HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Böylece Minos, utancını gizlemek için canavarı bir hapishanede saklamaya karar verdi ve büyük yetenek sahibi ünlü mimar Daedalosun çizimiyle bir yer yaptı. Bu hapishane gözleri aldatan labirent geçitleriyle
OVİDÎUS, 1. YÜZYIL
Theseus ve Minotauros hikâyesinin (ki, bazı bölümleri İÖ 6. yüzyıl sonralarına kadar izlenebilir) İÖ 2. yüzyıl kaynağı Atinalı Apollodorosa göre Theseus, Atinanın eski bir kralıydı. Babası ölümlü kral Aigeus ise de, biyolojik babasının Tanrı Poseidon olduğu iddia edilmiştir. Theseusun hikâyesinin ana konusu bir gencin çeşitli güçlüklerle başederek ergenliğe erişmesidir. Yunan mitolojisinde çok rastlanıldığı üzere erkekliğe giden yol gurur, ironi ve hüzünle kaplıdır. Ancak bu hikâyenin başka bir tarihsel gerçeği var mıdır?
Theseusun Troizen köyünde doğumundan sonra Aigeus, yeğenleri Pallasoğullarının intikamından korktuğu için çocuğunu Atinaya götürmemişti. Troizenden ayrılırken, büyük bir kayanın altına kılıcını ve sandaletlerini gizlemiş ve karısı Aithraya çocuğu bu nesneleri kayanın altından tek başına çıkartacak kadar büyüyene ve güçlenene kadar köyde tutmasını söylemişti. Ancak bu işi başardıktan sonra Theseusun Atinaya babasının yanına gitmeye izni olacaktı. Theseus on altı yaşına geldiğinde güçlü kuvvetli bir delikanlı oldu. Annesi Aithra da onu kayanın yanına götürdü. Delikanlı kayayı kolayca kaldırıp babasının eşyalarını aldı. Bu görevi başardıktan sonra aldığı talimat uyarınca Atinaya gitmeye karar verdi. Aithra onun deniz yoluyla gitmesini istiyorsa da, Theseus haydutlar, yolkesenler ve vahşi hayvanlarla dolu tehlikeli kara yolunu seçti.
Beklenildiği gibi yol boyunca pek çok tehlikeyle karşılaştı ve hepsinin üstesinden geldi. Büyük gücünü ve kurnazlığını kullanan Theseus, başka kahramanlıkların yanı sıra Periphatesi öldürüp onun gürzünü elinden aldı, eşkıya Skironu yenerek denize attı, kötü yürekli Prokrustesi öldürdü, Crommionun vahşi dişi domuzunu imha etti
(Üstte) Theseus, Minotaurosa bu göz kamaştırıcı labirentin ortasında öldürücü darbeyi vurmaya hazırlanıyor. Salzburg yakınlarında bir Roma villasından mozaik, 400 yılları civarı. (Altta) İÖ yaklaşık 500-413 yıllarına ait Knossostan gümüş bir sikkede koşan Minatauros, efsane ile süregelen ilişkiyi gösteriyor.
ATİNANIN KAN BEDELİ: MİNOTAUROSU BESLEMEK
Theseus, Atinaya geldiğinde ülkesine çöken büyük bir felaketle karşılaştı. Uzun yıllar önce -Apollodoros, Troya Savaşından üç kuşak önce der- Girit Kralı Minosun oğlu Androgeas, Atinaya karşı bir savaşta öldürülmüştü. Kral Minos öfkesi ve yası için kan parası istedi ve Atinalılar da Giritle daha büyük bir çatışmaya girmemek için bunu kabul ettiler. Her yıl (efsanenin bazı anlatımlarında dokuz yılda bir kere) Atinalı yedi genç erkek ve yedi genç kız Girite götürülecekler ve burada yarı insan yarı boğa Minotaurosa yem olmak üzere verilecekler ve o da onları Labyrenthos (labirent) hapishanesinde öldürecekti.
nossos Sarayındaki bu duvar resminde bir törende genç cambazlar ve saldıran boğa. Bu tür uygulamalar Atina gençlerinin Minotaurosa kurban edilmeleri hikâyesinin temeli olabilir mi?
Minotaurosun kökeni Kral Minosun tanrıları kandırma boş çabasına kadar izlenebilir. Minos, tanrılara kurban edeceği kusursuz bir boğa için dua etmiş, Poseidon da buna razı gelmişti. Boğa o kadar muhteşem bir hayvandı ki, Minos onu kendine saklayıp daha az kusursuz bir hayvan kurban etmeye karar verdi. Poseidon, Minosun yaptığı işi anlayarak ona bir ceza verdi. Öfkeli Tanrının Minosun karısı Pasiphaeye yaptığı büyü nedeniyle kadın tanrısal boğaya âşık oldu. Boğayla birleşmesi sonrası hamile kalıp Minotaurosu doğurdu. Minos ünlü mimar Daedalosa Minotaurosun hapsedileceği karmaşık bir Labyrenthos inşa ettirdi ve böylece Girit halkı bu yarı insan yarı boğa yaratığın tahribatından korunmuş oldu.
Theseus Atinaya vardığında, son kurban grubu kendilerini Girite ve ölümlerine götürecek olan kara yelkenli gemiye binmek üzereydi. Theseus, Minotaurosu yenip bu korkunç kurban işine son vereceğine inanarak seçilmişlerden birinin yerine geçmek istedi. Kral Aigeus oğlunu vazgeçirmeye çalıştı ama sonunda bir şartla isteğini kabul etti: Theseus, Minotaurosu öldürüp Labyrenthostan kurtulabilirse Girit gemisiyle muzaffer olarak Atinaya dönerken babasının başardığım anlaması için kara yelkenler yerine beyaz yelkenler takacaktı.
Theseus ile diğerleri Girite varınca Labyrenthosa götürüldüler. Kral Minos ile Pasiphaenin kızı kurnaz Ariadne, Theseusu görür görmez ona âşık oldu ve Labyrenthosta kaybolmasını önlemek için basit bir strateji geliştirdi. Theseus uyumakta olan Minotaurosa erişinceye kadar kızın verdiği ipek iplik yumağını boşalttı. Minotauros uyandı ve çok şiddetli bir mücadeleden sonra Theseus canavarı öldürdü. Sonra ipi izleyerek kapıya ulaştı ve Atinaya döndü. Ancak ne yazık ki yelkenleri değiştirmeyi unutmuştu. Aigeus kara yelkenleri görünce, oğlunun öldüğünü düşündü ve acısından yüksek bir yardan denize atlayarak hayatına son verdi.
(Üstte) Genelde kalpsiz bir canavar olarak resmedilmesine rağmen G. F. Wattsın Minotaurosu burada hüzünlü görünmektedir. (Altta) Theseus, Minotaurosu öldürdükten sonra cansız gövdesi üzerinde dinleniyor. Antonio Canovanın heykeli, 1781-83.
THESEUS VE MİNOTAUROS: GERÇEK PAYI VAR MI?
Giritteki bu efsane konusunda herhangi bir arkeolojik kanıt var mıdır? Yarı insan yarı boğa yaratığı bir kenara bırakırsak Apollodorosun Giritte Kral Minostan söz etmesinin ilginç olduğunu görürüz. Giritte Knossosta 1900 yılında Sir Arthur Evansın başlattığı arkeolojik kazılar daha önce bilinmeyen bir uygarlığın varlığını ortaya çıkarmıştır. Evans buna Kral Minosun adıyla Minos uygarlığı adını vermiş ve doruk noktasına İÖ 50 ile 1420 arasında eriştiğini saptamıştır. Eski Giritlilerin boğaların nemli rol oynadığı bir dinleri vardı. Knossosta çok büyük bir Minos sarayındaki bir freskte bir dini tören olabilecek bir sahnede cambazlar bir boğanın üzerinde takla atmaktadırlar. Sarayın duvarları kireçtaşından stilize edilmiş büyük boğa boynuzlarıyla süslüdür. Sarayda bulunmuş tören kapları boğa başı biçiminde yapılmıştır. Knossos Sarayının planı da 20 bin metrekareye yayılmış yüzlerce, belki de bin odalı bir labirent görünümündedir. Bu gerçek bir labirent olup insanlar tapınak ile Minotaurosun Labyrenthosu arasındaki ilişkiyi çok eskiden beri kurmuşlardı. İÖ 500 yılında, tapınak çoktan terk edilmiş olduğu sırada Giritliler, bir yüzünde Minotauros bir yüzünde bir labirent olan paralar basmışlardı.
Bu nedenle Theseus ve Minotauros efsanesinin, efsane dürbünüyle bakılan gerçek bir tarih olayını taşıdığı düşünülebilir. Hikâye Yunanlıların Minos uygarlığına tabi olduğu bir dönemi yansıtıyor olabilir ve Minotaurosun Labyrenthosu da, Knossostaki kazılar sonrası ortaya çıkan Tunç Çağı saray-tapınağının karmaşık oda düzeninin mitolojik yorumu olabilir. Araştırmacılar Rodney Castleden ve J. Lesley Fitton, Theseusun Minotaurosu öldürüp Yunanlıların Minoslulara ödedikleri korkunç kan parasına son vermelerinin Yunan uygarlığının yükselerek Minosluların Tunç Çağı boyunduruğundan kurtulmalarının efsanevi bir mecazı olduğunu iddia etmektedirler.
Girit dönüşü Theseusun kral oluşu, tanrıça Athena şerefine Panathencia, Poseidon şerefine de İsthos şenliklerini düzenlemesi, halkın çıkarlarını gözeten, zenginlerle soyluların ayrıcalıklarını kısıtlayan toplumsal yasalar çıkarması, bir yanda çeşitli yiğitliklerini sürdürmesi, hatta arkadaşı Lapith kralı Peirithosla birlikte Argonautların seferlerine katılması, Kalydon avına gitmesi, Oidipusu Attikaya kabul edip rahatça ölmesini sağlaması başka efsanevi özelliklerindendir.
(Üstte) Knossostan boğa başlı törensel sıvı kabı. Minosluların sanatında sık sık boğa simgelerine rastlanılması bunların büyük dini önemlerine işaret etmektedir. Yunanlıların yarı insan yarı boğa Minotauros efsanesinin kaynağı bu olabilir. (Altta) Knossos Sarayının planı: Merkezdeki büyük bir avlu çevresinde koridorlardan ve odalardan oluşan bir labirent.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 67
