InfernoShade 1
InfernoShade
Psych0SoociaL 1
Psych0SoociaL
onur akbaş 1
onur akbaş
noisiv 1
noisiv
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
D 1
delimuratt
ShadowFon 1
ShadowFon
shrpnl 1
shrpnl
DEVLOPER 1
DEVLOPER
Manwe Work 1
Manwe Work
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Hikaye Ekle

Genç Viking!

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan halilsicimli
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 277

halilsicimli

Level 10
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
22 Tem 2011
Konular
1,469
Mesajlar
5,881
Online süresi
18m 27s
Reaksiyon Skoru
427
Altın Konu
0
TM Yaşı
14 Yıl 11 Ay 3 Gün
Başarım Puanı
252
MmoLira
-205
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Tarihi boyunca güvenlikte dünya lideri olan Volvo, bu kez ‘gelmiş geçmiş en güvenli Volvo’ olma özelliğini taşıyan V40 ile kızışan premium C segmenti arasında kendini göstermeye hazırlanıyor
Volvo’nun bahsi geçtiğinde arkasından hemen ‘güvenlik’ ile ilgili bir söz gelmesi artık normal karşılanır hale geldi. Çünkü diğer markaların yürüyen aksam, motor ve şanzıman üzerine geliştirmeler yaptığı yıllarda hiçbirinin yapmadığını yapan Volvo, 1944 yılında ilk güvenlik kafesini, 1959 yılında ilk üç noktalı emniyet kemeri gibi o yıllarda akla bile gelmeyecek güvenlik unsurları için AR-GE’sini kullanıyordu. 1998 yılında markaların opsiyonel olarak sundukları hava yastıklarına karşılık olarak “IC” adını verdiği perde şeklindeki hava yastıklarını standart olarak sunarak bu alandaki farkını her zamanki gibi belli ediyordu.
Otomobil dünyasında güvenlik anlamında sayısız ilke imza atan Volvo, birçok pasif güvenlik sisteminin yanı sıra son yıllardaki aktif güvenlik sistemlerinle de sektöre öncü ve yine lider kimliğini taşımaya devam ediyor.

Bunun en yeni örneklerinden biri olan Volvo V40, bizlere uzun zamandır yeni bir Volvo kullanma heyecanını yaşatıyor. Son olarak S60 ile yaşadığımız bu heyecanın ardından neredeyse dört yılın üzerinde bir zaman geçti ve hem bizler hem de otomobil dünyası V40’ı büyük bir merakla bekliyordu.

Geçmişte V40 ilk kez bu isimle 1995 yılında satışa sunulmuştu. O yıllarda S40’ın station wagon versiyonu olarak satılan otomobil D segmentinin başarılı temsilcilerinden biri olmayı başarmıştı. Ardından S40’ın C segmentine taşınması ve araya S60’ın girmesiyle birlikte V40 için de defter kapanmış oldu. Ta ki 2012 Cenevre Otomobil Fuarı’nda beş kapılı bir hatchback olarak tanıtılana dek... Yeni Volvo V40 bulunduğu segmentte C30’un ardından mükemmel bir atak ve çok doğru bir zamanlamayla kendini gösterdi. Premium rakipleri arasındaki BMW 1 Serisi, Mercedes A-Sınıfı ve Audi A3 gibi zorlu rakiplerin hepsi yenilenmişti.

Volvo C30’da da kullanılan Ford C1 platformunun geliştirilmiş bir halinin kullanıldığı V40, İngiliz bir tasarımcı olan ve Volvo’nun tasarımdan sorumlu başkanı Peter Horbury imzasını taşıyor.

V40’ın tasarımı bildik hatchback kavramının dışında ve zarif İskandinav çizgisinin en iyi şeklini yansıtmayı başarıyor. Önden bakıldığında alçak ve geniş burnuyla yere yakın daha sportif bir his sağlarken, özellikle C sütünü ve arkasıyla bu zarafeti en doğru şekilde sunuyor.

V40 ile ilgili o kadar çok anlatacak yenilik var ki, öncelikli olarak sürüş özelliklerinden biraz bahsedelim. Geliştirilmiş olan yeni şasi sayesinde otomobil çok daha dinamik tepkiler vermeyi başarıyor. Optimum düzeyde ayarlanmış olan sertlik, asfalt üzerinde konfordan ödün vermiyor. Fakat bozuk zeminde ve tümsek geçişlerindeki his bu sertliği biraz daha fazla hissettiriyor. Yenilenen direksiyon sayesinde daha keskin bir sürüşle yolu ve virajın çizgisini çok daha iyi hissettiriyor. Diğer Volvo modellerine oranla elektro-mekanik özelliği sayesinde kullandığım en tepkili direksiyon V40’ın ki diyebilirim. İç hacim ve oturma pozisyonu son derece iyi ayarlanmış. Sürüş pozisyonunu kendinize göre ayarladığınızda dahi arkadaki yolcu sorunsuz bir şekilde yolculuk edebiliyor ki bu benim için çok önemli.

