Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Aklımda öyle kaldığı için, şimdi ona Neveser diyorum. Ara*dan yıllar geçti. Ona ilk bindiğimde, ayaklarımın yere değmediğini hatırlıyorum.
O şimdiki vapurlar gibi, iskelelere ateş alırcasına yanaşıp kalkmıyor, kimseyi koşturmuyor, kimseye vapur kaçırtmıyordu. O şimdiki gibi zil sesiyle değil, iskele memurunun düdüğünü öttürmesi, çımacının halatını çıkarıp yol vermesi ile yavaş yavaş Modaya doğru sessizce süzülüyordu Neveserİe İstanbula her inip dönüşümde onun her yerinin, her köşesinin zevkine ayrı ayrı varıyordum
Caha sonraları, kâh sevinçli bir imtihan dönüşümün, kâh Babıâiiye keyifli, keyifsiz gidişlerimin vapuru olmuştur
Aradan yıllar geçiyor, Neveser ile beraber denize çıkan gemi*ler birer birer ıskartaya ayrılırken, Neveser hepsinden dayanıklı çıkarak, çalışmasına devam ediyordu. Vapur iskelesinde yolcuları karşılamaya gelenler sürekli değişiyorlardı. Dün sevgilisini bir gül ile karşılayan genç, bugün bebek arabası ile gelen eşini bekliyordu
Bu yaz da Nevesere, Öleceğini anladığımız sevgili hasta İle son görüşlerimizin biri olduğunu bile bile konuşmalarımız gibi, bu yaz da bir iki kere olsun, iş dönüşü binebildim O artık iske*lelere Bırakın da şuracıkta biraz daha dinleneyim demek ister gibi yaslanıyor, yanaştığı iskeleden güç bela, sanki dürtülmekle ayrılı*yor, öylesine yorgun argın çalışıyordu Yanından geçen genç vapurlara mahzun mahzun yol veriyordu. Arada bîr yaptığı arı*zalar, gazetelerde bile haber konusu oluyordu
Gün gelecek, bir zamanların genç, dinç, acar Neveseri, bir zamanlar dilimli tentesini Öylesine bir sevinçle çırpmdırdığma, burnuyla yarıp köpüklendirdiği suları ta adının hizalarına kadar çıkarttığına bir eski deniz salnâmasesindeki fotoğrafı şahitlik eden vapur, orada, insanların yattığı büyük bir mezarlığa baka baka insanların kaderine benzeyen bir kaderle çürüyüp gidecek.
O şimdiki vapurlar gibi, iskelelere ateş alırcasına yanaşıp kalkmıyor, kimseyi koşturmuyor, kimseye vapur kaçırtmıyordu. O şimdiki gibi zil sesiyle değil, iskele memurunun düdüğünü öttürmesi, çımacının halatını çıkarıp yol vermesi ile yavaş yavaş Modaya doğru sessizce süzülüyordu Neveserİe İstanbula her inip dönüşümde onun her yerinin, her köşesinin zevkine ayrı ayrı varıyordum
Caha sonraları, kâh sevinçli bir imtihan dönüşümün, kâh Babıâiiye keyifli, keyifsiz gidişlerimin vapuru olmuştur
Aradan yıllar geçiyor, Neveser ile beraber denize çıkan gemi*ler birer birer ıskartaya ayrılırken, Neveser hepsinden dayanıklı çıkarak, çalışmasına devam ediyordu. Vapur iskelesinde yolcuları karşılamaya gelenler sürekli değişiyorlardı. Dün sevgilisini bir gül ile karşılayan genç, bugün bebek arabası ile gelen eşini bekliyordu
Bu yaz da Nevesere, Öleceğini anladığımız sevgili hasta İle son görüşlerimizin biri olduğunu bile bile konuşmalarımız gibi, bu yaz da bir iki kere olsun, iş dönüşü binebildim O artık iske*lelere Bırakın da şuracıkta biraz daha dinleneyim demek ister gibi yaslanıyor, yanaştığı iskeleden güç bela, sanki dürtülmekle ayrılı*yor, öylesine yorgun argın çalışıyordu Yanından geçen genç vapurlara mahzun mahzun yol veriyordu. Arada bîr yaptığı arı*zalar, gazetelerde bile haber konusu oluyordu
Gün gelecek, bir zamanların genç, dinç, acar Neveseri, bir zamanlar dilimli tentesini Öylesine bir sevinçle çırpmdırdığma, burnuyla yarıp köpüklendirdiği suları ta adının hizalarına kadar çıkarttığına bir eski deniz salnâmasesindeki fotoğrafı şahitlik eden vapur, orada, insanların yattığı büyük bir mezarlığa baka baka insanların kaderine benzeyen bir kaderle çürüyüp gidecek.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 130
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 40
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 98
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 94