HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Heideggerin insan anlayışıyla ilgili en sık dile getirilen eleştiri, onun topluluk insanından ziyade, yalnız biri olduğu; gerçek varoluşunun başkalarıyla değil, kendisiyle ilişkisinde temin edilmiş olduğudur. Bu eleştiriyi Jaspers, Buber, Berdyaev, Marcel ve biraz faklı bir şekilde Sartre yapmıştır.
Buberin (İnsan ile İnsan Arasında) eleştirisi, en güçlü ifade edilenidir. Buber, şimdilerde Amerikada biraz moda olduğu için, onun eleştirisi de muhtemelen burada daha etkili olacaktır. Ne var ki o, Heideggerci insanın sırf kendisiyle değil; Varlıkla da ilişki içinde olduğunu ve Varlıkla ilişkisi sayesinde sahiciliğini kazandığını gözden kaçırmıştır.
Dindar bir hümanist olan Buber, Heideggerin Varlıkla ilgilendiğini; felsefi bir antropoloji kurmadığını gerçekten görmez. Heidegger açısından insan, Varlıka götüren sırf bir kapı, bir geçittir. Dolayısıyla böyle bir düşünce projesinin insan varoluşunun psikolojik olsun, sosyal olsun tüm somut çehrelerinin hakkını vermesi beklenemez. Heidegger, Jaspers ve Buber gibi, insanla ilgili bir felsefe yapmaz. Oysa Jaspers ve Buber, dinleyenlerindeki hakiki varoluşu uyandırmaya çalışan varoluş coşkucularıdırlar. Heidegger ise, ne eksik ne fazla, bir düşünürdür; onun yaşamını oluşturan temel proje, Varlıkla ilgili ağırbaşlı ve ciddi bir düşünüştür.
Her ne kadar Buberin itirazlarının şekli olarak bir anlamı yoksa da, bu yaşlı hahamın, problemin gerçekte nerede olduğunu sezinleyecek harika içgüdüleri vardır: O, problemin düşünür ile insanın birleşip tek şey oldukları o belirsiz sahada yattığını görmüştür. Heideeger sadece bir düşünür olmaya çalışmıştır ve bu yönüyle de aslında, Jaspers ve Buber gibilerinin fevkindedir; Amerikan dobralığıyla söylersek, onlar düşünür olarak Heideggerle aynı seviyede değillerdir. Fakat bir düşünür olmak, hatta Heideggerin olduğu gibi üstün bir düşünür olmak, bir insan olmak için yeterli değildir. Şayet düşünce, bize köklerimizi geri verebilse, Heideggerinki bunu yapardı; zira hiçbir düşünür gündelik yaşamda onun kadar kök salmamıştır; fakat açıkçası düşünce bunu yapamamıştır. Heidegger bizi ışık ve görüntüde nelerin olduğunu görebilmemiz için, hiçbir düşünürün yapmadığı kadar gerilere götürmüştür. İhtiyacımız olan, bir adım daha atmak ve her ışığın bir ateşe ihtiyacı olduğunu görmektir. İşte bu nedenledir ki, Heideggerden sonra, onun antik Dasein* iskeletine yeniden kan pompalayacak yeni bir Kierkegaarda ihtiyaç duymaktayız...
William Barrett, İrrasyonel İnsan
*Dasein: Dasein, heideggerin insana verdiği isim olup, Almancada Orada-Olmak anlamına gelmektedir. Heideggerin, insan varoluşuna ilişkin tanımlamalarının hemen hiçbir yerinde insan terimi geçmez; bunu yerine hep Dasein terimi kullanılır. Heideggerin bu tavrının nedeni, kendi zamanına dek süregelen insan anlayışından (sabit bir doğaya sahip belirli bir nesne ile karşı karşıya olduğumuz şeklindeki varsayım) kendini korumaktır.
