HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
On üç asırdan fazladır savaşlara, afetlere ve salgın hastalıklara direnen Hac, insanlık tarihinin kesintisiz süregelen tek dinî ritüeli ve en büyük toplantısıdır. 19. yüzyılın sonlarına kadar deve, at ve katırla; fakir hacılarınsa ancak yaya olarak katılabildikleri kervanlarla yapılan Hac zahmetli, çileli ve önemli bir bölümü yolda geçen bir ibadetti. Batıdaki sanayi devrimiyle ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin seyahat araçlarını da etkilemesiyle bu kervanlar yerlerini tren, buharlı gemiler ve motorlu araçlara bıraktı. Hacı sayısındaki hızlı artışa bağlı olarak 1950lerin başından itibaren Haremeyn içinde ve çevresinde başlatılan alan oluşturma ve genişletme çalışmalarıyla da 19. yüzyıl Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebîsinden günümüze çok az şey ulaşmıştır. Hac ibadetinin dinî içeriğinde en ufak bir değişimin olmamasına rağmen, geçtiğimiz asırda fizikî yapısında meydana gelen değişiklikler, 13 asrın toplamında yaşananlardan daha fazla olmuştur.
KARTPOSTALLARDA HAC
Cep telefonu, televizyon, internet ve kameranın olmadığı bir dünyada kartpostallar en önemli görsel iletişim araçlarından biriydi. Uzak diyarlardan yakınlarınıza ulaşmanın, bulunduğunuz yerin tarihi ve kültürel değerlerini gösterebilmenin ince bir yoluydu kartpostallar. Bu yüzden yakın geçmişte geniş kitlelerin haccı algılamasında oynadığı rol yadsınamaz. Biz de sizi kartpostallar ve açıklamaları eşliğinde haccın ve mekânlarının geçmiş zamanlardaki hâllerine doğru bir yolculuğa çıkarmak istedik. Umarız bu konuyla ilgilenenlerin, haccını yapmış veya yapacak olanların zihinlerinde ve gönüllerinde bu vesileyle yeni pencereler açmayı başarabiliriz.
Bosna, Tuzlada hacca giden yakınlarını uğurlayanlar Hac yolcusu yola çıkmadan evvel yakınlarıyla helalleşir, bir hoca efendiyle beraber sağlık ve selâmetine, hac vazifesini yerine getirip sâlimen-ğânimen geri dönmesine ve geride bıraktıklarının da afiyetine dua edilir, şerbetler içilir ve yakınları tarafından ayrılacakları yere kadar dualarla götürülürdü.
1. Mekkeye Doğru Yola Çıkan Bir Hac Kervanı
Hac yolculuğu ilk dönemlerinden 19. yüzyılın sonlarına kadar genellikle kervanlarla yapılmıştır. Hava ve yol koşulları, çıkış noktası gibi faktörlere bağlı olarak en az altı ay alan ve dağlar, denizler, çöller aşılarak yapılan bu yolculuk; içinde hastalıklar, ölümler, açlık, susuzluk, aşırı sıcak, aşırı soğuk, taşradaki güvenlik sorunları gibi birçok tehlike barındırırdı.
2. Yanbuda Konaklayan Hacılar
Kervanlar kışın gündüzleri yürüyüp, geceleri dinlenir, yazları ise ikindiden sonra kalkıp geceleri gider, güneş çıkınca da konaklanırdı. Kervanların konaklama yerlerine menzil denilirdi. Kervanlar güvenliği sağlamak için kurulan kaleler ve askerî kuvvetlerle desteklenmiş, genellikle su kaynaklarının yanında olan bu yerlerde dinlenilir, su, yiyecek ve erzak gibi ihtiyaçlar giderilirdi.
3. Hamidiye Hicaz Demiryolu
20. yüzyılın başında, sanayi devrimi sonrasında hac yolculuğuna dair geliştirilen en büyük proje olan ve on binlerce hacının rahat ve emniyetli bir şekilde yolculuk yapmasını amaçlayan Hamidiye Hicaz Demiryolu projesine 1900 yılında başlanmış ve 1908 yılında Medineye varılmasıyla Şamdan ilk sefer düzenlenmiştir. 1464 kilometre uzunluğa varan demiryolu sayesinde, susuzluk, bulaşıcı hastalık, kavurucu sıcak, dondurucu soğuk, bedevî saldırıları gibi pek çok zorluk ve tehlikeyle 40 günde kervanlarla kat edilebilen Şam-Medine arası dört günlük emniyetli, rahat ve ekonomik bir yolculuğa dönüşmüştür.
Mahmil-i Şerif Dolmabahçe Sarayı Önünde Mekke ve Medinenin mübarek beldelerinde hacılara hizmet edenlere ve halkın ileri gelenlerinden yoksullarına kadar dağıtılmak üzere gönderilen para ve hediyelere Surre, hacdan evvel bu vesileyle düzenlenen törene de Surre Alayı denilirdi. Bu alayın başrol oyuncusu da bir deve sırtında, süslemeli ipek kumaşlarla kaplanmış ağaç bir çatma üzerindeki dört yüzlü bir piramitten oluşan Mahmil-i Şerif olurdu. Tarih boyunca İslam hükümdarları, egemenliklerinin sembolü olarak, Hz. Peygamberin (s.a.v.) binmiş olduğu deveyi temsil eden Mahmil-i Şerifi hac kervanlarının önünde Surre Alayları esnasında göndermişlerdir.
4. Kahirede Mahmil Alayı
Müslüman toplumlar öteden beri hacca ve hacıya pek önem vermişler, büyük saygı göstermişler ve buna bağlı olarak bazı usûl, âdet ve merasimler geliştirmişlerdir. Geçtiğimiz yüzyıla kadar İstanbul, Şam ve Mısırda düzenlenen Surre ve Mahmil Alayı merasimleri de şüphesiz ki hacca dair düzenlenen en ihtişamlı, halk nezdinde büyük bir coşku ve duygusallıkla yaşanan olaylardı.
5. Mekke-i Mükerreme ve Mescid-i Haram
Mescid-i Haram Mekkenin ortasında, Kâbe de Mescid-i Haramın ortasındadır. Kartpostalda avlusu dörtgen formda, dört cephesi revaklarla kuşatılmış, aynı büyüklükte ve formda olmayan 19 kapısı ve yedi tane de minaresi olan planlarını Mimar Sinanın çizdiği, uygulamasını da Mimar Mehmet Ağanın yaptığı Osmanlı dönemi Mescid-i Haramı görülmektedir.
6. Kâbe ve Etrafındaki Yapılar
Kartpostalda 1950lerde başlayan tavaf alanını genişletme çalışmaları sonrası günümüze ulaşamayan Kâbenin etrafındaki bazı yapılar görülmektedir. Bunlar Zemzem Kuyusu binası, sağında Beni Şeybe Kapısı, onun önünde daha sonra daha az yer kaplayan ufak bir kubbeye dönüştürülecek Hz. İbrahim Makamı, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan mermer minber ve Kâbenin dört duvarına karşı duran dört mezhep makamlarıdır.
7. Medine-i Münevvere ve Mescid-i Nebevi
Kartpostalda, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan surlar içerisinde 19. yüzyıl sonlarındaki Medine şehri görülmektedir. Mescid-i Nebînin etrafına kurulmuş olan Medine, pek çok İslâm şehri gibi surlarla çevrilidir. İslam devletinin ilk başkenti ve Hz. Muhammed (s.a.v.)in Kabr-i Şerifinin orada olması sebebiyle Medine, Müslümanların gönüllerinde çok önemli bir yer tutar.
KARTPOSTALLARDA HAC
Cep telefonu, televizyon, internet ve kameranın olmadığı bir dünyada kartpostallar en önemli görsel iletişim araçlarından biriydi. Uzak diyarlardan yakınlarınıza ulaşmanın, bulunduğunuz yerin tarihi ve kültürel değerlerini gösterebilmenin ince bir yoluydu kartpostallar. Bu yüzden yakın geçmişte geniş kitlelerin haccı algılamasında oynadığı rol yadsınamaz. Biz de sizi kartpostallar ve açıklamaları eşliğinde haccın ve mekânlarının geçmiş zamanlardaki hâllerine doğru bir yolculuğa çıkarmak istedik. Umarız bu konuyla ilgilenenlerin, haccını yapmış veya yapacak olanların zihinlerinde ve gönüllerinde bu vesileyle yeni pencereler açmayı başarabiliriz.
Bosna, Tuzlada hacca giden yakınlarını uğurlayanlar Hac yolcusu yola çıkmadan evvel yakınlarıyla helalleşir, bir hoca efendiyle beraber sağlık ve selâmetine, hac vazifesini yerine getirip sâlimen-ğânimen geri dönmesine ve geride bıraktıklarının da afiyetine dua edilir, şerbetler içilir ve yakınları tarafından ayrılacakları yere kadar dualarla götürülürdü.
1. Mekkeye Doğru Yola Çıkan Bir Hac Kervanı
Hac yolculuğu ilk dönemlerinden 19. yüzyılın sonlarına kadar genellikle kervanlarla yapılmıştır. Hava ve yol koşulları, çıkış noktası gibi faktörlere bağlı olarak en az altı ay alan ve dağlar, denizler, çöller aşılarak yapılan bu yolculuk; içinde hastalıklar, ölümler, açlık, susuzluk, aşırı sıcak, aşırı soğuk, taşradaki güvenlik sorunları gibi birçok tehlike barındırırdı.
2. Yanbuda Konaklayan Hacılar
Kervanlar kışın gündüzleri yürüyüp, geceleri dinlenir, yazları ise ikindiden sonra kalkıp geceleri gider, güneş çıkınca da konaklanırdı. Kervanların konaklama yerlerine menzil denilirdi. Kervanlar güvenliği sağlamak için kurulan kaleler ve askerî kuvvetlerle desteklenmiş, genellikle su kaynaklarının yanında olan bu yerlerde dinlenilir, su, yiyecek ve erzak gibi ihtiyaçlar giderilirdi.
3. Hamidiye Hicaz Demiryolu
20. yüzyılın başında, sanayi devrimi sonrasında hac yolculuğuna dair geliştirilen en büyük proje olan ve on binlerce hacının rahat ve emniyetli bir şekilde yolculuk yapmasını amaçlayan Hamidiye Hicaz Demiryolu projesine 1900 yılında başlanmış ve 1908 yılında Medineye varılmasıyla Şamdan ilk sefer düzenlenmiştir. 1464 kilometre uzunluğa varan demiryolu sayesinde, susuzluk, bulaşıcı hastalık, kavurucu sıcak, dondurucu soğuk, bedevî saldırıları gibi pek çok zorluk ve tehlikeyle 40 günde kervanlarla kat edilebilen Şam-Medine arası dört günlük emniyetli, rahat ve ekonomik bir yolculuğa dönüşmüştür.
Mahmil-i Şerif Dolmabahçe Sarayı Önünde Mekke ve Medinenin mübarek beldelerinde hacılara hizmet edenlere ve halkın ileri gelenlerinden yoksullarına kadar dağıtılmak üzere gönderilen para ve hediyelere Surre, hacdan evvel bu vesileyle düzenlenen törene de Surre Alayı denilirdi. Bu alayın başrol oyuncusu da bir deve sırtında, süslemeli ipek kumaşlarla kaplanmış ağaç bir çatma üzerindeki dört yüzlü bir piramitten oluşan Mahmil-i Şerif olurdu. Tarih boyunca İslam hükümdarları, egemenliklerinin sembolü olarak, Hz. Peygamberin (s.a.v.) binmiş olduğu deveyi temsil eden Mahmil-i Şerifi hac kervanlarının önünde Surre Alayları esnasında göndermişlerdir.
4. Kahirede Mahmil Alayı
Müslüman toplumlar öteden beri hacca ve hacıya pek önem vermişler, büyük saygı göstermişler ve buna bağlı olarak bazı usûl, âdet ve merasimler geliştirmişlerdir. Geçtiğimiz yüzyıla kadar İstanbul, Şam ve Mısırda düzenlenen Surre ve Mahmil Alayı merasimleri de şüphesiz ki hacca dair düzenlenen en ihtişamlı, halk nezdinde büyük bir coşku ve duygusallıkla yaşanan olaylardı.
5. Mekke-i Mükerreme ve Mescid-i Haram
Mescid-i Haram Mekkenin ortasında, Kâbe de Mescid-i Haramın ortasındadır. Kartpostalda avlusu dörtgen formda, dört cephesi revaklarla kuşatılmış, aynı büyüklükte ve formda olmayan 19 kapısı ve yedi tane de minaresi olan planlarını Mimar Sinanın çizdiği, uygulamasını da Mimar Mehmet Ağanın yaptığı Osmanlı dönemi Mescid-i Haramı görülmektedir.
6. Kâbe ve Etrafındaki Yapılar
Kartpostalda 1950lerde başlayan tavaf alanını genişletme çalışmaları sonrası günümüze ulaşamayan Kâbenin etrafındaki bazı yapılar görülmektedir. Bunlar Zemzem Kuyusu binası, sağında Beni Şeybe Kapısı, onun önünde daha sonra daha az yer kaplayan ufak bir kubbeye dönüştürülecek Hz. İbrahim Makamı, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan mermer minber ve Kâbenin dört duvarına karşı duran dört mezhep makamlarıdır.
7. Medine-i Münevvere ve Mescid-i Nebevi
Kartpostalda, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan surlar içerisinde 19. yüzyıl sonlarındaki Medine şehri görülmektedir. Mescid-i Nebînin etrafına kurulmuş olan Medine, pek çok İslâm şehri gibi surlarla çevrilidir. İslam devletinin ilk başkenti ve Hz. Muhammed (s.a.v.)in Kabr-i Şerifinin orada olması sebebiyle Medine, Müslümanların gönüllerinde çok önemli bir yer tutar.
Yazı: Hasan Mert Kaya Fotoğraflar: Murat Kargılı Koleksiyonu
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 40
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 115
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 45
- Cevaplar
- 28
- Görüntüleme
- 2K

