Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Hikmet Ali isminde bir mebus gemi seyahatine çıkar. Seyahati esnasında bir kadın hem güzelliğiyle, hem de yanındaki uzun sakallı adamla kürtçe konuşmasıyla ilgisini çeker. Aradan fazla bir vakit geçmeden bu bayan kendisiyle tanışmak ister ve ona ismiyle hitap eder. Ayrıca bayan İspanyolca ve Fransızca da konuşmaktadır. Zeli Yezdi adında olduğunu söyleyen bu bayan, bu durumu Hikmet Ali Beyin de garipsediğini farkeder ve onun bu merakını giderir. Kendisi yıllar önce Yezid soyundan gelen ailesinin Arjantine taşındığını ve bu sebeple kürtçe öğrendiğini söyler. Hikmet Ali Bey bu bayandan çok hoşlanmaktadır. Onun bu gizemli şahsiyetine ve güzelliğine karşı büyük bir ilgi duymaktadır. Fakat Hikmet Ali Bey onun bir casus olduğunu düşünerek, bir yandan da bu tanışmadan endişe duymaktadır. Bayan; Türkiye, Suriye ve Irak hakkında sorular sormaktadır. Zeli, Hikmet Alinin bu durumdan rahtsız olduğunu anlayınca ona amacını açıklar. Şu an seksenbin civarında kalan Yezidi halkını uygun bir toprak parçası üzerine yerleştirip, huzur içinde yaşamalarını sağlamak istediğini söyler. Hikmet Ali onu hoş bulmasının da etkisiyle, kötü bir niyetinin olmadığı hissine kapılır. Zeli gemi seyahatinden sonra onu arayacağını ve ona ileride çok ihtiyacı olacağını söyler. Bu ikili gemide çok güzel anlar yaşar. Zeli Hikmet Aliyi köyünden aldırarak Suriyede Pamir denilen yerine çağırır. Oradan da Yezidi halkının yaşadığı yerlere götürerek amacını daha ayrıntılı bir şekilde anlatır. Ona aşık olan Hikmet Ali ona yardımcı olup olamayacağına karar veremez. Şeyh Şemun adında Zelinin hertürlü işinde yardımcı olan kişiyle Hikmet Ali arasında bir soğukluk vardır. Uzun yolculuk ardından, Şeyh Şemun dayanamayarak ona hakikati açıklar. Zelinin bir akıl hastası olduğunu ve kendisinin de onun kocası Senyor Alfonso olduğunu açıklar. Hikmet Ali hayal kırıklığına uğrar ve zor da olsa Zeliye bu teklifini kabul edemeyeceğini söyler. Herkes kendi yoluna gider.
Kitabın Ana Fikri : Bir aşk uğruna çok büyük fedakarlıklara girişilebilmesi.
Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirilmesi: Hikmet Ali Bey çok maceraperest ve yalnız bir insan. Şeyh Şemun eşinin mutluluğu uğruna herşeyi yapan fedakar bir insandır. Zeli ise güzel fakat psikolojik rahatsızlığı olan birisidir.
Kitap Hakkında Şahsi Görüşler: Kitaptaki tasvirler çok ağdalı bir dille yapılmıştır. Konuşma dilinden uzaktır. Fakat konusu ilgi çekicidir.
Yazar Hakkında Kısa Bilgi:
Refik Halid Karay
1888′de İstanbulda doğan Refik Halit, Bank-i Osmani serveznedarlarından, bâlâ rütbesine sahip Mehmed Halid Beyin oğludur. Veznecilerde Şemsul-Maarif ve Göztepede Taş Mektepte okuyan ve ayrıca özel dersler de alan Refik Halid, Mekteb-i Sultaniyi terkettiği gibi, Mekteb-i Hukuku da yarıda bırakıp Maliye Merkez Kalemine katip olarak girdi.
1908′de katipliği bırakarak, Servet-i Fünunda ve Tercüman-ı Hakikatte çalışmaya başladı, bu arada kendisine ait Son Havadis adıyla bir gazete çıkardı ancak bunu on beş sayı sürdürebildi. Fecr-i Ati Topluluğuna katıldı, Servet-i Fünuna yazılar verdi. Kalem adındaki mizah dergisinde de Kirpi müstear ismiyle siyasi mizah yazıları yazdı. Sada-yı Millette, bilahare Cemde Kirpi müstear ismiyle yazılar yazdı.
Robert Kolejde bir yıl kadar Türkçe öğretmenliği yaptı, bu arada Vakit, Tasvir-i Efkar ve Zaman gazetelerinde makaleler yayınlayan Refik Halid, Damat Ferit Paşanın dostluğu sayesinde, mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkasına katıldı, Posta ve Telgraf Umum Müdürü olarak görevlendirildi (1919). İzmirin işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükumetini tuttuğu için, İstanbulun işgalcilerden kurtarılışının ardından 09.11.1922 tarihinde Beyruta kaçtı. Yüzellilikler listesine alınması ve ihracı konusunda baskı yapılması üzerine Suriyenin vatandaşlığını kabul etmek zorunda kalan Refik Halid, Halepte yayımlanan Doğruyol ve Vahdet gazetelerini yönetti, bir ara kendi adına çıkardığı gazeteyi de tepkiler yüzünden kapatmak zorunda kaldı.
Af Kanunuyla, 1938′de yurda dönüp, yazmaya ve geçimini bu yoldan sağlamaya devam eden Refik Halid, 18.7.1965 tarihinde İstanbulda öldü.
Kitabın Ana Fikri : Bir aşk uğruna çok büyük fedakarlıklara girişilebilmesi.
Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirilmesi: Hikmet Ali Bey çok maceraperest ve yalnız bir insan. Şeyh Şemun eşinin mutluluğu uğruna herşeyi yapan fedakar bir insandır. Zeli ise güzel fakat psikolojik rahatsızlığı olan birisidir.
Kitap Hakkında Şahsi Görüşler: Kitaptaki tasvirler çok ağdalı bir dille yapılmıştır. Konuşma dilinden uzaktır. Fakat konusu ilgi çekicidir.
Yazar Hakkında Kısa Bilgi:
Refik Halid Karay
1888′de İstanbulda doğan Refik Halit, Bank-i Osmani serveznedarlarından, bâlâ rütbesine sahip Mehmed Halid Beyin oğludur. Veznecilerde Şemsul-Maarif ve Göztepede Taş Mektepte okuyan ve ayrıca özel dersler de alan Refik Halid, Mekteb-i Sultaniyi terkettiği gibi, Mekteb-i Hukuku da yarıda bırakıp Maliye Merkez Kalemine katip olarak girdi.
1908′de katipliği bırakarak, Servet-i Fünunda ve Tercüman-ı Hakikatte çalışmaya başladı, bu arada kendisine ait Son Havadis adıyla bir gazete çıkardı ancak bunu on beş sayı sürdürebildi. Fecr-i Ati Topluluğuna katıldı, Servet-i Fünuna yazılar verdi. Kalem adındaki mizah dergisinde de Kirpi müstear ismiyle siyasi mizah yazıları yazdı. Sada-yı Millette, bilahare Cemde Kirpi müstear ismiyle yazılar yazdı.
Robert Kolejde bir yıl kadar Türkçe öğretmenliği yaptı, bu arada Vakit, Tasvir-i Efkar ve Zaman gazetelerinde makaleler yayınlayan Refik Halid, Damat Ferit Paşanın dostluğu sayesinde, mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkasına katıldı, Posta ve Telgraf Umum Müdürü olarak görevlendirildi (1919). İzmirin işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükumetini tuttuğu için, İstanbulun işgalcilerden kurtarılışının ardından 09.11.1922 tarihinde Beyruta kaçtı. Yüzellilikler listesine alınması ve ihracı konusunda baskı yapılması üzerine Suriyenin vatandaşlığını kabul etmek zorunda kalan Refik Halid, Halepte yayımlanan Doğruyol ve Vahdet gazetelerini yönetti, bir ara kendi adına çıkardığı gazeteyi de tepkiler yüzünden kapatmak zorunda kaldı.
Af Kanunuyla, 1938′de yurda dönüp, yazmaya ve geçimini bu yoldan sağlamaya devam eden Refik Halid, 18.7.1965 tarihinde İstanbulda öldü.