- Katılım
- 17 Tem 2009
- Konular
- 7,518
- Mesajlar
- 38,388
- Reaksiyon Skoru
- 2,889
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 10 Ay 26 Gün
- Başarım Puanı
- 405
- MmoLira
- -54
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
2 yıl önce yerin altına - nüfuz eden yeni radarın gizli tasnifinin kaldırmasından beri, en şaşırtıcı veriler dünyanın çeşitli kısımlarındaki kompleks ve yeraltı labirent sistemlerinden ortaya çıktı. Güney Amerikadaki Guatemala gibi yerlerde, Tikaldeki Maya piramit kompleksinin altında ülkenin diğer ucuna kadar 800 km yayılan tüneller haritalandı. Araştırmacılar, yarım milyon Maya yerlisinin kültürlerinin büyük kısmının yok oluşundan nasıl kaçtıklarını anlamanın mümkün olduğunu belirtmekteler.
Benzer şekilde, SIRA radarı 1978 in başlarında Mısırda konuşlandırıldı, Mısır piramitlerinin altında olağanüstü bir yeraltı kompleksi haritalandı. Mısırın eski başkanı Sedat ile yapılan anlaşmalar çok gizli kazıların otuz yılı ile sonuçlandı. Avustralyadaki son zamanlarda yapılan bir toplantıda, Giza projesindeki kilit bilim adamlarından biri olan Dr. Jim Hurtak DERİNLİĞİN ODALARI olarak adlandırılan çalışmanın filmini gösterdi.
Film 15,000 yıl eski olan Giza platosunun altındaki bir çok seviyelere erişen engin bir megalitik metropolün keşfini gösteriyor. Yeni Çağin diğer ilgilileri Sfenksin sol pençesinin altındaki gizli bir oda ile ilgili spekülasyon yaparken, Tanrıların Şehri aşağıda yayılmış olarak duruyor. Hidrolik yeraltı su yolları ile, film Nil Vadisinin boyutunda, kocaman odaları, oyulmuş çok büyük heykellerle birlikte en büyük katedrallerimizin bölümlerini (boyutlarını) gösteriyor. Yaşamlarını riske atarak, ışıkları ve kameraları ile araştırmacılar, ilerdeki mühürlenmiş odalara girmek için yeraltı nehirlerini ve kilometrelerce uzunlukta gölleri lastik botları ile dikkatle geçiyorlar. Binlerce yıl öncesine ait önemli miktarda kayıtlar ve insan eliyle yapılmış şeyler bulundu.
Tufandan hemen sonra, şimdiki zaman döngüsünün şafağında, Mısırlıların Zep Tepi olarak adlandırdığı bir devirde, İlk Zamanlarda, uygarlığın ilk adımlarındaki hayatta kalanları inisiye etmek için bir grup gizemli tanrılar ortaya çıktı. Mısırda Thoth ve Osiristen, Amerikada Quetzacoatal ve Viracochaya, dünya çapındaki gelenekler çağdaş uygarlığın başlangıcını/kökenlerini bu sofistike (karmaşık/gelişmiş) gruba atfeder.
Dünya etrafından kanıtlar, bu insanların önceki uygarlığın yüksek-teknolojili hayatta kalanları olduğunu gösteriyor. Kendi uygarlığımızın nükleer yeraltı sığınakları ve gizli araştırma yetenekleri/olanakları gibi, toz (bulutu) çöktükten sonra, yeraltı Tanrı şehirlerinden ortaya çıkanlar vardı. Bunlar, Genesiste bahsedilen Enoch ve Methuselah gibi, tufandan önceki piskoposlar/kabile reisleri, devler ve eskinin kahramanları idi. Kadim Sümerin, Mısırın ve Hindistanın esrarengiz tanrıları, hepsi Tufandan önceki şaşılacak/inanılmaz zamanlardan sesleniyor.
Bu, bizimkinin ötesinde olan bir uygarlığın ve teknolojinin mirasıdır. Sfenksin ve piramitlerin sadece yüzey işaretleyici olduğu, engin bir yeraltı şehrini yaratabilen bir teknoloji. Proje bilim adamı Dr. Jim Hurtak, bunu ileri dünya dışı bir kültür ile temasın etkisine benzetiyor. O, bunu son dünya kargaşası/düşüşü tarafından tahrip olan, Atlantis uygarlığı olarak adlandırılan, Dördüncü Kök ırkın keşfi olarak tanımlıyor. Bu, Dr. Hurtakın Anne- Baba uygarlık olarak sözettiği, tüm lisanların, kültürlerin ve dinlerin tek bir ortak kaynağın izini sürdüğü açık/anlaşılır bir kanıtı sunuyor.
Yerin altındaki teknoloji, makine teknolojisinin ötesindedir. Arthur C. Clarkeın bir zamanlar şaka yaptığı gibi kendi teknolojimizin ötesindeki herhangi bir teknoloji bize sihir gibi görünür. Dr. Hurtaka göre, bu, genetik kodun şifresini çözen ve fiziksel spektrumun anahtarlarına sahip bir kültür idi, eskilerin Daha Yüksek Işık Fiziği... kadim Gılgamışın çöl topraklarındaki Mashu Dağının altındaki tünelleri aramak için kayıp Tanrıların Şehrine yolculuğundaki aramaya gittiği her şey.
Dr. Hurtak ışığın lisanından ve ismi ENOCH olan, Büyük Piramit Kompleksinin inşasında adı geçen önceki zaman döngüsünün (devrinin) büyük rahip - bilim adamından söz eder. Hurtak büyük bir spiritüel bilimi, yıldızlara genetik bir merdiveni tanımlayan bir bilimi ima eder.
Rahip - bilim adamı Enoch önceki zaman devrinin en ünlü karakterlerinden biri olan tufan öncesinden bir patrik/piskopos/kabile reisidir. Methuselahın babası ve Nuhun büyük dedesi olan Enochtan İncilde alfabenin ve takvimin yaratıcısı olarak, efsanevi Yahwehin Şehrinin orijinal Zionun mimarı olarak bahsedilir. Enoch ayrıca Lord tarafından yukarı alınan (uzaylılar tarafından) ve dünyanın ve cennetin sırlarının gösterildiği tarihin ilk astronotudur. O, tüm insanlık için tartılar ve ölçüler ile dünyaya geri döner.
Mısırlıların Thoth olarak bildiği Sihrin ve Zamanın Lordu ve Yunanlıların Hermes olarak bildiği Tanrıların habercisi, o ölümsüzlüğün gizini arayan ve geri döneceğine söz veren, mistik Avalonda bir elma ağacında ortadan yok olan esrarengiz büyücü Merlin olarak Celtic (Kelt) geleneğinde bile hatırlanır.
Ölümsüzlüğe ulaşan, nasıl tanrılar gibi olabileceğimizin gizine ulaşan biri olarak, Thoth/Enoch zamanın sonunda kutsal toprağın kapılarının anahtarları ile geri döneceğini vaat eder. İlk dini liderler tarafından İncilden çıkarılan Enochun kayıp Kitaplarını ortaya çıkaran, tartışmaya yol açan Ölü Deniz Tomarlarında, Enoch yüksek bilginin anahtarlarını yanlış kullanan ve kendisini son afetten kurtaramayan geçmişteki hayret verici uygarlığı tarif eder. Hem gerçek anlamıyla hem de mecazi olarak onlar anahtarları kaybetti, onlar tüm yüksek bilgiyi kaybetti.
Bir çok gelenek ile, hatta Maya efsanesi Quetzacoatal ile, Enoch şimdiki zaman döngüsünün sonu olan, Zamanın Sonunda bu bilginin geri döneceğini vaat eder. İncildeki ifşaatlar, şimdiki dünyanın sonunda her şeyin açığa çıkacağını vaat eder. Mısırdaki ve dünyanın diğer bölgelerindeki olağanüstü keşifler sadece ileri bir teknolojiyi değil, bizim şimdiki durumumuzun ötesine tekamülsel yolu tanımlar.
Dünyanın kilit piramit sitelerinin dikkatli bilimsel incelemesi onların sadece gezegenlerin ve yıldız sistemlerinin pozisyonlarını yansıtan yapılar olmadığını, aynı zamanda insan bedeninin çakralarını ve harmonik boşluklarını taklit etmek için dizayn edilen karmaşık harmonik yapılar olduğunu ortaya çıkarıyor. Hatta, Büyük Piramitin içindeki her bir taş özel bir frekansa veya müzik ses tonuna (perdesine) harmonik olarak uyumludur. Büyük Piramitin merkezindeki lahit, insan kalp atışının frekansına uyumludur.
