HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Soykırım, ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum ya da başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda önemli sayıda ve düzenli biçimde yok edilmeleridir. Tam tanımı soykırım konusunda çalışan akademisyenler arasında değişim gösterse de, 1948de Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinde (SSECS) hukuksal bir tanımı bulunmaktadır. Sözleşmenin 2. maddesi soykırımı ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: grubun üyelerinin öldürülmesi; grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi; grubun yaşam koşullarının bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması; grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması; [ve] çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi. şeklinde tanımlar.[1]
SSECSnin giriş bölümünde soykırım olaylarının tarih boyunca yaşandığı fakat Birleşmiş Milletlerin Raphael Lemkin bu terimi oluşturana ve Nürnberg mahkemelerinde Holokostun failleri yargılanana kadar soykırım suçunu uluslararası hukuk altında tanımlayan SSECSye karar vermemiş olduğu söyleniyor.
SSECSnin yürürlüğe girmesi ile sözleşmenin uygulanmasıyla yapılan ilk yargılama arasında 40 yıllık bir boşluk vardır. Şimdiye dek olan tüm uluslararası soykırım yargılamaları, Ruanda Soykırımı için olan, Bosna Soykırımı için olan yargılamalar, bu olaylara özel mahkemelerde yapılmıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi 2002de kurulmuştur ve sözleşmeye taraf olan devletlerin vatandaşlarını yargılama hakkı vardır, ama henüz kimse yargılanmamıştır.
SSECSnin 1951 Ocakında yürürlüğe girmesinden itibaren yaklaşık 80 Birleşmiş Milletler üyesi devlet SSECSnin hükümleriyle uyum sağlayan yasalar çıkardılar, ve bazı soykırım failleri bu tür yerel yasalarla yargılanıp suçlu bulundu. Alman mahkemeleri tarafından suçlu bulunan Nikola Jorgic buna örnektir.
Gregory Stanton gibi soykırım üzerine çalışan akademisyenler soykırımdan önce, soykırım sırasında ve soykırımın ardından ortaya çıkan, -kurban grubun dehümanizasyonu, soykırımcı grupların güçlü bir şekilde örgütlenmesi ve faillerin soykırımı inkar etmesi gibi- durum ve hareketlerin farkedilebileceğini ve soykırım yapılmadan soykırımı durdurmak için harekete geçilebileceğini söylüyorlar. Dirk Moses gibi bu görüşün eleştirmenleri bunun gerçekçi olmadığını söylemekte ve örneğin Darfur bölgede çıkarları olan büyük güçler için uygun olduğunda bitecektir. demektedir.
SSECSnin giriş bölümünde soykırım olaylarının tarih boyunca yaşandığı fakat Birleşmiş Milletlerin Raphael Lemkin bu terimi oluşturana ve Nürnberg mahkemelerinde Holokostun failleri yargılanana kadar soykırım suçunu uluslararası hukuk altında tanımlayan SSECSye karar vermemiş olduğu söyleniyor.
SSECSnin yürürlüğe girmesi ile sözleşmenin uygulanmasıyla yapılan ilk yargılama arasında 40 yıllık bir boşluk vardır. Şimdiye dek olan tüm uluslararası soykırım yargılamaları, Ruanda Soykırımı için olan, Bosna Soykırımı için olan yargılamalar, bu olaylara özel mahkemelerde yapılmıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi 2002de kurulmuştur ve sözleşmeye taraf olan devletlerin vatandaşlarını yargılama hakkı vardır, ama henüz kimse yargılanmamıştır.
SSECSnin 1951 Ocakında yürürlüğe girmesinden itibaren yaklaşık 80 Birleşmiş Milletler üyesi devlet SSECSnin hükümleriyle uyum sağlayan yasalar çıkardılar, ve bazı soykırım failleri bu tür yerel yasalarla yargılanıp suçlu bulundu. Alman mahkemeleri tarafından suçlu bulunan Nikola Jorgic buna örnektir.
Gregory Stanton gibi soykırım üzerine çalışan akademisyenler soykırımdan önce, soykırım sırasında ve soykırımın ardından ortaya çıkan, -kurban grubun dehümanizasyonu, soykırımcı grupların güçlü bir şekilde örgütlenmesi ve faillerin soykırımı inkar etmesi gibi- durum ve hareketlerin farkedilebileceğini ve soykırım yapılmadan soykırımı durdurmak için harekete geçilebileceğini söylüyorlar. Dirk Moses gibi bu görüşün eleştirmenleri bunun gerçekçi olmadığını söylemekte ve örneğin Darfur bölgede çıkarları olan büyük güçler için uygun olduğunda bitecektir. demektedir.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 52
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 241
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 35
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 25
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 41

