- Katılım
- 7 Eyl 2009
- Konular
- 6,987
- Mesajlar
- 38,038
- Online süresi
- 7g 72772s
- Reaksiyon Skoru
- 1,833
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 494
- TM Yaşı
- 16 Yıl 7 Ay 19 Gün
- MmoLira
- 6,350
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Saddam Hüseyin döneminde Dava Partisi (Hizb el-Dawa el-İslamiyye) rejimin en tehlikeli muhalifiydi. Örgütün gizli, hücre-temelli yapısı ve katı disiplini, yüzlerce üyesinin ve binlerce potansiyel taraftarının tutuklanması ve öldürülmesine rağmen, örgütü karşı koyulması zor hale getiriyordu. Örgüt eski devlet başkanı Saddam Hüseyine en az yedi kez suikast girişiminde bulundu ve oğlu Udayı neredeyse öldürüyorlardı. Dava Partisi aynı zamanda Orta Doğuda intihar saldırılarını ve eşzamanlı terör saldırılarının öncülüğünü yaptı. Daha yakınlarda, ilk büyük Amerikan aleyhtarı gösteriyi 2002 Nisanında gerçekleştirdi.
Kilit İsimler
Davanın ruhanî lideri Muhammed Bekir el-Sadrdı. Ama parti aynı zamanda Büyük Ayetullah Muhsin el-Hakimden ve diğer önde gelen din adamlarından da etkilemişti. Partinin operasyonel lideri Şeyh Arif el-Basri idi. Ayetullah Kasım el-Haeri 1970lerde Şii Dava Partisinin lideriydi ve Ayetullah Humeyniye yakındı. Saddamın eziyetinden kurtulmak için 1980de İrana kaçtı ve şu anda Kumda bulunuyor. El-Haeri yakın zamanlara kadar Mukteda El Sadrın akıl hocasıydı. Muhammed Mehdi Asefi, Muhammed Ali Taskiri ve Seyyid Kasım el-Haeri Dava Partisinin ruhanî liderliğinde İran-yanlısı bir üçlü hükümdarlığı temsil ediyorlardı. Dava Partisinin kilit isimlerinden bazıları aynı zamanda Orta Doğudaki çeşitli hayır örgütleri ve sosyal örgütlerde de nüfuz sahibidir. Yakın zamana kadar, Ehl-i Beyt Dünya Asamblesi (ABWA) eski başkanı Muhammed Ali Taskiri, etkili bir örgüt olan İslam Kültür ve İletişim Örgütünün başındaydı. Seyyid Kasım el-Haeri de her iki örgütün üyesiydi. Ehl-i Beyt Dünya Asamblesi, bütün dünyada Caferilik propagandası yapmakla görevli etkili bir misyoner örgüttür. Muhammed Mehdi Asefi 2000de görevden çekildi ama Dava içerisinde hala etkili bir isim. Ne var ki, bu isimlerden hiçbirinin partinin aktivistleri üzerinde doğrudan bir etkisi yok gibi görünüyor. Baas rejiminin devrilmesinden sonra bazı kilit Dava liderleri Iraka döndüler. Bunların başında İbrahim Caferi ve Muhammed Bekir el-Nasiri geliyor. Nasiri önceden Tahranda bulunan etkili bir ideolog. Önde gelen bir din adamı olan Nasırinin partinin felsefî yol göstericisi olduğu söyleniyor.
İdeoloji
Dava Partisinin kurucu ideoloğu Muhammed Bekir el-Sadr, günün birinde iktidarı ele geçirip bir İslam devleti kuracak bir devrimciler kuşağı yetiştirerek hareketi planladı. Aynı zamanda, devletin din adamları tarafından kontrolüne izin vermedi. Daha ziyade, İslamî dinî müessese yasamayı denetleyecek ve bunların İslamî normlara uygunluğunu sağlayacaktı. 200 bine yakın Iraklı Şii 1980ler ve 1990larda İrana siyasî sürgün olarak gitti. Bu sürgünlerin çoğu İranda üslenmiş bulunan ve Humeyninin din adamları yönetimini kabul etme eğilimindeki Dava Partisine katıldı. Din adamları yönetimi meselesi sonunda partiyi parçalanmaya götürdü. Parti merkez komitesinin bazı din adamı üyeleri, örneğin Muhammed Mehdi Asefi ve Seyyid Kasım el-Haeri Partinin kendisini Humeyninin ve sonra onun halefi Ali Hamaneyin doğrudan otoritesine bırakmasını istedi. Bu mesele yüzünden Asefi görevinden çekilmeye zorlandı. Iraktaki Dava Partisinin, Lübnandaki Hizbullahın takipçisi olduğu Lübnanlı Büyük Ayetullah Muhammed Hüseyin Fadlallahı takip ettiği yolunda rivayetler var. Fadlallah Necefte doğdu ve burada eğitim gördü ve Lübnana 1965 yılında gitti. Lübnandaki Hizbullah Iraktaki ABD birliklerine yönelik şiddet tehdidinde bulundu. Davanın siyasî ideolojisi, 1980 yılında Saddam Hüseyin rejimi tarafından öldürülen Muhammed Bekir el-Sadr tarafından geliştirilen İslamî hükümet teorilerini takip ediyor.
Eylemler
Davanın Baasçıların iktidara gelmesinden sonra bir dizi suikastler ve düşük-düzeyli saldırılar düzenleyegeldiğine inanılıyor. Ne var ki, örgüt 1979 İran Devriminden sonra ciddi şiddet eylemlerine başladı. Şahın devrilmesi Iraklı Şiilere güçlü güvenlik düzeneğine sahip en baskıcı rejimin bile, İslam ideolojisi kitleleri harekete geçirmekte kullanıldığı takdirde, yenilebileceğini gösterdi. Örgütün eylemlerine İran para ve askerî destek sağladı. Nisan 1980de örgütün Tarık Azize suikast girişiminden sonra rejim Muhammed Bekir el-Sadrı kızkardeşiyle birlikte öldürdü. Hareketin kurucusunun öldürülmesinden sonra Davanın askerî kanadının adı Şehid el-Sadr olarak değiştirildi. Dava Partisi ideolojik bir hareket ortaya çıkmakla birlikte askerî terörist operasyonlar sonraki yıllarda örgütün simgesi oldu. Dava Partisi Baasa ve yandaşlarına artan bir şekilde şiddet kullandıkça hareketin ideolojik ve operasyonel eylemleri arasındaki ayrım aşındı. Dava Partisi gizli bir şekilde İran Körfezi ülkelerinde ve Lübnanda şubeler kurdu; ki buralarda Şii azınlıklar (ve Bahreyn ile Lübnanda Şii çoğunluklar) değişen ölçülerde baskıya maruz kalıyordu. Hareketin Lübnan şubesi 1981 Aralıkında Beyruttaki Irak elçiliğine bombalı intihar saldırısı düzenledi ve 27 kişi öldü. Bu eylemin Orta Doğudaki ilk büyük bombalı intihar saldırısı olduğu düşünülüyor. Lübnanlı Dava Haziran 1982de diğer radikal Şii gruplarla birleşerek Hizbullah hareketini oluşturdu. Davanın Irak dışındaki eylemleri arasında İrana karşı savaşta Irakın Batılı ve Arap müttefiklerine karşı bir dizi saldırı bulunuyor. 1983 Aralıkında Dava Partisi eylemcileri Kuveytteki Fransız ve Amerikan elçiliklerini bombaladı. Dava Partisi daha sonra bu saldırıların İrandaki Devrim Muhafızları'nın istihbarat servisi için çalışan ajanlar tarafından gerçekleştirildiğini söyleyerek, kendisiyle bu eylemler arasına mesafe koyma girişiminde bulundu. 1980lerin sonlarında Dava Partisi enerjisini askerî eylemlerden siyasî eylemlere kaydırma yolunda bazı çabalarda bulundu. Ilımlı Tahran bürosunun yanı sıra Dava Partisi bazı Avrupa Başkentlerinde bürolar kurdu. Partinin Batıda herhangi bir ciddi lobi faaliyeti başlattığı bilinmiyor ve bu ofisler temelde lojistik ve ruhanî görevler icra ettiler.
Merkezler
1980ler ve 1990larda Dava Partisinin ana merkezleri İran ve Londradaydı. Dava Partisi aynı zamanda başında Cevad el-Malikinin bulunduğu Suriyedeki bürosunu destekledi Irakın içerisinde, örgüt Orta Fırat bölgesinde (Güney Irak) ve özellikle Nasıriye çevresinde güçlü bir mevcudiyet sağladı. Bir diğer şube olan Tanzim el-Dava Basradaydı. Baas rejiminin baskıları yüzünden bu şubeler bir diğeriyle iyi bir iletişim içerisinde değildi ve ideolojik açıdan oldukça farklılaştılar. Irak şubesi gizli kaldı ve dış etkilerden büyük ölçüde mahfuz kaldı. Baas rejimin devrilmesinden sonra, Dava ülkenin güney ve orta bölgelerinde açık bir şekilde kendini ortaya koyabildi. Başında İbrahim Caferinin bulunduğu İngiltere şubesi laik muhalefet güçleriyle ve (gayri resmî olarak) Batılı hükümetlerle ilişkiler kurmuş olmakla en pragmatik şube olarak görülüyor. Burası aynı zamanda en büyük hareket serbestisine sahip olan şubeydi ve böylece partinin ağırlık merkezi İrandan buraya kaydı. Partinin polit-bürosunun başı olan Ebu Bilal el-Edibin başında bulunduğu Tahran şubesi doğal olarak en İran-yanlısı şube ve buradaki unsurlar Velayet-i Fakih (din adamlarınını yönetimi) öğretisine daha yakınlar. Ne var ki, Dava İrandaki ruhban müessesinden büyük ölçüde bağımsız kaldı. Savaş sonrası ırakta, Londradaki Dava şubesi Nasıriye ve Basradaki hücre üyeleriyle yeniden irtibat kurarak en öne çıkan şube oldu.
Irakın yeniden yapılanması ve hükümete yönelik tutum
Dava Partisi resmi olarak Irakın Amerika önderliğindeki koalisyon kuvvetleri tarafından işgaline karşı çıktı. Haziran 2002de kurulan Irak Ulusal Kuvvetleri Koalisyonuna (Coalition of Iraqi National Forces - CINF) katıldı. Irak Ulusal Kuvvetleri Koalisyonu, üye örgütlerden Baas rejiminin dış müdahale olmadan devrilmesini desteklemelerini zorunlu kıldı. Parti Aralık 2002deki Londra Konferansına katılmadı; ama Dava partisine yakın bir isim olduğu düşünülen Ehl-i Beyt Dünya Asamblesinden bir lider 65 üyelik İzleme ve Hazırlık Komitesine (Follow-up and Arrangement Committee) seçildi. Irakın işgali öncesinde Dava Partisi tarihinde ilk kez ABD yetkilileriyle ilişki kurdu; Ocak 2003te İbrahim Caferi ABDye gitti ve ABDnin Ulusal Güvenlik Danışmanı Zalmay Halilzad ile görüştü. İddia edildiğine göre Halilzad partiye izleme ve hazırlık komitesinde 5 sandalye önerdi ama bu öneri kesin bir şekilde reddedildi. 1980lerin başlarında ABD Iraktaki Baas rejimini desteklediği sıralarda, Dava Partisi ateşli bir şekilde Amerikan-aleyhtarıydı ve çeşitli ülkelerde Amerikan hedeflerine saldırılar düzenliyordu. Dava Partisi, 15 Nisanda Nasıriyede düzenlenen gösterinin arkasındaydı. Bu gösteri konferansa, Washington tarafından savaş sonrası Irakı yönetmekle görevlendirilen İnsanî Yardım ve Yeniden Yapılanma Bürosunun başkanı Jay Garnerın başkanlık etmesini protesto etmek için düzenlenmişti. Dava Partisinin ılımlı liderlerinden biri olan İbrahim el-Caferî 16 Nisanda Nasıriye yakınlarındaki ABD himayesindeki liderlik toplantısına katılmayı reddetti. ABD askerî yönetimiyle işbirliği yapmaya itiraz ettiğini söyledi. Ama Dava Partisi yetkilileri kendilerinden daha güçlü paramiliter güçlere sahip olan SCIRI ve Sadr hareketi karşısında siyasî rekabetin dışında kalmaktan korktular. Dava Partisi iran yanlısı olmakla birlikte Humeyninin devlet yönetiminin din adamlarının doğrudan kontrolü olması öğretisini reddediyor. Görünüşe göre parti çoğulcu bir demokratik sistemi savunuyor. 19 Nisanda İbrahim el-Caferi, Dava Partisinin diğer Şii gruplardan daha az din adamı yönelimli olduğunu öne sürerek, hemen teknokratik bir geçici hükümet oluşturulması çağrısında bulunan Iraka komşu ülkelerle bir toplantı mektubunu imzaladı. Böylece Dava Partisi Amerikanın Iraka müdahalesini desteklemeyi reddetmekle birlikte, kendisini İrana tabi kılmayı da reddetti. Dava Partisi resmî olarak koalisyon kuvvetleriyle işbirliği yapmazken, pragmatik bir tutum benimsedi ve liderleri Irakta temsilci sir hükümete geçişi sabote edebilecek eylemlerden sakınma konusunda dikkatli olageldiler. Hatta Dava Partisinin silahlı direnişin kökünü kazımak konusunda ABD ile işbirliği yapmış olabileceği söylentileri vardı. Dava Partisi 13 Temmuzda ABD sivil yöneticisi Paul Bremer tarafından atanan Irak Geçici Yönetim Konseyinde yer almayı kabul etti ve 25 sandalyeden 4ünü kazandı.
Kilit İsimler
Davanın ruhanî lideri Muhammed Bekir el-Sadrdı. Ama parti aynı zamanda Büyük Ayetullah Muhsin el-Hakimden ve diğer önde gelen din adamlarından da etkilemişti. Partinin operasyonel lideri Şeyh Arif el-Basri idi. Ayetullah Kasım el-Haeri 1970lerde Şii Dava Partisinin lideriydi ve Ayetullah Humeyniye yakındı. Saddamın eziyetinden kurtulmak için 1980de İrana kaçtı ve şu anda Kumda bulunuyor. El-Haeri yakın zamanlara kadar Mukteda El Sadrın akıl hocasıydı. Muhammed Mehdi Asefi, Muhammed Ali Taskiri ve Seyyid Kasım el-Haeri Dava Partisinin ruhanî liderliğinde İran-yanlısı bir üçlü hükümdarlığı temsil ediyorlardı. Dava Partisinin kilit isimlerinden bazıları aynı zamanda Orta Doğudaki çeşitli hayır örgütleri ve sosyal örgütlerde de nüfuz sahibidir. Yakın zamana kadar, Ehl-i Beyt Dünya Asamblesi (ABWA) eski başkanı Muhammed Ali Taskiri, etkili bir örgüt olan İslam Kültür ve İletişim Örgütünün başındaydı. Seyyid Kasım el-Haeri de her iki örgütün üyesiydi. Ehl-i Beyt Dünya Asamblesi, bütün dünyada Caferilik propagandası yapmakla görevli etkili bir misyoner örgüttür. Muhammed Mehdi Asefi 2000de görevden çekildi ama Dava içerisinde hala etkili bir isim. Ne var ki, bu isimlerden hiçbirinin partinin aktivistleri üzerinde doğrudan bir etkisi yok gibi görünüyor. Baas rejiminin devrilmesinden sonra bazı kilit Dava liderleri Iraka döndüler. Bunların başında İbrahim Caferi ve Muhammed Bekir el-Nasiri geliyor. Nasiri önceden Tahranda bulunan etkili bir ideolog. Önde gelen bir din adamı olan Nasırinin partinin felsefî yol göstericisi olduğu söyleniyor.
İdeoloji
Dava Partisinin kurucu ideoloğu Muhammed Bekir el-Sadr, günün birinde iktidarı ele geçirip bir İslam devleti kuracak bir devrimciler kuşağı yetiştirerek hareketi planladı. Aynı zamanda, devletin din adamları tarafından kontrolüne izin vermedi. Daha ziyade, İslamî dinî müessese yasamayı denetleyecek ve bunların İslamî normlara uygunluğunu sağlayacaktı. 200 bine yakın Iraklı Şii 1980ler ve 1990larda İrana siyasî sürgün olarak gitti. Bu sürgünlerin çoğu İranda üslenmiş bulunan ve Humeyninin din adamları yönetimini kabul etme eğilimindeki Dava Partisine katıldı. Din adamları yönetimi meselesi sonunda partiyi parçalanmaya götürdü. Parti merkez komitesinin bazı din adamı üyeleri, örneğin Muhammed Mehdi Asefi ve Seyyid Kasım el-Haeri Partinin kendisini Humeyninin ve sonra onun halefi Ali Hamaneyin doğrudan otoritesine bırakmasını istedi. Bu mesele yüzünden Asefi görevinden çekilmeye zorlandı. Iraktaki Dava Partisinin, Lübnandaki Hizbullahın takipçisi olduğu Lübnanlı Büyük Ayetullah Muhammed Hüseyin Fadlallahı takip ettiği yolunda rivayetler var. Fadlallah Necefte doğdu ve burada eğitim gördü ve Lübnana 1965 yılında gitti. Lübnandaki Hizbullah Iraktaki ABD birliklerine yönelik şiddet tehdidinde bulundu. Davanın siyasî ideolojisi, 1980 yılında Saddam Hüseyin rejimi tarafından öldürülen Muhammed Bekir el-Sadr tarafından geliştirilen İslamî hükümet teorilerini takip ediyor.
Eylemler
Davanın Baasçıların iktidara gelmesinden sonra bir dizi suikastler ve düşük-düzeyli saldırılar düzenleyegeldiğine inanılıyor. Ne var ki, örgüt 1979 İran Devriminden sonra ciddi şiddet eylemlerine başladı. Şahın devrilmesi Iraklı Şiilere güçlü güvenlik düzeneğine sahip en baskıcı rejimin bile, İslam ideolojisi kitleleri harekete geçirmekte kullanıldığı takdirde, yenilebileceğini gösterdi. Örgütün eylemlerine İran para ve askerî destek sağladı. Nisan 1980de örgütün Tarık Azize suikast girişiminden sonra rejim Muhammed Bekir el-Sadrı kızkardeşiyle birlikte öldürdü. Hareketin kurucusunun öldürülmesinden sonra Davanın askerî kanadının adı Şehid el-Sadr olarak değiştirildi. Dava Partisi ideolojik bir hareket ortaya çıkmakla birlikte askerî terörist operasyonlar sonraki yıllarda örgütün simgesi oldu. Dava Partisi Baasa ve yandaşlarına artan bir şekilde şiddet kullandıkça hareketin ideolojik ve operasyonel eylemleri arasındaki ayrım aşındı. Dava Partisi gizli bir şekilde İran Körfezi ülkelerinde ve Lübnanda şubeler kurdu; ki buralarda Şii azınlıklar (ve Bahreyn ile Lübnanda Şii çoğunluklar) değişen ölçülerde baskıya maruz kalıyordu. Hareketin Lübnan şubesi 1981 Aralıkında Beyruttaki Irak elçiliğine bombalı intihar saldırısı düzenledi ve 27 kişi öldü. Bu eylemin Orta Doğudaki ilk büyük bombalı intihar saldırısı olduğu düşünülüyor. Lübnanlı Dava Haziran 1982de diğer radikal Şii gruplarla birleşerek Hizbullah hareketini oluşturdu. Davanın Irak dışındaki eylemleri arasında İrana karşı savaşta Irakın Batılı ve Arap müttefiklerine karşı bir dizi saldırı bulunuyor. 1983 Aralıkında Dava Partisi eylemcileri Kuveytteki Fransız ve Amerikan elçiliklerini bombaladı. Dava Partisi daha sonra bu saldırıların İrandaki Devrim Muhafızları'nın istihbarat servisi için çalışan ajanlar tarafından gerçekleştirildiğini söyleyerek, kendisiyle bu eylemler arasına mesafe koyma girişiminde bulundu. 1980lerin sonlarında Dava Partisi enerjisini askerî eylemlerden siyasî eylemlere kaydırma yolunda bazı çabalarda bulundu. Ilımlı Tahran bürosunun yanı sıra Dava Partisi bazı Avrupa Başkentlerinde bürolar kurdu. Partinin Batıda herhangi bir ciddi lobi faaliyeti başlattığı bilinmiyor ve bu ofisler temelde lojistik ve ruhanî görevler icra ettiler.
Merkezler
1980ler ve 1990larda Dava Partisinin ana merkezleri İran ve Londradaydı. Dava Partisi aynı zamanda başında Cevad el-Malikinin bulunduğu Suriyedeki bürosunu destekledi Irakın içerisinde, örgüt Orta Fırat bölgesinde (Güney Irak) ve özellikle Nasıriye çevresinde güçlü bir mevcudiyet sağladı. Bir diğer şube olan Tanzim el-Dava Basradaydı. Baas rejiminin baskıları yüzünden bu şubeler bir diğeriyle iyi bir iletişim içerisinde değildi ve ideolojik açıdan oldukça farklılaştılar. Irak şubesi gizli kaldı ve dış etkilerden büyük ölçüde mahfuz kaldı. Baas rejimin devrilmesinden sonra, Dava ülkenin güney ve orta bölgelerinde açık bir şekilde kendini ortaya koyabildi. Başında İbrahim Caferinin bulunduğu İngiltere şubesi laik muhalefet güçleriyle ve (gayri resmî olarak) Batılı hükümetlerle ilişkiler kurmuş olmakla en pragmatik şube olarak görülüyor. Burası aynı zamanda en büyük hareket serbestisine sahip olan şubeydi ve böylece partinin ağırlık merkezi İrandan buraya kaydı. Partinin polit-bürosunun başı olan Ebu Bilal el-Edibin başında bulunduğu Tahran şubesi doğal olarak en İran-yanlısı şube ve buradaki unsurlar Velayet-i Fakih (din adamlarınını yönetimi) öğretisine daha yakınlar. Ne var ki, Dava İrandaki ruhban müessesinden büyük ölçüde bağımsız kaldı. Savaş sonrası ırakta, Londradaki Dava şubesi Nasıriye ve Basradaki hücre üyeleriyle yeniden irtibat kurarak en öne çıkan şube oldu.
Irakın yeniden yapılanması ve hükümete yönelik tutum
Dava Partisi resmi olarak Irakın Amerika önderliğindeki koalisyon kuvvetleri tarafından işgaline karşı çıktı. Haziran 2002de kurulan Irak Ulusal Kuvvetleri Koalisyonuna (Coalition of Iraqi National Forces - CINF) katıldı. Irak Ulusal Kuvvetleri Koalisyonu, üye örgütlerden Baas rejiminin dış müdahale olmadan devrilmesini desteklemelerini zorunlu kıldı. Parti Aralık 2002deki Londra Konferansına katılmadı; ama Dava partisine yakın bir isim olduğu düşünülen Ehl-i Beyt Dünya Asamblesinden bir lider 65 üyelik İzleme ve Hazırlık Komitesine (Follow-up and Arrangement Committee) seçildi. Irakın işgali öncesinde Dava Partisi tarihinde ilk kez ABD yetkilileriyle ilişki kurdu; Ocak 2003te İbrahim Caferi ABDye gitti ve ABDnin Ulusal Güvenlik Danışmanı Zalmay Halilzad ile görüştü. İddia edildiğine göre Halilzad partiye izleme ve hazırlık komitesinde 5 sandalye önerdi ama bu öneri kesin bir şekilde reddedildi. 1980lerin başlarında ABD Iraktaki Baas rejimini desteklediği sıralarda, Dava Partisi ateşli bir şekilde Amerikan-aleyhtarıydı ve çeşitli ülkelerde Amerikan hedeflerine saldırılar düzenliyordu. Dava Partisi, 15 Nisanda Nasıriyede düzenlenen gösterinin arkasındaydı. Bu gösteri konferansa, Washington tarafından savaş sonrası Irakı yönetmekle görevlendirilen İnsanî Yardım ve Yeniden Yapılanma Bürosunun başkanı Jay Garnerın başkanlık etmesini protesto etmek için düzenlenmişti. Dava Partisinin ılımlı liderlerinden biri olan İbrahim el-Caferî 16 Nisanda Nasıriye yakınlarındaki ABD himayesindeki liderlik toplantısına katılmayı reddetti. ABD askerî yönetimiyle işbirliği yapmaya itiraz ettiğini söyledi. Ama Dava Partisi yetkilileri kendilerinden daha güçlü paramiliter güçlere sahip olan SCIRI ve Sadr hareketi karşısında siyasî rekabetin dışında kalmaktan korktular. Dava Partisi iran yanlısı olmakla birlikte Humeyninin devlet yönetiminin din adamlarının doğrudan kontrolü olması öğretisini reddediyor. Görünüşe göre parti çoğulcu bir demokratik sistemi savunuyor. 19 Nisanda İbrahim el-Caferi, Dava Partisinin diğer Şii gruplardan daha az din adamı yönelimli olduğunu öne sürerek, hemen teknokratik bir geçici hükümet oluşturulması çağrısında bulunan Iraka komşu ülkelerle bir toplantı mektubunu imzaladı. Böylece Dava Partisi Amerikanın Iraka müdahalesini desteklemeyi reddetmekle birlikte, kendisini İrana tabi kılmayı da reddetti. Dava Partisi resmî olarak koalisyon kuvvetleriyle işbirliği yapmazken, pragmatik bir tutum benimsedi ve liderleri Irakta temsilci sir hükümete geçişi sabote edebilecek eylemlerden sakınma konusunda dikkatli olageldiler. Hatta Dava Partisinin silahlı direnişin kökünü kazımak konusunda ABD ile işbirliği yapmış olabileceği söylentileri vardı. Dava Partisi 13 Temmuzda ABD sivil yöneticisi Paul Bremer tarafından atanan Irak Geçici Yönetim Konseyinde yer almayı kabul etti ve 25 sandalyeden 4ünü kazandı.