Kaputun altında bildik 1.6 lt’lik D2 dizel üniteye 6 ileri şanzıman ile birlikte yer verilmiş. 1.6 lt hacmindeki dizel motor yeterli bir performans sunuyor. Yine motorda yapılan ufak bir geliştirme ile anlık olarak tork değer 285 Nm’lere kadar ulaşabiliyor. V40’da beğenmediğim tek şey belki de 6 ileri manuel şanzıman. Diğer Volvo modellerinde de kullanmış olmama rağmen V40’ın sürüşündeki pürüzsüz sürüş hissine rahatsız vites yolları ufak bir çelme takıyor.

Otomobilin içine bindiğiniz anda Volvo’larda alışkın olmadığımız bir bütün şeklinde tasarlanmış grafik ekran tipinde bir gösterge paneli gözümüze çarpıyor. Sürüş esnasında keyifli bir etkileşim yaratan bu panel, Elegance, ECO ve Performance olarak üç farklı görünüm ve fonksiyonelliğe sahip.

Volvo V40’ın yenilikleri arasında yer alan bir başka özellikte adaptif hız sabitleyici ve mesafe uyarısı. Manuel şanzımanlı modellerde de yer alan bu sistem, diğer otomobillerde olduğu gibi vites değiştirdiğiniz anda devreden çıkmayarak sistem aynı şekilde yolunuza devam etmenizi sağlıyor. Bu da yine V40’ın beğendiğimiz özelliklerinden bir tanesi...

Markanın bildik güvenlik sistemlerinin bir takım geliştirmelerden geçmiş yeni halleri de yine V40’ın çatısı altında toplanıyor. Bunlardan ilki, geliştirilen kör nokta sistemi BLIS. Daha iyi bir görüş sağlamak için 70 mt’ye kadar arkasındaki aracı algılayarak uyaran sistem, kullanılan radarlarla ayrıca 30 mt’ye kadar da etrafı sürekli tarıyor, yaya ve çevredeki diğer araçları ekrana uyarı şeklinde sesli olarak aktarıyor. Ayrıca V40 üzerindeki algılayıcı kamera artık trafik işaretlerini de algılayarak bilgi ekranı üzerinde gösteriyor. Sınıfında yine benzersiz bir özellik olan yaya algılama sistemi V40’da yer alan bir başka güvenlik öğesi... Sistem üzerindeki radar ile 80 cm ve daha uzun boylu yayaları algılayabiliyor. Yaya sizin görmediğiniz bir anda karşınıza çıktığında önce sesli bir uyarıyla birlikte ön cama yansıtılan ekranda yanıp sönen bir kırmızı bir ışık gösteriliyor. Sürücü uyarıya tepki göstermezse ve araç çarpışmaya doğru gidiyorsa, sistem otomatik olarak sürücünün kontrolü dışında fren yapıyor. Yayalar için tasarlanmış ve dünyada ilk kez V40’da kullanılan yaya hava yastığı ise kaputa olan fiziksel teması algılıyor ve kaputun altından çıkarak yayaya en az şekilde zarar verilmesini hedefliyor. Şehir içi güvenlik sistemi olan City Safety ise V40 ile birlikte artık 50 km/s’e kadar devrede... Dikiz aynasının hemen altında ön cama entegre edilen bir lazer sensörüyle trafiği gözleyen sistem, yaya algılama sistemi gibi otomatik olarak otomobile fren yapmasını sağlıyor.

Son olarak ise şerit koruma yardımı karşımıza çıkıyor. Bu sistemde 65 km/s ile 200 km/s arasında hızlarda sürekli olarak çalışıyor... Sistem öncelikli olarak sürücünün direksiyonu doğru şerit içerisine döndürmesine yardım etmek amacıyla direksiyona hafif bir güç uyguluyor. Otomobil şeritten dönmez ve çıkar ise, uyarı yoluyla daha ciddi bir titreşim direksiyonda hissediliyor.

Sonuç olarak, segmentteki diğer rakiplerin hepsini Mercedes ve BMW’yi karşı karşıya olmak üzere bu ay Autocar’da bulacaksınız. Başlangıç seviyesindeki 1.6 lt’lik dizel motorlu V40, 71 bin TL’den satışa sunuluyor. Test otomobilimizde yer alan ve yukarıda bahsettiğim donanımlarla böyle bir V40’a sahip olmak isterseniz gözden çıkarmanız gereken rakam 90 bin TL dolaylarında...Sürüş özellikleri açısından belki değil ama güvenlik ve donanım özelliklerine bakıldığında rakiplerden hiçbirinin V40’a yaklaşamayacağını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.



svlck.jpg
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst