Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Sevgili Dost,
Rejisör bir filmde rol almak isteyen genç kıza; Eğer iki kelimeyi istediğim gibi söyliyebilirsen, sana rol verebilirim demiş, genç kız da; Tabi söylerim. Nedir bu iki kelime? diye sormuştu. Rejisör: Sadece üç kere bana ; Gel buraya! diyeceksin. demiş, genç kız, bundan daha kolay ne var, diye düşünürken, rejisör konuşmaya devam etmişti.
Birincisinde sevgilinle bir münakaşadan sonra ona artık ayrılman gerektiğini söylüyorsun o başı eğik kapıya doğru giderken, ceketinin cebinde tabanca olduğunu farkediyorsun. Hayatına son vereceğini seziyor, birdenbire onun senin için her şey olduğunu anlıyor ve büyük bir pişmanlikla:
- Gel buraya! diyorsun.
İkinci olarak, kendini küçük bir çoçuğun annesi yerine koyacaksın. Çoçuk dört yaşındadır. Sen ona bayramlık elbislerini giydirmiş, balkonda oturmasını, hiçbir yere gitmemesini sıkı sıkıya tembih etmişsin. Sana itaat etmiyor ve sokağa fırlıyor. Tam o sırada köşede bir kamyon belirliyor ve çoçuk bir anda yere düşüp çamurlara bulanıyor. Allahtan ezilmiyor. Sen dehşet içindesin. Bir yandan Allaha şükrederken, diğer yandan sana itaat etmediği için çoçuğa son derece kızgınsın. İşte bu duygularla ona:
- Gel buraya! diyorsun
Son olarak da, bir tacirin karısısın. Kocan iflas etmiş. Evin dışında alacaklılar kocanı linç etmek için bekliyor. Fakat kocan, onuruna dokunan bu durum karşısında kalbine sıktığı bir kurşunla can veriyor. Sen de sokak kapısını açıp, dışarıdaki kalabalığı elebaşısına:
- Gel buraya diyorsun
Sevgili Dost,
Kızın bu sözler üzerine filmde rol almak istemekten vazgeçip geçmediğini bilemiyoruz. Bildiğimiz, sesin tonunun kelimelere hayat verdiği ya da öldürdüğür.
Sevgili Dost,
Gel buraya!
Sevgili Dost,
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım.Ne güzel değil mi?Hayır,güzel değil!Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum.Bu karganında bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil,karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette.Yüzümü yıkarken,acaba diyorum;acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz?Hreketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor?Acaba "insan" denince hatırlanıyormuyuz.
Kitaptan alıntılar :
Mozartın 3000e yakın mektubunda gizliymiş müziğin sırrı. Van Goghun tablolarının gerçek öyküsü, kardeşi Theoya gönderdiği 650 mektubundaymış
Ya Voltaire, altmış yıl boyunca Avrupaya seslenen bu dahi, yayımlanmamış olanlar hariç 18000 mektubu nasıl yazmış?...
Pazarcı ısrarlı: Bir dostluk kaldı! diye bağırıyor
İnsanı mutlu eden şeyler aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı olabiliyor
Bizi mutlu kılan şey, şartlardan çok ruhumuzdur
Ellerimiz, âmâlar gibi okumak, ahrazlar gibi konuşmak için var
Hiç bilmemek eksik bilmekten yeğdir
Eksik bilgi bizi yanlış adreslere götürür
Postanedeki memurun pul diye feryat etmesi boşuna değil. Hayat bedel istiyor
Kulak kesilecek bir söz kalmadığını görüp, Vn Gogh gibi kulağımı kesiyorum
Akıllı adam kendi tecrübelerinden, daha akıllı adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır
İnsanlar gibi devirler de yanılmaz değildir; zira her devre hâkim olan birçok düşünceyi sonraki çağlar yanlış bulmakla kalmamış, aynı zamanda saçma saymışlardır
O kadar insanla dostluk kurdum ki,
Ellerim dolu sanıyordum.
Başıma bir bela geldiğinde,
Kimseye acımayan zamandan şiddetliydi,
Dostlarımın ihaneti
Birbirlerini sevenler birbirlerine duydukları sevgi nispetinde diğerinin iyiliğini isterler
Hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın
Konuştuğuma çok kere pişman oldum. Fakat sustuğuma asla!...
Cahiliye devrinin güçlü şairi Lebid, Kuran ortaya çıkınca kalemini kırdı
Ölümün bizi nerde beklediği belli değil, en iyisi biz onu her yerde bekleyelim
Ah tahterevalli! Ey hayatın özet! Kısa aralıklarla alçalma ve yükseliş. Güçlü ile zayıf arasında kurulamayan denge
Duygularımız hiçbir ifratı kabul etmez. Çok fazla gürültü bizi rahatsız eder, çok fazla ışık gözlerimizi kamaştırır, Çok fazla yakınlık ve uzaklık görüşe engel olur. Lafı çok uzatmak veya çok kısa kesmek, söylenen sözün değerini azaltır. Çok fazla zevk ıstırapla neticelenir
Köpekbalığının kanı, yarasanın karanlığı sevmesinde ne var? Hüner. Geceye rağmen güneşi, kana rağmen hayatı sevmekte
Bulunduğu durumun farkında olmamak her durumdan daha kötüdür
Ne istiyorsun başka? İnsanlığı yok etmen yetmiyor mu? Neyle doyacaksın acaba? Ey bedenlerin, hele rıhların sefil kompleksi! Derler ki aslan sürekli açlıkla kıvranırmış
Çaba istiyor sevgi. Tohum yetmiyor, çapa istiyor sevgi
Sen kapları. Testileri hala bir kır, sular nasıl bir yol tutar gider...
Hayattan meyus olanlar güzel sözler söylerler. Görmez misin ki, kalemin ucu kalemtraş ile kesilince, kalemin dili daha keskin olur
Gerçek çizmelerini giymekle meşgul olduğu sırada, yalan bütün dünyayı dolaştı
Balık tutulunca, ağ unutulur
Rejisör bir filmde rol almak isteyen genç kıza; Eğer iki kelimeyi istediğim gibi söyliyebilirsen, sana rol verebilirim demiş, genç kız da; Tabi söylerim. Nedir bu iki kelime? diye sormuştu. Rejisör: Sadece üç kere bana ; Gel buraya! diyeceksin. demiş, genç kız, bundan daha kolay ne var, diye düşünürken, rejisör konuşmaya devam etmişti.
Birincisinde sevgilinle bir münakaşadan sonra ona artık ayrılman gerektiğini söylüyorsun o başı eğik kapıya doğru giderken, ceketinin cebinde tabanca olduğunu farkediyorsun. Hayatına son vereceğini seziyor, birdenbire onun senin için her şey olduğunu anlıyor ve büyük bir pişmanlikla:
- Gel buraya! diyorsun.
İkinci olarak, kendini küçük bir çoçuğun annesi yerine koyacaksın. Çoçuk dört yaşındadır. Sen ona bayramlık elbislerini giydirmiş, balkonda oturmasını, hiçbir yere gitmemesini sıkı sıkıya tembih etmişsin. Sana itaat etmiyor ve sokağa fırlıyor. Tam o sırada köşede bir kamyon belirliyor ve çoçuk bir anda yere düşüp çamurlara bulanıyor. Allahtan ezilmiyor. Sen dehşet içindesin. Bir yandan Allaha şükrederken, diğer yandan sana itaat etmediği için çoçuğa son derece kızgınsın. İşte bu duygularla ona:
- Gel buraya! diyorsun
Son olarak da, bir tacirin karısısın. Kocan iflas etmiş. Evin dışında alacaklılar kocanı linç etmek için bekliyor. Fakat kocan, onuruna dokunan bu durum karşısında kalbine sıktığı bir kurşunla can veriyor. Sen de sokak kapısını açıp, dışarıdaki kalabalığı elebaşısına:
- Gel buraya diyorsun
Sevgili Dost,
Kızın bu sözler üzerine filmde rol almak istemekten vazgeçip geçmediğini bilemiyoruz. Bildiğimiz, sesin tonunun kelimelere hayat verdiği ya da öldürdüğür.
Sevgili Dost,
Gel buraya!
Sevgili Dost,
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım.Ne güzel değil mi?Hayır,güzel değil!Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum.Bu karganında bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil,karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette.Yüzümü yıkarken,acaba diyorum;acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz?Hreketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor?Acaba "insan" denince hatırlanıyormuyuz.
Kitaptan alıntılar :
Mozartın 3000e yakın mektubunda gizliymiş müziğin sırrı. Van Goghun tablolarının gerçek öyküsü, kardeşi Theoya gönderdiği 650 mektubundaymış
Ya Voltaire, altmış yıl boyunca Avrupaya seslenen bu dahi, yayımlanmamış olanlar hariç 18000 mektubu nasıl yazmış?...
Pazarcı ısrarlı: Bir dostluk kaldı! diye bağırıyor
İnsanı mutlu eden şeyler aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı olabiliyor
Bizi mutlu kılan şey, şartlardan çok ruhumuzdur
Ellerimiz, âmâlar gibi okumak, ahrazlar gibi konuşmak için var
Hiç bilmemek eksik bilmekten yeğdir
Eksik bilgi bizi yanlış adreslere götürür
Postanedeki memurun pul diye feryat etmesi boşuna değil. Hayat bedel istiyor
Kulak kesilecek bir söz kalmadığını görüp, Vn Gogh gibi kulağımı kesiyorum
Akıllı adam kendi tecrübelerinden, daha akıllı adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır
İnsanlar gibi devirler de yanılmaz değildir; zira her devre hâkim olan birçok düşünceyi sonraki çağlar yanlış bulmakla kalmamış, aynı zamanda saçma saymışlardır
O kadar insanla dostluk kurdum ki,
Ellerim dolu sanıyordum.
Başıma bir bela geldiğinde,
Kimseye acımayan zamandan şiddetliydi,
Dostlarımın ihaneti
Birbirlerini sevenler birbirlerine duydukları sevgi nispetinde diğerinin iyiliğini isterler
Hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın
Konuştuğuma çok kere pişman oldum. Fakat sustuğuma asla!...
Cahiliye devrinin güçlü şairi Lebid, Kuran ortaya çıkınca kalemini kırdı
Ölümün bizi nerde beklediği belli değil, en iyisi biz onu her yerde bekleyelim
Ah tahterevalli! Ey hayatın özet! Kısa aralıklarla alçalma ve yükseliş. Güçlü ile zayıf arasında kurulamayan denge
Duygularımız hiçbir ifratı kabul etmez. Çok fazla gürültü bizi rahatsız eder, çok fazla ışık gözlerimizi kamaştırır, Çok fazla yakınlık ve uzaklık görüşe engel olur. Lafı çok uzatmak veya çok kısa kesmek, söylenen sözün değerini azaltır. Çok fazla zevk ıstırapla neticelenir
Köpekbalığının kanı, yarasanın karanlığı sevmesinde ne var? Hüner. Geceye rağmen güneşi, kana rağmen hayatı sevmekte
Bulunduğu durumun farkında olmamak her durumdan daha kötüdür
Ne istiyorsun başka? İnsanlığı yok etmen yetmiyor mu? Neyle doyacaksın acaba? Ey bedenlerin, hele rıhların sefil kompleksi! Derler ki aslan sürekli açlıkla kıvranırmış
Çaba istiyor sevgi. Tohum yetmiyor, çapa istiyor sevgi
Sen kapları. Testileri hala bir kır, sular nasıl bir yol tutar gider...
Hayattan meyus olanlar güzel sözler söylerler. Görmez misin ki, kalemin ucu kalemtraş ile kesilince, kalemin dili daha keskin olur
Gerçek çizmelerini giymekle meşgul olduğu sırada, yalan bütün dünyayı dolaştı
Balık tutulunca, ağ unutulur