eser dikkati çekmektedir. Dördüncüsü mermer bir kitabe olup çarşıda özel bir alanda sergilenirken 1970'lerin sonunda çalınmıştır.
İskilip'in Bizans'ta bulunan üç önemli şehirden birisi olduğu da eski çağ tarihçileri tarafından belirtilmiştir.
Bölgede 1000 yıla yakın süren Bizans hakimiyeti Danişmentliler tarafından sona erdirilmiş, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra 1075te Anadolu Selçuklu Devleti'nin egemenliği altına girmiş, daha sonrada Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak tarihsel sürecini devam ettirmiştir.
Eski Romalılar'dan Bizanslılar'a kadar gelen İslamiyet öncesi dönem Selçuklular'ın Anadolu'ya yerleşmeleri ile son bulmuş ve tekrar İskilip adıyla anılmaya başlanmış ve müslümanlaşmıştır.
Danişmend, Selçuklu ve erken Osmanlı dönemi
Sultan Alparslan'ın 1071'deki Malazgirt zaferinden sonra Anadolu'ya adım adım yerleşenlerce; Çorum, Tokat ve Osmancık Emir Danişmend Ahmet Gazi tarafından 1074'de fethedilmiş ve müslüman Türk hakimiyetine girmiştir. Zamanla diğer Türk boyları da bu bölgeye yerleşerek ve bölgede yaşayan halklarla karışarak bugünkü İskiliplilerin ataları olmuşlardır.
Öte yandan bazı eserlerde İskilip'in Kıpçak - Tatar beyleri idaresinde Osmanlı dönemine kadar bulunduğunu kaydetmekle birlikte 13. yüzyılın başlarında zayıflayan Anadolu Selçukluları'nın idaresinden çıkarak Moğollar'ın hakimiyetine geçmiş ve rivayete göre bir kısım Tatar aşiretleri İskilip'e yerleşmişlerdir. Neticede İskilip her dönemde Türk milletine mensup çeşitli boyların yaşamış olduğu bir beldedir.
Bölgelerde kalan gayri müslüm yerli halkın bir kısmı bu suretle yerlerine bırakarak Batı Anadolu'ya çekilmiş kalanlarda kayda değer bir siyasi ve kültürel varlık gösterememişlerdir. Bu sebeplerle İskilip'te Anadolu Selçukluları döneminden kalma eserlere rastlanamamakta buna bir diğer sebepte henüz yerleşik şehirleşmeye geçilememiş olması düşünülmektedir.
İskilip Halk Kütüphanesindeki 1149 sayılı Tac-üt Tevarih isimli el yazmasının 152. sayfasında Selçuklular'ın Anadolu'da ki yönetimlerinin son bulmasıyla İskilip Osmanlı idaresine geçmiş Ankara, Yozgat, Çankırı ve Kastamonu bölgeleri için Çorum ve İskilip'te Anadolu'ya ilk gelen Türkmenler'ce yurt ve mekân edinilmiştir.
1390 yılı sonlarında Yıldırım Bayezid Han tarafından Anadolu'da Kadı Burhanettin Beyliği'nin bir tehlike haline gelmesi, bir Anadolu harekatına girişilmesine sebep olmuş 1391'de alınan Kastamonu ile birlikte Candaroğulları Beyliği'nin bölgedeki hakimiyetine son verilmiştir. Osmancık ve Amasya'nın Osmanlı himayesine katılmasından sonra Kırkdilim'de yapılan bir çatışmada Şehzade Ertuğrul öldürülmüş.
Savaş sonrasında Kadı Burhaneddin'in Moğollar'a Ankara, Kalecik, Sivrihisar ve İskilip'i yağma ettirmesinden sonra toparlanan Osmanlı kuvvetleri bu isyankar beyliğin hükümranlığına son vermiş; Kastamonu, Osmancık, Çorum, Amasya ve İskilip'te tamamen Osmanlı'ya bağlanmışlardır.
Bu dönemin İskilip ve Anadolu tarihi açısından önemi oldukça fazladır. Kent tarihi açısından en büyük zorunlu dış göçler bu dönemde olmuştur. Kadı Burhaneddin'in baskınlarından yılan İskilip'lilerin çoğunluğu dağlara ve daha sonra geride dönemeyerek batıya, doğuya ve güneye doğru daha güvenli yerlişim alanlarına kadar göç etmişlerdir. Yapılan araştırmalarda günümüzde Ankara, Kayseri, Kastamonu, Kütahya, Balıkesir, Afyon, Aydın,Isparta taraflarına kadar gidilip yerleşilmiştir.
1395'ten sonra bir süre huzurun tesis edildiği İskilip ve havalisi. Yıldırım Bayezid Han ile Timur'un yaptığı 1402 Ankara Savaşı'nda Osmanlılar'ın yenilmesinden sonra Anadolu'da bozulan siyasi düzenden etkilenmiş ve bazı Tatar beylerinin Timur orduları tarafına geçmesinden sonra Yıldırım Bayezid Han'ın oğullarından Mehmet Çelebi'nin "eski düzeni" kurma çabaları küçüklü büyüklü birçok muharebenin de bu bölgede cereyan etmesine sebep teşkil etmiştir. Nihayet kesinleşen Osmanlı zaferlerinden sonra yapılan bazı yasal düzenlemelerle Timur ordularına destek verdikleri gerekçesiyle bazı Tatar beyleri ve aşiret mensuplarının Rumeli'ye nakledilmek suretiyle mecburi tehcire tabi tutuldukları rivayet edilmekte; Filibe'nin batısında bulunan Koniş bölgesindeki Tatar'larla mübadele edildiği sanılmaktadır.
Osmanlı dönemi
"Küçük Kıyamet" adı verilen 1509 tarihinde meydana gelen depremle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde idari olarak önceleri Kastamonu ilinin merkez liva' sına, 1890da Amasya sancağı na, daha sonra Yozgat sancağı na, Ankara sancağı na ve şuan başlı bulunduğu Çorum sancağı na bağlanmıştır.
Fatih'in Trabzon'u fethinden sonra oraya gönderilen müslüman aileler içerisinde İskilip'in de adı geçer ' 4- Cemaat-i İskilip 10 hane'. Evliya Çelebi, 17. yüzyıl ortalarında İskilipe uğramış olup İskilipin 150 akçelik Şerif kaza olduğunu, şehir teşkilatında Sipahi Kethüda yeri, yeniçeri serdarı, şehir subaşısı ve şehir kethüdası bulunduğunu ifade etmektedir. Kalesinin azametli ve muntazam, şehrin girişinin bağ ve bahçeli olduğu ve güzel evleri bulunduğunu yazmaktadır. Bilginleri ve ziyaret yerlerinin çok olduğu belirtilerek İskilipli Muhittin Yavsi, Şeyhulislam Ebussuud ve Şeyh Musluhiddin-i Attar gibi alimleri övmektedir.
1849 yılında İskilipe gelen ünlü seyyah Fransız V. Cunietin Pariste 1894 yılında basılan La Turquie dAsie isimli kitabında İskilipten şöyle bahseder:
Şehrin genel nüfusu 43.442 kişidir.Kent içinde 48 ortodoks ve 10.563 müslüman yaşamaktadır. Şehirde 108 cami, 6 tekke, 6 medrese, 1 konk belediye sarayı, 5 kütüphane, 1 pazar, 510 dükkân, 2 han, 4 hamam, 18 çeşme, 3 fıskiye, 18 tabakhane, 63 un değirmeni, 6 fırın, 10 kahve, yaklaşık 2000 konut, 1 mahkeme, 1 vergi dairesi, iç hizmetler telgraf istasyonu, posta şubesi, sayım bürosu bulunmaktadır.
Çağımız kimya sanayisi bağlamında yapay boya üretimi gelişmeden önceki dönemlerde İskilip'i Cehri üreticisi olarak görmekteyiz. Öyleki kentte 20. yüzyılın başına kadar olan dönemde Cehriliği olmayana kız verilmediği vakıadır. Yapılan Osmanlı dönem tapu incelemelerinde de bu görülmüştür. Hemen her ailenin kendine ait bir cehriliği vardır. Diğer kökboya üretim malzemeleri açısından da oldukça zengin bir bitki örtüsü vardır.
İskilip, Osmanlı'nın son elli yılında olan taht kavgaları nedeniyle sürekli sancak olarak değişik yerlere bağlanmıştır. Kastamonu Sancağına bağlı iken 1890 yılında Amasya Sancağı'na bağlanan İskilip kısa bir süre sonra Yozgat ve Ankara sancağına daha sonra da Osmancık ve Sungurlu ile birlikte Çorumlu Yedi Sekiz Hasan Paşa'nın takdire şayan gayretleri sayesinde 1894'te anadolunun parlayan yıldızı, ÇORUM'a bağlanmıştır.
Cumhuriyet döneminde ise Çorum iline bağlı bir ilçe olarak günümüze kadar gelmistir.
Cumhuriyet Dönemi ve sosyoekonomik yapısı
İskilip, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunda en fazla idari anlamda toprak kaybeden yerleşimdir. Osmanlı dönemi coğrafyasında İskilip'e ait olan birçok alan bugün Çankırı, Kastamonu ve merkez ilçe (Çorum)'a dahil edilmiştir. Yine idari anlamda içinde en çok ilçe çıkaran Türkiye'nin ilk ve tek ilçesidir. 1950'lerden günümüze üç adet ilçe çıkarılmıştır İskilip'ten; 1958'de Bayat, 1987'de Uğurludağ, 1990'da Oğuzlar.
İskilipliler uzun yıllar bağlı olduğumuz merkez ilçemiz ÇORUM ve Ankara'da olmak üzere hep devlet kadrolarında yer almışlardır. İskilip, modern çağın kent gereksinimlerine uymayan özel bir coğrafi konumununda etkisiyle ekonomik faaliyetlerini 19. yüzyıl sonuna kadar sürdürdüğü gibi devam ettirememiş ve kentsel ticari avantajın coğrafi anlamda Çorum kent merkezine kaymasına neden olmuştur. Bunda Çorum kent merkezinin il yapılmasının yanında Ankara - Karadeniz ana yol güzergahına alınması da etken olmuştur. Asıl temel neden, iskilip'te gelişen yerli burjuvazinin yatırımlarını bölge dışına yapmalarıdır.
Kızılırmak, İskilip - Çorum yolu üzerinde ilk köprü, Kaymakam Baha Koldaş dönemi 1925 yılı
Cumhuriyetin ilk 15 yılını kapsayan bir dönemde İskilip'in Kurtuluş Savaşı'nı izleyen süreçte yapılan değişimleri benimsediği görülmektedir. Atatürk ve İskilip'in bilinen tek ilişkisi Kastamonu dönüşü Çankırı'da olmuştur. Çankırı'ya Atatürk geldiği sırada bir İskilip Heyeti Atatürkü ille de İskilipe götürmek istemiş. Atatürk: (Sevgili İskiliplilere teşekkürlerimi ve selamlarımı götürünüz. Gezimi uzatmaya imkân kalmadı. Başka bir zamana...) dedi.
Bu dönemde İskilip'in ülke genelinde yapılan Uçak bağışlama kampanyasına katılıp topladıkları parayla bir uçak alıp devlete verdiğini görüyoruz.
İskilip'te bu dönemde öne çıkan bir isim olarak iki kez kaymakamlık yapan Baha Koldaş vardır. İlk Kızılırmak köprüsü Çorum merkez ilçe bağlantının kurulabilmesi amacıyla bu dönemde ahşap olarak yapılır. Baha Koldaş'ın döneminde İskilip okullarının cumhuriyet dönemine uyarlanması sürecinde de öne çıktığını görmekteyiz. İskilip'te onu benimsemiş olacak ki milletvekili olarak o yıllardan 1950'li yıllara kadar seçilmesini sağlamış ve adını bir mahallesine vermiştir.
Atatürk zamanında yeni Türkçe sözlük hazırlanması faaliyetleri kapsamında TDK tarafından yapılan çalışmlara dönemin kütüphane müdürü kanalıyla İskilip'ten 2000'den fazla Türkçe kelime verilmiş. Bu sözlük 1945 yılında yayınlanabilmiştir. Bunun dışında tarama ve derleme sözlüklerine de birçok türkçe kelime katkısı olmuştur bu dönemin.
İskilip Sanayisi
Bu dönemin İskilip odaklı kapalı ekonomik yapıya çok önemli zararları da olmuştur. Devletin yeni idari yapı oluşturulurken binlerce yıllardır İskilip'e ait coğrafi alanlar başta Çankırı, Kastamonu, Osmancık ve Merkez ilçe Çorum ile Sungurlu'ya bağlanarak bu bölge halkının pazar yönleri idari ihtiyaçları doğrultusunda yeni bağlandıkları idari birimlere yönlenmelerini de sağlamıştır. Elbette bunda merkezi devletin tasarruf gerekçeleri önemli rol oynamıştır.
Cumhuriyetin ilk ortaokulu ancak Atatürk'ün ölümüne doğru faaliyete (1935) geçebilmiştir. İskilip okuma ve okullaşma bağlamında ancak 1970'lere doğru gelişme olmuştur.
İskilip, İnönü sonrası Menderes dönemini ekonomik açıdan daha rahat geçirmeye başlamıştır. Gerçi bunda II. Dünya Savaşı sonrası şartlarında etkisi olmuştur. Esnafın daha çok kazandığı bir dönemdir de aynı zamanda.
İskilip Lisesinin eğitime başlaması (1968).
1970'lerde yaşanan büyük sel neticesinde ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır.
Halk Eğitim Merkezi'ne Metin Alkan'ın müdür olması ve ülke gündemine örnek rol model olan HEM çıkması.
Kaymakamlık ve iki işyerinin topluca basılıp eşyaların dışarı atılıp yakılması olayı gerçekleşmiştir.
İskilip'in güneye doğru kenti yönlendirmesi yeni konutların inşa edilmesi sonucu bağ ve bahçe kültürü yavaş yavaş yok olmaktadır.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakanın da İskilip'e ziyareti sözkonusudur. Sanayi sitesinin temeli atıldı. Günümüzde ayakkabı sanayi ve yem sanayinde faaliyet gösteren firmalar mevcuttur.
Organik gıdaların ülkemizde son yıllarda ön plana çıkması ile yıllardır doğal yollardan gıdalarını temin eden İskilip ve çevresinin önemi, büyük pazarlara da yakın olması ile gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle bölgede yetişen çeltik, yüksek kalitedeki makarnalık buğday, kapari, sumak, yarpuz,dağ eriği ve üretimi evlerde tamamen doğal olarak üretilen pekmez, sirke, Kuşburnu perverdesi, turşusu aranan ürünler olmaktadır. Yine bölgenin en önemli üretimlerinden birisi olan kara üzüm, gerek şarap üretimi için gerekse tüketim için aran ütümdür.
Sağlık Meslek lisesi, Anadolu Lisesi, Yatılı Bölge Okulu ve yüksek okul günümüzde faaliyetlerini sürdürüyor.
Nüfus
İskilip'in yazılı tarih açısından belgelenen ilk nüfus bilgileri 1576 yılına aittir. Ankara, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivinde bulunan 38 numaralı Çorum Mufassal Tahrir Defteri kaynak alınarak, İskilip'in XVI. yüzyıldaki kişi ve yer adları üzerinde tarihçi Prof. Dr. Yılmaz Kurt bir çalışmasında durmuştur. 1576 yılında İskilip şehir merkezindeki 11 mahallede yaşayan toplam 1072 nefer Müslim vergi nüfusunun 597si evli, 475i bekardır. Aynı çalışmada, kırsal yerleşmelerde tespit edilmiş 8162 vergi vermekte olan erkek nüfus belirtilmiştir. Elde edilen veriler ışığında bu dönemde kent ve kırsal toplam nüfusun 46.210 olduğu tahmin edilmektedir.
İskilip bakır çağından, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar önemli kentlerinden birisi olmakla birlikte bu önemini 20. yüzyılın başında yitirmiştir. Bu önem azalışı ilçe merkezi ekseninde oluşan nüfus daralması ile gözlemlenmektedir. 1970 yılında UNESCO adına ABD'li Iris Kapil tarafından yapılan toplumbilimsel bir çalışmanın (Ankara merkezli) başlangıçta nesnesi iken sonuçta öznelerinden birisi olmuştur. Bu çalışmanın ikincisi 1985 yılında Prof. Dr. Melih Eroğlu tarafından yapılmıştır. İki toplumbilim alan çalışması verileri irdelendiğinde Türkiye nüfusunun %1.5- 2 arasında bir oranı köken olarak İskilip çıkışlı olduğu tespit edilmiştir. Oysa 2007 yılı nüfus verilerine göre ülke nüfusunun ancak %0,5 kadarı İskilip merkezli olarak ikamet etmektedirler. İskilipte yerleşik olan nüfusun yaklaşık olarak 30 kattan fazlası ülkenin değişik kentlerinde ve yurt dışında yaşamaktadırlar. Yirminci yüzyıla kadar İskilip ülkesinin o zamanki dünyanın iktisadi gerekleri ile uyumlu ve entegre olarak varlığını sürdürürken cumhuriyet dönemi ile bu dışa açık yapısını kaybetmiştir. Dünya ile entegre yapıdan uzaklaşma İskilip'i kapalı ekonomik bir yapıya dönüştürürken dışarıya doğru çok yoğun ve hızlı bir nüfus göçüne zorlamıştır. Kapalı ekonomik yapı İskilip'i hızla fakirleştirmiş ve cumhuriyet döneminin sıradan görünümlü bir yerleşim birimine dönüştürmüştür.
1831 yılına ait veriler üzerinden İskilip ile İstanbul ve Bursa nüfusunu tarihsel süreç içerisinde kıyaslarsak son ikiyüz yıl içerisinde değişim ve dönüşümün oranını ve boyutunu anlamak daha kolay olacaktır. 19. yüzyılın başında İstanbul nüfusu 200.000 kişi iken İskilip 11.450 civarındadır. Arada 20 katı bir oran vardı oysa 21. yüzyılın başında bu oran 600 katına ulaşmıştır. Arada oluşan bu korkunç sayılabilecek oransal değişim ve dönüşümde İskilip'in nereden nereye geldiğini anlamak için önemli bir veridir. İstanbul'un nüfusunun ülke ekonomisinin sağlıksız ve eşitliksiz gelişimin sosyolojik bir sonucu olduğu ortada olmakla birlikte aynı oranda İskilip nüfusu da artmış olsaydı 600.000 kadar kent merkezli bir nüfusunun olması gerekirdi. Köyler ile birlikte bu nüfusun bir milyondan fazla olacağı da ortadadır.
1831 yılında İskilip merkezinin nüfusu o yılın Bursa merkezinde yer alan müslüman nüfusundan daha fazladır. İskilip 11.450 kişilik bir nüfusa sahipken Bursa 10.552 kişi (müslüman olmayanlarla birlikte toplam 16.138). Burdur'un 8.505. Çankırı 12.205 (köyleri dahil)
1945 yılında dönemin Çorum valisince Haremi ile ırmak arasında kalan (Dedesli ovası doğu ucu) köylerde Çorum merkez ilçeye bağlanarak kırsal nüfusun önemli oranda azalması sağlanmış ve bunun uzun yıllar sürecek önemli sosyo ekonomik kayıpları da olmuştur.
1927 yılı ile 2007 yılı arasında İskilip kent ve kırsal alanı arasında nüfus değişimi kent lehine olmuştur. 1927 yılında nüfusun %80.8'i kırsal alanda %19.8'i ise kent merkezinde yaşamakatadır. 2007 yılında ise bu oran kırsal alan için %51.1, kentsel alanda ise %48.9 oranında olmuştur. 80 yıllık süreçte İskilip kırsal ve kent nüfusu arasında kırsal lehine olan nüfus dönüşerek kent merkezi lehine oluşmuştur. Son yirmi yılın nüfus verileri temel alınarak geleceği yönelik yapılan kestirimlerde 2100 yılında kırsal nüfusun 3000 (%9) civarına ineceği kent nüfusununda 30.000'in (%81) üzerine çıkacağı öngörülmektedir.
İskilip nüfusu 2007 genel nüfus sayımına göre 42.476, bunun 20.782'si ilçe merkezinde, 21.694'ü ise köylerde yaşamakta olup toplam nüfusun 20.966sı erkek, 21.510u kadındır. 2000 yılı sayım verilerine göre kırsal nüfusunda %20 oranında önemli bir düşme yaşanmıştır.
2007 yılında İskilip bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı;belde ve bucak yok, 64 köy ve merkezde 14 mahalleden oluşmaktadır. Köylere bağlı 93 mahalle ve 18 çiftlik olmak üzere toplam 177 devamlı yerleşme bulunmaktadır.
Coğrafya, iklim ve flora
Anadolunun en eski yerleşim alanlarından birisidir. Çorum'a 55 km. uzaklıkta olup, Çorum-Kastamonu arasında bulunmaktadır. Yüzölçümü 1.187 km. karedir. Deniz seviyesinden 720 mt. yükseklikte bulunmaktadır.
Nüfus yoğunluğu yüzde 45 olup, 51.855 nüfusa sahiptir. Bu nüfusun 19.709 İlçe merkezinde, 32.146 sı İskilip İlçesine bağlı yerleşim alanlarında yaşamaktadır. İskilip, kent merkezinde 14 mahalle bulunmaktadır.
İskilip ilçesinin ekonomisi tarım ve ticarete dayanmaktadır. 267,5 km. karesinde hububat, 90.5 km. karesinde baklagiller, yem bitkileri ve sanayi bitkileri ve diğer tarım ürünleri yetiştirilir. İskilip ilçe topraklarının 460 kilometre karesini ormanlar kaplar. İskilip ilçesinin içerisinden geçen Meydan çayı diğer birkaç derenin suyunu alarak Kızılırmak'a dökülür. Kızılırmak, İskilip - Uğurludağ ve İskilip-Merkez ilçe sınırını teşkil eder.
İklim olarak ılıman karasal iklime sahiptir. Kışlar bol yağışlıdır. Yazlar sıcak ve nisbeten kurak. Teke Dağı 1700 metre ile en yüksek dağıdır. Kayın, meşe, karaçam, sarıçam, kavak, gürgen, kestane, köknar, ıhlamur, kiraz, kızılcık, ceviz, ahlat, alıç, dut gibi ağaç türleri ilçe topraklarında yetişir.
Karadeniz Teknik Üniversitesi, Ordu Ziraat Fakultesi öğretim üyelerinden Prof.Dr.Turan Karadeniz'in yapıtığı çalışmalar ve tesbit ettiği veriler ışığında; İskilipin tarım arazisi en az 30 vadiden oluşmakta ve yaklaşık 300 bin ceviz ağacı yetişmektedir. İskilip cevizleri, kızılcıkları, elma ve armutlarının seleksiyon (mevcut popilasyon üzerinden üstün özelikte olanları öne çıkarmak) çalışmalar çok yönlü sürdürülüyor". İskilip, mikro klima iklim özelliği nedeni ile ceviz üretimi için en uygun coğrafya koşullarına sahip. İskilipin mevcut ceviz türlerinin bulunduğu yükseklik 700 ile bin 100 metre aralığında olduğu, bu aralığa uygun ceviz tiplerinin bulunduğu, dolayısıyla birbirinden farklı çok sayıda kıymetli tiplerin bu geniş yükselti aralığına uyumlu olduğu görülmüştür.
Ceviz, çok nemli hava iklimini sevmediği gibi çokta soğuk kış ve bahar ikliminden de hoşlanmamaktadır. Batı Karadenizin İç Anadoluya geçiş kuşağında bulunan İskilip ekolojisi ne nemli, nede İç Anadolunun step iklimi gibi sert iklimine sahiptir. Buda İskilipin ceviz üretimi için son derece uygun bir ekolojiye sahip olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Ayrıca İskilip'te yöreye özgü 20 çeşitin üzerinde üzüm çeşiti tesbit edilmiştir. Ayrıca, İskilip'te yöreye özgü 40'a yakın elma, 30'dan fazla armut, 10 civarında ceviz çeşidinin genetik yapılarının farklılığı uzmanlarca tesbiti yapılmıştır. İskilip ayvasının bir zamanlar önemli bir ihraç ürünü idi. Meyvecilik potansiyelinin geliştirilmesi ve kapama bahçeleri, damla sulama sistemleri ile İskilip tarımının giderek kalkınacağı aşikardır.
Jeolojik yapı
Jeolojik yapısında iki ana kütle kayaç grubu göze çarpar. Bunlardan birincisi; metamorfik seri (başkalaşmış kayaçlar), ikincisi ise Tortul Kütleler dir. Bölge asıl jeolojik karakterini 3. jeolojik zamanın sonları ile 4. jeolojik zamanda meydana gelen oluşumlar meydana getirmektedir.
Alp - Himalaya dağ oluşumu (orojenezi) olarak bilinen sistem içerisinde yer alan Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer almaktadır.
Doğal yaşam
Kuşlar Toy, İskilip'in en özel kuşlarından birisi olup tarihte İskilipliler bu kuşun yaşadığı yerlerden bir tanesine köylerini kurup adına da Toyhana (Toy evi) demişlerdir.
İskilip'in ovalarında, yaylalarında ve dağlarında tespit edilen kuş türleri: Küçük Ak Balıkçıl (Egretta garzetta), Gri Balıkçıl (Ardea cinerea), Leylek (Ciconia ciconia), Kara Leylek (Ciconia nigra), Küçük Akbaba (Neophron percnopterus), Kaya Kartalı (Aquila chrysaetos), Yılan Kartalı (Circaetus gallicus), Kara Çaylak (Milvus migrans), Şahin (Buteo buteo), Kızıl Şahin (Buteo rufinus), Gökdoğan (Falco peregrinus), Kınalı Keklik (Alectoris chukar), Bıldırcın (Coturnix coturnix), Dövüşken Kuş (Philomachus pugnax), Kaya Güvercini (Columba livia), Florya (Carduelis chloris), İbibik (Upupa epops), Kumru (Streptopelia decaocto), Tahtalı (Columba palumbus), Guguk (Cuculus canorus), Kukumav (Athene noctua), Ebabil (Apodidae), Ak Karınlı Sağan (Apus melba), Alaca Ağaçkakan (Dendrocopos syriacus), Boyun Çeviren (Jynx torquilla), Tarlakuşu (Alauda arvensis), Tepeli Toygar (Galerida cristata), Bozkır Toygar (Calandrella brachydactyla), Boğmaklı Toygar (Melanocorypha calandra), Sarı Kuyruk Sallayan (Motacilla flava), Dağ Kuyruk Sallayan (Motacilla cinerea), Ak Kuyruk Sallayan (Motacilla alba), Kızılgerdan (Erithacus rubecula), Bülbül (Luscinia megarhynchos), Taş Bülbülü (Irania gutturalis), Kara Kızılkuyruk (Phoenicurus ochruros), Kuyrukkakan (Oenanthe oenanthe), Kara Kulaklı Kuyrukkakan (Oenanthe hispanica), Taşkuşu (Saxicola torquata), Ökse Ardıcı (Turdus viscivorus), Karatavuk (Turdus merula), Ak Gerdanlı Ötleğen (Sylvia communis), Saz Bülbülü (Acrocephalus scirpaceus), Söğüt Bülbülü (Phylloscopus trochilus), Kara Sinekkapan (Ficedula hypoleuca), Benekli Sinekkapan (Muscicapa striata), Büyük Baştankara (Parus major), Çam Baştankarası (Parus ater), Sıvacı Kuşu (Sitta europaea), Kızıl Sırtlı Örümcek Kuşu (Lanius collurio), Kara Alınlı Örümcek Kuşu (Lanius minor), Saksağan (Pica pica), Alakarga (Garrulus glandarius), Küçük Karga (Corvus monedula), Ekin Kargası (Corvus frugilegus), Leş Kargası (Corvus corone), Kuzgun (Corvus corax), Sığırcık (Sturnus vulgaris), Sarı Asma (Oriolus oriolus), Ev Serçesi (Passer domesticus), Ağaç serçesi (Passer montanus) Kaya serçesi (Petronia petronia), İspinoz (Fringilla coelebs), Ketenkuşu (Carduelis cannabina), Saka (Carduelis carduelis), Kocabaş (Coccothraustes coccothraustes), Küçük İskete (Serinus serinus), Karabaşlı Kiraz Kuşu (Emberiza melanocephala), Tarla Kiraz Kuşu (Miliaria calandra), Turna (Grus grus), Yeşilbaş (Anas platyrhynchos), Kızılkuyruk (Phoenicurus phoenicurus), Uzun Bacak (Himantopus himantopus), Su Çulluğu (Gallinago gallinago), Toy kuşu (Otis tarda).
Kültür
İskilip kütüphanesi Çorum ilinde kütüphane kültürü İskilip (1258 yılında) ve Çorum (1756 yılında) şehirleri haricinde yeni olup tümüyle cumhuriyet dönemine ait olumlu gelişmelerdir. İskilip ve Çorum dışında bulunan yerleşimlerde kütüphane/kitap kültürünün oluşması ve gelişmesi tümüyle cumhuriyet döneminin olumlu yansımaları olup il tarihinde öne çıkan önemli tarihsel gelişmelerdir. İskilip kütüphanelerinin esası Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemi vakıf kütüphanelerine dayanmaktadır.
İskilip'in kültürel olarak oldukça önemli bir yerleşme olduğunu belgeleyen tarihi belgelerden birisi de 1897 yılına ait Devlet-i Aliyye-i Osmaniyyenin Bin Üçyüz Onüç Senesine Mahsus İstatistik-i Umumîsi'dir; İskilip'in bağlı bulunduğu Ankara Vilayeti genelinde toplam 18 kütüphane olduğu görülür. O tarihte Ankara vilayetine bağlı olan sancaklara (il) bakarsak sırasıyla; Ankara, Çorum, Kayseri, Kırşehir, Yozgat sancakları ve bu sancaklara bağlı olan kazalardan (ilçe) oluşmaktadır. 1897 yılında İskilip'te 6 adet kütüphanenin varlığı önemli olmaktadır. O tarihte adı sayılan tüm bu coğrafya da bulunan kütüphanelerin sadece üçte biri (%33) yalnızca İskilip'te bulunmaktadır.
İskilip Kütüphanesi yakın coğrafyasında bilinen en eski kütüphane olup; 1258 yılında kurulan Hacebey, 1272 yılında Cece Bey, 1476 yılında Şeyh Habib, 1480 yılında kurulan sonradan adı Ebusuud olan; 1730 yılında Hocazade ile 1818 yılında kurulan Terzi Bekir Ağa ve 1841 yılında kurulan Camii Kebir kütüphanelerinin 1924 yılında kanun ile 1272 yılında vakfedilerek kurulan Cece Bey Medresesi kütüphanesinde toplanarak tek kütüphane çatısı altında faaliyete geçirilerek oluşturulmuştur. Kuruluşlarından cumhuriyete kadar varlıklarını sürdürebilmeleri açısından ilin en eski kütüphanesi olduğu gibi Türkiyeninde en eski kütüphanelerindendir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra 1924 yılında çıkan Tevhid-i Tedrisat Kanunu adlı devrim kanunu ile devlet sahipliğinde kamu adına yeniden açılması ile günümüzdeki yapıya kavuştu.
Cumhuriyetin ilk yıllarında İskilip genelinde yaşanan devlete karşı duyulan güvensizlik sonucu birçok el yazması ve taş baskısı kitaplardan oluşan ev kitaplıklarının sahiplerince yakılarak ya da bahçelere açılan derin çukurlara gömülerek ortadan kaldırıldığı da tarihsel ve üzücü bir gerçekliktir. Halktan toplanan kitapların bir kısmının devlete gelir elde üzere hurda kâğıt olarak yurt dışına devletçe satılmış olması da bu dönem ki güvensizliğin oluşmasında öne çıkmaktadır.
İskilip Halk Kütüphanesinde tarihi değeri olan 1443 adet Arapça alfabesinde yazılmış taş baskı basılı kitap ve 529 adet el yazması kitap ile 2006 yılında 38.046 adet toplam kitap vardır. 1999 yılında ise 32.203 kitap bulunmaktaydı.
İskilip Halk Kütüphanesinde 1996 yılında yaşlılar için özel okuma salonu hizmete açılmış olup bu salon Türkiye genelinde gerçekleştirilen ilk uygulamadır. Kütüphane 1924 yılından bu yana üç değişik yerde hizmette bulunarak günümüzde bulunan yere taşınarak kendisine ait özel binasında faaliyetlerini sürdürmektedir.
Türküler
İskilip türküleri 1939 yılında Muzaffer Sarısözen ve arkadaşlarınca yerinde derlenip taş plaklara kayıt alınmıştır. Kasap Mustafa Çarkacı'dan çok sayıda İskilip türküsü derlenmiştir.
İskilip mutfağı
İskilip mutfağının kökeninde salça yoktur. Salça; İskilip Mutfağına Osmanlı Devletinin bir savaş ya da benzeri bir durumda esir aldığı bir grup yabancıyı zorunlu olarak İskilip'te esir kampında ikamet ettirdiği yıllarda İskilip'liler bu esirlerin hanımlarından 1875 -1877 yılları arasında öğrenmişledir. Bu tarihe kadar İskilip Mutfağında topalak (domates) turşularda ve yemeklerde yeşil olarak kullanılmaktaydı. Bu tarihe kadar İskilipliler kızaran domatesleri çürüdü diye çöpe atarlarmış.
Yemek kültürü ve etnoloji ile yemek isimlerinin etimolojisi açısından birçok yemeğin ve yiyeceğin kökeni İskilip olarak karşımıza çıkar. İskilip'te tek bir kelime ile adlandırılan birçok yemek diğer anadolu yerleşimlerinde ve günümüzde en az iki kelimeyle adlandırılmaktadır. Anadolu uygarlıklarına ve dünyaya bu kadar yemek ve yiyecek kültürü aktaran bir yerleşim alanının elbette ki tarihsel kökenleri yazılı tarihin çok öncesi olan tarım çağına kadar gidebilmektedir. Hala günümüzde bile islami motiflerin arasında yapılışı ve sunuluşuyla kendini öne çıkaran dolma İskilip uygarlığının bir zirve ürünüdür.
İskilip mutfağının kökeninin Orta Asya bozkır mutfak kültürüne kadar gittiği yemeklerin yapılış ve sunum şekillerindende anlaşılmaktadır. Özellikle İskilip Dolmasının yapımında kullanılan kazan, saçayağı, kepçe ve sunumunda kullanılan lengerler bu yemeğin yapılış ve sunum itibari ile tamamen bir toy yemeği olduğunun delilidir. Özünde de İskilip Dolaması 5-10 kişiye yapılacak bir yemek değildir.
İskilip Dolması
İskilip Keşkeği
Çorbalar: Oğmaç Aşı, Toyga Aşı,Çatal Aşı, Tarhana
Et yemekleri: İskilip Tepsisi, Pastırma, Kaz Dolması(İskilip Dolması)
Sebze yemekleri: Mancar Kavurması, Göğ Domates Aşı,Yırtma,
Hamur işleri: Erişte, İskilip Mantısı, Hapilik, Bükme, Bazlama
Meyve yemekleri: Meyvelerden yapılan yemekler için üç farklı isimlendirme yapılır. Meyve et ile yapılıyorsa yahni, kuru meyveden yapılıyorsa Çir, yeşil meyveden yapılıyorsa ismi Çil olarak söylenir.
Mantar yemekleri: Mantar Kavurması, Mantar Sote
Ekşililer: Yırtma, Et Ekşilisi, Badem Ekşilisi, Sukabağı
Tatlılar ve Reçeller: Pekmez, Sarıburma Tatlısı, Akıtma, Ayvalı Yahni, Badem Ezmesi, İskilip Lokumu, Kabak Tatlısı, Ayva Reçeli, Şıkırdım Baklava, Döşeme Baklava, Bükme Baklava
Pevredeler: Erik, Kabak, Kuşburnu, Elma, Vişne, Kızılcık
Turşular: İskilip Turşusu, Yaprak Salamurası, Salatalık, Acur, Göğ Domates
Yemiş ve Çerezler: Leblebi, Pestil
Ekmekler: İskilip Okkalığı, İskilip Ölü Somunu, İskilip Pidesi, Tatlımaya, Kömbe, Yufka, Cıslak, Cizlembe, Haşhaşlı Çörek, Fetir
Serinletici İçecekler: Pestil Ezmesi, Ayran, Kızılcık Şurubu, Erik Hoşafı, Ayva Hoşafı, Elma Hoşafı, Üzüm Şırası, Sirke salatası, Şıra Sirkesi, Cibre Sirkesi

