Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Bay Rıdvan yemek için sofraya oturulduğunda Ayşegülü görmeyince, Ayşegülün nerede olduğunu sorar. Selim bodrumda olduğunu söyleyince Bay Rıdvanla Ayşegülü bodrumdan çıkarırlar. Bay Rıdvan bir daha Ayşegüle dokunanı bodruma kapatacağını söyler. Bu durum Selim ve Ayşegüle evdekilerin daha kötü davranmalarına neden olur ancak kim Ayşegüle dokunacak olsa Selim onlara bodruma kapatılma cezasını hatırlatır.
Evdekilerin yapacağı işleri daha çok Selim ve Ayşegül yapar. Evdekiler artık Ayşegülü dövemezler ancak üzerine yürür, arkasından bir şeyler fırlatırlar. Özellikle aşçı ne vakit Ayşegülü görse ya küfür eder ya da ona bir şeyler atar.
Bir gün Ayşegül, Bay Rıdvanın terliklerini verirken koynunda sakladığı ekmeği yere düşürür. Bay Rıdvan çok kızar ve durumu araştırır. Aşçıyı da zorla konuşturarak gündüzleri Selime ekmek verilmediğini ve diğer olayları öğrenir. Bunun üzerine Bay Rıdvan artık Sekim ve Ayşegülün gereksiz hiçbir iş yapmayacağını söyler. Buna çok sinirlenen aşçı Selime mutfakta bir tuzak hazırlar. Kedi diye bağıracak, Selim mutfağa koşacak, aşçı da kediye vuracak yere Selime vurup, Selimden intikam alacaktır. Aşçı planını uygulamaya başladığında, Selim yerine oradan geçen Bay Rıdvan Mutfağa girer ve süpürgeyi kafasına yer. Kurulan tuzağı fark eden Bay Rıdvan, aşçıyı döverek işten kovar.
O günden sonra Ayşegül ile Selime kimse el kaldırmaya cesaret edemez. Şimdi sıra Bay Rıdvanın çocuklarına gelmiştir. Onlar babalarının bu iki öksüzü kayırmasını çekemezler. Ekrem bir gün kardeşlerini alıp çiftliğe gezmeye çıkar. Korktuğu için kardeşlerine bahaneler bulur ve geri dönerler. Diğer gün yol göstermesi ve yiyecekleri taşıması için Ayşegülü de yanlarına alarak çiftliği gezmeye çıkarlar. Ekremin önerdiği bir yoldan giderler ki, karşılarına koşarak kendilerine doğru gelen bir inek çıkar. Hepsi çığlık atar, Ayşegül ineği geri çevirmeyi başarır. Ekrem, Selma ve Güzin korkudan hasta olurlar.
Ekrem eve gelir gelmez kudurmuş inek vardı diye bağırır. Akşam eve gelen Bay Rıdvan çocuklarını hasta görünce olayı öğrenmeye çalışır. Çocuklarının anlattıklarına göre suçlu Ayşegüldür. Başka bir gün Selimin eşeğe binmesini kıskanan Ekrem inat ederek eşeğe biner ve düşer. Bay Rıdvana yine Selimin suçlu olduğu anlatılır.
Daha fazla dayanamayan Selim kardeşi Ayşegülü de yanına alarak çiftliği terk eder. Hasan dayı onlara yolda yemeleri için biraz yiyecek verir. İki kardeş kasabaya gidip iş bulmaya karar verirler. Yolda dinlene, dinlene giderler. Yoldan geçen bir otomobilden inen adam çocuklara Sarıçalı köyünü sorar ve on iki yıl önce çalınan çocuklarını aradıklarını söyler. Otomobilli adam Sarıçalıda Değirmenci Aliyi aramaya giderken Selim ve Ayşegüle para verir. Selim ve Ayşegül kasabaya giderken otomobilli adamın verdiği parayla köylerden yumurta satın alırlar. kasabaya vardıklarında pazarda yumurtaları kar ederek satarlar.
Bir geceyi parkta geçirdikten sonra hana giderler. Bir süre handa yaptıkları işlere karşılık küçük bir odada kalırlar. Selim gündüzleri yine bir şeyler alıp satmaktadır. Bir hafta geçip paralı müşteriler gelmesiyle handaki odalarını kaybeden öksüzler, yağmur yağdığı için bir eve sığınırlar. Evin hanımı başta razı olmaz sonra bir gecelik ahırda yatmalarına izin verir. Sabah bahçeyi tertemiz gören ev hanımı öksüzlerin ahırda kalmalarına izin verir. günler geçip giderken Selim ve Ayşegül Mercan adında bir sıpa satın alırlar. Evin hanımı sıpanın sevimliliğine dayanamayıp, Mercanın da ahırda kalmasına izin verir.
Aradan haftalar geçer, bir gün Selim pazarda yumurta satarken otomobilli adam gelir. Selime oğlu Kaanı bulamadıklarını ve kendisini evlat edinmek istediklerini söyler. Otomobilli adam Ayşegül ve Mercanı da almayı kabul edince, o akşam evlerine yemeğe giderler. Otomobilli adam yani Cevat ve eşi Nebile ile tanışırlar.
Cevat Bey ve Nebilenin oğlunu çalan kişinin adı Şabandır. Cevat Bey daha önce yaşadıkları çiftlikte çalışan iri yarı, mavi gözlü, çatık kaşlı bir adam olan Şabanın boynunda bıçak izi olduğunu söyler. Cevat Bey en son kendilerine gelen bir mektubun okunan kısımlarından çocuklarının nerede olduğunu Sarıçalıda Değirmenci Alinin bileceğini anladıklarını söyler.
Sabah erkenden Selim Kaanı bulmak için köyün en yaşlısı olan Hasan dayıdan bilgi almaya gider. Hasan dayı aynı zamanda Selim ve Ayşegülü küçükten beri bakıp, gözeden Bay Rıdvanın çiftliğindeki bekçidir. Hasan dayıyı bulduğunda Selim öğrendiklerine inanamaz. Yıllardır kardeşi olduğunu zannettiği Ayşegül, kardeşi değildir ve o da kendisi gibi çalınmış bir çocuktur.
Selim ve Hasan dayı, Cevat Beyin evine gelirler. Hasan dayı öncelikle Ayşegülün bebeklik eşyalarını ve bir apartman isminin yazılı olduğu kağıdı Cevat Bey ve Nebileye verir. Anlaşılan bu eşyalar Demirellerin yıllar önce çalınan kızlarına aittir. Hemen telgraf çekilir. Demireller geldiğinde Ayşegül annesi Güleri ve babasını bulmuş olur. Ayşegül Selimin kardeşi olmadığını da öğrenir. Hasan dayı bir şeyler anlattıktan sonra Selim de kendisinin Cevat Bey ve Nebilenin oğlu olduğunu söyler.
Herkes toplanıp Çamlıcada bir köşke yerleşirler. İki aile birlikte yaşarlar. Hasan dayı ve Mercan da köşkte mutludurlar. Selim ve Ayşegül hiç ayrılmasın diye küçük yaşta nişanlanırlar. Artık etraftakiler onlara küçük nişanlılar derler.
"Alıntıdır"
Evdekilerin yapacağı işleri daha çok Selim ve Ayşegül yapar. Evdekiler artık Ayşegülü dövemezler ancak üzerine yürür, arkasından bir şeyler fırlatırlar. Özellikle aşçı ne vakit Ayşegülü görse ya küfür eder ya da ona bir şeyler atar.
Bir gün Ayşegül, Bay Rıdvanın terliklerini verirken koynunda sakladığı ekmeği yere düşürür. Bay Rıdvan çok kızar ve durumu araştırır. Aşçıyı da zorla konuşturarak gündüzleri Selime ekmek verilmediğini ve diğer olayları öğrenir. Bunun üzerine Bay Rıdvan artık Sekim ve Ayşegülün gereksiz hiçbir iş yapmayacağını söyler. Buna çok sinirlenen aşçı Selime mutfakta bir tuzak hazırlar. Kedi diye bağıracak, Selim mutfağa koşacak, aşçı da kediye vuracak yere Selime vurup, Selimden intikam alacaktır. Aşçı planını uygulamaya başladığında, Selim yerine oradan geçen Bay Rıdvan Mutfağa girer ve süpürgeyi kafasına yer. Kurulan tuzağı fark eden Bay Rıdvan, aşçıyı döverek işten kovar.
O günden sonra Ayşegül ile Selime kimse el kaldırmaya cesaret edemez. Şimdi sıra Bay Rıdvanın çocuklarına gelmiştir. Onlar babalarının bu iki öksüzü kayırmasını çekemezler. Ekrem bir gün kardeşlerini alıp çiftliğe gezmeye çıkar. Korktuğu için kardeşlerine bahaneler bulur ve geri dönerler. Diğer gün yol göstermesi ve yiyecekleri taşıması için Ayşegülü de yanlarına alarak çiftliği gezmeye çıkarlar. Ekremin önerdiği bir yoldan giderler ki, karşılarına koşarak kendilerine doğru gelen bir inek çıkar. Hepsi çığlık atar, Ayşegül ineği geri çevirmeyi başarır. Ekrem, Selma ve Güzin korkudan hasta olurlar.
Ekrem eve gelir gelmez kudurmuş inek vardı diye bağırır. Akşam eve gelen Bay Rıdvan çocuklarını hasta görünce olayı öğrenmeye çalışır. Çocuklarının anlattıklarına göre suçlu Ayşegüldür. Başka bir gün Selimin eşeğe binmesini kıskanan Ekrem inat ederek eşeğe biner ve düşer. Bay Rıdvana yine Selimin suçlu olduğu anlatılır.
Daha fazla dayanamayan Selim kardeşi Ayşegülü de yanına alarak çiftliği terk eder. Hasan dayı onlara yolda yemeleri için biraz yiyecek verir. İki kardeş kasabaya gidip iş bulmaya karar verirler. Yolda dinlene, dinlene giderler. Yoldan geçen bir otomobilden inen adam çocuklara Sarıçalı köyünü sorar ve on iki yıl önce çalınan çocuklarını aradıklarını söyler. Otomobilli adam Sarıçalıda Değirmenci Aliyi aramaya giderken Selim ve Ayşegüle para verir. Selim ve Ayşegül kasabaya giderken otomobilli adamın verdiği parayla köylerden yumurta satın alırlar. kasabaya vardıklarında pazarda yumurtaları kar ederek satarlar.
Bir geceyi parkta geçirdikten sonra hana giderler. Bir süre handa yaptıkları işlere karşılık küçük bir odada kalırlar. Selim gündüzleri yine bir şeyler alıp satmaktadır. Bir hafta geçip paralı müşteriler gelmesiyle handaki odalarını kaybeden öksüzler, yağmur yağdığı için bir eve sığınırlar. Evin hanımı başta razı olmaz sonra bir gecelik ahırda yatmalarına izin verir. Sabah bahçeyi tertemiz gören ev hanımı öksüzlerin ahırda kalmalarına izin verir. günler geçip giderken Selim ve Ayşegül Mercan adında bir sıpa satın alırlar. Evin hanımı sıpanın sevimliliğine dayanamayıp, Mercanın da ahırda kalmasına izin verir.
Aradan haftalar geçer, bir gün Selim pazarda yumurta satarken otomobilli adam gelir. Selime oğlu Kaanı bulamadıklarını ve kendisini evlat edinmek istediklerini söyler. Otomobilli adam Ayşegül ve Mercanı da almayı kabul edince, o akşam evlerine yemeğe giderler. Otomobilli adam yani Cevat ve eşi Nebile ile tanışırlar.
Cevat Bey ve Nebilenin oğlunu çalan kişinin adı Şabandır. Cevat Bey daha önce yaşadıkları çiftlikte çalışan iri yarı, mavi gözlü, çatık kaşlı bir adam olan Şabanın boynunda bıçak izi olduğunu söyler. Cevat Bey en son kendilerine gelen bir mektubun okunan kısımlarından çocuklarının nerede olduğunu Sarıçalıda Değirmenci Alinin bileceğini anladıklarını söyler.
Sabah erkenden Selim Kaanı bulmak için köyün en yaşlısı olan Hasan dayıdan bilgi almaya gider. Hasan dayı aynı zamanda Selim ve Ayşegülü küçükten beri bakıp, gözeden Bay Rıdvanın çiftliğindeki bekçidir. Hasan dayıyı bulduğunda Selim öğrendiklerine inanamaz. Yıllardır kardeşi olduğunu zannettiği Ayşegül, kardeşi değildir ve o da kendisi gibi çalınmış bir çocuktur.
Selim ve Hasan dayı, Cevat Beyin evine gelirler. Hasan dayı öncelikle Ayşegülün bebeklik eşyalarını ve bir apartman isminin yazılı olduğu kağıdı Cevat Bey ve Nebileye verir. Anlaşılan bu eşyalar Demirellerin yıllar önce çalınan kızlarına aittir. Hemen telgraf çekilir. Demireller geldiğinde Ayşegül annesi Güleri ve babasını bulmuş olur. Ayşegül Selimin kardeşi olmadığını da öğrenir. Hasan dayı bir şeyler anlattıktan sonra Selim de kendisinin Cevat Bey ve Nebilenin oğlu olduğunu söyler.
Herkes toplanıp Çamlıcada bir köşke yerleşirler. İki aile birlikte yaşarlar. Hasan dayı ve Mercan da köşkte mutludurlar. Selim ve Ayşegül hiç ayrılmasın diye küçük yaşta nişanlanırlar. Artık etraftakiler onlara küçük nişanlılar derler.
"Alıntıdır"