- Katılım
- 10 Eki 2010
- Konular
- 2,513
- Mesajlar
- 24,786
- Reaksiyon Skoru
- 1,240
- Altın Konu
- 1
- Başarım Puanı
- 361
- TM Yaşı
- 15 Yıl 6 Ay 15 Gün
- MmoLira
- -285
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Modern çağın gerçek bir felâketi olan kirlenme
sanayileşmenin gelişimine bağlı
çok yönlü bir canavardır: fabrika dumanları
"gazlar
kimyasal ürünler ve her tür artık; kirlenmenin başlıca etkenleridir^: Kirlenme dünyadaki yaşamın doğa| dengesini derinden sarsan bir olaydır
çünkü doğanın temel öğelerini ("su
"hava
toprak) ve "hayat koşullarını (geniş yer
sessizlik) etkiler.
Çöp kutusu doğa
Sanayileşmiş ülkelerin hemen hemen bütün akarsuları
şehirlerin "kanalizasyonu
fabrikaların artıkları ve "tarımda kullanılan böcek öldürücülerle kirlenmiş
sular içilmez hale gelmiştir; bu akarsularda yaşayan hayvanlar da zehirlenir veya insanlara hastalık bulaştırabilir.
Gemilerin ya isteyerek (sarnıçlarını boşaltma) ya da batma sırasında kaza sonucu döktükleri "petrol (yağ-lıkara)
"denizlerin kirlenmesinde başlıca etkendir. Petrol her yıl sayısız "kuş ve "balığı yok eder
denizdeki canlıların beslenmesine temel olan planktonu zehirler.
İnsan faaliyetleriyle çevrenin bozulması.
Hava kirlenmesi özellikle büyük şehirlerde ve sanayi bölgelerinde ciddîdir: otomobillerin egzos gazlan (içlerinde
son derece zehirli tetraetil kurşun vardır)
fabrikaların kükürtlü ve nitratlı dumanları
ısıtma donatımının dumanlan (kömür
gaz)
tozlar v.b. Bunlar insanda
bazı hastalıkların gelişmesine elverişli ortamı yaratır (solunum bozukluklan
kanser). Oksijenİn azalması ve aşırı karbon dioksit birikimi
gerçek zehirlenmelere bile yol açabilir.
Toprağın kirlenmesi de
bilimsel ve teknik ilerlemenin bir sonucudur. Günümüzde kimya
doğal benzerlerinden daha ucuz olan (ama artıklan yok edilemeyen) yapay maddelerin üretilmesine olanak sağlar. Bunlar plastik maddeler
zararlı böcek öldürücüler
yapay gübreler v.b.dir.
Bir sanayi bölgesi. Bilim adamlarının ve ekoloji uzmanlarının bütün uyarılarına rağmen
kirlenmeyi ekonomik kalkınmanın bedeli sayan anlayış etkenliğini korumaktadır. Bunun
çok pahah bir bedel olduğu hâlâ yeterince anlaşılmamıştır.
Sesle kirlenme
Gürültüye alışma diye bir şey olamaz: gürültü 80 desibellik bir yoğunluktan sonra
organizmaya zararlıdır
110 desibel ise
«acı eşiğindir. Bu bakımdan gürültüde
insanların yaşam ortamını kirleten etkenlerden biri sayılmıştır.
HAVA
Canlıların yaşamınıolanaklıkılan hava; atmosferi oluşturan gazların karışımından oluşmaktadır. Havanın insan yaşamındaki önemi açısından bir insanın günde ortalama 14 kg havaya ihtiyacı olduğu örnek olarak verilebilir. Canlılar için yaşamsal önemi olan hava
hızlınüfus artışı
kentleşme ve sanayileşme sonucunda atmosfere bırakılan maddelerin belli bir yoğunluğa ulaşması sonucu kirlenmektedir. Ekonomik etkinliklerin özellikle belli bölgelerde yoğunlaşarak artması
buna bağlı olarak belli bölgelerde nüfusun artışıve daha çok enerjiye gereksinim duyulmasıhava kirliliğinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Hava kirliliğinintemel kaynakları kentleşme ve endüstrileşmedir. Bunlardan kentleşme; nüfus yoğunluğu
kentin topoğrafik ve meteorolojik koşullarına uygun olmayan bir biçimde oluşturulmasıile kirliliği arttıran bir etken olarak işlev görmektedir. Kentlerdeki ısınma sistemi
kullanılan yakıt türleri
ulaşım araçlarıbu sorunun büyümesine etki eden diğer etkenlerdir.Düzensiz kentleşme eğilimi sürdükçe kentsel kaynaklı hava kirliliği Türkiyenin önemli bir sorunu olmayı sürdürecek gibi görünmektedir. Endüstrileşme de endüstri kuruluşlarının yanlış yerlerde yapılandırılması ve yanma sonucu atık gazların yeterli teknik önlemler alınmadan havaya bırakılmasıyla hava kirliliğine etki eden diğer bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde özellikle azgelişmişveya gelişmekte olan ülkelerde endüstriden doğan kirlenme önemli bir yer tutmaktadır. Bunun nedenleri söz konusu ülkelerde ileri teknolojilerin kullanılmaması
kirliliği önleyici çözümlerin pahalı oluşu nedeniyle uygulamaya geçirilememesidir.
Günümüzde ortaya çıkan tablo; gelişmiş ülkelerin bu tür kirlilik yaratan endüsrileri kendi ülkeleri yerine
gelişmekte olan ülkelerde kurarak kendilerini koruduklarıve bu arada gelişmekte olan ülkelerde endüstri kaynaklı hava kirliliğinin giderek artan bir sorun olduğudur. Türkiye de bu sorunu yaşayan ülkelere tipik bir örnektir. Hava kirliliği gerek insan sağlığınıgerekse doğayıtehdit eden büyük bir tehlikedir. Kirli hava içerdiği maddeler nedeniyle bronşların iltihaplanmasından akciğer kanserine varan düzeylerde solunum yolu hastalıklarının nedeni olurken
insanların bağışıklık sistemini etkileyerek
başka pek çok hastalığa karşıda savunmasız bir hale getirmektedir. Benzer etkiler hayvanlar için de söz konusudur. Hava kirliliği aynı zamanda değişime uğrattığı atmosfer koşulları nedeniyle
doğal iklim dengesini bozmakta
bitkilerin dokusu bozularak
toprağın verimliliği azalarak tarımsal üretim düşmektedir. Yapılar ve eşyalar da hava kirliliğinden kendilerine düşen payı almakta
nitelikleri bozularak ömürleri kısalmaktadır. Bu tür sonuçların yanısıra ortaya çıkan zararlara tüm dünya açısından bakıldığında; a) atmosferdeki karbondioksit birikiminin artması sonunda dünyanın ısınmasına
dolayısıyla iklimlerin değişmesine
kutuplardaki buzulların erimesine
deniz düzeyinin yükselmesine
büyük bir oranda tarım toprağının sular altında kalmasına yol açmakta
b) Ozon tabakasının incelmesiyle tüm canlıvarlıklarıolumsuz bir biçimde etkileyen güneşin morötesi ışınlarının zararlıetkisinin giderek daha yoğun olarak hissedilmesine yol açmaktadır. Hava kirliliği gelişmekte olan ülkelerde çok ciddi bir çevre sorunu olarak varlığınısürdürmektedir. 1952 yılında bir hafta içinde hava kirliliği nedeniyle yaklaşık 4000 kişinin yaşamını yitirdiği Londra örneği gibi dramatik olayların başlamasını beklemeksizin gerekli önlemlerin alınması ve işler kılınması gerekmektedir.
Gürültü Sorunu; teknolojideki gelişmeler ve buna bağlı olarak yaşam biçiminde oluşan değişiklikler sonucu insanoğlunda olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan
arzu edilmeyen sesler olarak tanımlanmaktadır. İnsanların yaşamında çeşitli fiziksel ve psikolojik sorunların ortaya çıkışında etkisi bulunan bu çevre ve sağlık sorunu gürültü kirliliği olarak da isimlendirilmektedir. Kişisel özelliklere göre basınç
frekans ve tizlik gibi sesin değişik özellikleri farklı olarak algılanmakla birlikte sesin şiddetini belirlemede kullanılan bir ölçüt vardır. Sesin insan kulağına göre şiddetini belirten
gürültü ölçmede yaygın olarak kullanılan ölçü desibeldir.
Uluslararası Standart Örgütünün (ISO) normal saydığı gürültü düzeyi 58 desibel (dB)dir. İnsan sağlığına 90 dBin üzerindeki gürültülerin zararlı olduğu
140 dBi aşan gürültülerin ise ciddi beyin tahribatına neden olduğu belirtilmektedir. Gürültünün canlıların ruh sağlığı üzerinde de olumsuz etkileri olduğu saptanmıştır.
Ülkelerin belli başlı kültürel özellikleri
kullanılan teknolojilere bağlı olarak değişmekle birlikte belli başlı gürültü kaynakları; motorlu araçlar
inşaat makina ve donanımları
uçak
çeşitli makinalar ve ev aletleridir.
Dünyanın dörtte üçünün sularla kaplı olduğu
canlıların ağırlığının ise yüzde yetmişbeşini suyun oluşturduğu düşünülürse
suyun canlıvarlıkların yaşamındaki işlevini anlamak kolaylaşabilir. Keleşve Hamamcının aktardıklarına göre yeryüzündeki sular
yüzeysel ve yeraltı suları olarak gruplandırılabilir. Bunlardan yüzeysel suların %97.6sı tuzlu sulardır. Tatlı suların büyük bir kısmını kutuplardaki buzullar oluşturmaktadır. Su kirliliği kavramı ile su kaynaklarının kullanılmasını bozacak ölçüde
organik
inorganik
biyolojik ve radyoaktif maddelerin suya karışması kastedilmektedir.
Doğanın işleyişi incelendiğinde
dışsal destekler olmaksızın suyun belli bir düzeydeki kirlenmenin üstesinden gelebildiği görülmektedir. Ancak kirleticilerin türü ve miktarı arttığında bu işlem etkisiz kalmakta ve kirlilik ortaya çıkmaktadır. Bu şekilde oluşan sürecin yanısıra su kirliliği
havada oluşan kirlenme ile toprak kirliliği de suyun doğal dolanımı nedeniyle su kaynaklarının kirlenmesine yol açar. Bu nedenle su kirliliği sadece kirleticilerin doğrudan su kaynaklarına ulaşmasından değil
hidrolojik süreçler yolu ile dolaylıbir biçimde de oluşabilmektedir.
Türkiye
su kaynaklarıaçısından dünyanın şanslıülkelerinden biridir. Ancak ülkemizin karşılaştığı çevre sorunları içinde su kirliliği önemli bir yer tutmaktadır. Su kirliliği insanoğlunun suyun doğal dolanımına yaptığı elektirik enerjisi elde etmek için
akarsuların üzerine barajların ve sulama amaçlı göletlerin yapılması gibi müdahaleler ile
tarımsal
kentsel ve endüstriyel etkinliklerden oluşan artıkların bir sonucudur. Su kirliliğine ilişkin önlemler
uluslararasıve ulusal düzeylerde oluşturulan kuruluşlar ve standartlarıiçermektedir. Su kirliliği; tarımsal etkinliklerle
sanayi etkinliklerle ve yerleşim yerleri ile bağlantılı olarak artmaktadır. Bunlardan ilkinde tarla verimini arttırmak için kullanılan yapay gübrelerin
hayvan atıklarının
tarımsal mücadele ilaçlarının toprağa karışıp su kaynaklarına ulaşmasıyla ortaya çıkar.
Toprak aşınması (erozyon) ile de toprağın en verimli ve tarıma uygun üst kısmı sürüklenerek su kaynaklarına karışmakta ve içerdiği maddeler bazı yosun türlerini çoğaltarak
erimişoksijen tüketimini arttırarak bitki ve hayvan türlerinin yaşamasını engellenmektedir. İkinci grupta yer alan sanayi etkinliklerin neden olduğu kirlilik türü dünyadaki pek çok gelişmekte olan ülkenin önemli sorunlarından biridir.
