Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

mar Affi

turkmmo

Level 1
Gold Üye
Katılım
17 Eyl 2008
Konular
31,097
Mesajlar
0
Online süresi
310s
Reaksiyon Skoru
208
Altın Konu
0
Başarım Puanı
719
TM Yaşı
17 Yıl 7 Ay 8 Gün
MmoLira
40
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

ÖZET

20. yüzyılın ikinci yarısında, gelişmekte olan ülkelerde hızlı bir kentleşme yaşanmıştır.Gelişmekte olan Türkiye ve diğer ülkelerde hızlı bir kentleşme yaşanmıştır.II. Dünya Savaşının ardından sanayinin ve kentsel servis sektörünün artan işgücü gereksinimi, geleneksel toplum yapısının çözülmesi ile kırdan büyük kentlere kitlesel göçlere neden olmuştur.Aynı dönemde Türkiye’deki kitlesel göç Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlere yönelmiştir.Kente ve konuta kaynak ayırmayan yada ayıramayan ülkede kente göçenler kendi barınma gereksinimleri ile yüz yüze kalmışlardır.

Gecekondu kırsal alanlardan kentlere göç edenler için barınma gereksinimlerini karşılayabilecekleri uygun bir barınma yöntemi olarak ortaya çıkmıştır.Gecekondu denilen yerleşim biçimi kırdan kente göç ile beslenerek kendine özgü dinamikler yaratmıştır.

Dinamik ve kendiliğinden oluşmuş yerleşme düzenleri ile gecekondu bölgeleri -yasalara uygunsuz- ama yerel yönetimler ve siyasi iktidarlar tarafından, sosyal ve fiziksel hizmet götürme zorunluluğundan dolayı bir sorun olarak kabul edilmiştir.Ve gecekondu sorununu çözmeyen siyasiler imar affıyla mevcut gecekonduları yasallaştırmış ve sorunun çözmeye çalışmışlardır.

İlki 1948 yılında hazırlanan imar affı yasaları bugüne dek 11 kez gündeme gelmiştir.Yapılan bu çalışmada ise imar affı yasaları ve gecekondunun değişim süreci incelenmiş ve günümüze kadar olan gelişmeler irdelenmiştir.

GİRİŞ




Bu çalışmanın ana amacı Türkiye’deki gecekondu olgusunun neden sonuç ilişkileri içerisinde bir süreç olarak tanımlamak ve bu süreçle beraber gelişen imar aflarını irdemektir.Bu doğrultuda çalışma dört bölümden oluşmaktadır.

İlk bölümde, gecekondu ve imar affı kavramları açıklanmıştır.Gecekondu olgusunun bir sorunsal olarak ortaya çıktığı dönem anlatılmış ve bir uyum mekanizması olan gecekondu kavramı çok ölçekli olarak tanımlanmıştır.İmar affı yasarı ise hukuki yönden değerlendirilmiş ve şehircilik hukuku ve uygulamaları içerisinde tanımlanması yapılmıştır.

İkinci bölümde, imar affı ve gecekondunun değişim süreci ele alınmıştır.Bu süreç kalkınma planları öncesi ve sonrası olarak incelenmiştir.Bu dönemler kendi içinde bütünlük gösteren dönemlere ayrılarak incelenmiştir.

Üçüncü bölümde, imar aflarıyla ilgili olarak çıkarılan yasalar irdelenmiştir.Bu yasalar incelenirken genel özellikleri ve afla ilgili maddeleri ele alınmıştır.

Dördüncü bölümde, kentsel rant, siyasal ve kentsel popülizm, fiziksel çevre ve planlama pratiği etkileri, değerlendirme ve öneriler başlığı altında imar afları , uygulamaları ve sonuçları değerlendirilmiştir.

BÖLÜM 1 İMAR AFFI VE GECEKONDU KAVRAMLARININ GENEL TANIMI

1.1 İmar Affı Kavramının Tanımı

II. Dünya Savaşından sonra sanayileşmenin gelişmesi ile Türkiye’de gecekonduların ortaya çıkışından bu yana ortaya çıkan ve belli periyotlarla gündeme gelen imar affı, yasalarda kullanılmayan ancak, şehircilik hukukumuza girmiş bir uygulamadır.

Genel bir tanımlamayla imar affı yürüklükte olan kurallara uyulmayarak belli bir tarih kesitine kadar meydana gelen yapılaşmanın, durum ve konumu itibariyle yasada belirtilen koşullara uygun olanların bağışlanması ve korunması olarak tanımlanabilir.

Ülkemizde geçerli hukuk sitemine göre, af uygulamaları yasal bir zorunluluk değildir,bir ahlak normundan veya toplumsal yarar sorunundan kaynaklanan uzunca bir süre devam etmiş fiili durumu hukuki anlamda yasallaştırılması şeklindeki uygulamalardır.(Tercan 1996)

Anayasa mahkemesinin kararlarında af şu şekilde ifade edilmektedir ;

“Suç sayılan eylemi değil,cezayı ve ceza davası açılmasını ortadan kaldırır.Af, bağışlamadır ve hiçbir zaman eylemi meşru görme değildir.Dayandığı olayların anayasaya uygun olduğu,hukuk dışı bulunmadığı ve bunun sonucu olarak meşru ve suç sayılmaması gerektiği bir mana taşımamalıdır.” (AYMK:E: 1966/27, K:1968/8,R.G.:24.2.1969)

İmar affına ilişkin, ilki 1948 yılında olmak üzere bugüne kadar, bir dizi yasa gündeme gelmiştir.İmar affı yasaları, ülkemizdeki geçerli hukuk sistemi içinde, belli bir dönemde uygulanan ve sınırları tanımlı bir sorunu çözmek amacıyla çıkarılmış özel yasa niteliğindedir.

Çıkarılan imar affı yasaları, imara ilişkin genel hükümleri belirleyen imar mevzuatında (imar yasası ve ilgili yönetmelikleri) değişikliklere neden olmuştur.Yani genel olarak af tanımında farklı olarak, genel hükümler özel yasalarla değişikliğe uğramıştır ve hukuka aykırı fiili durum hukukileştirilerek suç sayılan eylem meşru görülmüştür.Dolayısıyla “imar affı” hukuki anlamda içeriği ve sonuçları açısından değerlendirildiğinde af olarak nitelendirilmez. (Türksoy, 1996)

Genel bir tanımıyla imar affı, yürürlükte olan kurallara uygun olanların bağışlanması ve korunması olarak tanımlanabilir.


1.2 Gecekondu Kavramın Tanımı


Türkiye’de gecekondu barınma ihtiyacının toplumsal bir sorun olarak ortaya çıktığı zaman kullanılmaya başlanan bir kavramdır.İkinci Dünya savaşı yıllarında kentsel alanlara göç, kentlerde gecekondulaşma başlamıştır; ancak, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu durum sorun olarak nitelendirilmiştir.

Gecekondu kırsal yörelerden büyük kentlere göç edenler için barınma gereksinimlerini karşılayabilecekleri etkin bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır.Devlet,Anayasanın 57. maddesinde belirtilmiş olan konut ihtiyacını karşılamaya yönelik tedbirleri almada etkin olmamıştır.Yasal konut sunumunun sayısal olarak yetersiz kalması ve mevcut konut sunum biçimlerinin de konut talep eden göç etmiş nüfusa uygun olmaması,yasal olmayan bu yerleşme biçimini yaygınlaştırmıştır.Tüm kentlerde göç ile beslenerek yaygınlaşan gecekondular ,bugün büyük kentlerin %60’ından fazlasını oluşturmaktadır.

Gecekondu olgusu,ülkenin toplumsal ve ekonomik yapısının mekana yansıyan boyutudur.Göç ve gecekondu olguları,Türkiye özelinde bir sorun olarak belirmemiştir.Sosyal ve ekonomik değişimlerin,klasik pazar mekanizmasıyla düzenlendiği,özellikle az gelişmiş ülkelerde, bu sorun yaşanmaktadır.İkinci Dünya Savaşı sonrası gündeme gelen ‘kalkınma’ paradigmasıyla beraber,Türkiye sanayi ağırlıklı kalkınma modelini benimsemiştir.

Göç hareketinin temel etkeni ekonomiktir,yani üretim ve işgücü ile ilgilidir.Liberal anlayış,hem üretim yer seçimi,hem de emek yer seçimi ile ilgili kararın bağımsız olarak verildiği piyasa mekanizmasının hakim olduğu bir sistemdir.Göç olgusu girişimci sermayeyle,emek arz eden kesimin mekanda oluşturacağı denge ile ifade edilebilir.Böyle bir sistemde beklenen denge üretim ürünlerinin mekanda dağılımı ile emek transferinin,sistemi optimum verime ulaştırması şeklinde tanımlanabilir.

Türkiye’de göç,toplumun evrimi sırasında geçirdiği dönüşümlere paralel olarak ortaya çıkan tek yönlü bir hareket şeklinde gerçekleşmiştir.Göçün kaynağı, ülkesel düzeyde gelişmiş metropollerle , kırsal kesim arasında sürekli işleyen nüfus hareketlerinin oluşturduğu bir mekanizmadır. Bu mekanizma, göç yoluyla insan gücünün ve ekonomik artığı kentsel alanlara taşımaktadır.Dolayısıyla bölgeler arası dengesizlik azalmak bir yana daha da belirginleşmektedir.

Sanayi öncesi ve sanayileşmemiş yarı dengeli toplumlarda kır ve kent arasındaki sosyal farklılık belirgin değildir.Bu tip toplumlarda kırdan kente göç edenlerin kent bütünü içinde farklı yerleşme ve yaşam şekli geliştirmediği görülür.Özellikle sanayileşen ülkelerde bu durumun aksine kırdan göç edenlerin kentte tamamen farklı bir yerleşme biçimi oluşturdukları görülmektedir.

“Gecekondu bir uyum mekanizmasıdır.Belli bir sosyal yapının ortaya çıkardığı bir sorundur.Türkiye gibi endüstrileşmeyle desteklenmesizin hızla şehirleşen, feodalden kapitaliste doğru yapısal bir değişiklik geçiren, kaynakları sınırlı, kent toprağı ve konut mülkiyeti sınırsız, kentlerde iş olanakları olmayan bir ülkede gecekondu kentlere yeni gelenlerin barınak ve sosyal güvenlik sorunlarını çözümlemek için ortaya çıkardıkları bir olgudur.” (Acaroğlu, S.1)

Gecekondu bir uyum mekanizması olarak kendini 4 şekilde belirlemektedir.
Sosyo-ekonomik yapısal ve mekansal uyum
Ölçeksel Uyum
Oluşma biçim ve sürecindeki uyum
Bir sosyal güvenlik aracı olarak gecekondu

“Gecekondu, bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak gerçek yada tüzel, kamusal ve özel kişilerin toprakları üzerine, toprak iyesinin istemi ve bilgisi dışında onarımsız yapılan, barınma gereksinimlerini devlete ve kent yönetime karşılamayan yoksul ve dar gelirli ailelerin yaşadığı barınak türü olarak tanımlanmıştır.”(Keleş, 1980)

Gecekondu yasası ise, gecekonduyu imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi ve arsalar üzerinde sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapı olarak tanımlanmaktadır.

Kısaca 775 sayılı yasada yapılan tanımda gecekondunun iki özelliği vardır:
Kendi arsa ve arazisi üzerinde yapılmamış olmak
İmar mevzuatına ve genel hükümlere bağlı olmamaktır.

Yapılan bu tanımlamalarda gecekondunun sadece fiziksel değil,sosyal, ekonomik ve toplumsal boyutlarının olduğu anlaşılmaktadır.











BÖLÜM 2 İMAR AFFI VE GECEKONDUNUN DEĞİŞİM SÜRECİ




Gecekondu kavramının ilk ortaya çıktığı günlerden bugüne dek yaşanan ekonomik, toplumsal ve politik olaylar gecekondunun değişim sürecinde önemli rol oynamışlardır.Bu dönemler incelenirken şu yöntem kullanılmıştır.Planlı dönem öncesi iki şekilde incelenmiştir.Birincisi cumhuriyetin ilanından ilk bağışlama içerikli yasanın çıkarılmasına ve sanayileşmeyle artan kentleşmenin başladığı dönemin başlangıcı olan 1948 yılına kadar olan dönemi, yani 1923 ve 1948 yılları arası, ikincisi ise 1948 ve 1960 yılları arası incelenmiştir.Bu dönemlerin bir bütün olarak incelenmesinin en önemli nedeni toplumsal ekonomik ve siyasi açıdan benzerlik göstermeleridir.

Kalkınma planları dönemi sonrası ise iki dönemde işlenmiştir. 1960 ve 1980 yılları arası ve 1980 sonrası.1960 ve 1980 yılları arasının bir arada incelenmesinin sebebi, siyasal açıdan uygulanan benzer politikalar ve ekonomik ve toplumsal olaylarda bütünlüktür.

1980 ve sonrası olarak incelenen dönem ise diğer yıllardan farklı olarak liberal anlayışın başladığı ve devam ettiği dönemdir.Bu dönem 1980 askeri darbesiyle başlamıştır.Ekonomik ve siyasi politikaların diğer dönemlere göre farklılık gösterdiği yıllardır.

2.1 Planlı Dönem Öncesi (1923-1960)


Gecekondu, ilk ortaya çıktığı günlerden bugüne dek yaşanan ekonomik, toplumsal ve politik olaylar gecekondunun değişim sürecinde önemli rol oynamışlardır.Aşağıda ise bu dönemler irdelemiştir.



2.1.1 1923- 1948 Yılları Arası


Bu dönemde, ülkenin; modernleşmesi, yaşam kurallarının ve koşullarının değiştirilmesi hedeflenmiştir.Savaş sonrası yıkılan ve yakılan kentlerin bakım ve onarımı gündeme gelmektedir.Yurdun bir uçtan bir uca demiryolları ile döşenmesi ilk dönem politikalarının esaslarındadır.Bilimsel bir kentleşme yaklaşımı yoktur.Su işlerinin, elektrik işlerinin köprü inşaatlarının ve sanayileşmenin gelişmesine yönelik yeni politikaların ve kararların öncelikle olduğu bir süreçte “konut” ve “konut sorununun çözümü” için ülke genelinde öneriler geliştirilmesi ancak 1930’lu yılların sonlarında mümkün olabilmiştir.1930 yılına kadar Ankara’nın konut sorununa öncelik verilmiştir.1928’de memurlara yönelik konutların yapımını destekleyen yasa çıkartılmıştır.Ve memurlara konut kooperatifleri kurmaları için aylıklarının yarısı kadar avans verilmesi yasayla sağlanmıştır.Bu durum memurların çoğunlukta yaşadığı Ankara’da konut yapımını hızlandırmıştır. 30’lu yıllardan sonra konut yapımda belediyeler görevlendirilmiştir.(Belediye Yapı ve Yollar Kanunuyla) Bu durumu desteklemek için belediye gelirlerinin artırılması öngörülmüştür.Ayrıca uzun vadeli, kredi sağlanması vatandaşların konut sahibi yapılabileceği düşünülmüş ve bu yönde uygulamalar yapılmıştır.

1929 yılında yaşanan Dünya Ekonomik Bunalımı Türkiye’de de yaşanmıştır.Buhrana kadar ulusal ekonomide özel sektörün gelişimi desteklenmiş ve devlet bu yönde politikalar uygulamıştır.Ama buhran sonucunda devletin ekonomiye karışmama kararı bozulmuş ekonomide devletçiliğe yönelimin ilk adımları atılmıştır.Bu durum konut sektörüne de yansımıştır.Kalkınma Planlarının açıklandığı dönemde özel sektörün konutta gelişimi açıklanmıştır.

Ülkenin gelişmişliğinin istenen oranda gerçekleşmemesinin en önemli nedeni olarak görülen II. Dünya Savaşı yıllarında sürekli dinamik ve donanımlı olması gereken ordu bütçeden en önemli payı alırken, hükümetlerce temel sorun barınaktan öte halkın giyecek ve yiyecek sorunu olarak alınmıştır.Bütün bunların sonucunda savaş dönemi boyunca da ve savaş sonunda da konut sorununa yönelik ülke genelinde çözüm üretilememiştir.

Bu dönem boyunca temel ekonomik programını gerçekleştirmeye çalışan Türkiye; dünya ekonomik bunalımı ve II. Dünya Savaşı sonucunda, konut sorununa çözüm üretememiştir.Konut sorunun çözümü için özellikle Ankara’da çalışmalar yapılmıştır.Bunun en önemli nedeni de Ankara’nın Türkiye’nin yeni başkenti olmasıdır.Bu yüzden konut sorunu ve bununla birlikte gelişen gecekondulaşma sorunu ile ilgili çözümlerde öncelik başkent olduktan sonra hızlı bir kentleşme içinde olan Ankara'ya verilmiştir.1930’lu yıllarda başlayan gecekondulaşma sorunu için 1948 yılında 5128 sayılı yasa ile bir takım tedbirler getirilmeye çalışılmıştır.Daha sonra alınan bu kararlar ülke genelinde 5228 sayılı yasa ile yaygınlaştırılmıştır.

Bu dönemde konut sunumu bir yandan sorun olarak değerlendirilmeye alınmazken bir yandan bu yasalarla çözülmeye çalışılmaktadır.Yasaların içeriğinin gelecekte nelere neden olabileceği göz önüne alınmadığı için 5218 ve 5228 sayılı yasalar yürürlüğe girdiği tarihe kadar (1948) yapılmış olan ruhsatsız yapılar bağışlanmış sonrakilerin yapımı yasaklanmıştır.(Bu yasalar bölüm 2’de ayrıntılı olarak irdelenecektir.)






2.1.2 1948-1960 Yılları Arası


II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye’de kentleşme hızlanmıştır.Büyük kentlere göç artmıştır.Konut ihtiyacını karşılayacak durumda olmayan kentlerde ruhsatsız konut yapımı ve gecekondu sayısı artmıştır.Bu göçler ve gecekondulaşma özellikle üç büyük kentte olmuştur.(Ankara, İstanbul, İzmir)Aslında Ankara’da 1930’lu yıllarda başlayan gecekondulaşma ve ruhsatsız konut yapımı için bu dönemde de yasalarla çözüm getirilmeye çalışılmıştır.

Bu dönemde gecekonduda yaşayanlar köyden kente göç eden birinci kuşaktır.Ve gecekondular içinde yaşayanlar tarafından üretilmektedir.

Türkiye’de gecekondu alanları önceleri günlük iş alanlarına yakın, çok kötü yaşam koşullarına sahip “teneke mahalleler” olarak belirmişlerdir.1950’ler boyunca gelişen sanayi, bu alanlardan topladığı işçileri, düşük ücretlerde istihdam edebilmiş ve bu nedenle de bu yerleşmeler desteklenmiştir.Konut sorunu belediyelere yasalarla verilen yetkilerle çözülmeye çalışılmıştır.

Köyden kente göç ile birlikte, özellikle büyük kentlerde yaşanan en önemli sorun konut sorunudur.Bu sorunun çözümü ile başlayan inşaat faaliyetleri kentlerde vasıfsız işçi talebini yükseltmiştir.Artan gecekondu sayısı karşısında kentsel altyapıyı en fazla değişime uğratan karar 1953 yılında 6188 sayılı yasanın çıkarılmasıdır.Bu yasa ile o döneme dek yapılan gecekonduların yasallaştırılması ve konut yapacaklara arsa sağlanmıştır.

Gecekondulaşmayla ülkemiz kentlerinde ikili bir yapı ortaya çıkmıştır.Kentler; imar planları ve kuralarına göre gelişmeye çalışan mahalleler ve bu kuralların dışında çok hızlı gelişen imarlı kesimlerden daha büyük alanlar kapsayan imarsız mahallerden oluşmaktadır.(Uzel,1986)Bu dönemde çıkarılan yasalarla bir yandan yapılmış gecekondular yasallaşıp bir yandan da yeni yapılanlar görmezden gelinip gecekondu sayısı artmıştır.

Ayrıca bu yıllarda olmuş önemli iki gelişmeden biri Emlak Kredi Bankasının sağladığı konut kredileridir.Ancak verilen bu krediler belli bir kesime yönelik olmuştur.(Bayraktar,1994)Krediler üst gelir grubuna verilmiş ve lüks konut üretimi de artmıştır. Orta ve alt gelir grubunun barınma gereksinimleri ve gecekondu sorununa yönelik hiçbir politika izlenmemiştir.

İkinci bir önemli gelişme ise kentlerin ve köylerin imarının bir zorunluluk haline gelmesiyle imar işlerinin düzelebilmesi için önerilen kurumlaşma gerçekleşmiş ve 1958 yılında İmar İskan Bakanlığı kurulmuştur.Bakanlığa konut konusunda verilen görevler ise şunlardır:

Ülkenin konut durumunu ve ihtiyacını tespit etmek ve bu ihtiyacın giderilmesi için kısa ve uzun vadeli mesken programları yapmak
Islaha muhtaç konut topluluklarını ıslah veya tasfiye çareleri araştırmak ve uygulamaya geçirilmesini sağlamak
Konut sahibi olmayanların konut sahibi yapmak ve uygun kiralarla barınmasını sağlamak
Toplu konut yapımını teşvik etmek
Kredi veren kurumlar tarafından verilen konut kredilerini ve yapılan çeşitli yardımları düzenlemek olarak verilmiştir.


2.2 1960 Ve Sonrası (Kalkınma Planları Dönemi)


2.2.1 1960 - 1980 Yılları Arası


Bu bölümde öncelikle siyasi toplumsal ve ekonomik gelişmeler incelenmiş daha sonra kalınma planlarında konut ve gecekondular için yapılan öneriler irdelenmiştir.

1960 sonrası gecekondu yapımı süreci bir nitelik değişikliğine girmiş, süreç (gecekonduda yaşayanların konutu yapmalarının dışında) ticarileşmiş ve taşeronlar devreye girmiştir.Artık gecekonduyu içinde oturanlar değil, profesyonel insanlar yapmaktadır. (Uzel,1988)Gecekondu yapım sürecindeki bu değişimin yanı sıra; yaşanan toplumsal değişimle birlikte gecekondu konusunda yaklaşımlarda farklılaşmaya başlamıştır.

Bu dönemde gecekonduya tapu ve sürekli güvence sağlanması yaklaşımının bir seçim propagandası olmaktan çıkıp bir devlet politikası haile geldiği görülmektedir.Sosyal adalet ilkesini yaşama geçirmeye çalışan devlet elindeki hazine arazilerinin işgaline göz yummakta; diğer konutlar için istenen standartlar, vergiler ve harçlardan bu konutları muaf tutarak, gecekondulaşmayı dolaylı da olsa desteklemektedir.Bu yaklaşım gecekondunun giderek ilk barınak anlamını yitirmesine yol açmış ve bir meta haline dönüşmeye başlamasını sağlamıştır.Gecekondu sahipleri güvence kazanmıştır.Gecekondu ise kalıcı konut piyasasında el değiştirmeye başlamıştır.

Bu dönemde güncel olarak söylenen; gecekondu yerleşmelerine alt yapı götürerek bu yerleşim yerlerini sağlıklı kılmak düşüncesidir.Bu düşünceye uygun olarak başlatılan çalışmalar, gecekondu alanları düzenli mahallere dönüşmeye başlamıştır.Bu dönüşümler belediyeler tarafından gerçekleştirilmektedir.Bu durum 1966 yılında çıkarılan Gecekondu yasasına kadar devam etmiştir.Belediyelere 1966 yılında tanınan haklarla, yerel seçimlerde siyasiler oy kaygısı için bu durumu kullanmışlardır.Seçim döneminde belediyeler gecekondu sahiplerine; elektrik, su kanalizasyon, yol sağlamak gibi uygulamalar yapmışlardır.Bu durum ilk kuşak gecekonduların kat adetlerinin artmasına ve yeni gecekonduların yapılmasına yol açmıştır.

Bu dönemde gecekondulardaki değişim sürecini belirleyen en önemli olaylardan biri de 1966 yılında çıkarılan 775 sayılı Gecekondu Yasasıdır.Bu yasa ile gecekondulara karşı yasaklayıcı bir tutumla, yasallaştırıcı bir tutum arasında kalan bir yöntem belirlenmiştir.Bu yasanın bir diğer özelliği de gecekondu adının anıldığı ilk yasa olmasıdır.Yapılmış gecekonduların ıslahı, tasfiyesi, yeniden gecekondu yapımının önlenmesi için alınması gereken tedbirlerle ilgili hükümler getirmektedir.

1960 sonrasında iktidar olan hükümetlerde kentleşme konusundaki eğilimler genel olarak planlı ve dengeli kentleşme olarak belirlenmiştir.Planlı kalkınma anlayışı ön plandadır.Kent ve bölge planlamasında ise sosyal adalet ilkesine uygun olarak bölgeler arası gelir dağılımı sorunu ile birlikte güdeme getirilmeye başlanmıştır.Konut politikaların da ise sosyal devlet anlayışına uygun olarak öncelik dar gelirli grupların konut sahibi olmasına verilmiştir.

Bu dönemdeki bir diğer önemli olay ise kalkınma planlarının hazırlanmaya başladığı dönem olmasıdır.1963 yılında ilk kalkınma planı olan I. Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulanmaya başlanmıştır.

1971’deki dünya petrol krizinin yarattığı ekonomik bunalımın kentler de yansıması ile yapı malzemesi, arsa, işçilik gibi konut piyasası girdilerinin fiyatlarındaki büyük artışlar konut fiyatlarında da artışa neden olmuş, dar gelirli halkın tasarrufları ile konut edinemeyişleri gecekondu yapımını artmıştır.

Bu durumdan dolay konut sorununu çözmeyen halk için gecekondu tek alternatif olmaktadır.Gecekondu sorunun çözümü için hükümetlerin siyasi tavrı aynıdır.Ve bunu destekleyen 1976 yılında çıkarılan 1990 sayılı yasa ile gecekondu gene güvence altına alınmıştır.Bu yasayla 775 sayılı yasanının 1966 tarihine kadar öngördüğü af 1976 tarihine kadar uzatılmıştır.

1971 sonrasında hükümetlerin konut politikasındaki genel tavırları konutun tek bir parça olarak değil çevresiyle beraber irdelenmesidir.Bu eğilimin sonucunda; kent merkezi dışında alt yapılı arsalar oluşturarak bunları kent merkezleri ile bağlantılı bir şekilde geliştirilmesi düşüncesi bu dönemde ortaya çıkmıştır.Toplu konut yapımı konut sorunun çözümünde bir yöntem olarak önerilmiştir.

Konut sorunun çözümünde dar gelirli vatandaşlar önceliklidir.Devlet, kamu kuruluşları (Emlak Kredi Bankası, Toplu Konut İdaresi İmar İskan Bakanlığı vb..) ve mali kaynaklarında faydalandırarak dar gelirli vatandaşların konut edinmesini teşvik etmiştir.Bunun yanında gecekondu alanlarında yaşayanların ise gerekli alt hizmetlerinden faydalanması ve bu alanlara hizmetlerin götürülmesi yerel yönetimler tarafından benimsenen bir davranıştır.

I. Beş Yıllık Kalkınma Planında (1963-1967) o dönemde önem verilen bir kavram olan sosyal adalet konut politikalarında özellikle vurgulanmıştır.Bu planın bir diğer özelliği ise gecekondu sorunu ilk kez sosyal ekonomik boyutlarıyla birlikte bir bütün olarak ele alınmış ve yapılan çözüm önerileri de bu bütünlük içinde olmuştur.Planda gecekondu yapımın önlenmesi için iki tane çözüm yolu önerilmiştir.İlki, kentlere olan göçün kentlerde yaratılacak iş olanakları ile orantılı olmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal tedbirlerin alınması, diğeri ise sosyal konut yapımının çoğalmasıdır.

Planda sosyal adalet ilkesine uygun olarak gecekondu arsa mülkiyeti problemini çözmek, kamu hizmetlerini tamamlayarak durumlarını düzeltmek, ancak çok kötü olanlarını içinde yaşayanların konut gereksinimini karşılamak suretiyle ortadan kaldırmak yaklaşımları benimsenmiştir.

Güncel bir sorun olarak nitelenilen gecekondu ile ilgili olarak alınması gereken tedbirler üç başlık altında toplanmıştır.Bunlar:

Mevcut gecekonduların iyileştirilmesi için gecekondu çevrelerinin haritaları yapılacak, arsaların mülkiyet ve kamu hizmetleri durumları araştırılacak, gecekonduların durumu tespit edilecektir. (1. Beş Yıllık Kalkınma Planı,1963)

Belediyelerin gecekondu alanlarına kamu hizmetleri götürmeleri ve gecekondu sahiplerinin bu giderlere katılmaları sağlanarak, hiç oturulmayacak olan gecekondular içinde barınanlara yeni konutlar yapıldıktan sonra yıkılacak, iyileştirilecek durumda olanlara kredi ve ayni yardım yapılacaktır.(1. Beş Yıllık Kalkınma Planı,1963)

Yeniden gecekondu yapımının önlemesi için ise göçün kentlerde yaratılacak iş olanakları ile dengeli olması öngörülmüştür.Kentlerde gecekondu yapımını önlemek için, ucuz arsa sağlanacak, ucuz kiralık veya sahibinin oturacağı halk konut yapımı artırılacaktır.Dar gelirli vatandaşlar konut yapımı; proje, teknik yardım ve kendi evini yapana yardım yoluyla desteklenecek ve yasalar bunları düzenleyecek duruma getirilecektir denilmiştir.( 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı,1963)

Bu planda konut sektörü ilk kez bir bütün olarak ele alınmış sorunlara çözümler ve çözümlere yönelik tedbirler getirilmiştir.Ancak bunlar kısmen uygulanabilmiş yada hiç uygulanamamıştır.

II. Beş Yıllık Kalkınma Planı ise 1968-1972 yılları için yapılmıştır.

Bu planda konut sadece barınak anlamında değil, gelişmişliğin göstergesi olarak değerlendirilmektedir.Konut sorununun iyi ve yeterli şekilde çözümünün sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmeyi hızlandıracağından söz edilerek dar gelirlilerin bu taleplerinin karşılanmasında ancak devletin konut pazarına girmesinin bir çözüm oluşturacağı değerlendirilmesi yapılmıştır.Karma ekonomide devletin konut pazarının içinde yer alması; piyasaya arz edeceği ucuz konutlarla üretimi etkilemek, düzenleyici tedbirler almak; yapıcı ve alıcıya kredi sağlamak; konut üretimi programları yapmak, fiziki yerleşim planı hazırlamak ve altyapı sağlamak şeklinde olacaktır denilmiştir. (2. Beş Yıllık Kalkınma Planı, 1968)

Birinci planda olduğu gibi ikinci planda da nüfus artışı vurgulanmış ve bu nüfus artışı sonucunda konut ihtiyacının artacağı söylenmiştir.Bu yüzden uygulanacak konut politikalarının önemli olduğu belirtilmiştir.Bu politikalar ise örgütlenme, arsa ve yerleşme, finansman, kira, yapı malzemesi, istihdam, araştırma, tanıtma alt başlıkları altında değerlendirilmiştir.

İkinci planda yer alan konut ve kentleşme ile ilgili politikalar pratikte uygulanamamıştır.Yatırımların yer seçiminden doğan sorunlar göz önünde tutulmamış ve kent planlamalarının kalkınma planı ile ilişkileri kurulamamıştır.


Bu dönemde yapılan 3. Beş Yıllık Kalkınma Planında(1973-1977) ise konut yatımlarının düşürülmesi hedeflenmektedir.Planda konutla ilgili sorunlar ekonomik sosyal ve toplumsal açıdan ele alınmıştır.Özellikle konutla ilgili olarak mevcut konutların iyileştirilmesi önerilmiştir.

Mülk konut veya kiralık konut edinmeye ekonomik gücü yeterli olmayan grupların barınma gereksinimlerini karşılamakta kamu sorumluğunun esas olduğu belirtilmiş ve bu amaçla kamuca tahsis edilecek altyapı gerekleri karşılanmış ve parselasyonu yapılmış alanlar tamamlanması ve bu arsaların dışında gecekondu yapımının engellenmesi öngörülmüştür.(3. Beş Yıllık Kalkınma Planı, 1973)

Planda önerilenlere rağmen kentlerde durum tam tersi olmuştur.Konut ihtiyacı giderilememiş ve iyileştirilemeyecek durumda olan gecekondular tasfiye edilmiştir.Gecekondu sayısında artışlar olmuş ve kentlerin çeperlerini gecekondu alanları sarmıştır.Kentin merkezine yakın olan gecekondu alanlarında ise kat artırımı şeklinde dönüşüm devam etmiştir.

4. Beş Yıllık Kalkınma Planında (1978-1982) kentleşme insan ve çevre ilişkileri ve sağlığını, ülkenin tarihsel ve doğal zenginliklerini ekonomik bütünlük içinde korumak anlamında değerlendirilmiştir.Buna göre gecekondu bölgelerinde de yol, su, elektrik hizmetleri hızlandırılarak gecekondu iyileştirme bölgelerindeki kamu arsalarına uzun süreli kullanma haklarının tanınması öngörülmüştür.

Planda gecekondu devamlı ve güvenli bir iş bulmayan kitlelerin tek sosyal güvencesi olarak değerlendirilmiştir.Gecekondunun ortadan kalkması için, gecekondulaşmayı meydana getiren değişkenlerin, gelir dağılımının adaletsizliği ve düzensiz kentleşme vb.... ortadan kalkması gerektiği belirtilmiştir.

Planda gecekondular için iyileştirme önerilmiştir.Yerel yönetimin ve ilgili kamu kuruluşlarının desteğiyle gecekondu yöreleriyle kentsel ve sosyal altyapı tesislerinin geliştirilmesi ve gecekondu yapılarının standartlarının yükseltilmesi önerilmiştir.(4. Beş Yıllık Kalkınma Planı, 1978)

4. Beş Yıllık Kalkınma planının en önemli eksikliği gecekondulaşma konusunda alınacak tedbirlerden hiç bahsedilmemiştir.Sadece düzenli bir kentleşme politikası izleneceği ve gerekli altyapının oluşturulacağından söz edilmiştir.


2.2.2 1980 Ve Sonrası


Bu yıllar gecekondu alanlarının toplumun genelinde bir hoşnutsuzluk yaratmaya başladığı yıllardır.Bu tür alanların gelişmesinin engellenmesi ve orta sınıf konut alanları arasında eritilmesi gereği gündeme getirilmektedir.Bu yaklaşımla gerek yerel yönetimler, gerekse merkezi hükümet düzeyinde önlemler alınmaya çalışılmıştır.Yerel yönetimler; işsizlerin kent dışına çıkarılması,yeni yapılan gecekonduların yıkılması, eskilerden, proje ve altyapı hizmetlerinin yerine getirilme bedellerinin istenmesi vb. politikaları ile dönem başlarında gecekondulaşmayı engellemek istemişlerdir.

1983 sonrası gecekonduya toplumsal yaklaşımlarında değiştiği görülmektedir.Daha önceden toplum tarafından hoş görülen gecekondu alanları, yapılan afların sonucunda kazanılan haksız ranttan dolayı rahatsızlık uyandırmaya başlamıştır.Ama siyasi yaklaşımlar değişmemiş gecekondular çıkarılan 2805 sayılı yasa uyarınca bağışlanmışlardır.1984 yılında ise gecekondu yerleşimleri ile ilgili en önemli kararlardan birisi olan 2981 sayılı yasa çıkarılmıştır.Bu yasalar ile gecekondu alanlarına bakış değişmiş bu alanlara da kentsel arsa stoku olarak değerlendirilmeye başlamıştır.2805 ve 2981 sayılı yasalar ile gecekondu alanlarının ıslah imar planları ile düzenli kentsel alanlar haline dönüştürmeyi amaçlamıştır.Daha sonra da 2981 sayılı yasada değişiklik öneren 3290 ve 3414 sayılı yasalar çıkartılmıştır.

Bütün bunların sonucunda eski gecekondu sahipleri de kentsel ranta ortak olmaya başlamışlardır.Eski gecekondu mahallerinin sakinlerinin bu süreç içinde ekonomik güçleri gecekonduların sağladığı ranttan dolayı artmıştır.Öte yandan ekonomide olan değişimler yüzünden dar gelirli halkın konut sahibi olması git gide zorlaşmıştır.

Ayrıca 1980 sonrasında gecekonduların,gecekondu sahiplerine gelir kaynağı olmaktan öte örgütlenmiş bir mafyanın gelir kaynağı gelmiş olduğu görülmektedir.Kentte göç edenler, artık spekülatörler ve mafya tarafından ele geçirilmiş bir alanda, var olmak durumundadır.Gecekondulara yapılan bağışlamalar ve gecekondu sahiplerinin bu bağışlamalardan kazandığı rantı fark eden mafya, gecekondu üretiminde de etkin olmaya başlamıştır.Bunun sonucunda zaten yasal olmayan gecekonduların yapımı yasal olmayan güçler tarafından yönetilmeye başlanılmıştır.Bugün kent toprağı oldukça değerlidir ve bu toprağı denetlediği ileri süren yasadışı güçlerin etkinliği oldukça büyüktür.

Bu dönemde yapılan 5. Beş Yıllık Kalkınma Planında (1985-1989) konut sektörünün ekonomiyi canlandırıcı ve istihdam yaratıcı özelliğinden de yaralanabilmesi için gereksinim sahiplerinin bankalar sistemi aracılığı ile tasarrufa yönlendirilmesi hedeflenmiştir.Toplu Konut fonu kullanılarak, konut ortalama alanlarının Türk aile yapısına ve yaşamına uygun makul seviyelere düşürülmesi teşvik edilecektir.Kamu kaynaklarının planlama,altyapı ve arsa temininde kullanımı sağlanarak ,yeni toplu konut projelerinin altyapı,üstyapı ve çevre tanziminde bütünlük,uyum ve tasarrufu sağlamaya uygun alması gözetilecektir.Bu alanların sosyal ve teknik altyapı ve üstyapıları ile bütünlük içinde ele alınması önemsenmekte; konutların inşa ve kullanımında yöresel malzemeleri değerlendiren,iklim koşullarını dikkate alan,bu yolla ekonomi sağlayan projelerin teşvik edilmesi hedeflenmektedir.

Kalkınma planında gecekondu-konut bütünü içinde değerlendirilerek İmar ve gecekondu mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak işlemleri düzenleyen 3981 Sayılı Kanunun uygulama prensipleri de dikkate alınarak, mevcut ruhsatsız yapılara ve gecekondulara altyapı götürülmesi ve bunların ıslahına öncelik verilmesi öngörülmektedir.Ayrıca yeni yerleşme alanlarının açılması ve bu alanlarda arsa tahsisi yapılması sağlanarak, ruhsatsız konut inşaatını ruhsatlı hale çevirebilmek için tedbirler alınacaktır. (5. Beş Yıllık Kalkınma Planı, 1985)

5.Plan Döneminde diğer dönemlerdeki gibi konut politikalarında başarılı olunamamış ama özel sektörün konut konusunda yatırımı artmıştır.

6. Beş Yıllık Kalkınma Planında (1990-1994) konut çevresi ile ele alınmakta ve konut tasarımı ve çevre niteliklerinin düzenlenmesi için mevzuatın geliştirilmesi önerilmektedir. Belediyelerin öncelikle alt gelir grubu için, kiralık ve mülk konut üretmeleri için yasak düzenlemeler yapılması önerilmiştir.Belediyelerin belli alanları konut arsası olarak belirlemeleri, bu alanlara altyapı götürmeleri, bu şekilde altyapısı tamamlanmış arsa üretimine yönelmeleri ve gecekondulaşmayı önlemek için kendi evine yapana yardım programı içinde nüve konut projeleri hazırlamaları ise planda gecekondu konusundaki tek öneridir. (6. Beş Yıllık Kalkınma Planı, 1990)

Bu planda diğer planlar gibi başarılı olamamış, kentlerde fiziki plan çalışmaları yeterince önemsenmemiş, kentsel rantlarda yasa dışı paylaşım, kaçak yapılaşma artmış ve kentsel arsa üretimi gereksinimi karşılanamamıştır.

7. Beş yıllık Kalkınma Planında (1995-1999) ise konut iyeliğinin özendirilmesi bu yapılırken kamuya ek yük getirmemesi önerilmiştir.Bunun için uygun finansman modelleri geliştirilmesi önerilmiştir.Fakat bu modeller açıklanmıştır.Ama bu finansman modellerinin yapılabilmesi için gereken yasal değişiklerden bahsedilmiştir.Özellikle konut yapımında kalkınmada öncelikli yörelere ağırlık verilmesi önerilmiştir.Planda gecekonduların yasallaştırılması ve bu dönüşümdeki rantın kamuya aktarılması önerilmiştir.Ve Belediyelere arsa sağlayacak şekilde 775 sayılı yasanın yeniden düzenlemesi önerilmektedir.(7. Beş Yıllık Kalkınma Planı, 1995)

Bu planda yapılan öneriler yeterince açıklanmamış ve plan diğerleri gibi başarılı olamamıştır.

Şu an yürürlükte olan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planında (2000-2004) 1999 yılında yaşanan Marmara ve Bolu Düzce depremleri irdelenerek bu alanlarda konut yapımı teşvik edilmiştir.Ayrıca depremin etkisiyle yapı denetimi hakkında kanun hükmünde kararname çıkartılmış ve 2000 yılında yürürlüğe girmiştir.Öteki planlarda olduğu gibi kaçak yapılaşmayı ve gecekondu yapımını önleyici tedbirler alınacağı belirtilmiş ama bu tedbirler açıklanmamıştır.Hukuksal ve kurumsal düzenlemeler yenilenmemiş 3194 sayılı yasa ve kat mülkiyeti kanununa bağlı kalınmıştır.Konuta yönelik bankalar sisteminin değiştirileceği belirtilmiştir.Hala yürürlükte olan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planının uygulaması ileriki yıllarda gözlemlenecektir. (8. Beş Yıllık Kalkınma Planı, 2000)



























BÖLÜM 3 İMAR AFFI YASALARI




3.1 775 Sayılı Gecekondu Yasası Öncesi


3.1.1 5218 Sayılı Yasa (1948) (Ek-1)


Ankara Belediyesine, Arsa ve Arazisinden Belli Bir Kısmını Mesken Yapacaklara 2490 Sayılı Kanun Hükümlerine Bağlı Olmaksızın Ve Muayyen Şartlarla Tahsis Ve Temlik Yetkisi Verilmesi Hakkındaki 5218 sayılı Kanun TBMM’nde kabul edilmiş ve 22 haziran 1948 yılında resmi gazetede yayınlanmıştır.Adından da anlaşılacağı üzere sadece Ankara imarına yönelik bir kanundur.

5218 sayılı yasa ekinde verilen haritada, sınırları belirlenen alanlarda belediye malı veya kanun gereği belediyeye geçecek alanlarda mesken yapımına izin verilmiştir.Belediyeye devredilecek yada belediyeye ait bu arsalarda ruhsatsız yapılmış yapıların arsalarının da sahiplerine tahsis ve temlik edilmesi belirtilmiştir.Buna göre bu anlarda en kısa zamanda imar planlarının ve plana göre parsellizasyonun yapılması arsa temliğinin ön şartı olarak belirtilmiştir.

Bu alanların dışında ruhsatsız yapı sahiplerinin belirtilen koşullara (alt gelir grubundan olmak ailesinden arsa yada mesken sahibi kimsenin bulunmaması gibi...) sahipse belediye kendilerine yapı yapmak için belirtilen alanlarda yer gösterebilecektir.

Ayrıca yasanın suiistimal edilmemesi için birden fazla konut sahibi olunamayacağı da belirtilmiştir.

Kısaca yasa Ankara’daki mesken sıkıntısını çözmek için yürürlüğe konulmuştur.Kentsel arsa üretimine destek olmuştur.Ankara imar planı dışında yasa dışı yapılaşmayı yasallaştırmıştır.Getirdiği bağışlama olgusu ile bağışlama sürecini başlatmıştır.


3.1.2 5228 Sayılı Yasa (1948) (Ek-2)


5218 sayılı yasa TBMM’de tasarı halindeyken bu yasanın diğer belediyeleri de kapsayabileceği tartışılmış fakat Ankara’nın sorunun acil çözümü gerektiği için öncelikle çıkarılmıştır.

Bu yasanın kabulünden iki hafta sonra 5228 sayılı Bina Yapımı Teşvik Kanunu çıkarılmıştır.

5228 sayılı yasada şehir ve kasabaların imar planları sınırları içinde hazinenin ve özel idarelerin mülkiyetindeki veya devletin tasarruf altında bulunan ama belli bir ihtiyaç için ayrılmamış arsalar; son arazi vergisi matrahından on yılda on eşit taksitle ödenmek üzere belediyelere devredilmesi kabul edilmiştir.Bu arsalara konut yapmak isteyenlere (evi veya arsası olmayan ailelere) ve kooperatiflere, belirlenen esaslara göre devredilmesi kabul edilmiştir.Ve dağıtılan bu arsalar üzerinde yapılan konutlardan on yıl süre ile bina, buhran ve savunma vergilerinden muaf tutulmuştur.

5218 sayılı yasa ile 5228 sayılı yasa bir çok benzerlik göstermektedir.Farklılıkları ise aşağıda açıklanmıştır.

5228 sayılı yasa ülke geneli için çıkarılmıştır.
5218 sayılı yasanın ekinde verilen haritada kanunun uygulanabileceği alanlar genel olarak belirtilmiştir.
5218 sayılı yasada belediye sınırları içinde tanımlanmış alanlarda arsa üretimi yapılabilirken 5228 sayılı yasada imar planı sınırları içinde yapılabileceği belirtilmiştir.
5228 sayılı yasada üretilen arsaların dağıtılabileceği kişiler arasında konut kooperatiflerine de ikinci öncelik tanınmıştır.
5228 sayılı yasada kooperatiflere tanınan başka bir ayrıcalık ise ipotek mukabilinde Türkiye Emlak Kredi bankasından Bankaca Tahmin edilen inşaat bedelinin %75’ine kadar ve %5’i geçmemek üzere Maliye Bakanlığınca tespit edilecek faiz nispeti üzerinden borç verilebileceği belirtilmiştir.


3.1.3 5431 Sayılı Yasa (1949) (Ek-3)


Ruhsatsız Yapıların Yıktırılması Ve 2290 Sayılı Belediye Yapı Yollar Kanunun 13. Maddesinin Değiştirilmesine Dair 5431 sayılı Kanun TBMM’nde kabul edilmiş ve 11 Haziran 1949 tarihinde resmi gazetede yayınlanmıştır.

Yasa 2290 sayılı yasanın 13. maddesini değiştiren bir yasa olmasına karşın 5218 sayılı yasanın devamı niteliğindedir.

Yasada verilen geçici maddede bağışlama hükmüne göre yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kendilerine ait olmayan arasalar üzerinde ruhsatsız olarak yapılan yapılar ve 5218 sayılı yasayı kapsamına almıştır.Böylece bağışlama terimi kullanılmadan yasanın kapsamı genişletilmiş ve bağışlama nitelikli bir yasaya dönüştürülmüştür.

5218 sayılı yasa da yeni gelişme alanlarının Ankara belediye meclisinin belirleyebileceğini belirtmiştir.Böylece belediye meclislerinin seçeceği alanlar (Bakanlar Kurulu Kararı ile) o beldenin kentsel kullanışa açılacak gelişme alanları olabilecektir.5431 sayılı yasa 5218 sayılı yasayı da kapsamına almıştır.Bunun soncunda 5218 sayılı yasada olan ve yukarıda açıklanan belediye meclislerine yetki veren hüküm tüm ülke geneline yaymaktadır.

Kısaca bu yasa da yürürlük tarihine kadar bağışlama ve yürürlük tarihinden sonra yasak getirmiştir.


3.1.4 6188 Sayılı Yasa (1953) (Ek-4)


Bina Yapımına Teşvik Ve İzinsiz Yapılan Binalar Hakkında 6188 Sayılı Kanun 1953 yılında yürürlüğe girmiştir.

Yasanın 5218 ve 5228 sayılı yasalarla benzeşen maddeleri vardır.Aslında 6188 sayılı kanun şimdiye kadar çıkarılan kanunların birleşimi gibidir.Ayrıca yasanın 30. maddesinde 5218 ve 5228 sayılı yasalar yürürlükten kaldırılmıştır.

Yasa kısaca bina yapımını özendirmek izinsiz yapılan yapılar karşısında da kamu tavrını belirlemek üzere hazırlanmıştır.

Bu yasa ile Belediye Meclislerine kentsel bölgeler oluşturmak ve bölgelerde kentsel arsalar üretmek olanağı verilmiştir.Bu amaçla imar planları sınırları içinde hazinenin ve özel idarelerin mülkiyetindeki veya devletin tasarruf altında bulunan ama belli bir ihtiyaç için ayrılmamış arsalar; belediyelere bedelleri karşılığında devredilebilecektir.

Bu devir ve temlik işlemlerine imar planı sınırları içinden başlanacak, daha da sonra ihtiyaç duyulursa plan sınırı dışındaki bu arsalar plana katılıp kullanışa açılabilecektir.Elde elde edilen bu arsalar satılabilecek, elde edilen bu gelirden ucuz ve basit meskenler yapılabilecektir.

Kentsel arsaların üretildiği bu alanlara, yapılan imar planlarında, Belediye yapı ve yollar yasası hükümlerine uyulmak zorunda olmadığı belirtilmiştir.

Üretilecek kentsel arsalardan kooperatiflerden yararlabilecekleri belirtilmiştir.


3.1.5 7367 Sayılı Yasa (1959) (Ek-5)

Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi Ve Arsalar Hakkında 7367 Sayılı Kanun TBMM’de kabul edilmiş ve 21 Temmuz 1959 yılında resmi gazetede yayınlamıştır.

Kanunun esas amacı devlet ait arsaların belediyelere bedelsiz devri ve bu arsaların kentsel arsa üretiminde kullanılmasıdır.

Yasa ile 6188 sayılı yasa devlet ait arsaların ve belirtilen ilgili diğer arsaların bedelli devir hükümleri kaldırılmıştır.


3.2 775 Sayılı Gecekondu Yasası Sonrası


3.2.1 775 Sayılı Yasa (1966) (Ek-6)


775 sayılı Gecekondu Kanunu TBMM’de kabul edilmiş ve 20 Temmuz 1966 yılında resmi gazetede yayınlamıştır ve yürürlüğe girmiştir.

Yasa; Belediyelere Arsa Sağlanması, Arsaların Hangi Amaçla Kullanılabileceği, Fonların Teşkili Ve Kullanılması, Gecekonduların Islah Ve Tasfiyesi, Kamu Hizmet Ve Tesisleri İle İlgili Giderlere Katılma, Arsa Tahsisi Şart Ve Şekilleri, Yardım Muafiyetleri, Tahsis Amacına Aykırı Davranışların Önlenmesi, Belediye Sınırları Ve Mücavir Sahalar Dışında Uygulama, Yönetmeliklerin Hazırlanması, Ceza Hükümleri, Çeşitli Hükümler, Yürürlükten Kaldırılan Kanunlar Ve Geçici Maddeler ana başlıkları altında 44 madde ve 5 geçici maddeden oluşmaktadır.

Yasa Gecekondunun tanımını yapan ilk yasadır.Konusu olan gecekonduların ıslahı, tasfiyesi ve yeniden gecekondu yapımının önlenmesi için, belediyelere arsa sağlanmasını öngörmektedir.

Bu arsalar, Hazine, Özel İdare ve Vakıflar İdaresi dışındaki katma bütçeli dairelerin mülkiyetindeki arsa ve arazileri ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin belediyelere devrini sağlamaktadır.

Özel mülkiyetteki arazi ve arsaların, yasanın amaçları doğrultusunda kullanılması için, bu arsa ve arazilerin sahipleri ile anlaşmak yada kamulaştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Belediyelerin bu yasada yazılı amaçlara tahsis edilmek üzere devraldığı arsa ve arazileri bu amaçlar dışında kullanamayacakları belirtilmektedir.

Yasanın belirlediği hizmetlerin yürütülebilmesi için çeşitli kaynaklardan sağlanacak gelirler, belediyelerin adına açılacak özel hesaplarda toplanarak fon oluşturulması belirtilmiştir.

Aynı biçimde çeşitli kaynaklardan sağlanacak gelirle İmar İskan Bakanlığının kullanacağı bir fon oluşturulacaktır ve bu fonun yasanın amaçları doğrultusunda kullanılması öngörülmüştür.

Yasanın 18. maddesinde ise kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya devletin hükmü tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi ve geçici yapılacak olan bütün yapılar, inşa sırasında olsun ve iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.

Kanunun bu hükmünden anlaşılacağı üzere yürürlük tarihinden önce yapılmış bütün yapılar, (yasanın çizdiği çerçevede ıslah etme, ıslah olası değil ise tasfiye etme ilkesi ile birlikte) af adı anılmadan bağışlanmaktadır.

22. maddede ise ıslah ve tasfiyenin koşulları belirtilmektedir.Bu maddede 18 maddede verilen dolaylı hükmü açılayarak ortaya koymaktadır.Bu yasanın yürürlüğe girme tarihinden önceki yapılan yapılar hakkında verilecek kararlar bu maddede açıklanmaktadır: “Gecekondu ıslah bölgelerinde bulunup da belediyelere ait olan veya bu kanun uyarınca belediyelerin mülkiyetine geçmesi gereken arazi ve arsalar üzerinde, bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan gecekondulardan bu sahalar için yapılacak imar ve ıslah planları ve mevzuat icaplarına göre olduğu gibi veya değiştirilerek korunması mümkün olanları, planın tanziminden sonra yapılacak bildiriden itibaren en geç 2 yıl içinde yönetmelik esasları doğrultusunda sahipleri tarafından imar ve ıslah edilir.”

Madde 24 de: Gecekondu ıslah tasfiye ve önleme belgelerinde bulunan bütün yapıların, arazi ve arsaların sahiplerini; bu bölgelerde belediyelerde yapılacak veya yaptırılacak kamu hizmet ve tesisleri için yapılacak harcamaların tamamına katılmakla yükümlü kılmıştır.

Bu yasanın hükümlerine göre kendilerine arsa tahsis edilenlerle gecekondusunu ıslah edeceklere sağlanacak kredi yada yapılabilecek malzeme ve ilişkin koşulların bir yönetmelikle saptanacağı yasanın 27. maddesinden hükme bağlanmıştır.

35. maddede ise yasa belediye ve mücavir alan sınırları dışında belli koşullarla uygulanabileceği belirtilmiştir.

Yasanın geçici beşinci maddesinde 18 ve 21 maddelerle bağlanmış olan bağışlama daha da kuvvetlendirilmiştir.Geçici madde 5’ de şöyle denilmiştir: Gecekondu ıslah bölgelerinde bulunup belediyelere ait olan veya bu kanun uyarınca belediyelerin mülkiyetine geçmesi gereken arazi ve arsalar üzerinde, bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılıp....... tespit edilmiş bulunan gecekonduların konut olarak kullanılanlardan imar ve ıslah planları* ve mevzuat icaplarına göre olduğu gibi veya değiştirilerek korunması gerekenlere....... bedeli mukabilinde tapuları verilir.Bu geçici madde ile gecekondulara yeni bir af sağlanmıştır.

Yasanın 18. maddesindeki yıkım hükmünün izinsiz yapılaşmaları durduracağı varsayımında yola çıkılarak, yine yasaya göre saptanacak gecekondu önleme, ıslah ve tasfiye bölgelerinin seçiminin haritalarının alınmasının, imar ve ıslah planları* düzenlenmesinin, İmar ve İskan bakanlığının denetiminde ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı yasanın 19. maddesinde yer almaktadır.Yapılan bu varsayımın sonucunda gecekondu sorununa çözüm getirileceği var sayılmıştır.


3.2.2 1990 Sayılı Yasa (1976) (Ek-7)


Gecekondu kanununda bazı değişiklikler yapılması hakkındaki 1990 sayılı kanun TBMM’de kabul edilmiş ve 15 Mayıs 1976 yılında resmi gazetede yayınlanmasıyla yürürlüğe girmiştir.

Yasa 4 maddeden oluşmaktadır.Yasanın 2. maddesinde 775 sayılı yasaya eklenen 3 geçici madde bulunmaktadır.Bunlardan geçici madde 8’e göre : “ Belediyelere ait olan veya gecekondu kanununa uyarınca belediyelerin mülkiyetine geçmesi gereken arazi ve arsalar üzerinde 1 Mart 1976 gününden yapıldıkları tespit edilen gecekondular hakkında ............” 775 sayılı yasa hükümleri uygulanacaktır.Daha açık bir anlatımla 775 sayılı yasanın 20 Temmuz 1966 tarihine kadar öngördüğü af 1 Mart 1976 tarihine kadar uzatılmaktadır.

775 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana , bu yasanın uygulanmasında sadece fonların oluşturmasında bir aksaklılık olduğu için yeni bir yasa getirilmekte, bu arada da Cumhuriyetin 50. Yıldönümünde yapılan diğer bağışlamalardan farklı olarak imar ile ilgili bağışlama getirmekte, bu bağışlama 775 sayılı gecekondu yasasının kapsamında ele almaktadır.(Uzel, 1986)


3.2.3 2085 Sayılı Yasa (1983) (Ek-8)


İmar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak yapılan yapıları uygulanacak işlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunun bir maddesinin değiştirilmesi hakkındaki 2805 sayılı kanun T.B.M.M kabul edilmiş 21 Mart 1983 tarihinde resmi gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Yasa;kapsamına aldığı yapıları 2 kümede toplamıştır.Bu kümelerden birincisi korunacak ve ıslah edilerek korunacak yapıları, ikincisi ise yıkılacak yapıları oluşturmaktadır.

Korunacak yapılar kümesi :
İmar planı olan yerlerde ve kent parseli içinde,
İmar planı olmayan yerlerde kendi parseli içinde,
İmar planı olmayan yerlerde başkasının mülkünde yapılan yapılar ile ,
Gecekondular,
Hisseli arsa ve araziler üzerindeki yapılar olarak belirtilmiştir.
Yıkılacak yapılar ise yasanın 18. maddesinde sıralanmıştır.(Bkz Ek- 8)

Korunacak yapılar kümesinde imar planı olan yerlerde ve kendi parseli içinde imar mevzuatına aykırı yapılmış yapılar, imar planı koşullarına uydurularak korunacaklar,başka bir deyişle koşullu olarak affedilmiş olacaktır.

İmar planı olmayan yerlerde kendi parseli içinde yapılmış yapılar içinse imar planı olmayan yerlerde uygulanacak,yönetmelik hükümleri yerine sit alanları içinde sit alanları için belirlenmiş, geçici yapılanma koşullarına uygun hale gelirse affedilecektir.

İmar planlarında kamu hizmetlerine ayrılmış bulunan yerlerde yapılmış,kullanılmaya hazır ya da kullanılmakta olan yapılar; kıyılarda imar yasalarına aykırı olarak yapılmış ve kullanış türleri farklı yapılar da belli koşullarla korunmakta,geçici ya da sürekli yapı ve kullanma izni verilerek affedilebilmiştir.

Gecekonduların kullanılabilir olanları da yasa kapsamında affedilerek korunmuşlardır.Yine aynı madde uyarınca 1 Ocak 1983 tarihinden önce yapılmış İmar mevzuatına aykırı yapılar da affedilmiştir.

Hisseli arsa ve araziler üzerindeki yapılar da bu alanları kapsayacak biçimde düzenlenecek Islah İmar planları uyarınca valilik ya da belediyeler tarafından yapılacak düzenlemelerle af kapsamına konu olmaktadır.

Yasa; üzerinde gecekondu bulunan ve mülkiyeti hazineye ,özel idarelere ait bulunan arsa ve arazilerle devlet hüküm ve tasarruf altında bulunan arsa ve arazileri, belediyenin mücavir alanları sınırları içinde bulunan ilgili belediyelere ; belediye ve mücavir alan dışındaki olanların ise il özel idarileri mülkiyetine geçmesini hükme bağlamıştır.

Yasa , belediye ve özel idareleri mülkiyetine geçen arsa ve araziler üzerinde bulunan gecekonduları tapuları verilinceye kadar üzerinde bulundukları taşınmaz için kullanma bedeli alınması öngörülmektedir.

Yasaya göre yapı sahiplerinden alınacak harçlar ,cezalar,arsa bedelleri,düzenleme ortaklık payları gibi ödentileri bir fonda toplanması; fonda toplanan paralarla, belediyelerin yasaya ilişkin çeşitli hizmetleri yapması öngörülmüştür.

Yasa başvuru, tespit ve değerlendirme işlemleri belediye ve valiliklerce yapılmasını ve bu idarelerin bu hizmetler için örgütlenmesini öngörmüş; hazine ve devletin hüküm ve tasarrufundaki arsa ve arazilerin, belediye ve il özel idarelerini mülkiyetine geçmesini hükme bağlamış, kamu arazilerinin, üzerine yapı yapanların kullanımına verilmesini sağlamıştır.

Korunacak ve ıslah edilecek yapılar kümesi içinde yer alan ve imar planı olan yerler içinde imar mevzuatına aykırı yapılmış yapıların affedilme işlemleri çok sadeleştirilmiş ; imar planı olmayan yerlerde yapılmış yapıların bağışlanması süreci ise oldukça karmaşık ve uzun tutulmuştur.


3.2.4 2981 Sayılı Yasa (1984) (Ek-9)

İmar ve gecekondu mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemler ve 6785 sayılı İmar kanunun bir maddesinin değiştirilmesi hakkındaki 2981 sayılı kanun T.B.M.M kabul edilmiş, 8 Mart 1984 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Yasa, imar ve gecekondu mevzuatına aykırı inşa edilmiş ve edilmekte olan yapılara uygulanacak işlemleri düzenlemek amacını içerir.

Yasa; uygulanacak işlemler açısından ,yapıları korunacaklar ve yıkılacaklar olarak ikiye ayırmış ; korunacak yapıları da olduğu gibi korunacaklar, ya da iyileştirilerek korunacaklar olarak kümelendirilmiştir.Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak yurt içinde bulunanlar 6 ay içinde, türlü nedenlerle yurt dışında bulunanlar 12 ay içinde ilgili idareye başvurduklarında yasanın olanaklarından yararlanabileceklerdir.

Bu yasada, başvuru ,değerlendirme işlemleri 2805 sayılı yasaya göre sadeleştirilmiş,tespit ve değerlendirme formlarının doldurulmasında görev yapmak üzere Yeminli Özel Teknik Büroların* kurulması öngörülmüştür.

Başvuru , tespit ve değerlendirme işlemleri tamamlandıktan sonra ; arsa yapı sahibinin ise , imar mevzuatına aykırı yapılarda gerekli harçlar alınarak hemen kullanma izni verilebilecektir.Aynı işlem , yapının –gerekiyorsa- iyileştirilmesinden sonra yapılabilir.Arazinin; Hazine, belediye, özel idare ya da vakıf arazisi olması halinde yine tespit ve değerlendirme yapıldıktan sonra,arsa bedeli ilgili kuruluşa ödendiğinde,yapı kullanma izni hemen verilebilecektir.Gerçek kişilerin arazileri üzerinde yapılmış gecekondu sahiplerinin arazi sahibi ile anlaşması halinde de hemen yapı kullanma izni verilecektir.Anlaşma olmazsa , bedeli gecekondu sahibi tarafından ödenmek koşulu ile, 775 sayılı yasa, ya da Arsa Ofisi yasası gereğince kamulaştırma yoluna gidilir.Bu yol ile kamulaştırılan arsa; gecekondu sahibine, devir ve temlik yolu ile verilecektir.

Yasanın 10. maddesinde,775 sayılı yasada “Arazi Tahsis Belgesi” adı ile anılan kavram tapu tahsis belgesi adı ile getirilmiş ve bu belgenin kaçak yapı sahiplerine verilmesi öngörülmüştür.10.maddenin b fıkrasına göre; hisseli arsa arazi yada özel parselizasyonlar da özel şahıs elinde bulunan arazilerin üzerinde bulunan yapıların düzene sokulabilmesi için hamurlaştırmaya benzer bir uygulama ile çözüm yetkisi belediye ve valiliklere verilmiştir.

11. madde, muhafazası mümkün yapılara ruhsat kullanma izni verilmesine; 12 madde; iyileştirerek korunması mümkün yapılardan komşu parsele tecavüzlü olanlara belli koşullarla yapı ve kullanma izni verilmesine ilişkindir.Bu ayırıma göre birinci küme, kendi parseli içinde imar mevzuatına aykırı yapıları oluşturmaktadır.İkinci küme; kıyı tanımına giren yerler ile devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerde, kişi yada özel ve tüzel kişilerinin mülkiyetinde olan liman, iskele, rıhtım, balıkçı barınağı ve dayanma duvarı gibi yerlerin üzerinde bulunan sanayi ve turizm tesisleridir.Üçüncü küme ; imar yollarını tecavüzlü yapılardır.

13. madde tahsis belgesi verilecek gecekondulara ilişkindir.Bu madde uyarınca arsa tahsis edilecek kimsenin kendisinin ve ailesinden birinin belediye sınırı yada mücavir alan sınırı içinde ev yapmaya uygun arsası evi apartmanı bulunmaması gerekmektedir.Bu nitelikteki hak sahiplerine kamu tüzel kişilerinin araziler üzerinde yapılacak ıslah imar planları ile meydana getirilecek parsellerden, gecekonduların ölçüleri de göz önünde bulundurularak hisse verilecektir.Bu hisse yada parselin bedeli valilik ve belediye tarafından rayiç bedel ile hesaplanarak ilgilisinden alınacaktır.

14. madde, bu yasadan yararlanamayacak yapıları dokuz kümede toplamıştır.Bu kümelerin en önemlisi ve kapsamlısı, yasanın amacını belirlemektedir.Maddenin f fıkrası , bu kümeyi “2 Haziran 1981 tarihinden sonra yapılan gecekondular ile, 1 Ekim 1983 tarihinden sonra inşasına başlanan imar mevzuatına aykırı yapılar” olarak tanımlamakta kümeyi kendi içinde ikiye ayırmaktadır.Gecekondular için belirlenen tarih , 2805 sayılı yasanın öngördüğü tarihtir.İmar mevzuatına aykırı yapılar içinse 2805 sayılı yasa 1 Ocak 1983 tarihine kadar olan yapıları kapsamına almıştır.Bu yasa ile 1 Ekim 1983 tarihinin belirlenmesi, imar mevzuatına aykırı yapılara, 2805 sayılı yasanın yürürlük tarihinden yaklaşık 9 ay sonra bir affedilmiş olması demektir.

18. Madde harçlar, arsa bedelleri ve düzenleme ortaklık payları konu edilmektedir.Arsa bedellerinin saptanmasında arsa sahibinin beyanı esas alınıştır.Düzenleme ortaklık payı da yürürlükteki imar kanunun öngördüğü %25 olarak belirlenmiştir.

1. Geçici Maddede bir af maddesidir.Bu madde 1 Ekim 1983 tarihinden önce bağımsız bölümlerde yapılan değişikliklerin belirli koşullarda birbirine bağlanmasını hükme bağlamıştır.

Yasa çok küçük bölgeler dışında tüm ülkedeki yapıları kapsamaktadır.Diğer yasalardan farklı olarak hem gecekonduları hem de imarlı alanlardaki yapıları bağışlayan hükümleri taşımaktadır.İmarlı kesimler için bağışlama işlemleri kolaylaştırılmış, gecekondulara belirli koşullarda tapu verilmiştir.Ve hisseli parselasyon tesciline olanak sağlamıştır.

3.2.5 3290 Sayılı Yasa (1986) (Ek-10)

2981 sayılı kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesi hakkındaki 3290 sayılı kanun T.B.M.M kabul edilmiş, 7 Haziran 1986 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Yasa 2981 sayılı yasada değişiklikler öngörmüş ve affın kapsamını genişletmiştir.

Yasanın 2. maddesinde 2981 sayılı yasada belirtilen yapılar kapsamına daha önce konut olarak kullanılmış olan iş yerleri, kısmen işyeri olarak kullanılan gecekondular da dahil edilmiştir.

Yasanın 6. maddesinde arsa tahsisinden yararlanacakların 2981 sayılı yasada belirtilene ek olarak işyeri olarak kullanılan bir yapıya da sahip olmamaları gerektiği belirtilmiştir.

Yasanın 7. maddesinde İstanbul Boğazı sahili ve ön görünümü ile Çanakkale Boğazında yer alan gecekonduların 2.6.1981 tarihine kadar yapılmış olanlarıyla diğer yerlerde 2981 sayılı yasada belirtilen tarih 10.11.1985 tarihine kadar olmak üzere değiştirilerek yasa kapsamı oldukça genişletilmiştir.

Yasanın 10. maddesinde ıslah imar planlarında düzenleme ortaklık payının gereken yerlerde %35 olarak alınabileceği belirtilmiştir.

3.2.6 3366 Sayılı Yasa (1987) (Ek-11)

3290 sayılı kanun ile 2981 sayılı kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkındaki 3366 sayılı kanun T.B.M.M kabul edilmiş, 26 Mayıs 1987 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Yasanın ana amacı 2981 sayılı kanunun uygulanmasını hızlandırmaktır.Yasa gecekondu kavramının kapsamını çeşitlendirerek affın kapsamını daha da genişletmiştir. (Madde 5)

Yasada yer alan 5. maddeye göre kaçak olarak yapılmış her türlü yapıyı (kıyılarda, askeri bölgelerde, karayolu kamulaştırma sınırı içinde....) gecekondu olarak değerlendirilip, ıslah bölgesi ve çevresinden bağımsız olarak, hisseli veya kat mülkiyeti esasına göre imar parseli olarak düzenlenebilmesini öngörmüştür.Ayrıca ıslah imar planı veya kadastro planları yapılan yerlerde tapuların doğrudan dağıtılmasını hükmünü getirmiştir.

3290 sayılı yasada Tapu ve Kadastro İdaresine verilen yetkiler Bu yasada geçerliğini korumuş, fonun gelirleri artırılmıştır.


3.2.7 3414 Sayılı Yasa (1988) (Ek-12)


775 sayılı Gecekondu Kanunun bazı hükümlerinin değiştirilmesi hakkında ve 247 sayılı kanun hükmünde kararname ile bu kanun hükmünde kararnamenin iki maddesinde değişiklik yapılmasına dair ve 250 sayılı kanun hükmünde kararnamenin değiştirerek kabulü hakkındaki 3414 sayılı kanun T.B.M.M kabul edilmiş, 11 Mart 1988 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Yasanın 1. maddesinde 775 sayılı kanunun belediye sınırları ve mücavir alan sınırları içindeki uygulamasını dair ilgili yetkiler ilçe belediyelere devredilmiştir.Büyük şehirlerde kanunun uygulanması Büyükşehir belediyelerinin koordinatörlüğünde ilçe belediyelere verilmiştir.

Bu yasa 775 sayılı yasanın 34. maddesini değiştirmiştir.34. madde arsa ve konut tahsis edenlerin, yirmi yıl içinde satmak ve devretmek gibi haklarının olmadığı belirler.Yapılan değişiklerle bu madde geçersiz kalınmıştır.Bu da gecekondunun konut sektöründe alınıp satılmasını sağlamıştır.Arsa veya konutların alınıp-satılmaya, mütahide verilmeye başlanmıştır.Bu anlamda mülkiyet sorununu çözen ıslah imar planlarıyla, plan kapsamındaki, gecekondular, bu yasayla imarlı taşınmazlar gibi değerlendirilmiştir.

BÖLÜM 4 İMAR AFFINA VE SONUÇLARINA İLİŞKİN GENEL DEĞERLENDİRME

Gecekondulaşmanın başlamasından bu yana gecekonduda yaşayan halkın kentte göç etmeleri engellenmeye çalışılmıştır.Ancak bu nüfusun kente yönelik hareketlerini engelleyecek sosyal ve ekonomik koşullar yaratılamamıştır.Ülke genelinde uygulanan sosyal ve ekonomik politikalar kırdaki nüfusa yaşamının idamesi için tek yön bırakmıştır.Bunların etkisi ile göç zamanla artmış ve bu göçün sonucunda kentlerdeki gecekondular artmıştır.Gecekondulaşmaya çözüm için dönem dönem yaslar çıkartılmıştır.

İmar affı yasalarının yürürlüğe giriş tarihlerindeki koşullar dolayısıyla yaklaşım farkları bulunmaktadır.Bu farklılıklar toplumsal değerlerdeki değişimlerin siyasal iktidarlar üzerindeki etkileri ve kent yönetiminin davranış değişikliklerinden kaynaklanmaktadır.Ancak temelde İmar affı yasalarının ortak hükümlerini aşağıda verilen başlıklar altında toplayabiliriz:

“Kentsel arsa oluşturmak amacıyla ilgili idarelerle arsa ve arazi tahsisi ve tescil yolu ile arazi kullanma kararları vermek,
İlgili idarelere tahsis edilen arsa ve arazilerin planlamasına zorunluluk getirmiş olmak,
İzinsiz yapıların oluşturulduğu kentsel bölgeleri sağlıklaştırmak için planlamak,
Yürürlükte bulunan yasal çerçeve içindeki planlama sürecini, farklı bir yaklaşımla etkilemek,
İzinsiz yapılarla oluşmuş kent bölgelerini, alt yapıya kavuşturmak,
Uygulama için kaynak yaratmak,
İzinsiz ve imar mevzuatına aykırı yapıları bağışlamak,
Yeniden kaçak yapı ve gecekondu yapılmasını “kesin bir dille” yasaklamak”. (Türksoy, 1996 s.9)

Günümüzde gecekondu yerleşmeleri kentte göçün sonucu değil, göç nedeni olmakta ve gecekondular hızlı bir dönüşüm yasamaktadır.İmar afları sonucunda gecekondu nüfusu sürekli olarak artış göstermiştir.


4.1 Kentsel ve Siyasal Popülizm, Kentsel Rant


Gelişmekte olan ülkelerde, genelde, bireylerin gereksinimleri yasala mekanizmalarla ve mevcut devlet kaynaklarıyla karşılanamıyorsa, yasal olmayan mekanizmalar yasal olanların yerini alır.Bu yolla oy kazanmak da, Türkiye’nin siyasal sisteminden gelenekselleşmiştir.

“Castells’in (1983) tanımıyla kentsel popülizm, arsa, konut ve hizmet sonumu ile kitlelerden destek alarak, bu guruplar üzerinde siyasi bir güç kurma sürecidir.Kentte yaşayan bu karşılıklı çıkar ilişkilerinin sonuçlarına bakılacak olursa, kentsel popülizm bir anlamda kentsel arsa rantının yeniden dağıtılmasına bir müdahale biçimi olarak tanımlanabilir.” (Taşan, 1996, s.20)

Türkiye’de kentsel popülizmin en önemli sonuçlarından birisi imar affı uygulamalarıdır.Devlet, hukuka aykırı oluşmuş yapılaşmaları toplum yararı temeline dayandırarak yasallaştırmakta, bu yararın varlığına da siyasal iktidar karar vermektedir.

1950’li yıllarda başlayan hızla göç dönemindeki popülist politikalar toplumda denge yaratmıştır. 1970’li yılların sonunda değin, siyasal iktidarların politikalarına dayalı uygulamaların yarattığı hızlı kentleşmenin kent mekanındaki görünümü ve Türkiye kentlerinin başlıca özelliklerinden olan gecekondu bölgeleri, 1980’li yıllara doğru, kendisini üreten düzene başkaldıran alanlar haline gelmiştir.

1980’li yıllarda ise bu politikalarda hedeflenen gecekondu halkının ve göç edenlerin, sisteme bir tehdit oluşturmadan varlıklarını sürdürebilmeleri için bir takım fırsatlar yaratılmıştır.

Bu başkaldırıların bastırılıyor olması devlet için yeterli olamamakta, devlet bu başkaldırıların sona erdirilmesini istemektedir.Bunun yolunun ise bu kitlelerin sistemle barışması ve sistemin içine çekilmesi olduğu düşünülmüştür.Bu hedefin gerçekleştirilmesi gecekonduların yasallaştırılmasında gören siyasi iktidar 1983’te 2805 sayılı yasası yürürlüğe koymuştur.Ancak bu yasa yeterli gelemeyince, 1984’te kabul edilen 2981 sayılı yasayla ıslah imar planları yapılarak verilecek imar haklarıyla, gecekondu sahiplerine pay verilmesi öngörülmüştür.Böylece bir kısım gecekondu sahibinin yoksulluktan kurtarılarak sistemle bütünleşmesi, büyük çoğunluğunun ise, bu umudun sürekli canlı tutulmasıyla, sistemle olan çelişkilerin yumuşatılması amaçlanmıştır.2981 sayılı yasa bu işlevini, günümüze kadar başarıyla götürmüştür.

1980’li yıllardan önce, siyasi iktidarın karşısında ve sisteme tehdit konumunda gözüken gecekondu bölgeleri, zamanla siyasi iktidarla aynı tarafta yer alamaya başlamıştır.Çünkü zamanla siyasi sistem içinde yer alan gruplar, kaynakların dağıtılmasında yasal süreçleri çeşitli düzeylerde etkileyerek kendilerini destekleyen grupların istemlerini karşılamaya başlamıştır.Sonuçta, “ayrıcalıklı imar hakları”, yasa dışılığa ödün verme gibi siyasi (ve onun etkisiyle bürokratik) tercih ve tavırla “özendirme” ve “ödüllendirme” başlamıştır.

Seçim dönemlerinde ilk gündeme gelen “imar afları” olmaya başlamıştır.Affın geleceğinden emin olunan gecekonducular ve bu süreçten çıkar uman politikacılar için bu durum karşılıklı kazançtır.bu nedenle, gecekondu, artık barınma temelli bir sorun olmaktan çıkmıştır.Bu sürecin hem sonucu, hem de araçlarından biri olan imar affı uygulamaları artık toplum yararı amacından uzaklaşamaya başlamıştır; aynı zamanda, piyasa mekanizmasının sağlaşmasına neden olmuştur.

Yerleşme ahlakı ve hukuku ile yönetim ahlakı ve hukuku arasında ilişkinin yapısı çıkar çatışması ile yakından bağlantılıdır. Sonuçta ortaya eşitsizlik çıkmaktadır.

1980’li yıllarda gecekondu gölgeleri, sistem içine çekilen gecekondu halkının egemenliğinden, örgütlü yağmacı ve vurguncuların denetimine geçmiştir.Artık “af” maskesi ile, sözde barınma sorununa çözüm bulunmaya çalışılırken, gelir dağılımına baskı uygulanmaktadır.Kentsel ranttan alınan pay belli periyotlarla hukuken tescillenerek kaçak yapılaşma ve gecekondu üretimi örgütlü hale getirilmiştir.

Bütün bunların sonucunda hem ekonomik ve siyasi çıkar sağlanırken diğer yandan toplumsal haklara zarar verilmiştir.

