HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
İnsan mı yoksa uzaylı mı? Ünlü ufolog ve tıp doktoru Dr. Greerin incelediği Atacama çolünde bulunan insansılın analizleri açıklandı. Stanford Üniversitesinde bilim insanlarının eşliğinde yapılan araştırmalar çok ilginç sonuçlar içeriyor.
İskelet uzaylıya mı insana mı ait?
Geçtiğimiz günlerde hayli şaşırtıcı bir haber gündeme bomba gibi düştü. Ünlü ufolog ve tıbbi doktor olan Dr. Steven Greer bir rapor ile Atacama bölgesinde bulunan küçük insan formu bir canlının incelendiğini dile getirdi ve bunun Dünya dışı yaşamla alakası olabileceğini dile getirdi. Ayrıca daha yeni medyada yerini almış Dr. Greerin önderliğinde çekilen Sirius belgelesinde de bu konu işlendi. Bulunan iskeletin uzaylı mı insan mı olduğu tartışılıyor.
Gündemde küçük uzaylı olarak yer alan bu canlıya Atacama humanoid yani Atacama insansılı deniyor. 2012 yılının yazında Dr. Greerin eline geçen bu insansılın ön incelemeleri geçtiğimiz Nisan ayında açıklandı.
Ata ismi verilen bu insansıl, Atacama çölünde Şilide bulunmuştu ve sadece 13 cm boyunda bir varlıktı. Steven Greer, Stanford Üniversitesinin önde gelen araştırmacıları olan Dr.Garry Nolan ve Dr.Ralph Lachman ile geçtiğimiz ayda ön genetik araştırmalar ve iskelet yapısının incelenmesi gerçekleştirildi. Genetik incelemeler çeşitli dokulardan ve sağlam olarak varlıktan elde edilen kemik iliğinde yapıldı. Vücut kurumuş halde olsa da iç yapılar korunmuş vaziyette olduğu bildirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ise oldukça şaşırtıcı.
Atacama Humonidi 13 cm veya 6 inç
Bu iskelete sahip insansılın 6-8 yıl yaşadığı tespit edildi ve kesinlikle biyolojik olarak yaşamış gerçek bir canlı. Yani sağlıklı bir şekilde bu kadar yıl yaşayabilmişti. Bu sonuç varlığın mutasyona uğramamış bir insan ya da bir insanın fetüsü olamayacağını kanıtladı. Sadece 10 omurgası olan bu varlık (Normal insanlarda 12 bazen 11 adet bulunur), kafa yapısı olarak insandan daha farklı. Üst tepesi daha geniş.. En ilginci ise genetik olarak incelediğinde insan olmayan primat cinsine değil (yani maymun ve şempanze cinslerine değil), bizim türümüz olan Homo sapiense çok yakın olduğu tespit edilmiş durumda. Kısacası bu varlık her ne ise, bize yapısal olarak çok benziyor ve muhtemelen bizim zeka seviyemize sahip.
Ölüm sebebinin, kafasının arkasına aldığı darbe olduğu tahmin ediliyor. Kemik yapısı ise 6-7 yaşındaki bir bireyin kemik yapısına uygun. Dr. Nolanın raporuna göre genetik olarak hiçbir cücelik belirtisi yok yani bu cücelik hastalığına sahip bir insan değil. Cücelik genlerinde de yani cüceliğe sebep olan genlerde de bir mutasyon saptanmadığı belirtiliyor ayrıca Dr.Lachmanın incelemelerine göre kemik yapısında da bir sorun yok ve insandan farklılıklar dışında kemiğe dayalı bir hastalık yok. Kısacası bu varlık her ne ise onun doğası bu şekilde. Böyle doğmuş ve bu şekilde yaşamış ve evrimleşmiş, ölmese belki de yaşamaya devam edecekti. Böylesi bir varlığın yaşamış olduğunu hayal etmek oldukça heyecan verici.
Tabi ki bu araştırmalar daha bir başlangıç. 1-2 yıl sürecek olan genetik araştırmalar varlığın sırrıyla ilgili daha fazla bilgiyi bizlere sunacak. Ama bu kadar bilgi dahi insanın sorgulamasına sebep olabiliyor.
Bu varlık, bu şekilde insan değmemiş bir yerde yaşadıysa, kim bilir Dünyamız nelere ev sahipliği yapıyor, insan bunu düşünmeden edemiyor. Ayrıca varlığın ne olduğu da ayrı bir soru işareti. Dr.Greer bu varlığın bir uzaylı olduğu konusunda ısrarcı. Çevre bölgede (Atacama bölgesinde) çok fazla ufo ve küçük insanların görüldüğüne dair raporlar var. Bu ufo görülmeleri ile varlıklar arasında bağlantı olduğunu düşünüyor ve bu bilginin Yaşam uzaydan gelen temaslarla mı oldu sorusuna yöneltmesinin gerektiğini ileri sürüyor.
Dr. Steven Greer
Yaşam Dünyadan daha eski
Dr.Greerin raporunda belirtilen bir diğer çarpıcı bilgi ise yaşam ile ilgili. İki araştırmacının yaptığı hesaplamalara göre Dünyada ki yaşam yaklaşık 10 milyar yaşında lakin Dünyanın oluşumu sadece 4.5 milyar yıl öncesine dayanıyor. Yani yaşam ve DNA bilgisi, Dünyadan iki kat daha eski. Bu da yaşam gerçekten uzaydan mı geldi veya yaşamın sırrı nedir sorusunu sormaya itiyor bizi. (
İlerleyen zamanlarda Atacama insansılının sırrı elbet daha çok açığa kavuşacaktır. Ama şimdiden birçok soru akla geliyor. Bu bir uzaylı mı yoksa Başka bir insan türü mü? Ya da elflerin,cücelerin geçtiği mitlerin kaynağı mı, yoksa Amerikanın zihin bulandırma yöntemlerinden biri mi? Başka insansıllar da mevcut mu? Hepsi muhakkak açığa kavuşacaktır.
Aşağıda daha detaylı bilgi ve resimler için Steven Greerin raporunun çevirisini aktarıyorum. Ayrıca bilimsel çalışmalar sonucu elde edilen Dr.Nolan ve Dr.Lachmanın da raporlarına da metin içinde ulaşabilirsiniz;
Stanford Üniversitesi Araştırması
Atacama Humanoidi (İnsansılı) Hala Bir Gizem
Steven M. Greer MD
22 Nisan 2013
Stanford üniversitesinin önde gelen araştırmacıları tarafından yapılan altı aylık araştırmadan sonra, Atacama Humanoidi hala derin bir sır olarak kalmaktadır.
Şili, Atacama çölünde 2003 yılında keşfedilen iskelet
Humanoid ilk olarak Şili Bölgesinde, uzak mevkideki Atacama çölünde 2003 yılında keşfedildi ama örneğin varlığını, İspanya Barselonada ki mumya benzeri yapıdaki Humanoidi inceleme teklifi gelene kadar, 2009 yılına kadar öğrenmemiştim. 2012 yazında, INSTITUTO DE INVESTIGACIONES Y ESTUDIOS EXOBIOLÓGICOS başkanı Ramón Navia-Osorio Villar, nezaketle takımıma humanoid üzerinde testler yapma izini verdi.
İspanya Barselonaya, Stanford Üniversitesinde test etmek üzere, detaylı X-Ray incelemeleri, CAT taramaları ve genetik örneklerin alınması için 2012 Eylülünün sonlarında seyahat ettik.
Stanford Üniversitesi Tıp fakültesi, Mikrobiyoloji ve immünoloji bölümündeki Dr. Garry Nolan, Rachord ve Harris A. Carlota profesörü, İnsan benzeri örneği inceleyen ekibe yöneticilik yaptı. Dna örnekleri almak için protokolleri ve Dr. Ralph Lachmanın ve ayrıca Stanford üniversitesinin danışmanlığını o önerdi. İskelet anomalilerinin uygun değerlendirmesi için, tam olarak hangi X-ray ve CT taramalarının gerekli olduklarını bildirdi.
Stanford üniversitesinde bir bilimadamı ve profesör olan ve ayrıca Radiology of Syndromes, Metabolic Disorders and Skeletal Dysplasias yazarı olarak, İskelet abnormalileri ve displazisi üzerindeDünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan Dr. Lachman, X rayler, Cat taramaları ve Humanoidin fotoğraflarını inceledi.
Humanoidin iki sağ ön kaburganın distal uç kısmından cerrahi diseksiyon yöntemiyle, mükemmel DNA örnekleri temin ettik. Kemik iliği ve kafatasından alınan diğer materyal, steril cerrahi prosedürler altında alındı ve doğrudan Dr.Nolan tarafından temin edilen steril kaplara aktarıldı.
Adli belgelendirme prosedürleri kullanılarak, Ekim 2012′de Washington DCde Dr.Nolan tarafından bu kanıt, bana elden teslim edildi. Dr.Nolan antik veya eski DNAyı incelemek için gerekli olan protokolleri oldukça detaylı bir şekilde oluşturdu. Bu araştırmanın son derece özel (spesifik) bir alanıdır ve bu alanda uzmanlığa sahip dünyanın önde gelen bilim adamları, büyük çabalarla Dr.Nolan ile görüş alışverişinde bulundu.
Atacama Humonidi 13 cm veya 6 inçtir, vücut oldukça kurumuş ama tamamen el değmemiş vebozulmamış haldedir. CAT taramaları açık bir şekilde iç göğüs organlarını (akciğerler kalp yapısının kalanlarından gözükenler) göstermektedir. (
Örneğin sadece 10 kaburgası var, bu henüz insanlarda bulunmayan bir bulgudur ve örneğin çok olağandışı bir kafatası var. Kafatasının üst bölümünün (cranial vault) normal insanlarda bulunana nispeten çok daha büyük olduğu fark edildi. Kemikler oldukça iyi gelişmiştir ve bunlar fetusa ait değildir. (aşağıda görülüyor). Örnek boyunca görülen birden fazla iskelet anomalileri vardır. Önemli olarak çene kemiğinde (mandibula) olgun, fetal olmayan, dişler görülmektedir. sağ kol kemiğinde (üst kol, humerus) bir kırık görülmektedir, ayrıca sağ arka-yan (posterior-lateral) kafatasında konkav bir kırık vardır ve muhtemelen bu ölüm nedenidir.
2 aylık insan fetüsü
Önemli olarak; Dr.Lachman, Humonoidin herhangi bir bilinen deformiti, genetik bozukluk, iskelet displazisi veya herhangi bilinen başka bir insan anormalliği olmadığı sonucuna varmıştır. Buna rağmen, bugüne kadar en şaşırtıcı sonuç şudur: Dr.Lachman humanoidin 6-8 yaşına kadar yaşadığı sonucuna varmıştır. (
Ayrıca bu sunumlar ve bir dizi bulgulara göre, hiçbir bilinen insan cücelik formu olmadığınıbelirtmiştir. 6-8 yıl yaşayıp sadece 6 inch uzunluğunda kalması mümkün olan bilinen hiçbir insan yoktur.
Barselonadaki Manchon Radyoloji merkezinden Dr. Manchonda X-Rayleri incelemiş ve bu örneğinkesin surette fetus olamayacağı ve bir yıl veya daha fazla ve muhtemelen birkaç yıl yaşamış olabileceği sonucuna varmıştır.
Daha önceleri, bazı yerlerde bu humanoidin fetus olabileceğine dair yanlış raporlar yayınlanmıştır.
Dr.Lachmanın araştırmaları ve Dr.Manchonun incelemerinin sonuçlarına göre açık bir şekilde öyle bir vaka olamaz. Fetus X rayleriyle yapılan karşılaştırmalar, insan fetüs iskelet gelişimi ile Atacama humanoidin X rayleri arasında kayda değer farklılıklar olduğunu göstermektedir.
1-insan fetüsü 2-yeni doğmuş insan 3- Atacama Humanoid
Stanford Üniversitesinde Dr.Nolan tarafından itinalı ve uzman bir DNA ekstraksiyonu gerçekleştirildi. Oldukça yüksek kalite ve miktarda DNA, başarıyla ekstrakte ve analiz edildi.
Bugüne kadar sadece DNAnın priliminer analizleri tamamlandı ve Dr.Nolan, tam manuel analizlerden önce bir yıl veya daha fazla sürebileceğini ve konfirmasyonların gerçekleşebileceğini bildirdi.
Dr.Nolanın belirtikleri; Dna yüksek kalitede ve ciddiye alınmayacak çok az degredasyon (bozulma) gösteriyor
Dr.Nolan ayrıca şunu belirtiyor: Sekans analizi açık bir şekilde numuneni bir tür yeni dünya primat örneği olmadığını ortaya koyuyor
Önemli olarak Dr.Nolan şunları tespit etmiştir; Preliminer sonuçlar göstermektedir ki, primordiyal (ilkel) cücelik veya cüceliğin diğer formlarının bilinen genleriyle genellikle alakalı olan proteinleri kodlayan genlerin tahrifatıyla istatistiksel olarak bir ilişki yoktur. Eğer örnekte gözlemlenen semptomlar için genetik temeller varsa, bu çözünürlük seviyesinde ve analizin bu seviyesinde rastgele mutasyonlar anlaşılır (açık) değildir.
Şu belirtilmelidir ki, Neanderthaller : %99.5 oranında insanlarla benzerlik gösterir ve şempanzeler ve maymunlar %96-97 oranında benzerdir.
Bu tarihten itibaren, genotipler fenotiplerle uyuşmayacak gibi gözükmektedir. (genetiklerin fiziksel ifade ediliş formları manasındadır)
Bu gizemin cevabı, DNAnın gelecek analizlerinde ve bulunanların hakemli yayınlar vasıtasıyla bildirilmesinde yatmaktadır.
Dr.Nolanın raporu (
Priliminer (öncü) raporlar, son zamanlarda kullanılabilir olan biyomedikal teknolojilerin, kaynağı bilinmeyen genetik bozukluklar ile alakalı, insan örnekleriyle ilişkilerinin arkeolojik ve antropolojik analizlerinin nasıl kolayca uygulanabileceğini göstermektedir. Bu rapor, mutasyonların doğaları veya bu insan örneğindeki bozukluğun altında yatan nedenle alakalı resmi bir sonuç değildir. Şu andaki veri (konservatif olarak) 15 katlı tüm genom dizilemeyi temsil etmektir ve kesin sonuçlar için bu yetersizdir. Gelecek planlarında, kuramsal rastgele mutasyonun sekanslamasını amaç edinen nokta için 50 kat WHS okuma içeren örneğin devam eden çalışmaları içermektedir. Gözlemlenen sekans varyasyonlarının, son zamanlarda geliştirilmiş etnik odaklı genonik veritabanlarıyla karşılaştırması planlanmıştır. DNAnın tam analizi ve genetikleri, morfolojiye bağlayacak çalışmalar, uygun hakemli makale olarak, akredite olmuş bilimsel bir dergide ortaya konacaktır. Sonuçlar bağımsız olarak yayınlanmadan önce teyit edilecektir.
Klinik olarak, ortaya çıkan şudur; humanoid asırlar önce, on yıllarca yaşamıştır (kesin tarih bilinmemektedir ama son zamanlarda yaşayan bir örnek değildir). 6 inch boyutunda ki bir bebeğin veya çocuğunda, 6-8 yaşına kadar, Dünyanın böyle bir sapa ve gelişmemiş bölümünde nasıl yaşayabildiğini anlamak oldukça zor. Hatta bugün bile en iyi Yenidoğan yoğun bakım üntesinde, bu tarz bir örneği canlı tutmak oldukça zor olacaktır. Bir acil hekimi olarak, önemli derecede Anensefali ile deforme olmuş prematüre bebekleri naklettirmişimdir ve bu kadar küçük ve narin bir humanoidin nasıl olacağına şaşırdım. Tıbbi olarak konuşursak, eğer bu sadece deforme olmuş bir insansa, 6-8 yaşına kadar yaşayabilecek uygunlukta gözükmemektedir. Klinisyen olarak, diğer doktorlarla konuştuğum gibi, konuşmak gerekirse, bu boyuttaki bir insan fetüsünün, 6 saat yaşayabilmesi bile şüphelidir.
Ne kadar süre önce yaşadı ve nasıl modern medikal teknolojilerden ve tesislerden tamamen mahrum böyle bir ilkel alanda, bu çocuk yaşayabilir? Ve kiminle? Kesinlikle bu noktada cevaplanması gereken daha çok fazla soru var.
Ramon Navia-Osoria Villardan gelen raporlardan dolayı gizem daha da karmaşıktır. Bölgeyi ziyaret etmiş ve yerli halktan bilgi almış olan bu adam, yerel bölgedeki yerli halkın UFO - uzaylı ve bu humanoidin genel tasvirlerine uyan, çok küçük yaşayan yaratık gözlemleri arasında bir bağlantı kurmuştur. Orada ayrıca başka el değmemiş humanoidlerin çeşitli sapa alanlar ve bölgelerde saklanmış olduklarına dair raporlar vardır. Ama yine de bu raporlar teyit edilmemiştir.
Bu davayla ilgili daha fazla araştırma yapmak oldukça elzemdir. Dna çalışmaları gerçekten çok erken aşamadadır ve bizlerin daha fazla humaniod örneğinin olup olmadığını görmek ve gerçekten orada devam eden UFO/ET aktivitelerinin raporları olup olmadığını tespit etmek için Atacama çölüne bilimsel keşife ihtiyacımız var.
Atacama insansıl kafatası (iskelet)
Hipotezler ve düşünceler
Genetik bu humanoid ile insan arasındaki bağlantıyı göstermeye devam ederse, bu ne anlama gelir? Bizler Atacama Humanoidin bir ET olduğunu söyleyemeyiz. Ayrıca herhangi bilinen -ya da kilinik olarak akla uygun- yaşayabilecek türde bir insan olduğunu da söylemeyiz. Öyleyse bu kim? O bir sır olarak kalmaya devam ediyor ve belki -sadece belki- kim olduğumuzla ilgili daha fazla keşife açılan bir kapı olabilir.
Son zamanlarda bazı bilimadamları (
Diğer bilim adamlarıyla insan genomonun epigenetik artışının* ihtimalini tartışıyorum. Atacama Humanoidi sözde bir melez midir? Hepimiz bazı tip melezler miyiz? Bu milyonlarca yıl boyunca dünya dışı uygarlıklar ile temas sonucu meydana gelmiş olabilir mi? Birkaç yıl önce tanımlanmış belirtileri reddeden bir kaynak bana, Ulasal güvenlik ajansı dökümanında gördüklerini belirtmişti ki orada Modern insanlıkta sonuçlanan, geçmişte insan genomunda 64 adet epigenetik artış olduğu sonucu vardı. Bu mümkün olabilir mi?
Jet propulsio Labratoru (JPL) bilim adamı bir keresinde bana Marsın üzerinde ve yakınlarında cisimlerin bulunmasının sonuçlarını söylemişti -Astronot Buzz Aldrinin** incelememiz için Marsa geri gitmemizi istediği obelisklere benzeyen cisimler- Belki ETler ve insanlar arasında antik bir bağlantıyı gösterebilecek olmasından dolayı- ve bu nedenle bilgilerin gizli tutulduğunu söylemişti. Ona nedenini sorduğumda, o bana Çünkü Dünya üzerindeki bütün köktendinci ortodoks inanç sistemlerinin temelleri yıkılabilir diye cevap vermişti
Bilimi takip etmek için meselelerin hakikatleri takip edilmeli. Bu durumdan daha ileriye gitmek için gerekli olan şey zihni açmaktır ki böylece, hep birlikte hala gizli olan bir çok şey hakkındaki hakikati keşfedebiliriz.
Farklı Resimler için:
*Epigenetik; Bir alışkanlık, fenotip değişikliği veya travmanın genlere tesir ederek bir sonraki nesle taşınmasıdır. Örneğin bir kişinin beslenme tarzı, alışkanlıkları ve muhtemel sağlık sorunları onun çocuğu ve torunlarına genetik olarak aktarılabilir ve onların sağlığını etkileyebilir.
**Astronot Buzz Aldrin: Ufo gördüğünü ve uzaylıların var olabileceğini açıklamıştır.
Yazan:
İskelet uzaylıya mı insana mı ait?
Geçtiğimiz günlerde hayli şaşırtıcı bir haber gündeme bomba gibi düştü. Ünlü ufolog ve tıbbi doktor olan Dr. Steven Greer bir rapor ile Atacama bölgesinde bulunan küçük insan formu bir canlının incelendiğini dile getirdi ve bunun Dünya dışı yaşamla alakası olabileceğini dile getirdi. Ayrıca daha yeni medyada yerini almış Dr. Greerin önderliğinde çekilen Sirius belgelesinde de bu konu işlendi. Bulunan iskeletin uzaylı mı insan mı olduğu tartışılıyor.
Gündemde küçük uzaylı olarak yer alan bu canlıya Atacama humanoid yani Atacama insansılı deniyor. 2012 yılının yazında Dr. Greerin eline geçen bu insansılın ön incelemeleri geçtiğimiz Nisan ayında açıklandı.
Ata ismi verilen bu insansıl, Atacama çölünde Şilide bulunmuştu ve sadece 13 cm boyunda bir varlıktı. Steven Greer, Stanford Üniversitesinin önde gelen araştırmacıları olan Dr.Garry Nolan ve Dr.Ralph Lachman ile geçtiğimiz ayda ön genetik araştırmalar ve iskelet yapısının incelenmesi gerçekleştirildi. Genetik incelemeler çeşitli dokulardan ve sağlam olarak varlıktan elde edilen kemik iliğinde yapıldı. Vücut kurumuş halde olsa da iç yapılar korunmuş vaziyette olduğu bildirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ise oldukça şaşırtıcı.
Bu iskelete sahip insansılın 6-8 yıl yaşadığı tespit edildi ve kesinlikle biyolojik olarak yaşamış gerçek bir canlı. Yani sağlıklı bir şekilde bu kadar yıl yaşayabilmişti. Bu sonuç varlığın mutasyona uğramamış bir insan ya da bir insanın fetüsü olamayacağını kanıtladı. Sadece 10 omurgası olan bu varlık (Normal insanlarda 12 bazen 11 adet bulunur), kafa yapısı olarak insandan daha farklı. Üst tepesi daha geniş.. En ilginci ise genetik olarak incelediğinde insan olmayan primat cinsine değil (yani maymun ve şempanze cinslerine değil), bizim türümüz olan Homo sapiense çok yakın olduğu tespit edilmiş durumda. Kısacası bu varlık her ne ise, bize yapısal olarak çok benziyor ve muhtemelen bizim zeka seviyemize sahip.
Ölüm sebebinin, kafasının arkasına aldığı darbe olduğu tahmin ediliyor. Kemik yapısı ise 6-7 yaşındaki bir bireyin kemik yapısına uygun. Dr. Nolanın raporuna göre genetik olarak hiçbir cücelik belirtisi yok yani bu cücelik hastalığına sahip bir insan değil. Cücelik genlerinde de yani cüceliğe sebep olan genlerde de bir mutasyon saptanmadığı belirtiliyor ayrıca Dr.Lachmanın incelemelerine göre kemik yapısında da bir sorun yok ve insandan farklılıklar dışında kemiğe dayalı bir hastalık yok. Kısacası bu varlık her ne ise onun doğası bu şekilde. Böyle doğmuş ve bu şekilde yaşamış ve evrimleşmiş, ölmese belki de yaşamaya devam edecekti. Böylesi bir varlığın yaşamış olduğunu hayal etmek oldukça heyecan verici.
Tabi ki bu araştırmalar daha bir başlangıç. 1-2 yıl sürecek olan genetik araştırmalar varlığın sırrıyla ilgili daha fazla bilgiyi bizlere sunacak. Ama bu kadar bilgi dahi insanın sorgulamasına sebep olabiliyor.
Bu varlık, bu şekilde insan değmemiş bir yerde yaşadıysa, kim bilir Dünyamız nelere ev sahipliği yapıyor, insan bunu düşünmeden edemiyor. Ayrıca varlığın ne olduğu da ayrı bir soru işareti. Dr.Greer bu varlığın bir uzaylı olduğu konusunda ısrarcı. Çevre bölgede (Atacama bölgesinde) çok fazla ufo ve küçük insanların görüldüğüne dair raporlar var. Bu ufo görülmeleri ile varlıklar arasında bağlantı olduğunu düşünüyor ve bu bilginin Yaşam uzaydan gelen temaslarla mı oldu sorusuna yöneltmesinin gerektiğini ileri sürüyor.
Yaşam Dünyadan daha eski
Dr.Greerin raporunda belirtilen bir diğer çarpıcı bilgi ise yaşam ile ilgili. İki araştırmacının yaptığı hesaplamalara göre Dünyada ki yaşam yaklaşık 10 milyar yaşında lakin Dünyanın oluşumu sadece 4.5 milyar yıl öncesine dayanıyor. Yani yaşam ve DNA bilgisi, Dünyadan iki kat daha eski. Bu da yaşam gerçekten uzaydan mı geldi veya yaşamın sırrı nedir sorusunu sormaya itiyor bizi. (
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
)İlerleyen zamanlarda Atacama insansılının sırrı elbet daha çok açığa kavuşacaktır. Ama şimdiden birçok soru akla geliyor. Bu bir uzaylı mı yoksa Başka bir insan türü mü? Ya da elflerin,cücelerin geçtiği mitlerin kaynağı mı, yoksa Amerikanın zihin bulandırma yöntemlerinden biri mi? Başka insansıllar da mevcut mu? Hepsi muhakkak açığa kavuşacaktır.
Aşağıda daha detaylı bilgi ve resimler için Steven Greerin raporunun çevirisini aktarıyorum. Ayrıca bilimsel çalışmalar sonucu elde edilen Dr.Nolan ve Dr.Lachmanın da raporlarına da metin içinde ulaşabilirsiniz;
Stanford Üniversitesi Araştırması
Atacama Humanoidi (İnsansılı) Hala Bir Gizem
Steven M. Greer MD
22 Nisan 2013
Stanford üniversitesinin önde gelen araştırmacıları tarafından yapılan altı aylık araştırmadan sonra, Atacama Humanoidi hala derin bir sır olarak kalmaktadır.
Humanoid ilk olarak Şili Bölgesinde, uzak mevkideki Atacama çölünde 2003 yılında keşfedildi ama örneğin varlığını, İspanya Barselonada ki mumya benzeri yapıdaki Humanoidi inceleme teklifi gelene kadar, 2009 yılına kadar öğrenmemiştim. 2012 yazında, INSTITUTO DE INVESTIGACIONES Y ESTUDIOS EXOBIOLÓGICOS başkanı Ramón Navia-Osorio Villar, nezaketle takımıma humanoid üzerinde testler yapma izini verdi.
İspanya Barselonaya, Stanford Üniversitesinde test etmek üzere, detaylı X-Ray incelemeleri, CAT taramaları ve genetik örneklerin alınması için 2012 Eylülünün sonlarında seyahat ettik.
Stanford Üniversitesi Tıp fakültesi, Mikrobiyoloji ve immünoloji bölümündeki Dr. Garry Nolan, Rachord ve Harris A. Carlota profesörü, İnsan benzeri örneği inceleyen ekibe yöneticilik yaptı. Dna örnekleri almak için protokolleri ve Dr. Ralph Lachmanın ve ayrıca Stanford üniversitesinin danışmanlığını o önerdi. İskelet anomalilerinin uygun değerlendirmesi için, tam olarak hangi X-ray ve CT taramalarının gerekli olduklarını bildirdi.
Stanford üniversitesinde bir bilimadamı ve profesör olan ve ayrıca Radiology of Syndromes, Metabolic Disorders and Skeletal Dysplasias yazarı olarak, İskelet abnormalileri ve displazisi üzerindeDünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan Dr. Lachman, X rayler, Cat taramaları ve Humanoidin fotoğraflarını inceledi.
Humanoidin iki sağ ön kaburganın distal uç kısmından cerrahi diseksiyon yöntemiyle, mükemmel DNA örnekleri temin ettik. Kemik iliği ve kafatasından alınan diğer materyal, steril cerrahi prosedürler altında alındı ve doğrudan Dr.Nolan tarafından temin edilen steril kaplara aktarıldı.
Adli belgelendirme prosedürleri kullanılarak, Ekim 2012′de Washington DCde Dr.Nolan tarafından bu kanıt, bana elden teslim edildi. Dr.Nolan antik veya eski DNAyı incelemek için gerekli olan protokolleri oldukça detaylı bir şekilde oluşturdu. Bu araştırmanın son derece özel (spesifik) bir alanıdır ve bu alanda uzmanlığa sahip dünyanın önde gelen bilim adamları, büyük çabalarla Dr.Nolan ile görüş alışverişinde bulundu.
Atacama Humonidi 13 cm veya 6 inçtir, vücut oldukça kurumuş ama tamamen el değmemiş vebozulmamış haldedir. CAT taramaları açık bir şekilde iç göğüs organlarını (akciğerler kalp yapısının kalanlarından gözükenler) göstermektedir. (
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
) Burada kesinlikle örneğin yaşayan (gerçek) bir organizma olduğuna dair hiçbir şüphe yoktur ve bu örnekte herhangi bir aldatmaca yoktur. Bu gerçek Stanforddan Dr.Nolan ve Dr.Lachman tarafından teyit edilmiştir.Örneğin sadece 10 kaburgası var, bu henüz insanlarda bulunmayan bir bulgudur ve örneğin çok olağandışı bir kafatası var. Kafatasının üst bölümünün (cranial vault) normal insanlarda bulunana nispeten çok daha büyük olduğu fark edildi. Kemikler oldukça iyi gelişmiştir ve bunlar fetusa ait değildir. (aşağıda görülüyor). Örnek boyunca görülen birden fazla iskelet anomalileri vardır. Önemli olarak çene kemiğinde (mandibula) olgun, fetal olmayan, dişler görülmektedir. sağ kol kemiğinde (üst kol, humerus) bir kırık görülmektedir, ayrıca sağ arka-yan (posterior-lateral) kafatasında konkav bir kırık vardır ve muhtemelen bu ölüm nedenidir.
Önemli olarak; Dr.Lachman, Humonoidin herhangi bir bilinen deformiti, genetik bozukluk, iskelet displazisi veya herhangi bilinen başka bir insan anormalliği olmadığı sonucuna varmıştır. Buna rağmen, bugüne kadar en şaşırtıcı sonuç şudur: Dr.Lachman humanoidin 6-8 yaşına kadar yaşadığı sonucuna varmıştır. (
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
). Bu dizlerdeki epifizyal plakaların incelenmesi ve bunların çeşitli yaşlardaki normal insanlarla karşılaştırılmasıyla tahakkuk edilmiştir.Ayrıca bu sunumlar ve bir dizi bulgulara göre, hiçbir bilinen insan cücelik formu olmadığınıbelirtmiştir. 6-8 yıl yaşayıp sadece 6 inch uzunluğunda kalması mümkün olan bilinen hiçbir insan yoktur.
Barselonadaki Manchon Radyoloji merkezinden Dr. Manchonda X-Rayleri incelemiş ve bu örneğinkesin surette fetus olamayacağı ve bir yıl veya daha fazla ve muhtemelen birkaç yıl yaşamış olabileceği sonucuna varmıştır.
Daha önceleri, bazı yerlerde bu humanoidin fetus olabileceğine dair yanlış raporlar yayınlanmıştır.
Dr.Lachmanın araştırmaları ve Dr.Manchonun incelemerinin sonuçlarına göre açık bir şekilde öyle bir vaka olamaz. Fetus X rayleriyle yapılan karşılaştırmalar, insan fetüs iskelet gelişimi ile Atacama humanoidin X rayleri arasında kayda değer farklılıklar olduğunu göstermektedir.
Stanford Üniversitesinde Dr.Nolan tarafından itinalı ve uzman bir DNA ekstraksiyonu gerçekleştirildi. Oldukça yüksek kalite ve miktarda DNA, başarıyla ekstrakte ve analiz edildi.
Bugüne kadar sadece DNAnın priliminer analizleri tamamlandı ve Dr.Nolan, tam manuel analizlerden önce bir yıl veya daha fazla sürebileceğini ve konfirmasyonların gerçekleşebileceğini bildirdi.
Dr.Nolanın belirtikleri; Dna yüksek kalitede ve ciddiye alınmayacak çok az degredasyon (bozulma) gösteriyor
Dr.Nolan ayrıca şunu belirtiyor: Sekans analizi açık bir şekilde numuneni bir tür yeni dünya primat örneği olmadığını ortaya koyuyor
Önemli olarak Dr.Nolan şunları tespit etmiştir; Preliminer sonuçlar göstermektedir ki, primordiyal (ilkel) cücelik veya cüceliğin diğer formlarının bilinen genleriyle genellikle alakalı olan proteinleri kodlayan genlerin tahrifatıyla istatistiksel olarak bir ilişki yoktur. Eğer örnekte gözlemlenen semptomlar için genetik temeller varsa, bu çözünürlük seviyesinde ve analizin bu seviyesinde rastgele mutasyonlar anlaşılır (açık) değildir.
Şu belirtilmelidir ki, Neanderthaller : %99.5 oranında insanlarla benzerlik gösterir ve şempanzeler ve maymunlar %96-97 oranında benzerdir.
Bu tarihten itibaren, genotipler fenotiplerle uyuşmayacak gibi gözükmektedir. (genetiklerin fiziksel ifade ediliş formları manasındadır)
Bu gizemin cevabı, DNAnın gelecek analizlerinde ve bulunanların hakemli yayınlar vasıtasıyla bildirilmesinde yatmaktadır.
Dr.Nolanın raporu (
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
) daha fazla araştırmanın gerekliliğinin bildirilmesiyle sonuçlanmaktadır:Priliminer (öncü) raporlar, son zamanlarda kullanılabilir olan biyomedikal teknolojilerin, kaynağı bilinmeyen genetik bozukluklar ile alakalı, insan örnekleriyle ilişkilerinin arkeolojik ve antropolojik analizlerinin nasıl kolayca uygulanabileceğini göstermektedir. Bu rapor, mutasyonların doğaları veya bu insan örneğindeki bozukluğun altında yatan nedenle alakalı resmi bir sonuç değildir. Şu andaki veri (konservatif olarak) 15 katlı tüm genom dizilemeyi temsil etmektir ve kesin sonuçlar için bu yetersizdir. Gelecek planlarında, kuramsal rastgele mutasyonun sekanslamasını amaç edinen nokta için 50 kat WHS okuma içeren örneğin devam eden çalışmaları içermektedir. Gözlemlenen sekans varyasyonlarının, son zamanlarda geliştirilmiş etnik odaklı genonik veritabanlarıyla karşılaştırması planlanmıştır. DNAnın tam analizi ve genetikleri, morfolojiye bağlayacak çalışmalar, uygun hakemli makale olarak, akredite olmuş bilimsel bir dergide ortaya konacaktır. Sonuçlar bağımsız olarak yayınlanmadan önce teyit edilecektir.
Klinik olarak, ortaya çıkan şudur; humanoid asırlar önce, on yıllarca yaşamıştır (kesin tarih bilinmemektedir ama son zamanlarda yaşayan bir örnek değildir). 6 inch boyutunda ki bir bebeğin veya çocuğunda, 6-8 yaşına kadar, Dünyanın böyle bir sapa ve gelişmemiş bölümünde nasıl yaşayabildiğini anlamak oldukça zor. Hatta bugün bile en iyi Yenidoğan yoğun bakım üntesinde, bu tarz bir örneği canlı tutmak oldukça zor olacaktır. Bir acil hekimi olarak, önemli derecede Anensefali ile deforme olmuş prematüre bebekleri naklettirmişimdir ve bu kadar küçük ve narin bir humanoidin nasıl olacağına şaşırdım. Tıbbi olarak konuşursak, eğer bu sadece deforme olmuş bir insansa, 6-8 yaşına kadar yaşayabilecek uygunlukta gözükmemektedir. Klinisyen olarak, diğer doktorlarla konuştuğum gibi, konuşmak gerekirse, bu boyuttaki bir insan fetüsünün, 6 saat yaşayabilmesi bile şüphelidir.
Ne kadar süre önce yaşadı ve nasıl modern medikal teknolojilerden ve tesislerden tamamen mahrum böyle bir ilkel alanda, bu çocuk yaşayabilir? Ve kiminle? Kesinlikle bu noktada cevaplanması gereken daha çok fazla soru var.
Ramon Navia-Osoria Villardan gelen raporlardan dolayı gizem daha da karmaşıktır. Bölgeyi ziyaret etmiş ve yerli halktan bilgi almış olan bu adam, yerel bölgedeki yerli halkın UFO - uzaylı ve bu humanoidin genel tasvirlerine uyan, çok küçük yaşayan yaratık gözlemleri arasında bir bağlantı kurmuştur. Orada ayrıca başka el değmemiş humanoidlerin çeşitli sapa alanlar ve bölgelerde saklanmış olduklarına dair raporlar vardır. Ama yine de bu raporlar teyit edilmemiştir.
Bu davayla ilgili daha fazla araştırma yapmak oldukça elzemdir. Dna çalışmaları gerçekten çok erken aşamadadır ve bizlerin daha fazla humaniod örneğinin olup olmadığını görmek ve gerçekten orada devam eden UFO/ET aktivitelerinin raporları olup olmadığını tespit etmek için Atacama çölüne bilimsel keşife ihtiyacımız var.
Hipotezler ve düşünceler
Genetik bu humanoid ile insan arasındaki bağlantıyı göstermeye devam ederse, bu ne anlama gelir? Bizler Atacama Humanoidin bir ET olduğunu söyleyemeyiz. Ayrıca herhangi bilinen -ya da kilinik olarak akla uygun- yaşayabilecek türde bir insan olduğunu da söylemeyiz. Öyleyse bu kim? O bir sır olarak kalmaya devam ediyor ve belki -sadece belki- kim olduğumuzla ilgili daha fazla keşife açılan bir kapı olabilir.
Son zamanlarda bazı bilimadamları (
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
) DNA üzerinde çalışıyorlar ve DNAnın yaklaşık 10 milyar yıl civarında olduğunu bilgisayar analizleriyle buldular -ama Dünya bu sürenin yarı zamanından daha kısa süre kadar mevcuttur-.(Yaklaşık 4.5 milyar yıl) Belki de hayat gerçekten evrenseldir ve temaslar, bir dünyadan başka bir dünyayayaşamı yayıyordur.Diğer bilim adamlarıyla insan genomonun epigenetik artışının* ihtimalini tartışıyorum. Atacama Humanoidi sözde bir melez midir? Hepimiz bazı tip melezler miyiz? Bu milyonlarca yıl boyunca dünya dışı uygarlıklar ile temas sonucu meydana gelmiş olabilir mi? Birkaç yıl önce tanımlanmış belirtileri reddeden bir kaynak bana, Ulasal güvenlik ajansı dökümanında gördüklerini belirtmişti ki orada Modern insanlıkta sonuçlanan, geçmişte insan genomunda 64 adet epigenetik artış olduğu sonucu vardı. Bu mümkün olabilir mi?
Jet propulsio Labratoru (JPL) bilim adamı bir keresinde bana Marsın üzerinde ve yakınlarında cisimlerin bulunmasının sonuçlarını söylemişti -Astronot Buzz Aldrinin** incelememiz için Marsa geri gitmemizi istediği obelisklere benzeyen cisimler- Belki ETler ve insanlar arasında antik bir bağlantıyı gösterebilecek olmasından dolayı- ve bu nedenle bilgilerin gizli tutulduğunu söylemişti. Ona nedenini sorduğumda, o bana Çünkü Dünya üzerindeki bütün köktendinci ortodoks inanç sistemlerinin temelleri yıkılabilir diye cevap vermişti
Bilimi takip etmek için meselelerin hakikatleri takip edilmeli. Bu durumdan daha ileriye gitmek için gerekli olan şey zihni açmaktır ki böylece, hep birlikte hala gizli olan bir çok şey hakkındaki hakikati keşfedebiliriz.
Farklı Resimler için:
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
*Epigenetik; Bir alışkanlık, fenotip değişikliği veya travmanın genlere tesir ederek bir sonraki nesle taşınmasıdır. Örneğin bir kişinin beslenme tarzı, alışkanlıkları ve muhtemel sağlık sorunları onun çocuğu ve torunlarına genetik olarak aktarılabilir ve onların sağlığını etkileyebilir.
**Astronot Buzz Aldrin: Ufo gördüğünü ve uzaylıların var olabileceğini açıklamıştır.
Yazan:
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
