Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

türk edebiyatı yazılı soruları-çalışma kağıdı

licilok

Level 2
Üye
Katılım
11 Haz 2010
Konular
26
Mesajlar
93
Reaksiyon Skoru
8
Altın Konu
0
Başarım Puanı
60
TM Yaşı
15 Yıl 10 Ay 15 Gün
MmoLira
0
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

Evet arkadaşlar size bugün türk edebiyat yazılı soruları ve çalışma kağıtları vereceğim ..!

ALINTIDIR..!




Adı: HASAN COŞKUN LİSESİ 2008/2009 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ...12.2008
Soyadı: 9/A SINIFI TÜRK EDEBİYATI DERSİ
No: 1. DÖNEM 2. SINAV SORULARIDIR. A GRUBU

SORULAR:

S.1. “-Hayırdır inşallah!
Dedi. Duvarın dibindeki taş yığınlarına çöktü. Başını iki elinin arasına aldı. Sırtında yırtık bir çuval vardı. Çıplak ayakları üşüyordu. Tekrar başını kaldırdı. Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye dikkatle baktı. Derin mavi denize baktı. Gülümsedi sadece.”
Yukarıdaki parçayı ölçülü ve kafiyeli bir şiir haline getiriniz. (10 PUAN)

















S.2. Yukarıdaki şiir haline getirdiğiniz parçanın teması nedir?(5 PUAN)


S.3.
“Hele bir düşün ki gözümün nuru Anadan doğunca kürkün var mıydı
Şu kadar parayı sana kim verdi Üryan gelmedin mi börkün var mıydı
Bazı fukaraya bulma kusuru Torba torba mecidiyen var mıydı
Mesti kundurayı sana kim verdi Tükenmez parayı sana kim verdi

NOT: AŞAĞIDAKİ 3. VE 4. SORUYU YUKARIDAKİ ŞİİRE GÖRE CEVAPLAYINIZ.

Yukarıdaki şiirin nazım şekli nedir?(5 PUAN)



S.4. Yukarıdaki şiirin rediflerini, kafiyesini, kafiye türünü ve ölçüsünü söyleyiniz.(5 PUAN)
Redifleri:
Kafiyeleri:
Kafiye türü:
Ölçüsü:

S.5. “Ne doğan güne hükmüm geçer Ve gönül Tanrısına der ki:
Ne halden anlayan bulunur -Pervam yok verdiğin alemden
Ah aklımdan ölümüm geçer Her mihnet kabulüm, yeter ki
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur Gün eksilmesin penceremden

Yukarıdaki şiire bakarak şair hakkında ne söyleyebiliriz? Açıklayınız.(15 PUAN)













S.6. Yukarıdaki şiiri yorumlayınız.(10 PUAN)








S.7. a. Yukarıdaki şiirin teması nedir? (5 PUAN)


b.Şiirin nazım birimi ve ölçüsü nedir?(5 PUAN)




S.8. Halk edebiyatı şiir geleneğinin beş özelliğini yazınız. (10 PUAN)








S.9. “Ovada kızıl bir granit seli, Kopuyor boynunda her kızıl şimşek
Bir heykel uzaktan Munzur Dağları! Gürleyen sesinden gökler çökecek;
Sanki bir canavar, hançer pençeli, Gerilmiş sırtında kar benek benek,
Göklere sıçrayan Munzur Dağları!.. Kükremiş bir kaplan Munzur Dağları…
Yukarıdaki şiiri anlam ve gerçeklik yönünden yorumlayıp inceleyiniz. (10 PUAN)








S.10. “Sözüm bilmez bazı nadan elinden, Gevheri der dertli gönlümüz hasta
Erkan ağlar, usul ağlar, yol ağlar. Sözünü beğendir ellere dosta.
Bülbülün feryadı gonca gülünden, Kimi abdal olup gitmiştir posta,
Gülşen ağlar, bülbül ağlar, gül ağlar. Hırka ağlar hem post ağlar çul ağlar. (Gevheri.)
NOT: AŞAĞIDAKİ 14. VE 15. SORULARI YUKARIDAKİ ŞİİRE GÖRE CEVAPLAYINIZ.

Yukarıdaki şiirin yapı özelliklerini inceleyip yazınız. (10 PUAN)







S.11. Yukarıdaki şiirin dili hakkında neler söyleyebilirsiniz? (10 PUAN.)





NOT: Her sorunun puanı sorunun yanında yazılı olup tüm sorular toplan 100 puandır. BAŞARILAR DİLERİM.



Murat AKARSU
Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım Dersi Öğretmeni




HASAN COŞKUN LİSESİ 2008/2009 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ...12.2008
9/A SINIFI TÜRK EDEBİYATI DERSİ
1. DÖNEM 2. SINAVI CEVAPLARIDIR. A GRUBU

C. 1. Şiir oluşturabilme, ölçülü ve kafiyeli yazabilme: 10 puan

C.2. Doğayı seyreden bir kişinin başından geçenlerden dolayı acı çekmesi. 5. puan

C.3. Koşma. 5 puan.

C.4. Redif: “-u”, “sana kim verdi”, “-yı”, “var mıydı”, “-ün”. Kafiye: “-ur”, “-ra”, “-rk” 5 puan.

C.5. Şair geçip giden zamana ve gelişen olaylara karşı koyamadığını düşünür. Bu yüzden zamanın geçmesinden tedirgindir. Ölüm onu korkutur ve ölüm karşısında yaşamın güzelliğini görür ama tadına varamaz. Allah’tan dünya güzelliklerini almamasını ve kendisini hayattan koparmamasını diler. 15 puan.

C.6. Şair şiirde ölüm duygusundan bahsetmekte ve yaşamayı sürdürmeyi hep var olmayı ummaktadır. Doğa benzetmelerine başvurmuş ve doğadan bazı kelimeleri imge olarak kullanarak duygularını ve durumunu anlatmaya çalışmaktadır. Kuşların göçüşünü günün bitişine benzetir. Akşam kelimesini de hayatının sonuna doğru yaklaşan yaşına imge olarak kullanır. Ama şair bir kamış gibi dimdik ve hep sabit kalmak ister dünyada. 10 puan.

C.7. a.Teması: Yaşama isteği. 5 puan b. Nazım birimi: Serbest, Ölçüsü: Serbest 5 puan.

C.8. 1. Nazım birimi dörtlüktür, 2. Genellikle yarım ve tam kafiye kullanılır, 3.Dil halkın konuşma dilidir. 4. Dörtlükler halinde yazılır. 5. Koşma, mani gibi nazım biçimleri vardır. 10 puan.

C.9. Şiirde benzetmeler yer alır. Genellikle kelimeler gerçek anlamda kullanılmıştır. Anlatılmak istenen doğrudan anlatılmış anlaşılması güç cümleler kurulmamış ve sade bir dil kullanılmıştır. 10 puan.

C.10. Ölçüsü: Hece ölçüsü, Nazım birimi: Dörtlük. Dili: Sade, halk dili. Redifleri: “-ün, -in”, “-den”, “ağlar”, Kafiyesi: “”-l”, “-sta” 10 puan.

C.11. Şiir halk diline yakındır, fakat sanatsal bir dil de kullanılmıştır. Yabancı kelimeler vardır. Edebi sanatlara yer verilmiştir bu yüzden dil çok anlaşılır değildir. Kelimeler genellikle gerçek anlamlıdır, fakat mecaz anlamlı ve soyut kelimeler de vardır. 10 puan.










NOT: Her sorunun puanı sorunun yanında yazılı olup tüm sorular toplan 100 puandır.



Murat AKARSU
Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım Dersi Öğretmeni

















Adı: HASAN COŞKUN LİSESİ 2008/2009 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ...12.2008
Soyadı: 9/A SINIFI TÜRK EDEBİYATI DERSİ
No: 1. DÖNEM 2. SINAV SORULARIDIR. B GRUBU

SORULAR:

Bursa’da Zaman
“İsterdim bu eski yerde seninle
Baş başa uyumak son uykumuzu,
Bu hayâl içinde… Ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevî âhenk.
Bir ilâh uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette,
Belki de rüyası büyük cetlerin,
Beyaz bahçesinde su seslerinin.
Ahmet Hamdi Tanpınar.
S.1. Bursa’da Zaman şiirinin nazım şekli nedir? (5 PUAN)

S.2. Bursa’da Zaman şiirinin konusu ve teması nedir? (10 PUAN)


S.3. Bursa’da Zaman şiirinde geçen “son uykumuzu” ve “rüya” sözcükleriyle şair ne anlatmak istemiştir? (5 PUAN)





S.4. Bursa’da Zaman şiirinde geçen gerçeklik unsurları nelerdir? Gösteriniz. (10 PUAN)






S.5. “Dağlar şarkı söyler gökyüzüne akşamları
Derler ki: “Yağmur gönder bize gökyüzü.” şiirinde hangi söz sanatları vardır? Gösteriniz. (10 PUAN)







S.6. Aşağıdakilerden hangisi Halk Edebiyatı nazım şekillerinden biri değildir? (5 PUAN)
A)Koşma B)İlahi C)Koşuk D)Türkü E)Semai

S.7. “Sözüm bilmez bazı nadan elinden, Gevheri der dertli gönlümüz hasta
Erkan ağlar, usul ağlar, yol ağlar. Sözünü beğendir ellere dosta.
Bülbülün feryadı gonca gülünden, Kimi abdal olup gitmiştir posta,
Gülşen ağlar, bülbül ağlar, gül ağlar. Hırka ağlar hem post ağlar çul ağlar. (Gevheri.)
NOT: AŞAĞIDAKİ 14. VE 15. SORULARI YUKARIDAKİ ŞİİRE GÖRE CEVAPLAYINIZ.

Yukarıdaki şiirin yapı özelliklerini inceleyip yazınız. (10 PUAN)








S.8. Yukarıdaki şiirin dili hakkında neler söyleyebilirsiniz? (10 PUAN.)










S.9. Halk edebiyatı şiir geleneğinin beş özelliğini yazınız. (10 PUAN)









S.10. “Ne doğan güne hükmüm geçer Ve gönül Tanrısına der ki:
Ne halden anlayan bulunur -Pervam yok verdiğin alemden
Ah aklımdan ölümüm geçer Her mihnet kabulüm, yeter ki
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur Gün eksilmesin penceremden

Yukarıdaki şiire bakarak şair hakkında ne söyleyebiliriz? Açıklayınız.(15 PUAN)









S.11. “-Hayırdır inşallah!
Dedi. Duvarın dibindeki taş yığınlarına çöktü. Başını iki elinin arasına aldı. Sırtında yırtık bir çuval vardı. Çıplak ayakları üşüyordu. Tekrar başını kaldırdı. Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye dikkatle baktı. Derin mavi denize baktı. Gülümsedi sadece.”
Yukarıdaki parçayı ölçülü ve kafiyeli bir şiir haline getiriniz. (10 PUAN)




















NOT: Her sorunun puanı sorunun yanında yazılı olup tüm sorular toplan 100 puandır. BAŞARILAR DİLERİM.



Murat AKARSU
Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım Dersi Öğretmeni


HASAN COŞKUN LİSESİ 2008/2009 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ...12.2008
9/A SINIFI TÜRK EDEBİYATI DERSİ
1. DÖNEM 2. SINAVI CEVAPLARIDIR. B GRUBU

Bursa’da Zaman

“İsterdim bu eski yerde seninle
Baş başa uyumak son uykumuzu,
Bu hayâl içinde… Ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevî âhenk.
Bir ilâh uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette,
Belki de rüyası büyük cetlerin,
Beyaz bahçesinde su seslerinin.

Ahmet Hamdi Tanpınar.
S.1. Bursa’da Zaman şiirinin nazım şekli nedir?
Cevap: 11’li hece ölçüsü ile yazılmıştır. (5 PUAN)


S.2. Bursa’da Zaman şiirinin konusu ve teması nedir?
Cevap:Konusu; Şair sevdiğiyle birlikte Bursa’da yaşayıp o güzel tarihi yerde ölmek istiyor.Belki bu ölüm uykusunda o tarihi insanların rüyalarında bulaşabileceğini hayal ediyor
Teması; Tarihe ve yaşanmış tarihi olaylara duyulan özlem.
(10 PUAN)

S.3. Bursa’da Zaman şiirinde geçen “son uykumuzu” ve “rüya” sözcükleriyle şair ne anlatmak istemiştir?
Cevap:Son uykumuzu derken hayali bir ölümden bahsediyor,
Rüya ile de hayal ettiği o rüyasal buluşmayı anlatıyor.
(5 PUAN)

S.4. Bursa’da Zaman şiirinde geçen gerçeklik unsurları nelerdir? Gösteriniz.
Cevap: eski yer.
(10 PUAN)



C. 5. “Dağlar şarkı söyler gökyüzüne akşamları
Derler ki: “Yağmur gönder bize gökyüzü.”şiirinde hangi söz sanatları vardır? Gösteriniz.
Cevap: Dağların şarkı söylemesinde Teşhis(Kişileştirme) sanatı vardır ve dağlar insana benzetilmiştir. Dağların konuşmasında da İntak sanatı vardır.
(10 PUAN)
C.6. Aşağıdakilerden hangisi Halk Edebiyatı nazım şekillerinden biri değildir? (5 PUAN)
A)Koşma B)İlahi C)Koşuk D)Türkü E)Semai
Cevap: C şıkkıdır.

C.7. Ölçüsü: Hece ölçüsü, Nazım birimi: Dörtlük. Dili: Sade, halk dili. Redifleri: “-ün, -in”, “-den”, “ağlar”, Kafiyesi: “”-l”, “-sta” (10 PUAN)

C.8. Şiir halk diline yakındır, fakat sanatsal bir dil de kullanılmıştır. Yabancı kelimeler vardır. Edebi sanatlara yer verilmiştir bu yüzden dil çok anlaşılır değildir. Kelimeler genellikle gerçek anlamlıdır, fakat mecaz anlamlı ve soyut kelimeler de vardır. (10 PUAN)

C.9. 1. Nazım birimi dörtlüktür, 2. Genellikle yarım ve tam kafiye kullanılır, 3.Dil halkın konuşma dilidir. 4. Dörtlükler halinde yazılır. 5. Koşma, mani gibi nazım biçimleri vardır. (10 PUAN)

C.10. Şair geçip giden zamana ve gelişen olaylara karşı koyamadığını düşünür. Bu yüzden zamanın geçmesinden tedirgindir. Ölüm onu korkutur ve ölüm karşısında yaşamın güzelliğini görür ama tadına varamaz. Allah’tan dünya güzelliklerini almamasını ve kendisini hayattan koparmamasını diler. (15 PUAN)

C.11. 1. Şiir oluşturabilme, ölçülü ve kafiyeli yazabilme: (10 PUAN)







NOT: Her sorunun puanı sorunun yanında yazılı olup tüm sorular toplan 100 puandır.



Murat AKARSU
Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım Dersi Öğretmeni











“Ama Harry'yi en çok mutlu eden, ertesi gün telaşla Biçim Değiştirme'ye yetişmeye çalışırken Cho'nun onu yakalamasıydı. Daha Harry neler olduğunu anlayamadan, Cho elini onun elinin içine yerleştirmiş, kulağına fısıldıyordu: "Çok, çok özür dilerim. Söyleşi öyle cesurcaydı ki... beni ağlattı."Harry, bunun için yeniden gözyaşı dökmesine üzülmüştü, ama yine konuştukları için çok mutluydu. Aceleyle yanından ayrılmadan önce yanağına çabucak bir öpücük kondurması Harry'yi daha da sevindirdi. Ve inanılmaz bir şekilde, Biçim Değiştirme sınıfının kapısına varır varmaz bunun kadar güzel bir şey daha oldu: Seamus kuyruktan çıkıp yanına geldi.”
Harry Potter

SORU 1. Yukarıdaki metne bakarak metin,edebi metin ve gerçeklik hakkında neler söyleyebilirsiniz?

“Kuyutorman'ın dalları altında cifler, insanlar ve korkunç hayvanlar ölümcül bir mücadeleye tutuşmuştu. Kocoğlanlarn ülkesi alev alevdi; Moria üzerinde bir bulut vardı; Lörien'in sınırlarından duman tütüyordu.
Rohan'ın çimenleri üzerinde biniciler at koşturmaktaydı; Isengard' dan kurtlar boşanıyordu. Harad limanlarından savaş gemileri denize açılmıştı ve Doğu'dan bitmek bilmez bir insan akını vardı: Atlan üzerinde kılıç erleri, mızraklı adamlar, okçular, reislerin savaş arabaları, yük vagonları. Karanlıklar Efendisi'nin bütün gücü hareketteydi. Sonra tekrar güneye dönerek Minas Tirith'e baktı. Çok uzakta ve çok güzel görünüyordu Minas Tirith: Beyaz surlu, binbir kuleli, dağ üzerinde mağrur ve zarif; kale burçlarında mazgallı siperlerden çelik ışıltıları geliyor, gözcü kuleleri bir sürü sancakla parıldıyordu. Yüreğine umut doldu. Fakat Minas Tirith'in karşısına daha büyük ve daha güçlü bir kale dikilmişti. O yöne, doğuya doğru çekildi gözleri istemeye istemeye. Osgiliath'm harap olmuş köprülerini geçti, Minas Morgul'un sırıtan kapılarını, hayaletli Dağları geçti ve Mordor Ülkesi'ndeki dehşet vadisi Gorgoroth'a baktı.”
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ
SORU 2. Yukarıdaki metne bakarak metin,edebi metin ve gerçeklik hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Seri katillerden şok teklif !
53 saat içerisinde 7 kişiyi öldüren ve 2 kişiyi de yaralayan sanıklar Jandarma ile pazarlık yaptı: "Bize hap verin anlatalım"
Sakarya’dan Ankara’ya kadar 53 saatte yedi can alıp iki kişiyi yaraladıktan sonra yakalanan Mehmet Karahasan ve Yiğit Bekçe, savcıya verdikleri ifadede birbirlerini suçladı. Her iki zanlı da cinayetleri diğerinin işlediğini ileri sürdü. Jandarmaya, "Hap verin, her şeyi anlatalım" diyen sanıklar, cinayetlere eğlenmek için başladıklarını da itiraf ettiler. Jandarmada gözaltında tutulan sanıklar ilacın ve uyuşturucunun etkisinden kurtulup kendilerine geldiklerinde kafalarını duvarlara vurmaya başladılar. Kendilerine gelen sanıklar, avukatları Ufuk Namalan’ın boynuna sarılıp ağladı. İki gündür sorgulaması süren zanlılar, kendilerini sorgulayan askerlere, "Hap verin, her şeyi anlatalım" diyerek uyuşturucu istediler. Beş gündür yemek yemedikleri gerekçesiyle saat başı yemek isteyen zanlılar, banyo talebinde bulunmayı da ihmal etmediler. Zanlılardan Bekçe, ifadesi alınırken ezan okunmaya başlayınca sesini sorguculara dinleterek, "Allah’ın ezanları şahidimdir ki ben kimseyi öldürmedim" dedi. Yiğit Bekçe ile 11 Ekim’de buluştuk. Yalova’daki bir bankadan 3 bin YTL çektik. Buradan Bursa’ya geçtik. Kamber Mahallesi’ndeki bir kişiden uyuşturucu aldık, araç kiraladık. Yiğit Berçe’nin uzun dipçikli av tüfeğini de alarak İstanbul’a gittik. Burada yedi-sekiz gün gezdikten sonra Adapazarı’nda yaşayan tanıdığımız Aykut Okumuş’un yanına gittik. Okumuş’a av tüfeğini vererek tüfeği aldık. 20 Ekim’de Bursa’ya doğru yola çıktık. Yiğit, yolda bana, ’Gemlik’te hasımlarım var’ dedi. Giderken devamlı telefon görüşmeleri yaptı. Balıkpazarı mevkiine geldik. Bizi yakınları karşıladı. Yiğit, arabadan tüfeği de alarak çıktı, yanıma başkasını bıraktı. Yanımızdan uzaklaştıktan sonra silah sesleri duydum. Yiğit, koşarak yanıma geldi, ’Bas buradan kaçıyoruz, arabayı İzmit’e doğru sür’ dedi.
21 Ekim’de İzmit’te D-100 karayolu üzeri Kozluk mevkiinde Özcan Pişmaniye’nin önünde Yiğit beni durdurdu. ’Gel benimle’ dedi. Dükkana girdik, Yiğit dükkanda bulunan şahsı av tüfeği ile sağ gözünden vurdu. RADİKAL GAZETESİ
SORU 3. Yukarıdaki metni metin ve edebi metin bağlamında inceleyiniz,bu metin edebi metin olsaydı,suçluların durumu yasalar karşısında ne olurdu?Açıklayınız.
“NATAŞA on beş yaşında güzel bir kızdı. Arkadaşlarının arasından yürüdü, armağanını uzattı. Armağanı bir tahta bebekti: MATRİYOŞKA. İçimde bir şey cız etti. İçimde incecik bir tel titredi. İçimde bir yer damlamaya başladı. İçimde bir yumruk isyan ederek havaya kalktı. İçimde bir yumruk geldi, boğazıma dayandı.NATAŞA VE MATRİYOŞKA. Sustum kaldım. NATAŞA bir Çernobil çocuğuydu. Çernobil'de bir nükleer santral patlamıştı. Çevreye radyasyon yağmıştı.Çernobil'in yakınında olan Kiev büyük bir radyasyon etkisi altında kalmıştı. Radyasyon insanın kemik iliğini bozuyordu, kan yapımını etkiliyordu, lösemiye yol açıyordu, kanserlere neden oluyordu, üreme hücrelerini bozuyordu. Kiev'li çocuklar bu tehlikelerin tümünü de yaşamışlardı. Belki lösemi olmuşlardı, belki kanserleri vardı, bunları sormaya hazırlanmıştım ama onları görünce hiçbir şey soramamıştım. Ama bildiğim, bu çocukların geleceklerinin olmadığıydı. Onların gelecekleri yoktu. Önlerinde sadece günler vardı, haftalar vardı,aylar vardı. Yıllar var mıydı? Bunu kimse bilmiyordu. 2000 yılını görecekler miydi? Bunu kimse bilmiyordu. Bildiğim şey, NATAŞA'nın ANNE olamayacağıydı. Evet, NATAŞA anne olamayacaktı. Anne olamayacağını bilen on beş yaşındaki genç bir kızın duygularını kim bilebilir ki? ANNE bilir bunu. ANNELER bilir bunu. O armağan verme anında bütün anneler bunu biliyordu. Onların hepsi de kendilerini unutmuş, belki de kim olduklarını, orada neden ulunduklarını bile unutmuş; sadece NATAŞA'ya ve elindeki MATRİYOŞKA'ya bakıyorlardı. O anda belki bütün bunları düşünmüyorlardı ama duyumsuyorlardı. Duygular düşüncelerden daha hızlıdır, doğruyu da daha çabuk bulur. O anlar duygular anıydı. Kimi zaman bir an yaşanır, hiçbir zaman birimiyle ölçülemez. Belki bir saniyedir, belki dakikalar, belki saatler, belki bir ömür...”
ERDAL ATABEK-KIRMIZI IŞIKTA YÜRÜMEK
SORU 4. Yukarıdaki metni gerçeklik ve kurmaca olarak değerlendiriniz.Gerçek mi kurmaca mı olduğunu nereden anlayabiliriz?

YABAN

Sakarya savaşından sonra düşman orduları Haymana,Mihalıççık ve Sivrihisar bölgelerini, bize; yer yer ateş yığınlarıyla örtülü ıssız ve engin bir virane halinde bıraktı. O afetlerden arta kalmış halkın, bu taş yığınları arasında, ilk insanlardan farkı yoktur. Bunlar,yarı çıplak bir halde dolaşıyor; alevin kararttığı harman yerlerinde toprağa, çamura karışmış yanık buğday ve mısır tanelerini iki taş arasında ezerek öğütmeye çalışıyor; adı bilinmez otlardan, ağaç köklerinden kendilerine bir nevi yiyecek çıkarıyor ve bir yabancının ayak sesini duyunca her biri bir yana kaçıp bir kovuğa saklanıyordu. İşte, Garp Cephesi Kumandanlığının gönderdigi -Tetkiki Mezalim Heyeti- o viranelerde, taşlar altında kömürleşmiş insan kemiklerini araştırırken, bu kitabı teşkil eden yazıları, arasından yırtılmış ve kenarları yanmış bir defter halinde buldu. Köylülerden bunun sahibinin ne olduğunu sordu.Kimse, onun nereye gittiğini bilmiyordu. Bununla beraber,onun iki üç yıl hep bu köyde oturduğunu ve son felaket gününe kadar burada kaldığını söyleyen de kendileri idi. -Tetkiki Mezalim Heyeti- azasından biri bu kayıtsızlığa şaştı:
-Nasıl olur! dedi, nasıl olur. İnsan yıllarca beraber yaşadığı bir
kimsenin nereye gittiğini, ne olduğunu bilmez mi?
Köylüler, küskün bir tavırla omuzlarını kaldırıp uzaklaşıyorlardı.
Yalnız, içlerinden biri, yaşı belirsiz küçük ve sıska bir
adam, döndü:
-Dee, sizin gibi yabanın biriydi, dedi.

Dünyadan elini eteğini çekmiş bir kimse için Anadolu'nun bu ücra köşesinden daha uygun neresi bulunabilir? Ben, burada diri diri, bir mezara gömülmüş gibiyim. Hiçbir intihar bu kadar şuurlu, bu kadar iradeli, bu kadar sürekli ve çetin olmamıştır.
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU-YABAN


SORU 5. Yukarıdaki metin ışığında edebiyatın diğer bilimlerle ilişkisi konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Açık avucumla suratına vurdum. İstemiyordum, kafamın hala sakin bir köşeciği tek tokattan başkasını istemiyordu ama gövdem, beynimden çabuk harekete geçti. Tokatım kulağına geldi ve onu yarı yarıya yatağın dışına fırlattı. Bir boğa gibi doğrulup saldırdı. Karnıma bir kafa attı . Elimin sivri yanıyla ensesine vurdum, ustaca bir darbe Deborah'a diz çöktürdü, sonra kolumu boynuna doladım ve başladım sıkmaya. Güçlüydü, her zaman bilirdim bunu, ama şu sıra gücü çok büyüktü. Bir an onu zaptedemeyeceğimi sandım, beni yerden kaldırarak neredeyse doğruldu. Bu durumda yaptığı, bir güreşçi için bile büyük bir şeydi. On - on beş saniye süreyle dengeli durduk, sonra gücünün azalıp benim gövdeme geçtiğini hissettim, kolum boynunu daha da iyi sıktı. Gözlerim kapalıydı. Omuzumla, santim santim aralanan koca bir kapıyı itiyordum sanki.
Amerikan Rüyası / Norman Mailer


SORU 6. Yukarıdaki metni “anlatıcı “ yönünden inceleyiniz.



Odada; bir üst üste dizili mavi yastıklar
Güldeki vazolar, balbadem çikolata, sarı kolonya
Kuytu köşelerde hazin kuyruğu dikilmiş havaya
Yemyeşil, moryeşil bir hayvan gizli

Odada telaşa varan bir durgunluk
Bir de sen, boynunda ninemden ak bir yemeni
Ortada konargöçer kara çadırın
Bir oda giysisi, bir baston, Endülüs çarkın

Yan odada mutfağa dair sesler
Yani kilometreler, kilometre taşları
En çok da kollarım ağrır
Ta Homer'den beri kullanamadım onları

Odada bir sessizlik. Odada bir sessizlik
Odada odalıktan gelen bir sıkıntı
Çay fincanını anlatmama bile razıydın önceleri
Derken söyletmez oldun adımı

Senden bana, benden sana doğru
Yükselmekte ve alçalmakta derece
Odanın ortasında bir deniz başladı
Odanın girişine dair bir belirti
(Çayırda buldum seni. Çayırda buldum seni.)

Perihan Mağden

SORU 7. Yukarıdaki şiirde “imge” olarak kabul ettiğimiz yerleri yazınız.







“Kahramanlarımızın kendilerine idol olarak gösterdikleri, bir dönemin kopya çekme konusunda uzman sistem karşıtı efsane öğrencisi Levent Lemi; görevi her anlamda kötüye kullanan okul müdürü Rafet; idealist müdür yardımcısı Zeynep Erez; sert matematik öğretmeni Fatma Hoca; çocukların bir yarış atı gibi koşulduğu sınav sisteminin yakın bir tanığı haline gelen jokey baba Urfa'lı Sadettin; hayattaki tek dayanağı oğlu olan Güler; çocuğunun hayatında onurlu yaşamın önemini ısrarla vurgulayan komiser baba Metin; oğlunun hayatını bir saat gibi planlayan Almancı baba Sedat ve bütün derdi bir müzik albümü çıkarmak olan müzik hocası Candan'ın yollarını da aynı temel öykü içinde kesiştiren film Türkiye'nin bir türlü çözüme kavuşamayan eğitim sistemi ve sınav problemini oldukça komik ve eğlenceli, aksiyonu yüksek bir dille anlatıyor...”

Yönetmen:Ömer Faruk Sorak
Oyuncular: Hümeyra, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Kadir Çöpdemir, Jean-Claude Van Damme, Yağmur Atacan
SORU 8. Yukarıda “Sınav” filminin özeti verilmiştir. Yönetmen Ömer Faruk Sorak ve filmde rol alan sanatçıların Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Yönetmeliği’ne göre alacakları ceza nedir?Bu konudaki düşüncelerinizi “gerçeklik ve kurmaca” çerçevesinde yazınız.


PARTİ HAYVANLARI
Çiftlik sahibine göre çiftlikte herşey yolundadır. Tüm hayvanların güvenliği ve esenliği sağlanmıştır. Ancak çiftçi gözden kaybolunca gözcü koyunun "Engel kalmadı!" diye bağırmasıyla birlikte çiftlikteki tüm hayvanlar iki ayakları üzerine kalkarak dans etmeye, şarkılar söyleyip TV izlemeye, çeşit çeşit şakalar yapmaya başlarlar. Çiftlikte şamatanın startı verilmiştir.Otis'in babası Ben, çiftlikteki herşeyin yolunda gitmesini sağlayan bir inektir. Her sabah çiftlik işleriyle ilgili bir toplantı düzenler ve ortak düşman çakallarla ilgili bazı uyarılarda bulunur. Baba Ben'in artık yönetecek gücü kalmayınca çiftlikteki düzeni Otis sağlamaya çalışır. Düzeni sağlayan Ben gibi birisi olmayınca çiftlikte tam bir kaos yaşanmaya başlar. Böyle olunca da hayvanların en gizli sırrını çiftçinin fark etmesi uzun sürmez. Öte yandan entrikacı çakallar da çiftliği ele geçirme zamanının artık geldiğini düşünmeye başlamışlardır.

Yönetmen: Steve Oedekerk Seslendirenler:Kevin James, Courteney Cox, Sam Elliott, Danny Glover, Wanda Sykes Senaryo: Steve Oedekerk Müzik: John Debney Kurgu: Paul D. Calder Tür: Animasyon / Komedi

SORU 9. Yukarıda özeti verilen filmi “gerçeklik ve kurmaca” yönünden inceleyiniz.



Alzheimer'li Fare Milyonlarca Hasta Yakınının Umudu Oldu
Yakın zamana kadar doğada kendi halinde yasayan bir fare türü , bu günlerde bilim adamlarının gözbebeği oldu . Adı TG2576 . Kupkuru bir kod adı . Ama fiyatı inanılmaz derecede yüksek: Yaklaşık 800 bin dolar .Üstelik bu fare ölümcül bir hasta . Fiyatının yüksekliği de buradan geliyor . Laboratuvarda genleri değiştirilerek üretilen bu fare , doğduktan on ay sonra bunuyor . Yani düşünme yetisini yitiriyor , tüm öğretileri unutuyor ve hücreleri "Alzheimer" hastalığına karsı etkili olan bir protein üretiyor . Işte onu değerli yapan da bu özelliği . Oldukça obur olarak nitelendirilen bu tombul fare artik milyonlarca Alzheimer hastasının umudu .
Laboratuvarında genlerini değiştirerek TG2576 kod adli fareyi üreten Minnesota Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Karen Hisiao Ashe "Genleri değiştirilen bu fare gerçekten Alzheimer'li hastalar için bir umut kapısı" diyor. Bir İngiliz araştırmacı da, bu fareler üzerindeki araştırmalar sonucunda beş ya da on yıl içinde Alzheimer hastalığına karsı ilaç geliştirileceğini belirtiyor .

Çeviren:Elif Ağlarca Özlem
(Bütün Dünya Dergisi
Haziran 2000)
SORU 10. Yukarıdaki metni gerçeklikle ilişkisi,yazılış amaçları ve edebi metin bağlamında inceleyiniz.Bu metnin yazılış amacı nedir? Edebi metin kapsamında değerlendirilmesi için “ne yapılması” gerekir?

İnsanlar çok eskiden beri taştan daha hafif,ama onun kadar dayanıklı bir" nesne" aradılar.Tunç üzerine yazmayı denediler.Bir zamanlar sarayları ve tapınaklarını süslemiş olan üzerleri yazılı tunç levhaları bugün de görmek mümkündür.Bazen bu levhalardan birinin bütün bir duvarı kapladığı da olurdu.Levhanın iki yüzüne yazı yazılmışsa,levha bir zincirle asılırdı.
Anlatırlar;Fransa'da Blois kentinde ,tunçtan bir kilise kapısı vardır.Bu kilise kapısı bir kitabı andırır.Kapının üstünde Kont Etienne ile Blois kenti arasında yapılmış bir antlaşma yazılıdır.Bu antlaşma gereğince halk,Kont'un şatosu etrafına bir duvar çekmeyi kabul ediyor;buna karşılık Kont da şaraptan aldığı vergiyi halka bağışlıyordu.Şarabı içenler çoktan dünyadan göçtüler, etrafındaki duvar yıkıldı.Buna karşılık tunç kapının kanadı üzerinde kazılmış olan antlaşma hala durmaktadır.

SORU 11.Yukarıdaki metinde “yazma eyleminin hangi yönü üzerinde durulmaktadır?

“İnsanoğlu varolduğundan beri, duygu ve düşüncelerini başka kişilerle paylaşabilmek için, çok çeşitli iletişim yolları bulmuştur. Bunların ilk örnekleri arasında, günümüzde dahi pek çok toplum tarafından kullanılan görsel işaretleri, yani ateş, duman ve ışığı ya da akustik işaretler olarak adlandırdığımız, davul ve ıslık çalmayı gösterebiliriz. Ancak bütün bunlar zaman ve alan açısından sınırlanmıştır. Yani mesaj verildikten hemen sonra kaybolurlar ve tekrar edilmedikleri sürece başa alınma olanakları yoktur. Ayrıca, hepsi sadece az ya da çok birbirine yakın bölgede bulunan kişiler arasındaki iletişimde kullanılabilirler. Alan ya da zamanla kısıtlanmamış bir yol arama ihtiyacı, insanları çeşitli nesnelerin belirli bir sıraya göre yanyana dizilmesinden oluşan "nesne yazısı", daha çok hayvancılıkta kullanılan "sayma çubukları", yine belirli aralıklarla düğümlenmiş iplerden meydana gelen "quipu düğüm yazısı", bir mesaj vermek üzere kaya üzerine yazılan veya çizilen resimler anlamına gelen, "pitrogramlar ve pitroglifler" gibi iletişim sistemlerine götürdü. Ancak bunlar da, nisbeten kalıcı olmalarına karşın, belirli durumlarda, kısıtlı sayıda mesajı iletebilirler ve daha önemlisi yanlış ya da farklı algılanma olasılıkları çok yüksektir.”
SORU 12. Yukarıdaki metinde “insan ve iletişim ihtiyacı” nasıl açıklanmıştır?Bu metni edebi metin sayabilir miyiz?Niçin?

“Dans organisazyonları yapmak hoşuma gidiyor. Bu vesileyle birçok dans severi biraraya getirmiş oluyoruz. Hem yeni arkadaşlıklar, hem yeni partnerler ve hem de yeni yeni dans teknikleri öğrenip, kendini deneme fırsatları oluyor. Tüm başarıların arkasında severek, inanarak ve dürüstlük yatmaktadır. Eğer işini bu şekilde yaparsan başarı zaten seni yakalıyor. Sürekli dans geceleri ve dans yarışmaları organize ediyorum. Kısacası dansın olduğu her taşın altını kaldırdığında muhakkak beni görebilirsin. Tabii sadece doğru insanların olduğu yerde. İnanmadığım hiçbir dans organizasyonunda beni bulamazsın!!!! Evet yakında Türkiye'nin ilk ve tek en prestijli salsa yarışması olan 3. Salsa Cumhuriyet Kupası'nı düzenleyeceğiz. Bu yarışma, ülkemizdeki en önemli dans organizasyonudur her sene ülkemizin önde gelen dans okulları ile ortaklaşa bu organizasyonu gerçekleştiriyoruz. Bu senede Cihat Can Dance Company, Dansorium ve Aytunç Bentürk Dance Academy olarak imza atıyoruz.”

SORU 12. Yukarıdaki metinde sözü edilen “dans” sanat kavramı içerisinde değerlendirildiğinde hangi sanat içerisinde gösterilir?Bunun nedeni nedir?

Türk hat Sanatı denilince, Türklerin İslamiyeti kabul edişlerinden sonra okuma yazma vasıtası olarak seçtikleri Arap asıllı harflerle vücuda getirilen sanat yazıları anlaşılır. Ancak şunu hemen belirtelim ki Arap harfleri İslamiyetin zuhurundan sonra yavaş yavaş estetik unsurlar kazanarak, bu hal VIII. Yüzyılın ortalarından süratlenmiş; Türklerin İslam aleminde oldukları çağda zaten mühim bir sanat dalı haline gelmişti. Bu sebeple evvela Arap asıllı harflerin bünyesi ve İslam'ın ilk asırlarında gelişmesi hakkında kısa bir bilgi vermek gerekecektir.

SORU 13. Yukarıdaki metinde sözü edilen “hat sanatı” genel olarak hangi sanat içerisinde değerlendirilir? Niçin?

Gençlik dönemlerimde elime mikrofon olarak tarak alırdım ve evde sanki bir konser alanındaymışım gibi düşünerek şarkılar söylerdim. O zamanlarda bunu hayal etmek benim için çok önemliydi” demişti İzel bir röportajında. Farkında mısınız ne kadar çok hayal ürünüyle yaşıyoruz? Yanımızdan ayırmadığımız cep telefonlarımız, iş hayatımızda en çok gereksinim duyduğumuz dizüstü bilgisayarlarımız, beğendiğimiz filmler, bindiğimiz arabalar… Tüm bunlar bir zamanlar birilerinin hayalleriydi aslında. Bizlerin bu “gerçeklerle” tanışmamız birilerinin “hayalleri” sayesinde oldu.
SORU 14.Yukarıdaki metni edebiyat-kurmaca çerçevesinde örnekleyerek cevaplayınız.

“Yerin dibindeki suyun kaynağını görenin öyküsünü dinle, yurdum! Dünyada her şeyi bilen adamın adını ünlendireyim: onun görmediği hiçbir şey yoktur. Dünyanın bütün bilgeliklerini bilip torunlarına bırakan bir adamdır. Gizleri görüp bunların perdesini yırtan bir adamdır. Tufandan önce olanın haberini getirdi. Uzun yoldan gelip yorgun düştü; ama gücünü yitirmedi. Bütün çektiklerini bir anıt taşına kazıdı.Uruk'un dört bir yanına duvar çektirdi. Kutsal E-anna'nin ve temiz hazinenin duvarına bak! O duvar, didilmiş yünden örülen bir urgan gibidir. Onun köşe burçlarını da gözden geçir! Onun eşini hiç kimse yapamaz. Ta öteden beri orada duran tas merdivenden yol alıp Istar'in oturduğu E-anna tapınağına yaklaş! Sonradan gelen hiçbir kral onun eşini yapmadı.Uruk duvarının üstüne çık! İleri yürü! Temeli gözden geçir! Tuğla duvarı incele. Acaba bunun tuğlaları pişmiş değil midir? Temeli yedi bilge kurmamış mıdır? .”

SORU 15. Yukarıdaki metin dünyanın en eski destanı olan “Gılgamış Destanı”nından alınmıştır.Yüzyıllar önce yazılan bu metin o insanların düşünceleri ve yaşayışları bize bilgi verir.Bu bize dilin hangi işlevini gösterir,açıklayınız.










Adı: 2009–2010 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI
Soyadı: MUSTAFA-ELMAS ARICI ANADOLU LİSESİ
No: 9\B SINIFI TÜRK EDEBİYATI DERSİ I. DÖNEM I. YAZILI SORULARI


CEVAP ANAHTARI

1. Güzel sanatları gruplandırarak edebiyatın güzel sanatlar içerisindeki yerini belirleyiniz.

Güzel sanatlar işitsel (fonetik), görsel (plastik) ve dramatik (ritmik) sanatlar olmak üzere üç gruba ayrılır. Edebiyat bu grupta işitsel (fonetik) sanatlar içerisindedir.


2. Güzel sanatların insan yaşamında ne gibi bir önemi vardır? Güzel sanatlar olmasaydı hayatımız nasıl olurdu? Bu sanatlardan örnekler vererek açıklayınız.

Güzel sanatlar; insanın kendini ifade etmesine ve yaratıcılık özelliklerinin gelişmesine imkân sağlar. Toplumun estetik algılarını geliştirir. Toplumsal duyarlıkları canlı tutar. İnsanı doğaya ve çevresine yararlı hale getirmeye çalışır. Zihinsel ve ruhsal duyarlıkların gelişmesine katkı yapar. Sanat ve sanat eseri bu bağlamda toplumu, toplumu oluşturan bireyleri daha iyi ve güzel olma doğrultusunda dönüştürmeye çalışır. İnsanın ruhsal yanını yüceltir.
Sanat, hayatı yaşanır hale getirir ve güzelliklerin paylaşılmasına aracı olur. Bir resim bizi anılarımıza götürebilir, hayallerimizi canlandırabilir. Bir şiir bizi herhangi bir davranışa yönlendirebilir, farklı duygularımızı harekete geçirebilir. Bir müzik parçası özlemlerimizi anlatabilir, sevgimizi ifade edebilir. Kısaca sanat, hayatın içindedir ve bizi de hayata bağlar.




3. Dil olmadan bir toplum, millet olabilir mi? Neden? Kısaca açıklayınız.

Tabi ki olamaz; çünkü insan tabiatı gereği toplu halde yaşamaya ihtiyaç duyar. İnsan dili sayesinde benliğini ortaya koyduktan sonra aynı özelliklere sahip diğer insanlarla ortak bir paydada buluşup milleti oluşturur. Milleti millet yapan özellikler ancak dille anlam kazanırlar. Dil, bir milletin duygu ve düşünce tarzı, tarihi ve toplum bilinciyle birlikte yol alır. Bu nedenle kişiler arasındaki ortak duygu ve düşünce dille kurulabilmekte, dolayısıyla milli birlik ve beraberlik de toplumu birbirine bağlayan dil ile sağlanmaktadır.





“Çanakkale Savaşı Türk tarihinin dönüm noktalarından bir tanesidir. Bu zaferle ülke düşmandan tamamen temizlenmiştir. Düşman gemilerinin boğazdan geçişleri büyük oranda engellenmiş, karaya çıkanlarla da göğüs göğse bir mücadele örneği ortaya konmuştur. Bu savaş sonucunda tam bir insan kıyımı yaşanmıştır: beş yüz bin ölü…”

Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
—Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde gösterdiği vahşetle bu: bir Avrupalı
… Mehmet Akif ERSOY

4. Yukarıdaki iki metinde de Çanakkale Savaşı’ndan bahsedilmektedir. Aynı gerçeklik neden bu şekilde farklı anlatılmıştır?

Dış dünyaya ait bir gerçeklik edebi metinlere olduğu gibi yansımaz. Sanatçı tarafından yeniden yorumlanarak edebi metnin gerçekliği olan “Kurmaca gerçeklik”e dönüştürülür. Bu doğrultuda birinci metin dış dünyaya ait bir gerçeklik iken ikinci metin sanatçı tarafından oluşturulmuş kurmaca bir gerçekliktir.



5. a) Aşağıdaki şiiri ahenk özellikleri bakımından (ölçü, durak, uyak şeması ve türü, kafiye ve redif) inceleyiniz.

Elvan çiçeklerden /sokma başına
Kudret kalemini /çekme kaşına,
Beni unutursan /doyma yaşına,
Gez benim aşkımla/ yâr melil melil
Karacaoğlan




b) “Meyden safâ-yi bâtın-ı humdur garaz hemân” dizesini hecelerin uzunluk-kısalık durumlarına göre işaretleyiniz.




c) Aşağıdaki şiirde ahengi sağlayan aliterasyon ve asonansları gösteriniz.


Perdeler
Perdeler, hep perdeler...
Her yerde, her yerdeler.
Pencerede, kapıda,
Geçitte, kemerdeler...
Perdeler, hep perdeler...


Ya benim sevdiklerim,
Şimdi nerde, nerdeler?
Önü bomboş perdenin;
İçerde, içerdeler!
Perdeler, hep perdeler...
N. Fazıl KISAKÜREK

P,r,d,l harfleri ile aliterasyon
e harfi ile de asonans yapılmıştır.








ANADOLU


Yürüyordum: Ağlıyordu ırmaklar;
Yürüyordum: Düşüyordu yapraklar;
Yürüyordum: Sararmıştı yaylalar;
Yürüyordum: Ekilmişti tarlalar.

Bir ses duydum, dönüp baktım, bir kadın:
Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın;
Derileri çatlak, bağrı kapkara,
Sağ elinin nasırında bir yara

Başında bir eski püskü peştamal
Koltuğunda bir yamalı boş çuval...

—Ne o bacı?
— Ot yiyoruz, n'olacak!
—Tarlan yok mu?
— Ne öküz var, ne toprak...
Bugüne dek ırgat gibi didindim;
Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim,
Bundan sonra...
— Kocan nerde?
— Ben dulum;
Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum.
— Soyun, sopun?
— Onlar dahi hep yoksul!
Ah Efendi, bize karşı İstanbul
Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi?
Taşraların hayvanlık mı nasibi?

Hayır, hayır, bu nasibi almak için doğmadın.
Onun için doğdun ki sen kadınlığın hakkiyle
Ocağının karşısında saadete eresin,
Göğsünü kabarttıran anneliğin aşkıyla
Evladına sütün gibi pak duygular veresin.
Sen bir aziz yoldaşsın:
Senin sesin hayat için dövüşmeğe koşturur;
Senin sevgin vatan için fedakârlık öğretir;
Senin yüzün insan için bir merhamet duyurur;
Senin ile insanoğlu yeryüzünü şenletir.
Lakin bizler bu hakları unuttuk;
Kadınlığı hayvanlıkla bir tuttuk;
Ninen gibi sana dahi hor baktık;
Seni dahi garip, yoksul bıraktık!

Yazık, sana ağlamayan şiire;
Yazık, sana titremeyen vicdana,
Yazık, sana uzanmayan ellere;
Yazık, seni kurtarmayan insana!


~ Mehmet Emin YURDAKUL ~


6. Yukarıdaki şiirin yazıldığı dönemdeki zihniyeti hakkında neler söyleyebiliriz? Açıklayınız.

İlk izlenimlerden dönemin hayat şartlarının pek iç açıcı olmadığı görülmektedir. Bu durumu öncelikle, betimlenen kadından anlıyoruz. Kadının görünüşü zor bir hayatın, perişanlığın, sefaletin bir fotoğrafı gibidir. Tarla, ot, ırgat ekin, çift gibi sözcükler sürdürülen yaşam biçiminin, şairin soruları karşısında aldığı cevaplar da çekilen çilenin bir göstergesidir. Şiirin genelinde çekilen çilelerin yanı sıra özellikle kadına verilmeyen ama olması gereken değer üzerinde durulmaktadır. Çifte gitmek ve öküz söz grupları da bize dönemin bilimsel ve teknik düzeyi hakkında ipuçları vermektedir. Kocasının şehit olması dönemin sosyal ve siyasi olaylarına, “Ah Efendi, bize karşı İstanbul Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi? Taşraların hayvanlık mı nasibi?” dizeleri de insanlar arası ilişkileri zayıflığına işarettir. İnsanların gelecekten umutlu olmadıkları, bir kaygı taşıdıkları şiirin bütününde kendini göstermektedir. Şiirin son bölümünde toplum adına söze başlayan şair, yapılan hatalara ve kadının değerinin unutuluşuna göndermelerde bulunur. Bu durumun son bulması için “yazık” nidalarıyla insanlığa seslenir.











Başarılar Dilerim
Fatih TOPALOĞLU
Türk Dili ve Edebiyatı












2009/2010 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI S.A.L. 9. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISIDIR.
I: metin
YAĞMUR
Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde, Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
Bir parça uzaklaş kederlerinden. Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden, Bir başka alemden gelmiş gibisin, Mehtabın ördüğü saatler nerde? Dalmış gözlerinle pencerelerde.

2. METİN: YAĞMUR
0.5 mm’den daha büyük sıvı damlaları şeklindeki yağışa yağmur denir. Eğer hava dağılırsa damlalar daha da küçülebilir. Yağmr, metar ve gözlemlerde R ile rapor edilir. Yağmurun yoğunluğu, düşme oranına bağlıdır.
1)Yağmur adlı parçayla yağmur şiirini yazılış amaçları ve dil özellikleri bakımından karşılaştırınız. (10 p)

I. Metin : Sezdirrmek çağrıştırmak güzellik amacıyla yazılmıştır.
Mecazlı ifadeler vardır. Kelimeler yan anlmıyla kullanılmıştır.

5 puan






II. Metin: Bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
Kelimeler birinci anlamıyla kullanılmıştır.
Terimler kullanılmıştır



5 puan



2) Aşağıdaki dizeyi açıklık kapalılık yönünden inceleyiniz.(5 Puan) ( her yanlış -1 puandır.)

Lâ ley ken e mel er me di bah çem de ke mâ le
- - - . - - . . - - . . - -


3) I. Dünya Savaşının bireyin davranışları ve toplum üzerindeki etkisini anlatan edebi metin hangi bilimlerden yararlanır? Önemli olan üç tanesini yazınız (6 PUAN)

A) Tarih

B) Sosyoloji

C) Psikoloji

4) “ Heykel , sinema ” sanatları hangi sanat dallarına örnektir? ( 4 Puan )

Heykel: Görsel (plastik) 2

Sinema: Dramatik (ritmik)2

On atlıya karar verdim yaşını
Yenice sevdaya salmış başını
El yanında yakar gider kaşını
Tenhalarda gülüşünü sevdiğim
5) Yukarıdaki şiirin kafiye ve rediflerini bulup çeşitlerini yazınız.( 10 Puan)
“ını”lar redif 5
“aş”lar tam kafiye 5





I.
Sâye-i ümmîd zâ'il âfitâb-ı şevk germ
Rütbe-i idbâr âlî pâye-i tedbîr dûn

II.
Yûnus okur diller ile
Ol kumru bülbüller ile
Hakkı seven kullar ile
Çağırayım Mevlâm seni

III.
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
6. Yukarıdaki şiirlerin ait olduğu geleneği yazınız.
(6 puan)

I. Divan şiiri 2


II. Tasavvuf geleneğiyle 2


III: Serbest nazım 2


Can kafeste durmaz uçar,
Dünya bir han,konan göçer,
Ay dolanır,yıllar geçer,
Dostlar beni hatırlasın.
7. Yukarıdaki birinci ve ikinci dizelerde hangi edebi sanatlar vardır sadece isimlerini yazınız. ( 4 Puan)

Birinci dize: Kapalı istiare2


İkinci dize: Teşbih (benzetme)2



8. Eskimo dilinde kar Arapçada deve ile ilgili çok sayıda kelime bulunması dilin hangi özelliğini gösterir?
( 5 Puan)
Yaşanan çoğrafya ihtiyaçlar dili etkiler (3+2)







9. Polis teşkilatı, romanda hırsızlık yapan birini tutuklamak için harekete geçer mi?Bu edebi metnin hangi özelliğini gösterir ? (5 puan)
Sanat eserinin kurmaca olduğunu gösterir.5






10. Edebi metinlerin temel ifade şekillerini yazınız.(5 Puan)


A. Manzum



B. Mensur (3+2)


11. İmgenin ortaya çıkış sebebini kısaca açıklayınız. (10 puan)

Dil hayatı ifade etmede sınırlı kalır ihtiyaçları tam karşılamaz. İnsan duygu ve düşünceleri ise sınırsızdır. Dolayısıyla bu duygu ve düşünceleri anlatırken imgeler başvurur.



















12. AŞAĞIDAKİ BOŞLUKLARA UYGUN İFADELERİ YERLEŞTİRİNİZ.( 12 Puan)
a. Edebi metinlerin malzemesi DİL dir.

b. Edebi türlerden ŞİİR coşku ve heyecanı dile getirir.

c. Halk edebiyatında daha çok HECE ölçüsü kullanılır.

d. Farklı duygu, düşünce ve hayallerin, yeni olay ve durumların zihinde oluşturduğu görüntü ve tasarımların mecazlar ve söz sanatlarıyla ifade edilmesine İMGE denir

e. Benzetme amaç güdülmeden bir sözün ilgili olduğu başka bir söz yerine kullanılmasına MECA-I MÜRSEL ( AD AKTARMASI).denir

f.” Mum dibine ışık vermez” sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanılmakta, bunlardan mecaz anlam kastedilmektedir.
Bu sanata biz KİNAYE.sanatı deriz.





13. Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız..( 8 Puan)

a) (D.) Olay çevresinde oluşan edebi metinler anlatmaya ve göstermeye bağlı metinler olarak ikiye ayrılır.

b) (Y ) Resim dramatik sanat dalına girer.

c) (D ) Bir durumun gerçek nedeni bilindiği halde onu başka bir nedene bağlamaya Hüsnü talil sanatı denir.

d) (Y .) “abab” şeklinde yazılmış şiir sarmal kafiyelidir.

e) (Y .) Bir şiirde hece ölçüsü kullanılmışsa divan şiir geleneği var demektir.

f) (D ) Edebi metinlerin her okunuşta yeni anlamlar kazanmasın sebeplerinde biri de edebi metnin çok anlamlı olmasındandır.

g) (D ) Sanat ya da güzellik alanında söz konusu değerleri konu alan bilim dalına estetik denir.

h) (Y .)Bir gazete haber yazısı kurmaca bir metindir





(14-18. sorular 3’er puan toplam 15 puandır.)
(I)Güneş yavaş yavaş yükselirken antik kent aydınlanmaya başlıyor.
(II) Güneşle birlikte, kentin geçmişindeki bilinmeyen yönlerin de ortaya çıkacağını sanıyorinsan; ama bir süre sonra yanıldığını anlıyor.
(III) Yüzyıllardır yalnızlığa alışmış, unutulmuş bu kentin geçmişini düşünüyor.
(IV) Acaba bu tiyatro sahnesindekaç oyun sergilendi, odeonda ne gibi sorunlar tartışıldı, ölümüne savaşlar nasıl yaşandı buralarda?
(V) Bugün, bütün bunlardan habersiz, tarih sahnesindeki
rolünü tamamlamış ve mağrur bir sessizliğe gömülmüş bir kentle karşı karşıyayız.
14.Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde
kişileştirme sanatı vardır?
A) I. ve II. B) I. ve IV. C) III. ve IV.
D) III. ve V. E) IV. ve V.
(2006 öss)





I. Kimi şairler şiiri yalnızca uyakta aramaya kalkışmışlardır.
II. Bu akımın etkisindeki şairler şiirin, içerdiği mazmunlar
bakımından kusursuz olması gerektiğini savunmuşlardır.
III. Bu şairler, şiirde veznin sağladığı ritmi önemserler.
IV. Betimleyici şiir anlayışını benimseyen şairler,
canlı, renkli şiirler yazmışlardır.
V. Bu şiirde şair, dış dünyadaki varlıkları kendi
duygu dünyasına göre yorumlayarak farklı izlenimlere
ulaşmıştır.
15. Yukarıdaki cümlelerin hangileri şiirin ahenk özellikleriyle
ilgilidir?
A) I. ve III. B) I. ve IV. C) II. ve III.
D) II. ve IV. E) III. ve V.
(2008 ÖSS)



I. Biz de hafif olsaydık bir rüzgârdan
II. Yer alsaydık şu bulut kervanında
III. Güzele ve yeniye doğru koşan
IV. Bu sonrasız gidişin bir yanında
16. Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
B) Hepsinde redif kullanılmıştır.
C) Duraklarda belirli bir kurala uyulmamıştır.
D) I. ve II. dizelerde ulama vardır.
E) I. ve III. ile II. ve IV. dizelerde çapraz uyak (kafiye) görülmektedir.
(2007 ÖSS)



17. Aşağıdakilerden hangisi dilin kültür taşıyıcısı olduğunu gösterir?
a) Dilin seslerden örülmüş bir yapının olması
b) İnsanların iletişim kurabilmek için genellikle dili kullanması
c) Bazı dillerin zamanla unutulması
d) Atasözlerinin kulaktan kulağa çağımız ulaşması
e) Her milletin dilinin farklı olması





18)Aşağıdakilerden hangisi edebi metinlerin özellikleri arasında gösterilmez?
a)Yaratıcısının anlatım özelliklerini yansıtmaları
b) Yazıldıkları dönemin kültürel özelliklerini gösterebilmeleri
c) Okuyucuda güzel duygular uyandırabilmeleri
d) Herkese aynı derecede hitap eden bir dille oluşturulmaları
e) Dilin anlatım olanaklarının zenginleştirilmesinde rol almaları











2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI KOZAKLI LİSESİ 9. SINIFLAR TÜRK EDEBİYATI DERSİ 1. DÖNEM 3. YAZILI SORULARDIR.
Adı :
Soyadı :
Sınıfı :
Nice Süleyman’lar tahta erişti
Tahta erişmedi, bahta erişti
Emrah’ın bir fena bahta erişti
Dahi koklamayız bu menekşeyi
1)Bu dörtlüğün ilk üç dizesindeki uyak türü nedir?
A)Yarım Uyak B)Zengin Uyak
C)Tam Uyak D)Uyak yoktur.
E)Cinaslı Uyak
Askerin bir ucu göründü Van’dan
Kılıcın kabzası görünmez kandan
Bağdat’ın içinde tozdan dumandan
Toz duman içinde kaldı Genç Osman
2)Bu dizelerde aşağıdaki şiir türlerinden hangisine özgü nitelik vardır?
A)Epik şiir B)Lirik Şiir
C)Pastoral Şiir D)Dramatik Şiir
E)Didaktik Şiir
Adam, elini uzattı; tam onu koparacağı sırada, mor menekşe: “Bana dokunma!” diye bağırdı.
3) Bu cümlede en belirgin söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? 89 ÖYS
A) Teşbih (Benzetme) B) Tezat
C) İstiare D) Kinaye
E) İntak (Konuşturma)

4) Aşağıdaki nazım türlerinden hangisi Tekke edebiya¬tında kullanılmamıştır?
A) ilâhi B) şathiye C) semai
D) devriye E) deme
“Sakin ve rüzgarsız havalarda, bacalar üzerinden bir türlü savrulup dağılmayan dumanlar birbiri üzerine nasıl birikirse, bu sesler de öylece göğün boşluğunda toplanıyor, kolay kolay dağılmıyordu.”
5) Bu cümlede birbirine benzetilen iki şey aşağıdakilerden hangisidir? 84 ÖYS
A) Hava – Rüzgar B) Rüzgar – Duman
C) Hava – Ses D) Duman – Gök
E) Duman – Ses
6) Divan edebiyatında “hicviye” denilen alaylı yergi şiirinin Halk edebiyatındaki karşılığı aşağıdakilerden hangisidir? 97ÖYS
A) Koşma B) Semai C) Taşlama
D) Destan E) Türkü
7) Aşağıdakilerden hangisi (konularına göre) koşmanın türleri arasında yer almaz?
A)Güzelleme C)Ağıt D)Taşlama
B)Koçaklama E)Mersiye
8) Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bin can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Yukarıdaki şiir hangi geleneğe aittir?
A.Serbest şiir geleneğine
B.Halk şiiri geleneğine
C.Divan şiiri geleneğine
D.Anonim halk şiirine.
E.Destan geleneğine
9) Bir Halk Edebiyatı ürünü olan “mani” ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Yazarları belli değildir.
B) Kafiye düzeni aaba şeklindedir.
C) Anlatılmak istenen duygu ve düşünce son iki dizede bulunur.
D) Hece ölçüsü ile söylenir.
E) Yalnızca aşk konusu işlenir
10) I.değirmeni yürütür/ II.Bir ah çeksem / III.Ne halden anlayan /IV.Gözüm yaşı/ V.dağı taşı eritir / VI.bulunur
Yukarıda parçalara ayrılan dizelerin anlamlı şekilde sıralanması aşağıdakilerden hangisidir?
A.I-II-V-IV-III-VI
B.V-VI-IV-II-I-III
C.II-V-IV-I-III-VI
D.VI-II-V-I-IV-III
E.IV-I-VI-III-II-V
11) Aşağıdakilerin hangisinde divan edebiyatı ürünleri bir arada verilmiştir?
a. Gazel- rubai-müstezat
b. Mersiye- şathiye- varsağı
c. Gazel-murabba-koşma
d. Semai-ilahi-kaside
e. Hicviye-murabba-türkü
12) Aşağıdaki dizelerden hangisi bir taşlamadan alınmış olabilir? 92 ÖYS
A) Ayna almış perçem düzer
Zülfün tarayı tarayı
B) Kırık çanağı yok ayran içecek
Kahveye gelir de fincan beğenmez
C) Eğil dağlar eğil üstünden aşam
Yeni talim gelmiş varam alışam
D) Güzel gitti diye pınar ağladı
Acıdı yüreğim yandı pınara
E) Avcılardan kaçmış ceylan misali
Geçmiş dağdan dağa yoktur durağı
13) “Artık dağlar sırtlarından kürklerini attılar. Fakat henüz sabahları serince olduğundan omuzlarına sislerden birer atkı alıyorlar. Şimdi rüzgar, ağaçlar arasında ılık ılık esiyor. Hele böcekler… Görülecek şey!” 85 ÖYS
Parçada kişileştirilen varlık, aşağıdakilerden hangisidir?
A) böcekler B) sisler C) rüzgar
D) dağlar E) ağaçlar
14) Aşağıdakilerden hangisinin nazım birimi farklıdır?
A. Gazel
B.İlahi
C.Mesnevi
D.Terkib-i Bend
E.Kaside
15) Aşağıdaki dizelerden hangisinde teşbih(benzetme) sanatı yoktur?
A) Benim gönlüm nihayetsiz tenha bir göldür
B) Sularında küçük, beyaz martılar yürür.
C) Daldan dala rüzgar gibi esmekte hevesler.
D) Ela gözler akşam gibi dolu, hicran dolu.
E) Saadet benziyor, boş bir seraba.

16)Aşağıdaki dizelerin hangisinde telmih(hatırlatma) sanatı vardır?
A) Yaşıyorsun gönüllerde, sır gibi kalplerdesin
B) Gecenin rengi siyah ya güne ne demeli
C)Döndü Mecnun’a gönül, her gece Leyla diyerek
D)Geceler böyle kalmaz, şafak söker sabah olur
E)Ayrılan yolun sonunda dudaklarda bir ah olur
17) Aşağıdaki dizelerin hangisinde tenasüp(uygunluk) sanatı vardır?
A) Sen var mısın, her yer güzel
Gökler güzel, yerler güzel
B) Kendini kendinden gizledin niçin?
Arılar, petekler, ballar bahane
C) Gözlerime çöken akşam gibisin
Ruhumda bir alev, gözümde nemsin
D) Beni yalan sözlerle kandırmaya çalışma,
Gülme artık yüzüme, çıkma sakın karşıma
E) Seni görmek hevesi doldu içime
Doğdu ümit güneşi, doğdu ömrüme
18)Aşağıdaki dizelerden hangisinde mübalağa(abartma) sanatı vardır?
A)Salkım söğütler yıkıyordu suda saçlarını
B)Şairim, bu yıl yağan yağmur kadar şiir yazdım
C)Ben kanadı kırık bir kuş değilim
D)Atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde
E)Topla eteklerini yerlere sürünmesin
19) Bir anlam inceliği oluşturmak için, söz söyleyenin bildiği bir durumu bilmez görünmesine ‘’tecahül-i arif’’ denir.
Aşağıdaki dizelerin hangisinde bu tanıma uygun bir sanat vardır?
A)Kim bilir hangi diyarda, hangi ıssız yerdesin
B)Niçin baktın bana öyle, derdin nedir, durma söyle
C)Nisanda bahar müjdesi leylakla gelir
D)Niye sevdim ki seni, hep ağladım ömrümce
E)Nisan yağmuru mu yoksa üzülünce gözlerinden akan
20)Aşağıdakilerden hangisinde yer alan destan, birlikte verildiği Türk toplumuna ait değildir?
A) Şu – İskit(Saka) Türkleri
B) Oğuz Kağan – Hun Türkleri
C) Türeyiş – Uygur Türkleri
D)Alp Er Tunga – Göktürkler
E)Göç- Uygur Türkleri
21)Sagu türü ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) ‘’Sığır’’ şölenlerinde sevinç ve çoşkuyla söylenir.
B)Ölen kişiler için yazılır.
C)İslam öncesi Türk edebiyatına özgü ürünlerdendir.
D)Bu tür şiirler ‘’yuğ’’ diye anılan yas törenlerinde okunur.
E)Hece ölçüsü kullanılır.
22) Mutlaka bir ezgiyle söylenir.Kimin düzenlediği genellikle bilinmez.Bireysel toplumsal bir üzüntü dile getirilir.Asıl sözlerinin bulunduğu yere bent, her bendin sonunda tekrarlanan bölümlere de ‘’kavuştak’’ adı verilir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden söz edilmektedir?
A)Koşma B)Güzelleme C)Türkü D)Mani E)Ninni
23)Aşağıdakilerden hangisi gazelin özelliklerinden değildir?
A)Güzellik,aşk, şarap, kadın konularını işler.
B)Makta beytinde şairin mahlası bulunur.
.C)Din ve devlet büyüklerini övmek için yazılırlar
D)Kafiye şeması ‘’aa/ba/ca…’’şeklindedir.
E)Fuzuli ve Baki tanınmış gazel ustalarıdır.
24) Türk edebiyatındaki ve dünya edebiyatındaki gazel ustaları aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
A)Nedim – Yahya Kemal
B)Cenap Şahabettin – Ömer Hayyam
C)Kadı Burhaneddin – Mevlana
D)Azmizade Mustafa Haleti-Ömer Hayam
E)Namık Kemal – Azmizade Mustafa Haleti
25)Aşağıdakilerden hangisi divan edebiyatının özelliklerinden değildir?
A) Gazel, kaside, mesnevi önemli nazım şekillerdir.
B) Açık, anlaşılır, sade bir dille yazılır.
C) Aruz vezni kullanılır.
D) Fuzuli, Baki ve Nedim divan edebiyatı sanatçısıdır.
E) Nazım birimi olarak beyit kullanılır.

NOT: Her soru dört puan değerindedir.Cevap anahtarına yapmadığınız işaretlemelerin hiçbir değeri yoktur.Lütfen cevap anahtarına işaretleme yapınız.
Başarılar…


Kadir GÜMÜŞ Türk Edebiyatı/Dil ve Anlatım Öğretmeni


1 A B C D E 14 A B C D E
2 A B C D E 15 A B C D E
3 A B C D E 16 A B C D E
4 A B C D E 17 A B C D E
5 A B C D E 18 A B C D E
6 A B C D E 19 A B C D E
7 A B C D E 20 A B C D E
8 A B C D E 21 A B C D E
9 A B C D E 22 A B C D E
10 A B C D E 23 A B C D E
11 A B C D E 24 A B C D E
12 A B C D E 25 A B C D E
13 A B C D E Başarılar










2009-2010 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TÜRKOĞLU ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ 9F SINIFI TÜRK EDEBİYATI DERSİ I. DÖNEM III. YAZILI SORULARIDIR.
Adı, Soyadı:
Sınıf, no:

1. Aşağıda verilen şiir parçalarını konularına göre türlere ayırarak, noktalı yere yazınız. (20p)

Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur
Anmasınlar adını candan anan dudaklar
Annen bile okşasa benim bağrım taş olur
……………………………

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe – i aklı eserinde
………………………………


Hülyana karışmasın ne şehir ne de çarşı
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an
Mademki kara bahtın adını koydu çoban
…………………………….

Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halini kimse sormuyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim
…………………………


2. “Çelikten kolunla tuttun elinden
Kaldırdın mustarip hasta vatanı
Cihan! Hayretle bak! Tarih eğil sen!
Ey âti, kemali “Kemal”de tanı”
Yandaki şiirle ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerin doğru ya da yanlış olduklarını karşılarına (D) veya (Y) şeklinde belirtiniz. (10p)

 Yukarıdaki dörtlük hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla yazılmıştır. (….)
 Şiir sarma kafiye düzeninde yazılmıştır. (….)
 Birinci ve üçüncü mısralar arasında tam kafiye vardır. (….)
 İkinci ve dördüncü mısralar arasında zengin (Tunç) kafiye vardır. (….)
 “Cihan! Hayretle bak!” ifadesiyle telmih sanatı yapılmıştır. (….)

3. Manzum olarak yazılmış tiyatro eserlerindeki şiirin türüne ne ad verilir? (15p)
………………………………………………………………………………


4. Bir damla su için göklere bakacaksın bazen
Yıldızlara dil dökeceksin sessizce
İncecik damarlarını
Sert derinliklere salacaksın
Yaşamak kolay değil ağacım
Yaşayacaksın
Yukarıdaki şiirin teması nedir. (10p)
…………………………...........




5. Aşağıda kaside ile ilgili olarak verilen bilgilerin doğru ya da yanlış olduklarını karşılarına (D) veya (Y) şeklinde belirtiniz. (10p)
Doğa güzelliklerinden söz eden nesib ya da teşbib bölümüdür. (….)
Şairin adının geçtiği bölüme tegazzül denir. (….)
Asıl konuya giriş yapmak için yazılan girizgah bölümüdür. (….)
Şairin kendisini övdüğü dizelerden oluşan fahriye bölümüdür. (….)
Kaside, AA, BB, CC, DD… şeklinde kafiyelenir. (….)


6. “Gül ateş, gül-bün ateş, cuybar ateş” (Kelimelerin anlamları: Gül-bün: gül ağacı, Gülşen: gül bahçesi, cuybar: nehir.)
Yukarıdaki mısradaki söz sanatlarını aşağıda verdiklerim arasından seçerek noktalı yerlere yazınız. (15p)

Kinaye- Teşbih- Tezat- Nida- Mübalağa- İstiare- Tenasüp- Tecahül-i Arif- Tekrir

1…………………….. 2……………………… 3………………………..





7. Aşağıda çeşitli koşmalardan parçalar verilmiştir. Sizden yapmanızı istediğim. Her koşma parçasının üstündeki boşluklara koşmanın konusuna göre türünü yazıp karşısına da açıklamasını yapmanızdır. Her bir kısa çizgi bir harf yerine geçmektedir.(20p)
_ _ _ _ _ _ _ _ _ : (Açıklaması)…………………………………………………………………………………………..
Dinleyin ağalar medhin eyleyim
Elma yanaklımın karakaşlımın
O gül yüzlerine kurban olayım
Dal gerdanlımın da sırma saçlımın Noksanî
_ _ _ _ _ _ _ _ _: (Açıklaması)……………………………………………………………………………………..........
Benden selam olsun Bolu Beyine
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar gümbür gümbür seslenmelidir Köroğlu

_ _ _ _ _ _ _ :
(Açıklaması)…………………………………………………………………………………………….
Nesini söyleyim canım efendim
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim. Serdarî
_ _ _ _ :
(Açıklaması)…………………………………………………………………………………………….
Sefil baykuş ne gezersin bu yerde
Yok mudur vatanın illerin hani
Küsmüş müsün selâmımı almadın
Şeydâ bülbül şirin dillerin hani Kağızmanlı Hıfzî






BAŞARILAR DİLERİM!... Kudret ÇİÇEK
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

2009-2010 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TÜRKOĞLU ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ 9F SINIFI TÜRK EDEBİYATI DERSİ I. DÖNEM III. YAZILI SORULARIDIR.
1. Lirik-Didaktik- Pastoral- Satirik
2. DOĞRU- YANLIŞ- DOĞRU- DOĞRU- YANLIŞ
3. DRAMATİK ŞİİR
4. YAŞAMIN GÜÇLÜĞÜ
5. DOĞRU- YANLIŞ- DOĞRU- DOĞRU- YANLIŞ
6. TEŞBİH- TENASÜP-TEKRİR


7. Güzelleme: Doğa güzelliklerini sevgiyle içe içe işleyen lirik şiirlerdir. Kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için söylenen koşmadır.
Dinleyin ağalar medhin eyleyim
Elma yanaklımın karakaşlımın
O gül yüzlerine kurban olayım
Dal gerdanlımın da sırma saçlımın Noksanî
Koçaklama: Yiğitlik, kahramanlık, vuruşma konularını işleyen ve bu kavramları öven, koşma nazım şekliyle söylenen şiirlerdir.
Benden selam olsun Bolu Beyine
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar gümbür gümbür seslenmelidir Köroğlu

Taşlama: Toplumdaki bozuk yönleri, kişilerin eksikliklerini, zaafları eleştirmek için söylen koşmalardır. Bu şiirlerde şair son derece acımasızdır. Aksak ve eksik yönler açıkça eleştirilir.
Nesini söyleyim canım efendim
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim. Serdarî
Ağıt: Ölen bir kişinin ardından söylenen ve onun iyiliğinin, mertliğinin dile getirildiği koşmalardır.
Sefil baykuş ne gezersin bu yerde
Yok mudur vatanın illerin hani
Küsmüş müsün selâmımı almadın
Şeydâ bülbül şirin dillerin hani Kağızmanlı Hıfzî








Kudret ÇİÇEK
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni





:ka19::ka19::ka19::ka19::ka19::ka19::ka19:
Bir teşekkürü çok görmeyin LiciLoK Farkıyla..!
 
Teşekkürler.

Lütfen Link Koymayınız.. Reklam Yapmayınız..
 
güncel..!
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Geri
Üst