Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Doğru değil

ReveLasN

Level 13
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
1 Haz 2012
Konular
3,257
Mesajlar
8,444
Reaksiyon Skoru
555
Altın Konu
0
Başarım Puanı
281
TM Yaşı
13 Yıl 10 Ay 24 Gün
MmoLira
-10
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük’ün kendisini Türkiye’ye karşı vefasızlıkla suçlamasını “Yazıklar olsun, ayıp ediyor” diye yanıtladı. “Gerek ülkemiz ve demokrasimiz gerekse ekonomimiz için tepeden tırnağa, bir yeniden yapılanma zamanı gelmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Türkiye’yi Anavatan bilen, Kıbrıs Türk Halkı için taşıdığı önemin altını sürekli olarak çizen bana, vefasızlık ve Türkiye düşmanlığı suçlamasında bulunmak kimsenin haddine düşmemiştir. Bizim Anavatan Türkiye’ye sevgimiz, saygımız daimdir ve hiç kimse bunu değiştiremez, zedeleyemez” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Eroğlu dün saat 10.00’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısı, KIBRIS TV dahil bir çok kanalda canlı olarak yayınlandı. Eroğlu, yaklaşık bir buçuk saatlik basın toplantısında, ülkedeki ekonomik gidişatta “istikrar” olmadığı mesajını verdi.
Cumhurbaşkanı, dışta ve içte önemli gelişmeler cereyan ettiğini söyleyerek başladığı konuşmasında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanlık seçiminde hiç bir adayın yüzde 50’nin üzerinde bir çoğunluk sağlayamadığı için seçimlerin ikinci tura kaldığını hatırlattı. Eroğlu, Demokratik Parti DİKO’nun desteklediği Demokratik Seferberlik Partisi DİSİ adayı Nikos Anastasiades’in yaklaşık yüzde 46 oy alarak seçimi ilk sırada tamamladığını ve ikinci turda, yüzde 27 oy alan AKEL’in adayı Stavros Malas’la yarışacağını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, yüzde 25 civarında oy alan Yorgos Lillikas’ın yarış dışı kalmış olsa da, kendisi ve onu destekleyenlerin Güney’in siyasi sahnesinde önemli oyuncu olmaya devam edeceğe benzediğini de yorumladı.
Anastasiadis daha şanslı görünüyor Eroğlu, “24 Şubat Pazar günü yapılacak ikinci tur oylamada Kıbrıs Rum toplumu yeni liderini belirleyecektir. İkinci turda yarışacak olan iki aday arasında Sayın Anastasiades’in daha şanslı olduğu görülmektedir “ dedi ve “Güney Kıbrıs’taki seçimleri adım adım yakından izliyoruz, söylenenleri, açıklananları takip ediyoruz” diye ekledi.
Eroğlu, Güneydeki seçimlerle ilgili şu yorumu da yaptı:
“Özellikle Sayın Anastasiades’in seçim kampanyası süresince söyledikleri, kiliseden, DİKO’dan aldığı destek, 2004 referandumlarında Annan Planı’na evet diyen kişi olarak yapmakta olduğu açıklamalar hayli ilginçtir. Bir lider seçilmek için bunları söylüyorsa ortada ciddi bir sorun var demektir, çünkü olası bir uzlaşıyı kabul veya reddedecek olan sonuçta halkın kendisidir. Sayın Anastasiades, Türk tarafının olmazsa olmazları konusunda negatif bir tavır ortaya koymuştur ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamına, iki kesimliliğe, iki Kurucu Devlete dayalı yeni bir ortaklığın kurulmasına, sonuç alıcı, zaman takvimli görüşmeler yapılmasına karşı çıkmaktadır. Sayın Malas ise Hristofyas’ın bugüne kadar masada ortaya koyduğu görüşlere paralel bir tavır sergilemiştir. Umarız seçim kampanyası esnasında söylenen sözler, kazanan adayın masada izleyeceği tutuma yansımaz. Çünkü bunlar adil ve kalıcı bir uzlaşıya yönelik tutum ve açıklamalar değildir. Biz, tabiatıyla hafta içerisinde bu konuda yer alacak tartışmaları yakinen izlemeye devam edeceğiz. Seçilecek kişinin kimliğinden ziyade, izleyeceği politikalara bakarak yaklaşımlarımızı ona göre kararlaştıracağız. Ümidimiz, seçilecek kişinin gerekli siyasi iradeyi gösterebilecek birisi olmasıdır.”
Bizim tavrımız ne olacak Eroğlu, “Bizim tavrımız daha önce de ifade etiğimiz gibi yapıcı, barışçı, halkımızın çıkarlarını koruyucu nitelikte olacaktır” dediği konuşmasında, 5-8 Şubat tarihleri arasında Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı zirve toplantısına da değindi. Eroğlu, orada Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le bir kez daha Kıbrıs konusunu da değerlendirme fırsatı bulduklarını belirtirken, “süreçle ilgili olarak tam bir görüş birliği ve uyum içinde olduğumuzu karşılıklı olarak teyit ettik. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın zirve sonuç bildirgesinde yer alanların uygulamaya konulması halinde Kıbrıs sorununun çözülmesi yönünde ciddi katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum” diye konuştu.

İç konularda en güncel konunun hafta sonunda gerçekleştirilecek Ulusal Birlik Partisi (UBP) Kurultayı, 7 Nisan’da yapılacak Lefkoşa Belediye Başkanlığı seçimi ve ekonomik durum olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, sert mesajlar vermeyi ihmal etmedi ve şunları söyledi:
“Çağdaş Dünya’da yönetim şekli olarak en önemli değer demokrasi ve hukukun üstünlüğüdür. Demokrasi olmazsa sağlıklı gelişme olmaz. Demokrasi olmazsa sağlıklı ve sürdürülebilir ekonomi olmaz. Demokrasi olmazsa bağımsız yargı ve adalet olmaz, insan haklarından, özgürlükten söz edilemez. Demokrasi çok hassas bir rejimdir. Dıştan zorlamalar, yapay etkiler, müdahaleler demokrasiye zarar verir. Yılların deneyimi, yılların siyasetçisi olarak hiç bir art niyet taşımadan ve beklenti içine girmeden, sadece ve sadece halkıma olan bağlılığım gereği bunları söylemek durumundayım. Ben daha önce de ifade ettiğim gibi Meclis’te temsilcisi bulunan siyasi partilerimizin demokratik olarak en iyi şekilde yönetilmelerini, kendi kararlarını, kendi projelerini kendilerinin üretmelerini istiyorum. 35 yıl UBP’nin fiilen içinde bulundum. 23 yıl Genel Başkanlık yaptım. 35 yıl sonra bugün birileri Eroğlu ile UBP’lilerin arasını açmaya çalışıyorsa bu noktada durup düşünmek gerekir diyorum. Anavatan Türkiye ile imzalanan protokollerin yüzde 90’nının altında benim imzam var. Sayın İrsen Küçük her halde ülkede neler yaşandığının, nerelerden nerelere nasıl gelindiğinin farkında değil. Geçen gün beni Türkiye Başbakan Yardımcısı’nın yanında 2009 yılında Türkiye’nin o dönemdeki Kıbrıs İşleri’nden Sorumlu Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’le imzalanan protokolü 7 ay kendilerinden gizlemekle suçladı. Böyle bir şey olamaz. Ben söz konusu protokolü daha imzalanmadan Parti Meclisi’ne götürdüm ve hiç unutmuyorum Hasan Taçoy Bakan olarak o protokolü baştan sona okuyarak Parti Meclisi’nin bilgisine getirdi. Belki Sayın Küçük orda değildi ya da unutmuştur.
Sayın Küçük dün gece (Salı gecesi) yaptığı ani bir açıklamayla da beni Anavatan Türkiye’ye karşı vefasızlıkla suçlamıştır. Gülerim ve ülkem adına Ulusal Birlik Partisi adına üzülürüm. Ben Türkiye’ye vefasızlık yapıyorum, ya da demeçlerinde yok ama başka yerlerde o bazı diğer kişilerin söyledikleri gibi Türkiye düşmanlığı yapıyorum... Yazıklar olsun... Türkiye’yi Anavatan bilen, Kıbrıs Türk Halkı için taşıdığı önemin altını sürekli olarak çizen bana vefasızlık ve Türkiye düşmanlığı suçlamasında bulunmak kimsenin haddine düşmemiştir. Bizim Anavatan Türkiye’ye sevgimiz, saygımız daimdir ve hiç kimse bunu değiştiremez, zedeleyemez.”
Sayın Küçük vefadan söz etmesin “UBP 19’ncu Kurultayı’nda Parti Tüzüğü’ne göre Parti Lideri olan, Ulusal Birlik Partisi adayı olarak Cumhurbaşkanlığı’na seçilen benim bir posterimi bile salona astırmayan Sayın Küçük her halde vefadan söz edebilecek son kişilerdendir. Beni bu noktaya UBP ve halkımız getirdi. Öncelikle halkıma karşı sorumluyum ve pek tabii Anavatan Türkiye ile ilişkilerimizin karşılıklı saygı-sevgi çerçevesinde ileri götürülmesini sürekli olarak gözetiyorum.”Sonuç demokrasimizi güçlendirecek nitelikte olsun Cumhurbaşkanı, UBP’nin pazar günkü kurultayını “geç kalınmış” olarak da niteledi ve şöyle devam etti:
“Yüksek Mahkeme kararı sonucu yapılması yoluna gidilmiş Genel Başkanlık seçiminin ikinci tur oylaması yapılacak. Bir sürü yaşanmaması gereken yaşandı ve yaşanıyor. Dilerim, Ulusal Birlik Partisi delegeleri özgür iradelerini kullanarak doğru bir seçim yapacaklardır. Dilerim pazar günü ortaya Kıbrıs Türk Halkı ve Ulusal Birlik Partisi için hayırlı bir sonuç çıkar. Dilerim çıkacak sonuç demokrasimizi güçlendirecek nitelikte olur.”
Belediyede yaşananlara üzüldüm Lefkoşa Belediyesi’nde yaklaşık bir yıldır süren sorunların herkes gibi kendisini de çok üzdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı şunları ekledi:
“Neticede nasıl oldu, neden oldu tam anlamadan “dönüşü muhteşem olacak” denilen Belediye Başkanı istifa etmek durumunda kaldı, Belediye Meclis üyeleri istifa etti ve nihayet bir seçime gidiliyor. Seçilecek olanların bir yıl kadar bir süre görev yapacak olmaları oldukça sıkıntılı bir durum. Partiler yavaş yavaş adaylarını açıklıyor. Çıkan adaylar değerli isimler, umarım kaliteli güzel, verimli bir yarış olur ve sonuçta Lefkoşa ile ülkemiz kazanır.”
Ekonomik durum iyi değil “Ekonomik durumla ilgili fazla söze gerek var mı bilmiyorum” diye devam eden Cumhurbaşkanı, bu konuda da hükümetin değerlendirmeleri ile toplumun değerlendirmelerinin farklı olduğunu söyledi. Eroğlu şöyle konuştu:
“Geçen gün Esnaf ve Zanaatkârlar Odası geldi ve kapanan işyeri sayısında bir önceki yıla göre %50 artış olduğunu vurgulayan kapsamlı bir raporu bana sundu. Üreticilerin, sanayicilerin, çalışanların söylediklerini dinliyor, yazdıklarını okuyorum ve anlıyorum ki Hükümet’in değerlendirmeleri ile aralarında büyük farklar var. Daha önce demokrasi olmazsa sağlıklı ekonomi de olmaz demiştim; şimdi ona bir ilave daha yapayım: Ekonomi sağlam, sağlıklı ilerlemezse demokrasi için tehditler çoğalır. Bana göre gerek ülkemiz, demokrasimiz gerekse ekonomimiz için tepeden tırnağa bir yeniden yapılanma zamanı gelmiştir.”
Soruları yanıtladı Cumhurbaşkanı Eroğlu, gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlarda, müzakere sürecinin en geç nisan ayında başlaması için çağrı yapacaklarını, bu kez zaman sınırlaması konmasını da talep edeceklerini kaydetti.
Eroğlu, Türkiye Dışişleri ile bu konuda hemfikir olduklarına da parmak basarken, “Sayın Alexander Downer martta gelecek, herhalde liderlerle görüşecek, biz mutlaka nisanda müzakerelerin başlatılması için ısrarcı olacağız” dedi.
Eroğlu bir soruya verdiği yanıtta, Başbakan Küçük ile sorunu olduğunu kabul etmediğini belirtti ve “Ben cumhurbaşkanıyım, o partiden çıktım ve söz söyleme hakkım olduğuna inanıyorum. İrsen Bey’e bugüne kadar cevap verme ihtiyacım olmadı” diye konuştu.
Başbakan Küçük’ün UBP Genel Başkan adaylığını çok erken açıkladığı eleştirisini de yapan Eroğlu, “Sanki bu seçim benimle İrsen Bey veya benimle Türkiye arasındaymış gibi göstermeye çalışanlar var” dedi ve bunun doğru olmadığını ifade etti.
“Eroğlu hükümeti kontrol ediyor” söylentilerinin doğru olmadığını belirten Cumhurbaşkanı, “Bu söylentilere fırsat vermemek için üç yılda sadece beş kez bakanlar kuruluna başkanlık yapmaya gittim” dedi.
“Sayın Başbakan aylardan beri haftalık görüşmeye katılmıyor” eleştirisini de dile getiren Cumhurbaşkanı, “Ben hayatımda beni desteklemeyenlere tavır takınmadım… Nefretle, kinle, öfkeyle adaylara bakmak zarar verir… Kimseyle kavgam olmadı, bana rakip olanları bakan yaptım, ellerinden tuttuklarım bana karşı geldi yine tavır koymadım, parti başkanı olarak kimseye tavır koyma hakkınız yoktur” gibi üstü kapalı mesajlar da veren Eroğlu, “Kurultay sonrası olması gereken, herkesin birbirini kucaklamasıdır” sözünü de kullandı.

“Türkiye Eroğlu’nu istemez” iddiası
Türkiye’deki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile de sorunu olmadığını vurgulayan cumhurbaşkanı, bu partiden kendisine “cumhurbaşkanı olma” gibi bir telkin gelmediğini, kendisini UBP Parti Meclisi’nin üç yıl önce oy birliği ile aday gösterdiğini kaydetti.
Eroğlu, “Rakibim Sayın Mehmet Ali Talat’tı. O’nu dışarıdan – içeriden destekleyenler olabilir ama benim rakibim Sayın Talat’tı” dedi.
AKP’nin Eroğlu’nu istemediği iddiasına üzülmediğini çünkü böyle bir şeye inanmadığını belirten cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişleri Bakanı’ndan böyle bir tavır görmediğini anlattı.
Kendisinin Türkiye’ye karşı bir tavrının hiç olmadığını, UBP’nin gençlerine Türkiye sevgisini aşılamak için yoğun çaba sarf etmiş biri olduğunu da kaydeden Eroğlu, “Türkiye Eroğlu’nu istemez” iddiasının da yanlış olduğunu ekledi.

“Bundan daha sakat bir düşünce olabilir mi?”
Eroğlu, Türkiye’yi KKTC’deki iç siyasete karıştırmanın yanlış olduğuna da vurgu yaparken, “Benim bıraktığım UBP, Anavatan’da iktidarda kim olursa olsun işbirliğini savunan bir partiydi” dedi.
Eroğlu, Türkiye’nin iç siyasetimize müdahalesi konusundaki bir soruya, “Müdahale mi değil mi bunu siz gazeteci olarak değerlendirebilirsiniz” diye yanıt verdi.
Başbakan Küçük’ün, Türkiye’den gelen iki bakanın kendisini ziyaret etmemesi konusundaki açıklamasını da eleştiren Eroğlu, “İrsen Bey, ‘Eroğlu’nu ziyaret etmiyorlar, demek ki cumhurbaşkanı Kıbrıs Türk halkını temsil etmez’ demiştir. Bundan daha sakat bir düşünce olabilir mi? Ülkenin başbakanının bu açıklaması üzücüdür. Bununla iftihar eden bir başbakan ile kaşı karşıyayız” diye konuştu.
“Bir kaç cümleme taktılar” Eroğlu, “Her taraftan seslerin çıktığı, her taraftan etkin müdahalelerin yapıldığı bir zamanda cumhurbaşkanının birkaç cümle söylemesinin saptırılmasının anlamı olmadığını” belirtti.
Tartışmalara kendisinin cevap vermediğini ancak Başbakan Küçük’ün, UBP Genel Başkan adayı Ahmet Kaşif’e karşı beyanlarında kendisini de kattığını, sanki aday kendisiymiş gibi açıklamalar yaptığını ifade eden Eroğlu, İrsen Küçük’ün geçen yıl haziran ayında adaylığını açıklayarak erken bir tartışma süreci başlattığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, bazı çevrelerce Kurultay’daki seçimin sanki Küçük ile kendisi hatta kendisiyle Türkiye arasındaymış gibi gösterilmeye çalışılmasının üzücü olduğunu dile getirerek, “Çünkü ben aday değilim. Ben aday olduğumda partimin oybirliğiyle oldum ve tek rakibim Mehmet Ali Talat’tı ve halkın takdiriyle seçildim, 3 yıldır da bu görevi yerine getiriyorum” dedi.
Eroğlu, İrsen Küçük’ün cumhurbaşkan adaylığıyla ilgili bir soruya, özetle şöyle yanıt verdi:
“Dileyen herkes aday olabilir, seçimler 2015’te. Ama İrsen Bey’in önünde büyük bir imtihan var. Önünde bir pilav var. Önce bu pilavı yemesi lazım”.
Cumhurbaşkanı, UBP’de Eroğlu hegemonyası olmadığını, partililerin kendisini sevdiğini ve bunun da hayatındaki en büyük zenginlik olduğunu anlatırken, “Trasferlerle parti büyümez, 24 milletvekilini 30 yapabilirsiniz ama altı transfer yapmak övünülecek bir şey değildir; partiyi yüzde 40 oy oranı ile teslim aldınız, taban büyürse parti büyür” dedi.
Eroğlu, ülkedeki ekonomik durumla ilgili olarak gerek Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi, gerekse ilgili bakanına bilgi verdiğini; kendisinin kurultaya müdahalesinin olmadığını, soranlara kimi desteklediğini söylediğini ve söylemekten çekinmediğini kaydetti.
Eroğlu, iki yıl önceki kurultayda İrsen Küçük’ü desteklemesini bir hata olarak değerlendirip değerlendirmediğini soran bir gazeteciye, “O günkü koşullarda, tecrübesine de güvenerek öyle karar verdim; “Keşke (vermeseydim) desem doğrudur” yanıtını verdi.
Derviş Eroğlu, “O günkü koşullarda öyle düşünülmüş, tecrübeli bir kişi diyerekten bir karar verilmiştir ama o günden bugüne ortaya koyduğu icraat önemlidir. Bu kurultaya giderken mevcut başbakanın icraatları ve başarıları delege tarafından görülür değerlendirilir. Partisini seven delegenin partinin geleceği için özgür iradesiyle kararını vermesi lazım” diye konuştu.
Eroğlu, bugünlerde yaşananlar konusunda ise “Siz gazeteciler gördüğünüzü, bildiğinizi yazacak kişilersiniz. Bana göre yorumlarsam, elbette sizin gördüğünüzü ben de görüyorum, sizden farklı bir şey görmüyorum ki...” ifadelerini kullandı.
 
Haber için teşekkürler.
 
Haber için teşekkürler..
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Geri
Üst