Gecekondu, ilk kar etme güdüsünden uzak olarak, yalnızca barınma ihtiyacından kaynaklanan bir oluşumdu.İmar affı uygulamaları ile yasal niteliğe kavuşturulmaya başlayan gecekondulara, ıslah imar planlarından sonra kentsel rant ve kar güdüsü hakim oldu

Islah planlarıyla verilen imar haklarından kaynaklanan rant, piyasa mekanizması tarafından paylaşılmaktadır.Gecekonduların kent mekanında ranta dönüşerek yansımalarının sorumlulara 2805, 2981 ve 3290 sayılı yasalar gösterilebilir.

Kapitalist sistemin toprak rantına- kentsel ranta- dayanan gelişmesi, insan-mekan ilişkilerini darmadağın etmiştir.Mekan da metalaşmış ve piyasa mekanizması içinde yerini almıştır.Marx’ın tanımıyla değişim değeri, kullanım değerinin yerini almış, tüm üretim sürecine hakim olmuştur.Artık rasyonelliğin ekonomik kar-zarar hesaplarına göre tanımlandığı günümüzde, modern bireye hakim olan gidi ev kurmak değil, en rasyonel seçime ulaşmaktır.Bu rasyonel seçim de kentsel ranta ulaşma yönündendir.Buna örnek olarak, ıslah imar planı ile verilecek imar hakkının “en fazla” dört olması olabilirken ve tüm ıslah planlarına verilen imar hakkının dört kat olması gösterilebilir. (Koçgil, 1996)

Yürürlükteki şekliyle mevzuat bireysel üretim süreciyle yapılacak küçük konut üretimini engellemekte, yap-sat yönetimini desteklemektedir.2981 sayılı yasada uygulamanın tarafları şunlardır;

Hak sahibi (gecekondu sahibi)
İlgili idare
· Arazisi işgal edilmiş kamu kuruluşu
· Teknik işlerden sorumlu kamu kuruluşu (belediye-valilik)

Yeminli Özel Teknik Büro

2981 sayılı yasada tanımlanan bu üç çıkar grubu 20. maddesinde, 3290 sayılı yasanın 12. maddesi ile yapılan ek yoluyla dördüncü örtülü olarak eklenmiştir.

Yap-satçı mütahittir.

Kentsel ranttan faydalan, kurumlar ve kişiler yukarıda sayılan dört gruptur.Bu ranttan en çok kar sağlayanlar ise mühahit ve hak sahibidir.


4.2 Fiziksel Çevre ve Planlama Pratiğine Etkileri


Gecekondu, barınma ihtiyacı olanların kendi emeklerini, yaratıcı yeteneklerini içeren bir çözümdür.Yol, okul, cami alanlarını ayırarak hızla üreyen gecekondular, büyük kentlerin çeperinde doğal yapıda konutun harmanlanması ile özgün bir kentsel doku oluşturmuştur.Oluşan bu özgün doku diğer yerleşik alanlardaki gibi monoton değildir.Planlı gelişen alanlardan daha fazla kimliği olan dokulardır.Gecekondunun temel özellikleri konut üretim sürecinde ikinci el yada yerel ucuz malzemenin ve yerel üretim teknolojisinin kullanılması, gerek konutun gerekse yapılı çevrenin üretiminin kullanıcıların kendi emeği ve tasarımı ile gerçekleşmesi, yerel mimarı özeliklerin varlığı, açık kapalı alan kullanımlarının dengeli olmasıdır.

Türkiye’de gecekondu süreci ıslah imar planlarına kadar aile büyüklüğü ve yapısına baz alan ihtiyaca göre biçimlenmiştir.İmar affı yasalarının uygulama aracı olarak ortaya çıkan “İmar ıslah planları” ilk olarak 1983 yılında 2085 sayılı yasa ile tanımlanmıştır.

3290 sayılı yasanının 12. maddesinde zorunlu durumlarda belediye ve valiliklerin yapacakları ıslah imar planları 3194 sayılı imar kanundaki yapılaşma koşularının aranmadığı belirtilmektedir.Ancak binaların maksimum yüksekliği 12,50 metre olacaktır denilmiştir.Bu hüküm ve 2981 sayılı yasanın 9. maddesi ıslah imar planlarında oluşturulacak imar parsellerinin büyüklüğünü ve yapılaşma şekillerin, belirlemiştir. 400 m2 büyüklük ve 4 kat yapılaşma hakkı ve standart yap-sat modeli tanımlanmıştır.

2981 sayılı yasada gecekondunun yasal mülksüzlük halinden yasal mülk durumuna geçişinde iki ve yeni yapılaşma hakları ile piyasaya sunulabilir imar parseli durumuna geçişinde üç mülkiyet aşaması tanımlamıştır.

İmar affı başvurusu ile hak sahibi sayılanların arazinin sahibi olan kamu kuruluşlarından alacakları tapu tahsis belgesi,
Hazırlanan ıslah imar planına göre alacakları tapu, (tahsis miktarının %25’ı düzenleme payı olarak alınır, 3290 ile %35’e artırılmıştır.)
Islah imar palanlarını geliştiren imar planı ile elde edecekleri yapılaşama hakkı.

2981 sayılı yasanın 20. maddesine 3290 sayılı yasanın 12. maddesi ile yapılan ek yoluyla mülkiyetin geliştirilmesi sürecinin 2. ve 3. aşamaları bir araya getirilmiştir.Böylece “ıslah imar planı niteliğinden imar planı” aracılıyla hemen yap-sata uygun yapılaşabilecek tapu olanağı sağlamıştır.Bu yüzden imar planı ve ıslah imar planı arasında bir fark kalmamıştır.

Gecekondu alanları, tip projelerle kurulan konut alanlarında oluşturulan kent anlayışı dışında mekansal çeşitliliği ve kademelenmeyi sağlayabilmiş bir üretim biçimidir.Ancak ıslah imar planları ile bu alanlarda tanımlanan, kullanıcıların fiziksel yapıyı biçimlendirme sürecinden ayır düşünülerek yaratılmış kimliksiz alanlardır.


4.3 Değerlendirme ve Öneriler


Gecekondulaşma, Türkiye’de kırdan kente göçen kitlelerin temel konur edinme biçimi olarak ortaya çıkmış ve 20. yüzyılın ikinci yarısında çıkarılan yasalarla yasallaştırılmıştır.İlk kuşak gecekonduların temel özelliği konut sahibinin ile yapımcının ve kullanıcının aynı kişi ve ya kişiler olmasıdır.İkinci kuşak gecekondular diyebileceğimiz ve özellikle 1980’li yıllarda çıkarılan af yasalarıyla oluşan yeni gecekondularla, ötekilerin tersine kaçak yapıların, yasalar karşısında bağışlanmasıyla kısıtlı kalınmamış, mevcut gecekonduların hazırlanan ıslah imar planlarında öngörülen modeline göre dönüşüm sağlamıştır.

Bugün gecekondulaşma kentsel alanlarda barınma amaçlı bir sorun olmaktan çok farklı bir anlam kazanmış, kentte oluşan rantlara, yaratılan spekülasyonlar yoluyla, el koyma mücadelesinin bir aracı haline gelmiştir.Kullanıcılara sağladıkları yüksek rantlar nedeniyle gecekondular, artık kırdan kente göçün bir sonucu olmak yerine neredeyse göçün nedeni haline gelmiştir.Bu süreçle birlikte gecekondu alanlarındaki, barınma ihtiyacından kaynaklanan eski gelişmiş doku yerine kentler içinde geliştirilmesi mümkün olmayan çöküntü alanlarına bırakmaktadır.

1980 öncesi çıkarılan yasalarda, “nüve konut” çerçevesinde yapılan gecekondu araştırma ve önerileri, hem gecekondu alanlarının gereksinim duyduğu teknik birikimin sağlanmasıyla nitelikli kent parçaları yaratılmasını hem de haklı eklenti isteklerinin (okul, cami, vb...) kentsel tasarım çalışmalarıyla karşılanabilir olmasını sağlamaktaydı.Buna karşın ıslah imar planları tüm gecekondu alanlarını aynı nitelikte kabul etmiş, kentteki konumlarını, doğal verilerden gelen farklılıkları ve bölgedeki sosyal yapıyı göz ardı etmiştir.Bu planların soncunda gecekondu alanları kent içinde hızlı bir dönüşüme uğramış kentte var olan diğer gelişmelerden bir farkı kalmamıştır.

Kent bütününde aynılaştırılmış mekanların yaratılması sonucunda kimliksizleşme ortaya çıkmıştır.Gecekondu mahallerinin dinamik oluşum süreci ile varolan organik dokusu, ucuz ve basit yapım tekniklerine izin vermesi, mekanın çeşitlenmesi, kademelenmesi ve gereksinimlere göre biçimlenmesini ile yürürlükteki şekliyle hiç bir planlama aracıyla yaratılamayacak nitelikte mekanlar ve yaşam alanları oluşturmaktadır.Oysa ıslah imar planları alelade parselizasyon planlarında ileriye gidemiyor olması kamuya yeni ve yüklü alt yapı maliyetleri çıkarılmasına neden olmaktadır.(asgari servis alanının ve otopark ihtiyacının karşılanmaması gibi)Gecekondu alanları farklı bir yaklaşımla ele alınabilecekken imar afları ile farklı nitelikte olan gecekondu alanlarına aynı şekilde müdahale edilmesi sağlanmıştır.

Her imar affı yasası, kaçak yapılaşmanın kendi kulvarında gelişmesinde gereksindiği dönüşümü sağlamıştır.İmar affı yasaları ve sonuçlarından yasama düzeyi ders almamakta ısrar etmiş ve kaçak yapılaşma taraflarının bundan faydalanmasına neden olmuştur.Bunun sonucunda , kaçak konut üretiminde, gerçekten barınma gereksinimi ve yasadışı kazanç iç içe girmiştir.Bugüne kadar, gecekondu üretiminin temel unsurlarını içeren, bireysel-ucuz konut üretimini yasadışı bırakmayacak, bildik yasal konut üretim süreçleri gibi varlığını sürdürmesini sağlayacak, herhangi bir çözüm, yöntem, süreç yaşama geçirilememiştir.

Kaçak konut üretim türlerinden, gecekondunun temel dinamiklerini içerecek bir konut üretimi sürecinin yasal olarak sürdürebilir duruma getirilmesi zorunludur.İmar mevzuatı düşük gelirliler için bireysel, ucuz konut üretimini mümkün kılacak bir içeriğe ve yaklaşıma kavuşturulmalıdır.

Islah imar planları ile gecekondu sorunun çözümü , mevcut dokunun yıkılarak tamamen yeniden yap-satla yapılanması olarak gösterilmiştir.Ancak son aftan bu yana geçen 18 yıllık sürede ne öngörülen dönüşüm yaygın olarak gerçekleşebilmiştir, nede dönüşüm yaşayan bölgelerdeki sağlıklı bir kent dokusu ele edilebilmiştir. (Türksoy, 1996) Yasal olamayanı yasallaştırarak, toplumsal bir sorun niteliğindeki gecekondu sorunun çözülemeyeceği anlaşılmaktadır.

Tüm bu süreç değerlendirildiğinde imar aflarının başarısız olduğu görülmektedir.Tüm bu yasalar bir yandan gecekondulara affetmekte bir yandan gecekondu yapımının yasaklanmakta olmasına karşın, gecekondu sayılarında sürekli artış görülmektedir.

Bu durumda bize yasaya aykırı olan yapıların ortadan kaldırma yönteminin işlemediğini göstermektedir.

Bu sorunun çözümü için gelecekte yapılması gereken, sosyal ve ekonomik önlemlerin alınmasıdır.Alınan bu önlemlerin planlama pratiğine yansıtılmasıyla bu sorun çözülebilir.


 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst