- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,097
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 310s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 719
- TM Yaşı
- 17 Yıl 7 Ay 8 Gün
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
TURİSTİK YOĞUNLAŞMA
1- TURİSTİK YOĞUNLAŞMA KAVRAMI VE KAPSAMI
Turistik yoğunlaşma, turizm talebinin belli bir zaman parçasında ya da mevsimde veya belli yörelerde yoğunlaşması anlamını taşımaktadır. Turistik talepte yoğunlaşmayı sağlayan başlıca nedenlerden biri, turistin günlük yaşamın dışındaki yerleri, kendisine sunulan zaman parçasında araması olmak¬tadır. Bu aşamada mevsimlik faktör, turistik yoğunlaşmasının temel öğelerinden biridir.
Dünyadaki birçok ekonomik etkinliğin temelinde mevsim fak¬törünün küçümsenmeyecek bir etkisi vardır. Bu etkiyi turizm hareket¬lerinde de görmek mümkündür. Tur düzenleyicileri, hava, deniz ve kara taşımacılığı, oteller gibi turistik işletmelerin işlevleri ile turizm hareketleri ya da aya belirgin bir dalgalanma göstermektedir. Mevsim faktörü turis¬tik donanımın ve personelin yetersiz ve verimsiz kullanımına yol açmak¬tadır.
Turistik eğilimlerdeki ve diğer ekonomik ilişkilerdeki hızlı değişimler, bireylerin tutum ve davranışlarının yılın mevsimlerine göre değişiklik göstermesine neden olmaktadır. Bilindiği gibi yıl boyunca değişik iklim türlerine rastlanmakta ve bunlar her yılın belirli aylarında, iş alanlarının ve boş zamanları etkilemektedir. "Doğal mevsimlik yoğunlaşma" nın varlığı ve etkileri kesindir. Bunun yanı sıra; okulların işyerlerinin tatilleri ile yılın belirli zamanlarındaki bayram ve diğer olay¬ların yarattığı "kurumsal mevsimlik yoğunlaşma" olayı vardır. Aynı şekilde, bazı festival ve etkinliklerin tarihleri değişkenlik gösterdiği için, belirgin aylara olan etkisi yıldan yıla değişim göstermektedir. Yeni araba modellerinin piyasaya sürülmesi, yılbaşı indirimli satışları, uçak biletleri ve turizm hizmetlerindeki indirimli fiyatlar gibi bazı ekonomik ye sosyolojik faktörler de yoğunlaşma olayının belirgin elemanları olmaktadır.
Son yıllarda iktisatçılar, istatistikçiler ve işletmeciler, birçok alanda¬ki etkinliklerde mevsimlik faktörün önemini kabul etmişlerdir. Turizm hareketleri, turizmle ilgili diğer etkinlikler, sektörel işletmeler, turistler mevsimlik yoğunlaşmadan çok etkilenmektedirler. Bazı turistik bölgeler "yüksek sezon'a" (dolu mevsim) sahip bulunmakta, yılın geri kalan kısmında ise sönük kalmaktadırlar. Diğer bölgelerde ise, birden fazla "yük¬sek mevsim", "ara mevsim", "ölü mevsim" geçirilmektedir. Bu olgu çer¬çevesinde, turistik mevsimlik Yoğunlaşmanın varlığına ve diğer saptana¬bilir faktörlere dayanak; turistlerin geliş ve gidişleri, konakladıkları yatak sayısı ve yaptıkları geceleme miktarı, oteller ve turizm endüstrisinin diğer kollarındaki istihdam hacmi, mevsimden mevsime, hatta aydan aya dal¬galanmalar göstermektedir. Böylece bu dalgalanmaların ortaya çıkardığı turistik yoğunlaşma olayının bilinmesi ve ölçülmesi önem taşımaktadır.
Turistik yoğunlaşmanın belirlenmesinde, değişik olayların göz önüne alınması söz konusudur. Bu olayların, aynı zamanda turistik yoğun¬laşmanın tamamlayıcı elemanları olarak göz önünde tutulması gereklidir.
a) Bunlardan birincisi, turistik yoğunlaşmanın, her yıl aynı zamanlarda oluşmasını sağlayan" mevsimlik" etki olayıdır. Mevsimlik yoğunlaşmayı sağlayan gelişme, belirgin aylardaki turistik etkinliklerin artışı ve diğer aylardaki azalışı şeklinde oluşan yıl içindeki dönemselliktir. Buna ek mevsimlik denir (additive seasonality). Ayrıca, turistik etkinliklerin yüksek mevsimde, belli bir yüzde oranında çoğalmasını veya yıllık uygun bir yüzde ile azalmasını gerçekleştiren mevsimlik etki de bulun¬maktadır. Buna çarpan mevsimlik adı verilir, (multiplicative seasonaıity).
b) Turistik yoğunlaşmada ikinci eleman, "takvim etkileri"dir.Her yıl belli değişiklerle yıllık takvimde ortaya çıkan turistik motivasyonlar, birçok düzenli istatistiksel dizinin aylık verilerinde farklılaşmalara neden olmaktadır. Bunlardan özellikle "tarih değişiklikleri" önem taşımak-tadır. Örneğin, bayram günleri olarak önem taşıyan Kurban ve Ramazan bayramlarının tarihlerindeki değişiklikler; ya da dolu mevsim, ölü mevsim fiyatlarında, ulaşım bilet satışlarında veya konaklama fiyatlarındaki bek¬lenmedik ayarlamalar, bunlar arasında sayılabilir.
Diğer yandan, "ticaret günü etkileri" haftanın günlerine bağlı olarak oluşan farklılıklar yaratmaktadır. Çünkü birçok kişisel etkinlikler, haftanın yedi gününde değişiklik göstermektedir. Hafta içi ile hafta sonu etkinlikleri arasında fark bulunmaktadır. Bu nedenle, bir aydaki cumarte¬si ve pazar günlerinin sayısı, gelecek yılın aynı ayına kıyasla, aylık toplam turist varışlarını veya turistlerin geceleme sayılarını etkileyecektir. Çünkü birçok kişisel etkinlik, haftanın yedi gününde değişiklik göstermektedir. Hafta içi ile hafta sonu etkinlikleri arasında fark bulunmaktadır. Bu nedenle, bir aydaki cumartesi ve pazar günlerinin sayısı, gelecek yılın aynı ayına kıyasla, aylık toplam turist varışlarını veya turistlerin geceleme sayılarını etkileyecektir. Çünkü; bir turist kaynağından haftada bir uçak veya vapur seferi varsayıldığında, belli bir takvim ayında dört veya beş grubun gelmesi söz konusudur. Bu durumda, ticaret günü etkisi, aylık yoğunlaşma üzerinde % 20 -20 ile +25 arasında bir değişimle aynı ayın diğer yıllarındaki durumu ile farklılıklar yaratabilir.
Turistik etkinlikler haftanın günleri arasında fazla bir değişiklik göstermese bile, aylık süre değişimleri, etkinliklerin aylık hacmini azalt¬makta veya çoğaltmaktadır. Örneğin; şubat ayındaki etkinlikler ocak ayında % 10 daha az olacaktır. Çünkü 1 ocak ayı 31 gün çekerken, şubat ayı 28 günden oluşmaktadır.
Bu nedenle, değişik ayların mevsimlik yoğunlaşmasını, ay süresi bakımından standartlaştırılmış mevsimlik faktörler çerçevesinde karşılaştırmak daha uygun düşmektedir.
c) Üçüncü tamamlayıcı eleman, mevsimlik niteliği olmayan siste¬matik büyüme veya azalma olarak belirtilen "trend-devre etkisi" (dönemsel konjonktür eğilimi) faktörüdür. Bunu kendi içinde oluşan üç ayrı değişkenle incelemek mümkündür.
i) Birincisi, gelişim terindi değişkenidir. Turist kaynağı ülke¬lerdeki nüfus artışı ve gelir durumundaki değişmeler, teknolojik yenilikler ve pazarlama alanındaki gelişmeler, gidilecek yerlere ait tur ve seyahat tiplerinin fiyatları, nüfusun değişik kesimlerinin turizme karşı olan ilgi¬lerinin artması, gelişim trendinin kapsamında bulunmaktadır.
ii) ikincisi ise ekonomik devreler değişkenidir. Endüstrileşmiş ülkelerin ekonomilerindeki gelir, yatırım, faiz gibi bilinen, birkaç yıllık dönemlerdeki küçümsenmeyecek azalmalar veya yükselmeler gösterebilir. Sektörlerdeki kısa süreli durgunluklar veya canlanmalar, fiyatlardaki artışlar, ulusların ekonomilerinde değişikliklere neden olabilir. Olumlu veya olumsuz yönde ortaya çıkan bu ekonomik devrelere bağlı olarak turist akımları ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde yıl boyunca düzenlenen festivaller, çeşitli gösteriler, spor etkinlikleri ve benzeri olaylar özel "devrelere" neden olmaktadır. Dolayısıyla, belli bölgelerin tanınmışlığı art¬maktadır. Bölgeye yönelik aşırı ilgi, kalabalıklaşmaya neden olmaktadır. Turistik yoğunlaşmanın doğal sonuçlarından biri olan bu durum, gelecek dönemler için "olumsuz geri besleme" olayını yaratmakta ve bazen talep azalmasına zemin hazırlamaktadır.
iii) Üçüncü değişken ise, beklenmedik olaylardan kaynaklanan, kısa dönem hareketler den oluşmaktadır. Turistik ve turizmle ilgili olan birçok etkinlik, beklenmeyen olaylardan hemen etkilenmektedir. Devletin para ve vergi politikaları, petrol tüketiminin kısıtlanması, ani fiyat değişimleri, savaş, terör, salgın hastalık, doğal afet gibi olayların bir veya daha fazla ay üzerinde doğrudan etkileri olmaktadır. Turistik yoğunlaşma, bunları izleyen aylarda da etkilenebilir. Bu nedenle, turizmle ilgili olarak, kaynak ülkeler ve tur düzenleyicilerinin, gidilecek ülkelerdeki başlıca olası değişimlerin bir analizini yapmaları yararlı ve gereklidir.
d) Turistik yoğunlaşmayı tamamlayıcı dördüncü eleman, "düzen¬sizlik etkisi" faktörüdür. Yukarıda belirtilen faktörlerden ayrı olarak ortaya çıkan rastgele ve düzensiz dalgalanmaların ekonomik gelişmeleri olduğu kadar, turizm hareketlerini de etkilediği görülmektedir.
Bütün bu değişkenler ve faktörler çerçevesinde, turistik yoğunlaşmanın bir genellemesi yapıldığında, özellikle iki temel yaklaşım çerçevesinde olayın ele alınması gereği ön plana çıkmaktadır. Bunlar tu¬ristik yoğunlaşmanın zaman ve alan (mekan) içinde incelenmesidir.
A- ZAMAN İÇİNDE TURİSTİK YOĞUNLAŞMA
Turizm olayı, özellikle mevsimlik faktöründen ileri gelen bir zamansal yoğunlaşmaya neden olmaktadır. Turizm, bütün bir yıl süresince yapılan etkinlik olmakla birlikte, yılın belirli döneminde yoğunlaşmakta, zamansal bakımdan bu döneme turizm mevsimi adı verilmektedir.
Turizm mevsiminin, tatile çıkma dönemleri ile aynı anlamda kul¬lanılması birçok ülkede gelenek haline gelmiştir. Tatil döneminin yaz aylarında yoğunlaşması, böylece turizm mevsimi olarak bu ayları önce¬likli kabul edilmesi zorunlu kılmaktadır.
.
Zaman içindeki turistik yoğunlaşma, etkilerini iki düzeyde ortaya koymaktadır. Bunlar, zaman içinde ulaşım ile konaklamanın yoğunlaşması ve bunun yarattığı sonuçlardır.
1- Zaman İçinde Ulaşım Yoğunlaşması
Zaman içinde ulaşımın yoğunlaşmasını incelemek bakımından; tu¬rizm amacıyla yararlanılan ulaşım türlerinin zamansal kullanımı ve belirli trafik noktalarının zaman içinde taşıdığı yük önem taşımaktadır.
Bilindiği gibi, dört temel ulaşım türü (havayolu, karayolu, deniz¬yolu, demiryolu) turizm hareketlerinin zaman içindeki yoğunluğunu yansıtmaktadır. Tatil amacıyla ulaşım araçlarının kullanılması, bunların turistik taleple bağlantılı olarak sefere çıkması sonucunu doğurmaktadır. Sefere çıkma sıklığı ise, zaman yönünden yoğunlaşmanın genel bir ifade¬sidir. Ulaşım yönünden yoğunlaşmayı haftalar, hatta günler itibariyle de izlemek mümkündür. Doğal olarak yaz aylarındaki günlük ulaşım yoğunluğu yılın diğer aylarındaki günlük trafikten daha yüksek olacak; haftalar esas alındığında ise, cumartesi ve pazar günlerindeki ulaşım yoğunluğu da, diğer beş günden daha yüksek görülecektir.
Aşağıdaki tabloda 2000 yılında Türkiye'ye gelen yabancıların aylara ve taşıt araçlarına göre dağılımı verilmektedir. Buna göre, yılın belirli aylarında ulaşımın yoğunlaştığı görülmektedir.
TÜRKİYEâYE GELEN YABANCILARIN ULAŞIM
VE AYLARA GÖRE DAĞILMI (2000)
AYLAR HAVA KARA TREN DENİZ TOPLAM
OCAK 169.577 146.232 2.171 15.935 333.915
ŞUBAT 195.160 137.659 2.302 19.366 354.487
MART 261.699 145.830 2.795 24.834 435.158
NİSAN 508.163 151.377 3.131 58.457 721.128
MAYIS 690.572 183.073 7.785 109.946 986.376
HAZİRAN 799.258 164.137 3.494 112.259 1.079.148
TEMMUZ 1.148.174 211.565 4.881 160.498 1.525.718
AĞUSTOS 1.013.469 200.208 5.908 199.659 1.419.244
EYLÜL 1.004.254 184.324 4.051 175.909 1.368.538
EKİM 830.190 166.376 3.128 178.787 1.178.481
KASIM 376.143 155.254 2.817 68.182 602.396
ARALIK 276.803 123.544 2.204 21.013 423.564
TOPLAM 7.274.062 1.969.579 39.667 1.144.845 10.428.153
Kaynak: Turizm İstatistikleri Bülteni 2000, Turizm Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğü, Araştırma ve Değerlendirme Daire Başkanlığı, Yayın no: 2001/1, Haziran 2001
Yoğunlaşma olayı, modern turizmin 'bir olgusu olarak, insanların benzer nedenlerle benzer zamanlarda tatile çıkmak istemelerinden kaynaklanmaktadır.
Belirli trafik noktalarındaki ulaşımın zaman bakımından yoğunlaşması, bu noktaların zaman içinde taşıdığı yükü yansıtması bakımından incelenmesi gerekli bir husustur. Özellikle giriş kapılarındaki turistik yoğunlaşmanın yüksek düzeyde seyretmesi, yarattığı sorunlar açısından önem taşımaktadır. Yüksek yoğunlaşma olayı; alt yapı tesis¬lerinin yetersizliği, buna bağlı olarak beklenen hizmetlerin yerine geti¬rilememesi gibi sorunları beraberinde getirmektedir.
Herhangi bir karayolunun, yüksek mevsim karşısında uğradığı aşırı ulaşım yoğunlaşması, kaldıramayacağı yükü taşıması gibi, sonuçta gide¬rilmeyen sorunlarla karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bu nokta veya güzergahtaki ulaşım yoğunluğu, ticari yoğunlaşma ile birlikte ele alınabilir. Ancak, tatil zamanlarının belli aylarda yoğunlaşmasının, genel ulaşım yoğunlaşmasına yaptığı ilave nedeniyle, turistik ulaşım araçlarının yarattığı yoğunlaşma ciddi sorunlara yol açmaktadır.
Zaman içinde ulaşım yoğunlaşması sadece ulusal sınırlar içindeki turizm hareketlerinin yarattığı bir olgu değildir. Uluslararası düzeyde de ulaşım yoğunlaşmasını saptamak mümkündür. Özellikle uluslararası havayolu ulaşımı bakımından yoğunlaşmanın dikkat çekici nitelikte olduğu görülmektedir.
2- Zaman İçinde, Konaklama Yoğunlaşması
Ulaşım yoğunlaşmasına bağlı olarak, konaklamanın da aynı zaman dilimlerinde yoğunlaşması turizm hareketlerinin yarattığı kaçınılmaz sonuçlardan biridir. Konaklama yoğunlaşması, özellikle turistlerin yapmış olduğu gecelemeler ve tesislerin aylar itibariyle gösterdikleri doluluk oran¬ları açısından önem taşımaktadır. Geceleme sayılarının, turistik tesislere olan toplam talebi belirlemek bakımından önemi vardır. Toplam yatak kapasitesinin yüksek mevsim boyunca sağladığı geceleme sayısı, diğer bir deyişle kullanılan yatak sayısı, en yüksek düzeyde mevsim yoğunlaşmasını verecektir. Alçak sezon ve yüksek sezon yoğunlaşması arasındaki farkın büyüklüğü, yoğunlaşmasının şiddetini göstermektedir.
B- ALAN İÇİNDE TURİSTİK YOĞUNLAŞMA
Genelde alan içindeki tatil amaçlı turistik yoğunlaşmanın, üç değişik alan (mekan) türünde oluştuğu söylenebilir. Bunlar deniz, dağ ve kır yörelerindeki yoğunlaşmalardır. Ancak bu genel sınıflamanın, zaman zaman yeterli olmadığı, tatillerde veya turizm olayında alansal yönden yoğunlaşmanın, gidilen yerin niteliği açısından da belirlenmesinin yapılabileceği görülmektedir.
Örneğin, Fransa'da yapılan bir araştırmada, tatil yerleri açısından yoğunlaşma olayı aşağıdaki oranlarda gerçekleşmiştir.
Denizâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦..% 45
Kırsal Dinlenmeâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦% 15
Nehir, Gölâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦..% 9
Dağâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦.â¦% 5
Avâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦.â¦â¦...% 5
Doğal Etkinlikler ve Sitelerâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦..% 4
Ormanâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦..â¦â¦..% 3,5
Mimari Eserler ve Anıtlarâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦.% 3,5
Genel olarak, "deniz" yöresi yoğunlaşma bakımından birinci sırada bulunmakta ve tatil turizminin geleneksel anlayışına uygun düşmektedir. Dolayısıyla alan içindeki yoğunlaşmanın, denizin bulunduğu kıyı böl¬gelerinde oluşması, temel ve alansal turistik yoğunlaşmayı kıyı böl¬gelerinde yaratması normal kabul edilmelidir. Aslında alansal yoğunlaşmanın çeşitliliği ile turizmin amaçları arasındaki bağ, konuya geniş bir bakış açısı getirmektedir.
İklim faktörleri, doğal ve kültürel zenginliklerin çeşitliliği, ulaşım koşulları, beşeri potansiyelin varlığı turizmin temel değişkenleridir. Genel olarak turizmin ve boş zaman değerlendirmelerinin doğal kaynakları tükettiği söylenemez. Ancak turizm; konaklama tesisleri, rekreaktif donanımlar ve ulaşım yolları ile alanları tüketmektedir. Böylece yapılacak yatırımlar yönünden de, alansal yoğunlaşmanın gerektirdiği seçeneklerin değerlendirilmesi söz konusu olmaktadır. Alan içindeki turistik yoğunlaşmaya özellikle tatil konaklaması ve konaklama türleri açısından yaklaşım yapılması önem taşımaktadır.
Aşağıda bunlar incelenmiştir.
1- Tatil Konaklamasında Coğrafi Yoğunlaşma
Tatiller, genellikle kişilerin beklentilerini karşılama hedefi bakımından yön kazanırlar. Bu bakımdan güneş, deniz ve kumdan yarar¬lanma amacına yönelik tatillerin kullanımı, coğrafi bakımdan yoğun¬laşmanın deniz bulunan bölgelerde ve merkezlerde oluşmasını sağlamak-tadır. Denize yönelik turizm hareketlerinin ortaya çıkardığı ihtiyaçlar, bu amaçla tatile çıkanların konaklama ve gecelemelerindeki yoğunlaşmasını yaratmaktadır. Deniz ile ilgili olan turizm hareketlerinin yaz aylarında yarattığı yoğunluğun yanı sıra, termal tesis merkezleri, göl ve nehir kenarları, doğal güzellik bölgeleri, kış sporları ve dağcılık merkezleri, tatil konaklamasının yarattığı coğrafi yoğunlaşmalar arasında bulunmaktadır.
Konuya mevsimlik olmayan bir açıdan bakıldığında, coğrafi yoğunlaşmanın metropol bölgelerde ağırlık kazandığı dikkat çekmektedir.Bu yoğunluğun yükünü de hiç kuşkusuz, merkezi oteller çekmektedir. Diğer yandan hızlı gelişim sürecinde bulunan yeni konaklama şekillerinin, özellikle kamping türü konaklamanın coğrafi yoğunlaşmasının büyüme¬sine etkileri olmaktadır. Bu bakımdan uygun coğrafi bölgeler bu yoğunlaşmanın yaz aylarında gerçekleştiği alanlardır.
2- Konaklama Türlerinde Tesis Yoğunlaşması
Konaklama türleri arasında en belirgin yoğunlaşma birimi otellerdir. Otellerin tesis olarak yoğunlaşması özellikle üç bakımdan ortaya çıkmakta, sınıflamalar da bu ölçütlere göre yapılmaktadır. Bunlardan birincisi karşıladıkları konaklama gereksinmesinin türü bakımından otel işletmelerinin gruplanmasıdır. Buna göre, merkezi oteller bu sınıflamanın kapsamındadır. Alansal yoğunlaşmaları, gördükleri işlevler nedeniyle farklı yerlerde olmaktadır. İkincisi, ulaşım araçları ile olan bağlantıları bakımından otellerin sınıflandırılmasıdır. Hava alanı otel-leri, istasyon otelleri, liman otelleri, karayolları kavşak otelleri farklı alan¬larda yoğunlaşmaktadırlar. Üçüncüsü ise, etkinlik sürelerine göre otel¬lerin sınıflandırılması olmakta, devamlı ve mevsim otelleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Etkinlik süresinin, farklı alan yoğunlaşmasına neden olduğu açık bir şekilde ortadadır. Bunlardan özellikle mevsim otelleri, tu¬rizm hareketlerindeki mevsimlik yoğunlaşma olgusu ile karşı karşıya kalması bakımından önem taşımakta ve diğer türdeki otellerden farklı işletme teknikleri gerektirmektedir.
Diğer konaklama türlerinde de alan yoğunlaşması, genellikle karşıladıkları ihtiyaçlarla yakın ilişkili şekilde ortaya çıkmaktadır.
2- TURİSTİK YOĞUNLAŞMANIN NEDENLERI
Çeşitli önlemlerin alınmasına rağmen, turizm sektöründe mevsimlik özelliğin sürekli bir nitelik göstermesi, yoğunlaşma olayının nedenlerini de araştırma ve belirleme zorunluluğunu doğurmaktadır. Yoğunlaşmanın zaman ve alan bakımından oluşmasını sağlayan nedenler arasında ayrımlar vardır. Örneğin; doğal çevrenin büyük ölçüde alansal yoğunlaşma üzerinde etken olduğu; oysa okul tatilleri döneminin de zamansal yoğunlaşmayı yarattığı gözlenmektedir.Ancak, kesin bir ayrımın yapılmasından ziyade, bu gibi faktörlerin karşılıklı ilişkiler ve et¬kileşim içinde bulunduğu gerçeğinden hareket edilmesi daha uygun düşmektedir. Çünkü; doğal çevre, alan üzerinde yoğunlaşmayı büyük ölçüde etkilediği halde, zaman yönünden de çekicilik özelliklerine sahip bulunmaktadır. Dolayısıyla, faktörlerin hangi ölçülerde zamansal ve alansal yoğunlaşma üzerinde etkili olduğunun kesin olarak saptanması mümkün değildir. Hatta bu konuda, birçok faktörün belirli ölçüde etkin rol oynadığı, bazı faktörlerin etkinliğine ise gereğinden fazla önem veril¬miş olduğu görülmektedir.
Bu nedenle, turistik yoğunlaşmanın nedenleri bir bütünlük içinde ve aşağıdaki başlıklar altında incelenecektir.
A- İKLİM KOŞULLARI VE DOĞAL ÇEVRE
Turizm hareketlerinin temel amaçları arasında dinlenme ve,eğlence büyük önem taşımaktadır. Dinlenme ve eğlence olanağını sağlayan ve turistik tüketiminin doğal kaynaklarını oluşturan su, bitki örtüsü ve iklim¬den en iyi yararlanılabilecek dönemin yaz ayları olduğu inancı, turistik yoğunlaşmanın bir nedeni olarak ortaya çıkmaktadır. Kuşkusuz, iklim koşulları ile ilgili birçok faktörün turizm hareketlerini etkilediği bilinmek¬tedir. Bunlar arasında güneşli dönemler, ortalama sıcaklıklar, sıcak gün sayısı, fırtına zamanları, yağmurlu aylar gibi klimatolojik değişkenler bulunmaktadır.
Bu faktörler güneş, deniz ve kum amacına yönelik tatil turizmi bakımından önem taşımakta, alansal olduğu kadar zamansal yoğunlaşmanın da değişkenlerini oluşturmaktadır.Bunların yansıra, doğal çevrenin yapısı; kırsal bölge, dağ veya deniz yöresi, göl kıyıları, arazi engebeleri, doğal harikalar gibi coğrafi öğeler turistik yoğunlaşmanın alan bakımından yönlenmesinde etkili olmaktadır.
Ancak, doğanın veya herhangi bir bölgenin, klimatolojik faktörlerin etkisi nasıl olursa olsun, turizm bakımından her mevsimde çekiciliğini koruduğu, her mevsimde değişik bir güzellik ve dinlendirici özellik taşıdığı giderek kabul edilen bir yaklaşım olmaktadır. Ortaya çıkan yeni boş zamanları değerlendirme olanakları bu yaklaşımı desteklemektedir. Örneğin Akdeniz bölgesinin kurak bir yaz iklimine ancak, kuvvetli rüzgar¬lara sahip olduğu ve yaz mevsiminin birçok bölgede önemli bir avantaj olmadığı bilinmektedir. Oysa, ocak-mart arasındaki kış ayları boyunca Akdeniz bölgesinin daha fazla güneşli öğle saatlerine sahip olması nedeniyle, hem zaman, .hem de alan bakımından turizmin yayılmasına hizmet edebileceği ortaya çıkmıştır. Güneşin kalitesi bronzlaşma ile ölçülüyorsa, bu konuda dağ turizm merkezleri denizden daha avantajlı durumda bulunmaktadır.
Konaklama şekillerindeki yeni eğilimlerin de, mevsimlik yoğunlaşmada etkili olduğu görülmektedir. Geleneksel konaklama tür¬lerinin önemini korumasının yanı sıra, özellikle kitle turizminin ve sosyal turizmin gelişmesi sonucu kamping, karavaning, tatil köyleri gibi yeni konaklama şekillerinin ortaya çıkması; kamp yapanların, karavan sahip¬lerinin tatillerini bu konaklama şekillerine en uygun ortam sağlayan yaz aylarında yapması tercihini zorunlu kılmaktadır. Böylece yeni konaklama eğilimleri de, doğa ve iklim koşullarının uygunluğuna bağlı olarak, yaz aylarındaki yoğunlaşmanın artmasına neden olmaktadır.
B- EKONOMİK VE SOSYAL ÇEVRE
Endüstrileşmenin ve kentleşmenin yoğun olduğu bölgelerle, tarımsal etkinliklerin yoğun olduğu kırsal bölgeler arasında, ekonomik ve sosyal yönlerden büyük ayrımlar vardır. Bu ayrımın sonucu, kentleşmiş bölgelerden kırsal bölgelere doğru turistik tüketim amaçlı bir akım ortaya çıkmaktadır. Bu yönlü hareket, kentsel ve endüstriyel çevre yaşantısının bir gereği olarak, özellikle yaz aylarında gelişmekte, mevsimlik yoğunlaşmayı yaratmaktadır. Bunun önemli nedenlerinden biri, kent ortamındaki ekonomik yaşamda, ücretli tatilleri düzenleyen yasaların sınırlayıcı hükümler taşımakta olmasıdır. Bu durum, ancak ekonomik yaşamın gereklerine göre, toplu sözleşmeler çevresinde kısmen esneklik kazanmakta ise de, yaz aylarında tatile çıkma eğiliminin ve turistik talepteki mevsimlik özelliğin önüne geçilememektedir.
Diğer yandan, toplumdaki bireylerin çoğunluğu bakımından tatiller, ailelerin bir bütün olarak bir araya gelmeleri için iyi bir fırsat olarak kabul edilmektedir. Bunun ifade ettiği anlam, ailenin tatil nedeniyle dağılma¬ması, tersine aileyi oluşturan bireylerin bir araya gelerek seyahate ve tu¬rizm hareketlerine aynı dönemde toplu olarak katılmalarıdır. Bu durum da yoğunlaşmanın nedenlerinden biridir.
C- ENDÜSTRİ VE TATİL İZİNLERİ
Tatiller, insanların kendi özel yaşamlarını kendi arzuları ile yaşaya¬bilecekleri dönem sayılır. İnsanı tatil yapmaya endüstrideki yorucu çalışmalar neden olur. Endüstrileşmede alet gibi rolünü yapan insan için tatil, onbir ayda tükenen akümülatörün tekrar doldurulması anlamına gelir. Bunun sonucu olarak tatillerin düzenlenmesi, yasal bakımdan kural¬lara dayandırılması yoluna gidilmiş; böylece bir tatil hukukunun doğması sağlanmıştır.
Yıllık tatil izinleriyle ilgili istekler genellikle yaz aylarında yoğunluk kazandığından, endüstrideki işletmeler faaliyetlerini durdurmak veya yavaşlatmak zorunda kalmaktadırlar. Bu nedenle kayıplarını asgariye indirmek çabası içinde bulunan kuruluşlar, temel faaliyetlerine zarar ver¬meyecek bir tarzda izinlerin düzenlenmesini tercih etmektedirler. Bunun karşıtı olarak, işlerlerini zorunlu olarak kapatma politikalarından ileri gelen ve yıllık izinlerinin yaz aylarında yoğunlaşması sonucunu doğrudan uygulamalar da, sorunun değer boyutunu oluşturmaktadır. Böylece kitlelerin istedikleri zaman tatil yapmaları kısıtlı duruma gelmekte, birkaç yaz ayına sıkışıp kalmaktadır.
Yasalarca düzenlenen ücretli tatil olanağının önemli sorunlarından biri de, boş zaman olanağının ne zaman kullanılacağıdır. Çünkü turizm hareketlerinin mevsimlik özellik taşıması, özellikle yaz aylarında yoğunluk kazanması, turizm bireyleri yönünden olumsuz etkilerinin giderilmesi, ücretli izinlerden beklenen yararların tam sağlanabilmesi ve mevsimlik sorunların daha gerçekçi bir açıdan çözümlenebilmesi için tatillerin süre, zaman ve yer bakımından optimal dağılımının incelenmesi önem taşımaktadır. Diğer yandan, tatil turizminin. büyük ölçüde mevsimlerin etkisi altında kaldığı kabul edilmekte ise de, günümüzde kış aylarında düzenlenen paket tur uygulamaları ışığında, düşük fiyat politikası ile bunun giderilebileceği kanıtlanmaktadır.
Tatillerin kullanımı sorunu ve bunun zaman bakımından dağılımının ele alınmasını gerektiren en önemli husus tatillerin, diğer bir deyişle bireylerin sahip oldukları boş zamanların, endüstrideki gelişmeler sayesinde gittikçe artış göstermesidir.
Bugün olduğu kadar gelecekte de, tatillerin düzenlenmesi ve kul¬lanılması, turistik yoğunlaşmaya çözüm getirmek yönünden bir uygarlık sorunu olacaktır.
D- ÖGRETİMDE TATİL DÖNEMLERİ
Merkezi bir eğitim sisteminin getirmiş olduğu kısıtlamalar, eğitin çağındaki çocuğa sahip olan ailelerin öğretim dönemleri içinde tatil çıkmalarını olanaksız bir duruma getirmektedir. Çünkü, ortalama olarak ailelerin % 50'den fazlası okul çağındaki çocuklara sahip bulunmaktadır ve bu nedenle, tatillerini ancak okullarını kapalı olduğu dönemde kullan¬mak zorunda kalmaktadırlar. Bu zorunluluk, turizmin yaz mevsimi dışına yayılmasını engellemekte, ayrıca mevsim dışında uygulanan her türlü indirim ve fırsatlardan yararlanmayı olanaksız duruma sokmaktadır. Örneğin; Türkiye'de 15 milyondan fazla okul çağındaki çocukların aynı zamanda tatile çıkması, bunların bağlı oldukları ailelerin de aynı anda tatile çıkmaları sonucunu doğurmaktadır. Diğer ülkelerde de durum pek farklı değildir.
Türkiye'nin yönetim yapısı, eğitim-öğretim hayatının merkezi olarak yönetimini gerektirmektedir.' Örneğin, eğitim ve öğretimin başlangıç ve kapanış tarihleri, bütün ülke için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmektedir. Bunun sonucu olarak, milyonlarca okul öğrencisi tatillerine aynı gün ve saatte çıkmaktadırlar. Bu durum, tu¬rizmde zaman bakımından etkili bir yoğunlaşmaya neden olmaktadır.
E- PSIKOLOJIK FAKTÖRLER
Turizmin sosyalleşmesi sonucu, yeni kitleler turizmden pay almaya başlamış, bu kitlelerde yalnız yaz aylarında tatil yapabilecekleri düşünce¬si yerleşmiştir. Belirgin şekilde, temmuz, ağustos ve eylül aylarında yoğunlaşan tatil yapma arzusu, aslında büyük ölçüde yeni kitlelerin kendi¬lerine mal ettikleri bir prestij sorunu niteliğini kazanmıştır. Bu sorun tu¬rizm aristokratlarına karşı kıskançlık faktörü ile birleşmiş ve onların tatile çıkış zamanlarını aynen uygulama şeklinde ortaya çıkmıştır. Her yönüyle başkalarını taklit etmeye yönelik bu etken, yoğunlaşmayı körük1emiştir.
Diğer yandan yeni sosyal turistlerin sosyolojik alanda yeni endüstri toplumunun bireyleri olarak kendilerini oldukları gibi kabul ettirme istek¬lerinden dolayı, yaz ayları turistik yoğunlaşma dönemi olmaktadır. Yine bu tür davranışın ilginç yönlerinden biri de turistin tüketim için tüketim zevkini teşhir eden üst tabakadan bir kişiyi kendine örnek almaya çaba göstermesidir. Turistin günlük yaşantısıyla bir çelişki yaratan bu geçici gösteriş etkeninin, tatil yapma ya da turizme katılma konusunda yarattığı etkilerin boyutları her yönüyle geniş olmaktadır. Böylece turizm bireyleri¬ni ekonomik ve sosyolojik durumları gerçeği, bir "sosyal farklılaşma" veya "cezbedici bir abartma" psikolojisi nedeniyle tatillerin yaz aylarında yapılması yoğunluk kazanmaktadır.
F- TURİSTİK ÜRÜNÜN NİTELİGİ
Turistik ürünün, var olan turistik çekiciliklerini değerlendirilmesinden oluşması, bunlara olan talebin yarattığı yoğunlaşmayı da etkilemek¬tedir. Bu açıdan turistik ürün bileşimini yoğunlaşma açısından dört grup¬ta incelemek mümkündür.
- Plaj tatilleri : Bu ürün verileri, plaj etkinlikleri ve ihtiyaçları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Turistik ürün grupları içinde en önemlisi durumundadır. Gelecekte, diğer türdeki ürünlere meydan okumayı sürdürecek derecede üstün bulunmaktadır. Böylece bu nitelikteki ürün gruplarının neden olduğunu yoğunlaşma ön sırada gelmektedir.
- Kültürel ve doğal nitelikli turlar: Bu gruptaki turistik ürünlerin kapsamında, tarihsel, dinsel ve benzer nitelikli kentlere yapılan eğitim ve kültür turları, halkın genel yaşamını, sanatsal ve kültürel evrim¬lerini incelemeye yönelik turlar bulunmaktadır.
Doğal güzellikleri içeren veya kültürel nitelikli turlar, standart turlar şeklinde ele alınabilir. Antik kentler, yüksek bir yerde bulanan şahane bahçeler, milli parklar hedef alınarak yapılan turlar da turistik ürünün kültürel yönden yarattığı yoğunlaşmayı yansıtmaktadır. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus; plaj tatillerini tamamlayıcı şekilde içine alarak düzenlenen turlar ile, tek amacı kültürel ve bilimsel etkinlik olan turlar arasındaki basit ayırımın kesinlik kazanmasıdır. Birincisinde kültür, plaj tatillerini tamamlayan bir olaydır. Sonraki turlarda ise kültür, yer seçimine karar veren tek olgudur. Salt kültürel turların ise turistik yoğunlaşmadaki önemi daha azdır.
- Özel ilgi turları: Kültürel olarak düzenlenen turların gördüğü işlev gibi,plaj tatillerini tamamlayan özel ilgi ve etkinlik turları düzen¬lenebilir. Örneğin, sualtı dalgıçlığı veya vahşi yaşam fotoğrafçılığı v.b. gibi. Seçeneklere göre özel ilgi veya etkinliğin bir diğerini tamamlaması arzu edilen durumdur. Örneğin, golf ve mücevher alışverişi birbirini tamamlayıcı turistik ürünler olduğu ve birlikte tüketim olayı gerçekleştiği ölçüde turistik yoğunlaşmada etkili olduğu söylenebilir. Yine de az gelişmiş bir ürün grubu olduğu dikkat çekmektedir.
- Toplantılar - kongreler: Bu grup, ulusal veya uluslararası toplantıların tümünü içermektedir. Konferans, seminer sempozyum pazarındaki yoğun etkinlikler, bu türdeki etkinlikler için sağlanmış kolaylıkların merkezileştiği yerlerde toplanmaktadır. Fakat büyük ölçüde mevsim dışı bir özellik taşıdığı, bu nedenle kendi kapsamında bir yoğunlaşma olgusuna yol açtığı görülmektedir.
3- TURİSTİK YOĞUNLAŞMANIN SONUÇLARI
Turizm hareketlerinin zaman ve alan bakımından yoğunlaşması;
- Turistik tüketiciler,
- İşletmeler,
- Yönetimler açısından sonuçlar ortaya koymaktadır
Bu sonuçlar aşağıda incelenmiştir.
A- TÜKETİCİLER AÇISINDAN SONUÇLAR
Turizm hareketlerindeki yoğunlaşmanın, tüketiciler bakımından ortaya çıkardığı başlıca sonuçlar, iki temel grupta incelenebilir. Bunlardan birincisi tatile çıkanlar, yani efektif turistler açısından sonuçlar; ikincisi ise, tatile çıkmayan, diğer bir deyişle, turizm hareketlerine katılmayanlar açısından sonuçlar şeklindedir.
1- Tatile Çıkanlar Açısından Sonuçlar
Turistler bakımından sonuçlar şunlardır:
- Ulaştırma. araçlarında yüksek fiyat la seyahat etme zorunluluğu vardır.
- Turistik arz ve talep arasındaki dengesizlik, fiyatları yükseltmekte; bu, mevsimlik enflasyon yaratmaktadır.
. - Ulaştırma ve konaklama tesislerinin en dolu olduğu, hizmetlerin
gereği gibi yapılamadığı, rahatlık ortamının en az düzeye indiği zamanda turizme katılmak zorunluluğu ile karşı karşıya kalınmaktadır,
- Turistik mal ve hizmetlerin niteliğinde genel bir düşme görülmek¬tedir.
-Turizm istasyonlarındaki spekülasyonların arttığı bir dönemde tatil yapılması zorunluluğu vardır.
- Herkesin aynı zamanda, aynı yerlere gitmesi nedeniyle; garlarda, limanlarda, yollarında, havaalanlarında yoğunluk ve izdiham doruk noktasına ulaşmaktadır.
- Seyahat ve konaklama koşullarında güvensizlik ortaya çıkmakta, riskler artmaktadır. Diğer bir deyişle, trafiğin arttığı ve yol kazalarının en yüksek düzeye çıktığı bir dönemde seyahat etme durumu kaçınılmaz olmaktadır.
- Hizmetlerden yararlanmak için, turistik hizmetleri arz edenler önünde kuyruğa girme ve benzeri durumlar yüzünden zaman kayıpları büyük boyutlara ulaşmaktadır.
- Tatil maliyetleri yükselmektedir.
Yukarıda sıralanan bu sorunlar özellikle temmuz ve ağustos aylarında tatil yapmak isteyenlerin karışılacakları doğal sonuçlardır. İnatla bu aylarda tatile çıkmaya karar verenler, hep birlikte hareket etmekte ve dönmektedirler. Yollarda karşılaşmalar, birbirleriyle çarpışmalar, ağusto¬sun sağlığa zararlı sıcağında taşıt araçlarının yollarda oluşturduğu kon-voylar, aşırı sıcaktan rahatsızlanmalar, trafik tıkanıklığının yol açtığı zaman kayıpları, sinirlenmeler, akaryakıt israfı gibi olumsuzluklara rağmen, yaz aylarında tatil arzusu devam etmektedir. Buna demiryollarındaki ve havayollarındaki ek sorunlar da eklendiğinde, tatil yoğunlaşmasının turistler açısından sorunları açık bir şekilde ortaya çakmaktadır.
2- Tatile Çıkmayanlar Açısından Sonuçlar
Toplumda tatile çıkamayanlar; kitlelerin varlığı, sosyal dengesizliklerin ve huzursuzluklarına kaynak olabilir. Ayrıca, çağdaş turizm poli¬tikalarının temel ilkelerinden olan turizmin geniş kitlelere ulaştırılması hedefi büyük ölçüde başarısızlığa uğrayabilir. Çünkü fiziksel yorgunluğun giderilmesi, uygun biçimde dinlenme, ruh sağlığının sürdürülmesi doğadan daha çok yararlanma, eğlence olanakları gibi boş zaman etkin¬likleri, yoğunlaşma tarafından bir olanakları gibi boş zaman etkinlikleri, yoğunlaşma tarafından bir engellemeyle karşılanmaktadır. Böylece bu kitlelerde, tatil yapanlara karşı bir kıskançlık ve eksiklik duygusu ortaya çıkmaktadır.
B- IŞLETMELER AÇISINDAN SONUÇLAR
Turistik yoğunlaşmanın işletmeler açısından yarattığı sonuçlar, iki grupta incelenebilir. Bunlar; turistik olan işletmeler ve turistik olmayan işletmeler açısından yoğunlaşmanın etkilerinin belirlenmesidir.
1- Turistik İşletmeler Açısından Sonuçlar
Yoğunlaşma, özellikle kıyı turizmine yönelik turistik işletmelerin belirli yaz aylarında yoğun etkinlik göstermesine; yılın daha büyük bir dönemi için de tesislerde yararlanılamayan veya kısmen yararlanılan boş kapasitelerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Böylece, dolu mevsim¬lerde gerçekleştirilen satış ile, yılın diğer dönemlerinde gerçekleştirilen satış hacmi arasındaki fark, yatırımların kullanımından doğan ve işlet¬meler açısından olduğu kadar, ulusal ekonomi için de önemli ekonomik kayıplar oluşturmaktadır.
Bu durum, özellikle otelcilik sektörü bakımından önem taşımakta, bu tesisler turizm hareketlerinin yayılması ile doğrudan ilişki içinde bulun¬maktadırlar. Gerçekten çok sayıda tatil merkezinde kurulmuş olan oteller, sadece yılın belirli aylarında dolu olmaktadırlar. Bir oteldeki doluş oranında gerçekleşecek % 10'luk bir artış, net karında daha fazla oranda artışa neden olabilecektir. Aynı durum tatil yapanlar tarafından kullanılan konaklama tesislerinin tümü için de geçerli bulunmaktadır. Kampingler, spor merkezleri, boş zaman değerlendirme merkezleri, yüzme havuzları, gazinolar, alış veriş yerleri ve bu turizm istasyonlarındaki ortak donanım¬lar ve kamu hizmetlerini gören altyapı yatırımları da aynı şekilde etkilen¬mektedir. Çünkü her turizm merkezi, müşteri çekebilmek için, ağustos ayındaki yoğun talep süresince, yetersiz kalan donanımlarını maksimum düzeyde geliştirmeye çaba göstermektedir. Sosyal bakımdan, tıpkı para bakımdan olduğu gibi, havuzların veya spor merkezlerinin inşası, uygun yeşil alanların düzenlenmesi, yat limanlarının geliştirilmesi sadece yılın birkaç ayındaki kullanım için yapılmaktadır. Bu, kuşkusuz yerli halkın boş zamanlarını değerlendirmesi bakımından olumlu olacaktır ve yöre halkının oradan ayrılması veya göç etmesi. Gibi sorunları önleyecektir.
Sonuçta görülmektedir ki, turistik işletmelerle ilgili en büyük yoğunlaşma sorunu, karlılıklarının azalması noktasında odaklaşmaktadır. Bir yanda, uzun süre boş kalan ve kullanılmayan bir kapasitenin varlığı; diğer yanda ise, aynı kapasitenin yüksek mevsimdeki devrelerde ihtiyaçları kar¬şılamaktaki yetersizliği, turistik işletmelerin temel sorununu oluşturmaktadır.
Kaybedilen gecelemelerin bir maliyeti vardır ve bunlar büyük ölçüde otel işletmelerinin karlılığını azaltmaktadır. Olağan mevsimlik dal¬galanmalar, turist çeken ülkelerdeki turizm endüstrisinin en yoğun döne¬mindeki "talep" e göre çalışmasını gerektirmekte ve sönük dönemde endüstride bir atıl kapasite ortaya çıkmaktadır. Bu durum, turizm endüstrisinde "talep"in hangi dönemdeki büyüklüğüne göre yatırım yapılacağı konusunda sorunlar çıkarmaktadır. Çünkü, "yerimiz yoktur" yazısını kapılarına asarak, tatile çıkan çok sayıda turisti geri çeviren işlet¬meler; bir başka dönemde tesislerine müşteri çekebilmek için sürekli çaba sarf etmek zorunda kalmaktadırlar.
Mevsimlik yoğunlaşmasının yarattığı sorunlardan bir de, turizm endüstrisindeki işgücü kullanımının durumudur. İstihdam yönünden de, turizm işletmelerinin turistik yoğunlaşmadan etkilendikleri görülmektedir. Yoğun mevsim boyunca, nitelikli personeli ihtiyaç gösteren sektör işlet¬meleri, diğer aylarda bu personeli işten çıkarmak zorunda kalmaktadır. Daha genel bir yaklaşımla, turizmdeki istihdamın mevsimlik olması, tu¬rizm endüstrisinde çalışanların ölü mevsimde iş bulma olanaklarını kısıtla¬maktadır. Çünkü, turizm alanında uzmanlaşmış kişilerin kış mevsiminde çalışma olanakları oldukça sınırlıdır. Bu kişilerin özellikleri göz önünde tutulduğunda, bir başka alanda istihdam edilmelerinin güçlüğü kabul edile¬cektir. Bundan başka,büyük turistik otellerin çoğunluğu, nisan başı ile ekim ayı ortasındaki süre içinde açık bulunmaktadırlar. Bu ise, personelin bir başka yerde iş bulmak için yeterli zamanının olmamasına yol açmak¬tadır. Bu nedenlerden dolayı, özellikle mevsimlik turistik işletmelerde aşağıdaki personel sorunları ortaya çıkmaktadır.
- Nitelikli personel, geçici bir faaliyet için işe ciddiyetle bağlanamamaktadır. ¬
- İşler, mevsimin çok sınırlı bir döneminde, hatla haftanın belirli günlerinde yoğunlaştığı için personel çoğunlukla tembelleşmekte; asıl iş zamanında ve günlerinde işlerini gereği gibi yapmamaktadır.
- İş, geçici olduğu için talep edilen ücretler, devamlı olan işlet¬melerindeki ücretlere oranla yüksek olmaktadır. Bu durum, karlılığı olumsuz yönde etkilemektedir.
- Önemli sorunlardan biri de, hizmetlerin personel arasında dağıtımında ortaya çıkmaktadır. Çünkü, müşteri ile doğrudan ilişkili bulu¬nan personelin bahşiş nedeniyle daha fazla kazanç sağlaması mümkündür. Bu nedenle geri hizmetlerde çalışmak, personel açısından çekici değildir. Bu sakınca, geri hizmet personeline daha yüksek ücret ödemek suretiyle giderilebilir.
Aynı sorunu, turistik ulaşım araçları yönünden de ortaya koymak gerekmektedir. Kara ve deniz ulaşımı, 'yoğunlaşmadan oldukça etkilen¬mektedir. Özellikle artan ek kazalar, Yoğunlaşmaya bağlı olarak ciddi sorunlar yaratmaktadır. Tatillerin düzenlenmesi, daha doğrusu yayılması sağlanamazsa, yoğunlaşmaya bağlı sorunların artması kaçınılmaz ola-caktır. Eğer ulaşım türleri birer turistik işletme olarak kabul edilecek olur¬sa, bunların turistik yoğunlaşma dolayısıyla karşı karşıya kaldıkları sorun¬lar vardır. Ayrıca bunların her ulaşım türü bakımından kendine özgü nite¬lik taşıması da çözümü güç durumlar yaratmaktadır. Dolayısıyla bu faaliyet alanındaki işletmeler, yoğunlaşmanın yarattığı güçlü talep nedeniyle aşırı baskı karşısında kalmaktadır.
2. Turistik Olmayan İşletmeler Açısından Sonuçlar
Yaz aylarında endüstriyel üretimin azalması yoğunlaşmanın
yarattığı sonuçların en önemlisidir. Bu durum turistik işletmelerdeki yük¬sek doluluk olayının tam karşıtı olmaktadır. Genel olarak endüstriyel üre¬timin azalışı yani kapasite kullanım oranındaki düşüş gözle görülür biçimde belirgin olmaktadır.
C- YÖNETİMLER AÇISINDAN SONUÇLAR
Turistik yoğunlaşma, işletme ve tüketici düzeyinde yarattığı sonuçlar kadar, yönetimler" açısından da çözüm gerektiren sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar zaman zaman kamu yönetimini ilgilendirmekte, ancak yerel yönetimlerin sorumluluğuna girenler de küçümsenmeyecek boyutlarda bulunmaktadır. Yönetimlerin ayrı ayrı veya ortaklaşa çözmek zorunda kaldıkları sonuçlar şunlardır:
- Ekonomik sonuçlar
- Çevresel sonuçlar
- Spekülatif sonuçlar
Aşağıda bu sonuçlar ayrı ayrı incelenmiştir.
1- Ekonomik Sonuçlar
Turistik yoğunlaşma, en belirgin ekonomik etkisini enflasyon yaratarak göstermektedir. Gerek ekonomideki çoğaltıcı niteliği, gerekse de mevsimlik özelliği ile turizm, enflasyonun gelişmesine yol açmaktadır.Belirli bir mevsim içinde kitlelerin akın halinde geldikleri yörelerde arzın aynı oranda gelişmemesini enflasyona neden olmaktadır. Aynı şekilde, turistik tüketim ve harcamaların yılın belirli aylarında yoğunlaşması fiyat¬lar üzerinde önemli bir artışın kaynağı olmaktadır. Bu fiyat artışı başlıca üç yönden gelişmektedir.
- Turistik talebin birdenbire ve hızlı bir şekilde artması,
- Turistik mal ve hizmetlerin maliyetlerinin yükselmesi,
- Ülkeye gelen turistlerle, yerli halkın yakın ilişkisi nedeniyle yerli halkın tüketim eğilimlerinde ortaya çıkan değişimler
Böylece, turizm faaliyetlerinin en canlı olduğu yüksek mevsimde, turistik mal ve hizmet fiyatları yükselmekte ve bu yüksek fiyatlar gelecek yılda da, yeni artışlar için temel oluşturmaktadır.
Turist kabul eden ülkede gözlenen bu fiyat yükselmeleri, her şeyden önce o ülkenin uluslararası turizm pazarında sahip olduğu payı ve ilgiyi azaltma yönünde etkilemektedir. Her ne kadar, tatil geçirilecek ülkenin seçiminde fiyat tek etken değilse de; fiyatları düşük olan bir ülke, turist¬lerin ve tur operatörlerinin programlarına kolaylıkla girebilmektedir. Çünkü, tur operatörleri düzenledikleri tur programlarına tüm gezi mas¬raflarını kapsayan tek fiyat vermektedirler. Dolayısıyla, turun düzen¬leneceği ülkenin ucuz fiyat sunması, turistik talebi özendirici en önemli faktör olmaktadır.
Turist çekmek isteyen gelişme yolundaki bir ülke, özellikle ulaşım ve konaklama giderleri yönünden elverişsiz durumunu gidermek ve tu¬rizm pazarlarındaki rakiplerinden daha elverişli bir durum kazanabilmek için, yoğunlaşmanın yarattığı fiyat yükselmelerini yani enflasyonu kontrol etmek zorundadır.
Belirli bir mevsimde, belirli bir yöreye gelen turistler genellikle çok değişik tüketimlerde bulunmak eğilimindedirler. Bu nedenle, turistik yoğunlaşmanın neden olduğu fiyat yükselmelerinin oluşumu dönemler halinde şöyle izlenebilir:
- 1. dönem: arz, talebi karşılayacak niteliktedir.
- 2. dönem: talep, arzı aşmaya başlar.
- 3. dönem: talep artmaya devam etmektedir, işletmeler fiyatlarını artırmaya başlar.
- 4. dönem: bu artışla birlikte, arz sahipleri gelirlerini arttırma eylemine girerler.
- 5.dönem: geliri artan arz sahipleri tüketici durumuna girerler, bu ise, arzım daha da pahalılaşmasına yol açar, pazarlama zorlaşır.
-6. dönem: arz, yeni yatırımlarla artar veya talep başka yörelere, başka ülkelere kaymaya başlar. Bu durumda kamu yöneticileri etkinlik¬lerini fiyat denetimi fiyatların dondurulması gibi önlemlerle arttırmaya girişseler de sonuç her zaman başarılı olmaz.
-7. dönem: arzın oluştuğu yörede oturanlar fiyatların artışı, ücret¬lerin yükseltilmesi çabasına girerler, bu da enflasyonist baskıyı artırır.