Dr. Hurtak ve arkadaşları tarafından yönetilen Büyük Piramitte ve Güney Amerikada diğer sitelerde yapılan şaşırtıcı deneyler piramitlerin sesle - aktive edilen jeofiziksel bilgisayarlar olduğunu gösteriyor. Özel kadim sesler tonlanarak, bilim ekibi piramitlerin üzerinde ve içinde görünür sürekli ışık dalgaları üretti ve hatta şimdiye dek, erişilemez odalara da nüfuz ettiler. Arka arkaya gelen keşifler, kadim rahip - bilim adamlarının tapınak yapıları içinde bir çeşit harmonik ses teknolojisi kullandığını gösteriyor.
Enocha ait kayıp bilgiler ana lisanı Işığın lisanı olarak ortaya çıkarıyor. Eskilerin Hiburuolarak bildiği bu lisan ilksel çekirdek lisandır, bu zaman döngüsünün başlangıcında ortaya çıkmıştır. Modern araştırmalar en eski formdaki İbranicenin beynin phosphene ışığı (alevi) modellerinden ortaya çıkan doğal bir lisan, alfabetik formlar olduğunu doğrular. Gerçekte, aynı şekiller dönen bir vorteksten doğmuştur. O, bizim sinir sistemimizden akan gerçek bir ışık lisanıdır.
Fiziksel dünyanın doğal dalga formu geometrilerini şifre ile yazan Hiburu, ışığın dalga formu özelliklerini taklit eden harmonik bir lisandır. Enochun anahtarları ses anahtarları, realitenin kendisinin - mitsel Dünyanın Gücü - titreşimli matrisinin anahtarları olarak ortaya çıktığından bahseder. Enocha ait bilgi, sinir sistemini direkt olarak etkileyebilen ve olağanüstü şifa ve yüksek bilinçlilik durumları etkisi üreten kadim mantralar ve tanrı isimleri ile kodlanmış sonik (sesle ilgili) denklemleri tanımlar.
Kadim bir metnin belirttiği gibi, eğer tanrılar ile konuşacaksanız, önce tanrıların lisanını öğrenmeniz gerekir.
Torahta (Tevrat) tasvir edilen kadim kabalistik Hayat Ağacı, DNA, şimdi sabit bir teyp kaydı olmaktan çok, yaşayan/canlı titreşen bir yapı olarak düşünülüyor. Bir çok modern bilim adamı, DNAya ışık, radyasyon, manyetik alanlar veya sese ait (sonik) etkiler (çarpmalar) ile değiştirilebilen parıldayan dalga formu konfigürasyonu olarak bakıyor. Thoth/Enochun mirası eskilerin harmonik biliminin, Işığın lisanının DNAyı gerçekten etkileyebildiğini belirtiyor.
Mısırdaki kanıtlar bunun Mısırlılar tarafından teşebbüs edilen 6,000 yıllık genetik deney olduğunu belirtiyor, ölümsüzlük ve yıldızları arayış, Gılgamış tarafından çok uzun zaman önce başlatılan, eskinin büyükleri tarafından tanımlanan bir arayış. Mısırlılar, çoğu ilksel Hıristiyan tercümanların düşündüğü gibi ölümden sonraki yaşama çok fazla bağlanmamışlar, daha yüksek tipte bir insan yaratmaya odaklanmışlardır. Bir çok kadim kültür ile birlikte, onlar DNAnın yıldızlardan geldiğine, yani kökenimizin dış uzaydan geldiğine ve geri dönmelerinin kaderleri olduğuna inanıyorlardı.
Thoth/Enochun bilgisi, insanların şimdiki dünyasal şekillerimizin ötesine tekamül etmesinin istendiğini (niyet edildiğini) ima eder, İncilin bize söylediği gibi, biz meleklerden daha büyük olabiliriz. Mısırlılar, Orionun Büyük Gözünün ötesine yolculuk yapan ve insanların arasında tanrılar gibi yürümek için geri dönen, Enoch gibi ara sıra ortaya çıkan varlıkların, Yıldızlarda yürüyenlerin hikayelerini kaydeder. Modern bilinçlilikten, yarı - ilahi varlıklar gibi, kadim metinlerin ısrar ettiği gibi, tanrılar gibi olmamızın kaderimiz olması mümkün müdür ? Mayaların Işığın Lordları ve Mısırlı/Tibetli Parıldayanlar gerçekte insanın daha yüksek bir formu mudur ?
Bir çok dünya efsanesine göre, güneş sistemimizin galaksinin merkezinin etrafındaki 26,000 yıllık zodyaksal yörüngesinin 13,000 yıllık yarı - noktasında, herbir zaman döngüsünün başında ve sonunda, böyle varlıkların düzenli olarak geri döneceği öne sürülüyor. Galaktik yörüngemizdeki koşullardan dolayı, bu 13,000 yıllık araların veya dünyaların afetsel büyük değişiklikler ile ayrıldığı görülmektedir.
Galaktik yörüngemizin Anka Kuşu Döngüsü olarak adlandırılanı tanımlayan Büyük Piramitin taş takvimine göre, şimdiki zaman periyodu (bizim şimdiki takvimimize dönüştürülünce) 2012 yılında sona eriyor. Yunanca sözcük Anka, Mısır sözcüğü Pa Hanok tan türetilmiştir, bu, gerçekte Enochun Evi anlamına gelir.
Enocha ait bilgi, bu düzenli afetsel değişikliklerin rahim gezegenden göç etmeden önce, dünyadaki yaşam formlarının bir sonraki tekamülsel aşamaya geçişini hızlandırmak için aracı/temsilci provokatör olarak davrandığını öne sürüyor. İnsan tekamülü önceden düşünülenden daha hızlı ilerleyebilir. Kanıtlar şimdi ortaya çıkıyor ve fiziksel süreklilikte üstat olan ve bu dünyanın ötesine ilerlemiş olan bizden önceki uygarlıkları kaydediyor. Ayrıca başaramayanlar da vardı. Bizim de, bunu başarma veya başarısız olma gibi eşit fırsatımız var.
Mısırdan ortaya çıkan keşifler, kadim rahip - bilim adamları tarafından gezegenin tektonik levhalarını stabilize etmek için müzikal bir sistem olarak kullanılan kilit enerji meridyenleri üzerinde anten gibi kurulmuş, tarih öncesi dünya çapında piramit tapınağı sistemini tanımlıyor... Dünyanın yolu veya Dünyanın gücü anlamına gelen anadil sözcüğü Jedaiah tan, kadim Jedai rahipleri gezegeni dev bir harmonik çan gibi çalmak için (akord etmek için) Işığın lisanını kullandılar. Bunların çoğu, bu zaman döngüsünün son günlerinde yeniden keşfediliyor.
Omega Vakfından Dr. Jay Franzın sözleriyle, ona isim vermeye cesaret etmesek bile, dünya sahnesi üzerinde olması çok yakın birşeylerin evrensel bir hissi var.
Kathleen Donaldson - Yeniçağ Bilimler
Benzer şekilde, SIRA radarı 1978 in başlarında Mısırda konuşlandırıldı, Mısır piramitlerinin altında olağanüstü bir yeraltı kompleksi haritalandı. Mısırın eski başkanı Sedat ile yapılan anlaşmalar çok gizli kazıların otuz yılı ile sonuçlandı. Avustralyadaki son zamanlarda yapılan bir toplantıda, Giza projesindeki kilit bilim adamlarından biri olan Dr. Jim Hurtak DERİNLİĞİN ODALARI olarak adlandırılan çalışmanın filmini gösterdi.
Film 15,000 yıl eski olan Giza platosunun altındaki bir çok seviyelere erişen engin bir megalitik metropolün keşfini gösteriyor. Yeni Çağin diğer ilgilileri Sfenksin sol pençesinin altındaki gizli bir oda ile ilgili spekülasyon yaparken, Tanrıların Şehri aşağıda yayılmış olarak duruyor. Hidrolik yeraltı su yolları ile, film Nil Vadisinin boyutunda, kocaman odaları, oyulmuş çok büyük heykellerle birlikte en büyük katedrallerimizin bölümlerini (boyutlarını) gösteriyor. Yaşamlarını riske atarak, ışıkları ve kameraları ile araştırmacılar, ilerdeki mühürlenmiş odalara girmek için yeraltı nehirlerini ve kilometrelerce uzunlukta gölleri lastik botları ile dikkatle geçiyorlar. Binlerce yıl öncesine ait önemli miktarda kayıtlar ve insan eliyle yapılmış şeyler bulundu.
Tufandan hemen sonra, şimdiki zaman döngüsünün şafağında, Mısırlıların Zep Tepi olarak adlandırdığı bir devirde, İlk Zamanlarda, uygarlığın ilk adımlarındaki hayatta kalanları inisiye etmek için bir grup gizemli tanrılar ortaya çıktı. Mısırda Thoth ve Osiristen, Amerikada Quetzacoatal ve Viracochaya, dünya çapındaki gelenekler çağdaş uygarlığın başlangıcını/kökenlerini bu sofistike (karmaşık/gelişmiş) gruba atfeder.
Dünya etrafından kanıtlar, bu insanların önceki uygarlığın yüksek-teknolojili hayatta kalanları olduğunu gösteriyor. Kendi uygarlığımızın nükleer yeraltı sığınakları ve gizli araştırma yetenekleri/olanakları gibi, toz (bulutu) çöktükten sonra, yeraltı Tanrı şehirlerinden ortaya çıkanlar vardı. Bunlar, Genesiste bahsedilen Enoch ve Methuselah gibi, tufandan önceki piskoposlar/kabile reisleri, devler ve eskinin kahramanları idi. Kadim Sümerin, Mısırın ve Hindistanın esrarengiz tanrıları, hepsi Tufandan önceki şaşılacak/inanılmaz zamanlardan sesleniyor.
Bu, bizimkinin ötesinde olan bir uygarlığın ve teknolojinin mirasıdır. Sfenksin ve piramitlerin sadece yüzey işaretleyici olduğu, engin bir yeraltı şehrini yaratabilen bir teknoloji. Proje bilim adamı Dr. Jim Hurtak, bunu ileri dünya dışı bir kültür ile temasın etkisine benzetiyor. O, bunu son dünya kargaşası/düşüşü tarafından tahrip olan, Atlantis uygarlığı olarak adlandırılan, Dördüncü Kök ırkın keşfi olarak tanımlıyor. Bu, Dr. Hurtakın Anne- Baba uygarlık olarak sözettiği, tüm lisanların, kültürlerin ve dinlerin tek bir ortak kaynağın izini sürdüğü açık/anlaşılır bir kanıtı sunuyor.
Yerin altındaki teknoloji, makine teknolojisinin ötesindedir. Arthur C. Clarkeın bir zamanlar şaka yaptığı gibi kendi teknolojimizin ötesindeki herhangi bir teknoloji bize sihir gibi görünür. Dr. Hurtaka göre, bu, genetik kodun şifresini çözen ve fiziksel spektrumun anahtarlarına sahip bir kültür idi, eskilerin Daha Yüksek Işık Fiziği... kadim Gılgamışın çöl topraklarındaki Mashu Dağının altındaki tünelleri aramak için kayıp Tanrıların Şehrine yolculuğundaki aramaya gittiği her şey.
Dr. Hurtak ışığın lisanından ve ismi ENOCH olan, Büyük Piramit Kompleksinin inşasında adı geçen önceki zaman döngüsünün (devrinin) büyük rahip - bilim adamından söz eder. Hurtak büyük bir spiritüel bilimi, yıldızlara genetik bir merdiveni tanımlayan bir bilimi ima eder.
Rahip - bilim adamı Enoch önceki zaman devrinin en ünlü karakterlerinden biri olan tufan öncesinden bir patrik/piskopos/kabile reisidir. Methuselahın babası ve Nuhun büyük dedesi olan Enochtan İncilde alfabenin ve takvimin yaratıcısı olarak, efsanevi Yahwehin Şehrinin orijinal Zionun mimarı olarak bahsedilir. Enoch ayrıca Lord tarafından yukarı alınan (uzaylılar tarafından) ve dünyanın ve cennetin sırlarının gösterildiği tarihin ilk astronotudur. O, tüm insanlık için tartılar ve ölçüler ile dünyaya geri döner.
Mısırlıların Thoth olarak bildiği Sihrin ve Zamanın Lordu ve Yunanlıların Hermes olarak bildiği Tanrıların habercisi, o ölümsüzlüğün gizini arayan ve geri döneceğine söz veren, mistik Avalonda bir elma ağacında ortadan yok olan esrarengiz büyücü Merlin olarak Celtic (Kelt) geleneğinde bile hatırlanır.
Ölümsüzlüğe ulaşan, nasıl tanrılar gibi olabileceğimizin gizine ulaşan biri olarak, Thoth/Enoch zamanın sonunda kutsal toprağın kapılarının anahtarları ile geri döneceğini vaat eder. İlk dini liderler tarafından İncilden çıkarılan Enochun kayıp Kitaplarını ortaya çıkaran, tartışmaya yol açan Ölü Deniz Tomarlarında, Enoch yüksek bilginin anahtarlarını yanlış kullanan ve kendisini son afetten kurtaramayan geçmişteki hayret verici uygarlığı tarif eder. Hem gerçek anlamıyla hem de mecazi olarak onlar anahtarları kaybetti, onlar tüm yüksek bilgiyi kaybetti.
Bir çok gelenek ile, hatta Maya efsanesi Quetzacoatal ile, Enoch şimdiki zaman döngüsünün sonu olan, Zamanın Sonunda bu bilginin geri döneceğini vaat eder. İncildeki ifşaatlar, şimdiki dünyanın sonunda her şeyin açığa çıkacağını vaat eder. Mısırdaki ve dünyanın diğer bölgelerindeki olağanüstü keşifler sadece ileri bir teknolojiyi değil, bizim şimdiki durumumuzun ötesine tekamülsel yolu tanımlar.
Dünyanın kilit piramit sitelerinin dikkatli bilimsel incelemesi onların sadece gezegenlerin ve yıldız sistemlerinin pozisyonlarını yansıtan yapılar olmadığını, aynı zamanda insan bedeninin çakralarını ve harmonik boşluklarını taklit etmek için dizayn edilen karmaşık harmonik yapılar olduğunu ortaya çıkarıyor. Hatta, Büyük Piramitin içindeki her bir taş özel bir frekansa veya müzik ses tonuna (perdesine) harmonik olarak uyumludur. Büyük Piramitin merkezindeki lahit, insan kalp atışının frekansına uyumludur.
Dr. Hurtak ve arkadaşları tarafından yönetilen Büyük Piramitte ve Güney Amerikada diğer sitelerde yapılan şaşırtıcı deneyler piramitlerin sesle - aktive edilen jeofiziksel bilgisayarlar olduğunu gösteriyor. Özel kadim sesler tonlanarak, bilim ekibi piramitlerin üzerinde ve içinde görünür sürekli ışık dalgaları üretti ve hatta şimdiye dek, erişilemez odalara da nüfuz ettiler. Arka arkaya gelen keşifler, kadim rahip - bilim adamlarının tapınak yapıları içinde bir çeşit harmonik ses teknolojisi kullandığını gösteriyor.
Enocha ait kayıp bilgiler ana lisanı Işığın lisanı olarak ortaya çıkarıyor. Eskilerin Hiburuolarak bildiği bu lisan ilksel çekirdek lisandır, bu zaman döngüsünün başlangıcında ortaya çıkmıştır. Modern araştırmalar en eski formdaki İbranicenin beynin phosphene ışığı (alevi) modellerinden ortaya çıkan doğal bir lisan, alfabetik formlar olduğunu doğrular. Gerçekte, aynı şekiller dönen bir vorteksten doğmuştur. O, bizim sinir sistemimizden akan gerçek bir ışık lisanıdır.
Fiziksel dünyanın doğal dalga formu geometrilerini şifre ile yazan Hiburu, ışığın dalga formu özelliklerini taklit eden harmonik bir lisandır. Enochun anahtarları ses anahtarları, realitenin kendisinin - mitsel Dünyanın Gücü - titreşimli matrisinin anahtarları olarak ortaya çıktığından bahseder. Enocha ait bilgi, sinir sistemini direkt olarak etkileyebilen ve olağanüstü şifa ve yüksek bilinçlilik durumları etkisi üreten kadim mantralar ve tanrı isimleri ile kodlanmış sonik (sesle ilgili) denklemleri tanımlar.
Kadim bir metnin belirttiği gibi, eğer tanrılar ile konuşacaksanız, önce tanrıların lisanını öğrenmeniz gerekir.
Torahta (Tevrat) tasvir edilen kadim kabalistik Hayat Ağacı, DNA, şimdi sabit bir teyp kaydı olmaktan çok, yaşayan/canlı titreşen bir yapı olarak düşünülüyor. Bir çok modern bilim adamı, DNAya ışık, radyasyon, manyetik alanlar veya sese ait (sonik) etkiler (çarpmalar) ile değiştirilebilen parıldayan dalga formu konfigürasyonu olarak bakıyor. Thoth/Enochun mirası eskilerin harmonik biliminin, Işığın lisanının DNAyı gerçekten etkileyebildiğini belirtiyor.
Mısırdaki kanıtlar bunun Mısırlılar tarafından teşebbüs edilen 6,000 yıllık genetik deney olduğunu belirtiyor, ölümsüzlük ve yıldızları arayış, Gılgamış tarafından çok uzun zaman önce başlatılan, eskinin büyükleri tarafından tanımlanan bir arayış. Mısırlılar, çoğu ilksel Hıristiyan tercümanların düşündüğü gibi ölümden sonraki yaşama çok fazla bağlanmamışlar, daha yüksek tipte bir insan yaratmaya odaklanmışlardır. Bir çok kadim kültür ile birlikte, onlar DNAnın yıldızlardan geldiğine, yani kökenimizin dış uzaydan geldiğine ve geri dönmelerinin kaderleri olduğuna inanıyorlardı.
Thoth/Enochun bilgisi, insanların şimdiki dünyasal şekillerimizin ötesine tekamül etmesinin istendiğini (niyet edildiğini) ima eder, İncilin bize söylediği gibi, biz meleklerden daha büyük olabiliriz. Mısırlılar, Orionun Büyük Gözünün ötesine yolculuk yapan ve insanların arasında tanrılar gibi yürümek için geri dönen, Enoch gibi ara sıra ortaya çıkan varlıkların, Yıldızlarda yürüyenlerin hikayelerini kaydeder. Modern bilinçlilikten, yarı - ilahi varlıklar gibi, kadim metinlerin ısrar ettiği gibi, tanrılar gibi olmamızın kaderimiz olması mümkün müdür ? Mayaların Işığın Lordları ve Mısırlı/Tibetli Parıldayanlar gerçekte insanın daha yüksek bir formu mudur ?
Bir çok dünya efsanesine göre, güneş sistemimizin galaksinin merkezinin etrafındaki 26,000 yıllık zodyaksal yörüngesinin 13,000 yıllık yarı - noktasında, herbir zaman döngüsünün başında ve sonunda, böyle varlıkların düzenli olarak geri döneceği öne sürülüyor. Galaktik yörüngemizdeki koşullardan dolayı, bu 13,000 yıllık araların veya dünyaların afetsel büyük değişiklikler ile ayrıldığı görülmektedir.
Galaktik yörüngemizin Anka Kuşu Döngüsü olarak adlandırılanı tanımlayan Büyük Piramitin taş takvimine göre, şimdiki zaman periyodu (bizim şimdiki takvimimize dönüştürülünce) 2012 yılında sona eriyor. Yunanca sözcük Anka, Mısır sözcüğü Pa Hanok tan türetilmiştir, bu, gerçekte Enochun Evi anlamına gelir.
Enocha ait bilgi, bu düzenli afetsel değişikliklerin rahim gezegenden göç etmeden önce, dünyadaki yaşam formlarının bir sonraki tekamülsel aşamaya geçişini hızlandırmak için aracı/temsilci provokatör olarak davrandığını öne sürüyor. İnsan tekamülü önceden düşünülenden daha hızlı ilerleyebilir. Kanıtlar şimdi ortaya çıkıyor ve fiziksel süreklilikte üstat olan ve bu dünyanın ötesine ilerlemiş olan bizden önceki uygarlıkları kaydediyor. Ayrıca başaramayanlar da vardı. Bizim de, bunu başarma veya başarısız olma gibi eşit fırsatımız var.
Mısırdan ortaya çıkan keşifler, kadim rahip - bilim adamları tarafından gezegenin tektonik levhalarını stabilize etmek için müzikal bir sistem olarak kullanılan kilit enerji meridyenleri üzerinde anten gibi kurulmuş, tarih öncesi dünya çapında piramit tapınağı sistemini tanımlıyor... Dünyanın yolu veya Dünyanın gücü anlamına gelen anadil sözcüğü Jedaiah tan, kadim Jedai rahipleri gezegeni dev bir harmonik çan gibi çalmak için (akord etmek için) Işığın lisanını kullandılar. Bunların çoğu, bu zaman döngüsünün son günlerinde yeniden keşfediliyor.
Omega Vakfından Dr. Jay Franzın sözleriyle, ona isim vermeye cesaret etmesek bile, dünya sahnesi üzerinde olması çok yakın birşeylerin evrensel bir hissi var.
Kathleen Donaldson - Yeniçağ Bilimler
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