Söz konusu etkinliklerle su kaynaklarına ulaşan sanayi atıklar
kimyasal
radyoaktif maddeler doğanın dengesini ciddi bir biçimde kimi zaman da geriye dönülmez bir biçimde bozmaktadır. Görmezin aktardıklarına göre ülkemizde sanayi atıkları ile kirlenen akarsulara ve göllere Meriç
Ergene
Gediz
Menderes nehirleri ile
Nilüfer
Simav
Porsuk çaylarını ve daha dramatik bir tablo olarak ortaya çıkan Sapanca
Manyas
Van ve Tuz göllerini örnek verebiliriz. Durumun ciddiyetini göstermek açısından yukarıda sunulan örneklerden biri biraz daha açılacak olursa; dünya çapında bir kuşgölü olmasına karşın Manyas Gölü 40a yakın sanayi kuruluşu tarafından kirletilmektedir. Ne yazık ki ülkemizde akarsular
göller
nehirler ve denizler kirletilmekte ve gerek bu sürecin gerekse yanlış avlanmanın etkisiyle su ürünleri hızla yok olmaktadır.
Toprak; canlıdoğal kaynakların varlıklarınısürdürebilmeleri için hava ve su ile birlikte vazgeçilmez
bir doğal kaynaktır. Toprak kirliliği
insan etkinlikleri sonucunda
toprağın fiziksel
kimyasal
biyolojik ve jeolojik yapısının bozulmasıdır. Söz konusu kirliliğin
toprakta yanlıştarım teknikleri
yanlışve fazla gübre ile tarımsal mücadele ilaçları kullanma
atık ve artıkları
zehirli ve tehlikeli maddeleri toprağa bırakma sonucunda ortaya çıktığı belirtilmektedir. Kirli havanın içerdiği zehirli gazların neden olduğu asit yağmurları ve kirletici gazların toprakta birikmesi
çeşitli yollarla kirlenen sularla sulanan toprağın kirlenip yapısının bozulması
tarımda kullanılan ilaçlar ve yapay gübrelerin bilinçsiz kullanımıyla uzun süre bozulmadan kalabilen katı atıkların gerekli süreçlerden geçirilmeksizin depolanması gibi etkenler toprağı kirletmekte ve hatta kullanılmaz duruma getirmektedir.
Çevre Kirliliği
Her türlü madde ya da enerjinin doğal birikimin çok üstündeki miktarlarda çevreye katılmasına çevre kirliliği denir.
İnsan milyonlarca yıl evvel dünya üzerinde yaşamış ve bulunduğu çevreyi de kendi arzusuna göre değiştirmeye başlamıştır. Bilhassa 20.yüzyıldan sonra artan nüfus
ulaşım
sanayinin gelişmesi ve insanın bir anlık para kazanma hırsı ile birey çevresini unutmuş ve kirliliğe terk etmiştir.
Kirlenme
kirleticilerin etkilediği ortamın niteliğine göre; hava
su ve toprak kirlenmesi olarak sınıflandırılır.çoğu kirletici
aynı anda birden çok kaynağı etkileyebilir.çevre kirliliği canlılar içinde en çok insanları etkilemektedir.böylece insanoğlu dolaylı yoldan kendine zarar vermiş olur. Çünkü; insan doğaya değil doğa insana sahiptir. İnsan doğaya zarar verince içinde bulunduğu halkaya zarar vermiş olur.
Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması
Çevrenin temel unsurlarından olan doğa
kendine has fiziksel
kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Bu özelliler dikkate alındığında çevre kirliliği şu bölümlere ayrılır:
Çevreyi meydana getiren toprak
su ve havanın fiziksel özelliklerinin tamamının veya bir kısmının insan
hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek
olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulması ve değişmesi olayıdır. Örneğin; çeşitli fabrika atıklarının akarsu ve göllere boşaltılması
doğal erozyon ile toprakların göl ve denizlere taşınması açık kahverenginden
kırmızı siyaha kadar değişen renk almasına neden olmaktadır. Bu olay suların fiziksel kirlenmesidir.
Kimyasal Kirlenme
Doğal çevreyi oluşturan toprak
su ve havanın kimyasal özelliklerinin canlıların hayati faaliyetlerini ve aktivitelerini olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulmasıdır. Örneğin; çeşitli fabrika katı ve sıvı atıklarının verimli tarım arazilerine veya akarsu ve nehirlere boşaltılması söz konusu tarım topraklarının
akarsu ve göllerinin zararlı ağır metallerle kirlenerek kimyasal kirlenmeye maruz kaldığım gösterir.
Biyolojik Kirlenme
Doğal ortamı oluşturan toprak
hava ve suyun çeşitli mikroorganizmalarla kirlenmesi ve dolayısıyla mikrobiyolojik yapının bozulması mikrobiyal kirlenmeyi
aynı ortamların mikroorganizmalarla kirlenmesi ise biyolojik kirlenmeyi tanımlar. Örneğin
tarım alanlarının kanalizasyon suyu ile sulanması veya kanalizasyon sularının akarsu
göl ve denizlere boşaltılması ile kanalizasyon sularında bulunan hastalık yapıcı mikroorganizmalar toprağa
suya ve atmosfere geçerek bu ortamların mikrobiyolojik kirlenmesine yol açar.
Çevre Kirliliğini Önlemek İçin Alınması Gereken Tedbirler
Evlerden
ticaret ve sanayi kuruluşlarından kaynaklanan kanalizasyon atıkları su kirlenmesine yol açan başlıca etkenlerdendir.
Sudan yararlanan sanayi kuruluşları da bir dizi değişik etkisi olan kirleticilerin sulara karışmasına yol açar. Sanayileşmenin hızla ilerlemesiyle
sanayi atıkları
kanalizasyon atıklarını birkaç kat aşmıştır. Su kirliliğinde en önemli oynayan sanayi dalları
kağıt
kimya
petrol ve demir-çeliktir. Enerji santralleri de büyük miktarda atık ısının sulara karışmasına neden olur. Plastik üretiminde kullanılan maddeler
insan
hayvan ve bitki yaşamı için büyük tehlike oluşturmaktadır.
Türkiyede Marmara Denizi
Haliç
İzmir ve İzmit Körfezleri
Burdur Gölü su kirliliğinin en yoğun olduğu bölgelerdir. Ama yoğun turizm etkileri ve enerji santrallerinin yapımı Akdeniz kıyılarını da tehdit etmektedir.
Su kirliliğine sebep olan bir başka etken de atık ısıdır. Isıl kirlenme
biyolojik ve kimyasal tepkimeleri hızlandırır ve çözünmüş oksijen miktarının hızla azalmasına yol açar. Su sıcaklığı balıkların yaşamasına olanak vermeyecek düzeye yükselebilir. Bu durum
zararlı alglerin gelişmesine de ortam hazırlayarak
besleyici madde atıkları
deterjan
kimyasal gübre ve insan atıkları gibi kirleticilerin etkisini çoğaltır. Sonuçta
atık ısı
göllerdeki ötrafikasyonu hızlandırır.
Su kirliliğine yol açan etkenleri
kısaca şöyle sıralayabiliriz.:
Çöp kutusu doğa
Sanayileşmiş ülkelerin hemen hemen bütün akarsuları
Gemilerin ya isteyerek (sarnıçlarını boşaltma) ya da batma sırasında kaza sonucu döktükleri "petrol (yağ-lıkara)
İnsan faaliyetleriyle çevrenin bozulması.
Hava kirlenmesi özellikle büyük şehirlerde ve sanayi bölgelerinde ciddîdir: otomobillerin egzos gazlan (içlerinde
Toprağın kirlenmesi de
Bir sanayi bölgesi. Bilim adamlarının ve ekoloji uzmanlarının bütün uyarılarına rağmen
Sesle kirlenme
Gürültüye alışma diye bir şey olamaz: gürültü 80 desibellik bir yoğunluktan sonra
HAVA
Canlıların yaşamınıolanaklıkılan hava; atmosferi oluşturan gazların karışımından oluşmaktadır. Havanın insan yaşamındaki önemi açısından bir insanın günde ortalama 14 kg havaya ihtiyacı olduğu örnek olarak verilebilir. Canlılar için yaşamsal önemi olan hava
Günümüzde ortaya çıkan tablo; gelişmiş ülkelerin bu tür kirlilik yaratan endüsrileri kendi ülkeleri yerine
Gürültü Sorunu; teknolojideki gelişmeler ve buna bağlı olarak yaşam biçiminde oluşan değişiklikler sonucu insanoğlunda olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan
Uluslararası Standart Örgütünün (ISO) normal saydığı gürültü düzeyi 58 desibel (dB)dir. İnsan sağlığına 90 dBin üzerindeki gürültülerin zararlı olduğu
Ülkelerin belli başlı kültürel özellikleri
İnsan sağlığıüzerinde önemli etkileri olduğu saptanan bu çevre sorununa içinde bulunduğunuz sosyal çevreden (bir banka şubesi
hastanedeki poliklinikler
çevredeki inşaatlar
uçak gürültüleri gibi) örnekler bulmanız olası mı?
Su
Dünyanın dörtte üçünün sularla kaplı olduğu
Doğanın işleyişi incelendiğinde
Türkiye
Toprak aşınması (erozyon) ile de toprağın en verimli ve tarıma uygun üst kısmı sürüklenerek su kaynaklarına karışmakta ve içerdiği maddeler bazı yosun türlerini çoğaltarak
Söz konusu etkinliklerle su kaynaklarına ulaşan sanayi atıklar
Toprak; canlıdoğal kaynakların varlıklarınısürdürebilmeleri için hava ve su ile birlikte vazgeçilmez
Çevre Kirliliği ve Çevre Kirliliğinin Önlenmesi
Çevre Kirliliği
Her türlü madde ya da enerjinin doğal birikimin çok üstündeki miktarlarda çevreye katılmasına çevre kirliliği denir.
İnsan milyonlarca yıl evvel dünya üzerinde yaşamış ve bulunduğu çevreyi de kendi arzusuna göre değiştirmeye başlamıştır. Bilhassa 20.yüzyıldan sonra artan nüfus
Kirlenme
Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması
Çevrenin temel unsurlarından olan doğa
Çevreyi meydana getiren toprak
Kimyasal Kirlenme
Doğal çevreyi oluşturan toprak
Biyolojik Kirlenme
Doğal ortamı oluşturan toprak
Çevre Kirliliğini Önlemek İçin Alınması Gereken Tedbirler
- Sanayi kuruluşlarıgürültü sınırlarını normal seviyede tutmalı.
- Termik bacanın ses çıkarması engellenmeli.
- Kara ve demiryollarının yakınında oturan insanlar gürültü kirliliği konusunda bilinçlendirilmeli
- Görüntü estetiğini bozan binalar düzenlenmeli.
- Modern toplu konutlar yapılmalı.
- Dış görünüşü bakımsız olan fabrikalar kendilerine çekidüzen vermeli.
- Termik santral kaldırılmalı.
- Yeşil alanlar artırılmalı.
- Bir an önce doğalgaz kullanımına geçmeli.
- Fabrikalar bacalarına filtre takmalı.
- Çukur bölgelerde temiz hava akımını sağlayacak sistemler kurulmalı.
- Çevre kirliliği haritası çıkarılmalı.
- Hava kirliliği ölçümleri yapılmalı.
- Yeşil alanlar artırılmalı.
Su Kirliliği
Doğal olarak kirlenmemiş bir su ortamında bulunan canlılar o su ortamıyla belirli bir denge içindedirler. Dıştan gelen herhangi bir olumsuz etken (bu etken suya karıştırılan bir kirletici olabilir) o ortamdaki doğal dengeyi bozabilir. Toplumun yapısı değişip kentleşme ve endüstrileşme süreci geliştikçesu kaynaklarının çok yönlü kullanımı artmakta ve karmakarışık bir hal almaktadır. Örneğin toplumların yaşama düzeyi yükseldikçe kişi başına kullanılan su miktarı arttığı gibi
teknolojik gelişmeye bağlı olarak etkileri henüz bilinmeyen pek çok kirletici de sulara karışmaktadır. Bunun sonucunda su kaynaklarının sulama
su ürünleri
dinlenme
spor gibi amaçlarla kullanılabilirliği azalmaktadır.
Su kirliliği ayrıcagöllerin yaşlanmasına ve kurumasına yol açan ötrafikasyonu hızlandırır. Böylece suyun çeşitli amaçlarla insanlar tarafından kullanılması da kısıtlanmış olur. sanayi atıklarının
böcek ilaçlarının ve öteki zehirli madde atıklarının
sudaki çözünmüş oksijeni tüketmesi
balıkların kitle halinde ölümüne neden olur.
Tarım ilaçlarıböcek öldürücüler ve kimyasal gübreler de su kirlenmesinde önemli rol oynarlar. Bu tarım atıklarının etkileri
kentler ile kentlerin çevresinde yoğunlaşmış yerleşim birimlerinin atıkları kadar büyük boyutlarda olmamasına karşın önemli kirleticilerdir.
Evlerden
Sudan yararlanan sanayi kuruluşları da bir dizi değişik etkisi olan kirleticilerin sulara karışmasına yol açar. Sanayileşmenin hızla ilerlemesiyle
Türkiyede Marmara Denizi
Su kirliliğine sebep olan bir başka etken de atık ısıdır. Isıl kirlenme
Su kirliliğine yol açan etkenleri
- Tarımsal faaliyetlerin sonucu
- Toprak erozyonundan(doğal kayma ve yapay olgular sonucu)
- Bitkilerin çürümesinden kaynaklanan kirlenmeler
- Hayvansal atıklar
- Tarımsal mücadele ilaçlarından kaynaklanan kirlenme
- Endüstriden kaynaklanan kirlenme
- Kimyasal kirlilikler
- Fizyolojik kirlilikler
- Biyolojik kirlilikler
- Atmosferik kirlilikler
- Zehirli varil veya tehlikeli atıkların gizli gizli gömülmesi veya atılmasından kaynaklanan kirlenmeler.
- Yerleşim alanlarından gelen kirlenmeler
- Rüzgarın etkisiyle taşınanlar
- Endüstri ve evsel atıklar.
- Katılım
- 18 Nis 2009
- Konular
- 3,900
- Mesajlar
- 29,926
- Online süresi
- 22042s
- Reaksiyon Skoru
- 2,507
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 422
- TM Yaşı
- 17 Yıl 5 Gün
- MmoLira
- -1,517
- DevLira
- 0
Teşekkürler Çevremize Özen Göstermeliyiz.
- Katılım
- 5 Kas 2009
- Konular
- 1,314
- Mesajlar
- 5,769
- Reaksiyon Skoru
- 468
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 205
- Yaş
- 30
- TM Yaşı
- 16 Yıl 5 Ay 19 Gün
- MmoLira
- -5
- DevLira
- 0
Teşekkürler. Gerçekten çok güzel hazırlamışsın. Çevre herşeyimizdir.
- Katılım
- 6 Ocak 2012
- Konular
- 728
- Mesajlar
- 3,279
- Reaksiyon Skoru
- 345
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 175
- Yaş
- 32
- TM Yaşı
- 14 Yıl 3 Ay 18 Gün
- MmoLira
- -30
- DevLira
- 0
Paylaşım için teşekkürleri mi sunuyorum, sonuçta ademoğluyuz...
Nefsimi zi memnun edebilmek için neler yapmıyoruz ki, buna saydıklarının çoğu dahili bir nefsi avutmak içindir...
ne yapmalıyız ne gibi önlemler almayız diye saçmalamıyacağım çünkü dediklerimin gramını uymayacak yine yapacaksınız...
Onun için boş kişilere dolu şeyler anlatmak, cahile laf anlatmaya benzer
Tekrar'dan önlemlerin ve çevreye duyduğun saygı için teşekkürleri mi sunarım.
Nefsimi zi memnun edebilmek için neler yapmıyoruz ki, buna saydıklarının çoğu dahili bir nefsi avutmak içindir...
ne yapmalıyız ne gibi önlemler almayız diye saçmalamıyacağım çünkü dediklerimin gramını uymayacak yine yapacaksınız...
Onun için boş kişilere dolu şeyler anlatmak, cahile laf anlatmaya benzer
Tekrar'dan önlemlerin ve çevreye duyduğun saygı için teşekkürleri mi sunarım.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 42
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 49
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 33