Turistik yoğunlaşmanın yarattığı enflasyon etkisi yanında, bölge ekonomisi üzerinde de önemli etkileri olmaktadır. Böyle bir etkiyi, tarımsal yapıdan çıkarak turizme açılan ve turizm bakımından hızla gelişen bölgelerde izlemek mümkündür. Fakat bunun anlamı, turizme açılan ve turizm bakımından da gelişen bir bölgenin ekonomik bakımdan da gelişmesi demek değildir. Gerçekte az gelişmiş ülkeler, turistik çekici¬liklerine rağmen yine fakir kalmaktadırlar. Kuşkusuz turizm olmasaydı. daha da fakir olacaklardı. Fakat turizm, bu fakirliğe ve durgunluğa yeni bir dengesizlik getirmektedir.
Turistik yoğunlaşmanın ekonomik yapıda çıkardığı dengesizlik, özel¬likle turistik merkezde demografik yoğunluğun iki boyutu görülmektedir.
- Birincisi, turistik merkeze gelen turistlerin ihtiyaç yarattığı yeni hizmet personelinin çevredeki tarımsal alanlardan turizm alanına kay¬ması,
- İkincisi ise, turistik merkeze gelen turistlerle yerli nüfus hacmine yeni bir kitlenin eklenmiş olmasıdır.
Bu aşamadan sonra, turistik yoğunlaşmanın ekonomik etkileri belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başlar. Üç aşama halinde ifade edilebilecek olan bu etkiler şunlardır:
Birinci aşama;
- Turistik yatırımların plansız, düzensiz ve rastlantılara bağlı olarak denetimsiz bir şekilde yapılması,
- Yerleşim planlarının uygulanmaması,
- Arazi fiyatlarındaki düşüklük nedeniyle hızla inşa edilen tesislerin,gecekonduların, niteliksiz kampların bölgeyi çirkinleştirmesi.
İkinci aşama;
- Arazi fiyatlarının yükselmesi,
- Spekülatif faaliyetlerin başlaması,
- Gerçekten turizme hizmet vermekten uzak, fakat "turistik" adı altındaki başarısız yatırımların çoğalması,
- Arazi paylaşımının gelişigüzel yapılması; sonuçta lüks villaların, gecekonduların, barların ve niteliksiz kampların yan yana sıralanması,
Üçüncü aşama ise;
ilk iki aşamadaki gelişmeler sonucu ortaya çıkan anarşi, her alan¬ da dengesizlik ve çevre sorunları.
2. çevresel Sonuçlar
Turistik yoğunlaşmanın çevre sorunları yaratması, büyük ölçüde fiziksel tahrip olayına neden olması şeklinde ifade edilebilir. Özellikle yoğun turizm akımına uğrayan yörelerdeki fiziksel tahrip olayının yansıra, reklam amaçlı panoların, zevksiz ve düzensiz inşaatın yarattığı çirkinlik¬ler başlıca çevre sorunları arasında bulunmaktadır. Ayrıca aşırı turistik akım, aşağıdaki zararlı sonuçlara yol açabilir:
- Koruyucu ve güzelleştirici rol oynayan yeşil olanların tahrip edilmesi,
- Motorlu deniz araçlarının kullanımı ve balık avcılığının yayılması suretiyle suyun zenginliklerinin azalması,
- Dağ yollarının ve doğal su kaynaklarının bozulması,
- Gittikçe yoğunlaşan turizm trafiği nedeniyle kara av hayvanlarının ve vahşi hayvanların doğal yaşamlarının tehlikeye girmesi,
- Avlanma nedeniyle kuşların ve diğer uçan hayvan kaynaklarının azalması,
- Göl ve deniz sularında kirliliğin artması.
Yukarıdaki olumsuz durumlar, turistik talebin fazla olduğu kıyı şeridindeki, yahut dağlık yerlerdeki turistik yörelerde özellikle dikkat çeki¬ci yoğunluğa ulaşmaktadır. Bu noktadan hareketle, örneğin; Akdeniz kıyısındaki ülkelerin dünya turizm hareketlerinin yaklaşık yarısını kap¬saması nedeniyle, atıklarını denize döken tankerler ve sanayi kuruluşları kadar doğal çevreye zarar verdiği savunulmaktadır. Dolayısıyla, turistik, merkezler ortaya koydukları çevre kirlenmesi ile büyük bir tehlike kaynağı oluşturmaktadırlar. Bu tehlike, yoğunlaşmanın en üst düzeyde olduğu temmuz ve ağustos aylarında doruk noktasına ulaşmaktadır.
Diğer taraftan, turistik yörelerin doğal görünümleriyle bütünleşmeyen bir mimarlık biçiminin uygulanması da, doğal ve sosyal çevre koşullarıyla çeliştiği gibi, kirlenmeye de yol açmaktadır. Kıyılarda¬ki beton yapılar; doğal ortamda kabul edilmeyecek bir kargaşa görüntüsü sergilemektedirler.
Böylece turistik yoğunlaşma, doğal çevrenin tahribi, peyzajın bayağılaşması, çevreye atıkların yayılması, hava ve su kirlenmesi gibi, başlıca çevre sorunlarını ortaya koymaktadır.
3. Spekülatif Sonuçlar
Turistik tüketimin bir alan içinde gerçekleşmesi, sonunda arazi ile ilgili sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Alanın değer kazan¬ması, olumlu bir gelişimin sonucu olmasına rağmen, arazinin spekülatif faaliyetlerin temel elemanı olması önlenememektedir. Böylece aşağıdaki çok yönlü sorunların ortaya çıkması, turistik yoğunlaşmanın bir başka sonucu olmaktadır.
- Spekülasyon, bölgede kurulacak ve turizme hizmet vermeyi amaçlayan gerçek turizm işletmelerinin kuruluş maliyetini yükseltmekte, dolayısıyla yatırım ve girişim heveslerinin azalmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra, teşebbüslerin çoğu bir spekülasyon fırsatından yararlan¬mak amacıyla kurulmuş oldukları için otelcilik sektörünü kendilerine meslek kabul etmiş olan gerçek otelcilik işletmelerinin karlılıklarını azalt¬mak gibi olumsuz etki göstermektedir.
- Spekülasyon, sosyal turizme hizmet verecek tesislerin kurulmasını . engelleyici yönde etki yapmaktadır.
- Spekülasyon, arazilerin büyük ölçüde emlak komisyoncularının elinde toplanmasına yol açmaktadır.
- Spekülasyon, arazi fiyatlarının çok yüksek olduğu yerlerden orta sınıfın kaçması ve çok pahalı yatırımlar yapacak kitleyi çekmesi sonucunu doğurmaktadır. Turistik alan adeta bir sanatçılar, bankerler, milyarderler beldesi haline gelmektedir.
4 - TURİSTİK YOĞUNLAŞMAYI GİDERİCİ ÇÖZÜMLER
Turistik yoğunlaşmaya bir çözüm getirilerek, ortaya koyduğu olum¬suz sonuçların giderilmesi günümüze kadar turizm endüstrisinin ve yet¬kililerin başlıca uğraş konularından biri olmuştur. Ancak alınan mesa¬fenin, sorunun boyutlarıyla orantılı olduğunu söylemek henüz mümkün değildir. Turizmin yapısal özelliklerinden ileri gelen engeller kadar, diğer bazı çözüm güçlüklerinin de giderilemez olması, yoğunlaşmanın uzun bir süre daha süreceğini göstermektedir.
Yoğunlaşma olgusuna çözüm getirilmesi, onu yaratan nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla doğrudan bağıntılı bulunmaktadır. Doğal çevrenin ve iklim koşullarının değiştirilmesi olanaksız olduğuna göre; diğer faktör¬lerden özellikle iş hayatında ve öğretim düzeninde uygulanan tatillerin ayarlanması, turistik ürün ve psikolojik faktörler üzerinde değişiklikler yapılması gerekmektedir. Bu bakımdan, turistik yoğunlaşmanın gider¬ilmesi hakkındaki çözüm politikaları, tatillerin zaman ve alan bakımından yayılması üzerinde yoğunlaşmakta, sosyal turizmin geliştirilmesinin de etkili olacağı düşünülmektedir.
A- TATİLLERİN ZAMAN İÇİNDE YAYILMASI
Tatillerin yayılması, turizm çevrelerinin bütünü tarafından uzun zamandan beri üzerinde durulan bir çözümdür ve dünyada turizmin gele¬cekteki gelişmesini belirleyecek önemli konular arasındadır. O halde yapılacak ilk işlerden biri, tatillerin zaman yönünden yayılmasını gerçek¬leştirmektir. Çünkü, tatil zamanının seçimi yönünden zorunlu koşullara bağlı olmayan bir kitlenin büyüklüğü küçümsenmeyecek hacimde bulun¬maktadır. Üçüncü yaş grubunun giderek genişlemesi; ilk ve orta öğretim çağında çocuğa sahip olmayan ailelerin sayısı, işletmelerin yüksek mevsim dışında daha fazla izin verme eğilimleri gibi faktörler, büyük bir nüfus diliminin yoğunlaşma dışında kalmasını sağlayacak nitelikte bulun¬maktadır. Oysa bu nüfus dilimindeki kitle de, tatillerini diğer gurupların tatile çıktığı yüksek mevsimde kullanmaktadır. Dikkatli bir değerlendirme bunların yoğunlaşmadaki etkinliğini açıklayacak rasyonel nedenlerin bulunmadığını ortaya koymaktadır. Ancak, psikolojik faktörlerin yön-lendirdiği yaz ayları geleneğinin kitlelerde yerleşmesiyle bu durumun açıklanması mümkündür. Özellikle kalabalıkta bulunma arzusunun yarattığı bir baskı söz konusudur.
İlk aşamada, tatil yoğunlaşmasının haziran-eylül aylarına kaydırılması önem taşımaktadır. İklim ve doğal koşulların elverişliliği ölçüsünde mayıs ve ekim ayları da bu konuda zamansal yayılmaya uygun olan aylardır. Özellikle, Türkiye gibi tatillerin dinlendirici özelliklerinden yararlanma süresinin daha uzun olduğu ülkelerde, tatillerin zaman bakımından yayılması politikasının başarı şansı her zaman mümkündür.
Tatillerin zaman içinde yayılması, işletmeler, okullar,sağlık ve din¬lenme açısından ele alınabilir.
1- İşletmeler Açısından Tatillerin Yayılması
İşletmelerde tatil zamanlarının bölümlendirilerek yılın diğer aylarına ve diğer mevsimlere dağıtılması, böylece ücretli tatillerin kullanıldığı zamanlarda işletme faaliyetlerinin durdurulmaması önem taşımaktadır. Her ne kadar, bakım ve onarımlar yönünden belli bir süre işletmenin faaliyetlerindeki duraklama yararlı ise de, yıllık izin sürelerinin giderek artış göstermesi işletmeler aleyhine bir durum yaratmaktadır. Özellikle bu devredeki uzun süreli kapanmaların stok ile üretim maliyetlerinin artışı gibi önemli finansal kayıplara neden olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, ücretli tatil zamanlarının hem aynı işletmenin çalışanları yönünden, hem de sektörler bakımından değişik aylara dağıtılması zorunluluğu vardır.
Tatillerin zaman içinde yayılması, işletmeler ve çalışanlar yönünden birçok yarar sağlaması söz konusudur.
- Finansal yönden; İşletmenin geçici kapanması dolayısıyla; tüm ücretlerin ve tatil ödemelerinin bir anda yapılmasının gerektirdiği finansal yük azalmaktadır. Ücret ve tatil için yapılan ödemelerin, çok daha geniş bir zaman içinde yapılması, işletmeye ödeme rahatlığı ve kolaylığı sağlamaktadır.
- Ticari yönden; işletmenin kapatılmadan faaliyetlerini sürdürme¬si, pazarlarda sürekliliğini sağlamaktadır. Özellikle ihracata yönelik işlet¬melerin bundan sağladığı yararlar büyük olmaktadır. Ayrıca, satış sonrası hizmetlerin de sürekliliği, müşterilerle ilişkilerin iyi olmasına yol açmak¬tadır.
- Sosyal yönden; tatillerin yayılması işletme personelinin isteyip de gerçekleştiremediği tatil zamanının seçme olanağı sağlamaktadır. Değişik zamanlarda ve parçalı tatil yapmak suretiyle, değişik eğlence ve dinlenme olanaklarından yararlanma fırsatı doğmaktadır.
2. Okullar Açısından Tatillerin Yayılması
Eğitim-öğretim süreci tatil dönemlerinin uzatılmasına olanak ver¬memektedir. Bu nedenle, okulların tatil sürelerini artırmak suretiyle yoğunlaşma olayına çözüm getirilmesi zor bir konudur. Ancak öğretimde¬ki tatil devrelerinin, ülkedeki bölgesel koşullara ve iklim durumlarına göre birbirinden farklı şekilde, fakat birbirini izleyen devreler halinde uygulan-ması mümkündür. Özellikle çok farklı bölgelere ve iklim koşullarına sahip olan ülkelerde turistik yoğunlaşma önemli ölçüde azaltabilir.
3. Dinlenme ve Sağlık Açısından Tatillerin Yayılması
Tatiller bir kısım insan için dinlenme, bir kısım insanlar için eğlence fırsatı yarattığından; dinlenme ve eğlence ise her mevsimde mümkün olduğundan, tatillerin bir kısmının yaz ayları dışına ve değişik bölgelere çekilmesi olanağı vardır. Ancak eğlence faktörünün etkinliğini ve çeşitliliğini dikkate almak, turistik tesis ve bölgelerin yüksek mevsim dışında da dinlenme ve eğlence olanakları sağlayacak şekilde donatmak zorunluluğu vardır.
Bu bakımdan uygulanabilecek seçenekler çok çeşitlidir. Tatillerin bu ilkeden hareketle yayılması için dağlara, kayak ve kış sporlarına yönelmesi öncelik taşımaktadır. Haziran-eylül .arası dönemde, yani dağ ikliminin çekici olduğu dönemde buraların geniş bir tanıtımı çok büyük yararlar sağlayacaktır. İyi bir tanıtmanın değişik bir tatil imajı vermek suretiyle başarıya ulaşması mümkündür. Yaz aylarında kentliler kirli havanın sıkıcı sıcağından her rahatsız oluşlarında, kitle iletişim araçları bir başka serinliği, yani Akdeniz kıyılarını değil, dağlardaki sağlığa yararlı bir dinlendirici havanın serinliğini, güzelliğini savunmalıdırlar.
Ayrıca tip bilimi de, tatillerin zaman bakımından yayılmasına katkıda bulunabilir. Çünkü kış aylarının yoğun çalışma devresi olduğu, çevre kirlenmesinin büyük boyutlara ulaştığı, gürültü faktörlerinin en yük¬sek düzeyde olduğu aylardır. Tıp bilimi, sağlık nedenleri ön plana geti¬rerek tatillerin sonbahar ve kış aylarına kaydırılması konusunu kitlelere yansıtabilir. Böylece, sağlık amaçlarının ön plana gelmesiyle, kitlelerde ortaklaşa olmuş yaz aylarında tatillerin kölesi olma durumu geniş ölçüde azaltılabilir. Temmuz ve ağustos aylarındaki güneşin, tatil için bir tercih nedeni olmasının yanıltıcı olduğunun gün geçtikçe kitleler tarafından daha iyi anlaşılması da, turistik yoğunlaşmayı azaltıcı bir faktör olmak¬tadır. İnsanların gerek sağlık ve dinlenme ihtiyaçları açısından; her mevsim doğanın, yeşilliklerin, temiz ve dinlendirici havanın, kış mevsi¬minde güneşin, yaz mevsiminde ise serinliğin teşvik edilmesi sağlan¬malıdır.
B- TATILLERIN ALAN İÇİNDE YAYILMASI
Tatillerin alan içinde yayılması, belirli ve alışılmış turistik merkez¬lerdeki yoğunlaşmanın giderilmesini hedef almaktadır. Genellikle plajların bulunduğu deniz kıyısındaki merkezler alan yoğunlaşmasına neden olduğu için, kitlelerin bunun dışındaki yörelere çekilmesini sorunun temel noktasıdır. Dağların, yeşil kır alanlarının, balıklarla dolu nehir kıyılarının, ormanlık bölgelerin, alan bakımından turizm hareketlerini yaymak gibi işlevleri bulunmaktadır. Bu gibi yörelerin çekiciliklerinin arttırılması, yeni turistik bölgelerin hizmete sunularak buralarda farklı fiyat, ulaşım ve yatırım politikaları uygulamak suretiyle tatillerin alansal bakımdan yayılması mümkün olabilir. Kış sporları ve kırsal tatil olanaklarının, yeni merkezler açılarak geliştirilmesi, coğrafi bir alan üzerinde tatillerin yayılmasına katkı sağlayacaktır.
Aynı amaca hizmet etmek bakımından, arazi kullanımlarının yeniden düzenlenmesi ve sonuçta turizme yararlı arazilerin saptanarak, turizm geliştirme planlarında bunlara yer verilmesi, tatillerin alan üzerinde yayılmasını sağlayacaktır.
C- SOSYAL TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ
Sosyal turizm, bilindiği gibi, iktisaden zayıf sosyal sınıfların turizme katılma olayı ve bunun yarattığı olay ve ilişkilerin tümüdür. Günümüzde genel turizm politikaları içinde sosyal turizmin yeri genişlemektedir. Toplumların gelişmesi, gelir düzeylerini yükselmesi, ekonomik ve sosyal politikaların toplumun tüm kesitlerine yönelik hazırlanması, turizm poli¬tikalarının boyutlarını da buna paralel olarak genişletmektedir. Bu yönlü gelişme, son zamanlarda daha da hız kazanmış, turizm politikaları çoğunlukla turizmi sosyal nitelikleriyle daha fazla ele almaya başlamıştır. Böylece çağdaş turizm politikasının temelinde yer alan başlıca amaçlarla, sosyal turizm hedeflerinin bir bütünleşme sürecinde olduğu görülmekte¬dir. Turizm politikasının başlıca boyutlarından biri; turizm sektörünün ekonomik kalkınmaya ve sanayileşmeye yardımcı bir sektör olarak döviz sağlayıcı etkisinden yararlanmak gibi ekonomik bir boyut; diğeri de ülke içindeki tüm toplumsal kitleleri tatil yapma olanaklarına kavuşturmak, dinlenmiş insanlar toplumu yaratmak gibi sosyal bir boyut olmaktadır.
Her iki boyutta hedeflerin gerçekleştirilmesi aşamasında, turistik yoğunlaşmanın giderilmesi amacıyla, sosyal turizmden yararlanılması mümkündür. Çünkü iktisadi güçleri sınırlı kitlelere farklı zaman dilim¬lerinde yeni turistik yörelerin sunulması, buralarda daha ucuz ve uzun süre tatil olanaklarının verilmesi suretiyle yoğunlaşma büyük ölçüde azaltılabilir.
1- TURİSTİK YOĞUNLAŞMA KAVRAMI VE KAPSAMI
Turistik yoğunlaşma, turizm talebinin belli bir zaman parçasında ya da mevsimde veya belli yörelerde yoğunlaşması anlamını taşımaktadır. Turistik talepte yoğunlaşmayı sağlayan başlıca nedenlerden biri, turistin günlük yaşamın dışındaki yerleri, kendisine sunulan zaman parçasında araması olmak¬tadır. Bu aşamada mevsimlik faktör, turistik yoğunlaşmasının temel öğelerinden biridir.
Dünyadaki birçok ekonomik etkinliğin temelinde mevsim fak¬törünün küçümsenmeyecek bir etkisi vardır. Bu etkiyi turizm hareket¬lerinde de görmek mümkündür. Tur düzenleyicileri, hava, deniz ve kara taşımacılığı, oteller gibi turistik işletmelerin işlevleri ile turizm hareketleri ya da aya belirgin bir dalgalanma göstermektedir. Mevsim faktörü turis¬tik donanımın ve personelin yetersiz ve verimsiz kullanımına yol açmak¬tadır.
Turistik eğilimlerdeki ve diğer ekonomik ilişkilerdeki hızlı değişimler, bireylerin tutum ve davranışlarının yılın mevsimlerine göre değişiklik göstermesine neden olmaktadır. Bilindiği gibi yıl boyunca değişik iklim türlerine rastlanmakta ve bunlar her yılın belirli aylarında, iş alanlarının ve boş zamanları etkilemektedir. "Doğal mevsimlik yoğunlaşma" nın varlığı ve etkileri kesindir. Bunun yanı sıra; okulların işyerlerinin tatilleri ile yılın belirli zamanlarındaki bayram ve diğer olay¬ların yarattığı "kurumsal mevsimlik yoğunlaşma" olayı vardır. Aynı şekilde, bazı festival ve etkinliklerin tarihleri değişkenlik gösterdiği için, belirgin aylara olan etkisi yıldan yıla değişim göstermektedir. Yeni araba modellerinin piyasaya sürülmesi, yılbaşı indirimli satışları, uçak biletleri ve turizm hizmetlerindeki indirimli fiyatlar gibi bazı ekonomik ye sosyolojik faktörler de yoğunlaşma olayının belirgin elemanları olmaktadır.
Son yıllarda iktisatçılar, istatistikçiler ve işletmeciler, birçok alanda¬ki etkinliklerde mevsimlik faktörün önemini kabul etmişlerdir. Turizm hareketleri, turizmle ilgili diğer etkinlikler, sektörel işletmeler, turistler mevsimlik yoğunlaşmadan çok etkilenmektedirler. Bazı turistik bölgeler "yüksek sezon'a" (dolu mevsim) sahip bulunmakta, yılın geri kalan kısmında ise sönük kalmaktadırlar. Diğer bölgelerde ise, birden fazla "yük¬sek mevsim", "ara mevsim", "ölü mevsim" geçirilmektedir. Bu olgu çer¬çevesinde, turistik mevsimlik Yoğunlaşmanın varlığına ve diğer saptana¬bilir faktörlere dayanak; turistlerin geliş ve gidişleri, konakladıkları yatak sayısı ve yaptıkları geceleme miktarı, oteller ve turizm endüstrisinin diğer kollarındaki istihdam hacmi, mevsimden mevsime, hatta aydan aya dal¬galanmalar göstermektedir. Böylece bu dalgalanmaların ortaya çıkardığı turistik yoğunlaşma olayının bilinmesi ve ölçülmesi önem taşımaktadır.
Turistik yoğunlaşmanın belirlenmesinde, değişik olayların göz önüne alınması söz konusudur. Bu olayların, aynı zamanda turistik yoğun¬laşmanın tamamlayıcı elemanları olarak göz önünde tutulması gereklidir.
a) Bunlardan birincisi, turistik yoğunlaşmanın, her yıl aynı zamanlarda oluşmasını sağlayan" mevsimlik" etki olayıdır. Mevsimlik yoğunlaşmayı sağlayan gelişme, belirgin aylardaki turistik etkinliklerin artışı ve diğer aylardaki azalışı şeklinde oluşan yıl içindeki dönemselliktir. Buna ek mevsimlik denir (additive seasonality). Ayrıca, turistik etkinliklerin yüksek mevsimde, belli bir yüzde oranında çoğalmasını veya yıllık uygun bir yüzde ile azalmasını gerçekleştiren mevsimlik etki de bulun¬maktadır. Buna çarpan mevsimlik adı verilir, (multiplicative seasonaıity).
b) Turistik yoğunlaşmada ikinci eleman, "takvim etkileri"dir.Her yıl belli değişiklerle yıllık takvimde ortaya çıkan turistik motivasyonlar, birçok düzenli istatistiksel dizinin aylık verilerinde farklılaşmalara neden olmaktadır. Bunlardan özellikle "tarih değişiklikleri" önem taşımak-tadır. Örneğin, bayram günleri olarak önem taşıyan Kurban ve Ramazan bayramlarının tarihlerindeki değişiklikler; ya da dolu mevsim, ölü mevsim fiyatlarında, ulaşım bilet satışlarında veya konaklama fiyatlarındaki bek¬lenmedik ayarlamalar, bunlar arasında sayılabilir.
Diğer yandan, "ticaret günü etkileri" haftanın günlerine bağlı olarak oluşan farklılıklar yaratmaktadır. Çünkü birçok kişisel etkinlikler, haftanın yedi gününde değişiklik göstermektedir. Hafta içi ile hafta sonu etkinlikleri arasında fark bulunmaktadır. Bu nedenle, bir aydaki cumarte¬si ve pazar günlerinin sayısı, gelecek yılın aynı ayına kıyasla, aylık toplam turist varışlarını veya turistlerin geceleme sayılarını etkileyecektir. Çünkü birçok kişisel etkinlik, haftanın yedi gününde değişiklik göstermektedir. Hafta içi ile hafta sonu etkinlikleri arasında fark bulunmaktadır. Bu nedenle, bir aydaki cumartesi ve pazar günlerinin sayısı, gelecek yılın aynı ayına kıyasla, aylık toplam turist varışlarını veya turistlerin geceleme sayılarını etkileyecektir. Çünkü; bir turist kaynağından haftada bir uçak veya vapur seferi varsayıldığında, belli bir takvim ayında dört veya beş grubun gelmesi söz konusudur. Bu durumda, ticaret günü etkisi, aylık yoğunlaşma üzerinde % 20 -20 ile +25 arasında bir değişimle aynı ayın diğer yıllarındaki durumu ile farklılıklar yaratabilir.
Turistik etkinlikler haftanın günleri arasında fazla bir değişiklik göstermese bile, aylık süre değişimleri, etkinliklerin aylık hacmini azalt¬makta veya çoğaltmaktadır. Örneğin; şubat ayındaki etkinlikler ocak ayında % 10 daha az olacaktır. Çünkü 1 ocak ayı 31 gün çekerken, şubat ayı 28 günden oluşmaktadır.
Bu nedenle, değişik ayların mevsimlik yoğunlaşmasını, ay süresi bakımından standartlaştırılmış mevsimlik faktörler çerçevesinde karşılaştırmak daha uygun düşmektedir.
c) Üçüncü tamamlayıcı eleman, mevsimlik niteliği olmayan siste¬matik büyüme veya azalma olarak belirtilen "trend-devre etkisi" (dönemsel konjonktür eğilimi) faktörüdür. Bunu kendi içinde oluşan üç ayrı değişkenle incelemek mümkündür.
i) Birincisi, gelişim terindi değişkenidir. Turist kaynağı ülke¬lerdeki nüfus artışı ve gelir durumundaki değişmeler, teknolojik yenilikler ve pazarlama alanındaki gelişmeler, gidilecek yerlere ait tur ve seyahat tiplerinin fiyatları, nüfusun değişik kesimlerinin turizme karşı olan ilgi¬lerinin artması, gelişim trendinin kapsamında bulunmaktadır.
ii) ikincisi ise ekonomik devreler değişkenidir. Endüstrileşmiş ülkelerin ekonomilerindeki gelir, yatırım, faiz gibi bilinen, birkaç yıllık dönemlerdeki küçümsenmeyecek azalmalar veya yükselmeler gösterebilir. Sektörlerdeki kısa süreli durgunluklar veya canlanmalar, fiyatlardaki artışlar, ulusların ekonomilerinde değişikliklere neden olabilir. Olumlu veya olumsuz yönde ortaya çıkan bu ekonomik devrelere bağlı olarak turist akımları ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde yıl boyunca düzenlenen festivaller, çeşitli gösteriler, spor etkinlikleri ve benzeri olaylar özel "devrelere" neden olmaktadır. Dolayısıyla, belli bölgelerin tanınmışlığı art¬maktadır. Bölgeye yönelik aşırı ilgi, kalabalıklaşmaya neden olmaktadır. Turistik yoğunlaşmanın doğal sonuçlarından biri olan bu durum, gelecek dönemler için "olumsuz geri besleme" olayını yaratmakta ve bazen talep azalmasına zemin hazırlamaktadır.
iii) Üçüncü değişken ise, beklenmedik olaylardan kaynaklanan, kısa dönem hareketler den oluşmaktadır. Turistik ve turizmle ilgili olan birçok etkinlik, beklenmeyen olaylardan hemen etkilenmektedir. Devletin para ve vergi politikaları, petrol tüketiminin kısıtlanması, ani fiyat değişimleri, savaş, terör, salgın hastalık, doğal afet gibi olayların bir veya daha fazla ay üzerinde doğrudan etkileri olmaktadır. Turistik yoğunlaşma, bunları izleyen aylarda da etkilenebilir. Bu nedenle, turizmle ilgili olarak, kaynak ülkeler ve tur düzenleyicilerinin, gidilecek ülkelerdeki başlıca olası değişimlerin bir analizini yapmaları yararlı ve gereklidir.
d) Turistik yoğunlaşmayı tamamlayıcı dördüncü eleman, "düzen¬sizlik etkisi" faktörüdür. Yukarıda belirtilen faktörlerden ayrı olarak ortaya çıkan rastgele ve düzensiz dalgalanmaların ekonomik gelişmeleri olduğu kadar, turizm hareketlerini de etkilediği görülmektedir.
Bütün bu değişkenler ve faktörler çerçevesinde, turistik yoğunlaşmanın bir genellemesi yapıldığında, özellikle iki temel yaklaşım çerçevesinde olayın ele alınması gereği ön plana çıkmaktadır. Bunlar tu¬ristik yoğunlaşmanın zaman ve alan (mekan) içinde incelenmesidir.
A- ZAMAN İÇİNDE TURİSTİK YOĞUNLAŞMA
Turizm olayı, özellikle mevsimlik faktöründen ileri gelen bir zamansal yoğunlaşmaya neden olmaktadır. Turizm, bütün bir yıl süresince yapılan etkinlik olmakla birlikte, yılın belirli döneminde yoğunlaşmakta, zamansal bakımdan bu döneme turizm mevsimi adı verilmektedir.
Turizm mevsiminin, tatile çıkma dönemleri ile aynı anlamda kul¬lanılması birçok ülkede gelenek haline gelmiştir. Tatil döneminin yaz aylarında yoğunlaşması, böylece turizm mevsimi olarak bu ayları önce¬likli kabul edilmesi zorunlu kılmaktadır.
.
Zaman içindeki turistik yoğunlaşma, etkilerini iki düzeyde ortaya koymaktadır. Bunlar, zaman içinde ulaşım ile konaklamanın yoğunlaşması ve bunun yarattığı sonuçlardır.
1- Zaman İçinde Ulaşım Yoğunlaşması
Zaman içinde ulaşımın yoğunlaşmasını incelemek bakımından; tu¬rizm amacıyla yararlanılan ulaşım türlerinin zamansal kullanımı ve belirli trafik noktalarının zaman içinde taşıdığı yük önem taşımaktadır.
Bilindiği gibi, dört temel ulaşım türü (havayolu, karayolu, deniz¬yolu, demiryolu) turizm hareketlerinin zaman içindeki yoğunluğunu yansıtmaktadır. Tatil amacıyla ulaşım araçlarının kullanılması, bunların turistik taleple bağlantılı olarak sefere çıkması sonucunu doğurmaktadır. Sefere çıkma sıklığı ise, zaman yönünden yoğunlaşmanın genel bir ifade¬sidir. Ulaşım yönünden yoğunlaşmayı haftalar, hatta günler itibariyle de izlemek mümkündür. Doğal olarak yaz aylarındaki günlük ulaşım yoğunluğu yılın diğer aylarındaki günlük trafikten daha yüksek olacak; haftalar esas alındığında ise, cumartesi ve pazar günlerindeki ulaşım yoğunluğu da, diğer beş günden daha yüksek görülecektir.
Aşağıdaki tabloda 2000 yılında Türkiye'ye gelen yabancıların aylara ve taşıt araçlarına göre dağılımı verilmektedir. Buna göre, yılın belirli aylarında ulaşımın yoğunlaştığı görülmektedir.
TÜRKİYEâYE GELEN YABANCILARIN ULAŞIM
VE AYLARA GÖRE DAĞILMI (2000)
AYLAR HAVA KARA TREN DENİZ TOPLAM
OCAK 169.577 146.232 2.171 15.935 333.915
ŞUBAT 195.160 137.659 2.302 19.366 354.487
MART 261.699 145.830 2.795 24.834 435.158
NİSAN 508.163 151.377 3.131 58.457 721.128
MAYIS 690.572 183.073 7.785 109.946 986.376
HAZİRAN 799.258 164.137 3.494 112.259 1.079.148
TEMMUZ 1.148.174 211.565 4.881 160.498 1.525.718
AĞUSTOS 1.013.469 200.208 5.908 199.659 1.419.244
EYLÜL 1.004.254 184.324 4.051 175.909 1.368.538
EKİM 830.190 166.376 3.128 178.787 1.178.481
KASIM 376.143 155.254 2.817 68.182 602.396
ARALIK 276.803 123.544 2.204 21.013 423.564
TOPLAM 7.274.062 1.969.579 39.667 1.144.845 10.428.153
Kaynak: Turizm İstatistikleri Bülteni 2000, Turizm Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğü, Araştırma ve Değerlendirme Daire Başkanlığı, Yayın no: 2001/1, Haziran 2001
Yoğunlaşma olayı, modern turizmin 'bir olgusu olarak, insanların benzer nedenlerle benzer zamanlarda tatile çıkmak istemelerinden kaynaklanmaktadır.
Belirli trafik noktalarındaki ulaşımın zaman bakımından yoğunlaşması, bu noktaların zaman içinde taşıdığı yükü yansıtması bakımından incelenmesi gerekli bir husustur. Özellikle giriş kapılarındaki turistik yoğunlaşmanın yüksek düzeyde seyretmesi, yarattığı sorunlar açısından önem taşımaktadır. Yüksek yoğunlaşma olayı; alt yapı tesis¬lerinin yetersizliği, buna bağlı olarak beklenen hizmetlerin yerine geti¬rilememesi gibi sorunları beraberinde getirmektedir.
Herhangi bir karayolunun, yüksek mevsim karşısında uğradığı aşırı ulaşım yoğunlaşması, kaldıramayacağı yükü taşıması gibi, sonuçta gide¬rilmeyen sorunlarla karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bu nokta veya güzergahtaki ulaşım yoğunluğu, ticari yoğunlaşma ile birlikte ele alınabilir. Ancak, tatil zamanlarının belli aylarda yoğunlaşmasının, genel ulaşım yoğunlaşmasına yaptığı ilave nedeniyle, turistik ulaşım araçlarının yarattığı yoğunlaşma ciddi sorunlara yol açmaktadır.
Zaman içinde ulaşım yoğunlaşması sadece ulusal sınırlar içindeki turizm hareketlerinin yarattığı bir olgu değildir. Uluslararası düzeyde de ulaşım yoğunlaşmasını saptamak mümkündür. Özellikle uluslararası havayolu ulaşımı bakımından yoğunlaşmanın dikkat çekici nitelikte olduğu görülmektedir.
2- Zaman İçinde, Konaklama Yoğunlaşması
Ulaşım yoğunlaşmasına bağlı olarak, konaklamanın da aynı zaman dilimlerinde yoğunlaşması turizm hareketlerinin yarattığı kaçınılmaz sonuçlardan biridir. Konaklama yoğunlaşması, özellikle turistlerin yapmış olduğu gecelemeler ve tesislerin aylar itibariyle gösterdikleri doluluk oran¬ları açısından önem taşımaktadır. Geceleme sayılarının, turistik tesislere olan toplam talebi belirlemek bakımından önemi vardır. Toplam yatak kapasitesinin yüksek mevsim boyunca sağladığı geceleme sayısı, diğer bir deyişle kullanılan yatak sayısı, en yüksek düzeyde mevsim yoğunlaşmasını verecektir. Alçak sezon ve yüksek sezon yoğunlaşması arasındaki farkın büyüklüğü, yoğunlaşmasının şiddetini göstermektedir.
B- ALAN İÇİNDE TURİSTİK YOĞUNLAŞMA
Genelde alan içindeki tatil amaçlı turistik yoğunlaşmanın, üç değişik alan (mekan) türünde oluştuğu söylenebilir. Bunlar deniz, dağ ve kır yörelerindeki yoğunlaşmalardır. Ancak bu genel sınıflamanın, zaman zaman yeterli olmadığı, tatillerde veya turizm olayında alansal yönden yoğunlaşmanın, gidilen yerin niteliği açısından da belirlenmesinin yapılabileceği görülmektedir.
Örneğin, Fransa'da yapılan bir araştırmada, tatil yerleri açısından yoğunlaşma olayı aşağıdaki oranlarda gerçekleşmiştir.
Denizâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦..% 45
Kırsal Dinlenmeâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦% 15
Nehir, Gölâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦..% 9
Dağâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦.â¦% 5
Avâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦.â¦â¦...% 5
Doğal Etkinlikler ve Sitelerâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦..% 4
Ormanâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦..â¦â¦..% 3,5
Mimari Eserler ve Anıtlarâ¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦â¦.% 3,5
Genel olarak, "deniz" yöresi yoğunlaşma bakımından birinci sırada bulunmakta ve tatil turizminin geleneksel anlayışına uygun düşmektedir. Dolayısıyla alan içindeki yoğunlaşmanın, denizin bulunduğu kıyı böl¬gelerinde oluşması, temel ve alansal turistik yoğunlaşmayı kıyı böl¬gelerinde yaratması normal kabul edilmelidir. Aslında alansal yoğunlaşmanın çeşitliliği ile turizmin amaçları arasındaki bağ, konuya geniş bir bakış açısı getirmektedir.
İklim faktörleri, doğal ve kültürel zenginliklerin çeşitliliği, ulaşım koşulları, beşeri potansiyelin varlığı turizmin temel değişkenleridir. Genel olarak turizmin ve boş zaman değerlendirmelerinin doğal kaynakları tükettiği söylenemez. Ancak turizm; konaklama tesisleri, rekreaktif donanımlar ve ulaşım yolları ile alanları tüketmektedir. Böylece yapılacak yatırımlar yönünden de, alansal yoğunlaşmanın gerektirdiği seçeneklerin değerlendirilmesi söz konusu olmaktadır. Alan içindeki turistik yoğunlaşmaya özellikle tatil konaklaması ve konaklama türleri açısından yaklaşım yapılması önem taşımaktadır.
Aşağıda bunlar incelenmiştir.
1- Tatil Konaklamasında Coğrafi Yoğunlaşma
Tatiller, genellikle kişilerin beklentilerini karşılama hedefi bakımından yön kazanırlar. Bu bakımdan güneş, deniz ve kumdan yarar¬lanma amacına yönelik tatillerin kullanımı, coğrafi bakımdan yoğun¬laşmanın deniz bulunan bölgelerde ve merkezlerde oluşmasını sağlamak-tadır. Denize yönelik turizm hareketlerinin ortaya çıkardığı ihtiyaçlar, bu amaçla tatile çıkanların konaklama ve gecelemelerindeki yoğunlaşmasını yaratmaktadır. Deniz ile ilgili olan turizm hareketlerinin yaz aylarında yarattığı yoğunluğun yanı sıra, termal tesis merkezleri, göl ve nehir kenarları, doğal güzellik bölgeleri, kış sporları ve dağcılık merkezleri, tatil konaklamasının yarattığı coğrafi yoğunlaşmalar arasında bulunmaktadır.
Konuya mevsimlik olmayan bir açıdan bakıldığında, coğrafi yoğunlaşmanın metropol bölgelerde ağırlık kazandığı dikkat çekmektedir.Bu yoğunluğun yükünü de hiç kuşkusuz, merkezi oteller çekmektedir. Diğer yandan hızlı gelişim sürecinde bulunan yeni konaklama şekillerinin, özellikle kamping türü konaklamanın coğrafi yoğunlaşmasının büyüme¬sine etkileri olmaktadır. Bu bakımdan uygun coğrafi bölgeler bu yoğunlaşmanın yaz aylarında gerçekleştiği alanlardır.
2- Konaklama Türlerinde Tesis Yoğunlaşması
Konaklama türleri arasında en belirgin yoğunlaşma birimi otellerdir. Otellerin tesis olarak yoğunlaşması özellikle üç bakımdan ortaya çıkmakta, sınıflamalar da bu ölçütlere göre yapılmaktadır. Bunlardan birincisi karşıladıkları konaklama gereksinmesinin türü bakımından otel işletmelerinin gruplanmasıdır. Buna göre, merkezi oteller bu sınıflamanın kapsamındadır. Alansal yoğunlaşmaları, gördükleri işlevler nedeniyle farklı yerlerde olmaktadır. İkincisi, ulaşım araçları ile olan bağlantıları bakımından otellerin sınıflandırılmasıdır. Hava alanı otel-leri, istasyon otelleri, liman otelleri, karayolları kavşak otelleri farklı alan¬larda yoğunlaşmaktadırlar. Üçüncüsü ise, etkinlik sürelerine göre otel¬lerin sınıflandırılması olmakta, devamlı ve mevsim otelleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Etkinlik süresinin, farklı alan yoğunlaşmasına neden olduğu açık bir şekilde ortadadır. Bunlardan özellikle mevsim otelleri, tu¬rizm hareketlerindeki mevsimlik yoğunlaşma olgusu ile karşı karşıya kalması bakımından önem taşımakta ve diğer türdeki otellerden farklı işletme teknikleri gerektirmektedir.
Diğer konaklama türlerinde de alan yoğunlaşması, genellikle karşıladıkları ihtiyaçlarla yakın ilişkili şekilde ortaya çıkmaktadır.
2- TURİSTİK YOĞUNLAŞMANIN NEDENLERI
Çeşitli önlemlerin alınmasına rağmen, turizm sektöründe mevsimlik özelliğin sürekli bir nitelik göstermesi, yoğunlaşma olayının nedenlerini de araştırma ve belirleme zorunluluğunu doğurmaktadır. Yoğunlaşmanın zaman ve alan bakımından oluşmasını sağlayan nedenler arasında ayrımlar vardır. Örneğin; doğal çevrenin büyük ölçüde alansal yoğunlaşma üzerinde etken olduğu; oysa okul tatilleri döneminin de zamansal yoğunlaşmayı yarattığı gözlenmektedir.Ancak, kesin bir ayrımın yapılmasından ziyade, bu gibi faktörlerin karşılıklı ilişkiler ve et¬kileşim içinde bulunduğu gerçeğinden hareket edilmesi daha uygun düşmektedir. Çünkü; doğal çevre, alan üzerinde yoğunlaşmayı büyük ölçüde etkilediği halde, zaman yönünden de çekicilik özelliklerine sahip bulunmaktadır. Dolayısıyla, faktörlerin hangi ölçülerde zamansal ve alansal yoğunlaşma üzerinde etkili olduğunun kesin olarak saptanması mümkün değildir. Hatta bu konuda, birçok faktörün belirli ölçüde etkin rol oynadığı, bazı faktörlerin etkinliğine ise gereğinden fazla önem veril¬miş olduğu görülmektedir.
Bu nedenle, turistik yoğunlaşmanın nedenleri bir bütünlük içinde ve aşağıdaki başlıklar altında incelenecektir.
A- İKLİM KOŞULLARI VE DOĞAL ÇEVRE
Turizm hareketlerinin temel amaçları arasında dinlenme ve,eğlence büyük önem taşımaktadır. Dinlenme ve eğlence olanağını sağlayan ve turistik tüketiminin doğal kaynaklarını oluşturan su, bitki örtüsü ve iklim¬den en iyi yararlanılabilecek dönemin yaz ayları olduğu inancı, turistik yoğunlaşmanın bir nedeni olarak ortaya çıkmaktadır. Kuşkusuz, iklim koşulları ile ilgili birçok faktörün turizm hareketlerini etkilediği bilinmek¬tedir. Bunlar arasında güneşli dönemler, ortalama sıcaklıklar, sıcak gün sayısı, fırtına zamanları, yağmurlu aylar gibi klimatolojik değişkenler bulunmaktadır.
Bu faktörler güneş, deniz ve kum amacına yönelik tatil turizmi bakımından önem taşımakta, alansal olduğu kadar zamansal yoğunlaşmanın da değişkenlerini oluşturmaktadır.Bunların yansıra, doğal çevrenin yapısı; kırsal bölge, dağ veya deniz yöresi, göl kıyıları, arazi engebeleri, doğal harikalar gibi coğrafi öğeler turistik yoğunlaşmanın alan bakımından yönlenmesinde etkili olmaktadır.
Ancak, doğanın veya herhangi bir bölgenin, klimatolojik faktörlerin etkisi nasıl olursa olsun, turizm bakımından her mevsimde çekiciliğini koruduğu, her mevsimde değişik bir güzellik ve dinlendirici özellik taşıdığı giderek kabul edilen bir yaklaşım olmaktadır. Ortaya çıkan yeni boş zamanları değerlendirme olanakları bu yaklaşımı desteklemektedir. Örneğin Akdeniz bölgesinin kurak bir yaz iklimine ancak, kuvvetli rüzgar¬lara sahip olduğu ve yaz mevsiminin birçok bölgede önemli bir avantaj olmadığı bilinmektedir. Oysa, ocak-mart arasındaki kış ayları boyunca Akdeniz bölgesinin daha fazla güneşli öğle saatlerine sahip olması nedeniyle, hem zaman, .hem de alan bakımından turizmin yayılmasına hizmet edebileceği ortaya çıkmıştır. Güneşin kalitesi bronzlaşma ile ölçülüyorsa, bu konuda dağ turizm merkezleri denizden daha avantajlı durumda bulunmaktadır.
Konaklama şekillerindeki yeni eğilimlerin de, mevsimlik yoğunlaşmada etkili olduğu görülmektedir. Geleneksel konaklama tür¬lerinin önemini korumasının yanı sıra, özellikle kitle turizminin ve sosyal turizmin gelişmesi sonucu kamping, karavaning, tatil köyleri gibi yeni konaklama şekillerinin ortaya çıkması; kamp yapanların, karavan sahip¬lerinin tatillerini bu konaklama şekillerine en uygun ortam sağlayan yaz aylarında yapması tercihini zorunlu kılmaktadır. Böylece yeni konaklama eğilimleri de, doğa ve iklim koşullarının uygunluğuna bağlı olarak, yaz aylarındaki yoğunlaşmanın artmasına neden olmaktadır.
B- EKONOMİK VE SOSYAL ÇEVRE
Endüstrileşmenin ve kentleşmenin yoğun olduğu bölgelerle, tarımsal etkinliklerin yoğun olduğu kırsal bölgeler arasında, ekonomik ve sosyal yönlerden büyük ayrımlar vardır. Bu ayrımın sonucu, kentleşmiş bölgelerden kırsal bölgelere doğru turistik tüketim amaçlı bir akım ortaya çıkmaktadır. Bu yönlü hareket, kentsel ve endüstriyel çevre yaşantısının bir gereği olarak, özellikle yaz aylarında gelişmekte, mevsimlik yoğunlaşmayı yaratmaktadır. Bunun önemli nedenlerinden biri, kent ortamındaki ekonomik yaşamda, ücretli tatilleri düzenleyen yasaların sınırlayıcı hükümler taşımakta olmasıdır. Bu durum, ancak ekonomik yaşamın gereklerine göre, toplu sözleşmeler çevresinde kısmen esneklik kazanmakta ise de, yaz aylarında tatile çıkma eğiliminin ve turistik talepteki mevsimlik özelliğin önüne geçilememektedir.
Diğer yandan, toplumdaki bireylerin çoğunluğu bakımından tatiller, ailelerin bir bütün olarak bir araya gelmeleri için iyi bir fırsat olarak kabul edilmektedir. Bunun ifade ettiği anlam, ailenin tatil nedeniyle dağılma¬ması, tersine aileyi oluşturan bireylerin bir araya gelerek seyahate ve tu¬rizm hareketlerine aynı dönemde toplu olarak katılmalarıdır. Bu durum da yoğunlaşmanın nedenlerinden biridir.
C- ENDÜSTRİ VE TATİL İZİNLERİ
Tatiller, insanların kendi özel yaşamlarını kendi arzuları ile yaşaya¬bilecekleri dönem sayılır. İnsanı tatil yapmaya endüstrideki yorucu çalışmalar neden olur. Endüstrileşmede alet gibi rolünü yapan insan için tatil, onbir ayda tükenen akümülatörün tekrar doldurulması anlamına gelir. Bunun sonucu olarak tatillerin düzenlenmesi, yasal bakımdan kural¬lara dayandırılması yoluna gidilmiş; böylece bir tatil hukukunun doğması sağlanmıştır.
Yıllık tatil izinleriyle ilgili istekler genellikle yaz aylarında yoğunluk kazandığından, endüstrideki işletmeler faaliyetlerini durdurmak veya yavaşlatmak zorunda kalmaktadırlar. Bu nedenle kayıplarını asgariye indirmek çabası içinde bulunan kuruluşlar, temel faaliyetlerine zarar ver¬meyecek bir tarzda izinlerin düzenlenmesini tercih etmektedirler. Bunun karşıtı olarak, işlerlerini zorunlu olarak kapatma politikalarından ileri gelen ve yıllık izinlerinin yaz aylarında yoğunlaşması sonucunu doğrudan uygulamalar da, sorunun değer boyutunu oluşturmaktadır. Böylece kitlelerin istedikleri zaman tatil yapmaları kısıtlı duruma gelmekte, birkaç yaz ayına sıkışıp kalmaktadır.
Yasalarca düzenlenen ücretli tatil olanağının önemli sorunlarından biri de, boş zaman olanağının ne zaman kullanılacağıdır. Çünkü turizm hareketlerinin mevsimlik özellik taşıması, özellikle yaz aylarında yoğunluk kazanması, turizm bireyleri yönünden olumsuz etkilerinin giderilmesi, ücretli izinlerden beklenen yararların tam sağlanabilmesi ve mevsimlik sorunların daha gerçekçi bir açıdan çözümlenebilmesi için tatillerin süre, zaman ve yer bakımından optimal dağılımının incelenmesi önem taşımaktadır. Diğer yandan, tatil turizminin. büyük ölçüde mevsimlerin etkisi altında kaldığı kabul edilmekte ise de, günümüzde kış aylarında düzenlenen paket tur uygulamaları ışığında, düşük fiyat politikası ile bunun giderilebileceği kanıtlanmaktadır.
Tatillerin kullanımı sorunu ve bunun zaman bakımından dağılımının ele alınmasını gerektiren en önemli husus tatillerin, diğer bir deyişle bireylerin sahip oldukları boş zamanların, endüstrideki gelişmeler sayesinde gittikçe artış göstermesidir.
Bugün olduğu kadar gelecekte de, tatillerin düzenlenmesi ve kul¬lanılması, turistik yoğunlaşmaya çözüm getirmek yönünden bir uygarlık sorunu olacaktır.
D- ÖGRETİMDE TATİL DÖNEMLERİ
Merkezi bir eğitim sisteminin getirmiş olduğu kısıtlamalar, eğitin çağındaki çocuğa sahip olan ailelerin öğretim dönemleri içinde tatil çıkmalarını olanaksız bir duruma getirmektedir. Çünkü, ortalama olarak ailelerin % 50'den fazlası okul çağındaki çocuklara sahip bulunmaktadır ve bu nedenle, tatillerini ancak okullarını kapalı olduğu dönemde kullan¬mak zorunda kalmaktadırlar. Bu zorunluluk, turizmin yaz mevsimi dışına yayılmasını engellemekte, ayrıca mevsim dışında uygulanan her türlü indirim ve fırsatlardan yararlanmayı olanaksız duruma sokmaktadır. Örneğin; Türkiye'de 15 milyondan fazla okul çağındaki çocukların aynı zamanda tatile çıkması, bunların bağlı oldukları ailelerin de aynı anda tatile çıkmaları sonucunu doğurmaktadır. Diğer ülkelerde de durum pek farklı değildir.
Türkiye'nin yönetim yapısı, eğitim-öğretim hayatının merkezi olarak yönetimini gerektirmektedir.' Örneğin, eğitim ve öğretimin başlangıç ve kapanış tarihleri, bütün ülke için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmektedir. Bunun sonucu olarak, milyonlarca okul öğrencisi tatillerine aynı gün ve saatte çıkmaktadırlar. Bu durum, tu¬rizmde zaman bakımından etkili bir yoğunlaşmaya neden olmaktadır.
E- PSIKOLOJIK FAKTÖRLER
Turizmin sosyalleşmesi sonucu, yeni kitleler turizmden pay almaya başlamış, bu kitlelerde yalnız yaz aylarında tatil yapabilecekleri düşünce¬si yerleşmiştir. Belirgin şekilde, temmuz, ağustos ve eylül aylarında yoğunlaşan tatil yapma arzusu, aslında büyük ölçüde yeni kitlelerin kendi¬lerine mal ettikleri bir prestij sorunu niteliğini kazanmıştır. Bu sorun tu¬rizm aristokratlarına karşı kıskançlık faktörü ile birleşmiş ve onların tatile çıkış zamanlarını aynen uygulama şeklinde ortaya çıkmıştır. Her yönüyle başkalarını taklit etmeye yönelik bu etken, yoğunlaşmayı körük1emiştir.
Diğer yandan yeni sosyal turistlerin sosyolojik alanda yeni endüstri toplumunun bireyleri olarak kendilerini oldukları gibi kabul ettirme istek¬lerinden dolayı, yaz ayları turistik yoğunlaşma dönemi olmaktadır. Yine bu tür davranışın ilginç yönlerinden biri de turistin tüketim için tüketim zevkini teşhir eden üst tabakadan bir kişiyi kendine örnek almaya çaba göstermesidir. Turistin günlük yaşantısıyla bir çelişki yaratan bu geçici gösteriş etkeninin, tatil yapma ya da turizme katılma konusunda yarattığı etkilerin boyutları her yönüyle geniş olmaktadır. Böylece turizm bireyleri¬ni ekonomik ve sosyolojik durumları gerçeği, bir "sosyal farklılaşma" veya "cezbedici bir abartma" psikolojisi nedeniyle tatillerin yaz aylarında yapılması yoğunluk kazanmaktadır.
F- TURİSTİK ÜRÜNÜN NİTELİGİ
Turistik ürünün, var olan turistik çekiciliklerini değerlendirilmesinden oluşması, bunlara olan talebin yarattığı yoğunlaşmayı da etkilemek¬tedir. Bu açıdan turistik ürün bileşimini yoğunlaşma açısından dört grup¬ta incelemek mümkündür.
- Plaj tatilleri : Bu ürün verileri, plaj etkinlikleri ve ihtiyaçları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Turistik ürün grupları içinde en önemlisi durumundadır. Gelecekte, diğer türdeki ürünlere meydan okumayı sürdürecek derecede üstün bulunmaktadır. Böylece bu nitelikteki ürün gruplarının neden olduğunu yoğunlaşma ön sırada gelmektedir.
- Kültürel ve doğal nitelikli turlar: Bu gruptaki turistik ürünlerin kapsamında, tarihsel, dinsel ve benzer nitelikli kentlere yapılan eğitim ve kültür turları, halkın genel yaşamını, sanatsal ve kültürel evrim¬lerini incelemeye yönelik turlar bulunmaktadır.
Doğal güzellikleri içeren veya kültürel nitelikli turlar, standart turlar şeklinde ele alınabilir. Antik kentler, yüksek bir yerde bulanan şahane bahçeler, milli parklar hedef alınarak yapılan turlar da turistik ürünün kültürel yönden yarattığı yoğunlaşmayı yansıtmaktadır. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus; plaj tatillerini tamamlayıcı şekilde içine alarak düzenlenen turlar ile, tek amacı kültürel ve bilimsel etkinlik olan turlar arasındaki basit ayırımın kesinlik kazanmasıdır. Birincisinde kültür, plaj tatillerini tamamlayan bir olaydır. Sonraki turlarda ise kültür, yer seçimine karar veren tek olgudur. Salt kültürel turların ise turistik yoğunlaşmadaki önemi daha azdır.
- Özel ilgi turları: Kültürel olarak düzenlenen turların gördüğü işlev gibi,plaj tatillerini tamamlayan özel ilgi ve etkinlik turları düzen¬lenebilir. Örneğin, sualtı dalgıçlığı veya vahşi yaşam fotoğrafçılığı v.b. gibi. Seçeneklere göre özel ilgi veya etkinliğin bir diğerini tamamlaması arzu edilen durumdur. Örneğin, golf ve mücevher alışverişi birbirini tamamlayıcı turistik ürünler olduğu ve birlikte tüketim olayı gerçekleştiği ölçüde turistik yoğunlaşmada etkili olduğu söylenebilir. Yine de az gelişmiş bir ürün grubu olduğu dikkat çekmektedir.
- Toplantılar - kongreler: Bu grup, ulusal veya uluslararası toplantıların tümünü içermektedir. Konferans, seminer sempozyum pazarındaki yoğun etkinlikler, bu türdeki etkinlikler için sağlanmış kolaylıkların merkezileştiği yerlerde toplanmaktadır. Fakat büyük ölçüde mevsim dışı bir özellik taşıdığı, bu nedenle kendi kapsamında bir yoğunlaşma olgusuna yol açtığı görülmektedir.
3- TURİSTİK YOĞUNLAŞMANIN SONUÇLARI
Turizm hareketlerinin zaman ve alan bakımından yoğunlaşması;
- Turistik tüketiciler,
- İşletmeler,
- Yönetimler açısından sonuçlar ortaya koymaktadır
Bu sonuçlar aşağıda incelenmiştir.
A- TÜKETİCİLER AÇISINDAN SONUÇLAR
Turizm hareketlerindeki yoğunlaşmanın, tüketiciler bakımından ortaya çıkardığı başlıca sonuçlar, iki temel grupta incelenebilir. Bunlardan birincisi tatile çıkanlar, yani efektif turistler açısından sonuçlar; ikincisi ise, tatile çıkmayan, diğer bir deyişle, turizm hareketlerine katılmayanlar açısından sonuçlar şeklindedir.
1- Tatile Çıkanlar Açısından Sonuçlar
Turistler bakımından sonuçlar şunlardır:
- Ulaştırma. araçlarında yüksek fiyat la seyahat etme zorunluluğu vardır.
- Turistik arz ve talep arasındaki dengesizlik, fiyatları yükseltmekte; bu, mevsimlik enflasyon yaratmaktadır.
. - Ulaştırma ve konaklama tesislerinin en dolu olduğu, hizmetlerin
gereği gibi yapılamadığı, rahatlık ortamının en az düzeye indiği zamanda turizme katılmak zorunluluğu ile karşı karşıya kalınmaktadır,
- Turistik mal ve hizmetlerin niteliğinde genel bir düşme görülmek¬tedir.
-Turizm istasyonlarındaki spekülasyonların arttığı bir dönemde tatil yapılması zorunluluğu vardır.
- Herkesin aynı zamanda, aynı yerlere gitmesi nedeniyle; garlarda, limanlarda, yollarında, havaalanlarında yoğunluk ve izdiham doruk noktasına ulaşmaktadır.
- Seyahat ve konaklama koşullarında güvensizlik ortaya çıkmakta, riskler artmaktadır. Diğer bir deyişle, trafiğin arttığı ve yol kazalarının en yüksek düzeye çıktığı bir dönemde seyahat etme durumu kaçınılmaz olmaktadır.
- Hizmetlerden yararlanmak için, turistik hizmetleri arz edenler önünde kuyruğa girme ve benzeri durumlar yüzünden zaman kayıpları büyük boyutlara ulaşmaktadır.
- Tatil maliyetleri yükselmektedir.
Yukarıda sıralanan bu sorunlar özellikle temmuz ve ağustos aylarında tatil yapmak isteyenlerin karışılacakları doğal sonuçlardır. İnatla bu aylarda tatile çıkmaya karar verenler, hep birlikte hareket etmekte ve dönmektedirler. Yollarda karşılaşmalar, birbirleriyle çarpışmalar, ağusto¬sun sağlığa zararlı sıcağında taşıt araçlarının yollarda oluşturduğu kon-voylar, aşırı sıcaktan rahatsızlanmalar, trafik tıkanıklığının yol açtığı zaman kayıpları, sinirlenmeler, akaryakıt israfı gibi olumsuzluklara rağmen, yaz aylarında tatil arzusu devam etmektedir. Buna demiryollarındaki ve havayollarındaki ek sorunlar da eklendiğinde, tatil yoğunlaşmasının turistler açısından sorunları açık bir şekilde ortaya çakmaktadır.
2- Tatile Çıkmayanlar Açısından Sonuçlar
Toplumda tatile çıkamayanlar; kitlelerin varlığı, sosyal dengesizliklerin ve huzursuzluklarına kaynak olabilir. Ayrıca, çağdaş turizm poli¬tikalarının temel ilkelerinden olan turizmin geniş kitlelere ulaştırılması hedefi büyük ölçüde başarısızlığa uğrayabilir. Çünkü fiziksel yorgunluğun giderilmesi, uygun biçimde dinlenme, ruh sağlığının sürdürülmesi doğadan daha çok yararlanma, eğlence olanakları gibi boş zaman etkin¬likleri, yoğunlaşma tarafından bir olanakları gibi boş zaman etkinlikleri, yoğunlaşma tarafından bir engellemeyle karşılanmaktadır. Böylece bu kitlelerde, tatil yapanlara karşı bir kıskançlık ve eksiklik duygusu ortaya çıkmaktadır.
B- IŞLETMELER AÇISINDAN SONUÇLAR
Turistik yoğunlaşmanın işletmeler açısından yarattığı sonuçlar, iki grupta incelenebilir. Bunlar; turistik olan işletmeler ve turistik olmayan işletmeler açısından yoğunlaşmanın etkilerinin belirlenmesidir.
1- Turistik İşletmeler Açısından Sonuçlar
Yoğunlaşma, özellikle kıyı turizmine yönelik turistik işletmelerin belirli yaz aylarında yoğun etkinlik göstermesine; yılın daha büyük bir dönemi için de tesislerde yararlanılamayan veya kısmen yararlanılan boş kapasitelerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Böylece, dolu mevsim¬lerde gerçekleştirilen satış ile, yılın diğer dönemlerinde gerçekleştirilen satış hacmi arasındaki fark, yatırımların kullanımından doğan ve işlet¬meler açısından olduğu kadar, ulusal ekonomi için de önemli ekonomik kayıplar oluşturmaktadır.
Bu durum, özellikle otelcilik sektörü bakımından önem taşımakta, bu tesisler turizm hareketlerinin yayılması ile doğrudan ilişki içinde bulun¬maktadırlar. Gerçekten çok sayıda tatil merkezinde kurulmuş olan oteller, sadece yılın belirli aylarında dolu olmaktadırlar. Bir oteldeki doluş oranında gerçekleşecek % 10'luk bir artış, net karında daha fazla oranda artışa neden olabilecektir. Aynı durum tatil yapanlar tarafından kullanılan konaklama tesislerinin tümü için de geçerli bulunmaktadır. Kampingler, spor merkezleri, boş zaman değerlendirme merkezleri, yüzme havuzları, gazinolar, alış veriş yerleri ve bu turizm istasyonlarındaki ortak donanım¬lar ve kamu hizmetlerini gören altyapı yatırımları da aynı şekilde etkilen¬mektedir. Çünkü her turizm merkezi, müşteri çekebilmek için, ağustos ayındaki yoğun talep süresince, yetersiz kalan donanımlarını maksimum düzeyde geliştirmeye çaba göstermektedir. Sosyal bakımdan, tıpkı para bakımdan olduğu gibi, havuzların veya spor merkezlerinin inşası, uygun yeşil alanların düzenlenmesi, yat limanlarının geliştirilmesi sadece yılın birkaç ayındaki kullanım için yapılmaktadır. Bu, kuşkusuz yerli halkın boş zamanlarını değerlendirmesi bakımından olumlu olacaktır ve yöre halkının oradan ayrılması veya göç etmesi. Gibi sorunları önleyecektir.
Sonuçta görülmektedir ki, turistik işletmelerle ilgili en büyük yoğunlaşma sorunu, karlılıklarının azalması noktasında odaklaşmaktadır. Bir yanda, uzun süre boş kalan ve kullanılmayan bir kapasitenin varlığı; diğer yanda ise, aynı kapasitenin yüksek mevsimdeki devrelerde ihtiyaçları kar¬şılamaktaki yetersizliği, turistik işletmelerin temel sorununu oluşturmaktadır.
Kaybedilen gecelemelerin bir maliyeti vardır ve bunlar büyük ölçüde otel işletmelerinin karlılığını azaltmaktadır. Olağan mevsimlik dal¬galanmalar, turist çeken ülkelerdeki turizm endüstrisinin en yoğun döne¬mindeki "talep" e göre çalışmasını gerektirmekte ve sönük dönemde endüstride bir atıl kapasite ortaya çıkmaktadır. Bu durum, turizm endüstrisinde "talep"in hangi dönemdeki büyüklüğüne göre yatırım yapılacağı konusunda sorunlar çıkarmaktadır. Çünkü, "yerimiz yoktur" yazısını kapılarına asarak, tatile çıkan çok sayıda turisti geri çeviren işlet¬meler; bir başka dönemde tesislerine müşteri çekebilmek için sürekli çaba sarf etmek zorunda kalmaktadırlar.
Mevsimlik yoğunlaşmasının yarattığı sorunlardan bir de, turizm endüstrisindeki işgücü kullanımının durumudur. İstihdam yönünden de, turizm işletmelerinin turistik yoğunlaşmadan etkilendikleri görülmektedir. Yoğun mevsim boyunca, nitelikli personeli ihtiyaç gösteren sektör işlet¬meleri, diğer aylarda bu personeli işten çıkarmak zorunda kalmaktadır. Daha genel bir yaklaşımla, turizmdeki istihdamın mevsimlik olması, tu¬rizm endüstrisinde çalışanların ölü mevsimde iş bulma olanaklarını kısıtla¬maktadır. Çünkü, turizm alanında uzmanlaşmış kişilerin kış mevsiminde çalışma olanakları oldukça sınırlıdır. Bu kişilerin özellikleri göz önünde tutulduğunda, bir başka alanda istihdam edilmelerinin güçlüğü kabul edile¬cektir. Bundan başka,büyük turistik otellerin çoğunluğu, nisan başı ile ekim ayı ortasındaki süre içinde açık bulunmaktadırlar. Bu ise, personelin bir başka yerde iş bulmak için yeterli zamanının olmamasına yol açmak¬tadır. Bu nedenlerden dolayı, özellikle mevsimlik turistik işletmelerde aşağıdaki personel sorunları ortaya çıkmaktadır.
- Nitelikli personel, geçici bir faaliyet için işe ciddiyetle bağlanamamaktadır. ¬
- İşler, mevsimin çok sınırlı bir döneminde, hatla haftanın belirli günlerinde yoğunlaştığı için personel çoğunlukla tembelleşmekte; asıl iş zamanında ve günlerinde işlerini gereği gibi yapmamaktadır.
- İş, geçici olduğu için talep edilen ücretler, devamlı olan işlet¬melerindeki ücretlere oranla yüksek olmaktadır. Bu durum, karlılığı olumsuz yönde etkilemektedir.
- Önemli sorunlardan biri de, hizmetlerin personel arasında dağıtımında ortaya çıkmaktadır. Çünkü, müşteri ile doğrudan ilişkili bulu¬nan personelin bahşiş nedeniyle daha fazla kazanç sağlaması mümkündür. Bu nedenle geri hizmetlerde çalışmak, personel açısından çekici değildir. Bu sakınca, geri hizmet personeline daha yüksek ücret ödemek suretiyle giderilebilir.
Aynı sorunu, turistik ulaşım araçları yönünden de ortaya koymak gerekmektedir. Kara ve deniz ulaşımı, 'yoğunlaşmadan oldukça etkilen¬mektedir. Özellikle artan ek kazalar, Yoğunlaşmaya bağlı olarak ciddi sorunlar yaratmaktadır. Tatillerin düzenlenmesi, daha doğrusu yayılması sağlanamazsa, yoğunlaşmaya bağlı sorunların artması kaçınılmaz ola-caktır. Eğer ulaşım türleri birer turistik işletme olarak kabul edilecek olur¬sa, bunların turistik yoğunlaşma dolayısıyla karşı karşıya kaldıkları sorun¬lar vardır. Ayrıca bunların her ulaşım türü bakımından kendine özgü nite¬lik taşıması da çözümü güç durumlar yaratmaktadır. Dolayısıyla bu faaliyet alanındaki işletmeler, yoğunlaşmanın yarattığı güçlü talep nedeniyle aşırı baskı karşısında kalmaktadır.
2. Turistik Olmayan İşletmeler Açısından Sonuçlar
Yaz aylarında endüstriyel üretimin azalması yoğunlaşmanın
yarattığı sonuçların en önemlisidir. Bu durum turistik işletmelerdeki yük¬sek doluluk olayının tam karşıtı olmaktadır. Genel olarak endüstriyel üre¬timin azalışı yani kapasite kullanım oranındaki düşüş gözle görülür biçimde belirgin olmaktadır.
C- YÖNETİMLER AÇISINDAN SONUÇLAR
Turistik yoğunlaşma, işletme ve tüketici düzeyinde yarattığı sonuçlar kadar, yönetimler" açısından da çözüm gerektiren sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar zaman zaman kamu yönetimini ilgilendirmekte, ancak yerel yönetimlerin sorumluluğuna girenler de küçümsenmeyecek boyutlarda bulunmaktadır. Yönetimlerin ayrı ayrı veya ortaklaşa çözmek zorunda kaldıkları sonuçlar şunlardır:
- Ekonomik sonuçlar
- Çevresel sonuçlar
- Spekülatif sonuçlar
Aşağıda bu sonuçlar ayrı ayrı incelenmiştir.
1- Ekonomik Sonuçlar
Turistik yoğunlaşma, en belirgin ekonomik etkisini enflasyon yaratarak göstermektedir. Gerek ekonomideki çoğaltıcı niteliği, gerekse de mevsimlik özelliği ile turizm, enflasyonun gelişmesine yol açmaktadır.Belirli bir mevsim içinde kitlelerin akın halinde geldikleri yörelerde arzın aynı oranda gelişmemesini enflasyona neden olmaktadır. Aynı şekilde, turistik tüketim ve harcamaların yılın belirli aylarında yoğunlaşması fiyat¬lar üzerinde önemli bir artışın kaynağı olmaktadır. Bu fiyat artışı başlıca üç yönden gelişmektedir.
- Turistik talebin birdenbire ve hızlı bir şekilde artması,
- Turistik mal ve hizmetlerin maliyetlerinin yükselmesi,
- Ülkeye gelen turistlerle, yerli halkın yakın ilişkisi nedeniyle yerli halkın tüketim eğilimlerinde ortaya çıkan değişimler
Böylece, turizm faaliyetlerinin en canlı olduğu yüksek mevsimde, turistik mal ve hizmet fiyatları yükselmekte ve bu yüksek fiyatlar gelecek yılda da, yeni artışlar için temel oluşturmaktadır.
Turist kabul eden ülkede gözlenen bu fiyat yükselmeleri, her şeyden önce o ülkenin uluslararası turizm pazarında sahip olduğu payı ve ilgiyi azaltma yönünde etkilemektedir. Her ne kadar, tatil geçirilecek ülkenin seçiminde fiyat tek etken değilse de; fiyatları düşük olan bir ülke, turist¬lerin ve tur operatörlerinin programlarına kolaylıkla girebilmektedir. Çünkü, tur operatörleri düzenledikleri tur programlarına tüm gezi mas¬raflarını kapsayan tek fiyat vermektedirler. Dolayısıyla, turun düzen¬leneceği ülkenin ucuz fiyat sunması, turistik talebi özendirici en önemli faktör olmaktadır.
Turist çekmek isteyen gelişme yolundaki bir ülke, özellikle ulaşım ve konaklama giderleri yönünden elverişsiz durumunu gidermek ve tu¬rizm pazarlarındaki rakiplerinden daha elverişli bir durum kazanabilmek için, yoğunlaşmanın yarattığı fiyat yükselmelerini yani enflasyonu kontrol etmek zorundadır.
Belirli bir mevsimde, belirli bir yöreye gelen turistler genellikle çok değişik tüketimlerde bulunmak eğilimindedirler. Bu nedenle, turistik yoğunlaşmanın neden olduğu fiyat yükselmelerinin oluşumu dönemler halinde şöyle izlenebilir:
- 1. dönem: arz, talebi karşılayacak niteliktedir.
- 2. dönem: talep, arzı aşmaya başlar.
- 3. dönem: talep artmaya devam etmektedir, işletmeler fiyatlarını artırmaya başlar.
- 4. dönem: bu artışla birlikte, arz sahipleri gelirlerini arttırma eylemine girerler.
- 5.dönem: geliri artan arz sahipleri tüketici durumuna girerler, bu ise, arzım daha da pahalılaşmasına yol açar, pazarlama zorlaşır.
-6. dönem: arz, yeni yatırımlarla artar veya talep başka yörelere, başka ülkelere kaymaya başlar. Bu durumda kamu yöneticileri etkinlik¬lerini fiyat denetimi fiyatların dondurulması gibi önlemlerle arttırmaya girişseler de sonuç her zaman başarılı olmaz.
-7. dönem: arzın oluştuğu yörede oturanlar fiyatların artışı, ücret¬lerin yükseltilmesi çabasına girerler, bu da enflasyonist baskıyı artırır.
Turistik yoğunlaşmanın yarattığı enflasyon etkisi yanında, bölge ekonomisi üzerinde de önemli etkileri olmaktadır. Böyle bir etkiyi, tarımsal yapıdan çıkarak turizme açılan ve turizm bakımından hızla gelişen bölgelerde izlemek mümkündür. Fakat bunun anlamı, turizme açılan ve turizm bakımından da gelişen bir bölgenin ekonomik bakımdan da gelişmesi demek değildir. Gerçekte az gelişmiş ülkeler, turistik çekici¬liklerine rağmen yine fakir kalmaktadırlar. Kuşkusuz turizm olmasaydı. daha da fakir olacaklardı. Fakat turizm, bu fakirliğe ve durgunluğa yeni bir dengesizlik getirmektedir.
Turistik yoğunlaşmanın ekonomik yapıda çıkardığı dengesizlik, özel¬likle turistik merkezde demografik yoğunluğun iki boyutu görülmektedir.
- Birincisi, turistik merkeze gelen turistlerin ihtiyaç yarattığı yeni hizmet personelinin çevredeki tarımsal alanlardan turizm alanına kay¬ması,
- İkincisi ise, turistik merkeze gelen turistlerle yerli nüfus hacmine yeni bir kitlenin eklenmiş olmasıdır.
Bu aşamadan sonra, turistik yoğunlaşmanın ekonomik etkileri belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başlar. Üç aşama halinde ifade edilebilecek olan bu etkiler şunlardır:
Birinci aşama;
- Turistik yatırımların plansız, düzensiz ve rastlantılara bağlı olarak denetimsiz bir şekilde yapılması,
- Yerleşim planlarının uygulanmaması,
- Arazi fiyatlarındaki düşüklük nedeniyle hızla inşa edilen tesislerin,gecekonduların, niteliksiz kampların bölgeyi çirkinleştirmesi.
İkinci aşama;
- Arazi fiyatlarının yükselmesi,
- Spekülatif faaliyetlerin başlaması,
- Gerçekten turizme hizmet vermekten uzak, fakat "turistik" adı altındaki başarısız yatırımların çoğalması,
- Arazi paylaşımının gelişigüzel yapılması; sonuçta lüks villaların, gecekonduların, barların ve niteliksiz kampların yan yana sıralanması,
Üçüncü aşama ise;
ilk iki aşamadaki gelişmeler sonucu ortaya çıkan anarşi, her alan¬ da dengesizlik ve çevre sorunları.
2. çevresel Sonuçlar
Turistik yoğunlaşmanın çevre sorunları yaratması, büyük ölçüde fiziksel tahrip olayına neden olması şeklinde ifade edilebilir. Özellikle yoğun turizm akımına uğrayan yörelerdeki fiziksel tahrip olayının yansıra, reklam amaçlı panoların, zevksiz ve düzensiz inşaatın yarattığı çirkinlik¬ler başlıca çevre sorunları arasında bulunmaktadır. Ayrıca aşırı turistik akım, aşağıdaki zararlı sonuçlara yol açabilir:
- Koruyucu ve güzelleştirici rol oynayan yeşil olanların tahrip edilmesi,
- Motorlu deniz araçlarının kullanımı ve balık avcılığının yayılması suretiyle suyun zenginliklerinin azalması,
- Dağ yollarının ve doğal su kaynaklarının bozulması,
- Gittikçe yoğunlaşan turizm trafiği nedeniyle kara av hayvanlarının ve vahşi hayvanların doğal yaşamlarının tehlikeye girmesi,
- Avlanma nedeniyle kuşların ve diğer uçan hayvan kaynaklarının azalması,
- Göl ve deniz sularında kirliliğin artması.
Yukarıdaki olumsuz durumlar, turistik talebin fazla olduğu kıyı şeridindeki, yahut dağlık yerlerdeki turistik yörelerde özellikle dikkat çeki¬ci yoğunluğa ulaşmaktadır. Bu noktadan hareketle, örneğin; Akdeniz kıyısındaki ülkelerin dünya turizm hareketlerinin yaklaşık yarısını kap¬saması nedeniyle, atıklarını denize döken tankerler ve sanayi kuruluşları kadar doğal çevreye zarar verdiği savunulmaktadır. Dolayısıyla, turistik, merkezler ortaya koydukları çevre kirlenmesi ile büyük bir tehlike kaynağı oluşturmaktadırlar. Bu tehlike, yoğunlaşmanın en üst düzeyde olduğu temmuz ve ağustos aylarında doruk noktasına ulaşmaktadır.
Diğer taraftan, turistik yörelerin doğal görünümleriyle bütünleşmeyen bir mimarlık biçiminin uygulanması da, doğal ve sosyal çevre koşullarıyla çeliştiği gibi, kirlenmeye de yol açmaktadır. Kıyılarda¬ki beton yapılar; doğal ortamda kabul edilmeyecek bir kargaşa görüntüsü sergilemektedirler.
Böylece turistik yoğunlaşma, doğal çevrenin tahribi, peyzajın bayağılaşması, çevreye atıkların yayılması, hava ve su kirlenmesi gibi, başlıca çevre sorunlarını ortaya koymaktadır.
3. Spekülatif Sonuçlar
Turistik tüketimin bir alan içinde gerçekleşmesi, sonunda arazi ile ilgili sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Alanın değer kazan¬ması, olumlu bir gelişimin sonucu olmasına rağmen, arazinin spekülatif faaliyetlerin temel elemanı olması önlenememektedir. Böylece aşağıdaki çok yönlü sorunların ortaya çıkması, turistik yoğunlaşmanın bir başka sonucu olmaktadır.
- Spekülasyon, bölgede kurulacak ve turizme hizmet vermeyi amaçlayan gerçek turizm işletmelerinin kuruluş maliyetini yükseltmekte, dolayısıyla yatırım ve girişim heveslerinin azalmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra, teşebbüslerin çoğu bir spekülasyon fırsatından yararlan¬mak amacıyla kurulmuş oldukları için otelcilik sektörünü kendilerine meslek kabul etmiş olan gerçek otelcilik işletmelerinin karlılıklarını azalt¬mak gibi olumsuz etki göstermektedir.
- Spekülasyon, sosyal turizme hizmet verecek tesislerin kurulmasını . engelleyici yönde etki yapmaktadır.
- Spekülasyon, arazilerin büyük ölçüde emlak komisyoncularının elinde toplanmasına yol açmaktadır.
- Spekülasyon, arazi fiyatlarının çok yüksek olduğu yerlerden orta sınıfın kaçması ve çok pahalı yatırımlar yapacak kitleyi çekmesi sonucunu doğurmaktadır. Turistik alan adeta bir sanatçılar, bankerler, milyarderler beldesi haline gelmektedir.
4 - TURİSTİK YOĞUNLAŞMAYI GİDERİCİ ÇÖZÜMLER
Turistik yoğunlaşmaya bir çözüm getirilerek, ortaya koyduğu olum¬suz sonuçların giderilmesi günümüze kadar turizm endüstrisinin ve yet¬kililerin başlıca uğraş konularından biri olmuştur. Ancak alınan mesa¬fenin, sorunun boyutlarıyla orantılı olduğunu söylemek henüz mümkün değildir. Turizmin yapısal özelliklerinden ileri gelen engeller kadar, diğer bazı çözüm güçlüklerinin de giderilemez olması, yoğunlaşmanın uzun bir süre daha süreceğini göstermektedir.
Yoğunlaşma olgusuna çözüm getirilmesi, onu yaratan nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla doğrudan bağıntılı bulunmaktadır. Doğal çevrenin ve iklim koşullarının değiştirilmesi olanaksız olduğuna göre; diğer faktör¬lerden özellikle iş hayatında ve öğretim düzeninde uygulanan tatillerin ayarlanması, turistik ürün ve psikolojik faktörler üzerinde değişiklikler yapılması gerekmektedir. Bu bakımdan, turistik yoğunlaşmanın gider¬ilmesi hakkındaki çözüm politikaları, tatillerin zaman ve alan bakımından yayılması üzerinde yoğunlaşmakta, sosyal turizmin geliştirilmesinin de etkili olacağı düşünülmektedir.
A- TATİLLERİN ZAMAN İÇİNDE YAYILMASI
Tatillerin yayılması, turizm çevrelerinin bütünü tarafından uzun zamandan beri üzerinde durulan bir çözümdür ve dünyada turizmin gele¬cekteki gelişmesini belirleyecek önemli konular arasındadır. O halde yapılacak ilk işlerden biri, tatillerin zaman yönünden yayılmasını gerçek¬leştirmektir. Çünkü, tatil zamanının seçimi yönünden zorunlu koşullara bağlı olmayan bir kitlenin büyüklüğü küçümsenmeyecek hacimde bulun¬maktadır. Üçüncü yaş grubunun giderek genişlemesi; ilk ve orta öğretim çağında çocuğa sahip olmayan ailelerin sayısı, işletmelerin yüksek mevsim dışında daha fazla izin verme eğilimleri gibi faktörler, büyük bir nüfus diliminin yoğunlaşma dışında kalmasını sağlayacak nitelikte bulun¬maktadır. Oysa bu nüfus dilimindeki kitle de, tatillerini diğer gurupların tatile çıktığı yüksek mevsimde kullanmaktadır. Dikkatli bir değerlendirme bunların yoğunlaşmadaki etkinliğini açıklayacak rasyonel nedenlerin bulunmadığını ortaya koymaktadır. Ancak, psikolojik faktörlerin yön-lendirdiği yaz ayları geleneğinin kitlelerde yerleşmesiyle bu durumun açıklanması mümkündür. Özellikle kalabalıkta bulunma arzusunun yarattığı bir baskı söz konusudur.
İlk aşamada, tatil yoğunlaşmasının haziran-eylül aylarına kaydırılması önem taşımaktadır. İklim ve doğal koşulların elverişliliği ölçüsünde mayıs ve ekim ayları da bu konuda zamansal yayılmaya uygun olan aylardır. Özellikle, Türkiye gibi tatillerin dinlendirici özelliklerinden yararlanma süresinin daha uzun olduğu ülkelerde, tatillerin zaman bakımından yayılması politikasının başarı şansı her zaman mümkündür.
Tatillerin zaman içinde yayılması, işletmeler, okullar,sağlık ve din¬lenme açısından ele alınabilir.
1- İşletmeler Açısından Tatillerin Yayılması
İşletmelerde tatil zamanlarının bölümlendirilerek yılın diğer aylarına ve diğer mevsimlere dağıtılması, böylece ücretli tatillerin kullanıldığı zamanlarda işletme faaliyetlerinin durdurulmaması önem taşımaktadır. Her ne kadar, bakım ve onarımlar yönünden belli bir süre işletmenin faaliyetlerindeki duraklama yararlı ise de, yıllık izin sürelerinin giderek artış göstermesi işletmeler aleyhine bir durum yaratmaktadır. Özellikle bu devredeki uzun süreli kapanmaların stok ile üretim maliyetlerinin artışı gibi önemli finansal kayıplara neden olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, ücretli tatil zamanlarının hem aynı işletmenin çalışanları yönünden, hem de sektörler bakımından değişik aylara dağıtılması zorunluluğu vardır.
Tatillerin zaman içinde yayılması, işletmeler ve çalışanlar yönünden birçok yarar sağlaması söz konusudur.
- Finansal yönden; İşletmenin geçici kapanması dolayısıyla; tüm ücretlerin ve tatil ödemelerinin bir anda yapılmasının gerektirdiği finansal yük azalmaktadır. Ücret ve tatil için yapılan ödemelerin, çok daha geniş bir zaman içinde yapılması, işletmeye ödeme rahatlığı ve kolaylığı sağlamaktadır.
- Ticari yönden; işletmenin kapatılmadan faaliyetlerini sürdürme¬si, pazarlarda sürekliliğini sağlamaktadır. Özellikle ihracata yönelik işlet¬melerin bundan sağladığı yararlar büyük olmaktadır. Ayrıca, satış sonrası hizmetlerin de sürekliliği, müşterilerle ilişkilerin iyi olmasına yol açmak¬tadır.
- Sosyal yönden; tatillerin yayılması işletme personelinin isteyip de gerçekleştiremediği tatil zamanının seçme olanağı sağlamaktadır. Değişik zamanlarda ve parçalı tatil yapmak suretiyle, değişik eğlence ve dinlenme olanaklarından yararlanma fırsatı doğmaktadır.
2. Okullar Açısından Tatillerin Yayılması
Eğitim-öğretim süreci tatil dönemlerinin uzatılmasına olanak ver¬memektedir. Bu nedenle, okulların tatil sürelerini artırmak suretiyle yoğunlaşma olayına çözüm getirilmesi zor bir konudur. Ancak öğretimde¬ki tatil devrelerinin, ülkedeki bölgesel koşullara ve iklim durumlarına göre birbirinden farklı şekilde, fakat birbirini izleyen devreler halinde uygulan-ması mümkündür. Özellikle çok farklı bölgelere ve iklim koşullarına sahip olan ülkelerde turistik yoğunlaşma önemli ölçüde azaltabilir.
3. Dinlenme ve Sağlık Açısından Tatillerin Yayılması
Tatiller bir kısım insan için dinlenme, bir kısım insanlar için eğlence fırsatı yarattığından; dinlenme ve eğlence ise her mevsimde mümkün olduğundan, tatillerin bir kısmının yaz ayları dışına ve değişik bölgelere çekilmesi olanağı vardır. Ancak eğlence faktörünün etkinliğini ve çeşitliliğini dikkate almak, turistik tesis ve bölgelerin yüksek mevsim dışında da dinlenme ve eğlence olanakları sağlayacak şekilde donatmak zorunluluğu vardır.
Bu bakımdan uygulanabilecek seçenekler çok çeşitlidir. Tatillerin bu ilkeden hareketle yayılması için dağlara, kayak ve kış sporlarına yönelmesi öncelik taşımaktadır. Haziran-eylül .arası dönemde, yani dağ ikliminin çekici olduğu dönemde buraların geniş bir tanıtımı çok büyük yararlar sağlayacaktır. İyi bir tanıtmanın değişik bir tatil imajı vermek suretiyle başarıya ulaşması mümkündür. Yaz aylarında kentliler kirli havanın sıkıcı sıcağından her rahatsız oluşlarında, kitle iletişim araçları bir başka serinliği, yani Akdeniz kıyılarını değil, dağlardaki sağlığa yararlı bir dinlendirici havanın serinliğini, güzelliğini savunmalıdırlar.
Ayrıca tip bilimi de, tatillerin zaman bakımından yayılmasına katkıda bulunabilir. Çünkü kış aylarının yoğun çalışma devresi olduğu, çevre kirlenmesinin büyük boyutlara ulaştığı, gürültü faktörlerinin en yük¬sek düzeyde olduğu aylardır. Tıp bilimi, sağlık nedenleri ön plana geti¬rerek tatillerin sonbahar ve kış aylarına kaydırılması konusunu kitlelere yansıtabilir. Böylece, sağlık amaçlarının ön plana gelmesiyle, kitlelerde ortaklaşa olmuş yaz aylarında tatillerin kölesi olma durumu geniş ölçüde azaltılabilir. Temmuz ve ağustos aylarındaki güneşin, tatil için bir tercih nedeni olmasının yanıltıcı olduğunun gün geçtikçe kitleler tarafından daha iyi anlaşılması da, turistik yoğunlaşmayı azaltıcı bir faktör olmak¬tadır. İnsanların gerek sağlık ve dinlenme ihtiyaçları açısından; her mevsim doğanın, yeşilliklerin, temiz ve dinlendirici havanın, kış mevsi¬minde güneşin, yaz mevsiminde ise serinliğin teşvik edilmesi sağlan¬malıdır.
B- TATILLERIN ALAN İÇİNDE YAYILMASI
Tatillerin alan içinde yayılması, belirli ve alışılmış turistik merkez¬lerdeki yoğunlaşmanın giderilmesini hedef almaktadır. Genellikle plajların bulunduğu deniz kıyısındaki merkezler alan yoğunlaşmasına neden olduğu için, kitlelerin bunun dışındaki yörelere çekilmesini sorunun temel noktasıdır. Dağların, yeşil kır alanlarının, balıklarla dolu nehir kıyılarının, ormanlık bölgelerin, alan bakımından turizm hareketlerini yaymak gibi işlevleri bulunmaktadır. Bu gibi yörelerin çekiciliklerinin arttırılması, yeni turistik bölgelerin hizmete sunularak buralarda farklı fiyat, ulaşım ve yatırım politikaları uygulamak suretiyle tatillerin alansal bakımdan yayılması mümkün olabilir. Kış sporları ve kırsal tatil olanaklarının, yeni merkezler açılarak geliştirilmesi, coğrafi bir alan üzerinde tatillerin yayılmasına katkı sağlayacaktır.
Aynı amaca hizmet etmek bakımından, arazi kullanımlarının yeniden düzenlenmesi ve sonuçta turizme yararlı arazilerin saptanarak, turizm geliştirme planlarında bunlara yer verilmesi, tatillerin alan üzerinde yayılmasını sağlayacaktır.
C- SOSYAL TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ
Sosyal turizm, bilindiği gibi, iktisaden zayıf sosyal sınıfların turizme katılma olayı ve bunun yarattığı olay ve ilişkilerin tümüdür. Günümüzde genel turizm politikaları içinde sosyal turizmin yeri genişlemektedir. Toplumların gelişmesi, gelir düzeylerini yükselmesi, ekonomik ve sosyal politikaların toplumun tüm kesitlerine yönelik hazırlanması, turizm poli¬tikalarının boyutlarını da buna paralel olarak genişletmektedir. Bu yönlü gelişme, son zamanlarda daha da hız kazanmış, turizm politikaları çoğunlukla turizmi sosyal nitelikleriyle daha fazla ele almaya başlamıştır. Böylece çağdaş turizm politikasının temelinde yer alan başlıca amaçlarla, sosyal turizm hedeflerinin bir bütünleşme sürecinde olduğu görülmekte¬dir. Turizm politikasının başlıca boyutlarından biri; turizm sektörünün ekonomik kalkınmaya ve sanayileşmeye yardımcı bir sektör olarak döviz sağlayıcı etkisinden yararlanmak gibi ekonomik bir boyut; diğeri de ülke içindeki tüm toplumsal kitleleri tatil yapma olanaklarına kavuşturmak, dinlenmiş insanlar toplumu yaratmak gibi sosyal bir boyut olmaktadır.
Her iki boyutta hedeflerin gerçekleştirilmesi aşamasında, turistik yoğunlaşmanın giderilmesi amacıyla, sosyal turizmden yararlanılması mümkündür. Çünkü iktisadi güçleri sınırlı kitlelere farklı zaman dilim¬lerinde yeni turistik yörelerin sunulması, buralarda daha ucuz ve uzun süre tatil olanaklarının verilmesi suretiyle yoğunlaşma büyük ölçüde azaltılabilir.
Moderatör tarafında düzenlendi: