- Katılım
- 22 Tem 2011
- Konular
- 1,469
- Mesajlar
- 5,881
- Online süresi
- 18m 27s
- Reaksiyon Skoru
- 427
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 14 Yıl 11 Ay 3 Gün
- Başarım Puanı
- 252
- MmoLira
- -205
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Tarihi boyunca güvenlikte dünya lideri olan Volvo, bu kez gelmiş geçmiş en güvenli Volvo olma özelliğini taşıyan V40 ile kızışan premium C segmenti arasında kendini göstermeye hazırlanıyor
Volvonun bahsi geçtiğinde arkasından hemen güvenlik ile ilgili bir söz gelmesi artık normal karşılanır hale geldi. Çünkü diğer markaların yürüyen aksam, motor ve şanzıman üzerine geliştirmeler yaptığı yıllarda hiçbirinin yapmadığını yapan Volvo, 1944 yılında ilk güvenlik kafesini, 1959 yılında ilk üç noktalı emniyet kemeri gibi o yıllarda akla bile gelmeyecek güvenlik unsurları için AR-GEsini kullanıyordu. 1998 yılında markaların opsiyonel olarak sundukları hava yastıklarına karşılık olarak IC adını verdiği perde şeklindeki hava yastıklarını standart olarak sunarak bu alandaki farkını her zamanki gibi belli ediyordu.
Otomobil dünyasında güvenlik anlamında sayısız ilke imza atan Volvo, birçok pasif güvenlik sisteminin yanı sıra son yıllardaki aktif güvenlik sistemlerinle de sektöre öncü ve yine lider kimliğini taşımaya devam ediyor.
Bunun en yeni örneklerinden biri olan Volvo V40, bizlere uzun zamandır yeni bir Volvo kullanma heyecanını yaşatıyor. Son olarak S60 ile yaşadığımız bu heyecanın ardından neredeyse dört yılın üzerinde bir zaman geçti ve hem bizler hem de otomobil dünyası V40ı büyük bir merakla bekliyordu.
Geçmişte V40 ilk kez bu isimle 1995 yılında satışa sunulmuştu. O yıllarda S40ın station wagon versiyonu olarak satılan otomobil D segmentinin başarılı temsilcilerinden biri olmayı başarmıştı. Ardından S40ın C segmentine taşınması ve araya S60ın girmesiyle birlikte V40 için de defter kapanmış oldu. Ta ki 2012 Cenevre Otomobil Fuarında beş kapılı bir hatchback olarak tanıtılana dek... Yeni Volvo V40 bulunduğu segmentte C30un ardından mükemmel bir atak ve çok doğru bir zamanlamayla kendini gösterdi. Premium rakipleri arasındaki BMW 1 Serisi, Mercedes A-Sınıfı ve Audi A3 gibi zorlu rakiplerin hepsi yenilenmişti.
Volvo C30da da kullanılan Ford C1 platformunun geliştirilmiş bir halinin kullanıldığı V40, İngiliz bir tasarımcı olan ve Volvonun tasarımdan sorumlu başkanı Peter Horbury imzasını taşıyor.
V40ın tasarımı bildik hatchback kavramının dışında ve zarif İskandinav çizgisinin en iyi şeklini yansıtmayı başarıyor. Önden bakıldığında alçak ve geniş burnuyla yere yakın daha sportif bir his sağlarken, özellikle C sütünü ve arkasıyla bu zarafeti en doğru şekilde sunuyor.
V40 ile ilgili o kadar çok anlatacak yenilik var ki, öncelikli olarak sürüş özelliklerinden biraz bahsedelim. Geliştirilmiş olan yeni şasi sayesinde otomobil çok daha dinamik tepkiler vermeyi başarıyor. Optimum düzeyde ayarlanmış olan sertlik, asfalt üzerinde konfordan ödün vermiyor. Fakat bozuk zeminde ve tümsek geçişlerindeki his bu sertliği biraz daha fazla hissettiriyor. Yenilenen direksiyon sayesinde daha keskin bir sürüşle yolu ve virajın çizgisini çok daha iyi hissettiriyor. Diğer Volvo modellerine oranla elektro-mekanik özelliği sayesinde kullandığım en tepkili direksiyon V40ın ki diyebilirim. İç hacim ve oturma pozisyonu son derece iyi ayarlanmış. Sürüş pozisyonunu kendinize göre ayarladığınızda dahi arkadaki yolcu sorunsuz bir şekilde yolculuk edebiliyor ki bu benim için çok önemli.
Kaputun altında bildik 1.6 ltlik D2 dizel üniteye 6 ileri şanzıman ile birlikte yer verilmiş. 1.6 lt hacmindeki dizel motor yeterli bir performans sunuyor. Yine motorda yapılan ufak bir geliştirme ile anlık olarak tork değer 285 Nmlere kadar ulaşabiliyor. V40da beğenmediğim tek şey belki de 6 ileri manuel şanzıman. Diğer Volvo modellerinde de kullanmış olmama rağmen V40ın sürüşündeki pürüzsüz sürüş hissine rahatsız vites yolları ufak bir çelme takıyor.
Otomobilin içine bindiğiniz anda Volvolarda alışkın olmadığımız bir bütün şeklinde tasarlanmış grafik ekran tipinde bir gösterge paneli gözümüze çarpıyor. Sürüş esnasında keyifli bir etkileşim yaratan bu panel, Elegance, ECO ve Performance olarak üç farklı görünüm ve fonksiyonelliğe sahip.
Volvo V40ın yenilikleri arasında yer alan bir başka özellikte adaptif hız sabitleyici ve mesafe uyarısı. Manuel şanzımanlı modellerde de yer alan bu sistem, diğer otomobillerde olduğu gibi vites değiştirdiğiniz anda devreden çıkmayarak sistem aynı şekilde yolunuza devam etmenizi sağlıyor. Bu da yine V40ın beğendiğimiz özelliklerinden bir tanesi...
Markanın bildik güvenlik sistemlerinin bir takım geliştirmelerden geçmiş yeni halleri de yine V40ın çatısı altında toplanıyor. Bunlardan ilki, geliştirilen kör nokta sistemi BLIS. Daha iyi bir görüş sağlamak için 70 mtye kadar arkasındaki aracı algılayarak uyaran sistem, kullanılan radarlarla ayrıca 30 mtye kadar da etrafı sürekli tarıyor, yaya ve çevredeki diğer araçları ekrana uyarı şeklinde sesli olarak aktarıyor. Ayrıca V40 üzerindeki algılayıcı kamera artık trafik işaretlerini de algılayarak bilgi ekranı üzerinde gösteriyor. Sınıfında yine benzersiz bir özellik olan yaya algılama sistemi V40da yer alan bir başka güvenlik öğesi... Sistem üzerindeki radar ile 80 cm ve daha uzun boylu yayaları algılayabiliyor. Yaya sizin görmediğiniz bir anda karşınıza çıktığında önce sesli bir uyarıyla birlikte ön cama yansıtılan ekranda yanıp sönen bir kırmızı bir ışık gösteriliyor. Sürücü uyarıya tepki göstermezse ve araç çarpışmaya doğru gidiyorsa, sistem otomatik olarak sürücünün kontrolü dışında fren yapıyor. Yayalar için tasarlanmış ve dünyada ilk kez V40da kullanılan yaya hava yastığı ise kaputa olan fiziksel teması algılıyor ve kaputun altından çıkarak yayaya en az şekilde zarar verilmesini hedefliyor. Şehir içi güvenlik sistemi olan City Safety ise V40 ile birlikte artık 50 km/se kadar devrede... Dikiz aynasının hemen altında ön cama entegre edilen bir lazer sensörüyle trafiği gözleyen sistem, yaya algılama sistemi gibi otomatik olarak otomobile fren yapmasını sağlıyor.
Son olarak ise şerit koruma yardımı karşımıza çıkıyor. Bu sistemde 65 km/s ile 200 km/s arasında hızlarda sürekli olarak çalışıyor... Sistem öncelikli olarak sürücünün direksiyonu doğru şerit içerisine döndürmesine yardım etmek amacıyla direksiyona hafif bir güç uyguluyor. Otomobil şeritten dönmez ve çıkar ise, uyarı yoluyla daha ciddi bir titreşim direksiyonda hissediliyor.
Sonuç olarak, segmentteki diğer rakiplerin hepsini Mercedes ve BMWyi karşı karşıya olmak üzere bu ay Autocarda bulacaksınız. Başlangıç seviyesindeki 1.6 ltlik dizel motorlu V40, 71 bin TLden satışa sunuluyor. Test otomobilimizde yer alan ve yukarıda bahsettiğim donanımlarla böyle bir V40a sahip olmak isterseniz gözden çıkarmanız gereken rakam 90 bin TL dolaylarında...Sürüş özellikleri açısından belki değil ama güvenlik ve donanım özelliklerine bakıldığında rakiplerden hiçbirinin V40a yaklaşamayacağını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Volvonun bahsi geçtiğinde arkasından hemen güvenlik ile ilgili bir söz gelmesi artık normal karşılanır hale geldi. Çünkü diğer markaların yürüyen aksam, motor ve şanzıman üzerine geliştirmeler yaptığı yıllarda hiçbirinin yapmadığını yapan Volvo, 1944 yılında ilk güvenlik kafesini, 1959 yılında ilk üç noktalı emniyet kemeri gibi o yıllarda akla bile gelmeyecek güvenlik unsurları için AR-GEsini kullanıyordu. 1998 yılında markaların opsiyonel olarak sundukları hava yastıklarına karşılık olarak IC adını verdiği perde şeklindeki hava yastıklarını standart olarak sunarak bu alandaki farkını her zamanki gibi belli ediyordu.
Otomobil dünyasında güvenlik anlamında sayısız ilke imza atan Volvo, birçok pasif güvenlik sisteminin yanı sıra son yıllardaki aktif güvenlik sistemlerinle de sektöre öncü ve yine lider kimliğini taşımaya devam ediyor.
Bunun en yeni örneklerinden biri olan Volvo V40, bizlere uzun zamandır yeni bir Volvo kullanma heyecanını yaşatıyor. Son olarak S60 ile yaşadığımız bu heyecanın ardından neredeyse dört yılın üzerinde bir zaman geçti ve hem bizler hem de otomobil dünyası V40ı büyük bir merakla bekliyordu.
Geçmişte V40 ilk kez bu isimle 1995 yılında satışa sunulmuştu. O yıllarda S40ın station wagon versiyonu olarak satılan otomobil D segmentinin başarılı temsilcilerinden biri olmayı başarmıştı. Ardından S40ın C segmentine taşınması ve araya S60ın girmesiyle birlikte V40 için de defter kapanmış oldu. Ta ki 2012 Cenevre Otomobil Fuarında beş kapılı bir hatchback olarak tanıtılana dek... Yeni Volvo V40 bulunduğu segmentte C30un ardından mükemmel bir atak ve çok doğru bir zamanlamayla kendini gösterdi. Premium rakipleri arasındaki BMW 1 Serisi, Mercedes A-Sınıfı ve Audi A3 gibi zorlu rakiplerin hepsi yenilenmişti.
Volvo C30da da kullanılan Ford C1 platformunun geliştirilmiş bir halinin kullanıldığı V40, İngiliz bir tasarımcı olan ve Volvonun tasarımdan sorumlu başkanı Peter Horbury imzasını taşıyor.
V40ın tasarımı bildik hatchback kavramının dışında ve zarif İskandinav çizgisinin en iyi şeklini yansıtmayı başarıyor. Önden bakıldığında alçak ve geniş burnuyla yere yakın daha sportif bir his sağlarken, özellikle C sütünü ve arkasıyla bu zarafeti en doğru şekilde sunuyor.
V40 ile ilgili o kadar çok anlatacak yenilik var ki, öncelikli olarak sürüş özelliklerinden biraz bahsedelim. Geliştirilmiş olan yeni şasi sayesinde otomobil çok daha dinamik tepkiler vermeyi başarıyor. Optimum düzeyde ayarlanmış olan sertlik, asfalt üzerinde konfordan ödün vermiyor. Fakat bozuk zeminde ve tümsek geçişlerindeki his bu sertliği biraz daha fazla hissettiriyor. Yenilenen direksiyon sayesinde daha keskin bir sürüşle yolu ve virajın çizgisini çok daha iyi hissettiriyor. Diğer Volvo modellerine oranla elektro-mekanik özelliği sayesinde kullandığım en tepkili direksiyon V40ın ki diyebilirim. İç hacim ve oturma pozisyonu son derece iyi ayarlanmış. Sürüş pozisyonunu kendinize göre ayarladığınızda dahi arkadaki yolcu sorunsuz bir şekilde yolculuk edebiliyor ki bu benim için çok önemli.
