- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,097
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 310s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 719
- TM Yaşı
- 17 Yıl 7 Ay 8 Gün
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
ÏâÑ® Ñιм кÏηÏ
ÑÏ
âÏ
Ñ.
Dünyada Su Kaynaklarında Genel Durum
Dünyadaki toplam Su miktarı yaklaÅık 1,4 milyar km3 olup, bu suyun 1,3 milyar km3âü (% 97,5) tuzlu su, 0,035 milyar km3âü (% 2,5) ise tatlı su kaynaklarından oluÅmaktadır.8 Yeryüzündeki tatlı suların % 97âsi yeraltı sularından oluÅmaktadır. Su kaynaklarının yeryüzüne daÄılımına baktıÄımızda; nüfus açısından en yoÄun kıtalar Asya, Avrupa ve Afrika, su kaynaÄı olarak Asya, Güney ve Kuzey Amerika ön plâna çıkmaktadır (Tablo 3). Yüzeysel tatlı suyun % 20âsi Asyaâdaki Baykal Gölüânde, diÄer bir % 20âsi ise Huron, Michigan ve Superiorâdaki büyük göllerde depolanmıÅtır. Nehirler toplam tatlı su rezervlerinin sadece % 0,6âsını oluÅtururlar. Göllerde, akarsularda, barajlarda ve göletlerde bulunan kullanılabilir ve içilebilir özellikte tatlı suların % 0,3 oranında olması, tatlı su kaynaklarının % 90âının ise kutuplarda ve yeraltında hapsedilmiÅ olarak bulunması, kolaylıkla yararlanabilecek elveriÅli tatlı su miktarının çok az olduÄunu göstermektedir.
Dünyadaki toplam suyun yaklaÅık 500 000 km3âü her yıl denizlerde ve toprak yüzeyinde meydana gelen buharlaÅmalarla atmosfere geri dönmekte ve hidrolojik çevrim içerisinde yaÄıŠolarak tekrar yeryüzüne düÅmektedir. Yeryüzüne düÅen yaÄıŠyılda 110 000 km³ olup, bunun 42 700 km³âü yüzeysel akıÅa geçerek nehirlerle denizlere ve kapalı havzalardaki göllere ulaÅmaktadır. Bu miktarın yılda 9 000 km³âü teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir durumdadır.
Dünyada su kıtlıÄının nedenleri;
a) yenilenebilir kaynak miktarının kıtlıÄı,
b) suyun kullanım Åeklindeki yanlıÅlar,
c) yüksek nüfus artıÅının kiÅi baÅına düÅen kaynakları azaltması, olarak
Ãç ana baÅlık altında toplanabilir. XX. yüzyıl boyunca dünya nüfusu, XIX.yüzyıl sonuna göre üç kat artarken, su kaynaklarının kullanımı altı kat artmıÅtır.10 1940 yılında dünyadaki toplam su tüketimi yılda yaklaÅık 1 000 km3 iken, bu miktar 1960 yılında ikiye katlanmıÅ, 1990 yılında 4 130 km3âe ulaÅmıÅtır. Dünyaâda kiÅi baÅına düÅen kullanılabilir su ortalaması yılda 7 600 m3âtür (Tablo 4). Nüfus yoÄunluÄunun artması ve su kaynaklarının dünya genelinde dengeli daÄılmaması nedeniyle, yaklaÅık 80 ülkede nüfusun % 40âında su arzı mevcut talebi karÅılayamamaktadır.YaÅanabilecek iklim deÄiÅikleri dıÅında dünyadaki yenilenebilir su kaynakları miktarı sabittir. Yenilenebilir su potansiyelinden daha fazla suyun tüketilmesi durumunda yer altı su rezervleri tüketilmeye baÅlamakta ve kullanılabilir su kaynakları azalmaktadır. Günümüzde Ãin, ABD, Hindistan, Suudi Arabistan ve Libyaâda bu sorun yaÅanmaktadır.
Su varlıÄına göre ülkeler sınıflandırıldıÄında; yılda kiÅi baÅına düÅen ortalama kullanılabilir su miktarı 1 000 m3âten az olan ülkeler âsu fakiriâ, 2 000 m3âden az olan ülkeler âsu azlıÄıâ, 8 000-10 000 m3âten fazla olan ülkeler ise âsu zenginiâ olarak kabul edilmektedir.
Son yıllarda uluslararası iliÅkilerin önemli bir konusu durumuna gelen âsınır aÅan sularâ ve âsınır oluÅturan sularâ baÄlamında genel duruma baktıÄımızda; dünyada, iki veya daha fazla ülkenin siyasi sınırlarını geçen 261 adet sınır aÅan su havzası bulunmaktadır. Bu havzalar yeryüzündeki karaların % 45âini, dünya nüfusunun yaklaÅık % 40âını ve dünyadaki tüm nehir akıÅının % 60âını oluÅturmaktadır. Dünyada toplam 145 ülkenin sınır aÅan nehir havzalarında topraÄı bulunmaktadır. Sınır oluÅturan sularla birlikte bu sayı 200âü aÅmaktadır.17 Sınır aÅan ya da sınır oluÅturan su havzalarında yer alan ülkeler arasındaki ekonomik kalkınma, altyapı kapasitesi veya politik yönelim konularındaki farklılıklar, su kaynaklarının geliÅtirilmesi ve yönetimi konularının daha da karmaÅık hale gelmesine neden olmakta ve bu sulardan yararlanma ilgili ülkeler arasında ciddî sorunlara yol açabilmekte ve konu uluslararası alana taÅınmaktadır.
Türkiyeâde Su Kaynaklarında Genel Durum :
Ãlkemize yılda 501 milyar m³ yaÄıŠdüÅmekte, bunun % 37âsine karÅılık gelen
186 milyar m³âü akıÅa geçerek, 95 km³âü ekonomik olarak kullanılabilir forma dönüÅmektedir. Ãlke yüzeyine yılda düÅen ortalama 630-643 mm yaÄıÅa karÅılık ülkemizin yenilenebilir su potansiyeli 234 km3 olup, bunun 41 km³âü yeraltı suları, 193 km³âü ise akarsulardan meydana gelmektedir.
Su zengini olmayan ülkemizde kiÅi baÅına düÅen yenilenebilir su potansiyeli, 2000 yılında belirlenen nüfusumuz göz önüne alındıÄında yaklaÅık 3 500 m³âdür. Dünya ortalaması olan 7 600 m³âün yaklaÅık yarısına karÅılık gelen bu deÄer nedeniyle ülkemiz, su fakiri olmamakla birlikte, su kısıtı bulunan ülkeler arasında sayılmaktadır. KiÅi baÅına düÅen teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir yıllık su miktarı 1 500 - 1 735 m³ civarındadır ve ülkemiz su azlıÄı yaÅayan bir ülke konumundadır. TÃİKâin
Yeraltı su kaynakları çevresel ve nükleer etkilerden en az kirlenen su kaynaÄı olması nedeniyle bir ülkede en az kullanılması gereken kaynaklardır. Rezervleri eksiltmemek ulusal politika haline getirilmelidir. Ãlkemizde bugüne kadar yapılmıŠolan hidrojeolojik etütler sonucunda 13,66 km3 yer altı suyu potansiyeli tespit Son yıllarda, yeraltısuyu kullanımına yönelik yoÄun talebin yanı sıra gerek yaÄıÅların azlıÄı, gerekse kaçak sondaj ve tahsis üzeri kullanımlar gibi yasal olmayan kullanımlara baÄlı olarak, yeraltısuyu seviyeleri aÅırı düÅmekte ve özellikle sahil aküferleri tuzlu su giriÅimi nedeniyle kirlenmektedir. Bu da yeraltısuyunun, nicelik ve nitelik olarak bir darboÄaza sürüklenmesine neden olmaktadır.
Su KirliliÄini Ãnleme ÃalıÅmaları
Ãlkemizde su kaynaklarına dair bir diÄer sorun da, su kirliliÄidir.36 1988 yılında yürürlüÄe giren ve 2004 yılında deÄiÅtirilen âSu KirliliÄi Kontrol YönetmeliÄiâ kapsamında, tüm içmesuyu havzalarına getirilen bu yasaklamaların bilimsel temellere dayandırılmaları için her kaynaÄın kendine özgü teknik ve sosyo-ekonomik özellikleri dikkate alınarak koruma-kullanma dengesi çerçevesinde su kaynaklarında koruma ilkelerinin belirlenmesi ile havza koruma plânları yapılmasını ve belirlenecek özel hükümlerin imar plânlarında aynen yer alması ve idare tarafından uygulanması, bu yolla tüm geliÅmelere yön verilmesi, temel politika olarak belirlenmiÅtir.37 Ancak, uygulamada su havzalarında belirlenen koruma bölgelerindeki yapılaÅma talepleri önemli bir sorun olup, bu konuda yerüstü su kaynaklarının korunması ile yerleÅim yeri ihtiyacının birlikte düÅünülmesine yönelik saÄlıklı bir seçenek geliÅtirilememiÅtir.
Türkiyeânin Sınır AÅan ve Sınır OluÅturan Suları
Türkiyeâde 26 su havzası bulunmaktadır Bunlardan; Meriç-Ergene, Ãoruh, Asi, Dicle-Fırat ve Aras havzalarında yer alan akarsuların kolları, sınır aÅan ya da sınır oluÅturan sular kapsamında yer almaktadır Türkiye, Dicle-Fırat, Ãoruh, Aras nehirlerinde ve küçük tekil akarsularda memba (yukarı-kıyıdaÅ) ülke, Meriç nehrinde mansap (aÅaÄı-kıyıdaÅ) ülke, Asi nehrinde ise memba ve büyük oranda mansap ülke konumundadır. Bu havzaların Türkiyeâdeki yaÄıŠalanları toplam 255 000 km2 ile ülke yüzölçümünün yaklaÅık 1/3âünü kaplamaktadır. Türkiyeâdeki ortalama su potansiyeli ise toplam 66,3 milyar m3/yıl ile ülke ortalama su potansiyelinin üçte birinden biraz fazlasına karÅılık gelmektedir.
Sınır aÅan su havzalarının, politik, kültürel ve sosyal açılardan bütüncül olarak ele alınması gerekliliÄi, sınır aÅan suların yönetimini de daha karmaÅık hale getirmektedir.
Su kaynakları boyutunda; deÄiÅen iklim koÅullarına ve geliÅen siyasal eÄilimlere göre su krizleri gündeme gelebilecek ve bu krizlere neden olabilecek somut konular Åunlar olabilecektir:
Dünyanın en kurak kıtası olan Avustralyaânın en önemli su kaynaÄı Murray-Darling nehrinin yükselen tuz düzeyinin tehdidi altında olması, Dünyanın en fazla kullanılan su sistemi olan Zambezi nehir yataÄının sürekli sel ve Åiddetli yaÄıÅlar yüzünden zarar görmesi,
Hindistanâdaki Ganj nehrinin aÅırı nüfus yoÄunluÄu ve ekolojik dengesizlik nedeniyle kirlenmiÅ olması, Ãinâdeki Sarı Nehirâin, sanayi ve tarım sektörü için aÅırı kullanımı nedeniyle kurumak üzere olması ve kirlenmesi, Nil nehrinin, sulama ve enerji üretimi amaçlı aÅırı kullanımı,
Åeria nehir havzasında, Batı Åeria, Gazze ve Golan Tepeleriândeki İsrail iÅgali nedeniyle İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan arasında su anlaÅmazlıÄının devam etmesi,
Dicle-Fırat havzasında Türkiye, Suriye ve Irak arasında eÅgüdüm ve bölgesel sosyo-ekonomik kalkınmayı saÄlayacak iÅbirliÄi mekanizmasının eksikliÄi,
Batı Afrikaâda, Nijer ve Volta nehirlerine baÄlı bir yaÅam süren nüfusun bu iki nehirdeki seviyenin düÅüÅü ve kirlilik yüzünden tehdit altında olması, Avrupaâdaki kentlerin yarısından fazlasının, yer altındaki su kaynaklarını ölçüsüz bir Åekilde kullanması, Meksikaâda yaÄmur suları ile kanalizasyonun karıÅması nedeniyle su sıkıntısı çekilmesi, ABDâdeki tarım arazisinin beÅte birini sulayan Ogallala Aquifer nehrinin aÅırı pompalama nedeniyle giderek kurumasıdır. BM Kalkınma ve Ãevre Dünya Zirvesi (1992) ve 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle 1994âte hazırlanan BM Su Raporuânda; Türkiye, 2005 yılından itibaren kuraklıÄın baÅ göstereceÄi ülkelerden biri olarak gösterilmektedir. Türkiye, kuraklık ve beraberinde meydana gelecek hastalıklar için en tehlikeli yıl olarak görülen 2025âde, ekonomik olarak su sıkıntısını çekecek ülkeler arasında gösterilmektedir.Hızlı nüfus artıÅı, kentleÅme ve sanayileÅme nedeni ile bazı ülkelerde içme, kullanma ve sanayi suyuna olan talebin yıllar itibarıyla artması, âhavza bazında su transferiâni gündeme getirmekte; yatırım maliyeti yüksek bu tür projelere finansman saÄlanması sorunu ile birlikte büyük boyutlu atık su deÅarjı sorunları da gündeme gelmektedir. Toprak ve su kaynaklarının yönetimi boyutunda, merkezî ya da yerel yönetimlere devir konusundaki eÄilimlere bakıldıÄında; ABD, Almanya ve Kanadaâda, eyalet yönetimlerine çeÅitli alanlarda geniÅ yetkiler tanınmasına karÅın, arazi kullanım plânlamaları ile su havzası yönetimi ve geliÅtirme çalıÅmalarının, geniŠölçekte federal kanunlarla düzenlendiÄi görülmektedir.
Almanyaâda 1999 yılında yürürlüÄe giren Toprak Koruma Kanunu (Bodenschutzgesetz), genel uygulamalara iliÅkin tüm yetkiyi federal hükümete vermektedir. Bu tür düzenlemelerde temel amaç, bütüncül kaynak yönetimidir. Bu kanunun özünde, II. Dünya SavaÅıândan ve NATO üslerinden kalan on binlerce kirli arazi parçasının geri kazanımı yer almakla birlikte, örneÄin arazi toplulaÅtırması çalıÅmaları da önemli yer tutmaktadır. YaklaÅık 250 yıldır birçok kez arazi toplulaÅtırma uygulaması yapan ve bu konuda dünyanın en deneyimli ülkesi olan Almanya, söz konusu kanunuyla toplulaÅtırma direktifi oluÅturma ve denetim görevlerini federal hükümete, uygulamaları ise eyalet yönetimlerine vermektedir. Almanya ve Belçikaâda arazi alım satım iÅleri devletin iznine baÄlı olup, örneÄin Belçikaâda herhangi bir sorunu olan topraÄın sorunu çözülmeden el deÄiÅtirmesine izin verilmemektedir. İngiltereâde I. sınıf arazilerin mutlaka tarımsal faaliyetlere bırakılma koÅulu bulunmaktadır.Fransaâda ülke 6 adet su havzasına bölünmüŠve suyun kullanımı için havza bazında düzenlemeler yapılmıÅtır. Havza bazında her kullanıcı gurubu temsil eden üyelerin ve devlet temsilcilerinin yer aldıÄı âHavza Komiteleriâ oluÅturulmuÅtur. Bu komiteler, su kaynaklarının korunması ve yönetimi ile ilgili devlet politikasını koordine etmekte, Devlet yatırımı ve çalıÅmalarının havza bazında uyumlu olmasını saÄlamaktadırlar. Havza bazında su yönetimi, daÄıtımı ve geliÅimi, master plânlaması ve hazırlanması bu çalıÅmalar kapsamında yürütülmektedir. Fransaâda bölgeler su politikasının yerine getirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Ancak bölgeler havza komitelerinde ve su kurullarında temsil edilmekte ve bunların yaptıkları çalıÅmalar devletle yapılan sözleÅmeler uyarınca yürütülmektedir. Bölgesel düzeyde su iÅlerindeki devlet müdahalesi, bölgenin sınırları ötesinde kalan önlemlerin yerine getirilmesinde devletin yerinde yönetim hizmetlerini koordine eden bölge baÅkanlıÄı (bölge müdürlüÄü) aracılıÄı ile olmaktadır. Bu çalıÅmalarda bölge baÅkanına bölge çevre müdürlüÄü ve sanayi sorunları söz konusu olduÄunda bölgesel sanayi araÅtırma ve çevre direktörlüÄü tarafından yardım edilmektedir. Bölüm baÅkanlıÄı (genel müdürlük) su kaynakları, çevre koruma ve yönetiminde, plânlama çalıÅmalarının hazırlanmasında ve takip edilmesinde, devlet müdahaleleri için temel idarî bir birim olarak görev yapmakta ve ilgili diÄer Bakanlıkların konuya yönelik eÅgüdümü saÄlama görevini de yürütmektedir.İspanyaâda yerüstü suları ve yeraltı suları tek bir kaynak olarak dikkate alınmıŠve kamuya ait bu sular üzerindeki yetki, devlet egemenliÄinin bir parçası olarak kabul edilmiÅtir. Bu sular üzerindeki her türlü faaliyetle ilgili hidrolik plânları merkezî hükümet yapmaktadır. Arıtmada, su tasarrufunda, yetki daÄılımında ve eÅgüdüm saÄlanmasında merkezî yönetim ile kullanıcı katılımının birlikteliÄi temel alınmıÅtır. Bölgesel plânlar ve geliÅme ile, çevrenin korunması ve arazinin düzenlenmesi (toplulaÅtırılması) çalıÅmalarında, suyun kamu tasarrufunda denetlenmesi ilkesi benimsenmiÅtir. Yukarıdaki örneklerde de görüleceÄi üzere, toprak ve su kaynaklarının kullanımı ve yönetiminde geliÅmiŠülkelerdeki merkezî yönetim aÄırlıÄının sürmesi yaklaÅımın, yerel yönetimlere güvensizlikten çok, kaynaklara bütüncül yaklaÅım zorunluluÄundan kaynaklanması, merkezî yönetimin bu konulardaki belirleyici eÄiliminin süreceÄini göstermektedir. Bu eÄilim, Åüphesiz, ülkemiz açısından da büyük bir önem arz etmektedir.
Genelde çevre, özelde toprak ve su kaynaklarının doÄru kullanımı ve insanlık yararına yönetimi konusunda dünya ölçeÄinde önemli sivil inisiyatiflerin varlıÄını da belirtmek gerekmektedir. Ãünkü, bu kesimlerin etkin çalıÅmalarının bölgesel ve ülkesel ölçekte sonuç aldıkları görülmektedir.
Dünyada Su Kaynaklarında Genel Durum
Dünyadaki toplam Su miktarı yaklaÅık 1,4 milyar km3 olup, bu suyun 1,3 milyar km3âü (% 97,5) tuzlu su, 0,035 milyar km3âü (% 2,5) ise tatlı su kaynaklarından oluÅmaktadır.8 Yeryüzündeki tatlı suların % 97âsi yeraltı sularından oluÅmaktadır. Su kaynaklarının yeryüzüne daÄılımına baktıÄımızda; nüfus açısından en yoÄun kıtalar Asya, Avrupa ve Afrika, su kaynaÄı olarak Asya, Güney ve Kuzey Amerika ön plâna çıkmaktadır (Tablo 3). Yüzeysel tatlı suyun % 20âsi Asyaâdaki Baykal Gölüânde, diÄer bir % 20âsi ise Huron, Michigan ve Superiorâdaki büyük göllerde depolanmıÅtır. Nehirler toplam tatlı su rezervlerinin sadece % 0,6âsını oluÅtururlar. Göllerde, akarsularda, barajlarda ve göletlerde bulunan kullanılabilir ve içilebilir özellikte tatlı suların % 0,3 oranında olması, tatlı su kaynaklarının % 90âının ise kutuplarda ve yeraltında hapsedilmiÅ olarak bulunması, kolaylıkla yararlanabilecek elveriÅli tatlı su miktarının çok az olduÄunu göstermektedir.
Dünyadaki toplam suyun yaklaÅık 500 000 km3âü her yıl denizlerde ve toprak yüzeyinde meydana gelen buharlaÅmalarla atmosfere geri dönmekte ve hidrolojik çevrim içerisinde yaÄıŠolarak tekrar yeryüzüne düÅmektedir. Yeryüzüne düÅen yaÄıŠyılda 110 000 km³ olup, bunun 42 700 km³âü yüzeysel akıÅa geçerek nehirlerle denizlere ve kapalı havzalardaki göllere ulaÅmaktadır. Bu miktarın yılda 9 000 km³âü teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir durumdadır.
Dünyada su kıtlıÄının nedenleri;
a) yenilenebilir kaynak miktarının kıtlıÄı,
b) suyun kullanım Åeklindeki yanlıÅlar,
c) yüksek nüfus artıÅının kiÅi baÅına düÅen kaynakları azaltması, olarak
Ãç ana baÅlık altında toplanabilir. XX. yüzyıl boyunca dünya nüfusu, XIX.yüzyıl sonuna göre üç kat artarken, su kaynaklarının kullanımı altı kat artmıÅtır.10 1940 yılında dünyadaki toplam su tüketimi yılda yaklaÅık 1 000 km3 iken, bu miktar 1960 yılında ikiye katlanmıÅ, 1990 yılında 4 130 km3âe ulaÅmıÅtır. Dünyaâda kiÅi baÅına düÅen kullanılabilir su ortalaması yılda 7 600 m3âtür (Tablo 4). Nüfus yoÄunluÄunun artması ve su kaynaklarının dünya genelinde dengeli daÄılmaması nedeniyle, yaklaÅık 80 ülkede nüfusun % 40âında su arzı mevcut talebi karÅılayamamaktadır.YaÅanabilecek iklim deÄiÅikleri dıÅında dünyadaki yenilenebilir su kaynakları miktarı sabittir. Yenilenebilir su potansiyelinden daha fazla suyun tüketilmesi durumunda yer altı su rezervleri tüketilmeye baÅlamakta ve kullanılabilir su kaynakları azalmaktadır. Günümüzde Ãin, ABD, Hindistan, Suudi Arabistan ve Libyaâda bu sorun yaÅanmaktadır.
Su varlıÄına göre ülkeler sınıflandırıldıÄında; yılda kiÅi baÅına düÅen ortalama kullanılabilir su miktarı 1 000 m3âten az olan ülkeler âsu fakiriâ, 2 000 m3âden az olan ülkeler âsu azlıÄıâ, 8 000-10 000 m3âten fazla olan ülkeler ise âsu zenginiâ olarak kabul edilmektedir.
Son yıllarda uluslararası iliÅkilerin önemli bir konusu durumuna gelen âsınır aÅan sularâ ve âsınır oluÅturan sularâ baÄlamında genel duruma baktıÄımızda; dünyada, iki veya daha fazla ülkenin siyasi sınırlarını geçen 261 adet sınır aÅan su havzası bulunmaktadır. Bu havzalar yeryüzündeki karaların % 45âini, dünya nüfusunun yaklaÅık % 40âını ve dünyadaki tüm nehir akıÅının % 60âını oluÅturmaktadır. Dünyada toplam 145 ülkenin sınır aÅan nehir havzalarında topraÄı bulunmaktadır. Sınır oluÅturan sularla birlikte bu sayı 200âü aÅmaktadır.17 Sınır aÅan ya da sınır oluÅturan su havzalarında yer alan ülkeler arasındaki ekonomik kalkınma, altyapı kapasitesi veya politik yönelim konularındaki farklılıklar, su kaynaklarının geliÅtirilmesi ve yönetimi konularının daha da karmaÅık hale gelmesine neden olmakta ve bu sulardan yararlanma ilgili ülkeler arasında ciddî sorunlara yol açabilmekte ve konu uluslararası alana taÅınmaktadır.
Türkiyeâde Su Kaynaklarında Genel Durum :
Ãlkemize yılda 501 milyar m³ yaÄıŠdüÅmekte, bunun % 37âsine karÅılık gelen
186 milyar m³âü akıÅa geçerek, 95 km³âü ekonomik olarak kullanılabilir forma dönüÅmektedir. Ãlke yüzeyine yılda düÅen ortalama 630-643 mm yaÄıÅa karÅılık ülkemizin yenilenebilir su potansiyeli 234 km3 olup, bunun 41 km³âü yeraltı suları, 193 km³âü ise akarsulardan meydana gelmektedir.
Su zengini olmayan ülkemizde kiÅi baÅına düÅen yenilenebilir su potansiyeli, 2000 yılında belirlenen nüfusumuz göz önüne alındıÄında yaklaÅık 3 500 m³âdür. Dünya ortalaması olan 7 600 m³âün yaklaÅık yarısına karÅılık gelen bu deÄer nedeniyle ülkemiz, su fakiri olmamakla birlikte, su kısıtı bulunan ülkeler arasında sayılmaktadır. KiÅi baÅına düÅen teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir yıllık su miktarı 1 500 - 1 735 m³ civarındadır ve ülkemiz su azlıÄı yaÅayan bir ülke konumundadır. TÃİKâin
Yeraltı su kaynakları çevresel ve nükleer etkilerden en az kirlenen su kaynaÄı olması nedeniyle bir ülkede en az kullanılması gereken kaynaklardır. Rezervleri eksiltmemek ulusal politika haline getirilmelidir. Ãlkemizde bugüne kadar yapılmıŠolan hidrojeolojik etütler sonucunda 13,66 km3 yer altı suyu potansiyeli tespit Son yıllarda, yeraltısuyu kullanımına yönelik yoÄun talebin yanı sıra gerek yaÄıÅların azlıÄı, gerekse kaçak sondaj ve tahsis üzeri kullanımlar gibi yasal olmayan kullanımlara baÄlı olarak, yeraltısuyu seviyeleri aÅırı düÅmekte ve özellikle sahil aküferleri tuzlu su giriÅimi nedeniyle kirlenmektedir. Bu da yeraltısuyunun, nicelik ve nitelik olarak bir darboÄaza sürüklenmesine neden olmaktadır.
Su KirliliÄini Ãnleme ÃalıÅmaları
Ãlkemizde su kaynaklarına dair bir diÄer sorun da, su kirliliÄidir.36 1988 yılında yürürlüÄe giren ve 2004 yılında deÄiÅtirilen âSu KirliliÄi Kontrol YönetmeliÄiâ kapsamında, tüm içmesuyu havzalarına getirilen bu yasaklamaların bilimsel temellere dayandırılmaları için her kaynaÄın kendine özgü teknik ve sosyo-ekonomik özellikleri dikkate alınarak koruma-kullanma dengesi çerçevesinde su kaynaklarında koruma ilkelerinin belirlenmesi ile havza koruma plânları yapılmasını ve belirlenecek özel hükümlerin imar plânlarında aynen yer alması ve idare tarafından uygulanması, bu yolla tüm geliÅmelere yön verilmesi, temel politika olarak belirlenmiÅtir.37 Ancak, uygulamada su havzalarında belirlenen koruma bölgelerindeki yapılaÅma talepleri önemli bir sorun olup, bu konuda yerüstü su kaynaklarının korunması ile yerleÅim yeri ihtiyacının birlikte düÅünülmesine yönelik saÄlıklı bir seçenek geliÅtirilememiÅtir.
Türkiyeânin Sınır AÅan ve Sınır OluÅturan Suları
Türkiyeâde 26 su havzası bulunmaktadır Bunlardan; Meriç-Ergene, Ãoruh, Asi, Dicle-Fırat ve Aras havzalarında yer alan akarsuların kolları, sınır aÅan ya da sınır oluÅturan sular kapsamında yer almaktadır Türkiye, Dicle-Fırat, Ãoruh, Aras nehirlerinde ve küçük tekil akarsularda memba (yukarı-kıyıdaÅ) ülke, Meriç nehrinde mansap (aÅaÄı-kıyıdaÅ) ülke, Asi nehrinde ise memba ve büyük oranda mansap ülke konumundadır. Bu havzaların Türkiyeâdeki yaÄıŠalanları toplam 255 000 km2 ile ülke yüzölçümünün yaklaÅık 1/3âünü kaplamaktadır. Türkiyeâdeki ortalama su potansiyeli ise toplam 66,3 milyar m3/yıl ile ülke ortalama su potansiyelinin üçte birinden biraz fazlasına karÅılık gelmektedir.
Sınır aÅan su havzalarının, politik, kültürel ve sosyal açılardan bütüncül olarak ele alınması gerekliliÄi, sınır aÅan suların yönetimini de daha karmaÅık hale getirmektedir.
Su kaynakları boyutunda; deÄiÅen iklim koÅullarına ve geliÅen siyasal eÄilimlere göre su krizleri gündeme gelebilecek ve bu krizlere neden olabilecek somut konular Åunlar olabilecektir:
Dünyanın en kurak kıtası olan Avustralyaânın en önemli su kaynaÄı Murray-Darling nehrinin yükselen tuz düzeyinin tehdidi altında olması, Dünyanın en fazla kullanılan su sistemi olan Zambezi nehir yataÄının sürekli sel ve Åiddetli yaÄıÅlar yüzünden zarar görmesi,
Hindistanâdaki Ganj nehrinin aÅırı nüfus yoÄunluÄu ve ekolojik dengesizlik nedeniyle kirlenmiÅ olması, Ãinâdeki Sarı Nehirâin, sanayi ve tarım sektörü için aÅırı kullanımı nedeniyle kurumak üzere olması ve kirlenmesi, Nil nehrinin, sulama ve enerji üretimi amaçlı aÅırı kullanımı,
Åeria nehir havzasında, Batı Åeria, Gazze ve Golan Tepeleriândeki İsrail iÅgali nedeniyle İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan arasında su anlaÅmazlıÄının devam etmesi,
Dicle-Fırat havzasında Türkiye, Suriye ve Irak arasında eÅgüdüm ve bölgesel sosyo-ekonomik kalkınmayı saÄlayacak iÅbirliÄi mekanizmasının eksikliÄi,
Batı Afrikaâda, Nijer ve Volta nehirlerine baÄlı bir yaÅam süren nüfusun bu iki nehirdeki seviyenin düÅüÅü ve kirlilik yüzünden tehdit altında olması, Avrupaâdaki kentlerin yarısından fazlasının, yer altındaki su kaynaklarını ölçüsüz bir Åekilde kullanması, Meksikaâda yaÄmur suları ile kanalizasyonun karıÅması nedeniyle su sıkıntısı çekilmesi, ABDâdeki tarım arazisinin beÅte birini sulayan Ogallala Aquifer nehrinin aÅırı pompalama nedeniyle giderek kurumasıdır. BM Kalkınma ve Ãevre Dünya Zirvesi (1992) ve 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle 1994âte hazırlanan BM Su Raporuânda; Türkiye, 2005 yılından itibaren kuraklıÄın baÅ göstereceÄi ülkelerden biri olarak gösterilmektedir. Türkiye, kuraklık ve beraberinde meydana gelecek hastalıklar için en tehlikeli yıl olarak görülen 2025âde, ekonomik olarak su sıkıntısını çekecek ülkeler arasında gösterilmektedir.Hızlı nüfus artıÅı, kentleÅme ve sanayileÅme nedeni ile bazı ülkelerde içme, kullanma ve sanayi suyuna olan talebin yıllar itibarıyla artması, âhavza bazında su transferiâni gündeme getirmekte; yatırım maliyeti yüksek bu tür projelere finansman saÄlanması sorunu ile birlikte büyük boyutlu atık su deÅarjı sorunları da gündeme gelmektedir. Toprak ve su kaynaklarının yönetimi boyutunda, merkezî ya da yerel yönetimlere devir konusundaki eÄilimlere bakıldıÄında; ABD, Almanya ve Kanadaâda, eyalet yönetimlerine çeÅitli alanlarda geniÅ yetkiler tanınmasına karÅın, arazi kullanım plânlamaları ile su havzası yönetimi ve geliÅtirme çalıÅmalarının, geniŠölçekte federal kanunlarla düzenlendiÄi görülmektedir.
Almanyaâda 1999 yılında yürürlüÄe giren Toprak Koruma Kanunu (Bodenschutzgesetz), genel uygulamalara iliÅkin tüm yetkiyi federal hükümete vermektedir. Bu tür düzenlemelerde temel amaç, bütüncül kaynak yönetimidir. Bu kanunun özünde, II. Dünya SavaÅıândan ve NATO üslerinden kalan on binlerce kirli arazi parçasının geri kazanımı yer almakla birlikte, örneÄin arazi toplulaÅtırması çalıÅmaları da önemli yer tutmaktadır. YaklaÅık 250 yıldır birçok kez arazi toplulaÅtırma uygulaması yapan ve bu konuda dünyanın en deneyimli ülkesi olan Almanya, söz konusu kanunuyla toplulaÅtırma direktifi oluÅturma ve denetim görevlerini federal hükümete, uygulamaları ise eyalet yönetimlerine vermektedir. Almanya ve Belçikaâda arazi alım satım iÅleri devletin iznine baÄlı olup, örneÄin Belçikaâda herhangi bir sorunu olan topraÄın sorunu çözülmeden el deÄiÅtirmesine izin verilmemektedir. İngiltereâde I. sınıf arazilerin mutlaka tarımsal faaliyetlere bırakılma koÅulu bulunmaktadır.Fransaâda ülke 6 adet su havzasına bölünmüŠve suyun kullanımı için havza bazında düzenlemeler yapılmıÅtır. Havza bazında her kullanıcı gurubu temsil eden üyelerin ve devlet temsilcilerinin yer aldıÄı âHavza Komiteleriâ oluÅturulmuÅtur. Bu komiteler, su kaynaklarının korunması ve yönetimi ile ilgili devlet politikasını koordine etmekte, Devlet yatırımı ve çalıÅmalarının havza bazında uyumlu olmasını saÄlamaktadırlar. Havza bazında su yönetimi, daÄıtımı ve geliÅimi, master plânlaması ve hazırlanması bu çalıÅmalar kapsamında yürütülmektedir. Fransaâda bölgeler su politikasının yerine getirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Ancak bölgeler havza komitelerinde ve su kurullarında temsil edilmekte ve bunların yaptıkları çalıÅmalar devletle yapılan sözleÅmeler uyarınca yürütülmektedir. Bölgesel düzeyde su iÅlerindeki devlet müdahalesi, bölgenin sınırları ötesinde kalan önlemlerin yerine getirilmesinde devletin yerinde yönetim hizmetlerini koordine eden bölge baÅkanlıÄı (bölge müdürlüÄü) aracılıÄı ile olmaktadır. Bu çalıÅmalarda bölge baÅkanına bölge çevre müdürlüÄü ve sanayi sorunları söz konusu olduÄunda bölgesel sanayi araÅtırma ve çevre direktörlüÄü tarafından yardım edilmektedir. Bölüm baÅkanlıÄı (genel müdürlük) su kaynakları, çevre koruma ve yönetiminde, plânlama çalıÅmalarının hazırlanmasında ve takip edilmesinde, devlet müdahaleleri için temel idarî bir birim olarak görev yapmakta ve ilgili diÄer Bakanlıkların konuya yönelik eÅgüdümü saÄlama görevini de yürütmektedir.İspanyaâda yerüstü suları ve yeraltı suları tek bir kaynak olarak dikkate alınmıŠve kamuya ait bu sular üzerindeki yetki, devlet egemenliÄinin bir parçası olarak kabul edilmiÅtir. Bu sular üzerindeki her türlü faaliyetle ilgili hidrolik plânları merkezî hükümet yapmaktadır. Arıtmada, su tasarrufunda, yetki daÄılımında ve eÅgüdüm saÄlanmasında merkezî yönetim ile kullanıcı katılımının birlikteliÄi temel alınmıÅtır. Bölgesel plânlar ve geliÅme ile, çevrenin korunması ve arazinin düzenlenmesi (toplulaÅtırılması) çalıÅmalarında, suyun kamu tasarrufunda denetlenmesi ilkesi benimsenmiÅtir. Yukarıdaki örneklerde de görüleceÄi üzere, toprak ve su kaynaklarının kullanımı ve yönetiminde geliÅmiŠülkelerdeki merkezî yönetim aÄırlıÄının sürmesi yaklaÅımın, yerel yönetimlere güvensizlikten çok, kaynaklara bütüncül yaklaÅım zorunluluÄundan kaynaklanması, merkezî yönetimin bu konulardaki belirleyici eÄiliminin süreceÄini göstermektedir. Bu eÄilim, Åüphesiz, ülkemiz açısından da büyük bir önem arz etmektedir.
Genelde çevre, özelde toprak ve su kaynaklarının doÄru kullanımı ve insanlık yararına yönetimi konusunda dünya ölçeÄinde önemli sivil inisiyatiflerin varlıÄını da belirtmek gerekmektedir. Ãünkü, bu kesimlerin etkin çalıÅmalarının bölgesel ve ülkesel ölçekte sonuç aldıkları görülmektedir.

