Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Geyik Muhabbeti Tarihi

zeyn0

Gönüllerin Admini
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
7 Eki 2010
Konular
9,213
Mesajlar
34,101
Reaksiyon Skoru
4,124
Online Süresi
0
Başarım Puanı
400
MmoLira
-39
DevLira
0
En İyi Cevap Puanı
0

RAGEFULLMT2 SUNUCUMUZ SÖZ VERDİĞİMİZ SAAT VE TARİHTE BETA OLARAK AÇILMIŞTIR!!! HEPİNİZİ SUNUCUMUZA TEST ETMEYE BEKLİYORUZ. KAYIT OLMAK İÇİN TIKLAYIN

1 -

Geyik muhabbeti için farklı farklı söylemler olsa da en bilindik açıklama şudur : Çok eskilerde köy kahvehanelerinde avcılar arasında koyu muhabbetler dönermiş. Avlanacak geyiğin kum gibi çok olduğu günlerde avcının biri ormana av için gidip eli boş dönünce arkadaşlarına küçük düşmemek için büyük bir geyik avladığını söylemiş. Ama avladığı geyiği gösteremeyince millet onunla günlerce dalga geçmiş. O günden sonra kim ava gitse, av dönüşü avlanan ne olursa olsun mutlaka kahkahaların havada uçuştuğu koyu bir Geyik muhabbeti dönermiş. 0rtaya genelde hoş ama boş ve kuru bir muhabbet çıkınca bundan aklıselim bazı avcılar ciddi anlamda rahatsız olmaya başlamış. Bir süre sonra avcılar bu konuda Geyik muhabbeti yapanlar ve yapmayanlar olarak ikiye bölünmüş.

2 -




4.Murat zamanında Tophane civarındaki kahvehaneler bıçkın delikanlıların ve kabadayıların mekanı olmuştu.Anlatacağımız olaydan kısa bir süre sonra 4.Murat'ın meşhur yasakları başladı...Tophane'de namı kendisinden büyük Avcılar Kahvesine 4 kişi geldi.Bu gençler, birgün önce vurdukları bir geyiği anlatmaya başladılar.2 metre boynuzları olan devasa bir geyikti bu.

Kahvedekiler gençlerle dalga geçmeye başladılar.Ancak gençlerden biri müdahale edip,2.5 metreden daha büyük olduğunu iddia etti.Aralarında başlayan kavga bütün kahveye ve kahve civarında oturan yakın arkadaşlarına sıçradı.9 kişi ölmüş o gün kahvede ve bir sürüde yaralı çıkmış.Bütün İstanbul günlerce bu geyiği konuşmuş.Haber 4.Murat'a gidince,padişah hemen emir vermiş....

Bundan sonra kahvehanelerde ve toplum içinde GEYİK MUHABBETİ yapmak yasaktır....


3 -



Avrupa'da "geyik muhabbeti" sözünün ondan geldiği rivayet edilen Alman asıllı hikaye yazarı Baron Münchausen, Kayseri'deki balmumu heykelleri sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor.

St. Petersburg (Leningrad) Balmumu Heykel Müzesi sanatçıları tarafından yapılan ve Kayserili sanatseverlerle buluşan balmumu heykelleri sergisinde dünyaca ünlü 43 kişinin heykelleri yer alıyor. Aralarında Atatürk'ün balmumu heykelinin de yer aldığı sergide, Avrupa'da "Palavracı Baron" olarak bilinen Alman asıllı hikaye yazarı Baron Münchausen'in heykeli de sanatseverlerle buluşuyor.

Baron Münchausen'in 1720'li yıllarda yazdığı asılsız hikayelerle palavracı olarak tanındığını belirten sergi organizatörü Jale Kuşhan, halkın dilinde dolaşan "geyik muhabbeti" sözünün de Münchausen'den geldiğini söyledi. Münchausen'in, hikayelerinden neden "palavracı" olarak anıldığının anlaşıldığını belirten Kuşhan, "Baron Münchausen, Alman asıllı bir hikaye yazarı. Baron, o yıllarda halk arasında 'palavracı' olarak biliniyor. Türkçe'ye çevrilen hikayelerinden okuduk ve gerçekten Baron'un yazdığı hikayelerin palavra olduğunu anladık. Mesela bir hikayesinde, 'Bir gün ormanda avlanmaya gittim ve karşıma bir geyik çıktı. Cephanem bittiğinden dolayı geyiği avlayamadım. Geyik de bana alay edermiş gibi baktı ve bende kiraz yiyordum. Kirazın çekirdeklerini tüfeğe koydum ve alnının ortasından vurdum. Geyik ilk başta biraz tökezledi ama kaçmayı başardı. Bir yıl sonra ormanda avlanırken bir geyik gördüm. Baktım geyiği tanıdım. Çünkü alnının ortasında kocaman bir kiraz ağacı vardı. Geyiği avladım ve kirazlarından yedim. Hayatımda yediğim en tatlı kirazlardı onlar' diye anlatıyor. Baron'un diğer hikayeleri de bunun gibi asılsız. Halk arasında 'geyik muhabbeti' sözünün Baron'un bu hikayelerinden geldiği söyleniyor" dedi.

Tıp tarihinde ölümcül psikolojik hastalık olarak bilinen "Münchausen Sendromu" hastalığının da Baron'un soyadından geldiğini ifade eden Kuşhan, "Münchausen Sendromu hastalığına yakalananlar, Baron'un palavracı bir hikaye yazarı olduğundan dolayı palavracı hasta, hastalık hastası olarak nitelendiriliyorlar. Aslında öyle bir hastalık yok, ama insanlar herkesi hasta olduklarına inandırarak defalarca ameliyat oluyorlar" diye konuştu.


4 -


Resneli Niyazi (Nam-ı diğer, .ok Yoluna Giden Niyazi)

Tarihimizde Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) Resneli Niyazi adı ile bilinen kişi bugün kullandığımız iki deyimin kaynağıdır;

"Geyik muhabbeti" ve "Ne şehit, ne gazi, .ok yoluna gitti Niyazi." Nasıl mı? Bakalım nasıl olmuş?


1873'te Resne'de doğan “Resneli Niyazi Bey”, fırtınalı kısa bir yaşam geçirdi. Harbiye Mektebi'ni bitirip teğmen rütbesi ile 1879 Osmanlı-Yunan savaşına katıldı. Savaşta büyük yararlık gösterip Üsteğmenliğe yükseltildi. Balkanlar'da ayaklanan Sırp ve Bulgar çetecilerle göğüs göğüse çarpışıp büyük şöhret kazandı. Vatanseverliği ve silahşörlüğü, imparatorlukta muazzam hayranlık uyandırdı. Evladı gibi sevdiği bir geyik ile dolaşıyordu.

İttihat ve Terakki gizli cemiyetinin devrim stratejisi doğrultusunda, 3 Temmuz 1908'de Selanik'ten 200 fedaisi dağa çıkarak Sultan 2.Abdülhamit'in istibdat rejimine karşı başkaldırdı. Bu olay Avrupa ülkelerinde ve ülke içindeki azınlıklarda büyük yankı yaptı. Adı Enver ile birlikte Hürriyet kahramanı olarak anılmaya başlandı. Balkan dağlarından padişaha "bre deyyus zalim" türünden yolladığı mektuplarla nam saldı. Meşrutiyetten sonra adına marşlar, şarkılar bestelendi.

Sultan Abdülhamit 1878'de ortadan kaldırdığı 1.Meşrutiyet rejimini, 23 Temmuz 1908'de yeniden ikinci kez ilan etmek ve Anayasa'yı (Kanunu Esasi) yürürlüğe sokmak zorunda kaldı. 24 Temmuz'da Meşrutiyet resmileşti. 2.Meşrutiyet'in sloganları “Hürriyet, Adalet, Eşitlik ve Kardeşlik” idi. Bu sloganlar, ne yazık ki imparatorluğun 10 yıl sonra batmasını durduramadı. Resneli Niyazi Bey, “Kahramanı Hürriyet” ünvanı ile dağdan şehre büyük gösteriler içinde indi. 31 Mart Olayı'nda yanındaki fedailerle Hareket Ordusu'na katıldı. İstanbul'a geldi. Hem Meşrutiyet hem de 31 Mart sırasında İstanbul’a gelen kuvvetlerin içerisinde Niyazi Bey en önde gidenler arasındaydı. Başındaki şapkanın üzerinde “Vatan Fedaisi” yazmaktaydı. Türk Yunan savasında gösterdiği başarı ve esir aldığı Rum askerlerinden dolayı kendisine Padişah yaverliği unvanı verilmek istenmiş ancak kendisi ,kazaskerin 13 yaşındaki oğluna da aynı unvan verilmesi üzerine bunu reddetmiştir.

İstanbul'un içinde serbestçe gezen geyiği, gazetelere konu oldu. Gazeteler siyaseti ve 1 Mart vakasını bir yana bırakıp, bugünün magazin gazetecileri misali, Resneli Niyazi beyin geyiğinden o ka dar çok bahsettiler ki, "geyik muhabbeti" deyimi doğdu.


İsyan bastırılınca Niyazi bey Resne'ye döndü. İttihat ve Terakki Fırkasının diğer ileri gelenleri gibi siyasete girmeyip, Resne'de çiftle çubukla uğraşmaya başladı. Ama Balkan Savaşı patlak verince birlikleriyle Cevdet Paşa ordusuna katıldı.

23 Temmuz'da ilan edilen Meşrutiyet'in anlamını anlatan bu 100 yıllık kartpostalda, devletin başındaki “Sultan Abdülhamit Han” ile onun iki baş muhalifi “Enver Bey” (Paşa) ile “Resneli Niyazi Bey” yanyana gösterilmiştir.
Balkan savaşından sonra, 17 Nisan 1913'te Arnavutluk'un'un Avlonya limanında İstanbul'a gitmek üzereyken İttihat ve Terakki Fırkası'nın kendisine gönderdiği "koruma"sı tarafından öldürüldü.

1913 yılı Nisan ayının 29’unda, yani 95 yıl önce Arnavutluk’un Avlonya limanına 8 kişi geldi. Sivil giyimliydiler. İstanbul’a kalkacak vapuru bekliyorlardı. İçlerinden biri bilet almaya gitmişti. Tam bu sırada üç el silah patladığı duyuldu. İki kişi yere yuvarlandı. Birkaç el daha ateş edildiği görüldü. Herkes kaçışmıştı. Orada bulunanlar, kırçıllı bir paltonun içindeki sivil giyimli şahsı zar zor tanıdılar. Bu, Resneli Niyazi Bey idi.

İttihat ve Terakki'nin kendisini İstanbul'a sağ salim getirsin diye, İstanbul'dan gönderdiği koruma, Niyazi beyi öldürdü. Acaba, İttihat ve Terakki ileri gelenleri mi Niyazi beyin İstanbul'a gelmesini istememişmiydi? Öldürülme sebebi karanlıkta kalması ve kendi koruması tarafından vurulması nedeniyle "Ne Şehittir Ne de Gazi, .ok Yoluna Gitti Niyazi" deyimi doğmuştur.


5 -




Mizah yazarı ve çizer Cihan Demirci'nin 1982 yılında dilimize, argomuza bir mizah tarzı olarak kattığı o iki sözcük: "GEYİK MUHABBETİ"

12 Eylül darbesinin henüz sıcaklığının yaşandığı bir dönemdi ve insanlar gece 11'de ışıkların sönüp, masaya hesabın geldiği içkili restoranlarda, meyhanelerde "N'OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ" şeklinde muhabbetlere başlamıştı. Ancak bu muhabbet, gece 12'de sokağa çıkma yasağının başlaması nedeniyle 11 civarında kapanan meyhanelerde pek de sağlıklı yapılamıyor, ülkeyi o gece kurtaranlar ertesi sabah kalktıklarında herhnagi birşey pek hatırlamıyorlardı. Sonra ertesi akşam gene aynı muhabbet sürüp gidiyordu, ta ki sokağa çıkma yasağına dek... İşte giderek, anlamını ve ciddiyetini yitiren, "boş" muhabbetler haline gelen bu karşılıklı konuşmalar, Cihan Demirci'nin "GEYİK MUHABBETLERİ" adını verdiği mizah köşesinde yepyeni bir mizah tarzı olarak karşımıza çıktı. Cihan Demirci'nin "Geyik Muhabbetleri"; duvar yazısı, gag, özdeyiş, şiir, düzyazı gibi pek çok türün karışımından oluşan bir mizah tarzıydı.

Cihan Demirci, "Geyik Muhabbeti" ile ilgili bir röportajda şunları söylüyor: "Mizahçının kaderidir bu, bir sözcük, bir deyim, bir terim uydurursunuz, aslında kullanım amacınız bambaşkadır ama toplum zaman içinde o sözcükleri alır, çekiştirir, çekiştirir, çekiştirir ve gerçek anlamının içini boşaltır. Sonra bir bumerang gibi size geri fırlatıp atar. "Geyik Muhabbeti"nde de vaziyet aynen böyle oldu. Bu iki sözcüğün toplumun elinde lastik gibi çekilip, içinin boşaltılmasına engel olamadım. Bu sözcükler 1990'lı yılların ortasından sonra benim yarattığım anlamını kaybetti, ben boş konuşmaları eleştirmek için kullanmıştım bu tanımlamayı. Ancak giderek sadece boş değil, dolu konuşmalara da geyik muhabbeti denilmeye başlandı. Hatta toplumumuz, 1990'lı yılların ortasından başlayarak muhabbeti tamamen bitip, .... sözcüğü sadece 'geyik' düzeyine indirdi, bu gidişle sondaki, iki harfi de gidecek ve 'gey' sözcüğüne kadar inecek sanırım!. Ben de bu tehlike yüzünden yaptığım mizah tarzına 90'lı yıllarda "Espirin" sonra da "Laforizma" adını taktım, bu sözcükler sanırım daha yerine oturmuş sözcükler oldu..."
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

unthinkinq

Level 43
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
22 Nis 2010
Konular
3,088
Mesajlar
47,898
Reaksiyon Skoru
5,339
Online Süresi
0
Başarım Puanı
360
MmoLira
-46
DevLira
0
En İyi Cevap Puanı
0
Hepsinin hikayesinde avlanmak olsada en mantıklısı 1.si geldi bana.

Teşekkürler
 

CrazyAlkan

Twitch.tv/CrazyAlkan
Telefon Numarası Onaylanmış Üye
Fahri Üye
Katılım
14 Eki 2010
Konular
14,622
Mesajlar
71,915
Reaksiyon Skoru
8,843
Online Süresi
7d 4h 54m
Başarım Puanı
678
Yaş
26
MmoLira
30
DevLira
0
En İyi Cevap Puanı
0
 

berkay190303

Level 11
TM Üye
Katılım
10 Mar 2011
Konular
747
Mesajlar
6,865
Reaksiyon Skoru
1,169
Online Süresi
0
Başarım Puanı
240
MmoLira
0
DevLira
0
En İyi Cevap Puanı
0
:) 1. si en mantıklısı geldi
 

' VincenzoLaquinta

Level 25
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
31 Ağu 2010
Konular
849
Mesajlar
21,842
Reaksiyon Skoru
1,765
Online Süresi
5h 45m
Başarım Puanı
303
Yaş
25
MmoLira
36
DevLira
0
En İyi Cevap Puanı
0
Paylaşım için teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Üst