Kaputun altında bildik 1.6 ltlik D2 dizel üniteye 6 ileri şanzıman ile birlikte yer verilmiş. 1.6 lt hacmindeki dizel motor yeterli bir performans sunuyor. Yine motorda yapılan ufak bir geliştirme ile anlık olarak tork değer 285 Nmlere kadar ulaşabiliyor. V40da beğenmediğim tek şey belki de 6 ileri manuel şanzıman. Diğer Volvo modellerinde de kullanmış olmama rağmen V40ın sürüşündeki pürüzsüz sürüş hissine rahatsız vites yolları ufak bir çelme takıyor.
Otomobilin içine bindiğiniz anda Volvolarda alışkın olmadığımız bir bütün şeklinde tasarlanmış grafik ekran tipinde bir gösterge paneli gözümüze çarpıyor. Sürüş esnasında keyifli bir etkileşim yaratan bu panel, Elegance, ECO ve Performance olarak üç farklı görünüm ve fonksiyonelliğe sahip.
Volvo V40ın yenilikleri arasında yer alan bir başka özellikte adaptif hız sabitleyici ve mesafe uyarısı. Manuel şanzımanlı modellerde de yer alan bu sistem, diğer otomobillerde olduğu gibi vites değiştirdiğiniz anda devreden çıkmayarak sistem aynı şekilde yolunuza devam etmenizi sağlıyor. Bu da yine V40ın beğendiğimiz özelliklerinden bir tanesi...
Markanın bildik güvenlik sistemlerinin bir takım geliştirmelerden geçmiş yeni halleri de yine V40ın çatısı altında toplanıyor. Bunlardan ilki, geliştirilen kör nokta sistemi BLIS. Daha iyi bir görüş sağlamak için 70 mtye kadar arkasındaki aracı algılayarak uyaran sistem, kullanılan radarlarla ayrıca 30 mtye kadar da etrafı sürekli tarıyor, yaya ve çevredeki diğer araçları ekrana uyarı şeklinde sesli olarak aktarıyor. Ayrıca V40 üzerindeki algılayıcı kamera artık trafik işaretlerini de algılayarak bilgi ekranı üzerinde gösteriyor. Sınıfında yine benzersiz bir özellik olan yaya algılama sistemi V40da yer alan bir başka güvenlik öğesi... Sistem üzerindeki radar ile 80 cm ve daha uzun boylu yayaları algılayabiliyor. Yaya sizin görmediğiniz bir anda karşınıza çıktığında önce sesli bir uyarıyla birlikte ön cama yansıtılan ekranda yanıp sönen bir kırmızı bir ışık gösteriliyor. Sürücü uyarıya tepki göstermezse ve araç çarpışmaya doğru gidiyorsa, sistem otomatik olarak sürücünün kontrolü dışında fren yapıyor. Yayalar için tasarlanmış ve dünyada ilk kez V40da kullanılan yaya hava yastığı ise kaputa olan fiziksel teması algılıyor ve kaputun altından çıkarak yayaya en az şekilde zarar verilmesini hedefliyor. Şehir içi güvenlik sistemi olan City Safety ise V40 ile birlikte artık 50 km/se kadar devrede... Dikiz aynasının hemen altında ön cama entegre edilen bir lazer sensörüyle trafiği gözleyen sistem, yaya algılama sistemi gibi otomatik olarak otomobile fren yapmasını sağlıyor.
Son olarak ise şerit koruma yardımı karşımıza çıkıyor. Bu sistemde 65 km/s ile 200 km/s arasında hızlarda sürekli olarak çalışıyor... Sistem öncelikli olarak sürücünün direksiyonu doğru şerit içerisine döndürmesine yardım etmek amacıyla direksiyona hafif bir güç uyguluyor. Otomobil şeritten dönmez ve çıkar ise, uyarı yoluyla daha ciddi bir titreşim direksiyonda hissediliyor.
Sonuç olarak, segmentteki diğer rakiplerin hepsini Mercedes ve BMWyi karşı karşıya olmak üzere bu ay Autocarda bulacaksınız. Başlangıç seviyesindeki 1.6 ltlik dizel motorlu V40, 71 bin TLden satışa sunuluyor. Test otomobilimizde yer alan ve yukarıda bahsettiğim donanımlarla böyle bir V40a sahip olmak isterseniz gözden çıkarmanız gereken rakam 90 bin TL dolaylarında...Sürüş özellikleri açısından belki değil ama güvenlik ve donanım özelliklerine bakıldığında rakiplerden hiçbirinin V40a yaklaşamayacağını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.


